AÖF Soru Bankası

Sanatta Eleştirel DüşünceÜnite 2 Soru-Cevap

Sanatta Eleştirel Düşünce (GIT203U) soru-cevapları.

İnsan ve diğer varlıkları birbirinden ayıran en önemli aktivite nedir?

Düşünme birçoklarına göre insan ve diğer varlıkları ayıran en önemli aktivitemizdir. Bu önermeye gösterilebilecek en güçlü kanıt ise içinde yaşadığımız modern dünyanın ta kendisidir. Çünkü
gerçekten de bizi bugün anladığımız anlamda insan yapan her şeyin oluşumunda bilim, teknoloji, sanat ve edebiyat gibi düşünsel aktivitelerimizin reddedilemez bir katkısı vardır. Şu an okuduğunuz kitap, belki de az önce kendisiyle bir aramayı cevapladığınız telefon, evinizdeki veya iş yerindeki tablo, bulunduğunuz veya en son terk ettiğiniz bina… Bunlar ve bütün benzerlerinin hepsi, insanın düşünme
etkinliğine muhakkak bir şeyler borçludur.

İnsana özgü düşünsel yetilerin birbirine bağlı iki temel ayırt edici özelliği nedir?

İnsana özgü düşünsel yetilerin birbirine bağlı iki temel ayırt edici özelliğini ortaya koymamız mümkündür:

1) Dilsel/kavramsal düşünebilme.

2) Önermeler kullanarak düşünebilme.

Başka bir deyişle insan, kavramsal ve önermesel düşünme yetisine sahiptir. Bu iki birbirine bağlı özellik, insanın diğer varlıklardan farklı olarak “akıl yürütebilen varlık” olduğu fikrini ortaya koyacaktır.

Akıl yürütme nedir?

Bilindiği varsayılan öncüllerden veya olgulardan, çıkarım kurallarına göre temellendirilmiş yeni sonuçlar çıkarma sürecidir.

Cümle ile önerme arasındaki fark nedir?

Örneğin, “kar beyazdır” cümlesiyle bir düşünce ifade edilmektedir. İngilizce dilinde aynı düşünce “snow is white” cümlesi ile ifade edilmektedir. Bu örneği, cümle ile önermenin
farkını ortaya koymak için veriyoruz. Cümle, kendini yazı ile gösteren fiziksel bir nesneyken önerme soyut (yani zihinsel) bir nesnedir. Başka bir deyişle, iki dilde de somut nesneler olan yazılı metinlerle (“kar beyazdır” ve “snow is white” cümleleri) ifade edilen önerme, onları ifade eden cümleler farklı olsa da aynı önermedir.

Bazı canlılar balıktır.
Hamsi bir canlıdır.
Öyleyse, hamsi bir balıktır.

Yukarıda verilen çıkarım doğru bir akıl yürütme örneği midir?

Görüldüğü gibi verilen önermelerin hepsi doğrudur. Başka bir deyişle çıkarım, içerik açısından doğru önermelerle oluşturulmuş bir önermedir. Peki bu, çıkarımın doğru bir akıl yürütme olduğunu gösterir mi? Bu sorunun cevabı hayır olacaktır. Çünkü “Hamsi bir balıktır” önermesi, üstündeki iki önermeden çıkmaz. Bunun nedenini şu şekilde anlatabiliriz: Çıkarımdaki önermelerin içerik açısından doğruluğunu bilmediğimizi
varsayalım. “Bazı canlılar balıktır” demek, bazı canlıların balık olmayabileceği olasılığını da içinde barındırır. Dolayısıyla hamsinin canlı olması, yukarıdaki öncüllere göre, onun balık olacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla çıkarımdaki akıl yürütme formu (biçimi) yanlıştır; yani, çıkarım geçersizdir.

Tümdengelimli akıl yürütme nedir?

Tümdengelim, genel bir yargıdan onun özel bir örneğini çıkarma üzerine kurulu bir düşünme yöntemidir.

Geçerlilik nedir?

Tümdengelimli bir akıl yürütmenin düzgün bir çıkarım olma özelliğine; yani, doğru olduğu verilen veya kabul edilen öncüllerden doğru sonuca zorunlu olarak götürme özelliğine geçerlilik denir.

T1 anında gözlemlediğim k1 kuğusu beyazdır.
T2 anında gözlemlediğim k2 kuğusu beyazdır.
T3 anında gözlemlediğim k3 kuğusu beyazdır.
.
.
Tn anında gözlemlediğim kn kuğusu beyazdır.
.
.
T287 anında gözlemlediğim k287 kuğusu beyazdır.
Öyleyse, tüm kuğular beyazdır.

Yukarıda verilen akıl yürütme yönteminin bir örneği verilmiştir? 

Yukarıda verilen akıl yürütme yöntemi örneği tümevarım yöntemine ilişkindir. 

Kuvvet (ikna edicilik) nedir?

Tümevarımlı akıl yürütmelerde bir çıkarımın düzgün bir çıkarım olma özelliğine; yani, doğru olduğu verilen veya kabul edilen öncüllerden doğru sonuca zorunlu olarak götürmese de sonucun doğru olma olasılığını yüksek hâle getirme derecesine o çıkarımın kuvveti (ikna ediciliği) denir.

Akıl yürütme biçimlerinden analoji nasıl yapılmaktadır?

Bir veya daha fazla ortak özelliği olan iki nesneden biri için geçerli olan bir özelliği diğerine de atfetme şeklinde yapılan akıl yürütme biçimi analoji (benzetme)dir. Örneğin;
Ayşe çalışkan ve başarılı.
Mehmet de çalışkan.
Öyleyse, Mehmet de başarılı biridir.
Yukarıda görece kuvvetli bir analoji örneği karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni “Çalışkan olan kimseler başarılı olur” gibi bir tümevarım öncülünün gizli olarak bulunması olabilir. Ancak her analoji kuvvetli olmayabilir. Aşağıdaki analojiye bakalım.
Ayşe Ankaralı ve bisiklete biniyor.
Mehmet de Ankaralı.
Öyleyse Mehmet de bisiklete biniyordur.
Yukarıdaki analoji örneğinin hatalı bir akıl yürütmeyle yapılıp sonuç için iyi sebepler ortaya koymadığı anlaşılabilir. Çünkü Ankaralı olmanın bisiklete binme eylemini yapma ihtimalini artırmadığı açıktır. Dolayısıyla daha fazla ve daha birbirini destekleyici ortak yön olması bir analojinin kuvvetini artıracaktır. Özetle, tıpkı tümevarımlı bir çıkarım gibi düzgün yapılmış bir analoji de doğru sonucu garanti etmez, doğru sonucun olasılığını artırır. Yine tümevarım gibi, analoji de yeni bilgi veren bir çıkarım biçimidir. Kuvveti (ikna ediciliği) ortak özelliklerinin çokluğuna ve çıkarılan sonuçla olan bağlantısına bağlıdır.

Modus Ponens çıkarım kuralı nasıl yapılmaktadır?

Modus Ponens ise Latince “olumlayıcı kip” anlamına gelir ve koşul önermelerinin yapısını doğrudan yansıtan bir çıkarım kuralıdır. Yani, elimizde doğru bir koşullu bir önerme ve doğru bir ön bileşen olduğu takdirde, art bileşenin de doğru olduğunu ifade eder. Bu çıkarım kuralı aşağıdaki şekilde ifade edilebilir:
P ise Q
P
Öyleyse, Q

Ayşe ya İstanbulludur ya Ankaralıdır.
Ayşe İstanbullu değildir.
Öyleyse, Ayşe Ankaralıdır.

Yukarıdaki çıkarım hangi çıkarım kuralına bir örnektir?

Modus Tollendo Ponens, doğru bir tikel evetleme önermesinin bir bileşeni yanlış ise diğerinin doğru olması gerektiğini ifade eden çıkarım kuralıdır. Latince “değilleyerek olumlayan kip” anlamına gelir ve aşağıdaki formla gösterilir.
P veya Q
Değil-P
Öyleyse, Q

Yukarıda, birinci bileşenin değillenmesi üzerinden verilen bir örneği görüyoruz.

Önbileşenin değillenmesi safsatası nasıl gerçekleşir?

İlk öncül olarak bir koşul önermesi barındırır. Adından da tahmin edilebileceği gibi ikinci öncülü, ilk öncüldeki koşullu önermenin önbileşeninin değillemesidir. Sonuç olarak da
artbileşenin değillenmesine götüren bir safsatadır. Dolayısıyla, formunu aşağıdaki şekilde gösterebiliriz.
P ise Q
Değil-P
Öyleyse, değil-Q
Bir örnekle gösterecek olursak
Ahmet İstanbul’a giderse sevinecek.
Ahmet İstanbul’a gitmedi.
Öyleyse, Ahmet sevinmedi.
Burada safsatanın koşul önermesine kastettiği şeyden daha fazlasını yüklemekten kaynaklı bir safsatadan söz edebiliriz. İlk öncül olan “Ahmet İstanbul’a giderse sevinecek” önermesi Ahmet’in İstanbul’a gittiği koşuldaki durumda sevineceğinden bahsediyorken, gitmediği durumda ne olacağı ile ilgili bir şey söylememektedir. Zira Ahmet, İstanbul’a gitmediği durumda da başka bir nedenden ötürü sevinebilir. Mesela
bir arkadaşından hediye aldığını ve sevindiğini varsayalım. Bu pekâlâ mümkündür. Dolayısıyla, yukarıdaki formdaki bir akıl yürütme bir safsatadır. Bu safsataya da “önbileşenin değillenmesi” adı verilmiştir.

Tasım nedir?

İki öncülü ve bir sonucu bulunan; küçük terim, orta terim ve büyük terim olmak üzere üç terimden oluşan çıkarımlardır. İlk kez Aristoteles tarafından incelenmişlerdir.

Bütün kediler canlıdır.
Bütün köpekler canlıdır.
Öyleyse, bütün kediler köpektir.

Yukarıdaki örnek hangi safsataya ilişkindir?

Dağıtılmamış orta terim safsatası tasım biçiminde bir çıkarımda, adından da belli olacağı üzere, dağıtılmamış olmasından kaynaklanır. Klasik mantıktan da bilindiği şekliyle yukarıdaki tasımda orta terim olan “köpek” in öncüller içinde özneye ve yükleme dağıtılmış olması gerekirdi. Ancak yukarıdaki çıkarımda bu terimin iki öncülde de
yüklem olarak yer aldığını görüyoruz. Bu da bizi tespit edilmesi oldukça kolay bir safsataya götürür. Canlı olma özelliğini iki türün birden taşıması o türleri aynı tür yapmayacağı oldukça açıktır ve bu safsata dağıtılmamış orta terim safsatası olarak karşımıza çıkar.

Kişi karalama safsatası (argumentum ad hominem) nedir?

Bu safsata türü bir kişinin ortaya koyduğu çıkarıma değil, kişinin kendisine saldırılması üzerine ortaya çıkar. Latince “insana” anlamına gelir ve adından da anlaşılacağı gibi, çıkarıma değil, onu ortaya atan kişiye yönelik bir karalamadır. Örnek verecek olursak
“Ayşe Hoca işinde çok başarılı birisi” diyen bir kişiye “ondan yüksek not almak için her yerde onu övüyorsun” şeklinde cevap verilmesi gösterilebilir. Burada dikkat edilirse Ayşe Hoca’nın işinde başarılı olduğu iddiası, başarılı olma özelliğine değil, bunu söyleyen kişi üzerinden reddedilmiş, ortaya atılan fikre bir karşı çıkış değil, fikri ortaya atan kişiye bir suçlama getirilmiştir. Argumentum Ad Hominem (Kişi Karalama Safsatası) bu şekilde tespit edebileceğimiz bir safsatadır.

"Ya bizim ürettiğimiz güneş kremini kullanın ya da acı veren güneş yanıkları sizi bekliyor…" örneği hangi safsata türüne ilişkin bir örnektir?

Yanlış ikilem safsatasına ilişkin bir örnektir. Bu safsata, başka seçenekler de bulunduğu halde iki seçenekten birinin seçilmek zorunda olduğu izlenimi verilerek gerçekleştirilir. Verilen örnekte belirli bir firmanın sattığı ürün dışında güneş yanığından korunamayacağı izlenimi yaratılmaya çalışılarak bu türe ilişkin bir safsata ortaya konuyor.

Eleştirel düşünce nedir?

Düşünmeyi sürekli geliştirme amacıyla analiz etme ve değerlendirme uğraşı. Başka bir şekilde ifade edilecek olursa eleştirel düşünce özerk bir biçimde sürekli kendini disipline eden, izleyen ve düzelten düşünceye verilen addır.

Eleştirel düşünme konusunda iyi yetişmiş bir birey neler yapabilir?

Yüksek önem arz eden soruları ve problemleri, onları açık ve anlaşılır bir biçimde formüle ederek ortaya koyabilir.

Bir konuyla ilgili olarak, o konuya uygun malumatı verimli bir biçimde toplar ve değerlendirir. Bunu yaparken verimli bir yorum için soyut kavramları yerli yerinde kullanabilir.
İyi temellendirilmiş sonuçlara ve çözümlere varır ve bunları münasip kriter ve standartlarla sınayabilir.
Alternatif düşünme sistemleri içinde de açık görüşlü bir biçimde düşünebilir, bu sistemlerin ön kabullerini, implikasyonlarını ve pratik sonuçlarını değerlendirebilir.
Karmaşık problemlere çözüm bularak diğerleriyle verimli bir iletişim kurabilir.

Doğru olduğu öne sürülen bir önerme karşısında verilebilecek üç olası tepki nedir?

Doğru olduğu öne sürülen bir önerme karşısında verilebilecek üç olası tepki vardır:

1) önermenin doğruluğunu kabul etmek,

2) önermenin doğruluğunu reddetmek
ve

3) yargıyı askıya almak.

Önermenin doğruluğunu kabul etmek, öne sürülen önermenin doğru olduğuna katılmak anlamına gelirken önermeyi reddetmek önermenin yanlış olduğunu düşünüyor olmak demektir. Yargıyı askıya almak ise öne sürülmüş olan bir önermenin doğru veya yanlış
olduğu konusunda o anda yargı vermeyip daha sonraya ertelemek anlamına gelir.

Dogmacılık nedir?

Fikirlerini eleştiri süzgecinden geçirmeyen, sorgulamadan kabul eden ve fikirlerini ne olursa olsun değiştirmeyen yaklaşımdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında