AÖF Soru Bankası

Sanatta Eleştirel DüşünceÜnite 2 Özeti

Düşünme Yöntemleri ve Eleştirel Düşünce

GİT203U-SANATTA ELEŞTİREL DÜŞÜNCE

Ünite 2: Düşünme Yöntemleri ve Eleştirel Düşünce

Giriş

Düşünme birçoklarına göre insan ve diğer varlıkları ayıran en önemli aktivitemizdir.

Düşünme: Bazı Temel Soru ve Kavramlar

Kedi, “köpeğin tehlikeli bir varlık olduğunu” veya “bir insanın kendisine mama getirdiğini” yani “Köpek tehlikeli bir varlıktır” veya “Bir insan bana mama getiriyor” cümleleriyle ifade edilebilecek önermeleri düşünmemektedir. Bu durumda insana özgü düşünsel yetilerin birbirine bağlı iki temel ayırt edici özelliğini ortaya koymamız mümkündür:

1) Dilsel/kavramsal düşünebilme. 2) Önermeler kullanarak düşünebilme.

Başka bir deyişle insan, kavramsal ve önermesel düşünme yetisine sahiptir. Bu iki birbirine bağlı özellik, insanın diğer varlıklardan farklı olarak “akıl yürütebilen varlık” olduğu fikrini ortaya koyacaktır.

Düşünme Kavramının Farklı Kullanımları

Düşünme ile dünyadaki nesnelerle geçişmişte olmuş, gelecekte olacak olan ve olmamış olsa da olanağı bulunan olayları zihnimizde temsil ederiz, başka bir deyişle “gözümüzün önüne getiririz”. Eleştirel düşünmede bahsedeceğimiz “düşünme” ise dünyada olmuş, olacak veya olanaklı nesne veya olayları zihinde temsil etmeye, onları “göz önüne getirme”ye veya hayal etmeye değil, akıl yürütmeye dayanır. Başka bir deyişle, akıl yürütme olarak düşünmede göz önüne getirdiğimiz şeyler fiziksel dünyadaki değil, mantıksal (veya formel) nesne ve ilişkileridir. Bu da “akıl yürütme”nin formel bir bilim olan mantık ile doğrudan ilişkisini göz önüne serer.

Akıl Yürütme Olarak Düşünme

Bilindiği varsayılan öncüllerden veya olgulardan, çıkarım kurallarına göre temellendirilmiş yeni sonuçlar çıkarma sürecine akıl yürütme adı verilir. “Eleştirel Düşünce” denince akla gelen düşünme, akıl yürütme olarak düşünmedir. Bu da doğrudan eleştirel düşünce ile mantık arasındaki ilişkiyi akla getirir. Çünkü düzgün akıl yürütmenin prensipleriyle ilgilenen disiplin mantıktır. Mantık en temelde “doğru öncülden yanlış sonuç çıkartmama” prensibine göre işleyen bir disiplindir. Başka bir deyişle, elimizde doğru önermeler varsa, mantıksal olarak düzgün bir akıl yürütme de bizi, kuvvetle muhtemeldir ki doğru önermelere götürecektir.

Akıl yürütmenin gözlemlenebildiği, öncül ve sonuçlardan oluşan bütüne çıkarım (uslamlama) denir. Çıkarımlar, bir veya daha çok elemana sahip bir öncül kümesinden ve bir sonuçtan oluşur. Öncül, doğru olduğu başlangıçta bilinen veya kabul edilen önermelere verilen addır. Sonuç ise çıkarım sonrası elde edilen yeni önermedir. Düzgün bir akıl yürütmeyle yapılan çıkarımlara geçerli veya kuvvetli, hatalı akıl yürütmelerle yapılan çıkarımlara ise geçersiz veya zayıf çıkarım denir. Yanlış önermeler nasıl gerçeği

yansıtmıyorsa, geçersiz veya zayıf çıkarımlar da öncüllerin sonucu desteklemediği çıkarımlardır.

İnsan düşüncesi, diğer tüm canlılarınkinden farklı olarak bir dil ve onun kavramlarını kullanır. Örneğin “elma” kavramını düşünelim. Yeryüzündeki bütün elmalar aslında birbirinden farklıdır. Ancak “elma” kavramı, bu birçok farklı olan şeyi bir insanın zihninde bir kavram şemsiyesi altında ortaklaştıracaktır. Bu durumda her elma yeme edimi biricik, yani farklı farklı deneyimler olsa da “elma yemek” dendiğinde zihnimizde bir imge oluşturabilecektir. Bu, büyük bir imkânı beraberinde getirir. İnsan düşüncesinin dile ve kavrama dayalı olması, o düşüncenin diğer insanlarla paylaşılabilmesi, yazılı ve sözlü anlamda dağıtıma ve birikime açık hâle gelmesi anlamına gelecektir. Kavramsallık, birikimselliğin önünü açtığı için insan türünü düşünce ve bilgi biriktirebilen bir tür hâline getirmiştir.

Peki önerme ve önermesellik ne anlama gelmektedir? Bir iddiada bulunan bir cümlenin içeriğinde barınan düşünce veya fikre önerme denir. Örneğin, “kar beyazdır” cümlesiyle bir düşünce ifade edilmektedir. İngilizce dilinde aynı düşünce “snow is white” cümlesi ile ifade edilmektedir. Bu örneği, cümle ile önermenin farkını ortaya koymak için veriyoruz. Cümle, kendini yazı ile gösteren fiziksel bir nesneyken önerme soyut (yani zihinsel) bir nesnedir.

Bir önerme iki temel ögeye ayrılır. Bunlar özne ve yüklemdir. Özne, önermede belirtilen yüklemi taşıyan ögedir. Yüklem ise özneye yüklenen özelliği ifade eder. Örneğin “Araba gidiyor” cümlesini ele alalım. Bu cümlede “… gidiyor” yüklem, “araba” ise öznedir. Burada özne tek başına tamamlanmış bir ögedir, tamamlanmak için başka bir nesneye veya değişkene ihtiyaç duymaz. Yüklem ise başka bir nesne veya değişkenle tamamlanmaya uygundurlar. Yukarıdaki cümledeki “… gidiyor” yüklemini ele alalım. Boşluğa “otobüs” nesnesini koyarsak “otobüs gidiyor” şeklinde bir önerme oluşturacaktır. Bunun yanı sıra x gibi bir değişkenle “x gidiyor” şeklinde bir fonksiyon hâline de getirilebilir.

Birer örnekle önermesel mantığa göre ve yüklemler mantığına göre yapılan akıl yürütmelere değinelim.

Çıkarım 1:

Eğer Ankara Türkiye’nin başkentiyse, Ankara Türkiye’dedir.

Ankara Türkiye’nin başkentidir.

Öyleyse, Ankara Türkiye’dedir.

Burada önermeler mantığına göre p ise q, p; öyleyse q şeklinde bir akıl yürütmeye başvurulmuş ve önermeler bütün olarak kullanılmıştır. Bu, belirli bir çıkarım kuralıdır. Şimdi aşağıdaki çıkarımı inceleyelim.

Çıkarım 2:

Bütün insanlar ölümlüdür.

Sokrates bir insandır.

Öyleyse, Sokrates ölümlüdür.


Bu çıkarımda ise yüklemler mantığındaki “bütün” terimi kullanılarak önermeler parçalara ayrılmış ve çıkarım “insan”, “Sokrates” ve “ölümlü” terimleri üzerinden yapılmıştır. Dolayısıyla, çıkarımdaki önermeler parçalarına ayrılmıştır. Ancak her iki çıkarım da, görüyoruz ki, insan akıl yürütmesinin bir özelliği olarak önermeler kullanılarak yapılmıştır.

Düşünme: İçerik-Biçim Ayrımı

Mantık, bilimler sınıflandırmasında genellikle formel bir bilim olarak değerlendirilir. Bu, mantığın düşünce içerikleri ile değil, düşünce formlarıyla (yani düşünme biçimleriyle) ilgili olduğu içindir. Peki bir düşünme ediminin biçimi ve içeriği nasıl ayırt edilebilir? Bununla ilgili tanımları yapmadan önce aşağıdaki çıkarıma ve bu çıkarımdaki akıl yürütmeye bir göz atalım.

Çıkarım 3:

Ayşe İstanbul’da veya Ankara’dadır.

Ayşe İstanbul’da değildir.

Öyleyse, Ayşe Ankara’dadır.

Yukarıdaki çıkarımda p: “Ayşe İstanbul’dadır” ve bu önermenin değillemesi olan değil-p: “Ayşe İstanbul’da değildir” önermesi ile q: “Ayşe Ankara’dadır” önermelerinin içerikleri mantıksal değildir. Bunu açacak olursak, bütün bu ifadelerin doğruluk değeri yaşadığımız uzamsal ve zamansal dünyaya bağlıdır. Eğer şu anda Ayşe gerçekten de İstanbul’daysa p doğrudur, Ankara’daysa p yanlış ve q doğrudur. Ayşe şu an Antalya’daysa bu durumda, hem p hem de q önermeleri yanlış olacaktır. Ancak bütün bunlar dünyaya dayalı bilgilerdir, yani içerik bilgileridir. İçerik ile ilgili verilerin doğru veya yanlış olması akıl yürütmenin sıhhatini etkilemez. Ayşe İstanbul’da da olsa, Ankara’da da olsa, Antalya’da da olsa yukarıdaki akıl yürütme düzgün, çıkarım geçerlidir. Çünkü burada akıl yürütmenin formu, biçimi doğrudur. Bu biçimi de şu şekilde ifade edebiliriz:

Çıkarım 3 (Biçim):

P veya Q

Değil P

Öyleyse, Q

Yukarıdaki biçimle (formla) başka içeriklere sahip cümleleri ekleyerek yeni çıkarımlar elde edebiliriz. Bu eklemeler akıl yürütmenin geçerliliğini değiştirmeyecektir çünkü yukarıdaki akıl yürütmenin biçimi doğrudur.

Düzgün akıl yürütme formlarına hangi içerikleri veya önermeleri koyarsak koyalım, bu akıl yürütme formu düzgün olma vasfını kaybetmez. Aynı şekilde, düzgün olmayan bir çıkarım formunun içine hangi içeriği koyarsak koyalım, bu akıl yürütme düzgün hâle gelmez. Aşağıda geçersiz bir akıl yürütme formu örneği vererek bunu da göstermiş olalım.

Çıkarım 4 (Form):

Bazı x’ler y’dir.

A, bir x’tir.

Öyleyse A, bir y’dir.

Yukarıdaki akıl yürütme yanlış, çıkarım geçersizdir. Çünkü bazı x’lerin y olması bütün x’leri y yapmaz. Yukarıdaki yanlış forma doğru içerikler koyup çıkarıma tekrar göz atalım.

Çıkarım 4:

Bazı canlılar balıktır.

Hamsi bir canlıdır.

Öyleyse, hamsi bir balıktır.

Görüldüğü gibi yukarıdaki önermelerin hepsi doğrudur. Başka bir deyişle çıkarım 4, içerik açısından doğru önermelerle oluşturulmuş bir önermedir. Peki bu, çıkarım 4’ün doğru bir akıl yürütme olduğunu gösterir mi? Bu sorunun cevabı hayırdır. Çünkü “Hamsi bir balıktır” önermesi, üstündeki iki önermeden çıkmaz. Çünkü çıkarım 4’teki önermelerin içerik açısından doğruluğunu bilmediğimizi varsayalım. “Bazı canlılar balıktır” demek, bazı canlıların balık olmayabileceği olasılığını da içinde barındırır. Dolayısıyla hamsinin canlı olması, yukarıdaki öncüllere göre, onun balık olacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla çıkarım 4’teki akıl yürütme formu (biçimi) yanlıştır; yani, çıkarım 4 geçersizdir. Bunun karşı örneği olarak içeriği tamamen yanlış bir akıl yürütmeyi inceleyelim.

Çıkarım 5:

Bütün insanlar öğrencidir.

İstanbul bir insandır.

Öyleyse, İstanbul bir öğrencidir.

Yukarıdaki akıl yürütmedeki “Bütün insanlar öğrencidir”, “İstanbul bir insandır” ve “İstanbul bir öğrencidir” önermelerinin hepsi yanlıştır. Başka bir deyişle düşünme içeriğimiz tamamen yanlış verilerden oluşmaktadır. Peki bu akıl yürütmemizi yanlış yapar mı? Bu sorunun cevabı da hayır olacaktır. Çıkarım 5, daha önce sözünü ettiğimiz Çıkarım 2’deki düşünme formuyla aynıdır. Bu form da aşağıdaki biçimde ifade edilebilir:

Çıkarım 2 ve Çıkarım 5 (form):

Bütün x’ler y’dir.

A, bir x’tir.

Öyleyse A, bir y’dir.

Dolayısıyla, içeriği tamamen yanlış önermelerden oluşsa da çıkarım 5 düzgün bir akıl yürütmenin sonucudur; yani, geçerli bir çıkarımdır. Başka bir biçimde ifade edersek, öncüllerini doğru kabul ettiğimizde bu çıkarım formu bize her durumda doğru sonucu vermektedir.

Düzgün ve Hatalı Düşünme Yöntemleri

Temel Akıl Yürütme Yöntemleri

Temel akıl yürütme yöntemleri olarak tümdengelimli akıl yürütme, tümevarımlı akıl yürütme ve analoji yöntemlerinden bahsedeceğiz.


Tümdengelimli Akıl Yürütme

Tümdengelim, genel bir yargıdan onun özel bir örneğini çıkarma üzerine kurulu bir düşünme yöntemidir. Aşağıda bir örneği verilmiştir.

Çıkarım 6:

Bütün insanlar çalışkandır.

Ankara bir insandır.

Öyleyse, Ankara çalışkandır.

Yukarıda öncülleri yanlış ve sonucu anlamsız bir çıkarım görmekteyiz. İçeriği yanlış da olsa, çıkarım 6, geçerli bir akıl yürütmedir ve çıkarım 4’ün formuyla aynı forma sahiptir. Bu forma sahip olan, bilinen genel bir kuraldan onun özel bir durumunu çıkaran düşünme yöntemi tümdengelimdir. Bu tip akıl yürütmelerde bütünüyle doğru olan bir öncüller kümesinin yanlış sonuç vermemesi, bu akıl yürütmenin düzgün bir akıl yürütme olması için gereken kriterdir. Bu kritere “geçerlilik” denir.

Tümdengelimli çıkarımlar yeni bir bilgiye ulaşmamızı sağlayan akıl yürütmeler değildir. Veri analizinde veya matematik gibi formel alanlarda kullanılması daha uygun bir akıl yürütme yöntemidir.

Tümevarımlı Akıl Yürütme

Elimizdeki tikel öncüllerden tümelin bilgisini çıkardığımız akıl yürütme yöntemidir. Günümüz bilimsel yöntemi buna dayanır. Çünkü modern bilimin doğa ile ilgili olayları (veya, genel bilgisini) akıl yoluyla ve önsel olarak bildiğini varsaymak yerine deney ve/veya gözleme başvurup elde edilen verilerle hareket etmeye dayalı olmasıdır. Buradan bilim tümdengelimli çıkarıma başvurmaz demek istemiyoruz. Örneğin;

T1 anında gözlemlediğim k1 kuğusu beyazdır.

T2 anında gözlemlediğim k2 kuğusu beyazdır.

T3 anında gözlemlediğim k3 kuğusu beyazdır.

.

.

Tn anında gözlemlediğim kn kuğusu beyazdır.

.

.

T287 anında gözlemlediğim k287 kuğusu beyazdır.

Öyleyse, tüm kuğular beyazdır.

Yukarıdaki örnekte görülüyor ki tümevarımlı çıkarında sonuç önermesi bize yeni bir bilgi verir. Öte yandan, gözlemlediğim tüm kuğuların beyaz olması bundan sonra karşıma çıkacak (veya çıkmamış) herhangi bir kuğunun da beyaz olduğunun garantisini vermez. Dolayısıyla, tümevarım tipindeki çıkarımlarda çıkan sonucun doğruluğu kesinlik taşımaz. Yani tümdengelimli akıl yürütmenin kurallarına göre örnekteki gibi tümevarımlı çıkarımlar geçersizdir. Ancak tümevarımlı akıl yürütmenin düzgün bir akıl yürütme olmasının kriteri geçerlilik değil, kuvvettir (ikna edicilik). Kuvvet,

öncüllerin sonucu destekleme derecesidir. Yani öncüller sonucu yüksek ihtimalle doğru yapıyorsa, bu tümevarımlı akıl yürütme kuvvetli bir akıl yürütme olacaktır.

Analoji

Bir veya daha fazla ortak özelliği olan iki nesneden biri için geçerli olan bir özelliği diğerine de atfetme şeklinde yapılan akıl yürütme biçimi analoji (benzetme)dir. Örneğin;

Ayşe çalışkan ve başarılı.

Mehmet de çalışkan.

Öyleyse, Mehmet de başarılı biridir.

Yukarıda görece kuvvetli bir analoji örneği karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni “Çalışkan olan kümseler başarılı olur” gibi bir tümevarım öncülünün gizli olarak bulunması olabilir. Ancak her analoji kuvvetli olmayabilir. Örneğin;

Ayşe Ankaralı ve bisiklete biniyor.

Mehmet de Ankaralı.

Öyleyse Mehmet de bisiklete biniyordur.

Yukarıdaki analoji örneğinin hatalı bir akıl yürütmeyle yapılıp sonuç için iyi sebepler ortaya koymadığı anlaşılabilir. Çünkü Ankaralı olmanın bisiklete binme eylemini yapma ihtimalini artırmadığı açıktır. Dolayısıyla daha fazla ve daha birbirini destekleyici ortak yön olması bir analojinin kuvvetini arttıracaktır. Özetle, tıpkı tümevarımlı bir çıkarım gibi düzgün yapılmış bir analoji de doğru sonucu garanti etmez, doğru sonucun olasılığını arttırır. Yine tümevarım gibi, analoji de yeni bilgi veren bir çıkarım biçimidir. Kuvveti (ikna ediciliği) ortak özelliklerinin çokluğuna ve çıkarılan sonuçla olan bağlantısına bağlıdır.

Çıkarım Kuralları

Modus Ponens: Bu çıkarım kuralı aşağıdaki şekilde ifade edilebilir:

P ise Q

P

Öyleyse, Q

Modus Tollens: Bu çıkarım kuralı aşağıdaki şekilde ifade edilebilir:

P ise Q

Değil-Q

Öyleyse, değil-P

Modus Tollendo Ponens: Bu çıkarım kuralı aşağıdaki formla gösterilir:

P veya Q

Değil-P

Öyleyse, Q


Hatalı Akıl Yürütme Biçimleri (Safsatalar)

Formel Safsatalar

Önbileşenin Değillenmesi: Formu aşağıdaki gibidir:

P ise Q

Değil-P

Öyleyse, değil-Q

Artbileşenin Evetlenmesi: Formu aşağıdaki gibidir:

P ise Q

Q

Öyleyse, P

Dağıtılmamış Orta Terim: Bu formel safsatayı bir örnek üzerinden gösterelim:

Bütün kediler canlıdır.

Bütün köpekler canlıdır.

Öyleyse, bütün kediler köpektir.

İnformel Safsatalar

İnformel safsatalar ise akıl yürütmede karşımıza çıkan formel olmayan yanlışlıklardır.

Kişi Karalama Safsatası (Argumentum ad Hominem): Bu safsata türü bir kişinin ortaya koyduğu çıkarıma değil, kişinin kendisine saldırılması üzerine ortaya çıkar.

Korkuluk Safsatası (Argumentum ad Hominem): Bir tartışma esnasında karşı tarafın iddiasını çürütmek için onu olduğundan çok daha zayıf gösterecek şekilde yorumlayıp yeniden sunmak şeklinde gerçekleşen safsatadır.

Yanlış İkilem Safsatası (False Dilemma): Başka seçenekler de bulunduğu halde iki seçenekten birinin seçilmek zorunda olduğu izlenimi verilerek gerçekleştirilen safsatadır.

Düşünme Yöntemlerinin Eleştirel Düşünce Açısından Anlamı

Eleştirel düşünce, yalnızca doğru düşünme yöntemlerinin bireysel ve toplumsal boyutlarda benimsenmesiyle mümkündür.

Eleştirel Düşüncenin Neliği ve İşlevleri

Eleştirel düşünce, düşünmeyi sürekli geliştirme amacıyla analiz etme ve değerlendirme uğraşıdır. Başka bir şekilde ifade edilecek olursa eleştirel düşünce özerk bir biçimde sürekli kendini disipline eden, izleyen ve düzelten düşünceye verilen addır.

Eleştirel düşünce aynı zamanda önemli bir eğitim hedefidir. Çünkü eğitimde eleştirel düşünen bireyler yetiştirme amacına yönelik etkinliğin hem eğitim alan bireye hem de topluma sayısız faydası vardır.

Önemli Bazı İnformel İlkeler

Düşünme yöntemlerinin eleştirel düşünceyle ilişkisini tek cümleyle anlatmamız istense şöyle diyebilirdik: Eleştirel

düşünce doğru düşünme yöntemlerini kullanmayı gerektirir. Ancak eleştirel düşüncenin akılcılık açısından gereklilikleri bununla sınırlı değildir. Eleştirel düşünce kendi fikirlerimize ve karşımıza çıkan çıkarımlara doğru bir biçimde yaklaşmayı da gerektirir.

Fikirlerini eleştiri süzgecinden geçirmeyen, sorgulamadan kabul eden ve fikirlerini ne olursa olsun değiştirmeyen yaklaşıma dogmacılık denir. Fikirlerini hemen değiştirmeye meyilli olmasa da düzgün temellendirilmiş karşıt görüşler karşısında fikir değiştirmekten kaçınmayan tavra ılımlı muhafazakârlık denir.

Bir önermeyi kabul etmek için iyi nedenlerimiz varsa onu kabul etmemizin, reddetmek için iyi nedenlerimiz varsa onu reddetmemizin, ikisi için de iyi nedenlerimiz yoksa yargıyı askıya almamızın gerektiğini biliyoruz. Peki, bir çıkarıma akılcı bir biçimde nasıl yaklaşmalıyız? Bunun için hayırseverlik (charity) ve sadakat (fidelity) ilkelerini birbiriyle denge içinde uygulamak büyük önem taşır. Bu şekilde ortaya atılan çıkarıma sadık kalarak onu en güçlü bir biçimde yeniden ortaya koyabilir ve çıkarımı akılcı bir biçimde değerlendirme şansını bulabiliriz.

Özetle, düşünceyi geliştirme sanatı olan eleştirel düşünce, doğru düşünce yöntemlerinin doğru yerde uygulanmasıyla yakından ilgilidir. Düzgün ve hatalı akıl yürütmeleri birbirinden ayırabilen bir kişi eleştirel düşünce ortamına katkı sağlamaya hazır bir bireydir. Eğitim, düşünce konusunda doğruyla yanlışı birbirinden ayırabilen akılcı bireyler yetiştirmeyi hedeflediği ölçüde eleştirel düşüncenin yeşerdiği bir toplum inşasına katkıda bulunacaktır. Ayrıca eleştirel düşünce fikirlere saygıyı ve bununla ilintili olarak iddialara hayırsever bir biçimde yaklaşmayı gerektirir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki eleştirel düşünme yetisini geliştirmiş akılcı bir birey çıkarımlara o çıkarımı yapan kişinin ifade etmeye niyet etmediği unsurları eklemeyecek, kendisine sunulan çıkarımı onun içeriğine sadık bir biçimde değerlendirecektir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında