AÖF Soru Bankası

Sanatta Eleştirel DüşünceÜnite 1 Özeti

Eleştiri ve Eleştiri Yöntemleri

GİT203U-SANATTA ELEŞTİREL DÜŞÜNCE

Ünite 1: Eleştiri ve Eleştiri Yöntemleri

Giriş

Günlük edinimlerimizim büyük çoğunluğunu duyu organlarımızla algıladığımız gerçekliği algılama, bilinçlendirme, anlama ve değerlendirme eylemlerimizden oluşur. Bu doğrultudaki eylemlerimiz zihinsel süreç algılamasıyla başlar.

Bu ünite kapsamında beynimizin sürdürdüğü bu süreçler çerçevesinde öncelikle değerlendirme, yorum ve eleştiri kavramları ele alınacak, ardından eleştiri alanları incelenecek ve son olarak sanat eleştirisi ve yöntemleri açıklanacaktır.

Değerlendirme, Yorum ve Eleştiri

İnsan çevresindekilerin bilgisine ulaşmak ve bilgi üretmek için her şeyi incelemeye, tanımaya ve anlamaya çalışma çabasına girmiştir. Bu çabanın amacı kendini ve çevresini oluşturan şeyleri anlamlı kılmak, anlamaktır. İnsanoğlu bulduğu, ürettiği bilgileri bir sonuç, saptama, yargı olarak Değerlendirme, Yorum ya da Eleştiri olarak ifade eder.

Değerlendirme

Değerlendirme (İng. evaluation): Ölçüm konusu olan bir nesne üzerinde nicel ya da nitel ayrımlar yaparak değerlendirici yargılamalarda bulunma.

Günlük hayatta bütün bireyler bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde karşılaştığı tüm şeyleri değerlendirmeye sokar. Söz konusu değerlendirme, değerini bulma yöntemleri dört farklı yeni başlıkta ele alınacaktır:

1. Değer Atmak 2. Değer Yüklemek 3. Değer Biçmek 4. Değer Saptamak

Değer Atmak

Adından da anlaşılacağı üzere burada değerinin bulunulmaya çalışıldığı şey konusunda bir bilgi ve birikim sahibi olmayan öznenin şeye-nesneye alakasız bir değer atması, belirlemesi söz konusu olmaktadır.

Değer Biçmek

Adından da anlaşılacağı üzere değerinin bulunulmaya çalışıldığı şeyin dışında var olan, genel geçerlilik taşıyan bir bilgi, ölçüt ya da değer yargısı kullanılarak değerini bulma yöntemine değer biçme denir.

Değer Saptamak

Şeylerin doğru ve gerçek değerinin saptanabilmesi için bilimsel -nesnel- objektif bir yaklaşımla üç aşamalı bir etkinlikten geçirmek kaçınılmazdır: İlk ve en önemli aşama “Tanıma-Anlama-Kavrama”, ikinci aşama “Yerini Belirleme” ve son aşama “Önemi-Getirisi-Özgün Değeri” olarak sıralanabilir.

Yorum

Genel olarak “Yorum” kelimesi günlük dilde herhangi bir şeyi açıklayarak aydınlatmak, kişisel ya da bir görüşe göre değerlendirmek, bir şeyden anlam çıkarma ya da bir şeyi yeniden oluşturma anlamında kullanılmaktadır.

Eleştiri

Eleştiri günlük hayatta ve dilde daha çok bir şeyi kötülemek, olumsuz yönlerini ortaya koymak olarak bir mimik, hareket, tavır, davranış ya da sözlü bir yargı olarak karşımıza çıkar.

Eleştiri hem bir işin hem de bu iş sonunda ortaya çıkan ürünün adıdır. Bundan dolayı bu terimin genel kullanımında iki farklı anlam vardır:

1. En geniş anlamında eleştiri, sanatın yahut edebiyatın incelenmesi, tartışılması, değerlendirilmesi, yargılanması işidir. 2. Edebî bir eser yahut bir sanat eseri üzerine verilen hükümdür (Filizok, 2018).

Eleştiri Tarihi

İnsanoğlu sanat eserleri ile girdikleri ilişkilerde, ilk çağlardan başlayarak duygusal etkileşimlerini, beğenilerini ve rahatsızlıklarını belirli yollarla ortaya koymuştur. Bu karşılıklı etkileşim sanatın, sanat eserlerinin ortaya çıkmasına ve gelişmesine neden olur. Etkileşimin ortaya konma yolları geliştikçe de zaman içinde uzman birinin görüşüne, değerlendirmesine ihtiyaç duyulmuş ve bilimsel bir etkinlik alanı olarak da eleştiri ortaya çıkmıştır. Sanat ve sanat eleştirisi de bu şekilde birbirini karşılıklı var etmiştir.

Antik Yunan’da sanatçı ve düşünürler sanat eserlerinin alıcılar üzerinde nasıl bir etki bıraktığını araştırırken ilk kez eleştiri kavramını kullanmıştır. Kalıcı izler bırakan eserlerin ise bunu nasıl başardığı eleştirel yolla ortaya konmuştur.

Modern eleştirinin ilk temelleri sanat eğitim kurumları, akademilerinin kurulma süreci olan 17. ve 18. yüzyıllara kadar geri götürülebilir. Yeni eğitim kurumları ve buralarda filizlenen yeni eğitim anlayışlarının sonucu olarak sorgulama ve eleştirel düşünceye dayalı yeni bir sanat ve de doğal olarak yeni bir eleştiri anlayışı ortaya çıkar. Sanat ve eleştiride ortaya çıkan yeni anlayış, 19. yüzyılda eleştirinin kuramsallaşmasını ve kurumsallaşmasını, 20. yüzyılda ise yeni eleştiri kuramlarının ortaya çıkmasıyla önemli bir nitelik ve büyük çeşitlilik kazanır.

Eleştiri Türleri

Sözlü Eleştiri

Sosyal ve günlük hayatta durum, davranış, insanları vb. her şeyi değerlendirmelerimizi, eleştirilerimizi genel olarak sözlü eleştiri yöntemi şeklinde yaparız. Sözlü Eleştiri bilimsel bir disiplin, alan olarak eleştirinin de türlerinden birisidir.

Yazılı Eleştiri

Yazılı eleştiri yazılı metin hâline getirilmiş, kayda alınmış her türlü eleştiriyi oluşturmaktadır.

İnceleme Eleştirisi

Karşımızdaki şeyleri nesne, olgu, durum, insan ve sanat eserlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için yapılan inceleme, tartışma, değerlendirilme olarak yapılan eylemler bütününe


İnceleme Eleştirisi denilmektedir. Sanat alanında sanat eserlerinin alıcı ile arasında bir köprü vazifesi gören İnceleme Eleştiri yöntemi, eserin daha iyi anlaşılması, eserin karşısında, ilişkide bulunan alıcının nelere dikkat etmesi, neleri kaçırmaması gerektiği konusunda rehberlik işlevi gören bir eleştiri türüdür.

Yargılama Eleştirisi

Eleştirinin tanımındaki genel açıklama ve anlamlarından birisi de durumu saptama ve saptamayı bir hüküm, yargı olarak ifade etmek, ortaya koymaktır. Bu yönelim ve amaca dönük eleştiri türü Yargılama Eleştirisi olarak adlandırılır.

Eleştirmen

Eleştiri sanat alanının ‘süje’lerinden ilki olan ‘Sanatçı’nın, objeleştirerek yarattığı ‘Sanat Eseri’ ile sanatın ikinci ‘süje’si olan ‘Alıcı’ arasında kurulan bir ilişki eylemidir.

Uzman alıcı sıradan nesneyi ya da sanat eserini kendi objesi hâline dönüştürebilecek bilgi birikimine ve dil ifade donanımına sahip kişi olarak tanımlanabilir. Uzman alıcı olarak ilk akla gelen ve ilk sırada yer alan “Eleştirmen”dir.

Eleştiri Alanları

Eleştiri insanın en doğal hak ve eylem özgürlük alanlarından birisidir ve her durumda, alanda var olmaktadır. Eleştiri özellikle en çok kullanılan ve karşımıza çıkan sanat alanı dışında, bilim (fen ve sosyal), spor ve medya alanında da yaygın olarak karşımıza çıkar.

Bilimde Eleştiri

Bilginin ve gerçekliğin peşinde koşan fen ve sosyal bilim alanları, yönelimleri ve yöntemleri farklı olmakla birlikte eleştirel düşünceyle, var olan bilgi ve gerçekliği sürekli sorgulama ve yenilerine ulaşma, üretme çabasındadırlar.

Fen Bilimler Eleştirisi

Şeyleri-durumu değerlendirme, saptama olarak tanımlanan eleştiriyi, bilimin kullandığı inceleme yöntemi olarak da görmek mümkündür ve bu yönüyle bilim, eleştiri yoluyla oluşan bilgiler bütünüdür demek yanlış olmaz. Eleştiri alanında olduğu gibi fen bilimleri de şeyleri-olguları anlamaya, açıklamaya ve saptamaya çalışan nesnel, objektif bir etkinlik alanıdır.

Sosyal Bilimler Eleştirisi

Sosyal bilimler de konusu olan insana ve insanın oluşturduğu topluma yönelik bilgi ve gerçeklere ulaşma çabası içinde eleştirel bakış ve düşünceyle yeni bilgiler üretebilmek için sürekli sorgulama ve saptama amacındadır.

Sosyal bilimler alanındaki eleştirel düşünce ve sorgulamanın sonuçları da subjektif bir yargı olarak karşımıza çıkar. Eleştiride olduğu gibi sosyal bilimler de şeyleri-olguları anlamaya, açıklamaya ve saptamaya çalışan öznel, subjektif bilgiden nesnel, objektif bilgiye ulaşma etkinlik alanıdır.

Spor Eleştirisi

Spor eleştirisi genel olarak beceri ve performans değerlendirmesidir. Bireysel ve takım sporlarında sporcuların başarısı ya da başarısızlığı üzerine kurulu olan spor eleştirisi, kazananın neden kazandığını ve kaybedenin neden kaybettiğini gerekçeleriyle ortaya koyma, açıklama işidir. Spor eleştirisinde rekabet karşılaşmalarındaki sporcuların estetik, uyum, beceri, yetenek gibi temel yetkinlikleri saptanarak değerlendirilir.

Medya Eleştirisi

Medya alanındaki eleştiri ve eleştirel düşüncenin ortaya çıkışı özellikle yazılı medyanın aktif kullanımıyla başlamaktadır.

Medya alanında yapılan eleştirileri şu başlıklar altında toplamak mümkündür:

• Medya alanı ya da aracının teknik ve teknolojik açıdan işlevini yerine getirme başarısının değerlendirildiği eleştiriler. • Medyanın doğru ve gerçek bilgi paylaşımının değerlendirildiği eleştiriler. • Medyanın bireyler ve toplumlar üzerindeki psikolojik etkileri üzerine eleştiriler. • Medyanın ideolojik yönlendirme ve etkilerine dönük eleştiriler. • Medyanın ahlaki açıdan etkilerine dönük eleştiriler. • Medyanın sanat ve estetik açısından eleştiriler.

Sanat Eleştirisi ve Yöntemleri

Sanat eleştirisi genel olarak sadece bir sanat eserinin eleştirisi olarak anlaşılmakta ve görülmektedir. Hâlbuki en genel ve temel anlamda sanat eleştirisi, adından da anlaşılacağı üzere bir olgu olarak sanatın kendisinin eleştirisi de olabilmektedir ve sanat felsefesinin temel yönelimidir. Sanat eleştirisi sanatın objesi olan sanat eserine dönük bir eleştiri olmakla birlikte aynı zamanda süjelerine; sanatçı ve alıcıya da dönük bir değerlendirme yöntemi ve sürecidir.

Genel olarak eleştiri yöntemleri şu şekilde gruplandırılabilir: Sanat dışı ögelerin sanat aracılığıyla aktarılmasını benimseyen Sanat Dışına, Sanatçıya, Alıcıya ve Sanat Eserine dönük eleştiri yöntemleri ve de Sanat- Bilim alanlarının kullandığı eleştiri yöntemleri.

Sanat Dışına Dönük Eleştiri: Yansıtma Kuramları

Dış dünya ve gerçekliği eleştirinin merkezine oturtan ve bu gerçekliğin en iyi şekilde sanat aracılığıyla aktarılmasını savunan ‘Yansıtma Kuramları”dır.

Platon’un Yansıtma Kuramı

Platon, sanatın yansıtma-mimesis olduğu düşüncesindedir. MİMESİS kavramı genelde “Yanılsama”, “Öykünme”, “Yansıtma”, “Benzetme” ve “Taklit” olarak ele alınmakla birlikte doğru anlam ya da tam karşılığı birebir-aynen KOPYA’dır. Platon “İdealar” kuramında gerçekliğin aynen


yansıtılması üzerinde durur. Objelerin, ideaların yansıması, sanatın da yansımanın yansıması olduğu için olabildiğince gerçeği yansıtmalı, değer kaybettirmemelidir. Platon, sanatı taklidin taklidi olarak görür. Onun için mutlak olan değişmeyen idealar dünyası önemlidir. Sanat ise bir yansıtma yani mimesistir.

Aristoteles’in Yansıtma Kuramı

Aristoteles hocası Platon’un Yansıtma Kuramının tamamına eleştirel düşünceyle yaklaşarak ondan çok farklı sağlam temellere sahip ve kendisinden sonraki bütün kuram ve sanat anlayışlarını etkileyecek bir düşünce sistematiği geliştirir.

Aristoteles sanat aracılığı ile “acıma ve korku duygularını uyandırmak suretiyle bu duyguların arınmasını sağlar” der. Başka bir deyişle Katarsis uç tutkuların doyurulmasını ifade eder.

Neo-Klasik Yansıtma Kuramı

Batı’da sanatın yansıtma olduğu fikri, Rönesans’tan sonra tekrar canlanmış ve neoklasikler Aristoteles’i izlerken onun görüşünü kendilerine göre birkaç şekilde (Moran, 1983) yorumlamışlardır:

1. Sanat genel tabiatın yansıtılmasıdır. Bu gerçekliği yansıtmak ancak öze inmekle, yani insan tabiatında ortak yönleri, ortak özellikleri yansıtmakla olur. 2. Sanat idealleştirilmiş tabiatın yansıtılmasıdır. Sanatçı gerçekte olan şeyi değil olması gerekeni ifade etmelidir.

Modern Yansıtma Kuramları

Aydınlanma Çağı ile, sanat her türlü konuyu tartışmaya ve yansıtmaya açmalıdır yaklaşımı etkili olmaya başlar:

• Sanat her türlü gerçeği ayıp (AHLAK), günah (DİN), suç (ADALET) gibi ket vuruculardan kurtulmuş olarak yansıtmalıdır. • Sanat her türlü gerçeği BİLİM’e dayalı yansıtmalıdır. • Sanat artık TOPLUM’un gerçeğini yansıtmalıdır.

Batı Gerçekçiliği Kuramı

Balzac, Flaubert ve Emile Zola Batı Gerçekçiliği Kuramının en önemli temsilcileridir. Toplumun gerçeği iyi, kötü, çirkin, ayıp, günah, suç sınırlamaları olmaksızın “yaşanan gerçeklik” anlatılır-yansıtılır.

• Toplumun her günkü alelade yaşamı yansıtılmaya başlanır. • Sanatçılarda idealleştirmelerden, duygusal ve romantik tutumlardan uzaklaşma görülür. • Gerçek tüm çıplaklığı ile iyisiyle kötüsüyle sanatta konu olarak yansıtılmaya başlar.

Rus Gerçekçiliği Kuramı

“Sanat için sanat” öğretisini ve mistizmi onaylamaz. Sanat toplum ilişkisini daha mekanik boyutta ele alır ve sanatı edilgen bir şekilde tanımlar.

Toplumsal Gerçekçilik Kuramı

Toplumsal Gerçekçilik Kuramı ise “Sanat geleceğe dönük olmalı, sanatçı toplumun lokomotifidir, toplumun önündedir ve toplumu ileriye götürür.” fikrini savunur. Toplumcu gerçekçiliğin temellerini Karl Marx atmıştır. Engels ve Plehanov gibi düşünürler de bu temele eklentiler yaparak devam etmişlerdir.

Sanatçıya Dönük Eleştiri: Anlatımcılık Kuramları

Anlatımcılık Kuramları, 18. yüzyılın sonunda ortaya çıkmıştır; sanat dışarıya açılan nesnel bir pencere değildir artık. Tam aksine sanatçının iç dünyasından dışarıya açılan bir penceredir. Sanatçının kendi iç dünyası ön plana çıkmıştır. Sanatçının öznel duygu ve düşüncelerine yönelik bir yansıtma, aktarım, anlatım değer kazanmaya başlar.

Romantizm

Romantizm kuramının temsilcilerine göre sanatın en önemli özelliği duyguları anlatmasıdır. Neo-Klasisizmin katı kurallarına, kuruluğuna ve burjuva kapitalist sistemine tepki olarak doğan Romantizm, sanatçının yaşantısına yönelmiştir.

Yaratma Olarak Anlatımcılık Kuramı

Yaratıcı Anlatımcılık Kuramının temel yaklaşımı imleyerek yaratıcılığa odaklıdır ve sanatçı ne kadar farklı imlerse o kadar yaratıcı olabilir. Örneğin “öfkeliyim” demekle insan duygusunu anlatmış olmaz, betimlemiş ya da adlandırmış olur. Oysaki duygunun dile getirilişinde adını söylemenin yeri yoktur.

Aktarımcı Anlatımcılık Kuramı

“Sanat eseri, sanatçının duygularını alıcıya aktaran, bir elektrik cereyanı geçiren tel gibidir.” Aktarımcılarda, “duygu için duygu” ilkesi hâkimdir. Bu duygu kendisinin olabildiği gibi başkalarının da olabilir. Bu görüşü tam olarak benimseyen ve aktarımcılığı ahlaksal görüşle birleştiren Tolstoy’dur. Tolstoy’a göre sanat, başkalarına bir duyguyu anlatmak amacıyla girişilen bir eylemdir.

Alıcıya Dönük Eleştiri: Duygusal Etki Kuramları

Duygusal Etki Kuramları sanatın işlevini alıcının sanat eseriyle ilişkisinde arar. Sanatın işlevleri arasında bilgi vermek, ahlak bakımından eğitmek, milliyetçilik duyguları uyandırmak, zevk vermek vb. sayılabilir. Sanattan tek beklenen duygusal doyum yaratmasıdır: Duyularımızda hoşlanma, zevk verme veya heyecan duygusu yaratması yeterlidir.

Hedonizm

Duygusal Etki Kuramlarından ilki olan Hedonizm sanatın yegâne işlevinin zevk vermek olduğunu savunur. Buna göre bir şey zevk veriyorsa sanattır, sanat olması için yeterlidir.

Estetik Yaşantı Kuramı

Sanat eseriyle kurulan ilişki estetik yaşantı düzeyinde kalıcı bir yaşantı-edinim-tecrübeye dönüşmelidir. Bunun için sanat eserlerine “Estetik Tutum” ile yaklaşılmalı. Sanat


eserine estetik tutumla yaklaşılırsa, kalıcı iz bırakır ve estetik yaşantı oluşturur.

Richards’ın Öznelci Kuramı

Richards’a göre nesneler-sanat eserleri bizi yakalamalı, alıcıdaki güzellik anlayışını, estetik beğeniyi harekete geçirmeli ama bununla yetinmeyip ileri taşımalı, zevklerimizi geliştirmelidir. İyi sanat eserleri alıcıda yeni zevk durumları yaratır.

Sanat Eserine Dönük Eleştiri: Biçimcilik ve Yapısalcılık Kuramları

Biçimcilik Kuramlarının temel yönelimi sanat eserinin kendisine yönelerek incelemek, yorumlamaktır. Biçimcilik Kuramının öncülerinden Mondrian’a göre de sanat eserinde önemli olan biçimdir. Eserin biçim yönü, sanatı ilgilendiren tek unsur olmaya başlar.

Anglo-Amerikan Biçimciliği Kuramı

Anglo-Amerikan Biçimcileri sanat eserinin temel ögeleri olan biçim ve içerik üzerinde ortak genel geçer bir anlayış oluşturmaya çalışırlar. Sanat eserinde önemli olan nasıl söylediğin yani yapısal-biçimsel yaklaşım önemlidir ve eserin niteliği, özgünlüğü buradan gelir. Anglo-Amerikan Biçimcilerine göre “Sanat hayattan koparılmalıdır” ve böylelikle özerk yapısına ulaşabilir.

Rus Biçimciliği Kuramı

Rus Biçimcilerinin savları şudur: İnsanoğlu dışındaki evrene, olaylara, şeylere ve fikirlere baka baka ve yaşaya yaşaya bunlara alışır. Alışkanlığa dönüşen algılama sonucu bakarız, artık görmeyiz.

Yapısalcılık

Yapısalcılık incelenen nesnenin yapısına yönelmektir. Yapısalcılık, yüzeydeki birtakım fenomenlerin altında, derinde yatan bazı kuralların ya da yasaların oluşturduğu bir sistemi (yapıyı) aramaktır. Sistemdeki birimler kendi başlarına bir anlam taşımazlar, onlara anlam kazandıran sistem içindeki birbirleriyle bağıntılarıdır çünkü ancak o zaman bir sistemin parçası olarak ele alınabilirler.

Sanat-Bilim Eleştirisi

Sanat alanındaki diğer eleştiri yaklaşımları ya da yöntemleri, disiplinlere, sanat-bilim alanlarına göre yapılan eleştiri yöntemleridir. Sanat Tarihi, Sanat Psikolojisi, Estetik, Sanat Sosyolojisi ve Sanat Felsefesi bu beş sanat- bilim alanının araştırma ve bilgi yönelim alanını temsil eden eleştiri yöntemleridir.

Teknik Eleştiri-Sanat Tarihi

Uzman eleştirisi olarak teknik eleştiri, temel olarak sanat tarihindeki temel bilgi, akımlar ve kuramlar açısından sanat eserinin incelenmesi, eleştirilmesi olarak iş görür.

Psikolojik Eleştiri-Sanat Psikolojisi

Uzman eleştirisi olarak psikolojik eleştiri, psikoloji ve sanat-bilim alanı olan sanat psikoloji bilim alanının sahip olduğu bilgi, ölçüt ve kuramları kullanarak sanat eserlerini

psişik ögeler açısından çözümlemeye ve eleştirmeye çalışan bir yaklaşımdır.

Estetik Eleştiri-Estetik

Uzman eleştirisi olarak bir estetikçi için estetik eleştiri, kendi estetik beğenisini bir tarafa bırakarak, objektif olarak estetik biliminin bilgi, ölçüt, akım ve kuramlarını kullanarak sanat eserini inceleme ve eleştirme yöntemidir.

Sosyolojik Eleştiri-Sanat Sosyolojisi

Sanat eserinin karşısında bulunan başka bir ifadeyle sanat eseriyle ilişkide olan alıcının sahip olduğu toplumsal ideoloji açısından yaklaşım göstererek, bu ideolojiyi ölçüt olarak kullanarak eleştiride bulunması sosyolojik eleştiri olarak adlandırılır.

Felsefi Eleştiri-Sanat Felsefesi

“Sanat eseri ne diyor? - Ne anlatıyor?”, “Bana ne diyor?”, “Güzel mi?” ve “Benim güzellik anlayışıma hitap ediyor mu?” sorularına olumlu cevap alınmışsa, başka bir ifadeyle teknik, psikolojik ve estetik eleştiriden geçebilmiş bir sanat eseri Felsefi Eleştiriye tabi tutulabilir.

Sanat eserinin gerçek değerini, ne kadar sanat eseri olduğunu bulmaya çalışan felsefi eleştiri, evrensel insan değerleri açısından, sanat eserinin de evrensel geçerliliğini ve kalıcılığını sorgulayan üst düzey bir eleştiri yöntemidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında