AÖF Soru Bankası

Görsel Tasarımda Yaratıcı Düşünme TeknikleriÜnite 3 Özeti

Sanat ve Yaratıcılık Kuramları

GİT205U-GÖRSEL TASARIMDA YARATICI DÜŞÜNME TEKNİKLERİ

Ünite 3: Sanat ve Yaratıcılık Kuramları

Giriş

Sanatın vazgeçilmez bir parçası olan yaratıcılık kavramı, aynı zamanda bilim ve teknolojinin de vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Sanatsal yaratma süreçlerinin çözümlenmesinde sanat kuramları önem kazanmaktadır. Sanat kuramları, sanat olarak kabul edilen şeyin sorgulanmasını barındırır. “Bu eser ya da olay neden sanat olarak görülmüştür?” sorusunun cevabı aranır. Böylece sanat kuramları, sanatın ve sanat eğitiminin sorunlarına ışık tutmaktadır.

Yaratıcı Sanat Kuramları

Sanat kavramı 19. yy. sonlarında tartışılmaya başlanmıştır ve sanatın evrensel özellikleri onun bir tanıma sığdırılmasını engelleyen bir faktördür. Kültürel değişmelerden etkilenen sanat, her dönem farklı ve kendine özgü bir çerçevede izlemlenmiştir.

Sanat; insan ve doğa arasındaki estetik ilişki olarak tanımlanabilir. Kuram; bilim ya da sanatla ilgili olayların açıklanabilmesi için bağlantıları belirleyerek olaylara sistematik bir görüş kazandırılmasıdır. Sanat kuramı ise sanatsal düşünmenin, sanatın doğuşunun, üretim ve tüketim süreçlerinin izlenmesinin bağlandığı düzenlilikler kuramıdır.

Sanat kuramları, sanat eğitiminin sorunlarını incelediğinden çok önemlidir. Sanat kuramları, sadece bütün sanat yapıtlarınca paylaşılan özellikleri belirleyen önerilerden oluşur. Sanat kuramlarında bir eserin sanat olarak kabul görüp görmemesi sorgulandığından dolayı sanat kuramlarını iyi özümsemiş bireyler gerekli incelemelerini yaparak bu eserleri analiz edebilirler. Sanat kuramları estetiğin önemli bir konusudur. Sanatın doğuşu, sınırları, evrimleri ve tüm biçimlenişleriyle ilgilenir. Zamanla sanat kuramları çeşitli gelişmeler ve değişmeler gösterebilir. Sanat, farklı zamanlarda farklı disiplinlerden, farklı oranlarda yararlanmıştır. Özellikle sanat kuramları, sanatın oluşumu sorunsalında sanatçının ruhsal yapısı, karakteri, imgelem ve düş gücü, kalıtım, algılama, yaratıcı yeti gibi daha çok sanat psikolojisi alanına giren konularla da ilgilenir. Sanat kuramları, çoğu kez sanat akımları üzerinde dururken en çok sanat tarihinden ve sanat eleştirisinden yararlanır. Aynı zamanda da sanatsal yaratma süreçlerinin çözümlemesini yapar. Sanat ürünleri, akım ve ekollerin dışında kuramsal açıdan da sınıflandırılır.

Yansıtma (Taklit) Kuramı

Yansıtma kuramında eser, gerçek doğasına benzetilmektedir. Betimlemesi yapılırken sanki tıpkısıymış gibi asıl görünenin taklidi yapılarak incelenir. Doğadaki her şeyin gerçekçi, değiştirilmeden ve yorumlanmadan yansıtılması söz konusudur. Daha çok natürmort, peyzaj ve portre gibi konular işlenir.

Gerçeğin yansıtılmasında ön planda olan üç görüş vardır:

• Birinci görüş, görüntünün gerçeğe sadık kalarak olduğu gibi yansıtıldığıdır.

• İkinci görüş, sanatın geneli veya özü yansıttığıdır ki sanat, nesnelerin herkesin bildiği ortak özelliklerini anlatmalıdır. • Üçüncü görüş de sanatın ideal olanı yansıttığıdır ki burada da hoşa gitmeyen şeylerin atılması ve yalnızca güzelin yansıtılması gerekliliği vardır.

Biçimci Kuram

Sanat çalışmalarının biçimsel anlamda düzenlenmesinin önemini vurgular. Eserin yapısal değerleriyle ilgilenir. Biçimi oluşturan renk, leke, çizgi, doku gibi elemanların düzenleri söz konusudur. Bu sanatsal elemanların birbirleriyle ilişkileri, konumlandırılmaları ve daha çok soyut düzendeki görünüşleri önem taşır. Kuram, soyut eser üreten sanatçıların eserlerinde izlenir. Bu anlamda “Sanat, Sanat İçindir” ilkesi bu kuram bağlamında değerlendirilebilir.

Dışavurumcu (Anlatım) Kuram

Yansıtmacı kuramın tersi olarak tanımlanabilir. Sanatçı duygularını farklı bir şekilde ele alabilir. Biçimi, formu, rengi ve tüm diğer sanat elemanlarını etkili olarak kullanır. Bu anlayışta yapılmış çalışmalarda duygular ve birey üzerindeki psikolojik etkileri ön plandadır. Sanatçının ruhunun yansıması söz konusudur. İç dünyasını kendi seçtiği sanat biçimiyle tuvaline yansıtır. Bu nedenle bu anlayıştaki çalışmalarda dram ve sevinç gibi konular daha çok işlenir.

İşlevsellik Kuramı

Bu kuramda eğitimsel veya sosyolojik içerikli etkinlikler mevcuttur. Zanaat etkisi de hissedilen bu çalışmalar, grafiksel anlamda bir afiş ya da slogan türü de olabilir. Sanatçı bu kuramda işlevsel bir görüşü eseri aracılığıyla yaymayı hedefler. Sonuçta eser bir mesaj aktarımında ne kadar başarılı olmuştur, buna göre yargılanacaktır. Fonksiyonalizm olarak da bilinen kuramda eserin işe yararlılığı önemlidir.

Yaratıcı Sanat Eğitimi Kuramları

“Sanat yoluyla eğitim” formülü çocuk ve yetişkinin, kısaca insanın, uyumlu ve dengeli bir kişilik kazanması ereğine yönelik, dolayısıyla eğitim ağırlıklı ve eğitim bilimsel sorunlarla ilişkili iken “sanat için eğitim” ve “sanata doğru eğitim” formüllerinde ağırlık doğrudan doğruya sanata ve sanat sorunlarına kaymaktadır. Alman dilinde bu iki anlayış kısaca “sanat eğitimi” (Kunsterziehung) ve “sanat dersi” (Kunstunterricht) olarak ayrımlaşmıştır. Bu iki anlayış bizde ise “sanat yoluyla eğitim” ve “sanat dersi” olarak tanımlanmıştır.

Eğitim Ağırlıklı Sanat Eğitimi (Sanat Yoluyla Eğitim)

Bu anlayışta, ussal yolun en baştan bir yana bırakılması gerekliliği doğmaktadır. Belli ölçüdeki bir kuram düşmanlığı yüzünden, sanat hakkındaki bilgiye değil de sanatın kendine özgülüğüne, kendi içindeki düzenlilik ve kurallarına değer vermektedirler. Sonuçta beklenen eğitim hedefine ulaşmak için sanat bir araç olmaktadır.


Sanat Ağırlıklı Sanat Eğitimi (Sanat İçin Eğitim ya da Sanat Dersi Anlayışı)

Sanat için eğitim ya da sanat dersi anlayışında önemli nokta ussallıktır denilebilir. Biçimleyici ögelerle çalışmadan yana olan grup için bu ussallık yalnızca bir eğilimdir. Bu anlayışta ortak nokta didaktik anlamda öğretilebilirlik kavramıdır. Bazı yazarlar sanatsal olanın bir bileşeni olarak im’ler dilinin yani imgesel dilin öğretilebileceğini savunurken bazı yazarlar da yalnızca öğretilebilecek olanın sanat derslerinin konusunu oluşturabileceğini savunurlar.

Eğitim Ortamlarında Yaratıcı Düşünce

Yaratıcı düşünce ile ilgili yapılmış çalışmalar incelendiğinde, eğitim düzeyi arttıkça yaratıcılığın da belli bir noktaya kadar arttığı görülmektedir.

Eğitimin en önemli amacı, önceden yapılanları yinelemek değildir. Yeni bir şeyler yapabilme yeteneği olan bireyleri arttırmaktır. Bu nedenle kalıplaşmış düşünceleri uygulamaktan kaçınılması gerekliliği ile girişken ve cesur olunması gerekliliği bir gerçektir.

Yaratıcılığın Önemi ve Eğitimi

Yaratıcılığın en önemli çıkış noktası hayal kurmaktır. Hayallerimiz sayesinde geniş ufukları görebilir, bambaşka sulara yelken açabilir, tüm özgürlüğü ve özgünlüğüyle farklı, yeni, yaratıcı çıkarımlarda bulunabiliriz. Her ilerleme, her adım yaratıcı düşüncenin ürünüdür. Yeni fikirler oluşturmak; düşünmeyle, eski bilgilerin yoklanmasıyla, ilişkilendirmeyle, nasıl özgün ve yeni olunabileceğinin araştırılmasıyla, düşüncenin analiziyle, senteziyle gerçekleşir. Hayatın içindeki her şey sonsuz düşünce denizinin içinde, tek sınırın sınırsızlığımız olduğu düş bahçemizde yeşerir.

Yaratıcılık önceden, olağanüstü yetenek ve üstün bir güç olarak açıklanmaya çalışılmış, mistik bir şekilde incelenmiştir. Yaratıcılık süreci, tüm duyuşsal ve düşünsel etkinliklerde, her türlü çalışmada bulunur. Yaratıcılık sadece sanatta veya sanat eğitimi etkinliklerinde aktif bir kavram değil insan yaşamının her yerinde olan bir yetenektir. Herhangi bir durum birey tarafından çözümlenmişse orada yaratıcılık aktiftir denilebilir. Kimi düşünür yaratıcılığı bir sezgi süreci olarak benimsemiş, kimi düşünür de deneye açık olma, kalıplardan kurtulma olarak tanımlamıştır.

Akademisyenler yaratıcılık ve düşünme yolları konusunun daha çok bilimsel, felsefi yönleriyle ilgilenirler. Mesela yaratıcı ve ıraksak düşünme, sağ ve sol beyin yarı kürelerinin ortak kullanımıyla arttırılabilir düşüncesiyle, problem çözmede görsel ipuçlarının kullanımı artmıştır. Görsel ipuçları, yaratıcı bir tasarım üzerinde çalışırken, ilgisiz görsel uyaranlar vererek kişilerin bu iki farklı düşünceyi birleştirmelerini ve yeni fikirler üretmelerini sağlamıştır.

Yaratıcılık; “İşte! buldum.” dedirten, tüm bilişsel, duyuşsal ve devinişsel etkinliklere farklı bir bakış geliştirmek ve bunu ortaya çıkarmayı göze almaktır. Yani ortaya

çıkabilecek olumsuzlukları da kabullenmektir. Bu kabullenme durumu; savaşmayı gerektirir.

Yaratıcılık hem geliştirilebilir hem de öğrenilebilir bir yetidir. Onlarca tanımın içinde araştırmacıların fikir birliğine vardığı ortak nokta, yaratıcı olmanın öğrenilebileceği ve bu yeteneğin pratik sayesinde zamanla geliştirilebileceğidir.

Eğitimde yaratıcılığın temeli, çocuğun ilgi alanlarının geniş olması, hobi edinmesi, okumayı sevmesi ve gelişime açık olması ancak bunlar için kesinlikle baskı yapılmamasını barındırır. Yaratıcı eğitimde, her konuda her şeyi bilen bireyler yerine, yeri geldiğinde bir konu hakkında her şeyi öğrenebilme yeteneğine ve vizyonuna sahip kişiler yaratmak yer alıyor. Yaratıcılık eğitiminde, öğrencinin malzeme bilgisi uygun yer ve zamanda kişiye göre başarıyı getirir. Bireylerde yaratıcılığın ortaya çıkmasında ailenin önemi ve yeri büyüktür, kişinin yaratıcı yetisi ölene kadar devam etmektedir.

Yaratıcı Düşünce Biçimleri ve Aşamaları

Analitik düşünce, kişiyi düşünce çizgilerinin kesiştiği noktaya götürürken bir cevap ya da incelenmek üzere birkaç sonuç vermektedir. Yaratıcı düşünce ise ayrışan bir yapıdadır. İşe problemin genelinden başlar, çözüme giderken dallara ayrılır ve fazla sayıda cevaplar üretir. Bir problemi analitik düşünmeyle incelemek için çoğunlukla dar ve derinlemesine dikey bir bakış açısı gerekirken, yaratıcı düşünmede tüm seçeneklerin geniş bir alana yayılarak değerlendirilmesi gerekir.

Öğrenmenin, bilgi kazanımının önemli bir boyutu olan yaratıcılığın arttırılmasında çevrenin önemi büyüktür. Özellikle çocukların öğrenmesi için onları güdüleyici aktivitelerle yaratıcılıklarını ortaya çıkarıcı eğlenceler gerekmektedir. Yaratıcılıkla ilgili çalışmaların en çok üzerinde durduğu konu ilgi ve motivasyondur.

Yaratıcı düşüncenin aşamalarına değinecek olursak, yaratıcılık temelde yönlendirilmiş düşünceden oluşan bir süreç olarak özetleniyor, bu noktada Yaratıcılık Eğitmeni Trevor Bentley yönlendirilmiş düşünce sürecini diğer yaklaşımların bir sentezi olan farklı ve çağdaş bir bakış açısıyla beş aşamada inceliyor:

1. İhtiyacın belirlenmesi 2. Eldeki bilgilerin gözden geçirilmesi 3. Bilginin sindirilmesi 4. Parıltının sezilmesi 5. Ortaya çıkanların değerlendirilmesi

Stephen Baker yaratıcı düşünme sürecini geliştirdiği özel bir piramitle tarif eder:

• Temeli oluşturan birinci düzey bilgi toplama aşamasıdır ve en önemli aşamadır. • İkinci düzey, çeşitli aksiyonları içine alan çözümleme sürecidir. Bu aşamada insan beyninin esnek bir yapıya sahip olmasıyla, düşünce


bileşenlerini kolaylıkla bölmesine ve birleştirmesine olanak verir. • Son bölme doruğa ulaşılan aşama olan sonuç; fikir oluşumunu temsil eder. Çözümlenen bilgiler sonuçta yaratıcı fikri doğurmaktadır.

Yaratıcılığın aşamalarına dair yapılan çalışmalar içerisinde diğer bir model, Alman Fizyolog ve Fizikçi Hermann von Helmholtz’un oluşturduğu ve daha sonra Amerikalı Psikolog Graham Wallas tarafından 1926 yılında geliştirilen Dört Aşamalı Yaratıcılık Modelidir. Model 4 aşamada incelenir:

• Hazırlık • Kuluçka • Fikrin Doğuşu • Uygulama

İlk ve son aşamalar daha çok zihnimizin bilinçli çalışmalarıyla, ikinci ve üçüncü aşamalar ise zihnimizin bilinç dışı çalışmasıyla oluşur.

Yaratıcı Süreç ve Yaratıcı Birey Özellikleri

Yaratıcılık süreci bir “yapma ve oluş” sürecidir. Oluş, bir değişmedir; yani bir başkalaşım yeni bir oluşumdur. Bu yeni oluşum, bir şeyin yeniden biçimlendirilmesi olarak da tanımlanabilir.

Yaratıcı sürece bireyi hazırlayan yaratıcılığı geliştirme aşamaları için 9 farklı yol olduğunu savunan Bentley, bu yolları şu şekilde özetlemiştir:

1. Cisimleri ve kavramları kullanmak, 2. Çevreyi gezinmek, 3. Afacan olmak, 4. İçindeki çocuğu açığa çıkarmak, 5. Bakış açısını değiştirmek, 6. İlişkilendirmek, karşılaştırmak ve birleştirmek, 7. Verileri sindirmeyi öğrenmek, “İyi tarafı nedir?” ve “Peki ya şöyle olsa?” sorularını sormayı öğrenmek, 8. Tasarı yeteneğini kullanarak düşünceleri genişletmek ve daraltmak, 9. “Ya olaylar farklı bir sırayla gerçekleşseydi?” sorusunu sormayı öğrenmek

Yaratıcı yetileri yüksek olan çocuklar, bir probleme karşı duyarlı, problemlere farklı çözümler üretebilen, bağımsız düşünen, karar verebilen, hoşgörülü, meraklı, soru soran, bilinenlere ve standartlara rağbet etmeyen, esprili, oyuncu, toplumdan farklı tiplerdir.

Çocuklarda yaratıcılığın geliştirilmesi için gözlem ve hafıza teknikleri üzerinde durmak, cesaretlendirmek, yorumlamaya yöneltmek, düş yetilerini arttırmak için oyun, müzik, öykü ve drama gibi etkinliklere yer vermek ve eleştiride dikkatli olmak gerekmektedir. Çocukların yaratıcılıklarını engelleyen koşullar ve tutumlar ise az ya da fazla araç gereç materyal sunulması, rahat davranma olanağı verilmemesi, hep fayda amacına dönük çalışılması,

rutin konularla oyalamak ve soru sormasını desteklememektir.

Yaratıcı Düşünce Kuramları

Yaratıcılığa ilişkin kuramsal yaklaşımların belli başlıları Psikoanalitik, Gestalt, Hümaniter, Çağrışım, Bilişsel ve Algısal kuramlardır.

Psikanalitik Yaklaşım

Bu yaklaşıma göre yüceltme olarak adlandırılan yaratıcılık aslında bir savunma mekanizmasıdır. Yaratıcılık süreçlerinin araştırıldığı zamanlarla psikoanalitik kuramın ortaya çıkışının yakın dönemlere denk gelmesi psikanalitik kuramın yaratıcı süreçlere yönelmesine yol açmıştır. Freud psikanalitik kuramında yaratıcılığın kökenini açıklamaya çalışmış ve bilinç, rüyalar, imajinasyon ve sapmalar üzerinde araştırmalar yapmıştır.

Freud’un çalışmaları bilinç, rüyalar, fantazya, imajinasyon gibi konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Özellikle saplantı gibi sorunları incelerken bu akım, bilinçaltını da ortaya çıkarmıştır. Freud yaratıcı bireyi, gerçek dünyadan kaçarak eski çocukluk anılarının devamı niteliğinde olan bir fanteziye sığınım olarak tanımlar. Buradan yola çıkarak sanatçıların eserlerini oluştururken hayallerinin, istek ve arzularının, baskılanmış duygu ve düşüncelerinin bir yansıması olduğu ve sanat eserlerinin de onları meydana getiren sanatçıların psikolojik durumlarını yansıttığı görüşü öne sürülmüştür. Ancak bazı sanatçıların eserleri ile o zamanki psikolojik durumları arasında bunun tam tersi olduğu durumlara da rastlandığı görülmüştür.

Gestalt Kuramı

Gestalt kuramcıları görmenin bir düzenleme aracı olduğunu savunurlar. Yaratıcı davranışa bakış açısı ise sorun ya da zorlukların fonksiyonu olarak belli bir durumu yeni bir bütün içinde yeniden keşfetmektir. Gestalt kuramcıları sorunları tamamlanması gereken ama tamamı olmayan bir bütün olarak görmektedirler. Düşünce sürecinin parçalara ayrılması ve yeniden yapılandırılması gereğini savunurlar.

Gestalt teorisinin yaratıcılığa etkisi, katkısı ve görsel algı sürecindeki önemi büyüktür. Gestalt kuramının yaratıcı düşünceye bakışı “üretken düşünce” ve “sorun çözme” kavramlarının bir birleşimidir. Bu kuramda bir sorunun bireyde yarattığı stres ve gerilim takip edilerek, bireyin algılamasını değiştirecek yöntemler bulması sağlanır.

Hümaniter (İnsancıl) Yaklaşım

Bu kuramın kurucularından Rogers yaratıcılığın “iyi” ya da “kötü” olamayacağını her ikisinin de yaratıcı eylemler olacağını fakat toplumsal olarak algılarının değişik olmasının bunu değiştirmeyeceğini ifade etmiştir. Yine bu kuramın kurucularından sayılan Maslow ise özel yetenek gerektiren yaratıcılığın her bireyde görülmesinin mümkün olmadığını ama kendini gerçekleştirme anlamındaki yaratıcılığın günlük hayatta olağan görülen bir davranış olduğunu ifade etmiştir.


Hümanist yaklaşım, varoluş felsefesinden esinlenen, bilinç alanını genişletmenin ve mistik öğretilerin de olduğu bir yaklaşım olarak görülmektedir.

Çağrışım Yaklaşımı

Çağrışım Yaklaşımı Kuramında yaratıcı süreç için belirli çağrışımları birbirine yaklaştırılarak yeni çağrışımlar oluşturmak mümkündür. Bu kuramın en önemli isimlerinden Mednick (1962) yeni bileşimle oluşan elemanlar birbirine ne kadar uzak olursa çözüm de o kadar yaratıcı olur düşüncesindedir. Sarnoff A. Mednick yaratıcı çözüm için üç faktörün öneminden bahseder:

• Olumlu rastlantı • Benzerlik • Aracılık

Çağrışım Yaklaşımında, düşünmenin temeli fikirler arasındaki çağrışımlara, yaratıcılık ise bu çağrışımların sayısına ve alışılmamış olmasına bağlıdır.

Bilişsel Kuram

Bilişsel kuram bilişsel süreçleri inceleyerek, insanın bilgiyi anlama, saklama ve hatırlama süreçlerini inceler. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli yeteneği, algılanan bilgiyi işleme ve onu anlamlandırma yeteneğidir. Bilişsel kuramcılar yaratıcı düşünceyi dinamik bir süreç olarak görmüş, bilişsel işlemlerin bir koordinasyonu sonucunda gelişen bir düzen olarak açıklamışlardır. Bu süreçte eş ve zıt anlamlar birlikte değerlendirilecek, verilerin düzenlenmesinde esnek düşünme ve problem çözme sayesinde süreç bitiminde de özgün bir sonuç ortaya çıkacaktır düşüncesindedirler. Bilişsel kuramcılar, insanların bilgiyi algılama, saklama ve bilince geri getirmeleri arasındaki incelemeyi yaparlar. Bilişsel kuramcılar bireyi, algılayan, uyarıcıları işleyen, anlamlandıran aktif bir sistem olarak görürler. Bilişsel kuramcılara göre bireyin diğer canlılardan en büyük farkı, insanın gelen uyarıcıları işleyebilme, anlamlandırabilme yeteneğidir.

Bilişsel kurama göre, yaratıcı düşünce durağan değil dinamiktir. Bilişsel işlemler ve bu işlemlerin koordinasyonu sonucunda gelişebilen bir düzen ile açıklanmaktadır. Bilişsel kuramlara göre, yaratıcılıktaki eş anlamlar ve zıt anlamlar birlikte değerlendirilir. Bundan sonra verilerin düzenlenmesi, esnek düşünme, problem çözme ve süreç sonu ortaya özgün bir ürün koyma yaratıcılık olarak tanımlanacaktır.

Algısal Kuram

Ernest G. Schachtel’in geliştirdiği algısal kuramda yaratıcı sürecin güdüleyicisi dış dünyadır ve onunla bağ kurmak önemlidir. Yaratıcılık da bu kurama göre bir nesneye farklı bir bakış açısıyla ve dışardan bakışla mümkündür. Yaratıcılık, bireyin çevresiyle iletişim hâlinde ve güdülenmiş olarak sosyokültürel yapısına ve değer algılarına dayalı olarak ortaya çıkar. Yani algılama ve kavrama arasında doğru orantılı bir ilişki vardır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında