AÖF Soru Bankası

Yeni Medya SanatıÜnite 8 Özeti

Türk Yeni Medya Sanatı

GİT201U-YENİ MEDYA SANATI

Ünite 8: Türk Yeni Medya Sanatı

Giriş

Dünyada toplumun her alanını dönüştüren dijitalleşme etkisiyle, sanat diğer alanlardaki gelişime paralel olarak evrilmiştir. Gelişen bilgisayar ve elektronik teknolojisi ile oluşan bu kültürel yapı sanatın nasıl üretildiğini, tüketildiğini, hitap ettiği kesimleri kökten dönüşüme uğratmış, bu alanı dijitalleşmiştir.

Yeni Medya Sanatı

Sanat üretme yöntemleri ve teknikleri geri dönülmez bir şekilde ve büyük bir çeşitlilikle zenginleşirken bu yöntemlerle yapılan sanat eserlerini kapsayan yeni türler oluşturmuştur ve oluşmaya devam etmektedir. Bir sanat eserinin yeni medya olarak adlandırılabilmesi için malzeme ve/veya üretim yöntemi bu alt türlerden bir ya da birkaçı kullanılarak üretilmiş olması gerekir. Yeni Medya Sanatı alt başlıkları ise şunlardır: Multimedia Sanat, Dijital Sanat, İnternet Sanatı, Etkileşim Sanatı, Haritalama (Mapping) Sanatı, Sanatsal Bilgisayar Oyun Modifikasyonu, Cyberformance, Sayısal Şiir, Vital Video, Viral Video, Deneysel Film , Videobant, Kapalı Devre Enstalasyon, Bilgisayar Grafiği, Bilgisayar Animasyonu, İnteraktif CD- ROM, Ses Sanatı, Ses Yerleştirmesi, Etkileşimli Video, Algoritmik Sanat, Matematik Sanatı, Fraktal Sanat, Tradijital Sanat, Glitch Sanatı, Dijital Heykel, HyperText, Biyo-Sanat, E-Posta Sanatı, Sanal Gerçeklik, Yazılım Sanatı, Artırılmış Gerçeklik, Aplikasyon Sanatı, Physical Computing, Yaratıcı Kodlama, Veritabanı Sanatı, Guerilla TV, Bilgi-İşlem Sanatı (Türkdoğan, 2014, s. 279-280).

Türkiye’de Yeni Medya Sanatı

Türkiye’de 1970-1990 arasında dönemin çağdaş sanatından ayrılan, geleneksel görsel sanatların dışında eserler üreten Teoman Madra, Nil Yalter, Hale Tenger, Ergül Özkutan gibi az sayıda isim var olsa da yeni medya sanatı Batıdaki örneklerinden yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra yani 1990’lardan sonra yaygınlaşmıştır (Kaprol, 2016). Türkiye’de yeni medya teknolojileri ile üretilen sanat eserleri 1990’lardan günümüze kadar gelen dönem (günümüz) yeni medya sanatı ana başlığında değerlendirilmektedir.

Türkiye’de günümüz sanatçılarını klasik yöntemlerle sanat üretimi yapan sanatçılardan ayıran başlıca kriter, sanatçıların dijital dünyaya doğup, doğmadıkları, bir diğer deyişle dijital yerli olarak tanımlanmasıdır. Özetle, Türkiye’de yeni medya sanatı, günümüz sanatı, dijital sanat, bilgisayar sanatı, elektronik sanat, yaratıcı kodlama sanatı ve sair alt başlıklarla da tanımlanan, yapıtın üretiminde güncel teknolojileri, bu teknolojilerin insan hayatına kattığı çeşitli tür ve tabiatta güncel alet, araç ve teknikleri kullanan, açıklama, deklarasyon ve/veya manifestosu ile sanat ürettiklerini beyan eden dijital göçmen ve/veya yerlilerin yaptığı sanatı tanımlamaktadır. Kendi kurumlarını, kendi medyasını ve kendi akademik kuramlarını yaratan güncel/yeni medya sanatının Türkiye’de temsil, tartışma, araştırma ve kabul alanı bulması 2010’ları işaret etmektedir.

Türkiye’den çok sayıda yeni medya sanatı alanında dünya çapında kabul gören sanatçı çıkmasının sebepleri şunlardır: İnternetin yaygınlığı, biçimsel soyut anlatının kültürde yaygın bir şekilde kabul görmesi, paylaşımcı kültür, kaçak yazılım kullanımının yaygınlığı nedeniyle yazılım erişiminin kolaylığı, eğitim kalitesinin yeterliliği, sanatçıların bir çoğunun Görsel İletişim Tasarımı bölümleri üzerinden bir araya gelmesi, bu alanının Türkiye’de kökü olmaması sebebiyle hareket rahatlığı olması ve ayrıca Dünya’da kökü az olması sebebiyle Türkiye’den çıkan çalışmaların yurtdışında kolay kabul görmesi, alanın boşluğu, eserlerin internet vesilesi ile hızlı yayılması, bazı eser türlerinin (ışık gösterileri, mapping vb.) kamusal alanlarda halk ile kolayca buluşabilmesi, yine bazı eser türlerinin ciddi ekonomik karşılıklarının olması, açık kaynaklar yazılımın çoğalması ve dijitalleşme ile bu kaynaklara konumdan bağımsız bir şekilde ulaşılabilmesi, internetin sağladığı kolektif çalışma kolaylığı, vb. (Winegard, 2019, Erkayhan ve Çaşkurlu-Belgesay 2014, s. 6. Hasdemir, 2013, s. 4. Ertan, 2014, Yetişkin, 2013).

Eğitim Ekolleri

Görsel İletişim Tasarımı Ekolü

İlk kez Bilgi Üniversitesi’nde 1997 yılında Görsel İletişim Tasarımı bölümü kurulur. Bilkent Üniversitesinde ise iki yıllık meslek yüksek okulu olarak Görsel İletişim Tasarım bölümü kurulur. 1999’da Yıldız Teknik Üniversitesinde Sanat ve Tasarım Fakültesi ve Sabancı Üniversitesinde Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı bölümleri kurularak bu alan genişler. Türkiye’de ilki 1997 yılında kurulan Görsel İletişim Tasarımı bölümü bugün 15’i devlet üniversitesi olmak üzere, toplam 78 üniversitede listelenmektedir (Demir 2017; Doğan 2015, s. 23-31, Erkayhan ve Çaşkurlu-Belgesay 2014, s. 13, 15; Ertan 2013). Kuruluşlarının ardından ilk mezunlarını 2000’li yılların başlarında veren Görsel İletişim Tasarımı bölümleri alanın teknolojik bilgisini öğrencilerine sunan; mühendislik, matematik, yazılım, sanat, tasarım, elektronik gibi farklı disiplinlerle çalışan genç zihinlerin yeni bir yaratı dünyasının gereklerini araştırabileceği, üniversiteler arası bir kültür ağına dönüşür.

Güzel Sanatlar Fakülteleri

Güzel sanatlar fakültelerine has muhafazakarlığının ötelendiği, bilakis çeşitli yaratıcı kanallarda bilim, teknoloji, sanat üçgeninde verdikleri teorik eğitimleri teknik becerilerle uygulama imkanları sağlayarak, Türkiye’de günümüz yeni medya sanatının temel taşlarını ören bir ekole/doktrine bürünür. Bu bölümlerde eğitim alanlar günümüz yeni medya sanatının önce tüketenleri olmuşlar, daha sonra ise dijital yerlilerinin tüketimine sundukları eserlerle, alanlarının dünyaca ün kazanan isimlerine dönüşmüşlerdir.


İnisiyatifler, Etkinlikler, Topluluklar

amberPlatform, BİS Beden İşlemsel Sanatlar Derneği, AMBER Festival

2007 yılında İstanbul’da sanatçı, küratör ve eğitmen Ekmel Ertan, Nafiz Akşehirlioğlu ve Özlem Alkış tarafından kurulan (BİS) Beden İşlemsel Sanatlar adlı derneğinin bünyesinde amberPlatform ve günümüze kadar neredeyse her yıl düzenlenen yeni medya sanat yapıtlarının sergilendiği Amber Festivali’ni barındırır. Platform, Dernek ve Festival 2007’den itibaren önemli bir düşünce kuruluşu olarak, bünyesine ağırlıklı olarak kritik sorgulamalar yapan sanatçıları almıştır (Winegard, 2019).

NOMAD-TV.network

Küratör ve tasarımcı Başak Şenova’nın küratöryel projesi olarak 2002 yılında ortaya çıkan oluşum dijital kültür içinde yerel bir şebeke kurma amacıyla kurulmuştur.

2010 Yılı Kültür Başkenti İstanbul

2010 yılında Avrupa Konseyi tarafından İstanbul ve Linz birlikte Avrupa kültür başkentleri seçilmiştir (Hızlan, 2011). İstanbul’da sanatın yaygınlaşmasını sağlayan pek çok sanat ve kültür kurumu etkinlikler düzenlemiştir.

Nerdworking

İstanbul’da 2009 yılında yeni medya teknolojileri ile yaratıcı alanlarda teknoloji çözümleri sunan, kamusal alanlarda sergileme ihtiyaçlarını karşılayabilecek Nerdworking adlı bir kolektif kurulmuştur. Nerdworking Bilgi Üniversitesi, Sahne ve Gösteri Sanatlarından mezun olan Erdem Dilbaz (1982, İstanbul) ve sosyolog ve yapay zeka kuramcısı (datafobik) Elif Demirci (1982, İstanbul) tarafından kurulmuştur. Günümüzde aktif olmayan oluşumu kurucuları kamusal alanlarda sanatsal, ticari ve etkileşimli medya projelerinde kullanılmak üzere gerekli araçları araştırma ve geliştirmeye odaklanan bir ağ projesi olarak tanımlamışlardır.

2010-2022 Türkiye Yeni Medya Sanat Ortamı

Bu dönemde etkin olan ve bir araya getirdikleri sergilerle yeni medya sanatçılarını görünür kılan küratörler arasında Başak Şenova, Ekmel Ertan, Ebru Yetişkin, Esra Özkan, Mine Kaplangı, İpek Yeğinsu sayılabilir. Küratör ve tasarımcı Başak Şenova’nın 2002 yılında kurduğu bağımsız bir iletişim ağı NOMAD.tv ağ içindeki sanatçı, araştırmacı, mühendis, tasarımcı gibi farklı disiplinlerdeki yaratıcıların diğer benzer yapılarla bağ kurmasına ve ortaklaşa işler üretmesini sağlamıştır. Ebru Yetişkin Türkiye’de yeni medya sanat üretimi yapan sanatçıları bir araya getiren sergileriyle yeni medya sanatlarının güncel sanat ortamında görünürlüğünün artmasında etkili olmuştur. Yetişkin, günümüz sanatının dönüşümünü anlamaya ve tartışmaya açtığı seminer dizileri Borusan Sanat, Akbank Sanat gibi kurumlarda devam eder.

Yeni medya sanat eserlerinin sergilenmesi, görünürlüğünün artması ve tartışma seminerleri düzenleyen bir diğer sanat kurumu Borusan Sanat’tır (Erkayhan ve Çaşkurlu-Belgesay 2014, s. 14). 2017 yılından itibaren Zorlu Holding ve Zorlu

Performans Sanatları Merkezinde dijital dönüşümün sanattaki nabzını küratörlüğünü Lalin Akalın’ın yaptığı Digilogue sergi ve seminerleriyle tutmaya devam eder. 2015 yılından bu yana etkin olan sanat, teknoloji ve bilim kesişiminde araştırma programları destekçisi Bang Prix, küratör Esra Özkan’ın düzenlediği sergilerle ve 2020 yılından itibaren dijital iş üreten sanatçılara destek ve eğitim programı olarak ortaya çıkan Hande Şekerciler ve Arda Yalkın tarafından yürütülen Piksel yeni medya sanatını İstanbul’da temsil eden oluşumlardandır. 2021’de ilki düzenlenen İstanbul’daki ilk Dijital Sanatlar Festivali teknoloji ve sanatın sentezlendiği yeni medya sanatlarını İstanbul’un tarihi dokusuyla sunmaya devam etmektedir.

Sanatçılar

Candaş Şişman-Deniz Kader

2010 yılında İstanbul’un Kültür Başkenti olması üzerine Haydarpaşa Tren Garı’nda Nerdworking ekibi, sanatçılar Candaş Şişman, Deniz Kader ve Görkem Şen’le bir proje gerçekleştirir. Yekpare adlı bu eser, devasa boyutta kamusal alanda tarihi bir yapının dış yüzeylerine uygulanan projection mapping/üç boyutlu haritalama performansındır. Candaş Şişman ve Deniz Kader ‘Yekpare’ ile çok hızlı bir şekilde ülke çapında tanınmalarının yanı sıra 2010’da Kültür Başkentliği’ni Avusturya’daki Linz şehri ile paylaşan İstanbul arasında güncel sanatçıların diyaloğu oluşmuştur ve Yekpare İstanbul dışında da ses getirir.

Şişman’ın İlhan Koman’ın heykellerinden esinlenerek Flux adlı sesli video enstalasyonu İstanbul Kültür Eş Başkenti Linz’de 1979 yılından bu yana yeni medya alanında faaliyet gösteren bir kültür, eğitim ve bilim enstitüsünün Prix Ars Electronica ödülüne layık görülür.

Osman Koç

1987, İstanbul doğumlu Osman Koç Sabancı Üniversitesinde aldığı elektronik ve mekatronik mühendisliği eğitimi üzerine sanatçı kimliğini inşa etmiştir. Günümüzde alanının iyi bilinen kreatif teknolojistlerinden ve yeni medya sanatçılarındandır. Teknoloji odaklı sanat pratiğini sanat ve teknoloji bağlamında birbiriyle geçişken bir şekilde yürüten Koç, eserlerini yaratmak için üretim yöntemleri olarak yaratıcı kodlama, fiziksel programlama ve dijital fabrikasyon kullanmaktadır. Çeşitli sensörleri ve görüntüleme teknolojilerini birleştirerek görsel-işitsel performanslar, immersive, sürükleyici ortamlar ve etkileşimli kurulumlar oluşturur. Doğa bilimlerinden ilham alarak hareket kalıplarını görselleştirmek için özel yazılımlar geliştirir. İşbirliğini ve keşfetmeyi teşvik eden eğlenceli ve ilgi çekici deneyimler yaratmak adına çeşitli etkileşim yöntemleri kullanır ve izleyicinin katılımını merkeze aldığı işler üretir.

Onur Sönmez

1984, İzmir doğumlu Onur Sönmez İstanbul Bilgi Üniversitesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümünde lisans, Linz Sanat Üniversitesi (Kunstuniversität Linz) ‘Interface Cultures’ ve Japonya’da Uluslararası Medya Sanatları ve Bilimleri Akademisinde yüksek lisans eğitimi almıştır.


Yeni medya sanatının en önemli kurumu Ars Electronica çatısında bulunan Future Lab’da tasarımcı olarak çalışmaya başladığı yıllardan bu yana Münih’te yaşamaya ve sanat çalışmalarına devam etmektedir. FutureLab’deki tasarımcı pozisyonu takip eden 15 yıl boyunca otomotiv endüstrisinde arayüz tasarlama, ev uygulamaları arayüz prototipi geliştirme gibi yeni medya ve yüksek tasarım teknolojileriyle ilgili alanlardaki kariyerine devam etmiştir. Sanat pratiğinde Onur Sönmez’in uluslararası alanda tanındığı yapıtlarından biri Ars Electronica ana binasına yapmış olduğu etkileşim tasarım yerleştirmesidir.

Ebru Kurbak

1977 İstanbul doğumlu Ebru Kurbak, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünden 2002 yılında mezun olduktan sonra 2003-2006 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümünde, 2007- 2013 yılların arasında Linz’deki Sanat ve Tasarım Üniversitesindeki Mekan ve Tasarım Stratejileri Bölümünde eğitmenlik yapar. 2014-2018 yılları arasında Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesinde Stitching Worlds (Dünyalar Örmek) adlı kolektif bir sanatsal araştırma yürütür. Sanatçı uluslararası birçok platformda eserlerini sergilemiş ve sanatçı konaklama programlarına katılmıştır. Sanatçı, araştırmacı ve eğitmen Kurbak’ın sanat pratiği teknolojinin insan üzerindeki kültürel, sosyolojik ve psikolojik sonuçlarını inceler ve elektrik/elektronik, kodlama, pnömatik, mimari, tekstil ve bio-veri gibi farklı disiplin uygulamalarını kapsar. Yapıtlarının eleştiri odağı toplumun cinsel kimliklere atadığı rol, bu rollerle özümsenmiş meslekler ve bu mesleklerin kullandıkları teknolojilerdir.

Refik Anadol

Medya sanatçısı, akademisyen, yönetmen olarak kendisini tanımlayan Anadol, bugün yapay zeka ile üretilen estetiğin öncüsü olarak bilinir. Sanatçı bugün Refik Anadol Studiosunu ve yapay zeka ile veri öykülemeleri ve bunların açık ve kapalı alanlara yansıtılmasıyla ilgili öncülü olmayan çalışmalar yürüttüğü RAS LAB’ı yönetmektedir. Anadol’un mekâna özgü görsel/işitsel performansları ikonik noktalarda, müze ve festivallerde yer bulurken çok sayıda ödüle layık görülür. İmmersive sanat eserlerinde yapay zekayı kullanan ilk sanatçı olan Anadol’un çok uluslu ve disiplinli stüdyosu ve araştırma laboratuvarı ileri teknoloji kuruluşları Microsoft, Google Microsoft, Google, MIT, Intel, IBM, Panasonic, JPL/ NASA ve diğerleri ile ortak araştırma-geliştirme projeleri geliştirmektedir.

Anadol bugün Dünyada ve Türkiye’de sanat, bilim ve teknolojinin kesişim noktasında mekana özgü üç boyutlu veri heykelleri ve resimleri, canlı görsel ve işitsel performansları ve çeşitli sanal ve fiziksel biçimlerde kapsayıcı/immersive enstalasyonları ile alanın en önemli ismi olarak görülmektedir.

Selçuk Artut

Türk yeni medya sanatı içinde kendine has kapsamlı bir yeri olan Selçuk Artut çok erken yaştan beri müzikle olan

ilişkisi sanatçı olmasına yön vermiş, düşün ve bilim dünyasında insan ve teknoloji konuları merkezine oturduğu araştırmalar, kitaplar ve makalelerin yanı sıra medya sanatının ülkedeki başlıca kurumlarından olan Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümünde sayısız sanatçı ve araştırmacı yetiştirmiştir. Sergilerinde sanat izleyicisiyle teorik olarak yoğunlaştığı temaları sanat üretimine dahil ederek iletişim ve etkileşim kuran Artut çok boyutlu düşsel ve bilişsel dünyasını teknolojik sanatla ifade etmektedir.

Burak Arıkan

1976 yılında İstanbul’da doğan sanatçı Burak Arıkan, karmaşık ağ sistemleri ile toplumsal konular üzerine soyut mekanizmalar, ağ haritaları ve tahmin sistemleri yaratarak, sosyal yapılardaki güç odaklarını ve ilişkileri bu sistemler sayesinde görselleştirir. Yazılım, baskı, yerleştirme, performans, kurucu üyesi olduğu çevrimiçi kolektif ağ haritalama, data analizi ve yayınlama platformu Graph Commons gibi farklı medyumlarla yapıtlarını oluşturur. Arıkan’ın işleri başlıcaları Venedik Mimarlık Bienali, MoMA New York, İstanbul Bienali, Neuberger Sanat Müzesi, Ars Electronica, Sonar, DEPO, ARTER ve SALT olan yerli ve uluslararası birçok sanat etkinlik, kurum ve müzesinde yer almıştır. Massachusetts Institute of Technology, Rhode Island Tasarım Okulu, New York Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi eğitim verdiği bazı kurumlardır.

Erdal İnci

1983, Ankara doğumlu Erdal İnci, Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümünden 2005 yılında mezun olur. Mezun olduktan sonra fotoğraf, animasyon, dijital sanat ve video çalışmaları yapan İnci 2009’da İstanbul’a geldikten kısa bir süre sonra dünya çapında tanınmasını yol açan bir çalışmaya imza atar. Clones Project adıyla sunduğu bu seri temelinde kısa anlara sıkıştırdığı video performansların kusursuz bir döngüde tekrar etmesinden oluşur. GIF formatının yaygınlaşmasıyla işlerini bir blogda paylaşan Erdal İnci, kısa sürede uluslararası sanat mecralarında tanınır, ardından Türkiye’de de ilgi görür.

Bager Akbay

Sanat eserleri Ars Electronica, Todays Art, Transmediale gibi uluslararası sanat, müzik ve teknoloji festivallerinde sergilenen Bager Akbay, İskele47’nin ortak-kurucusu ve Istanbul Maker Fuarı’nın ortak-küratörüdür. Yeni medya ve etkileşimli sanatlar üzerine yaptığı araştırmalarıyla bilinen Bager Akbay’ın çalışmaları arasında “Artificial Stupitidy”, “I am an artist”, “Şair Robot Deniz Yılmaz”, ‘Çoban’ sayılabilir.

Bager Akbay, açık kaynak, anonimlik, maker/hacker eğilimiyle algıladığı düşün dünyasında sanatçıya atfedilen yüceliği öteler. Sanat eserinin biricikliğini, sanatın sadece insan tarafından yapılma özerkliği ve sanat yapıtının


estetikle ilişkisine dair genel kabul görmüş kanıları sarsmaya yönelik işler üretir.

Zeynep Nal

1984, Aydın doğumlu Zeynep Nal Sezer mühendislik eğitimi almış yeni medya sanatçılarındandır. İstanbul Teknik Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği eğitimini 2008 yılında tamamlar ve takip eden 5 yıl tasarım mühendisi olarak çalışır. 2013 yılında Plato Meslek Yüksekokulunda Görsel İletişim Tasarımı eğitiminin ardından 2013 yılından bu yana sanat, tasarım, bilim ve mühendisliği bir araya getiren yeni medya sanatı alanında çalışmalar üretir. Yapıtlarının sergilendiği başlıca mekanlar arasında Contemporary İstanbul, Mamut Art Project, Ars Electronica (Linz), İstanbul Tüyap Kitap ve Sanat Fuarı, Design Week ve İstanbul Tasarım Bienali sayılabilir. Yapıtlarının ve sanat pratiğinin odağında insanın bilgisayarla duygusal iletişimi, teknolojik aygıtlarla etkileşimli hikâye anlatıcılığı, otonom hikâye üreteçleri yer alır. Sanatçı sanatsal üretiminde sensörler, makinalar, görüntü ve ses işleme metodolojileri, VR platformları gibi alternatif I/O araçlarını kullanarak mühendislik pratiğinin yaratıcılık sınırlarının muğlaklaştırdığı denemeler yapar.

Ali Miharbi

Mühendis sanatçılardan Miharbi’nin sanat pratiği grafik, fotoğraf, heykelden veri işleyen dinamik sistemlere kadar çeşitlenebilmektedir. Sorguladığı temaya göre alternatif üretimlere yönelebilecek yetenek dağarcığıyla Miharbi teknolojinin insan hayatının dönüştürücü etkilerinin yine aynı teknolojinin sağladığı imkanlarla yapıtlarıyla sosyal, kültürel ve politik dönüşümleri ve sistemleri araştırır. Yapıtları arasında ucunda kuş tüyü yerleştirilmiş bir mekanik kol ve elektronik devrelerle oluşturduğu kinetik heykel (Duvarı Gıdıklayan Makine, 2013) galeri duvarını gıdıklayan bir robot olarak karşımıza çıkar ya da oynayanların kazanmamayı hedeflediği sonsuza devinen bir satranç oyununu (Savaşsız Satranç, 2013) görmek mümkündür.

Server Demirtaş

1957, İstanbul doğumlu sanatçı Server Demirtaş, yeni medya sanatçıları arasında klasik gelenekten gelmiş, dijital göçmen sanatçıların en eski temsilcisidir. 1977 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünden mezun olan Demirtaş yaklaşık yirmi yıl boyunca üç boyutun olasılıklarını arayan çalışmalar yapar, kendisini heykeltraş olarak adlandıran sanatçı 1997 yılına kadar gazeteleri PVC’yle kaplayıp katmanlardan oluşturduğu üç boyutlu yerleştirmeler üretir. Yenilikçi bir sanat anlayışının peşinde koşan sanatçı makine parçalarını bir araya getirerek oluşturduğu hareketli heykeller serisine başlar. Demirtaş herhangi bir mühendislik altyapısı olmamasına rağmen, teknisyen olan babasından öğrendiği mekanik ve üretim süreçleriyle geliştirdiği ve Türkiye’de ilk kinetik heykel örnekleri olarak görülen eserleri vermiştir. Çeşitli hazır nesneleri bir araya getirerek heykelin hareketini sağlayan çarklar ve sistemler icat eder. Bilim, sanat ve teknoloji kesişiminde yaptığı araştırmalarla teknik dağarcığını

bireysel olarak zenginleştirmiş sanatçının ilham noktaları da zamansız ve çeşitlidir.

Memo Akten

1975 İstanbul doğumlu sanatçı Memo (Mehmet Selim) Akten 1997 yılında Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği eğitimi alır. Çok disiplinli sanatçı, deneysel film yapımcısı, müzisyen ve bilgisayar bilimcisidir. Londra Goldsmiths Üniversitesinde Yapay Zeka ve insan-makine etkileşimi alanında doktora yapan Akten Kaliforniya Üniversitesi, San Diego’da (UCSD) Bilişimsel Yeni Medya Sanatı alanında eğitmenlik yapmaktadır. 2007 yılında türünün ilk örneklerinden sayılabilecek he Mega Super Awesome Visuals Company-MSA Visuals/Mega Süper Müthiş Görseller Şirketi-MSA Görselleri adında bir yaratıcı teknoloji stüdyosu kuran Akten bu kuruluştan türeyen yeni medya stüdyosu, Marshmallow Laser Feast’te 2011-2014 yılları arasında bulunur. Sanatçı olarak yapıtlarında yazılım, algoritma ve bilişim teknolojilerini gerçek zamanlı ve etkileşimli olarak kullanır. Uluslararası camiada yapay zeka ile sanat, etkileşimli sanat, yaratıcı bilişim platformlarında yazılım geliştirme, NFT alanında en etkili ilk isimler arasındadır. Çalışmaları doğa, bilim, teknoloji, etik, ritüel, gelenek ve din arasındaki çatışmaları; mevcut ekolojik çöküş, sosyal ve politik kutuplaşmalar, ahlaki krizler ve teknolojik tahakkümü konu alır. Son yıllarda bilim ve tinsellik arasındaki etkileşim ve ilişkiye yoğunlaşan sanatçı tüm işlerini bir laboratuvar gibi değerlendirip eğlenceli, amatör ve açık-kaynak savunucusu bir anlayışla üretir.

Murat Pak/Pak

Türk yeni medya sanatçıları alanlarının en iyileri olarak uluslararası arenada boy göstermeye başladıkları son yirmi yıldan günümüze gelindiğinde kripto para ekonomisinin hızla yaygınlaşması sanat eseri tanımını dönüştürmüştür ve blok zinciri adı verilen bir dijital defterde depolanan veri birimini ifade eden NFT ortaya çıkmıştır. Bugün, Aralık 2021 itibariyle sanatçı yaşarken eseri en yüksek fiyata (91 milyon dolar) satılmış Pak, dünyanın en pahalı kripto üreticisi/sanatçısı olarak literatüre girmiştir. Önceleri Murat Pak şimdi ise sadece Pak olarak bilinen sanatçı kimliği saklı tutmaktadır. Ankara’da Başkent Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı eğitimi almış olan ve birçok işiyle dikkat çekmiş motion graphics designer Murat Pak olabileceği öne sürülmüş, Pak’ın ise artık kolektif bir yapı olduğu ifade edilmiştir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında