GİT206U-DİJİTAL GÖRÜNTÜLEME İŞLEME YÖNTEMLERİ
Ünite 8: Dijital Görüntü İşlemede Görsel Anlam
Giriş
İletilerin farklı iletişim kanallarında görsel olarak insanlığa ulaşması ve en etkili biçimde sunulması için görsel iletişim tasarımcıları rol aldılar. İletişimin tasarlanması hedef kitleye ulaşacak anlam ile iletinin, etkili biçimde görsel kültüre kazandırılması, paylaşılması bir görsel tasarımcının olmazsa olmaz görevidir. Göstergebilimsel bakış ve birikim hedeflenen tasarımın ortaya çıkmasında önemli bir gereksinimdir.
Görsel İletişimde Algı ve Algılama
İletişim Nedir?
İletişim biliminin birçok multidisipliner alanından tutun da sanata, tasarıma kadar pek çok alanın ve alan uzmanlarının ele aldığı ve sınır konulamayan çok geniş bir kavramdır. Bütün alanlarla sıkı bir diyalog hâlindedir. Latince commun -halk/topluluk- kökünden türetilmiş bir kavram olan communication (iletişim), “bilgi ve düşüncelerin değiş- tokuşunu” ifade eder. Dil literatürümüzde iletişim kavramı “ileti”, “iletme”, “iletişim” sözcüğünden türetilerek yapılmıştır.
Theodrson ve Theodrson’a (1969) göre, “İletişim; en az iki kişinin veya grupların toplum içerisinde sembollerle duygu, düşünce, heyecan, fikir veya eylemlerini birbirlerine aktarması olarak ifade eder”. Quail, ortaya koymuş olduğu tanımla iletişimin toplumsal etkileşimde önemli bir yeri olduğunu ve bu etkileşimin sembollerle gerçekleştiğini ortaya koyar. Oskay ise iletişimi insanlık için bir var olma ve bir varlık göstergesi gereksinimi olarak görür (1999: 7). Cüceloğlu, iletişime bakış açısını iyice genişleterek insan dışı var olan canlı ve nesnelerde de iletişimin gerçekleştiğini ortaya koymuştur. İletişimin sağlanabilmesi bir bildirinin veya mesajın gönderici ya da vericiler vasıtasıyla, bir alıcı ya da alıcılar grubuna, birtakım araçlarla ulaştırılması söz konusudur. İletişim yaşamsal ve sosyal gereksinimlerin de her aşamasında karşımıza çıkar. Özellikle sanat ve tasarım alanlarında iletişim neredeyse toplumsal varoluş için olmazsa olmaz bir kaynaktır.
İletişim Sistemleri
Çağımızda iletişim; birçok alanda biçimlenmiş ve sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma kapsamında, insanı insan yapan toplumsal/sosyal değerler de önemlidir. Bütün bu özellikler göz önüne alındığında Tablo 8.1.’deki gibi bir sınıflandırma mümkündür. Tablo 8.1.’de yer alan sınıflandırmanın kapsam ve içeriğini değişen dönüşen yaşam biçimleri ve teknolojiler üzerinden genişletmek olasıdır.
Görme ve Görsel İletişim
Görme duyumu ile oluşan görmek eylemi çevremizdeki nesne, olay ve olguların seçilen özelliklerini, algılayıp bellek üzerinde canlandırması sonucu oluşur. Görme duyumuz ile oluşan iletişim sürecinde, ilk olarak anlama daha sonra algılama ve kavrama süreci gelişir. Tüm tasarımlar, görseller, görüntüler görme eylemi üzerinden şekillenir.
Görsel iletişim, görme duyumuzun bir etkinliğidir. Gösterge, simge, sembol, işaret gibi kavramlar görsel iletişimin temel parçaları arasında yer alır. Bu gibi kavramlar gerek ifade edilirken gerekse de anlamlandırılırken, görsel kültürün, bilginin, deneyimlemenin ve ait olunan toplumun özelliklerinin büyük rolü vardır. Sözel dil o dilin konuşulduğu toplumlar tarafından anlaşılırken! Görsel dil neredeyse tüm toplumlar tarafından bir şekilde anlamlandırılır.
Sözel iletişimde merkez alıcı iken, görsel iletişimde merkez, “anlamlandırılan görseldir”. Görsel iletişimin temel amacı hedeflenen kitleye amacına uygun, doğru ve güvenilir bilgi aktarımı sağlamaktır. Görsel iletişimde görme kadar algı ve algılama kavramları da önemlidir.
Algı ve Algılama
Algı terimi sözcük olarak, Osmanlıca idrak, şuûr, İngilizce perception terimleriyle aynı anlamı taşımaktadır. Algı sözcüğüyle ilgili birçok tanım yapılmıştır. Görme, tatma, koklama, işitme ve dokunma duyularımızla alınan uyarıların bellekte anlam oluşturma süreci olarak tanımlanabilir. Bir anlamda da gerçekliğin duyu organlarımız aracılığı ile toparlanıp zihinde bilgiye dönüşmesidir. Kısacası algı gerçek şeylerin seçicilikle tanınabilirliği aşamasıdır.
Sanat ve tasarımcılarda algı kavramı fazlasıyla gelişmiştir. Görme ve algı sonucu oluşan görünümler estetik bir bakış açısıyla anlamlandırılır. Bu kapsamda görsel iletişimciler görsel ve görüntü oluştururken algıyı yönetebilirler. Simgesel algı oluşturabilirler ve duyu organlarımız ile fizyolojimize farklı yöntemlerle ulaşabilirler. Algılama sonucu tüm dünyadan elde ettiğimiz duyumsal (soyut/somut) bilgi enformasyon olarak tanımlanır. Özetle algılama beş duyumuzla bize geniş bir enformasyon ağı sunar (Şekil 8.2).
Kısacası algılama bu şekliyle insanın fizyolojik bir yanına hitap eder. Tüm insanlar için eşit yargı uyandırır. Bu demektir ki sosyal ve psikolojik açıdan yorumlama biçimine göre algı kontrol edilebilir bir yargı uyandırır. İyi bir görsel iletişimcinin görevi de bu yargıyı hedef kitlesi yönünde kontrol etmektir
Bildirişim ve Görsel Bildirişim
Bildirişim, bilginin değiş tokuşu ile oluşur ve haberleşme gibi bir etkileşim söz konusudur. Bildirim ise, mesajın ya da iletinin bir hedef ölçüsünde karşı tarafa aktarılmasıdır.
Bildirim; bir verici veya vericiler vasıtasıyla diğer tarafta yer alan alıcı veya alıcılar üzerinde etki oluşturmak hedefiyle kullanılan ve “gösterge” denilen; mesaj yüklü araçları kullanarak “bildiri” ulaştırılması durumudur. Bildirişim, bildiri ile oluşturulan iletişimin karşı tarafa yapılması sonucu buradaki alıcıların verici durumuna geçerek geri bildirim gerçekleşmesiyle sonuçlanır. Böylece bir aktarım değiş/tokuşu söz konusudur. Bildirişimin genel hedefi, mesajı alan alıcıda davranış değişikliği oluşturmaktır.
Görsel Bildirişim Boyutunda Sanat ve Tasarım
Görsel bildirişim üzerinden sanat yoluyla bir iletişim sağlamak mümkündür. Bu yolun temel verici konumunda olan sanatçı, eser (bildirim veya mesajın temsili) ve alıcı ya da alıcılar arasında özel bir iletişim modeli kurması gereklidir. Bu modelde görme, algı ve algılama gibi kavramlar alıcı tarafında önemli bir rol oynar. Bu kapsamda sanatçı sadece iletişimi tasarlayan konumda değil ortaya estetik bir mesaj sağlamakla da sorumludur. Sanatçının kodladığı anlamla alıcıya bıraktığı etkinin anlamı çoğu zaman örtüşmeyebilir. Sanatçı, eserini ortaya koyarken, fikrini görselleştirirken yapısal elemanlar ve renklerden yararlanır. Duyguları, düşünceleri ve en önemlisi sezgilerini kullanarak özgün ve biricik olan eseriyle kodladığı iletilerini etkin bir şekilde alıcıya ulaştırır.
İletişimin etki alanını artırmak, siber çağ ve yeni teknolojiler öncülüğünde bilimin ve sanatın ortaya koyduğu ortak bilgi değişimi sürecinden yola çıkarak “Bildirişim Estetiği” de denilen yeni bir anlayış oluşturdular. Bu sayede modern bir estetik anlayış da etkisini gösterdi. Günümüzde ise sanal dünyanın yeni anlayışları ve fikir iletileri internet sanatı, mail-art veya etkileşim sanatı gibi üretim biçimlerini bildirişim estetiği kapsamında doğurmuştur.
Bildirişim sonuç olarak estetik ve semantik (anlambilimsel) olmak üzere iki farklı boyuta indirgenmiştir. Mesaj bir amaç içeriyorsa ve anlamın doğrudan anlatımı söz konusu ise semantik; duygulanım ve yaşantıya dönükse estetik bir yapı söz konusudur. Tasarım alanları özellikle görsel iletişim boyutunda bir bildirişim içermektedir. Tasarımın parçası olan her bir yapısal eleman bildirişim içeren birer göstergeler bütünüdür. Bu göstergelerin sunduğu mesajlar iletişim tasarımcısının niteliğinin de belirleyicisidir.
Göstergeyi Oluşturan Nedenler
İletişim göstergelerinin ortaya çıkışları kültürel yapılarla doğrudan ilişkilidir. Bu sosyo-kültürel yapılar içerisinde yer alan inanç sistemleri, dil yapıları, ekonomi, coğrafya, savaşlar, gelişen/dönüşen teknolojiler ve mitlere kadar uzanan geniş bir yelpazede göstergeler kendisini gösterir. İnsanın ve iletişimin yer aldığı her yerde ve tarihte sonsuza kadar göstergeler türemeye devam edeceklerdir. Göstergeler, insanlık tarihi boyunca insanların dikkatini çekmiş; iletişimciler, tasarımcılar ve araştırmacılar tarafından derinlemesine incelenmiştir. Eski çağlarda üretilen göstergeler arkeologlar, antropologlar ve tarihçilerce incelenmiş ve geçmişe yönelik birçok bilgi gün ışığına çıkarılmıştır. İmgenin ve göstergenin evrimi günümüze ışık tutmuş ve medeniyetlerin en güçlü halkası olmuştur.
Görsel iletişimin bir parçası olan göstergeler (im, işaret, alamet, simge vs.) ortaya çıkış nedenlerine göre ikiye ayrılabilir.
1. Saymaca Göstergeler: anlam/içerik ilişkisi anlamında herhangi bir neden sonuç bağlamı hakkında bilgi vermeyen göstergelerdir.
2. Simgesel Göstergeler: Bu göstergeler toplumun daha geniş bir kısmı tarafından kolaylıkla anlamlandırılabilir.
Gösterge ve Görsel Göstergeler
Göstergeler toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Yaşantıların her katmanında karşımıza çıkar ve mesajlarını bizlerle buluştururlar. Özellikle sanat ve görsel iletişim tasarımı alanında imgenin biçim bulmuş halidir. Mesajlarıyla alıcıyı etkiler, yönlendirir ve duygu durumlarına etki ederler.
Saussure dilbilim çalışmalarında dil oluşturmanın en önemli yolu olarak göstergeler dizgesini işaret eder. Dilbilimcilere göre sesler bütüncül bir yapıyı işaret eder ve gösterendir; kavramlar ise gösterilen olarak tanımlanır”. Tüm göstergelerin karşısında bir gösteren yer almaktadır. Gösterge kendi göstereni olduğu kadar etrafında yer alan diğer göstergelerle gösterilenin anlamı da değişebilir. Dolayısıyla sistemli bir döngü de oluşmaktadır. Bu döngüde göstergenin/mesajın ifadesi olan anlam bir kabul görmüşlükle imgeyi işaret etmektedir. Bu anlamda göstergeler kültürel ve toplumsal farklılıkların olduğu durumlarda anlam sızmaları ile değişir ve ucu açık bir anlamlar karmaşasına bizleri sürükleyebilir.
Gösterge Nedir?
Gösterge sözcüğü İngilizcede sıkça kullanılan işaret anlamına gelen “sign” ve Fransızcada kullanılan “Signe” sözcüğüyle neredeyse aynı anlamda kullanılır. Türkçede dal, nişan, im, işaret, alamet sözcükleriyle anlamdaştır. Gösterge gösteren ve gösterilen kavramını içerisinde birlikte barındırır. Bildiri veya mesajın fiziksel anlatımıdır. Bu dil içerisindeki sözcükler, müzik içerisindeki notalar, sesler, matematikteki formüller, resimdeki çizgiler veya renklerde birer gösterge niteliği taşımaktadır. Göstergeler birey ve bireyler arası bildirişimin fiziksel anlatımı gibidir.
Gösterge, çağrışımsal anlamı olan ve duyguyu yönlendiren bir tözdür. Alıcı üzerinde algılama sonrası anlam sızmalarına sebebiyet verebilir. Bu kapsamda göstergeler aynı zamanda toplumsal değişim/dönüşüm sürecinde birer kültürel aktarım aracıdır. Göstergeler dil bilimciler için temel yapı taşıdır. Göstergelerin temel özelliklerini ve yapısal ifade biçimi açıklanacak olursa:
• Anlamın fiziksel bir ifade biçimidir. • Kendi anlamı dışında başka anlamlara sızma yaratır. • İnsanlarca gösterge olarak tanımlanıp algılama sonrası bir anlam taşıması gerekir.
Gösterilen
TDK Güncel Türkçe Sözlük için gösterilen; dil göstergesi üzerinden tanımlanmıştır. Bu tanım gösteren tarafından tasarlanan göstergenin ses ya da sesler birlikteliği şeklinde ifade edilir. Gösterilen, göstergenin kavramsal yönünün gösteren ile bütünleşerek aynı dili konuşması olarak açıklanmaktadır. Kısacası gösteren aracılık eder. Bir şekilde gösterge mesajın kendisidir. Saussure göstergeyi
anlamın fiziki ifadesi olarak görür. Nesnel olan gösterge aynı zamanda bir gösteren ile gösterilenden oluşur. Gösterenin mutlaka bir anlatım aracına ihtiyacı vardır. Bir çeşit kendisi ve gösterilen arasında bir aracı konumundadır. Bu nedenle gösterene bağımlıdır. Bu anlamda gösterilen gösterenin ifade ettiği bir imgelemdir. Anlamlandırma içinde bulunduğu kültür ile evrensel kültürün bir parçasıdır. Kısacası gösterilenler İnsan tarafından üretilirken öznesinin de kültürün bir ekseni olduğu unutulmamalıdır.
Benzetge
S. Pierce göstergeleri üç başlık altında ele alır: görüntüsel gösterge, belirti ve simge. Görüntüsel göstergeler, işaret ettiği anlamı doğrudan doğruya gösterir. Bu bir resim, bir desen bir fotoğraf olabileceği gibi onların doğrudan anlattığı bir şey de olabilir. Görüntüsel göstergeler işaret ettikleri anlamlar benzerlik göstermesinden dolayı benzetge olarak da adlandırılır. Bir sanat alanı olan fotoğraf, çok kullanılan benzetgelerden biridir.
Belirtge
Belirti, onu gösterge yapan fiziki anlatım özelliği ortadan kalksa da bırakmış olduğu etki alıcı tarafından bellekte beliren göstergeler olarak anlamlandırılabilir. Belirtisel göstergeler en temel ifadeyle “belirtge” olarak adlandırılır; belirtgeler nesnesine her ne kadar benzemese de anlam olarak doğrudan sızmalar yaratırlar. Belirti; bir şekilde olay ve olguların temsilini belirtisel olarak işaret ederler. Kısacası bir örüntü şeklinde iki göstergenin anlamından ilişkisel bir anlam yaratırlar. Gösterenlerin ilişkisi gösterilenlerle bağ oluşturmaz ve birbirine benzememektedir; ancak anlamsal bir bağ iletisi kurarlar.
Simge
Toplumsal değiş tokuş sürecinde ve kültürel okuryazarlıklar içerisinde göstergeler ve simgeler sıkça birbirleriyle ilişkili anlamlar taşıyabileceği gibi yer de değiştirebilirler. Bu nedenle ayrıştırılması oldukça zordur. Sonuç olarak gösterge ve simge yer yer benzeşim özelliği gösterirken yer yer de ait oldukları yer, zaman ve mekâna göre farklılıklar göstererek uzaklaşırlar. Simge kavramında duyumsal bir algının temsili söz konusudur ve bu temsil göstergeyle ilişkilendirildiğini soyut veya somut bir ortaklık söz konusudur bu ortaklığın en önemli bileşkesi her ikisinin de iletişimin bir parçası olmalarıdır ve bir öznenin tasarımından yola çıkmalıdır. Simge, benzeşik bir yoruma öznesi açısından açık olsa da bir gösterge gibi algılanması da aslında bir göstergedir. Dolayısıyla simgeler üzerinde uzlaşılmış bir içerik de ortaya koyabilirler.
Sembol; toplumsal katmanların üzerinde yoğun bir uzlaşı sağlayarak kavramlara veya nesnelere hatta işaretlere bir anlam sorumluluğu yüklediği şeylerdir. Dilimizde sembol ve simge sözcükleri neredeyse anlamdaş olarak kullanıldığı sık sık görülür.
Sembolleri de kendi içerisinde sınıflandırmak mümkündür. Bu sınıflandırma imge ve kavramlar üzerinden yola çıkılarak oluşur. İmge özelliği taşıyan semboller (piktogram): İmgesini oluşturdukları nesneyi doğrudan
temsil ederler ve öznel bir tasarımın sonucu olarak algılanırlığı kolaydır. Görsel bildirişim simgesi olarak da adlandırılır. Kavram özelliği taşıyan semboller (ideogram): İmgesini oluşturdukları nesneyi temsil eden ve algılanabilen kavramlarla duygu ve fikirleri yorumlar. Diğer semboller: Soyutlanmış temsili olmakla beraber nesnelerle ilişkisi yok denecek kadar azdır.
Göstergebilimsel Düşün ve Anlamlandırma
Göstergebilim, yüzyılımıza yakın bir dönemde ortaya çıkan ve bilim, sanat, iletişim ve tasarım çevrelerini derinden etkileyen bir bilim dalıdır. Göstergeleri yorumlamak, çözümlemek ve üzerinde fikir üretmeyi hedefler. Aslında temel sorunu anlamdır ve anlam üretimi ile çözümlemesinde önemli bir kazanım sağlamıştır. Göstergelerin toplum ve kültür üzerindeki etki alanlarını araştırmayı amaçlar.
Göstergebilim
Dilbilimci Saussure, göstergebilimin bir bilim dalı olarak ele alınmasını sağlamıştır. Fr. Sémiologie (semiyoloji) olarak ortaya atılan bu bilim alanı dilbilim adına birçok ilke ön plana çıkarmıştır. Bu sayede birçok göstergeler dizgesi inceleme altına alınmıştır. Bu sayede iletişim ve kültürel iletişim kadar bildirişim süreçleri de kuramlaşmış; bilim alanlarının gelişiminde anlambilimsel çözümlemeler yeni imkânlar sağlamıştır Saussure kadar göstergebilim alanına hizmet etmiş olan bir başka bilim insanı felsefeci ve mantıkçı C. Peirce’dir. Peirce göstergebilimi mantıkla ilşkilendirerek Saussure’den bağımsız bir alana taşımıştır.
20. yüzyıl başlarına kadar göstergebilim derinlemesine bir araştırma konusu oldu. Bu süreçle birlikte gerek metodolojik olarak gerekse sistemli bir sınıflama olarak dilbilim ve göstergebilim birbirinden ayrıldı. Bu değişim göstergebilimin alanını genişleterek içerisine sanat, tasarım ve hatta gastronomi gibi alanlarla etki alanını genişletti. Multidisipliner yapısıyla tüm bilim alanlarıyla bağını kuran göstergebilim, dilbilim üzerinden günümüze kadar temellenmiş ve günümüzde artık bir bağımsız bilim dalı olarak kapsamını genişletmiştir.
Göstergelere Göstergebilimsel Bakış
Göstergebilim (semiyoloji) göstergeleri çözümlerken veya incelerken üç farklı bakış açısıyla sunulan bir metodoloji önerir. Bildirişim sürecinde kullanılan araçların problemleri ve bakış açılarına öneri getirerek çözümler sağlar. Göstergeler ister dil dizgesi olsun ister görsel göstergeler olsun semiyotik açıdan sistemli bir şekilde incelenmelidir. Üç tür başlıkla bir öneri sunulabilir.
1. Syntax: Birden fazla gösterge arasında hipotetik (varsayımsal) ilişkileri ve bağıntıyı inceler. 2. Semantik: Göstergeler tarafından imlenen nesneler veya onlarla ilişkilenen kavramların anlamsal bağını irdeler. 3. Pragmatik: Göstergeleri alımlayan ve verici konumunda olan öznelerle göstergeler arasındaki bağıntıyı irdeler.
Bu üç farklı inceleme modeli göstergelerin kültürel değiş tokuş süreci ile tarihsel mekanizmasının ilişkisi yanında diğer bilim alanlarıyla bağını da semiyolojik ve semantik açıdan inceler; çünkü görsel göstergeler evrensel iletiler bütünüdür ve bu bakımdan bildirişimin de bir parçasıdır.
Göstergelerde Anlam
Göstergelerde anlam mesajın içeriğini oluşturur ve anlamlandırmanın önemli bir parçasıdır. Anlamlandırmayı gerçekleştirecek öznenin anlamla olan ilişkisi göstergenin niteliğini belirler. Göstergeye maruz kalan alıcının anlam üzerinden yürüttüğü fikir veya düşünce anlamlandırma olarak açıklanır. Göstergeler görme, algı ve algılama süreci sonrası anlamlandırma gerçekleşirken mesajın iki boyutuyla bellekte karşı karşıya kalırız. Bu boyutlar “düzanlam” ve “yananlam” olarak adlandırılır.
Düzanlam
Düzanlam, gösterge vasıtasıyla gösterilen anlamın bellekte doğrudan anlamlandırılması sonucu oluşur. Gösterenin doğrudan gönderme yaptığı kavrama, düzanlam denir.
Yananlam
Düzanlamın alıcı konumundaki öznenin algılaması sonucu oluşan anlam göreceli bir hal alırsa gösterenden kaynaklı oluşan anlamların sayısı çoğalabilir. Anlamların bu şekilde çoğalması ve oluşmasına yananlam denilir. Göstergeler her şekilde bir yananlama sahiptir. Bunlar özneden özneye ve kültürden kültüre değişebilir.
Mitolojik ve İkonografik Anlam
Mitolojiler ve mitler ait olduğu toplumun kültürel ve toplumsal yapılarından türemiş etkili değerlerdir. Yaratıcılığın ve imge gücünün eşsiz örnekleri olan mitleri irdeleyen, yorumlayan ve tartışan bilim dalına mitoloji denilir. Günümüz modern sanatlar ve tasarım kültürü mitler ve mitolojilerden etkilenmektedir. Güncel sanat, görsel iletişim tasarımı, fotoğraf vs. bu mitleri eserleriyle günümüzde de irdeleyerek içerisindki göstergeleri yeniden yorumlar ve yeni mitler oluşturarak alıcısına ulaştırırlar.
Göstergelerin anlamlandırılması sürecinde göstergebilimle yakın ilişki kuran bir alan da ikonografidir. Tarih boyunca üretilen eserleri, heykelleri, resimleri, seramikleri vs. inceleyen ve onların içerisinde yer alan mitleri okuyan, çözümleyen, inançlarla bağını kuran yeri geldiğinde somut verilerle ortaya koyan bir bilim alanıdır.
Eğretileme (Metafor)
Bir sözün ait olduğu toplum ve kültürde fazlasıyla kabul görmüş anlamı dışında başka bir söz olarak ifade edilmesi ya da kullanılması olarak tanımlanır. Sıklıkla dilimizdeki mecaz/mecaz-ı mürsel (ad aktarımı) kavramlarıyla ilişkilendirilir. Metafor; benzeşik iki kavram arasındaki bağlantı ilişkisinin kurulması olarak da tanımlanır.
Düzdeğişmece (Metonymy)
Bir nesneyi, objeyi veya imgeyi çağrıştırmak, temsiliyet kazandırmak için çağrışımsal bir parçasından ya da ayrıntısından yararlanmak olarak düşünülebilir. Etimolojik
açıdan düzdeğişmece “yerine koyma/adlandırma” terimlerinden türemiştir. Kısacası parçanın bütünü çağrıştırarak bellekte canlanmasıdır. Burada herhangi bir benzeşim kesinlikle söz konusu değildir.
Göstergelerin Anlamlandırma Biçimleri ve Çözümleme
Göstergebilimsel bakış açısı, her görünen gerçekle ilişkili gibi bir algı yaratsa da aslında gösterdiği gerçekliğin dışında bir gerçeklik/anlam ortaya koyar, ortaya konulan bu yeni anlamın ne olduğunu araştırır ve çözümler. Bu amaçla tarihsel süreç içerisinde yer alan ve bu kapsamda kuramlar üreten kuramcıların, düşünürlerin yöntemleri ve metodolojilerini kullanır. Bu bilimsel temeller içerisinde derin bir zihinsel süreç yaşayarak kendi birikimleri ve kültürü doğrultusunda multidisipliner bir bakış açısıyla en doğru sonuca ulaşmaya çalışır.
Dizisel Boyut (Paradigm)
Saussure bellekte oluşan ikili düzlemi dizisel ve dizimsel olarak açıklar. Bu iki önemli anlam aracı aynı zamanda yeni anlamların üretiminde de önem kazanır. Dizisel düzlem (paradigmatic), seçimle ilişkili bir olgu iken daha çok göstergeyi üreten öznenin seçimleriyle ilişkilidir. Bu süreç bazen öncesinde yapılan bir kurgu bazen de anlık olarak gelişebilir. Dizisellik, dilbilim veya görsellik üzerinden gidildiğinde benzerlik taşıyan göstergelerle yer değişikliği sağlandığında yeni seçimleneceklerle bir bağın oluşturduğu anlamı belirtir. Oluşan anlamlar birbiriyle çağrışımsal bir zincir oluşturarak zihinde yerini alır.
Dizimsel Boyut (Syntagm)
Dizimsel boyut ise göstergeyi seçimleyen öznenin onları sıralaması durumunda anlamlı bir bütüne ulaşması olarak açıklanabilir. Birbirinden farklı dizideki birimlerin özne tarafından seçimi sonucu birbiriyle bir bütün oluşturulması anlamlı üreteceği için dizilerin içindeki farklı birimlerin ilişki oluşturmaları gerekir. İşte bu ilişkisellik sonucu oluşan bütüncül anlama dizim (syntagm) denilir. Dizimlerin oluşumunda toplumsal uzlaşı oldukça önemlidir ve dizimler kurallar ile düzenlenir. Dizisellik bir seçme eylemi gerektirirken, dizimsellik seçim sonucu ortaya çıkan birimleri yerleştirme ile ilişkilidir.
Kodlar
Kodlar, göstergelerin ve birimlerinin alıcı ile verici öznelerin belleğinde öncelikli tanınırlığı kabul görmüş her şeydir. Kod, üretilen göstergelerin yönlendirici etkilerini sağlar, alıcıların belleğinde ön kabul görmüşlük oluşturur, anlamın çözümlenmesini destekler ve kurallar içerisinde bütünlüğü sağlayan bir düzen getirir. İletişim kanallarında kullanılan göstergelerin büyük çoğunluğu görsel göstergelerle sağlanır ve alıcının algı yetisi ve deneyimleriyle şekillenir. Kodlar kültürle yakın ilişki içerisindedir hatta kodlar kültürü ören yapılardır. Kodlar mesajı fiziki olarak yüklenen önemli kavramlardır.