Söz gelimi, Danimarkalı yönetmen Lars von Trier’e göre, “film dediğin, ayakkabının içine kaçan taş gibi olmalıdır.”
Sanatta Eleştirel Düşünce — Ünite 7 Soru-Cevap
Sanatta Eleştirel Düşünce (GIT203U) soru-cevapları.
Sinemayı tanımlarken “film dediğin, ayakkabının içine kaçan taş gibi olmalıdır.” ifadesini kullanan yönetmen kimdir?
Amerikalı film eleştirmeni ve yazar Molly Haskell'a göre kaç tür sinema vardır?
Bu sorunun yanıtını Amerikalı film eleştirmeni ve yazar Molly Haskell veriyor. Ona göre iki tür sinema vardır: Gördüğümüz filmler ve anılarımızda kalan filmler.
''Dünyayı değiştirecek olan şey filmler değil, o filmleri izleyen insanlardır'' diyen Polonyalı yönetmen kimdir?
“Sinema, bir zamanlar sandığım gibi dünyayı değiştirmez ama bazı şeylerin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Dünyayı değiştirecek olan şey filmler değil, o filmleri izleyen insanlardır” diyor Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski.
Federico Fellini sinemayı nasıl tanımlar?
Federico Fellini için sinema, hayatı anlatmanın kutsal bir biçimidir ve iyi bir filmin kusurları olmalıdır; tıpkı hayat gibi, insanlar gibi...
“Cinematographe” kelimesinin kökeni nereden gelmektedir?
Yunanca Kinema (haraket) ve Graphein (yazma) sözcüklerinin birleşmesiyle türetilen “cinematographe” hareketi yazan, saptayan anlamını taşır ve bu anlam aynı zamanda insanoğlunun binlerce yıllık hayalini, özlemini dile getirir.
Sinemanın yüzyılını henüz tamamlamış kısacık diyebileceğimiz tarihi hangi olayla başlar?
Sinemanın yüzyılını henüz tamamlamış olan ve öbür sanat dallarıyla kıyaslandığında kısacık diyebileceğimiz tarihi, daha doğrusu, resmî doğum tarihi, 28 Aralık 1895’te, Paris’te, Capucines Bulvarı üzerindeki Grand Cafe’nin zemin katında, halka açık ilk film gösterimi ile başlar.
Sinemanın yedinci sanat olarak adlandırılmasının nedeni nedir?
Sinemanın yedinci sanat olarak adlandırılmasının nedeni, diğer sanat dallarından yararlanmasına rağmen, yalnızca kendine özgü, yeni, modern bir dile, anlatıma sahip olmasıdır.
Modernizmi eleştirel bir tutku olarak tanımlayan Meksika'lı şair ve yazar kimdir?
“Doğuşundan başlayarak modernlik eleştirel bir tutku olmuştur....Modern sanat yalnızca eleştiri çağının çocuğu olmakla kalmaz, aynı zamanda kendisinin eleştirmenidir” (Paz,1993). Meksikalı şair ve yazar Octavio Paz’a ait olan bu cümle, modern sanat ile eleştiri ve eleştirel düşünce arasında çok güçlü ve yakın bir bağ olduğunu duyurur.
Sanatta modernizmin ya da modern sanatın ilk güçlü akımı hangisidir?
Sanatta modernizmin ya da modern sanatın ilk güçlü akımı romantizmdir. Modernizm 19. yüzyılda, özellikle de bu yüzyılın ikinci yarısında farklı adlarla, farklı çehrelerle belirginlik kazanarak karşımıza çıkar ki, bunların içerisinde en önemli olanları önce romantizm, romantizmden sonra da gerçekçilik (realizm), doğalcılık (natüralizm) ve sembolizmdir.
Anlatı nedir?
Anlatı, gerçek ya da düşsel olayların değişik gösterge dizgeleri (harfler, işaretler, renkler, sesler vb.) aracılığıyla anlatılması sonucunda ortaya çıkmış bütün olarak tanımlanır. Bir başka tanım ise durumların, olayların, kişilerin ve kişiler arasındaki ilişkilerinin öykülenmesidir. Her öykü bir anlatıdır fakat her anlatı bir öykü değildir.
Geleneksel (klasik) anlatı sineması olarak adlandırılan sinema şekillenmiştir?
Sinema anlatacak özgün hikâye bulmakta zorlandığında, edebiyatın binlerce yıllık birikiminden yararlanabileceğini fark eder ve bu fark edişle birlikte, edebiyattan sinemaya uyarlamalar yapılır. Hollywood Sineması ve bu sinemayla birlikte ortaya çıkan stüdyo sistemi edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlanmasını belirli kurallara bağlar ve geleneksel (klasik) anlatı sineması olarak adlandırılan sinema da bu kurallar çerçevesinde şekillenir.
Aristoteles’in “Poetika” adlı eserinde insana özgü olan üç etkinliği neler olarak belirlemiştir?
Sinemada geleneksel anlatının dramatik yapısı ile bu yapının temel kuralları binlerce yıl öncesine, Aristoteles’in “Poetika” adlı yapıtına dayanır. Poetika, dram sanatının ve tragedyanın temel ilkeleri ile niteliklerinin anlatıldığı ilk eserdir ve Aristoteles bu eserinde insana özgü olan üç etkinliği tanıma, eylem ve yaratıcılık (teorik, pratik ve poetik) olarak belirler.
Geleneksel anlatıda öykünün temel ilkesi nedir?
Geleneksel anlatı, akıl ve akılcılık temeli üzerine inşa edilen bir yapıdır. Öykü ve öyküyü oluşturan olay örgüsü neden-sonuç ilişkilerine göre düzenlenir ve temel ilkesi “sürekli ilerleme”dir.
Sinema sanatını çıkmaza sürükleyen temel neden nedir?
Sinema sanatını çıkmaza sürükleyen temel neden film dilinin düzyazı olmaktan öteye gidememesi, yalnızca öykü anlatmanın aracı olarak kullanılmasıdır. Oysa modern sanatın ayırt edici özelliği ünlü Fransız yazar Andre Malraux’un (Aktaran:Kemal Özmen, 1983) deyişiyle, öykü anlatmayı reddetmesidir.
Çağdaş anlatı sinemasına giden yolda ilk dönüm noktası hangi akımdır?
Çağdaş anlatı sinemasına giden yolda ilk dönüm noktasının, İtalyan Yeni Gerçekçiliği (1942-1951) olduğu söylenebilir ki, Gilles Deleuze’e göre bu akım, sinema için yalnızca bir dönüm noktası değil, apaçık bir devrimdir, sinemanın yeniden keşfidir. Akımın gerçekçiliğindeki yenilik, yalnızca profesyonel oyuncular yerine amatör oyuncularla çalışması, doğaçlamaya yer vermesi, kamerayı stüdyo dışına, sokağa çıkarması, düşük bütçeli filmler yapması, kurguda özel efektlere başvurmayı reddetmesi, belgesele yakın teknik vb. değildir. Yeni Gerçekçi Sinema, adı bu akımın kuramıyla birlikte anılan Zavattini’nin (Aktaran: Hakan Savaş, 2013a) dile getirdiği gibi, sinemada gerçeğe bakan gözün, bakışın kökten değişmesiyle açıklanmalıdır.
Yeni Gerçekçilik denilince akla ilk gelen ve akımın başyapıtlarından birisi olan film hangisidir?
Yeni Gerçekçilik denilince akla ilk gelen ve akımın başyapıtlarından birisi olan De Sica’nın Bisiklet Hırsızları’nda konu yok denilecek kadar basittir, önemsizdir. Nihayetinde, geçinebilmek, eve ekmek götürebilmek için bisiklete ihtiyacı olan bir babanın, bisikletini çaldırması ve oğluyla birlikte çalınan bisikleti arayışlarının öyküsü şeklinde tek cümlede özetlenebilir bu filmin öyküsü.
“Gerçek, dramatik değildir; dram, dramatik olmayan ögelerin belli bir biçimde bir araya getirilmesiyle oluşur.” cümlesi sinemanın Dostoyevski’si olarak adlandırılan hangi Fransız yönetmene aittir?
“Gerçek, dramatik değildir; dram, dramatik olmayan ögelerin belli bir biçimde bir araya getirilmesiyle oluşur.” Sinemanın Dostoyevski’si olarak adlandırılan Fransız yönetmen Robert Bresson’a (1975) ait olan bu cümle, her sanat dalı gibi sinema sanatının da kendi gerçeğini, gerçekliğini kurduğunu, oluşturduğunu anlatır.
Biçimci film kuramına göre sinemada anlamı yaratan temel öge nedir?
Biçimci film kuramına göre sinemada anlamı yaratan temel öge “kurgu”dur.
Gerçekçi film kuramına göre sinemada önemli olan nedir?
Gerçekçi film kuramına göre, sinemada önemli olan gerçekliğin bütünlüğüne, sürekliliğine ve çok katmanlı oluşuna saygı duyulmasıdır. Kamera çok katmanlı olan bu gerçekliğe dilediğince yaklaşıp uzaklaşabilir ve böylece izleyiciye gerçeği keşfetme, bulma, anlama olanağı sunar. Böyle bir sinema anlayışında ya da bu film dilinde, görüntü gerçeğe kattığından ötürü değil, gerçekte ortaya çıkardığından ötürü önemlidir.
Gerçekçi film anlayışının önemli kuramcılarından birisi olan Siegfried Kracauer’a göre sinemayı sanat yapan şey nedir?
Gerçekçi film anlayışının önemli kuramcılarından birisi olan Siegfried Kracauer’a göre de sinemayı sanat yapan şey “kurtarılmış gerçeklik”tir. Yönetmen, kurguya başvurmadan da gözümüzün önünde durduğu hâlde göremediğimiz, fark etmediğimiz ayrıntıları kamerasını kullanarak kurtarabilir, yakalayabilir.