AÖF Soru Bankası

Sanatta Eleştirel DüşünceÜnite 8 Özeti

Karikatür ve Grafik Tasarımda Eleştirel Düşünce

GİT203U-SANATTA ELEŞTİREL DÜŞÜNCE

Ünite 8: Karikatür ve Grafik Tasarımda Eleştirel Düşünce

Giriş

Grafik tasarımcılar görsel iletişimci olarak toplumda çok önemli bir sorumluluğa sahiptir. Grafik tasarımcının görsel bir iletişimci olarak ürettiği projelerle toplumda ne kadar önemli bir misyon üstlendiği sık sık gözden kaçıyor. Ne yazık ki, tasarımcının kendisi bile bu misyonun farkına varamıyor. Tasarımcının estetik ve süslemeye dayalı bir etkinlikten çok, bütün entelektüel birikimlerin devreye sokulduğu bir problem çözüm süreci olduğu hatırlanmak ve sürekli olarak vurgulanmak durumundadır. Tasarımcı çok okumalı, araştırmalı, tasarım alanında kalıplaşmış klişelerden mümkün olduğunca uzak durmalı ve yeri geldiğinde dijital teknolojinin de yer aldığı, genelleşip- sıradanlaşan birçok uygulamaya eleştirel ve kuşkucu bir gözle bakabilmelidir. Karikatür ve sosyal afiş tasarımları gibi eleştirel düşünce temelli görsel tasarımlar, bir tepkiyi kışkırtmak için gereken özellikleri fiziksel olarak mevcut kılar. Bu tasarım türleri, genel itibarıyla eleştirel düşüncenin vücut bulmuş hâlleri olarak karşımıza çıkar. Sözcükler yerine görsel tasarım yoluyla düşünmek ve insanları meşgul etmek farklı zamanlarda farklı şekillerde tarih boyunca hep varolmuştur. Karikatür ve sosyal afiş tasarımları, imgelerin günlük yaşamda oynadığı role ilişkin kavramları taşıyarak insanların görsellerle yüzleşmesini sağlar. Temel olarak, halkın gözünde sosyal, kültürel veya etik konulara ilişkin farkındalığı artırırken eleştirel bir bakış açısını paylaşmak veya tartışmalara ilham vermek için kullanılır. Bir eleştirel tasarım imgesi, izleyicinin ön yargılarına meydan okuyarak, onu çevreleyen kültür hakkında yeni düşünme biçimlerini kışkırtır.

Karikatür Sanatında Dünden Bugüne Eleştirel Düşünce

Türkçeye Fransızcadan geçen “karikatür” sözcüğü, İtalyanca “yüklemek” veya “şarj etmek” anlamına gelen “caricare” sözcüğünden türemiştir. Genellikle mizahi olan karikatür, gülünç veya hoş olmayan yüklemeler yapan bir tür grafik hicivdir. Fransız Devrimi’nin düşünsel kaynağı Diderot ve d’Alembert’in Ansiklopedi’sinde (1751), karikatürü “yükleme” olarak tanımlar. Bir kişinin, bir eylemin ya da daha genel olarak bir öznenin renkler aracılığıyla tuval ya da kâğıt üzerinde temsil edilirken, gerçek ve benzerlik aşırı alaycılıkla değiştirilir. O zaman “yükleme” gerçeğinden daha güçlü bir duruma dönüşür. Böylece bu durumun başkaları tarafından daha kolay farkedilmesi sağlanır. Fransız yazar, eleştirmen Jules Barbey d’Aurevilly (1808-1889) karikatürü “bir gerçeğin, çarpıtılmış ve öfkeli bir aşırılığı” olarak tanımlar. Aşırılığın bir coşkusu olan karikatür, ihlal yoluyla duygusal bir tepkiyi kışkırtmaya çalışır. Karikatür çoğu zaman ahlak ve akademik temsil kurallarını bozarak, var olan düzenin gizlediklerini görünür kılmayı, siyasi iktidara karşı bir direniş kültürü geliştirmeyi, sosyal kurumlarla alay etmeyi amaçlar. Karikatür, komik veya hicivsel amaçlar için özgün özelliklerini veya kusurlarını abartarak resmederken vücuda ve yüze deformasyon ekler. İnsan bedeni, karikatürün ana nesnesidir ve özellikle deformasyon

yoluyla, ruh hâllerini ve anlamın gizli taraflarını ortaya çıkarmak isteyen bir yüzü vardır. Tortuları dibe çökmüş bir kavanozun güçlü bir şekilde çalkalanması etkisini oluşturur. Karikatür, alıcının düşüncesini oluşturan engellerinin, tabularının, bilinçli/bilinçsiz körlüklerinin görüntüler aracılığı ile yeniden sorgulanmasını amaçlar. Karikatürler belirli bir bedene aidiyet gösterebileceği gibi, sembolik bir boyuta erişip soyut veya toplumsal bir varlığı da temsil edebilir. Çoğu zaman, ideali arzulayan sanatın kurallarını veya geleneklerini ihlal ederler. Ama aynı zamanda onun yeni ifade biçimlerine doğru gelişmesine de katkıda bulunurlar. Bu bağlamda, karikatür anlam yüklenmiş resim anlamına gelmektedir. Nükte, hiciv, mizah, taşlama gibi şekillerde ortaya çıkan karikatürlerin en önemli özelliği “espri” adı verilen can alıcı noktanın konusuyla bütünleşip görsel bir çizgi diline dönüşmesidir. Görsel tasarımda karikatür, mizah konu ve görüntünün ustaca harmanlanması ve hem duygulara hem de düşüncelere hitap etmesi şeklinde yorumlanabilir. Grafik tasarım mizahının temel amacı izleyicinin dikkatini çekip mesajını unutulmaz kılmaktır. Bunun nasıl yapıldığı çok çeşitli şekillerde olabilir. Bazen çok basit bir çizgiyle bazen de sabır gerektiren bir nakış işçiliğiyle verilebilir. Karikatür çizginin ve görsel elemanların etkin kullanımıyla, onların taşıdığı düşüncenin yani mesajın yoğrulmasından oluşan etkinin toplamıdır. Bu iki temel unsur karikatürün etkisini artırır. Bu işi de komik bir şekilde yapar. Bu abartı durumu genellikle gülünçtür ve gülünç olan şeyler anlatılan ve kulaktan kulağa gezen bulaşıcı, yayılmacı olgulardır. Karikatürler, medya söyleminin grafik bir biçimidir. Karikatür düşüncelerin yayılmasını kolaylaştıran bir grafik hiciv ve düşündürme sanatıdır sonucuna ulaşılabilir. İzleyicilere mesaj ve görüşleri ileten bir illüstrasyon biçimidir. Karikatür işlevleri;

• siyaset/propaganda, • sosyal hiciv, yorum, • mizahi eğlencedir.

Genel olarak karikatüristler aşağıdaki temel görüşleri savunurlar;

• sansürle baltalanan ifade özgürlüğüne bağlılık, • barışa ve değerlerine bağlılık, • medeni hakların savunulması ve vatandaş uyanıklığı çağrısı, • sessiz veya ezilen azınlıkların savunması.

Karikatürcüler yukarıdaki temel görüşleri oluşturmaya çalışarak otoriteye ve baskın yönetime karşı eleştirel bir karşı görüş oluşturmaya çalışırlar. Karikatürcüler tarafından kullanılan başlıca konu ele alma teknikleri, aşağılama (şakacılık), abartma (grotesk) veya çelişkidir (saçmalık).

Afiş Tasarımında Dünden Bugüne Eleştirel Düşünce

Modern ortamlarda afişler çevreyle uyum sağlayarak ortamın sıradan bir parçası hâline gelmişlerdir. Afişler


toplumsal iletişimin olduğu her alanda kendilerine yaşam alanı bulmuşlardır. Afişlerin ortamdan bir anda yok olmaları toplumsal hayatın kesinlikle boş görünmesini sağlayacaktır. Afişlerin ilk bakışta bulundukları yeri daha yaşanır kılmak gibi estetik bir amaca hizmet ettikleri söylenebilir. Ancak sadece bu kadarla kalmayıp insanların günlük yaşantılarına ve düşünce süreçlerine çok büyük etkide bulundukları da bir gerçektir.

20. yüzyılda hızla ivme kazanan teknoloji, yaşam pratiklerini, kültürel ve sosyolojik yaklaşımları etkilemiş; Düşünme ve algılama biçiminde köklü değişiklikler meydana getirmiştir. Bu değişim ve dönüşüm olgusuyla birlikte edebî düşüncenin düşünsel ve gündelik yaşam pra- tiklerinde görsel düşüncenin gerisinde kaldığı gözlemlenmektedir. Görsel iletişimin önemli unsurlarından biri olan afiş tasarımı, son iki yüzyılın görsel kültürünün önemli bir kitle iletişim aracı olarak günümüz dijital dünyasında da çekiciliğini ve önemini korumaktadır. Afiş, bir tanıtım aracı olmanın ötesinde, üretildiği dönemin veya bölgenin sosyal, kültürel ve politik bir aynası olmasının yanı sıra kitleleri etkileyen önemli bir araç olarak öne çıkmaktadır. Temel amaçlarından biri anlamı iletmek olan afiş, anlam bütünlüğü bağlamında bir sanat ürünü olarak da değerlendirilmektedir. Afiş, temel görsel elemanlar aracılığıyla estetik bir mesaj kurgular ve izleyiciyle buluşturur. Bu bağlamda birçok sanat ürünü gibi afiş sanatı da toplumun tarihsel deneyimlerinin korunması, yaşatılması ve hatırlanması açısından önemli bir iletişim aracıdır. Afişler temelde üç ana grupta toplanırlar:

• Reklam Afişleri • Kültürel Afişler • Sosyal Afişler

Reklam Afişleri: Ticari bir faaliyet gösteren herhangi bir ürün ya da hizmet üretip hedef kitlesine pazarlamak isteyen kurum ve ürün tanıtımlarının yapıldığı tür afişlerdir. İçerik olarak doğrudan ürün ve hizmet gösterildiği gibi dolaylı anlatım yaparak kavramsal içerikler de tercih edilebilir.

Kültürel Afişler: Herhangi bir kültürel etkinliğin ilanı için tasarlanan afiş türleridir. Tiyatro, sinema, sergi, konser, sempozyum, kongre, yarışma gibi kültürel etkinliklerin duyurularını yapmak amacıyla tasarlanırlar. Kültürel afişlerde etkinliğe ait bilgiler, katılımcılar, yer, tarih, düzenleyiciler gibi bilgiler bulunur. Tasarımlarında kavramsal yalın içerikler kullanılabildiği gibi oldukça detaylı doğrudan içerik bilgileri de kullanılabilir.

Sosyal Afişler: Konusu genelde toplumun en azından bir bölümünü ilgilendiren bir durumla ilgili farkındalık yaratmak için tasarlanan afiş türleridir. Çoğu zaman bilinen bazen de hiç bilinmeyen bir toplumsal durum hakkında hatırlatma, bildirme, öğretme, gösterme, belirtme gibi amaçlarla ortaya çıkarlar. Kimi zaman çözüm önerileri de içinde bulundurabileceği gibi çoğu zaman sadece durum tespiti yaparlar. Diğer afiş türlerinin dışında negatif durum oluşturma, rahatsız etme, hatta açıkça toplumun bir

kesimini dışlamak gibi durum sergiledikleri gözlenir. Protesto afişleri de sosyal afiş tasarımları içinde yer alırlar.

Grafik Tasarımda Eleştirel Düşünce ve Yaratıcılık

Bir görsel iletişim tasarımcısının bakması, görmesi, yaratıcı ve eleştirel düşünmesi ve bütün bunların sentezini yaparak görsel dünyayı düzenlemesi beklenir. Tasarımcı kuramsal temeline algılama yasalarını ve düşünme mantığını yerleştirerek görsel dünyayı şekillendirir. Tasarımcı yaptıkça öğrenir, öğrendikçe yapar. Temel düşünme ve algılama teorik yasaları tasarımcının tarzıyla bütünleşerek boyut değiştirir ve farklı somut yansımalar bulur. Bu aşamada herkes tarafından bilinen ve uygulanan kuramlar tasarımcının kişisel bakış açısı olan yaratıcı ve eleştirel harmanlamalarla farklı görsel zenginliklere evrilir. Yaratıcılıksa bir soruna karşı özgün çözüm önerileri geliştirebilmek biçiminde tanımlanmıştır. Eleştirel düşünme ise yaratıcı düşünme sonucunda ulaşılan yeni fikirlerin konuya aitlik mantığının sorgulandığı konuya odaklanma sürecinin yönetilmesi boyutunda devreye girer. Bu durumda yetenek kalıtsal ama eğitimle geliştirilebilir, yaratıcı ve eleştirel düşünme öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir durumdur. Yaratıcı ve eleştirel düşünebilme becerilerinin bir görsel iletişim tasarımcısı için ayrılmaz, bütüncül bir önemi vardır. Yaratıcı düşünmeyle bulunan bir fikrin, eleştirel bir odaklanmayla konuya doğal bağlarla iliştirilmesini sağlayan uyumlandırma sürecini oluşturur. Yaratıcılıkla bulunan yenilik, eleştirel odaklanmayla yeni coğrafyasında yaşama şansı bulur. Görsel iletişim tasarımcılarının bu durumun üstesinden kendi adlarına başarılı çıkmaları bir yana, bu süreci başkaları adına da başarıyla yönetmeleri gerekmektedir.

• Tasarım yaptırmak isteyen kurumun neye ihtiyacı var? • Mizahi şekilde yaklaşmak istenen konu ve görsel elemanlar uygun mu? • Seçilen görsel elemanlar bu sorunu çözmek için uygun mu? • Bu yazı karakteri bu konunun doğasını yansıtıyor mu? • Tasarlayan için anlamlı gelen görseller aynı anlamı hedef kitlesine de yansıtabilir mi? • Oluşturulan görsel yapı hangi kanalla alıcısına daha etkili ulaşır?

Bir görsel iletişim tasarımcısı eleştirel düşünmeyi geliştirerek ve kullanarak;

• Fırsatları, zorlukları tanımlayabilecek, • Verileri inceleyerek durumun merkezindeki en önemli zorluğu keşfedebilecek, • Sorunu ifade etmenin birçok farklı yolunu bulabilecek; • Belirtilen sorunla başa çıkmak için çok sayıda, çeşitli ve sıra dışı fikirler üretebilecek;


• Gelecek vaat eden fikirleri seçmek, analiz etmek ve geliştirmek için araçları belirleyip kullanabilecek, • Olası çözümleri inceleyip ardından uygulamalara geçebilecek yollar bulabilecek, • Özel ve ayrıntılı bir eylem planı tasarlayabilecek ve uygulayabilecektir.

Eleştirel düşünme, olasılıkları dikkatli ve adil bir şekilde incelemeyi ve ardından düşüncelere ve eylemlere odaklamayı içerir:

• olasılıkları organize etmek ve analiz etmek, • gelecek vaat eden olasılıkların rafine edilmesi ve geliştirilmesi, • seçenekleri sıralama veya önceliklendirme, • seçeneklerden birini seçmek

Eleştirel düşünme, aynı zamanda, birçok farklı fikri alıp tek bir amaç veya sonuç için bir araya getirme süreci olan yakınsak düşünme olarak da adlandırılır. Eleştirel düşünme sürecinde “odaklanma” kavramının kullanılması çok yerinde olur. Net ve flu alanları olan bir kamera görüntüsünün net alanları odaklanılmış düşünce bölgeleri olarak örneklendirilebilir. Eleştirel düşünme, düşünme sürecinde birçok tuzaktan kurtularak sorun veya durumlar hakkında düşünme biçimi geliştirmek ve daha sonra kararlara olumlu yansıyacak şekilde zihniyet değiştirmenin yolunu açar. Eleştirel düşünme, optimal çözüme ulaşma süreci boyunca onun hakkında net ve tarafsız bir anlayış oluşturmak için problemlerin, fikirlerin veya farklı durumların objektif olarak değerlendirilmesini ve analizini gerçekleştirmeyi amaçlayan bir düşünme yöntemidir. Eleştirel düşünme, fikirleri iletme ve sorunları çözme şeklimizi geliştirmek için kendi kendini disipline eden, kendi kendini yöneten, kendi kendini izleyen ve kendi kendini düzelten bir düşünme biçimidir.

Eleştirel Düşünmenin İlkeleri

Ohio Üniversitesi’nden Profesör Larry Larson tarafından Journal of Biological Education 1990’da yayımlanan makalede, eleştirel düşünme yaklaşımının hedefleriyle ilgili aşağıdaki ilkeler tanıtıldı. Bu ilkeler, düşünme adımlarına geçmeden önce eleştirel düşünme için kılavuz niteliğindedir:

• Durumla ilgili tüm gerekli bilgileri toplanmalı • İlgili tüm terimler anlaşılmalı ve net bir şekilde tanımlanmalı • Bilgi toplamak için kullanılan yöntemler ve mevcut sonuçları sorgulanmalı • Ön yargılar ve değerler dahil olmak üzere varsayımlar sorgulanmalı • Gerçeklerin kaynağını sorgulanmalı • Muhalif görüşler sorgulanmalı • Durumun parçalarına ve fazlasıyla büyük resmine bakılmalı • Nedenler ve sonuçları sorgulanmalı • Çeldiricilere dikkat edilmeli

Yaratıcı Düşünme

Özellikle tasarım dünyasında öğrencilikten başlayarak mesleğin her aşamasında yaratıcılık istenir. Bunun temelinde tasarımın, aynı soruna “farklı bakışlar üretmek” anlamı yatmaktadır. Yaratıcı düşünme, boşluklar, paradokslar, fırsatlar, zorluklar veya endişelerle karşılaşmayı ve kavramlar arası anlamlı yeni bağlantılar aramayı içerir:

• çok sayıda olasılık, • farklı bakış açıları, • olağandışı durum tespitleri, • geniş ve zengin ayrıntılar.

Yaratıcı düşünme, genellikle tek bir noktadan başlanan araştırmayı, birçok farklı yöne genişleterek çok çeşitli yeni olasılıklar üretilen süreç olarak tanımlanır. Yaratıcı düşünmede amaç çok sayıda, çeşitli veya alışılmadık olasılıklar aramak, ayrıntılar eklemek ve olasılıkları genişletmektir. Bu süreci “üretkenlik” olarak tanımlamak da mümkündür.

Grafik Tasarımda Yaratıcı ve Eleştirel Düşünme Dengesi

Yaratıcı düşünme ve eleştirel düşünmenin karıştırılıp birbiri yerine kullanıldığı durumlarla sık sık karşılaşılmaktadır. Aslına bakılacak olursa her iki düşünme yönteminin de görsel iletişim tasarımcısının işini iyi yapmasıyla doğrudan ilgisi vardır. Yaratıcılığın, yaratıcı düşünmenin ve eleştirel düşünmenin pek çok farklı tanımı vardır ve bu tanımların esasını tartışırken çıkmaza girmek kolaydır. Yaratıcı ve eleştirel düşünme genellikle zıt, birbiriyle uyumsuz kutuplar olarak görülür. Yaratıcı düşünürler, alışılmışın dışında ve saçma, çıkıntı veya en azından tuhaf olan ve genellikle kalıp dışı fikirler geliştiren kişiler olarak görülür. Öte yandan eleştirel düşünürler genellikle ciddi, beklenen davranışı sergileyen, analitik ve kişisel olmayan olarak genellenebilir. Etkin görsel iletişim tasarımcılar için yaratıcı ve eleştirel düşünmenin birbirini tamamlayan, karşılıklı olarak önemli iki düşünme biçimi olduğuna inanılır. Yaratıcı ve eleştirel düşünmenin birlikte uyum içinde çalışması gerekiyor. Başarılı görsel iletişim problemlerini çözme, sadece birini değil, her ikisini de kullanmaya bağlıdır.

Yaratıcılık Hakkında Yanlış Kanılar

Yaratıcılıkla ilgili birkaç yaygın yanlış düşünceden bu aşamada kurtulmakta fayda vardır.

1. Yaratıcı bir insan değilim 2. Yaratıcılık öğretilemeyecek kadar gizemlidir 3. Yaratıcılık eşittir sanat 4. Delilik olarak yaratıcılık

Bu yanlış anlamalar yaratıcılığın bir tartışma konusu olduğu herhangi bir grupta her zaman ortaya çıkacak türden ön yargılar taşımaktadır. Yaratıcılık, insanların çabalarını yeni fikirlere yönelttiği, yaşamlarını ve çevrelerini genişlettiği veya iyileştirdiği her yerde ve her zaman var olur. Yaratıcılık üretkenliği artırmaya yönelik birçok


yöntem ve teknik içerir ve bunları öğrenmek ve kullanmak isteyen herkes için erişilebilir bir yapıya sahiptir.

Görsel İletişim Tasarımında Yaratıcı ve Eleştirel Düşünme Yönergeleri

Görsel İletişim Tasarımında yeni ve etkili fikirlere ulaşmanın yolu, seçenekler üretmek ve odaklanma süreçlerini dengelemekle olasıdır. Bunlar iki grup hâlinde düzenlenmiştir:

• Seçenek üretme yönergeleri • Seçeneklere odaklanma yönergeleri

Seçenek Üretme Yönergeleri

Görsel iletişim tasarımcıları hazırlık yaptıkları konularla ilgili kendilerini her zaman tüm olasılıklara açık tutmaya çalışmalıdır. Konuyla ilgili ilk fikirleri çok hızlı değerlendirmek çoğu zaman daha doğmadan engellenmeleri veya bastırılmaları anlamına gelir. Bir konuyla ilgili özellikle ilk analiz ve araştırma sırasında, herhangi bir olasılığı gözden kaçırmaya neden olabilecek bir alışkanlık veya eylemden kaçınmak gereklidir. Görsel iletişim tasarımında yeni fikir seçenekleri oluşturmak için;

1. Yargılamayı erteleme 2. Seçenekleri çoğaltmak 3. Tüm seçenekleri kabul etmek 4. Kombinasyon üretmek

Odaklanma Seçenekleri İçin Yönergeler

Bunca yeni ve çeşitli seçenek üretildikten sonra geriye dönüp artık bunlarla daha fazla zaman geçirmenin sırası gelmiştir. Bunların içinden en çok hangilerinin işe yarayıp yaramayacağını, daha zayıf ve daha güçlü olanlar sıralanmaya başlanabilir. Zaten daha seçenek oluşturma aşamasında bazıları tasarımcıya sonraki aşama ile ilgili göz kırpmaya başlamış bile olabilir. Bu aşamada üretilen seçeneklere çok acımasız davranıp tamamen siyah ya da tamamen beyaz seklinde davranmayıp ara tonları da düşünmeleri daha tutarlı bir odaklanma sağlayacaktır. Odaklanma yaklaşımlarında görsel iletişim tasarımcıları olabildiğince pozitif olup seçenekleri yaşatma temelli bir tavır sergilemelidirler. Aksi durumda olumsuz tavır, seçeneklerin nasıl iyileştirilebileceğini, güçlendirilebileceğini veya geliştirilebileceğini düşünmeden birbiri ardına reddederek her düşüncenin yalnızca zayıflıklarını görebilir. Böylelikle odaklanma sonunda geriye bakıldığında seçeneğin kalmadığı görülebilir. Negatif bir bakış açısının hissizleştirici, olasılıkları ezici etkisinin üstesinden gelmeye yardımcı olmak ve odaklanmak için aşağıdaki dört temel kural uygulanır:

1. Fikirleri olumlu değerlendirme yapıcı analiz 2. Bilinçli ve açık olmak 3. Fikirde hem yenilik hem de uygunluk 4. Rotada kalmak.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında