AÖF Soru Bankası

İleri TipografiÜnite 7 Özeti

Kaligrafi, Harfleme (Lettering) ve Tipografi

GİT202U-İLERİ TİPOGRAFİ

Ünite 7: Kaligrafi, Harfleme (Lettering) ve Tipografi

Giriş

Yazı, bir durumu olduğu gibi aktarabilmenin en doğal aracıdır, dolayısıyla işlevsel bir göreve sahiptir. Yazma, insanların şehir devletleri ve imparatorlukları kurmasıyla, yani kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan, sosyal örgütlenme biçimini oluşturan bir araçtır. Yazılı dilin kökeninde ise şehir devletlerinin tarımsal zenginliklerini takip etmesi gereken teokratik yönetici seçkinlerin bir aracı olma özelliği yatar. Çünkü insanlar, artık akılda tutulması zorlaşan, tarım ve ticaretin yarattığı fazlalıkları hesaplarken ve bunun yol açtığı faaliyetleri kayıt altına alırken duyulan ihtiyaç karşısında yazıyı keşfetmiştir. Başlangıçta kayıt tutmak ve bilgileri aktarmak amacını taşısa da tarih boyunca her kültürde birbirinden farklı birçok yoldan geçerek gelişmiş ve günümüzde kullanılan hâllerine kavuşmuştur. Sesli dilin sembolleri sayılan harflerden oluşan ve okunup yazılması daha kolay olan Alfabe adı verilen sistem, konuşma dilinde kullanılan seslerin, harfler aracılığı ile somutlaştırılmasını sağlayan görsel bir iletişim aracı olmuştur. Zaman içinde insanların ihtiyaçlarına ve daha iyiye-güzele ulaşma arzuları sonucunda güzel yazı yazma sanatına ve tasarıma dönüşmüştür.

Kaligrafi, Harfleme (Lettering) ve Tipografi İlişkisi

Her gün ve her yerde insanın dünyası yazılı mesajlarla çevrilidir. Logolardan posterlere, reklam panolarına, tişörtlere veya kitap kapaklarına kadar harfler sadece bir hikâye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda belirli duyguları da yansıtır. Birçok insan, el yazısı, kaligrafi, dizgi ve harf tasarımını karıştırır ve bunların hepsine atıfta bulunmak için “type”, “tipografi” veya “kaligrafi” terimini kullanır. Tasarım işine aşina olmayan insanlar için en büyük yanılgılardan biri, kaligrafi, harfleme ve tipografinin birbirinin yerine geçebilen kelimeler olduğunu düşünmeleridir. Ancak hepsi sanat formu ya da aynı kategoride olsa da aynı anlama sahip değildir. Nereden geldiklerini ve onları birbirinden ayırmanın neden önemli olduğunu anlamak için her bir terimin tanımını bilmek yanında tarihsel geçmişini, kullanıldığı yerleri ve nasıl oluşturulduğunu öğrenmek önemlidir.

Bu üçlü arasında, harfleme genellikle kaligrafi ile karıştırılır, çünkü tamamlanmış sanatsal çalışmalar bazen benzer görünebilir. Aralarındaki temel fark, her birinin yaratım sürecidir. Kaligrafi daha önce de söylendiği gibi bir yazı sanatıdır, yani harfler baştan sona yazılır; harfleme ise daha çok harflerin gösterimidir. Harfleme uç ve mürekkeple yapıldığında, kaligrafik bir stile sahip olabilir. Yine de kaligrafiden farklı olarak sanatçı, sonuçtan memnun kalana kadar daha fazla stilize edebilir. Kaligrafik devamlılık zorunluluğu olmadan her harf ayrı ayrı yazılabilir. Farklı el yazısı stilleri, süslemeler, temalar ve farklı tasarım yöntemleri ile çalışılabilir. Kaligrafi geçmişine sahip bir el yazısı sanatçısı, genellikle grafik tasarım veya illüstrasyon geçmişine sahip olandan farklı yöntemler uygulayabilir.

Tipografi ile harfleme ve kaligrafi arasındaki ayrım bazen net olarak anlaşılamayabilir. Bunun nedeni, tipografinin içinde kaligrafi ve el yazısı formlarının da olmasından kaynaklıdır. Tipografi, herhangi bir boyut veya uzunluktaki yazılı metin parçası üzerindeki harflerin, kelimelerin ve cümlelerin dizilimi için yazı karakteri tasarlama ve düzenleme tekniğidir. Tarihsel olarak baktığımızda tipografi, tipo baskı ve dizgi tekniği üzerine temellense ve matbaa ortamı ile sınırlı olsa da günümüzde bilgisayar teknolojisiyle aktif kullanım alanını genişletmiştir. Kaligrafi, teknolojik olanaklar arasında, kendi varlığını grafik tasarım içerisinde başlıklar, logolar veya değerli evraklarda sürdürmekte ve biriciklik yaratmaya çalışmaktadır. Bunu da geleneksel yöntemler için kullanılagelen, daldırma kalem veya dolma kalem çeşitleriyle yapmaktadır.

Kaligrafi, harf ve cümle yazma sanatı iken harfleme, harfleri ve cümleleri çizme ve gösterme sanatı olduğu için, çalışırken harfler üzerinde her tür çizim yapılmasına izin verilir ve hiçbir sınırlama olmaksızın tamamen özgür çalışılır. Böylece farklı denemeler ile resmileşen, zarifleşen, vahşileşen, eğlenen ürünler ortaya çıkarılabilir. Hem harfleme sanatçıları hem de kaligraflar, harfleri içeren özel işler yaratırken, font tasarımcıları sonsuz kombinasyonlarda çalışan ve “yazı karakteri” olarak çıktı veren harf sistemlerini oluştururlar. Bu konular üzerine yapılan araştırmalarda karşılaşılan farkları aşağıdaki özelliklerle anlatmak konunun netleşmesine katkı sağlayacaktır. Kaligraflar harfleri yazar, harfleme sanatçıları harfleri çizer ve tipograflar yazılan kelimeyi daha okunaklı hâle getirmek için harflerin biçimini tasarlar. Kısacası kaligrafi, harfleme ve tipografi arasındaki temel fark; kaligrafinin harfleri yazma, harflemenin harfleri çizme ve tipografinin harfleri kullanma/tasarlama sanatı olmasıdır.

Kaligrafi

Kaligrafi terimi aslen, Yunanca “güzel” ve “yazmak” kelimelerinden türetilmiş, zamanla daha büyük bir anlam kazanarak sanatsal bir ifade biçimini, harfleri güzelleştirmeyi ve okuyucuya ritim ve anlam iletmeyi amaçlamıştır. Zarif ve estetik bir sanat formu olan kaligrafi, harfleri oluştururken dokunma basıncı ve el hareketi gibi farklı unsurları bünyesinde tutmaktadır. Oxford İngilizce Sözlüğünde kaligrafi çağlara göre şu şekilde tanımlanır: 1. Güzel el yazısı, zarif el yazısı. (On yedinci yüzyılın başları) 2. El yazısı stili, genel olarak hattatlık. (On yedinci yüzyılın ortaları) 3. Resimde vb., çizginin güzelliği, (zarif) fırça işi. (Yirminci yüzyılın başları)

Kaligrafi sanatı, elle güzel harfler oluşturma ve bunları bütünlük, uyum, denge ve ritim içeren sözcükleri yazacak şekilde düzenlemenin sanatsal sürecidir. Bu tanımdaki bütünlük, orantıları ve harflerin-sembollerin tasarımını temsil eder. Uyum; kelimeler, karakterler ve harfler arasındaki ilişkidir. Denge, kullanılan harfler ve şekillerin, malzeme ve tekniklerle boşluğun ahengini kurgulamaktır. Ritim ise kaligrafik yazımda, izleyicinin gözünde desen ve


vurgu hissi yaratan kasıtlı tekrarlardır. Bu faktörlerin hiçbiri tek başına geçerli bir kaligrafi disiplinini oluşturmaz ancak hepsi bir araya getirildiğinde tüm süreç kaligrafinin şeklini almasını sağlar. Kaligrafi, kültürel ve tarihî mirasının toplamı hakkında bir açıklama yapar. Yalnızca yazılı anlamı aracılığıyla bilgi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda doğal resimsel güçleri aracılığıyla da doğrudan iletişim kurar.

Özünde kaligrafi sanatı, tasarımdan çok, güzel sanatlara yakındır. Yani zaman zaman harflerin okunabilirliğinin tehlikeye atılabileceği görsel bir sanattır. Sanatsal kaligrafinin varmak istediği sonuçta artık kelimenin okunurluğu önemli değil, sadece harflerin süslemeleri, incelikleri ve dekoratif kalitesi önem taşır.

Kaligrafın kişiliğinin eser üzerindeki bireysel damgası, nihayetinde kaligrafiyi sanatın geçerli bir üyesi yapan özelliğidir. Resim, heykel, fotoğraf gibi değer bulur. Hayatı görmeyi ve gördüklerini anlatırken tepki üretmeyi amaçlar ki bu amaç, derin bir anlam çıkarmadan, izleyiciyle hem dilsel hem de yaratıcı düzeyde iletişim kurmaktadır. Geçerli bir tanım olarak kabul edilemeyecek kadar mecazi olsa da birçok uzman, kaligrafi okumanın, müziği gözlerle duymaya en yakın yol olduğunu savunur. Günümüzde popüler durumuna evrilen modern kaligrafi başlığı altında, Copperplate, Spencerian, Blackletter gibi geleneksel kaligrafi türlerinin temel kurallarına uymayan, geleneksel durumlarının belirli ilkelerinden vazgeçilmeden daha fazla yaratıcılığın özgürce kullanıldığı çeşitli stiller geliştirilmiştir.

Kaligrafi Ne Değildir?

Sözlük tanımı ile kaligrafinin bir el yazısı becerisi ve sadece güzel yazı olduğu belirtilerek anlam olarak yetersiz bırakılmaktadır. El yazısının birincil hedefi hızlı yazılması, kolay yazılması ve doğru okunmasıdır. Geleneksel kaligrafide güzellik, özgünlük ve sanatsal etki, bu özelliklerden sonra gelirken, yazılan yazıdaki netlik ve hız kadar önemsenmez. Ancak bunlar, kaligrafinin elde etmeye çalıştığı temel özelliklerden bazılarıdır. Bir diğer yaygın ve anlaşılmaz tanım ise kaligrafinin süslü, süslemeli harfler yapma süreci olduğudur. Sayfaları farklı süsleme biçimleriyle bezemek kısmen doğru olsa da kaligrafi sanatının sadece bir bölümüdür ve tüm disiplinin tam bir tanımından uzaktır.

Kaligrafinin Farklı Kültürlerdeki Yolculuğu

Eski uygarlıkların yazılarının oluşumu, kullandıkları malzemeler ve yazılarını bu malzemeler üzerine aktarışlarında meydana gelen doğal sonuç kaligrafik özellikler içeren yazıları da ortaya çıkarmıştır. Kaligrafinin başlangıcı olarak adlandırılabilecek en eski tarihini Mısır Uygarlığına temellendirmek mümkündür. Kil üstüne yazılı tabletlerde çivi yazısı tarzında kaligrafik etkiler pek görülmese de Mısır’da papirüs üzerine yazılan yazılarda, kullanılan kaleme, yazı yüzeyi olan malzemeye ve mürekkebe bağlı olarak yazılan Hiyeroglif, Demotik ve Hiyeratik yazı çeşitlerinde kaligrafik etkiler açıkça

gözlemlenmektedir. Temelde form ve fonetik özellikler bakımından Mısır Hiyeroglifleri ile ilişkili olan Fenike Alfabesinde harflerin satır içinde serbest akışları, işlek kursiv yazılışlara uygunlukları ve harf yapılarının iniş çıkışları nedeniyle kaligrafik form ve çizgi çekişlerine yatkınlık bulunmaktadır.

Yunan Alfabesi, Batı kaligrafisinin en eski izlerinin temelini oluşturan Latin Alfabesi de dâhil olmak üzere diğer birçok alfabe ve yazı sisteminin atasıdır. Yunanlıların yaptıkları değişimler ve eklemelerle 24 işaretten meydana getirdikleri alfabe ile M.Ö. 400’lerde, geniş uçlu kalemlerle taş, kil, metal veya tahta üzerine oyulmuş, papirüs, parşömen üzerine mürekkeple yazılmışlardır. Kökenlerinin MÖ 2. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilen “Majuscule Cursive” ve “Capitalis Cursive” (büyük harf el yazılarıdır) olarak da adlandırılan Eski Roma El Yazısı, birkaç yüzyıl boyunca Antik Roma’da kullanılan yazılardır. Old Roman Cursive’in harf biçimleri, Latin alfabesindeki karakterlerden oluşmaktadır. MS 3. yüzyıllarda, okunma güçlüğüne yanıt olarak, New Roman Cursive yazı (küçük harf el yazısı), Eski Roma El Yazısından ilham alınarak evrilmiştir. Roma El Yazısı adı verilen bu yazıda harflerin oranları daha ritmiktir ve tutarlı bir taban çizgisini takip etmektedir. Batı tarihinde yüzyıllardır görülen pek çok harf anatomisini etkileyip sağlamlaştırmış ve sonunda kelime işlemcilerimizde kullandığımız sayısız serif ve sans-serif yazı tiplerinin doğmasına öncülük etmiştir. Bir anlamda Roman Cursive, günümüz Batı kaligrafisinin birçok üslubunun öncüsü sayılmaktadır.

Alfabenin ortaya çıkışına kadar geçen süreçte aslında görülmektedir ki kaligrafinin tarihi, yazının tarihsel gelişimi içinde yer almaktadır. Kaligrafi yaklaşık 3.000 yıldır var olmasına rağmen, bu kelime Avrupa’da matbaanın tanıtılmasından sonra 15. yüzyılın ortalarına kadar, ayrı olarak kullanılmamaktadır. Matbaanın kullanımının yaygınlaşması elle yazılmış kitap geleneğini sona erdirdiği varsayılmakla birlikte, Brittanica’ya göre, müzik notaları, bilimsel notasyon ve diğer özel eserler gibi yayınlar, 19. yüzyıla kadar elle yazılmaya devam etmiştir. Bununla birlikte, 19. yüzyılın sonunda, William Morris ve Arts and Crafts (Sanatlar ve Zanaatler anlamına gelir) Hareketi, İngiliz geniş kalem kaligrafisini yeniden tanımlayarak canlandırmış ve popülerleştirmiştir.

Batı kaligrafi geleneklerinin her zaman ana temeli olan harfler, resimlerde (kübistler, sürrealistler, Picasso ve Joan Miro gibi) ve (Mao Zedong tarafından Peoples Daily’nin manşetine yazılan karakterler) ve gazetelerde kullanılmaktadır. Müslümanlar ise her zaman güzel yazı sanatını, sanatların en soylusu olarak görmüşlerdir. 7. yüzyılın başlarında Hz. Muhammed peygambere vahiy edilen Kuran’ın ilk bölümlerinde (96 ve 68. sureler) kalem ve yazıdan bahsedilmektedir ve bundan dolayı Müslüman coğrafyalarında Arap harfleriyle yazı yazmak önem kazanmıştır (https://www.encyclopedia.com/literature- and-arts/language-linguistics-and-literary-terms/language- and-linguistics/calligraphy). Kısa süre sonra, binalardan


madeni paralara, tekstil ve seramiğe kadar her yerde karşılaşılan İslam medeniyetinin ayırt edici bir özelliği hâline gelmiş ve hattatlar, en onurlu sanatçı türü kabul edilmişlerdir. Osmanlı Dönemi, İslam Hat Sanatının gelişiminin zirvesi olarak kabul edilir; özellikle daha muhafazakâr toplum çevrelerinde, yazıda form değişikliğine gidilmediğinden, geleneksel harflerde yapılan benzersiz çağdaş hat eserler ortaya çıkmıştır. Türkler, İslamiyet’i kabul etmesinin ardından, İslam Uygarlığının değer verdiği yazı sanatını da benimsemiş, onu bir iletişim ve süsleme aracının üzerinde ayrıcalıklı bir değere taşımıştır. İslam Hat Sanatında “Aklam-ı Sitte” adı verilen ve Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhani, Tevki, Rıka’dan oluşan altı yazım çeşidi bulunmaktadır. Osmanlı Döneminde ise Hattat Amasyalı Şeyh Hamdullah tarafından Kufi, Ta’lik, Rık’a, Divani ve Siyakat yazıları ilave yapılmıştır (Acar, 1999). Dünyanın her yerindeki kültürler, her biri kendine özgü tarihlere sahip çeşitli alfabelerde kendi benzersiz biçimlerini geliştirmiştir. Çin’de ve Japonya’da fırça ile; İslam Ülkeleri’nde kamış kalem ile Batı toplumlarında ise çeşitli metal uçlu kalemlerle, kendi alfabelerini kullanarak, belli kaygılar ve tasarım bütünlüğünü elde edecek şekilde ham yazıyı estetik duygularla işlemişlerdir. Ülkemizde genellikle “hat sanatı” ve “kaligrafi” aynı anlamda algılanıyor olsa da birbirlerinden farklıdırlar. “Yazı, çizgi, yol” gibi tanımlara karşılık gelen hat kelimesi Arap alfabesini belli kurallara bağlı kalarak güzel bir şekilde yazma sanatı anlamında kullanılmaktadır ki karşılığı “hüsn-i hat”dır. Aslında ikisi de güzel yazı yazma sanatının vücut bulmuş hâlidir. Fakat Hat Sanatı, Arap harflerinin kullanılma biçimiyle Uzak Doğu fırça yazısı ve Latin kaligrafisinden kendini ayırır. Çin’de ise kelime ve resmin zorunlu olarak kullanılması, felsefelerinin ifade aracıdır. Fırça ile kâğıda çizme eylemi, her şeyin tek Buda doğasına katılmak olduğu şeklinde anlamlandırılır. Çinliler kaligrafiyi, en saygıdeğer sanat olarak görmekte ve onu her alandan üstün tutmaktadır. Çin kültüründe iyi bir kaligrafi hayranlık uyandırır ve onu uygulayanlara yüksek itibar kazandırır. Çinlilerin bugün kullandıkları kaligrafik yazı Kaishu diye anılan yazı stilidir; bu yazı yaklaşık olarak 2000 yıldır fazla değişime uğramayan fakat zaman içinde tutarlı bir sisteme oturtulan yazıdır.

Bilgisayarların ve diğer teknolojik aksesuarların ortaya çıkmasından bu yana, kaligrafi en önemli belgelere zarafet ve farklılık katmaktadır. Kitap kapak tasarımları, davetiyeler, logolar, font tasarımları ve sertifikalara sanatsal dokunuşlar eklemek için kullanılmaktadır.

Kaligrafinin Yazılış Biçimleri

Kaligrafinin tarzı, resmî, klasik, deneysel, modern olsa da harflerin silinmesi veya düzeltilmesi prensibi yoktur. Modern Kaligrafi, bir modele veya serbest el yazısına göre harf biçimleri yazmanın kendiliğindenliğini kucaklar. Harflerin anatomik stillerini çizebilmek için kas hafızası ve tekrarı kullanılır. Sözcüklerin bütünlük, uyum, ritim ve yaratıcılığı, doğru konumlandırma ve yazmak için beceri ve bir dizi tekniğe ihtiyaç duyar. Tipik olarak, nasıl

göründüklerini öğrenmek için karakterler veya harf şekilleri incelenir ve başarı için taklit önemli rol oynar. Gerekli hareketlerin yapılabilmesi için el, kol ve göz eğitilir. Sonunda el yazısındaki doğruluk-tutarlılık için uzun bir çalışma ve uygulamadan sonra otomatiklik kazanılır. Günümüzde kaligrafide çeşitli stiller görülse de geleneksel ya da modern olarak kategorize edilir. Modern örnekler (soyut kaligrafi, ışık kaligrafisi, asemik kaligrafi, kaligrafiti, kaligrafütürizm), geleneksel yöntemlerin (Copperplate, Spencerian, Italic, Blackletter gibi) yapısal kurallarına uymayan her türlü çeşitliliği kabul eder.

Harfleme (Lettering)

Harfleme, her harfin kendi mini illüstrasyonu gibi davrandığı harfleri çizme sanatıdır. Harflerin, kaligrafide olduğu gibi bir vuruşla, basılı veya bitişik el yazısı tarzında yazmaktan farklı olarak, her harfe verilen bireysel ilgi ve bir kompozisyon içindeki rolü yüklenerek elde edilen sonucudur. Harfleri, dijital olmayan bir ortamda elle, dijital bir ortamda kalemle veya vektör eğrileri oluşturarak programlar yardımıyla çizmektir. Bu çizim, genellikle birkaç taslak fikirden yola çıkmayı, gerekli sayıda revizyon yapmayı, değişiklikleri uygulayarak sonuca ulaşmayı gerektirir. Çünkü harfleme, harfleri basitçe yazmak yerine çizmek sanatını kapsayan bir şemsiye terimdir. Yazılan yazıların, bir cümledeki her harfin örnek olarak hareket ettiği bir sanat formu olarak kabul edilir.

Harfleme Ne Değildir?

Harfleme, temel olarak, bir klavye kullanarak yazmak yerine, gerektiği kadar araştırma eskizleri yaparak harfleri çizmektir. Her harfin benzersiz bir stili vardır. Tasarlanan veya çizilen bu çalışmalardan el yazısı alfabesi oluşturulduğunda, farklı durumlarda kullanılmaması gerekir. Oluşturulan alfabe, belirli projeye ve yalnızca o projeye en uygun şekilde geliştirilmiş bir sonucudur. Çünkü harflerin ve kelimelerin oluşturduğu temel vuruşlar, kaligrafiden farklıdır. Kaligrafinin aksine, sanatçı veya tasarımcı, elle yazılan harfler üzerinde daha fazla kontrole sahiptir.

Harflemenin Farklı Kültürlerdeki Yolculuğu

Harfleme için kaynaklarda kesin bir tarihleme olmasa da Arts and Crafts Akımının savunucuları arasında değerlendirmek mantıklı olacaktır. Çünkü Endüstri Devrimi’nin sanat ve tasarıma bakış açısına karşın, Arts and Crafts hareketinde harflerin çizildiği, gelenekselden moderne kadar bütün yapıların kullanıldığı görülmektedir. Bazı kaynaklarda da harfleme için “fırça yazı” tanımına rastlanır. Fırça yazının kökeni, ABD’de tabela ressamlığının bir meslek olarak başladığı 1950’li ve 1960’lı yıllardan gelmektedir. Adından da anlaşılacağı gibi harfleri çizmek ve boyamak için fırçanın ve boyanın kullanıldığı, doğru tanımla karşılık bulmuştur. Dikkatli vuruşlarla, duvarlarda, pencerelerde, tabelalarda veya sanat eserlerinin gerekli olduğu herhangi bir yüzeyde elle çizilmiş eskizlerinin uygulandığı bir dönemdir. Fırça ile yapılan kaligrafi aslen geleneksel bir Çin stilidir ve Uzak Doğu


Kaligrafisi için fırça kaligrafisi tanımı da buradan yayılmıştır.

Harflemenin Yazılış Biçimleri

Harfleme çok katı kurallara bağlı kalmasa da dikkate alınması gereken bazı özelliklere itaat eder. Bunlar tutarlılık ve aralık (espas) olarak minimalize edilebilir. Tutarlılık, genel görsel uyumu arttırmaya yardımcı olacak harf anatomilerindeki ve et kalınlıklarındaki benzerlik ile sağlanır; mükemmellik ve matematiksel kesinlik hedeflenmez.

Harflemenin Genel Özellikleri

Bu sanatta yazı, belirli bir özelliği, mesajı veya fikri iletmek amacıyla, şekillerin ve grafik ögelerin birleştirilerek, belirli bir uygulama için tasarlanmış ve kişiselleştirilmiş tipografik anlatımını da ifade eder. Harflerin doğru görünmesini sağlamak için harf formu ve aralarındaki bağlantılar, tekrar tekrar çizilir, silinir, düzeltilir ve eklemeler yapılır. Tipografide olduğu gibi önceden tasarlanmış harfler bileşen olarak kullanılsa da tek bir kullanım ve amaç için hazırlanmış harf formlarının kombinasyonlarını amaçlar. Bu birleşimdeki yazıda, harflerin ilişkileri benzersizdir; tek bir sanat eseri için yapılmış (çizilmiş, boyanmış, oyulmuş) türünün tek örneği harfler ve harf bağlantıları ile tamamlanır.

Tipografi

Grafik tasarımın en önemli dallarından olan tipografi, düzenlenmiş yazı yoluyla iletişim kurma sanatıdır; yani grafik tasarımın temel çalışma alanı içinde yer alan sonsuz bir evrendir. Aynı zamanda tipografi, yazıyla ilgilenen ve yazının okunurluğunu arttırmaya yönelik araştırmalar yapan bir disiplindir. Günümüzde tipografi geleneksel tanımı bakımından tasarım ve özellikle de baskı endüstrisi ile ilişkilendirilmektedir. Ancak, dijital teknolojinin evrenselliği sayesinde, “tipografi” sözcüğü giderek daha fazla yazılı materyalin düzenlenmesine atıfta bulunmak için kullanılmaktadır ve sadece bir tipografi tasarımcısının çalışmasıyla da sınırlı değildir. Matbaa, cep telefonları, internet ve yazıcılar gibi teknolojileri kullanarak yazılı dili sunmanın birçok yolu vardır. “Tipografi” kelimesi artık tüm bu iletişim yöntemlerini kullanan, mesajın içeriği ile alıcı-okuyucu arasında aracılık eden bir disiplin ve grafik tasarımın ayrılmaz bir parçası durumundadır. Harflerin sanatsal ve anlamsal olarak düzenlenmesi ile günlük hayatın içerisinde güçlü bir iletişim kurar. Tam bu nedenle, tipografinin dil bilgisini anlamak için tasarımlara nasıl adapte edileceği hakkında bilgi kazanılmasının önemi büyüktür.

Bazı tasarımcılara göre, tipografinin temel amacı metni yorumlamak ve iletmektir; tipografi tasarımcısı tıpkı bir orkestra şefi gibi tipografiyi yönetir; tipografi, içeriği onurlandırmak için vardır; tipografi, biçim ve içeriği bir araya getirme yöntemidir.

Tipografi Ne Değildir?

Tipografi, yazılı dili okunabilir kılan, görüntülendiğinde de mesaja katkı sağlayan, tasarlanmış harflerle yazı düzenleme sanatı ve tekniğidir. Tipografi bir el yazısı olmadığı gibi el yazısı da tipografi değildir çünkü tipografi bir sanat olarak tamamen tasarımla ilgilidir. Tipografide her harf sayısallaştırıldığı için tam olarak aynı görünmesi, tekrarlanan harflerin de tam bir kopya olması beklenmektedir.

Tipografi’nin Farklı Kültürlerdeki Yolculuğu

Bilinen ilk alfabe, en eski yazıtlarda Proto-Kenan (Protocanaanite) alfabesidir. Bu alfabedeki karakterler, erken Mısır hiyerogliflerinden türetilmiştir ve her biri bir ünsüzü temsil etmektedir. Proto-Kenan Alfabesi, MÖ 1200 yıllarında, Akdeniz bölgesindeki birçok kültür tarafından benimsenmiş ve kullanılmıştır. Kültürler bu simgeleri değiştirerek ve geliştirerek kendi yerel alfabelerine dönüştürmüştür. Yunan Alfabesi, bu gelişimler sonucunda ortaya çıkan alfabelerden biridir. Büyük harflerden oluşarak iki yatay kılavuz arasında satırlar hâlinde yazılmıştır. Hareketli harf, 1040’lı yıllarda Çin’de Bi Sheng tarafından icat edilerek, Kore’de kısa bir süre sonra aynı yöntem ile kullanılan basılı kitapların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Batı medeniyetlerinde ise mekanik dizgiye geçiş, 15. yüzyıl ortalarında, Almanya doğumlu Johannes Gutenberg’in matbaada devrim yaratmasıyla gerçekleşmiştir. William Caslon (Caslon Old Style), John Baskerville (Baskerville), Giambattista Bodoni (Bodoni), Francois Ambroise Didot (Didot) gibi tasarımcılar kendi isimleriyle anılan font tasarımlarını yaratmışlardır. Endüstri Devrimiyle birlikte (1760-1840), basılı kitap ve yayıncılık gelişmiş, tasarımda değişiklik arayışlarına gidilmiştir. 19. yüzyıla girildiğinde de yazı karakterlerinde genişleyip kalınlaşmalar (fatface), kare serifler (slab-serif), serifsiz harfler (sans-serif) tasarlanmaya başlamıştır.

Tipografi’nin Yazılış Biçimleri

Etkili tipografi tasarımı, izleyicinin beklentilerini doğru karşılarken, harf tasarımları ile duygu ve hislere katkıda bulunur. Eğlenceli bir tasarım için kıvrımlı, renkli harfler kullanılırken, ciddi bir kurum için daha geleneksel harfleri kullanmayı tercih eder. Bu nedenle tipografi tasarımı öğreniliyor veya profesyonel tasarımcı kimliği ile kullanılıyor olsa da farklı yazı karakterlerinin farklı duygular ilettiği veya bunlarla ilişkilendirildiğini bilmek gerekir. Gündelik hayatın içerisinde görülen popüler logolar veya sloganların ortak noktası basitlik ve alaka düzeyidir; akılda kalıcılığı ve etkili görünümü için tercih edilen yazı karakterinin imaja uygunluğudur.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında