AÖF Soru Bankası

Dijital KültürÜnite 2 Özeti

Ağ Toplumunda Mekân, Konum ve Çevrimiçi Topluluklar

GİT108U-DİJİTAL KÜLTÜR

Ünite 2: Ağ Toplumunda Mekân, Konum ve Çevrimiçi Topluluklar

Giriş

Yeni iletişim teknolojileri bir yandan geleneksel coğrafi mekânı dijital ortama taşırken, öte yandan fiziksel mekândan bağımsız olarak çevrimiçi yeni mekânsal pratikleri de gündelik yaşamımızın içine dâhil etmektedir. Bu yeni dijital mekânlar ise sosyalleşme, örgütlenme, kimliklenme ve paylaşım biçimlerimiz başta olmak üzere gündelik yaşam pratiklerimizin neredeyse tamamına etki etmektedir. Dijital medya çalışmalarında ağ toplumu ve kamusal alan tartışmaları önemli bir yer bulmaktadır.

Ağ Toplumu ve Kamusal Alan

Yeni iletişim teknolojileri ve dijitalleşmenin toplum üzerindeki etkilerini açıklarken sıklıkla kullanılan iki kavram ağ toplumu ve kamusal alandır. En basit haliyle ağ toplumu internet ve dijital iletişim teknolojileri sayesinde bireylerin ve grupların dijital bilgi ağları etrafında örgütlendiği yeni toplumsal yaşamı betimlemek için kullanılan bir terimdir. Dijital kamusal alan tartışmaları ise ağ toplumunda yurttaşların hükümet politikaları üzerindeki etkisini artıracak çevrimiçi platformlar etrafında örgütlenmelerini ve bu platformlar aracılığıyla toplumun siyasal meselelere katılımını irdelemektedir.

Ağ Toplumu

Ağ toplumunda temel toplumsal yapılar ve faaliyetler bilgi ve iletişim teknolojileri etrafında düzenlenmektedir. Dijital bilgi ağlarından yararlanma becerisi hem bireyler hem de kurumlar için kritik hâle gelmiştir. Dolayısıyla ağ toplumu insan etkinliklerinin, deneyimlerinin ve gücünün internetin ağ yapısından etkilendiği mevcut toplum yapısını tasvir etmektedir.

Kamusal Alan

Kamusal alan, yurttaşların farklı görüşleri ifade edebildiği, toplumu ilgilendiren sorunların tartışıldığı ve iletişimsel olarak kolektif çözümlerin geliştirildiği toplumsal bir alandır. Teoride tüm yurttaşlara açık olan kamusal alan toplumsal iletişimin gerçekleştiği yerdir. Habermas’a göre kamusal alan, 18. yy. da Avrupa’da aydınlar ve burjuva sınıfının bir araya gelip edebiyat, sanat ve siyaseti içine alan farklı konulardaki fikri tartışmaları öncülüğünde oluşturdukları rasyonel tartışma ve söylemsel etkileşim alanıdır. Habermas kamusal alanı demokrasinin ön koşulu olarak tanımlar. Dijital çağın kamusal alanı yeniden canlandırıp canlandıramayacağı; kamuoyunun sınırsız gücünü geleceğe taşıyıp taşıyamayacağı tartışma konusudur. İyimser yaklaşımlar, ağ toplumunda dijital teknolojilerin yeni kamusal alanlar yarattığını ve yeni dijital direniş mekânları sunduğunu varsaymaktadır. Tam da bu nedenle 1990’ların başı ve ortasında, internetin demokratikleştirici gücünü vurgulayan çalışmalarda bir artış olduğu gözlenmektedir. Liberal iletişim kuramlarını merkeze alan iyimser yaklaşımlara göre dijital teknolojiler, halkın toplumsal ve politik arenadaki rolünü genişletebilmesine olanak sağlayan bilgi, araç ve platformlar sağlamaktadır. İnternet başta olmak üzere dijital teknolojilerin yeni kamusal alanlar yaratacağına

şüpheyle yaklaşanlar, kapitalist sistem içinde kâr amacıyla iş gören bu platformların, gerçekten demokratikleştirici fikirlerin yeşerebileceği sanal mekânlar olamayacağını vurgulamaktadır. İletişim bilimlerinde eleştirel yaklaşımlara göre, dijital ortamda hizmet veren platformlar, eleştirel kamuoyu tartışmaları yapılan alanlar olmaktan ziyade bir yandan iktidarların yeni gözetim ve denetim aracı hâline gelirken, öte yandansa kapitalist şirketlerin yeni sömürü kanalları olarak hizmet vermektedir.

Ağ Toplumunda Çevrimiçi Topluluklar

Dijital teknolojiler hem mekân algımızı hem de sosyalleşme biçimlerimizi değiştirmekte ve dönüştürmektedir. Bu yeni dijital sosyalleşme sürecinin en önemli göstergelerinden biri çevrimiçi topluluklardır.

Çevrimiçi Topluluklar ve Türleri

Çevrimiçi topluluk, belirli bir amaç için bilgisayar ve mobil teknolojiler aracılığıyla bir araya gelen, aktif ya da pasif olarak katılım gösteren gönüllü bir kullanıcı grubunu tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Bazı kaynaklarda sanal topluluk, sanal cemaat ya da dijital topluluk gibi adlarla da anılmaktadır. Çevrimiçi topluluklar bireysel, grupla ilgili ve teknolojiyle ilgili boyutlar içermektedir. Çevrimiçi bir topluluk dört temel bileşenden oluşur:

• Kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla toplumsal olarak etkileşime giren insanlar, • Çıkar, ihtiyaç ya da iş birliği yapmak gibi ortak bir amaç, • Topluluk üyelerinin davranışlarını yönlendiren örtük ya da açık kurallar biçimindeki prensipler, • Sosyal etkileşime aracılık eden taşıyıcı dijital platform olarak hizmet veren teknik bir sistem.

Akademik araştırmalarda çok sayıda çevrimiçi topluluk türü tanımlaması olduğu görülmektedir. Bununla birlikte aşağıdaki sınıflandırma kapsamlı ve bilgi vericidir:

• Sosyalleşme amaçlı çevrimiçi gruplar: Facebook, Swarm • Oyun amaçlı çevrimiçi gruplar: Twitch, Everquest, Full Tilt Poker • İçerik paylaşımı amaçlı çevrimiçi gruplar: YouTube, BitTorrent • Bilgi paylaşımı amaçlı çevrimiçi gruplar: Wikipedia, Slashdot, SMC • Aktivizm amaçlı çevrimiçi gruplar: Change.org, MoveOn, ImmigrationVoice • Geliştirme amaçlı çevrimiçi gruplar: Linux, InnovationJam • Değişim ve satış amaçlı çevrimiçi gruplar: eBay, Craigslist.

Dijital toplumsal oluşumlar olarak tanımladığımız çevrimiçi topluluklar hem kurucularına hem de üyelere bir dizi fırsatlar sunmaktadır. Bu fırsatlardan ilki, fiziki mekân zorunluluğunu ortadan kaldırmaları ve her yerden, her zaman, hızla ve çok sayıda kişi tarafından erişilebilir


olmalarıdır. Çevrimiçi topluluklar, topluluğa ait olma hissi yaratarak katılımcı kültürü beslemektedir. Çevrimiçi topluluğa özgü düzenlemelere uyduğu sürece, bu topluluklar içinde tüm üyeler istediğini özgürce yapabilir. Çevrimiçi toplulukların bir bölümü ticaridir. Bu topluluklar üyelik ücretleri, abonelikler, kullanım ücretleri ve reklam komisyonu gibi yollarla hem topluluğun kurucularına hem de üyelere para kazandırabilir. Çevrimiçi toplulukların önemli avantajlarından biri de anonimlik olgusudur. Çevrimiçi çok sayıda toplulukta kullanıcılar, gerçek kimlikleri yerine takma adlarla topluluğun bir parçası hâline gelebilmektedir. Çevrimiçi bir topluluk üyesi olan birey, sanal kişiliğine ve başarılarına dayalı olarak daha yüksek bir benlik saygısına sahip olabilir. Sıralanan bu çok sayıda olumlu özelliğe karşın, çevrimiçi topluluklar bazı sorun alanlarına da neden olabilmektedir. Bu sorun alanlarından ilki bağımlılıktır. Kullanıcılar grupta olmaktan aldıkları hazzı diğer tüm görev ve sorumlulukların önünde görerek, grup içerisinde gereğinden fazla zaman geçirebilirler. Toplumsal dünyadaki ayrımcılıkların çevrimiçi platformlarda da sürdüğünü belirten bazı düşünürler ise, dijital ağlarda kullanıcıların faaliyetlerinin sürekli izlendiğini ve çevrimiçi grupların ağ bağlantılı bireyciliği, depresyonu, gerçeklikten kaçışı, yalnızlığı ve toplumsal izolasyonu yaygınlaştırdığını belirtmektedir. Çevrimiçi topluluklar toplumun tüm kesimlerinin değil yalnızca ayrıcalıklı bazı kesimlerinin erişimine ve kullanımına açıktır. Ayrıca çevrimiçi topluluklar çoğunlukla metin tabanlıdır. Bu nedenle, bu platformlarda ses ve beden dili çoğu kez kullanılamamaktadır. Bu platformlarda veri güvenliği ciddi sorunlar yaratabilmektedir. Kredi kartı bilgileri gibi kişisel veriler, platform sağlayıcıların yeterli güvenlik önlemlerini almaması durumunda kötü niyetli kişilerin eline geçebilmektedir. İnsanları kışkırtmayı amaçlayan “trollük” olgusu da çevrimiçi platformlarda sıklıkla gözlenmektedir. Çevrimiçi gruplarda insanları yanlış bir fikre ikna etmek için koordineli dezenformasyon kampanyaları da yapılabilmektedir.

Konum Tabanlı Uygulamalar ve Konumsal Medya

2000’li yıllardan başlayarak mekânsal bilgileri üreten, işleyen, analiz eden, kullanan ve paylaşan teknolojiler yaygınlık kazanmaya başlamış, günümüzde ise konum tabanlı bu uygulamalar gündelik yaşamın pek çok alanına nüfuz etmiştir. Coğrafi konuma ilişkin veriler fotoğraf, video, ses ve yazı gibi çok sayıda multimedya içerikle zenginleştirilerek dijital pek çok platformda paylaşılır hâle gelmiştir. Başka bir anlatımla günümüzde medya dünyasındaki her şey izleniyor, etiketleniyor ve haritalanıyor. Cep telefonları konuma duyarlı hâle geldi, bilgisayar oyunları dışarıya taşındı, Web coğrafi bilgilerle etiketlendi ve Google Earth gibi coğrafi tarayıcılar tamamen yeni bir medya türü olarak kabul ediliyor. Mekânsal temsiller haritalama, navigasyon, yön bulma ve konum ile yakınlık algılamada kullanılan elektronik teknolojiler (radar, sonar, GPS, Wi-Fi, Bluetooth, RFID vb.) aracılığıyla yeni bir boyut kazanmış durumda. Tam da

bu nedenle konum bilincine sahip bir neslin yükselişini görmekteyiz. Yakınlık ve ortak konum bilgilerine erişim, insanların toplumsal ve coğrafi alanlarındaki yerlerini hem yansıtan hem de dönüştüren “jeo-uzamsal devrimin” bir parçası hâline gelmektedir. Kullanıcıların konum verisi paylaşmasına olanak sağlayan popüler sosyal ağlar ve mobil uygulamalardan bazıları Facebook, Twitter, Gowalla, Foursquare, Instagram, WhatsApp, Google+, Tinder, Swarm ve Bumble olarak sıralanabilir (Morva ve Gül Ünlü, 2020: 15). Google Maps, Yandex Navigasyon, TripAdvisor, Uber ve Pokemon Go gibi fiziksel mekâna bindirilen artırılmış gerçeklik uygulamaları da bu verileri kullanan diğer platformalar arasındadır. Konum tabanlı uygulamalar bilgi, eğlence veya güvenlik sağlamak için genellikle bir akıllı telefondan gerçek zamanlı coğrafi verileri kullanmaktadır. Konum tabanlı platformlar ayrıca tüketicilerin restoranlarda, kafelerde, mağazalarda, konserlerde ve diğer yerlerde veya etkinliklerde “check-in” yapmasına izin vermektedir. İşletmelerse genellikle check- in yapan kişilere ödüller, kuponlar veya indirimler sunmaktadır. Konum temelli uygulamalar aracılığıyla müşteriler kendilerine en yakın yerde bulunan aradıkları mağazayı bulabilir, trafik ve hava durumu verilerine ulaşabilir ve yol yardım hizmeti alabilirler. Mobil flört uygulamaları aracılığıyla yaşadıkları ya da bulundukları yere yakın kullanıcılar içerisinden romantik bir partnerle kolayca tanışabilirler. Şirketler de bir yandan lojistiğe bağlı hizmetlerini bu uygulamalar sayesinde çok kolay takip ederken öte yandansa yakınlık merkezli pazarlama stratejileri geliştirebilirler. Konum tabanlı mobil pazarlama ile herhangi bir coğrafi bölgede bulunan potansiyel müşterilere reklam sunulabilmektedir. Konum tabanlı uygulamalar güvenlik amacıyla da kullanılabilir. Örneğin akıllı telefonun konumu bir kredi kartına bağlanırsa, kısa sürede farklı coğrafi konumlarda yapılan harcamalar saptanarak, şüpheli işlem kolayca anlaşılabilir.

Çevrimiçi Topluluklarda ve Konum Verisinin Kullanımında Etik

Çevrimiçi gruplar ortak ilgi alanı ve meseleler etrafında örgütlenen üyelerine bir dizi kolaylıklar sağlarken, hatalı ve kötü niyetli paylaşımlar nedeniyle bazı sorun alanlarına da neden olmaktadır. Bu nedenle çevrimiçi gruplarda üyelerin uymaları gereken bazı etik kurallar bulunmaktadır:

1. Açık Etik Kurallar: Kullanım koşulları, yönergeler, forum kuralları, hüküm ve koşullar, web sitesi kullanıcı sözleşmesi veya forum politikası gibi başlıklar altında sunulmaktadır. Çevrimiçi grubun üyelerinin çevrimiçi etkileşime girmeden önce bunları okumaları ve burada belirtilen kurallara uygun paylaşımlarda bulunmaları beklenmektedir. Bu nedenle söz konusu yönergeler genellikle üyelerin kolayca ulaşılabilecekleri bir yerde bulunmaktadır. 2. Örtülü Etik Kurallar: Çevrimiçi topluluk üyelerinin uyması gereken etik kurallara ilişkin net ve kesin bir açıklama yapılmamakla birlikte


sık sorulan sorular (SSS) bölümünde dolaylı ifadeler yer alabilir. Etik ilkeler “Size yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına da yapmamalısınız.” gibi genel bir ilke veya altın kural ile sınırlıdır.

Konum temelli uygulamaları kullanırken dikkat edilmesi gereken bazı kurallar bulunmaktadır:

• Hangi uygulamaların konumunuzu izlediğini ve nasıl izlediklerini anlayınız. • Uygulamanın yalnızca siz onu kullanırken konumunuzun izlenmesine izin vermek daha doğru olabilir. • Belirli uygulamaları kullanmadığınızda veya uygulamayı kullandıktan sonra konum hizmetlerini kapatınız. • Hangi uygulamaların konum (ve diğer) verilere erişimi olduğunu görmek ve bunları ayarlamak için dijital cihazlarınızın gizlilik ayarlarını sık sık kontrol ediniz. • Sizden hangi verileri topladıklarını ve bunları nasıl kullandıklarını, kimlerle paylaştıklarını görmek için indirmiş olduğunuz veya indirmek üzere olduğunuz uygulamaların kullanım şartları ve gizlilik politikalarını dikkatlice okuyunuz. • Sorumluluk reddi beyanlarını okuyunuz. Verilerinizin toplanmasına ve onlara erişilmesine izin verip vermeyeceğiniz konusunda bilinçli bir karar veriniz. • Gizlilik ayarları altındaki konum hizmetlerinin “konumumu paylaş” bölümünü okuyup anlayarak başkalarının konumunuza erişmesine izin verip vermeyeceğiniz konusunda bilinçli bir karar veriniz. • Gizlilik politikalarından memnun olmadığınız uygulamaları dijital cihazlarınızdan silerek kaldırınız.

Günümüzde veri etiğine ilişkin çok sayıda kılavuz geliştirilmesine karşın, coğrafi konum bilgisi içeren veriler için geliştirilen kılavuzlar ise oldukça sınırlıdır. Open Geospatial Consortium gibi kâr amacı gütmeyen uluslararası organizasyonlar bu alandaki çalışmalarını ilerleterek konum verilerinin kullanımına ilişkin etik ve sorumlu yaklaşımları desteklemek adına Locus Charter İlkeleri olarak adlandırılan bir dizi ilke yayınlamıştır. Bu ilkeler şöyle sıralanabilir (https://ethicalgeo.org/locus-charter):

1. Fırsatların farkına varınız. 2. Etkileri idrak ediniz. 3. Zarar vermeyiniz. 4. Zarar görme ihtimali olanları koruyunuz. 5. Yanlılığı irdeleyiniz. 6. İhlalleri en aza indiriniz. 7. Verileri en aza indiriniz. 8. Gizliliği koruyunuz. 9. Bireylerin tanınmasını önleyiniz. 10. Hesap verebilirliği sağlayınız.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında