Bu dönemde sanatı etkileyecek en önemli buluşlardan olan fotoğrafın icadı da sanatta yerleşmiş dogma ve görüşlerin tartışılmasında, sonuç olarak da sanat kavramının zaman içerisinde dönüşmesinde önemli rol oynamıştır. Fotoğrafın temeli sayılan “camera obscura” Avrupa’da Rönesans döneminden beri bilinmektedir ve pek çok sanatçı tarafından konularındaki oranları doğru verebilmek için kullanılmaktadır. 1820’li yıllarda Joseph Nicéphore Niépce’in camera obscuranın mantığını kullanarak doğadaki bir görüntüyü kimyasal olarak metal bir plakanın üzerine sabitlemesi ile başlayan fotoğrafın yolculuğu, Louis J.M. Daguerreo ve Henry Fox Talbot’un çalışmaları ile kısa zamanda hızla gelişmiş, çoğaltma yapılabilmeye başlanmış ve geniş kitleler tarafından benimsenmiştir. Geniş kitleler tarafından hızla benimsenmesinin altında, dönemin kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının el çizimi resimler tarafından karşılanmaması yatmaktadır. Fotoğraf Rönesans’dan beri süregelen gerçeğin, gerçek gibi görünen el çizimleri ile temsilinin endüstri devrimindeki karşılığı olmuştur.
Yeni Medya Sanatı — Ünite 1 Soru-Cevap
Yeni Medya Sanatı (GIT201U) soru-cevapları.
“Camera Obscura” nın getirdikleri ile endüstrinin sanattaki dönüştürücü gücünü nasıl tanımlarsınız?
Yeni medya tanımlanmasında yer alan temel özellikler nelerdir?
Yeni medya tanımlanmasında yer alan temel özellikler;
- Sayısal (dijital)
- Etkileşimli
- Üstmetinsel (hypertextual)
- Sanal
- Ağ tabanlı
- Simüle edilmiş olmasıdır.
Yeni medyanın kavramları arasında yer alan “remediation (tekrar ortamlandırma)” kavramı Mcluhan’ın hangi saptamasına dayanmaktadır?
“Remediation (tekrar ortamlandırma)” kavramı, Bolter ve Grusin tarafından öne sürülmüştür. Bu kavram kökenini McLuhan’ın “bir ortamın içeriği her zaman başka bir ortamdır” saptamasına dayandırmaktadır. Bolter ve Grusin’e göre tekrar ortamlandırma kavramı, yeni medyanın da özelliklerinden birisidir. Bu yüzden kökeni veya içeriği geleneksel ortamlara dayandırılan eserler de yeni medyanın olanakları ile tekrar ortamlandırıldığında yeni medya sanatı içerisinde değerlendirilebilmektedir.
Oliver Grau’nun yeni medya sanatı adına oluşturduğu tür listesinde yer alan İnternet Sanatı nedir?
İnternet sanatı aynı zamanda ağ sanatı (net art) adı ile de anılmaktadır. Farklı konulardaki katılımcılar sistemlere bağlanarak katılımcı sanat pratikleri sergileyebilmektedirler. Üst metin özellikleri kullanılarak şiir projeleri veya taktiksel medya, haktivizm gibi pratikler de bu terimin altında sık sık vücut bulmaktadır. Sosyal medyanın yaygınlaşması ile de ilgili alandaki çalışmalar seyirci ile buluşmuştur. Hope ve Ryan’a göre internet sanatı da neredeyse yeni medya sanatı / dijital sanat kadar geniş bir alanı kapsayan bir üst terimdir. Sanatçılar kodladıkları eserleri genel ağ şebekeleri üzerinden seyirciye ulaştırmaktadırlar.
Sayısal resmin kodları değiştirilerek üretilen görüntüler hangi yeni sanat türü içinde değerlendirilmektedir?
Bozunma (Glitch) temelde normal bir şekilde işlemesi beklenen enformasyonun dijital veya analog yöntemler ile bozulması anlamına gelmektedir. Bu tip bozunmaların ve hataların estetik duyumsamalara çevrilerek seyirciye sunulan eserler bozunma sanatı adı altında değerlendirilebilmektedir. Elbette ki yeni medya sanatı şemsiyesi altında değerlendirilebilmesi için pratiğin bir noktasında, enformasyonun kendisinin veya bozunmayı sağlayan yöntemin ya da her ikisinin birden sayısal teknolojiler yardımı ile üretilmiş olması gerekmektedir.
Yeni medya sanatını besleyen sanat akımları nelerdir?
Yeni medya sanatının dijital devrim ile ortaya çıkışı, ismindeki “yeni” sözcüğünün de etkisi ile çoğu zaman onun yoktan var olduğu yanılgısına düşülmesine sebep olmaktadır. Tarihteki hiçbir sanat akımı veya pratiği yoktan var olmamıştır. Hepsi öncesinde yer alan düşünce ve pratiklerin içinde bulunulan çağın gereksinimleri ve değişimlerine uygun olarak yenilenmesi, eleştirilmesi, yıkılması veya yeniden ele alınması ile ortaya çıkmıştır. Bilgisayarların deneysel de olsa eserler üretmeye imkan verecek olgunluğa ulaştığı 1950’li yıllar yeni medya sanatının doğduğu yıllardır. Yeni medya sanatı 1950’ lerden 2000’li yılların ilk çeyreğine ulaşan gelişiminde hem daha önceki sanat akımlarının görüşlerinden beslenmiş hem de geliştiği yıllardaki sanat akımları ile de yakın ilişkiler içerisinde olmuştur. Dada, Fluxus ve Kavramsal Sanat ile güçlü bağları vardır.
Yeni Medya Sanatında dijital animasyonun doğuşunu sağlayan kişi ve yazılımın adları nelerdir?
Kenneth Knowlton’un ilk genel kullanıma yönelik bilgisayar animasyonları yapmayı sağlayan yazılımı BEFLIX’i 1964 yılında çıkması dijital animasyonun doğuş noktası olarak gözükmektedir
1990’lı yılların en önemli özelliği hacktivizmin ortaya çıkmasıdır. Hacktivizmin, yeni medya sanatı içinde nasıl bir yeri vardır?
Hacktivizm, yeni medya sanatı içerisinde politik duruş sergileyen önemli bir başlıktır. Hacker, anlam olarak bilgisayarlara istediklerini yaptırabilen kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır. Hacker kelimesi ve politik aktivizm “hacktivizm” kavramı altında birleşmiştir. Christiane Paul hacktivizm ile yapılan müdahaleleri “yok etmekten öte yaratıcı bir şekilde veri ve sistemleri kırmak, tekrar düzenlemek – yeniden yapılandırmak” olarak tanımlamaktadır. Dünya üzerinde bir süredir çeşitli formlarda bulunsa da ilk defa 1990’lı yıllarda Amsterdam’da tanımlanmıştır. Temelde çağdaş sanatın kavram ve tekniklerinin politik eylemlerde kullanılmasına dayanmaktadır. Sokağın gerçeğinin medyada temsil edilmesinin ötesinde bir şeyler yapma amacı taşımaktadır. İzleyici ve katılımcıları şok etmekte veya provoke etmektedir.
Yeni medya sanatında Dada Hareketinin etkileri nelerdir?
Dada’nın hem sanata, hem fikir dünyasına hem de yeni medya sanatına etkisi oldukça kuvvetli olmuştur. Eser üretim yöntemlerinin değişmesi, rastgelelik, hazır nesnelerin kullanımının yanı sıra sanatın politik bir eyleme dönüşmesi ve eserler ile izleyicilerin arasındaki ilişkinin değişmesi altı çizilmesi gereken özellikler arasındadır. Dada’nın getirdiği yenilikler aynı zamanda Fluxus hareketinde de etkisini göstermiştir.
Koreli sanatçı Nam June Paik’in “Random Access / Rasgele Erişim” adlı eserini tanımlayanız. Sanatçı bu eserinde hangi kavramdan yola çıkmıştır?
Fluxus hareketi içerisinde bulunan Koreli sanatçı Nam June Paik’in çalışmaları da yeni medya sanatı açısından önem taşımaktadır. 1963 tarihli yapıtı “Random Access / Rasgele Erişim” 50’den fazla kaset bandının duvara monte edilmesi ile oluşturulmuştur. Katılımcılar elle kullanılabilen bir kaset oynatıcısının ucu ile rastgele gezinerek yapıtı dinleyebilmektedir. Dadaistlerden bu yana gelen kontrollü rastlantısallık kavramı bu eserde de görülmektedir. Bu kavram aslında dijital ortamların da temelini oluşturan enformasyonun işlenmesi ve birleştirilmesini içermektedir.
Kavramsal sanat nedir?
Kavramsal sanat, özgürlükçü pek çok fikir ve akımın ortaya çıktığı 1960’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. Pek çok sanat akımı gibi kökenini dadaizmden ve Marcel Duchamp’ın çalışmalarının eleştirisinden almaktadır. Kavramsal sanatın temelinde sanatın nesneye olan ihtiyacının sorgulanması yatmaktadır. Sanatçıların bedenlerini kullanarak yaptıkları performans gösterileri, yerleştirme (enstalasyon) ve çevre düzenlemeleri geleneksel sanat yapıtının tekilliğinin, kalıcılığının ve eserin metalaştırılmasının sorgulanmasını sağladığı gibi aynı zamanda galeri ve müzelerin fiziksel ve ideolojik sınırlarının da aşılmasını sağlamaktadır. Sanatın tekil nesneleri dışlanarak, düşünce ön plana konulmuştur. Bu tip eserlerin deneyimlenebilmesi için estetikten önce düşünsel bir algılama yapılması gerekmektedir. Kavramsal sanatın, yeni medya sanatının genetiğinde bulunduğunu da söylemek mümkündür.
YENİ MEDYA SANATI VE KÖKENLERİ Sanat Akımlarının Etkisi13
Kinetik sanatın öncüsü olarak kabul edilen eseri tanımlayınız. Eser ve eser sahibinin adı nedir?
Sanat eserlerinde illüzyon olmayan gerçek hareketin ortaya çıkışı 20. yy’da başlamıştır. Duchamp’ın 1917 yılında yaptığı bir mutfak taburesinin üzerine yerleştirilmiş ve dönen bisiklet tekerinden oluşan “Bicycle Wheel/Bisiklet Tekeri” isimli çalışma kinetik sanatın öncüsü olmuştur.
Yeni medya sanatının geçmişinde yer alan akımlar içinde feminist sanatın yeri nedir?
Feminist sanat da 1960’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. Ayrımcı kültür politikalarının kadına yönelik tarafına karşı bir duruş olarak ortaya çıkan feminist sanat, kadının toplumdaki konumu ve eşitlik gibi kavramlardan beslenmiştir. Linda Nochlin’in 1971 yılında yayınladığı çığır açıcı makalesi “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok” feminist sanatın nirengi taşlarından bir tanesi olmuştur. Bu çalışmanın da etkisiyle yapılan çalışmayla sanat tarihinde pek çok kadın sanatçının ortaya çıkarılması sağlanmıştır. “İlk dönemde yapılan eserlerde kadın bedenine, doğurganlığına, tanrıça kültlerine ve kadının biyolojik özelliklerine yönelik bir ikonografiden yola çıkan sanatçılar hareketin ikinci döneminde “kadın bedenini kuşatan kültürel kodların eleştirisine yönelmişlerdir”. Birinci dalga feminizm 20. yy’ın başında kadınların oy verme mücadelesi üzerine yoğunlaşırken feminist sanatın da içinde bulunduğu ikinci dalga feminizm kadınların eşit haklar mücadelesine yoğunlaşmaktadır. Siberfeminizm 3. dalga içerisinden ortaya çıkmıştır ve yeni medya, internet ve siber uzayın kuramsallaşması, eleştirilmesi ve kullanımı üzerinde çalışmaktadır. 1990’lı yıllarda internetin yaygınlaşması ile birlikte ortaya çıkmıştır. Çevrim içi dünyadaki ve teknoloji endüstrisindeki erkek egemenliğine karşı tepkiler hareketin ortaya çıkma nedenidir.
Yeni medya sanatında önemli bir yeri olan Ben F. Laposky’nin çalışmaları nelerdir?
Bilim, teknoloji ve sanat nesnelerinin arasındaki sınırları ilk defa sistematik olarak kaldırma teşebbüsünde bulunan kişi Ben F. Laposky olmuştur. Laposky aynı zamanda bilgisayar sanatının estetik iddialarının temelini atan kişidir. Bilgisayar sanatı konusunda çalışan araştırmacılar üretim yöntemleri analog devrelere dayanan Laposky öncü bilgisayar sanatçısı olarak kabul edilmektedir. Laposky, çalışmalarını elektriksel işaretlerin ölçümlenmesinde kullanılan osiloskoplar (salınım ölçer) ile yapmıştır. Osiloskoplar 1937 yılında C. E. Burnett’in bu cihazların bir sanat üretim nesnesi olarak kullanılabileceğini belirtmesi ile sanat ve bilim dünyası tarafından dikkate alınmasına rağmen birkaç deneysel film haricinde dikkate değer bir kullanıma kavuşmamıştır. Laposky kendisinin modifiye ettiği osiloskopları kullanarak radyo, televizyon, radarlardan sökülen ve bazıları da sırf üreteceği eserler için tasarlanmış devrelerin içerisindeki elektrik akımlarını ölçümlemiştir. Yapılan bu ölçümler katot ışınım tüplü ekranlarda şekiller oluşturmaktadır ve Laposky bu şekilleri elektrik akımını ve ayarları kullanarak görsel olarak tatmin edici şekiller oluşana kadar manipüle etmektedir. Çalışmaların sunumu, bu görüntülerin fotoğrafı çekildikten sonra basılmasıyla yapılmaktadır.
Bilimsel teknikler sayesinde elde edilebilen görselleri kullanan György Kepes’in çalışmaları ile ortaya koymak istedikleri nelerdir?
1951 yılında açtığı “The New Landscape” isimli sergi ve 1956 yılında çıkardığı “The New Landscape In Art and Science” isimli kitaptır. İki çalışması da bilimsel teknikler sayesinde elde edilebilen görselleri içermektedir (Monoscope, 2020). Hem mikro hem de makro dünyaya odaklanan, dokuları, hücreleri ve ayın yüzeyi gibi çıplak insan gözü ile görülemeyecek dünyaların gösterildiği bu çalışmalarla Kepes “insanın zaman ve mekan üzerindeki duyularının genişlediğini ve bunun insan algısını sonsuza kadar değiştirdiğini” söylemektedir.
Bilgisayar sanatı konusunda yazılan ilk doktora tezi kime aittir?
George Nees bilgisayar sanatı konusundaki ilk doktora tezini yazan kişidir.
Charles Csuri’nin hangi eseri arşivlenen ilk dijital eserdir?
Mühendislik ve sanat eğitimi alan Charles Csuri’nin Hummingbird (Arıkuşu) çalışması imgedeki çizgilerin tanımlanarak bilgisayar tarafından kontrol altında bir rastgelelik ile değişime uğratan çalışması Hummingbird, Belçika’da deneysel sinema ödülü kazanarak MoMA (New York Modern Sanat Müzesi) tarafından satın alınmıştır ve bu çalışma müzenin arşivine giren ilk dijital çalışmalardan biridir.
1960’lı yılların gelişiminde önemli bir yere sahip olan Charles Csuri’nin özellikleri nelerdir?
Charles Csuri’nin özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür.
- James Shaffer ile yaptıkları iş birliği sonrasında ilk ödül kazanan figüratif eseri yaratmışlardır
- Mühendislik ve sanat eğitimi almıştır.
- Csuri figürasyonu sayısal süreçlere dâhil etmiştir
- Sine Curve Man çoklu (el çizimi, sayısal süreçler ve remediation vardır) ortamdır.
- Csuri animasyon alanında da önde gelmektedir.
- Hummingbird (Arıkuşu) ile Belçika’da deneysel sinema ödülü kazanmıştır.
- Hummingbird eseri MoMA (New York Modern Sanat Müzesi) tarafından satın alınarak arşlenen ilk dijital çalışmalardandır.
- Csuri ilk defa elektronik aletler kullanarak üç boyutlu fiziksel eserler tasarlayan sanatçılardandır.
Yeni Medya Sanatında 1970’li yıllardaki önemli gelişmelerine verilebilecek örnekler nelerdir?
Kit Galloway ve Sherrie Rabinowitz’in Satellite Arts Project ’77 (Uydu Sanatları Projesi ‘77) çalışmasında birbirine uyduyla bağlanmış iki farklı lokasyonda, performans sergileyen dansçıların görüntüleri birleştirilerek tek bir canlı imge olarak sunulmuştur. Bu performans İnternet öncesi yapılan öncü bir çalışma olarak değerlendirilmektedir. Fluxus’un “happening”lerini andırmaktadır ancak zaman ve mekandan bağımsızdır. Zaman ve mekan kavramları kırılmıştır. Farklı lokasyonlar tek bir yerde toplanmıştır. Gelecekte İnternet ve sanal gerçeklikle yapılabileceklerin ilk örneklerindendir. 1970’li yılların önemli gelişmelerinden diğeri de Myron Krueger’in “Videoplace” isimli çalışmasıdır. Yeni medyada etkileşimli sanatın tartışmasız en önde gelen isimlerinden biri olan Krueger yaptığı dijital yerleştirmesinde ziyaretçileri bilgisayar ile yaratılmış bir dünyanın içerisine yerleştirmektedir. Ziyaretçilerin eylemleri bilgisayar ile etkileşim içerisine girmektedir. Krueger aynı zamanda 1973 yılında yapay gerçeklik terimini ortaya atmıştır.
Beyin-Bilgisayar Etkileşimi (BCI) kullanılan Brain Factory / Zihin Fabrikası adlı çalışmanın özellikleri nelerdir?
Maurice Benayoun’un Tobias Klein ile birlikte yaptığı “Brain Factory / Zihin Fabrikası adlı çalışma 2000’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Etkileşimli bir yerleştirme olan çalışmada Beyin-Bilgisayar Etkileşimi (BCI) kullanılmıştır. İnsanların aşk, özgürlük ve tutku gibi kavramları düşünmesi ile yarattığı beyin dalgaları veriye dönüştürülerek sistemin içerisine alınmaktadır ve bu veri sanal bir forma dönüştürüldükten sonra üç boyutlu yazıcılar ile fiziksel forma kavuşmaktadır. Her insanın zihin verisi kendine özgü olduğu için çıkan sonuçlar da özgündür. Benayoun yaptığı çalışmayı düşüncenin maddesel olarak form bulması olarak tanımlamaktadır. İkonografiden ve benzer kültürel imgelemlerden farklı olarak kavramların beyinde oluşturduğu dalgalar yazılım sayesinde direkt olarak forma dönüşmektedir. Bu çalışmada katılımcılar eserin yerinde ve kendi verileri ile üretilmesini sağlamaktadırlar. Eserin sahibi, üretimi, eserin yeri muğlaklaşmaktadır.
1994 yılında başlatılan Dünyanın İlk İşbirliğine Dayalı Cümlesi (The World’s First Colleborative Sentence) projesi kime aittir? Bu projede ne anlatılmaktadır?
Dünyanın İlk İşbirliğine Dayalı Cümlesi (The World’s First Colleborative Sentence), Douglas Davis’e ait bir internet projesidir. Bu projede katılımcılar hiç bitmeyen bir cümleye eklemeler yapmaktadırlar. Cümle çok dillidir ve kelimeler haricinde imaj, ses, video ve başka sitelere bağlantıları da içermektedir. Politikadan sanata kadar pek çok konunun işlendiği görülmektedir. Bir açıdan bakıldığında internetin küçük bir kopyası gibidir.