AÖF Soru Bankası

Grafik Üretim ve Dijital Çoğaltım TeknikleriÜnite 3 Özeti

Tifdruk Baskı (Çukur Baskı) Tekniği ve Dijital Üretim Yöntemleri

GİT204U-GRAFİK ÜRETİM VE DİJİTAL ÇOĞALTIM TEKNİKLERİ

Ünite 3: Tifdruk Baskı (Çukur Baskı) Tekniği ve Dijital Üretim Yöntemleri

Giriş

Baskıresim disiplini, tarihsel süreç içerisinde birçok tekniği bünyesine alarak gelişen ve zenginleşen ifade olanaklarına kavuşmuş ve bağımsız bir sanat disiplini olmuştur. Her ne kadar bunun tek nedenini teknik ve teknolojik gelişmelere bağlayamasak da gün geçtikçe çeşitlenen teknik olanakların baskıresmi bir sanatsal ifade dili olarak güçlendirdiği açıktır. Her sanat disiplininde olduğu gibi baskıresim alanında da tarihsel süreç içerisinde hem teknik hem de düşünsel boyutta ciddi değişimler ve gelişmeler kaydedilmiştir. Baskıresim tekniklerinin ilk kullanım biçimleri bir işlevselliği içerse de tarihsel süreç içerisinde baskıresim hem sanatsal hem de işlevsel yönü ile kendine geniş bir kullanım alanı açmıştır.

Baskıresimde Teknik ve Teknolojik Gelişmelerin Tarihsel Süreci ve Çukur Baskının Gelişimi

Çukur baskı tekniği bugün bilinen en yaygın baskıresim tekniklerinden birisidir. Bunun en önemli nedenini hem sanatsal hem de ticari anlamda üretim yapan kesimlerin ihtiyaçlarını karşılayabilen yapısı oluşturmaktadır. Teknik içerisinde barındırdığı birbirinden ayrı uygulamalarla ve bu uygulamaların birbiri içerisinde geçişkenliğe izin vermesiyle üretim yapan bireyin oluşturmak istediği dilin neredeyse tüm ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

İlk Örnekler

Tarih öncesi kalıntıları incelediğimizde baskıresmin bugünkü ele alınış ve sınıflandırılmasına uygun pek çok örnekle karşılaşabiliriz. Görselin yüzeye oyulduğu veya tam tersi bir yöntemle görselin yüzeyde bırakılarak diğer kısımların yüzeyden atıldığı bir baskı kalıbı ile çoğaltımın ilk örnekleri M.Ö. 3000 dolaylarında Sümer rulolarında rastlanmaktadır. Çukur Baskı ve Yüksek Baskı tekniklerinin ilk örnekleri arasında kabul edilen bu kalıplar; kilden silindir bir rulo şeklinde tasarlandığı gibi kimi zamanda mühür kalıbı şeklinde tasarlanmıştır.

Gelişen Teknolojilerin Baskıresime Yansımaları ve Çukur Baskı Tekniği

Adından da anlaşılacağı üzere çukur baskı yöntemi, baskı kalıbının üzerine oyulmuş çukur alanlara boya verilerek baskısının alınması yöntemidir. Çukur baskı ismi teknik olarak kullanılan kalıbın malzemesinin ne olduğundan bağımsız olarak basılan baskının nasıl üretildiği ile ilişkili olarak bu ismi alır. Çukur baskı tekniğinin tarihsel gelişimi göz önüne alındığında baskı yapmak amacıyla kullanılan çukur baskı tekniği ilk önce ahşap kalıplar üzerinde uygulanmış daha sonra metal kalıplar kullanılmış, sanayi devrimi ile bu kalıplar gittikçe çeşitlenmiş, günümüzde ise kullanım alanlarına göre özelleştirilmiştir.

Çin’de kâğıdın bulunmasıyla beraber Uzakdoğu baskıresminin kökeni sayılan “emakimono”lar da kâğıt üzerine basılmaya başlanmış ve dolaşıma girmiştir. Türkistan’da bulunan ve baskıresmin bilinen en eski örneği sayılan “Diamond (Elmas) Sutra” (M.S.868) baskısı da bunun bir göstergesidir.

Bu dönemde ahşap baskının tercih edilmesinin nedeni, ahşap baskı kalıplarının teminindeki kolaylık, daha kolay oyulması ve daha hızlı bir şekilde baskı alınması ahşap baskının yaygın bir şekilde kullanılmasını oluşturan nedenlerdir. Kâğıdın bulunmasından yaklaşık on asır sonra Avrupa’ya gelen kâğıt burada da baskıresmin varoluşunu güçlendirmiştir. Avrupa’da baskıresimin hızlı bir şekilde yayılmasının bir sonucu olarak metal kalıp kullanılarak yapılan çukur baskı örnekleri de yine bu yüzyılda görülmeye başlanmıştır. Metal kalıbın kullanımı aslında yeni bir şey değildir, yeni olan bunun sanatsal amaçla ve çoğaltımının yapılması maksadıyla kullanılıyor olmasıdır.

Criblé: İlk metal çukur baskı örneğidir. Criblé veya noktalı baskı olarak bilinen bu baskılar, 15. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Tasarım, metal üzerine ucu sivri bir kalem ile kuvvet uygulanarak oluşturulmuş küçük noktalarla gerçekleştirilmektedir.

Asit Oyma: İçizgilerin veya dokuların metal bir plaka yüzeyinde asit ile girdiği reaksiyon sonucu oluşturulmasıyla elde edilen çukur baskı tekniğidir. Metal plaka önce aside dayanıklı bir kaplama ile kaplanır (zemin). Tasarım daha sonra çizilir. Çizgi yüzeyinde metal plaka üzerindeki kaplama maddesi kaldırılarak bu alanlardaki metal açığa çıkar. Son olarak, plaka, açıkta kalan alanlarda istenen derinlik ve genişliğe ulaşılana kadar bir asit çözeltisine daldırılır.

Bu dönemde yüzyılın en önemli olaylarından biri hiç şüphe yok ki Alman Johannes Guttenberg’in matbaa devrimidir. J. Gutenberg, baskıresimle yapılan (aynı kalıp üzerine her harfin tek tek oyularak hazırlandığı) kitap basma yöntemini; hareketli ve her harfin birbirinden bağımsız yan yana dizilebildiği, tekrar bozulabildiği ve tekrar başka bir kurguda kullanılmasını sağlayan tipo baskıresim tekniğini geliştirdi. Hareketli harf yöntemi ile anılan bu yöntem aslında Çin’de Song hanedanlığı döneminde Bi Sheng (990-1051) tarafından icat edilen ve Çin’de yüzyıllardır kullanılan bir yöntemdir. (Shelton A., 2001) Ancak tekniğin Avrupa’da kullanımı Gutenberg’le 1436 yılında başlamıştır.

Xylographica olarak da adlandırılan blok kitaplar, 15. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’da hem metin hem de illüstrasyon içerecek şekilde oyulmuş ahşap baskılar olarak basılan, 50 yaprağa kadar kısa kitaplardır.

Almanya’nın bu yüzyılda geliştirdiği baskıresim kültürü bugüne sadece isimlerinin baş harfleri kalmış büyük ustalar olarak anılan sanatçıları da yetiştirmiştir. 15. yüzyılın ikinci yarısında yalnızca baş harfleriyle bilinen bir grup parlak baskıresim sanatçısı Almanya’da ortaya çıkmıştır. Onlar büyük ustalar olarak bilinen B.G., B.M., L.G.S., A.G., B.R., ve W.H.’dir.

Kurukazıma (Drypoint): baskısı yapılacak tasarımın keskin uçlu bir aletle doğrudan metal levhaya çizildiği bir gravür yöntemi. Kurukazıma tekniği ile yapılmış baskıresim baskısındaki çizgiler, kazıma sırasında her iki yana doğru açılan metalin çapaklarının neden olduğu yumuşak bir


bulanıklık ile karakterize edilir. Kurukazıma en çok diğer baskı teknikleriyle birlikte kullanılır. Örneğin, neredeyse tamamlanmış bir baskıresime koyu vurgular vermek için kullanılabilir veya başlangıçta tasarımı metal levha üzerine çizmek için kullanılabilir.

Chiaroscuro: İtalyanca chiaro , “ışık” ve scuro , “karanlık” kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşan terim, görsel sanatlarda üç boyutlu nesneleri tanımlarken ışığı ve gölgeyi temsil etmek için kullanılan teknik olarak adlandırılmaktadır.

Almanya dışında Avrupa’nın birçok bölgesinde baskıresim alanında sanatsal üretimin arttığı gözlemlenmektedir. Hollanda’da Lucas van Leyden (1489/94-1533), sanatsal ve teknik açıdan kusursuz sayılabilecek işler üretmiştir.

Sert Vernik: Metal plaka yüzeyini asitten koruyan ve metal plakanın yüzeyine uygulama işlemi bittikten sonra katı hale dönüşen koruyucu lakla kaplama uygulamasıdır. Geçmişten bugüne pek çok baskıresim sanatçısı sert vernik oluşturmak için kendilerine has tarifler geliştirmişlerdir. Bugün en çok bilinen ve uygulama kolaylığı ile tercih edilen sert vernik lakı ise zifttir. Asfaltın bileşeni olan zift, sentetik veya selülozik tiner veya çözücü solvent içinde eritilerek akışkan hâle getirilir, yüzeye eşit bir şekilde uygulanıp kurumaya bırakılır. Uçucu özelliğe sahip çözücüler plaka yüzeyinden uzaklaştığında zift, plaka yüzeyinde katı ve sert bir şekilde kalır.

Yumuşak Vernik: Temel olarak sert vernik ile aynıdır, ancak zeminin yarı sert veya yapışkan bir durumda kalmasını sağlayan bağlayıcılar kullanılarak hazırlanır. Metal plakanın yüzeyine uygulama işlemi bittikten sonra katı hale dönüşmeyen bu vernik sanatçıya uygulamada farklı dokuların transfer yöntemi ile aktarımı, çizgi kalınlıklarının daha rahat şekilde kontrolü gibi çeşitli farklılıklar sunar.

1642 yılında Ludwig von Siegen mezzotint olarak bilinen ve çukur baskıda yarım tonları elde etmek için kullanılan tekniği icat etmiştir. Mezzotint: Bu teknikte metal levha üzerinde mürekkebi tutan küçük noktacıklar vardır. Bu noktacıklar bir dişli bıçak ile yüzeyde oluşturulmuştur. İlk önce yüzeye tek bir yönde uygulanan dişli bıçak uygulaması, sonra zıt yönde ikinci nokta örtüsünü oluşturacak şekilde uygulanır. Bu işlem dik, yatay, yan olmak üzere değişik yönlerde çok kez tekrarlanır. Böylece levhanın tüm yüzeyi çok sık nokta dokusu ile örtülmüş olur. Beyaz veya çeşitli tonlar elde etmek için de sıyırıcı veya mıskala yardımı ile noktacıklar yok edilerek ya da gri tonların ortaya çıkmasını sağlayacak şekilde basınç uygulayarak desen oluşturulur. Diğer çukur baskı tekniklerinden en büyük farkı, çizim için hazırlanan plakanın başlangıçta tamamen siyah olması ve deseni oluşturmak için açık ve gri tonlara gidilmesi oluşturmaktadır.

Bir diğer İngiliz sanatçı olan William Blake, 1788’de baskıresim tekniğinde yeni bir yöntem geliştirdi. Hem kelimeyi hem de görüntüyü birlikte basmanın teknik olarak devrim niteliğinde bir yöntemini icat eden Blake, bugün ‘klişe baskı’ olarak bilinen ‘stereotype’ baskıyı ilk kullanan sanatçıdır. Stereotip Baskı: Tipo baskıda yaygın olarak kullanılan baskı plakası türüdür. Gazete ve diğer yüksek

hızlı basın çalışmaları basımı için uygundur. Stereotip baskıda tam bir gazete sayfasının tipografik sütunları, illüstrasyon plakaları tek bir formda getirilir. Hazırlanan kalıp tek seferde bütün plakanın görüntüsünün alınacağı şekilde basılarak sonuçlandırılır.

Aquatint: Plaka üzerinde tonal alanları oluşturmak için kullanılan bir tekniktir. Önce plaka reçine tozu ile kaplanır ve plaka üzerine kaplanmış olan bu toz ısı yoluyla plakaya eriterek yapışması sağlanır. Burada amaç gözenekli bir zemin kazandırmaktır. Plaka asit tankının içine atıldığında reçinenin asitten etkilenmemesi sayesinde bu noktalar korunur ve dışında kalan alanlar asitte erimeye ve aşınmaya başlar. Aşınan bu boşluklar mürekkebi tutar. Boşlukların yoğunluğuna, genişliğine ve asitte kalma süresine bağlı olarak oluşan derinliklere bağlı olarak çeşitli tonlar ve dokular oluşturulabilir.

19. yüzyıl baskıresim teknolojisinde önemli gelişmelerin artarak devam ettiği bir dönem olmuştur. Yüzyılın hemen başında icat edilen ve tamamı demirden dökülerek yapılan ilk baskıresim presi bu gelişmelerin ilkidir. Charles Mahon tarafından1800 yılında icat edilen pres, baskıresimde seri baskının üretilmesindeki engelleri ortadan kaldırmak ve baskıresime olan talebi karşılamak için olan uğraşların bir sonucudur. 19. yüzyılda baskıresim alanında yaşanan arayışlar ve uğraşlar öylesine bir boyuta ulaşmıştır ki bunlardan birisi de günümüz fotoğraf teknolojisinin kökenini oluşturmaktadır. 1827 yılında J. P. Niepce aside yedirme tekniği ile oluşturduğu sıradan baskıresim süreci içerisinde bir değişikliğe giderek plakayı asitten koruyan lakın özelliğini değiştirdi. Cliché Verre: Klişe-verre olarak bilinen baskı yöntemi 19. yüzyılda çizimi, o zamanlar yeni olan fotoğraf ortamının teknikleriyle birleştiren melez bir süreçtir. Klişe-verre yöntemi, fotoğraf ilkesini takip eder ancak ton varyasyonlarına sahip değildir. Baskı, şeffaf bir cam parçasının opak bir pigment veya emülsiyonla kaplanmasıyla yapılmıştır; tasarım daha sonra keskin bir aşındırma iğnesi veya kalemle çizilir, çizim bittiğinde, cam plaka (negatif) üzerine ışığa duyarlı bir kâğıt yerleştirilir, ışığa maruz bırakılır ve ardından cam plaka üzerindeki görüntü kâğıt üzerine pozlanır. Sonuçta elde edilen görüntü, güçlü siyah beyaz kontrastlara sahip (pozitif) bir baskıdır. Fotogravür: kalaylı veya bakır bir levha ışığa duyarlı asfaltla kapladı ve desen yüzeyini, parlak güneş ışığına maruz bıraktı. Görüntünün arka planından geçen güneş ışığı asfaltı sertleştirirken görüntünün mürekkepli kısmının altındaki korunan alanlar farklı kimyasallar kullanılarak geliştirilir. Plakaya kazınmış olan görüntü daha sonra presten geçirilerek çoğaltılır.

Fotomekanik Baskıresim tekniği asıl olarak gelişimini W. H. F. Talbot’un ışığa duyarlı jelatin lakın 1852 yılında patentini almasıyla birlikte göstermiştir.

Kolotip Baskı: Bir cam veya metal plakanın jelatin veya ışığa duyarlı diğer yüzey tutuculardan oluşan bir substrat ile kaplanması ve sertleştirilmesiyle yapılır. Daha sonra kalın bir dikromatlı jelatin tabakası ile kaplanır ve kontrollü bir sıcaklıkta (50 °C’nin biraz üzerinde) dikkatlice kurutulur,


böylece daha sonra yaklaşık 16 °C suda yıkandığında “ağsılaşır” veya ince taneli bir desene ayrılır. Plaka, maruz kalan jelatinin daha sonra suyu emme yeteneğini değiştiren bir ultraviyole (UV) kaynağı kullanılarak negatif ile temas hâlinde maruz bırakılır. Plaka, dikromat tuz ile dikkatlice yıkanarak geliştirilir ve ısı olmadan kurutulur. Plaka, baskı için kullanılmadan önce 24 saat kürlenmesi için serin ve kuru bir yerde bırakılır ve baskı aşamasına geçilerek baskısı alınır.

Fotoğraf tabanlı bir baskıresim yöntemi olan collotype baskı ile istenilen etki tam olarak yakalanamıyor, yakalansa da boyut olarak istenilen ebatlara ulaşılamıyordu. Pretsch bu sorunu aşmak için 1838 yılında Moritz von Jacobi tarafından patenti alınmış yeni bir buluş olan electrotype baskı yöntemini beraber kullanmayı düşünmüştür. Fotogalvanografi: Paul Pretsch’in geliştirip patentini aldığı bu teknik ışığa duyarlı bir emülsiyonun metal plaka üzerine uygulanıp pozlanmasıyla elde edilen görüntünün baskısının alınması ile sonuca ulaşılan bir çukurbaskı yöntemidir. Bu yöntemi klişe baskıdan ayıran en önemli fark, fotografik görüntünün yakalanmasında gri tonları işe dahil etmesi oluşturmaktadır. Siyah beyaz kontrastına dayanan klişe baskı bu yöntemle elde edilen gri tonları plaka görüntüsü üzerinde oluşturamaz.

Fotoğrafa dayalı bir diğer teknik ise heliogravür veya fotogravür adıyla bilinmektedir. Fotogravür: Metal plaka yüzeyi Aquatint tekniğinde olduğu gibi reçine ile kaplanır ve ısıtılarak reçinenin plakaya yapışması sağlanır. Daha sonra hazırlanan ve jelatin kaplı ışığa duyarlı özel bir kâğıda pozitif baskısı alınan film, plaka üzerinde pozlanarak Ferro klorik asit veya kromik asit banyosu yaptırılırak görüntünün metal plaka yüzeyinde oluşması sağlanır. Bu işlemlerden sonra baskıya hazır hale gelen plaka basılarak çoğaltılır.

Tifdruk Baskı Tekniğinin Tarihsel Gelişimi

Tifdruk baskı tekniğinin ortaya çıkışı fotografik çukur baskı yönteminin gelişimi ile direkt ilgilidir. Bu gelişim ilk adımını Heliografik baskı tekniğinin ortaya çıkması oluşturmaktadır. Tifdruk Baskıda Fotogravür: Teknik ilk olarak 1879’da Viyanalı bir fotoğrafçı matbaacı olan Karl Klic tarafından tanıtılmıştır. Bakır levha önce reçine tozu ile kaplanır ve parçacıkların metalle kaynaşması için ısıtılır. Plaka daha sonra bikromatlı jelatin ile kaplanır ve pozitif fotoğraf filmi ile temasa maruz bırakılır. Plaka kuruduğunda asitle indirgenir. Baskı plakası, jelatinin sertleşmediği (gölgeleri oluşturan) alanlarda kazınır ancak sertleştirilmiş jelatinin bir direnç görevi gördüğü (parlak noktaları oluşturan) alanlarda indirgenme gerçekleşmez. Daha sonra plaka döner bir merdane yüzeyine monte edilir ve bu sistem için özel olarak tasarlanmış baskı presindeki yerine yerleştirilir. Plaka mürekkeplendiğinde ve ardından rakle yardımıyla silinerek temizlendiğinde, mürekkep plakanın çukurlarında kalır ve fotografik görüntü baskı işlemi sırasında istenilen yüzeye aktarılır.

Tifdruck Baskı Yöntemi

Almanca Tief (çukur) ve Druck (Baskı) kelimelerinden türeyen tifdruck baskı, rotogravür baskı adıyla da anılmaktadır. Bir çukur baskı yöntemi olan tifdruk baskının diğer çukur baskı yöntemlerinden ayrılan en önemli yanını büyük tirajlı baskıların alınabilmesine olanak vermesi oluşturmaktadır.

Tifdruk Baskı Prensibi

Bir çukur baskı tekniği olan Tifdruk baskı, endüstrileşmiş baskı yöntemleri içerisinde çukur baskı yöntemi ile çalışan tek baskı yöntemidir. Basılan yüzeye görüntüyü veren kısımlar, baskı plakasında çukurda kalan alanlar tarafından verilmektedir. Tifdruk baskı, direkt bir baskı sistemidir. Bu nedenle kalıp üzerindeki görüntü ters olarak hazırlanmalıdır. Ayna görüntüsü adı verilen bu görüntü kâğıda basıldığında düz olarak görünür. Görüntüyü oluşturacak olan plaka silindir bir yüzey etrafına kaplanır. Baskı presine yerleştirilen bu silindir, mürekkep haznesinden boyayı alır.

Tifdruk Baskı Üretiminde Temel Elemanlar

• Tifdruk Baskı Mürekkepleri • Rakle • Baskı Silindiri (Kauçuk Silindiri) • Mürekkep Ünitesi • Kurutma Sistemi

Tifdruk Baskı Kullanım Alanları

Endüstriyel olarak Tifdruk baskı kullanan alanları üçe ayırabiliriz:

• Yayıncılık basımları • Ambalaj basımları • Ürün etiketi basımları

Yayıncılıkta Tifdruk Baskı

Tifdruk baskının ilk kullanım alanı olan ve buluşun gerçekleşmesinden sonra en çok tercih edilen endüstriyel baskı olmasına rağmen günümüzde azalan bir ihtiyaç eğrisine sahiptir. Bu yüzden kullanımı gittikçe azalmaktadır.

Ambalaj Üretiminde Tifdruk Baskı

Tifdruk baskının en yaygın olarak kullanıldığı bu sektör; fleksible ambalaj basımı, karton basımı, etiket ve ambalaj basımı olarak üçe ayrılmaktadır.

Ürün Etiketi Basımları

Etiket ve ambalaj (wrap) basımında ise yapışkan özelliğe sahip kağıtlar ya da daha sonra ambalaj üzerine yerleştirilecek/yapıştırılacak etiketlerin baskıları yapılır.

Tifdruk Baskının Kullanım Alanları

Tekniğin olağanüstü bir hızda üretim yapabilmesine imkân vermesi ve baskı kalitesinin kusursuz sayılabilecek niteliğe sahip olması Tifdruk baskının endüstriyel amaçlı kullanım için tercih edilmesinin başlıca nedenlerini oluşturmaktadır. Bu nedenlerden dolayı endüstriyel baskıya ihtiyaç duyulan alanların çok büyük bir bölümünde varlık göstermektedir.


Tekniğin endüstriyel baskı sistemleri içerisinde kendisini avantajlı bir konuma dönüştüren etkilerin yanı sıra bazı dezavantajları da bulunmaktadır. Gelişen teknolojilerle birlikte çözüme kavuşturulmayı bekleyen bu dezavantajlar kimi zaman tekniğin getirdiği avantajlar nedeni ile göz ardı edilmektedir.

Dijital Tifdruk Baskı

Günümüzde hızla gelişen endüstrileşme ve artan üretim hızına bağlı olarak tifdruk baskıda bu gelişmelerden direkt olarak etkilenmiştir. Baskının kusursuz bir kaliteye erişmesinde ve standart bir üretim metoduna kavuşmasında gelişen bilgisayar teknolojisinin rolü bu anlamda çok önemlidir. Dijital teknolojiler tifdruk baskının makineleşmesinde büyük rol oynamaktadırlar.

Elektromekanik Resim ve Yazı İşleme

Bilgisayar ortamında hazırlanan görüntünün silindir kalıplar üzerine işlenerek baskı alınmasını sağlayan bu yöntem günümüzde en çok kullanılan yöntemdir. Bilgisayar ortamında hazırlanan görüntü, kalıbın üzerine deseni aktaracak olan makineye iletilir. Seramik veya elmas uçlu başlıklarla silindir kalıp üzerine görüntü kazınır ve çukur alanlar oluşturulur. Çalışma prensibi oldukça basit olan bu süreç için öncesinde yapılan hazırlıklar dikkatli bir şekilde yürütülmelidir. Sürecin sorunsuz bir şekilde işleyişi açısından aşamaların titizlikle uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Her ne kadar geleneksel üretim süreçlerinden birisi olarak kabul edilse de tifdruk baskı bu süreçlere uyum sağlaması ile günümüzde hala en etkin endüstriyel baskı tekniklerinden birisidir. Dijital olarak tasarlanan tasarımların baskısını gerçekleştirebilmesine olanak veren farklı uygulama tekniklerinin, arayüz programlarının ve yardımcı elemanların varlığı bunun en önemli nedenidir.

Lazer İşleme Teknolojisi

Lazer işleme teknolojisi, günümüzde kullanılan tifdruk baskı teknolojisinin geldiği en son aşamadır. Yöntemle oluşturulmuş baskı, diğer tifdruk baskı yöntemlerine göre daha net ve keskin bir şekilde sonuçlanmaktadır. Lazer işleme teknolojisi; baskı yapılacak yüzeye bilgisayar ortamında tasarlanan tasarımın, bilgisayara bağlı lazer gravür makinesi ile işlenmesi işlemidir. İşlem yöntemi temel olarak elektromekanik yöntemle büyük benzerlikler taşımaktadır.

Aradaki temel farklar;

• Silindir hazırlama işleminde bakır kaplama yerine çinko kaplama yapılması, • Gravür makinesine gönderilecek tasarımın arayüz programının farklılığı, • Oyma işleminin lazer ışınlarıyla yapılmasından oluşmaktadır. • Gelişen teknolojilerin bu yönteme hızlı adapte edilmesi, endüstriyel anlamda bu tekniğin ileriye dönük kullanım alanını genişletmekte ve tekniğe verilen önemi artırmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında