Eleştirel kuram, kültüre daha çoğulcu ve demokratikleştirici olarak bakan liberal kuramların aksine, kültürün kitleleri pasifleştirici ve tüketimci kılan boyutlarına odaklanır. Dolayısıyla kültürün var olan düzeni olumladığını ve onun yeniden üretimine katkı sağladığını ileri sürer. Eleştirel kuram, kültürü toplumsal eşitsizlik ve iktidar ilişkileri bağlamında ele alır ve medyayı da bu kültürün oluşturan bir iktidar aygıtı olarak konumlandırır.
Eleştirel teori, Marx’ın üretim ilişkileri olarak nitelendirdiği ekonomik ve siyasal etkilerin, kültürü nasıl biçimlendirdiğini ele alır. Eleştirel kuram siyasi ve ekonomik iktidarların iletişim süreçlerine etkilerini deşifre eder. Ana akım kuramları, iletişimin gerçekleştiği bağlamı göz ardı ederken, eleştirel yaklaşımlar mesaja değil, onun üretildiği ekonomik ve siyasi bağlama odaklanır. Eleştirel kuram sömürü, artı değer, sınıfsal çatışma, sömürü ve iktidar ilişkilerini araştırmalarında dikkate alır.