Gözümüzle fiziksel olarak gördüğümüz ve kişisel algı sürecimizden geçirerek anlamlandırdığımız herhangi öge, imge olarak adlandırılır. Ambrose ve Harris’in tanımı da şöyledir: İmge: “Bir tasarımı canlandıran resimsel grafik öğeleri ifade eder. Bir sayfanın ana odağı veya bir yan öğe olarak olsun, imgeler bir mesajın iletilmesinde önemli bir rol oynar ve görsel hissinin oluşturulmasında işin önemli bir parçasıdır” İmgeler, temel olarak yaşanılanlara dair iletilmek istenilen anlatıyı taşıyan ve aktaran, fonksiyonel birer görsel unsur olmaktan, yazılı metinlerde sunulan argümanları desteklemeye ve/veya görsel tasarım veya metin dâhilinde görsel bir mola-boşluk alanı yaratmaya kadar çoklu işlev görme özelliğine sahiptir. İmgeler çok kuvvetlidir çünkü yazılı anlatım ile yüzlerce, belki binlerce kelime ile ifade edebileceğiniz bir iddiayı, tek bir imge ile aktarmak ve yüksek etki, geri dönüş almak mümkündür.
Görsel İletişim ve Kuramları — Ünite 2 Soru-Cevap
Görsel İletişim ve Kuramları (GIT301U) soru-cevapları.
İmge nedir? İşlevleri nelerdir?
İmgenin etkili olmasının nedeni nedir?
İmgeler yapısal olarak anlatıyı taşımanın yanı sıra, duygusal, kültürel ve olgusal farklı anlamları da barındırırlar. Ambrose ve Harris, imgelerin nasıl sunulduklarının, nasıl anlaşıldıklarına da etki ettiğini, bu bağlamda bir imgenin bilişsel ve gösteren olmak üzere iki türlü işlev görebildiğini ifade eder. İmge bilişsel anlam veya gösteren anlamdan birini veya ikisini birden kapsıyor olabilir. Bilişsel anlam imgenin ifade ettiği, bizim algıladığımız, öğrendiğimiz ve akıl yürüttüğümüz ilk içeriği temsil ederken, gösteren anlam ise yan anlam olarak çalışır. Yani imgede görünenden öte temsil edilen ikinci anlatıyı ve anlamı içermektedir.
İnsanlığın imgeler ile yaşadıklarını anlamlandırma, temsil etme ve aktarma ihtiyacını gidermek amacı ile yaptığı ilk çizimler nerede bulunmaktadır?
En eski çizimler, Fransa’nın güneybatısındaki Dordogne ilindeki Montignac köyü yakınlarında bulunan Lascaux Mağarası’nda yer almaktadır. Lascoux’da, Antik Çağlarda yaşayan atalarımızın avlandığına kanıt olarak, mağara duvarlarında çizili hayvan figürleri ve temsili av sahneleri, el ve insan imgeleri yer almaktadır. Böylelikle, mağaranın duvarlarına bu imgeleri çizen atalarımızın, gördüklerini algısal bir süreçten geçirip anlamlandırabildiklerini ve aktarmak üzere çizime dökebildiklerini anlamış oluruz.
Göbeklitepe Antik Yerleşkesi nerededir?
Göbeklitepe yerleşkesi, Şanlıurfa il merkezinin kuzeydoğusunda, Haliliye ilçesine bağlı Örencik köyü yakınlarında bulunmaktadır.
Göbeklitepe Antik Yerleşkesinde bulunan imgeler nelerdir? Ne anlatmaktadır? Hangi zamana aittir?
Çalışmalarda, Neolitik Dönem’e ait, boyları üç ila altı metre, ağırlıklarının da kırk ila altmış ton olduğu tahmin edilen, üzerlerinde yabani hayvanlara ait kabartma figürler yer alan T harfine benzer dikili sütunlar bulunmuştur. Gerçekleştirilen kazılar neticesinde, Göbeklitepe’nin insanlık tarihinin bilinen en eski yerleşkesi olduğu (MÖ 11.600) ve yerleşkenin kült merkezi olarak da adlandırılan, çoğunlukla dinî ritüeller için kullanılan bir alan referansı ile tasarlandığı değerlendirilmiştir.
Göbeklitepe Antik Yerleşkesinde bulunan imgelerin çeşitli olmasını Harari nasıl açıklamaktadır?
Mezopotamya bölgesinde bulunan zengin uygarlık ve inanç çeşitliliği, imgesel anlatıların da aynı şekilde çeşitliliğine neden olmuştur. Bu çeşitliliğin nedeni bölgenin, insanlığın avcı-toplayıcılıktan tarım devrimine doğru yerleşik hayata geçiş aşamasında (MÖ 12.500-9.500), coğrafi olarak merkez olmasıdır.
Zanaatkârların üretici sınıf olarak ortaya çıkışı hangi dönemdedir?
Yerleşik hayata geçiş, beraberinde yeni birçok günlük yaşam nesnesinin icadı, üretimi ve kullanımına yönelik ihtiyacı oluşturmuştur. Çanak, çömlek, vazo, tabak, ayakkabı, saban vb. yerleşik hayat ve tarımsal üretim ihtiyaçlarının yerine getirmesine yönelik bu ihtiyaç kaynaklı araç ve gereç üretimi de zanaatkârların bir üretici sınıf olarak varlık göstermesine yol açmıştır. Zanaatkârların temel malzemesi metal, deri ve toprak olarak ön plana çıkmış ve imgelerin temsil edildikleri mecralar da bu bağlamda yeni yerlerine doğru hareket etmiştir.
Zanaatkar sınıfını nasıl açıklanmaktadır?
Belirli bir ihtiyaca dönük kullanılacak olan araç ve gereci tasarlayıp üreten kişiye usta veya zanaatkâr denmektedir. Zanaatkârlar, dönemin en önemli üreten sınıfı olarak ustalık becerilerini kullanan ve bu beceriler neticesinde fonksiyonunu en iyi şekilde yerine getiren nesneler ile tarım devrimi sürecinin en önemli hızlandırıcılarından biri kabul edilebilir. Sennett’e (2013) göre zanaat, bir icra metodolojisidir. Yani ihtiyaca yönelik her türlü ustalığı sergileyebilen kişinin, bilgi ve deneyimini ham malzemeye aktararak hayat kazandırması şeklinde de yorumlanabilir. Dönem dâhilinde mesleğini icra eden zanaatkâr, ayakkabıcı, demirci, seyis, derici vb. ürettikleri nesnelerin isimleri ile anılan kişidir.
Atölye nasıl tanımlanmaktadır? Atölyelerin işlevleri nedir?
Bu mesleğin icrasının gerçekleştiği yere de atölye denir. Bu atölyeler, salt ihtiyaca yönelik ürün üreten yerlerden, zamanla sanatsal icranın da yapıldığı yerler olarak anılarak, anlamını genişletmiştir. Zanaatkâr, günlük yaşam nesnesi olarak ihtiyaç uyulan ürünleri üretirken, icrasının mükemmel olmasına özen gösterir. Bu özen ve ürününün üzerine eklediği işaret ve imgeler hem sanat eseri kavramına dair ilk estetik icra yaklaşımının temellerini hem de yaşanılanlara kanıt oluşturan imgelerin varlığının sürmesini sağlamıştır.
Sanatsal ürün formlarının ortaya çıkışı hangi dönemde ve nasıl olmuştur?
Antik Yunan uygarlığı (MÖ 500-300), yerleşik hayata geçişin ardından tarım devrimi olarak bilinen sürecin insanoğlu için oturmaya ve belli bir düzene girdiği dönemde, zanaat ürünlerindeki fonksiyonel amacı geliştirerek, imgelerin kuvveti ile daha estetik tarafları ön planda olan ve bugün bildiğimiz sanatsal ürün formlarına yakın üretim biçimleri sergilemiştir. Bu yaklaşım, Antik Yunan uygarlığı üzerinden, topraktan üretilen günlük yaşam nesnelerinin hem fonksiyonel hem de estetik bağlamda en güzel zanaat örneklerini görmemizi sağlar.
Papirüsün gelişiminde Mısır ve Çin’in katkısı nedir?
Mısır’da icat edilen ve günümüz kâğıdının ilk formu olan papirüs, özellikle Mısır başta olmak üzere dönemin anlatısının temel mecrasını oluşturmaktadır. Daha sonra papirüs, Çin kültür ve bilgisinin marifeti ile bugün bildiğimiz kâğıda doğru dönüşecektir. Antik Mısır’da kullanılmaya başlanan papirüs önemli bir imgesel aktarım mecrasına dönüşmüş ve Mısır hiyeroglifleri (imgesel anlatım kaynaklı antik yazı biçimi), ile de Mısır uygarlığının birçok anlatı ve eserinin günümüze kadar ulaşmasını ve hem sembolik hem de belge anlamları ile o dönemi anlamamızı sağlar.
Papirüsün insanlığa sağladığı olanaklar nedir?
Bir anlatı aktarım mecrası olarak papirüsün varlığı, üretimleri gerçekleştirenlere, taş, kil, metal gibi alanlara göre imgeleri çok daha kolay ve hızlı işleyebilme olanağı kazandırmıştır. Üstelik papirüs üzerine işlenen imgeler detaylı bir şekilde boyanabilmekte, imgeler incelikle çalışılabilmektedir. Arşiv veya taşıma söz konusu olduğunda ise mecranın katlanabilir olması büyük bir avantaj yaratmıştır. Tüm bu kolay kullanım ve üretim biçimi, imgenin iki boyutlu düzlemde de kuvvetini göstermesine ve gerek belge gerek ise yüksek bir estetik ürünü olarak kendisine eş zamanlı farklı yollar açabilmesine uygun zemin hazırlamıştır. İmgelerin kuvvetlendiği bu nokta, daha önce değindiğimiz zanaatkâr sınıfın da dikkatinden kaçmamış, ürünün fonksiyonel tutarlılığıyla birlikte üzerinde yer alan imgenin sembolik kuvvetinin birleştiği anda, imgeler ile olan ilişki bağlamı, sanat kavramıyla birlikte konuşulur olmuştur.
İmgelerin, kilise ve zenginlerin idaresinden kurtulması hangi yıl ve olayla olmuştur?
İmgelerin, kilise ve varlıklı aileler tarafından; ısmarlanan, özel olarak yaptırılan, yapım süreci takip edilen ve ücreti ödenen bir dolaşım nesnesine de dönüşmüştür, Bu durumda imgelerin dolaşımı nispeten kısıtlı olmuştur. İmgelerin bu tutsaklığı, ilk kez 1830 yılında açılan Berlin’deki Altes Müzesinin varlığı ile son bulmuştur.
Tasarımcı kimdir? Tasarımcı sınıfı nasıl ve hangi yıl doğmuştur?
Zanaatkâr ve sanatçılara 18. yüzyılda icra ettikleri süreç bağlamında eklenen icracı tasarımcıdır. Tasarımcı elindeki uygun teknolojiyi ve mecrayı kullanarak problem teşkil eden süreçlere çözüm getiren ve süreçleri düzenleyen kişi olarak tanımlanabilir ya da kısaca problem çözücü denebilir. Tasarımcı sınıfın doğuşu olarak 1760 yılını tarihte işaret etmek mümkündür. Bu tarih, sanayi veya endüstriyel devrim olarak bilinen sürecin de başladığı yıldır. Dönem boyunca teknolojik yeni buluşların etkisi ve üretimde buhar gücünün keşfi ile ilk adımları İngiltere’de atılan Sanayi Devrimi, çok hızlı bir tarihsel süreçte hem tüm icracı sınıfları hem kenti ve yaşantıları hem de tüm teknolojiyi derinden etkilemiş ve değişim kaçınılmaz olmuştur. Tasarımcı sınıfın icra yöntemi ve teknolojilerini daha iyi anlamak için önce endüstriyel devrim ve süreçlerine bakmak yerinde olacaktır.
Endüstriyel devrimler kitabınızda hangi sırayla yer almaktadır?
- Mekanik, Su ve Buhar Gücü
- Seri Üretim, Elektrik Gücü
- Bilgisayar, Otomasyon ve Robotik
- Siber Fiziksel Sistemler
Endüstriyel devrimlerin sonucunda kimler işçiye dönüşmek zorunda kalmıştır?
Birinci ve ikinci endüstriyel devrimin sonuçlarından biri zanaatkârın atölyesinin güç kaybetmesi şeklinde olmuştur. Kitlesel seri üretim karşısında, ustalık bilgi ve deneyimi ile el emeği ürün üretebilen zanaatkâr, var olan tüketim talebini karşılayamamış ve sonuç olarak çoğu zanaatkâr alanına dair ustalık bilgisini kullanabileceği tek yer olarak fabrikaya dahil olmak ve işçiye dönüşmek zorunda kalmıştır.
Endüstriyel devrimlerin sonucunda işçiye dönüşmeyen zanaatkarların yaşadıkları sorunlar nelerdir?
Birinci ve ikinci endüstriyel devrimin sonuçlarından etkilenmeyen zanaatkârlar ise mesleklerinin icrasını sürdürecek çırakları bulmakta ve yetiştirmekte güçlük çeker hâle gelmiştir. Bugün zanaatkârların durumu hâlihazırda aynı olmakla birlikte, yüzyıllar boyunca varlık nedenlerinden biri olan bilgi ve deneyime dayalı özel üretim yöntemi; tüketim toplumu bağlamında biraz daha çekici bir yere konumlanarak zanaatların kaybettiği değeri, seri üretime karşı orijinalite ile yeniden yakalar hâle getirmiştir.
Zanaatkârın deneyim birikiminden çıkan fabrikasyon olmayan imgenin özelliği nedir? Tüketiciye nasıl ulaşmaktadır?
Zanaatkârın deneyim birikiminden süzülerek çıkan imge, hiçbir fabrikasyon seri üretim nesnesinin sahip olamayacağı plastik değerden öte bir şeyi temsil etmeyi sürdürmektedir. Bu orijinalite ve biriciklik unsuru, zanaatkârın ürettiği imgeye yüksek katma değer sağlamakta ve tüketicisi tek ancak önemli bir farkla, atölyeye gitmek yerine ürünü Instagram üzerinden satın almaktadır.
Ilk ticari ışığa duyarlı fotoğraf filmini kim icat etmiştir? Filmi rulo hâline getirdikten sonra fotoğraf makinesi mekanizmasına hangi yılda yerleştirilmiştir?”
George Eastman imgeleri kayıt altına alıp saklayabilen ilk ticari ışığa duyarlı fotoğraf filmini icat eder. Bu filmi rulo hâline getirir ve adını “Kodak” koyduğu, bahsi geçen ilk basit fotoğraf Makinesi mekanizmasına 1888 yılında yerleştirir.
“camera obscura” hangi aracın atası sayılmaktadır? İşlevi nedir?
Fotoğraf kayıt cihazlarının tarihi, “camera obscura” olarak bilinen cihazın atasına kadar gitmektedir. İmgeleri çeşitli formlar ile görmeyi, başka yüzeylere yansıtmayı sağlayan optik ürünler olan lensler ve görüntüyü anlık veya çok kısa süreler ile içine hapsedebilen camera obscura ve türevi teknik ekipmanların gelişim süreci, 17. yüzyıl öncelerine kadar dayanan eski araştırma ve üretim biçimlerini kapsar.
Facebook’un internet kullanıcılarına hangi yıl arz edilmiştir?
2004 yılı ise imgelerin tarihi açısından başka bir önemli eşik olarak değerlendirilebilir. Bu tarih,
Facebook’un internet kullanıcılarına arz edildiği zamanı adreslemektedir. Facebook öncesinde, bugün sosyal medyanın ilk adımları olarak tanımlayabileceğimiz bir seri internet hizmetinden bahsetmek mümkündür. Ancak hiçbiri 2004 yılında Facebook’un yakaladığı kitlesel başarıya ulaşmamıştır. Facebook çıkışıyla birlikte kendi mecra alanını ve ortamını, bu ortamın etkileşim reflekslerini ve üretim biçimlerini de tasarlamış ve adlandırmıştır.