AÖF Soru Bankası

TipografiÜnite 6 Özeti

Tipografinin Kullanım Alanları

GİT106U-TİPOGRAFİ

Ünite 6: Tipografinin Kullanım Alanları

Giriş

Yazı, insanlık tarihinin başlangıç noktasıdır. İnsanlık hakkında içeriği bilinen kayıtlar 6000 yıl öncesine kadar gitmektedir. Günlük hayatın içerisinde insan pek çok şekilde iletişim kurar, bu iletişimin yalnızca yazılı olanları kalır. Yazı, zamanın ve mekânın sınırlayıcılığını aşarak bilginin yayılmasını sağlamıştır. Kitleler yazı ile öğrenmiş ve bilgilenmiştir. Yakın denilebilecek bir zamana tarihlenen matbaanın icadı ile bilgi daha geniş kitlelere yayılmış ve uygarlığın gelişmesini hızlandırmıştır. Teknolojik gelişmeler iletişim ve tipografinin varlığını borçlu olduğu önemli etmenlerdir.

Tipografiyi Tanımlamak

Tipografi bir metne yönelik vurgu, bağlam, hiyerarşi gibi amaçları gerçekleştirmek için yazıyı (harfleri) karakter, büyüklük, boşluk, açıklık ve paragraf özelliklerini kullanarak şekillendiren tasarım disiplinidir. Yazılı bir fikre görsel form verilmesini amaçlar (Ambrose, Harris, 2005).

Tipografi yazının olduğu her yerde mevcuttur. Mesaj iletiminin akışını düzenleyerek, çoğu zaman varlığını hissettirmeden görevini yerine getirir (Cullen, 2012).

Kısacası tipografi, yazının iletişim mesajını taşıması ve yazıların estetik olarak görselleştirilmesi üzerine çalışan bir tasarım disiplinidir denilebilir.

Yazının bir görsel form gibi şekillendirilmeye başlanması 20. yüzyıldaki öncü tasarımcıların çalışmalarıyla gerçekleşmiştir. Öncesinde sistematik olarak dizilen yazı, artık en küçük yapı taşı olan harfe kadar özenle şekillendirilmiş ve böylece içerik neredeyse harf vurgusuyla dahi ilişkilendirilmiştir.

Yazının tipografi pratiğindeki gelişimini asıl hızlandıran unsur 1980 sonrası yaşanan teknolojik gelişmelerdir (Hillner, 2009). Masaüstü yayıncılık teknolojisinin gelişmesi ve erişilebilir olması tasarımın hayata geçirilme sürecindeki zahmetleri ortadan kaldırarak bir anda büyük deneme kolaylığı getirmiştir. Yazının bilgisayar programları marifetiyle büyüklük, boşluk, genişlik vb. gibi pek çok özelliğinin kolayca ve hızla kontrol edilebiliyor olması tipografinin gelişiminde çok büyük bir sıçramadır. Teknolojik gelişmeler sayesinde tasarımcılar kısa sürelerde daha çok alternatif üretebilmişler, tasarımın sınırlarını zorlayabilmişler ve deneysel çalışmalarla tipografinin etki alanını genişletmişlerdir.

Tipografik Tasarım ve Tipografinin Önemi

Günümüzde her gün milyonlarca iletişim tasarımı yapılmakta, hedeflenen zaman aralığında hedeflenen kitleye ulaştırılmaya çalışılmaktadır. Haber ya da ticari amaçlı her türlü içerik adeta bir bombardıman gibi kitle iletişim kanallarından akmaktadır. İletişim ağı güçlenen dünyada mesajı göndermek teknoloji sayesinde daha kolayken, kalabalıklaşan dünyada mesajı hedeflenen kitleye ulaştırmak her zamankinden daha güçtür.

Tipografi, birbiriyle aynı boyut ve genişlikteki harflerden oluşan bir metnin parçalarını hedeflenen kitle ve iletilmek istenen mesaj bağlamında vurgulayarak yeniden şekillendirir. Böylece görünürde birbirine eşit hacimli harflerden oluşan sözcük ve cümlelerin bazıları önce, diğerleri sonra okunur. İlk dikkat çeken yazılar ile daha sonra okunması istenen yazılar bir tür sıraya sokularak izleyiciye sunulur. Tipografi bütün bunlara ek olarak önemli bir misyon daha yüklenir, tasarıma mesaj göndericisinin ruhunu katar. Böylece salt harflerin ve sözcüklerin iletişim planına göre düzenlendiği bir yapıya, göndericinin kimliğinin yansıdığı özgünlük ve benzersizlik nitelikleri kazandırılır.

Tipografinin Logo Tasarımında Kullanımı

Kurumsal kimlik tasarımının yapı taşı ve başlangıç noktası logodur. Logo, amblem veya Logotype’dan meydana gelir. Pazarlamacılar logoyu kalabalıktaki tanıdık yüz olarak tanımlamaktadırlar (Ambrose, Harris, 2009). Kurumsal kimlik tasarımındaki “akılda kalan imge” işlevini yürütür. Özellikle somut bir ürünü olmayan firmalar için (örneğin hizmet sektörü, sigortacılık) bu imgeye büyük gereksinim vardır. Kullanıcılar (logoyla karşılaşan kitle) amblem ile logotype arasındaki farkları bilmeseler de varlığının önemini bilirler, tüketecekleri ürünleri logoları üzerinden kategorize ederler. Markanın temellerinde yer alan logo başarılı bir iletişimde önemli bir yere sahiptir.

Form ile Oluşturulan Kurumsal İmge: Amblem

Logo, bir kurum, kuruluş ya da düşüncenin akılda kalıcı ve benzersiz bir görselleştirme ile temsil edilmesidir. Norman Ives logoyu “firmanın görüntüsü” olarak adlandırır (Ives, 2020). Logonun amblem olarak tercih edildiği örneklerde bahsedilen temsil için bir form kullanılır. Bu form nesnel ya da soyut olabilir. Nesnel ya da soyut formlar, benzersizlik, akılda kalıcılık gibi pek çok kriterle tercih edilir ve hedef kurum, kuruluş ya da düşünceyle uyumlu bir biçimde realize ya da illüstre edilirler. Logo amblem olarak uygulandığında amblemin yanında ya da altında logosu yapılan kurum, kuruluş ya da düşüncenin adı açık bir biçimde yazılır. Böylece logonun kullanıcılar tarafından daha kolay algılanması sağlanır. Dolayısıyla her amblemin yanında bir de amblem yazısı bulunmaktadır. Tipografinin buradaki görevi amblem ile amblem yazısının bir bütün olarak algılanmasını sağlamaktır. Amblem yazıları genellikle özel yazı tasarımlarından oluşmaz. Bununla birlikte zaman içerisinde bazı çok güçlü markaların amblem yazıları değerlenerek logotype gibi algılanırlar. Amblemin çizgisel özellikleri, tasarım üslubu, rengi, büyüklüğü, dahili ve harici boşlukları, en-boy oranı vb. gibi unsurlar amblem yazısının yazı karakterini, ambleme yakınlığını, rengini ve kullanılacak boşlukları belirleyecektir. İyi tasarlanmış bir amblem ve amblem yazısı bir bütün olarak algılanır.

Yazıyla Bütünleşik Kurumsal İmge: Logotayp

Logotype da logonun kendisi salt yazıyla oluşturulmaktadır (Lupton, 2010). Harfler hali hazırda kendilerine özgü birer formken, okunurluğu bozmadan harflerin alanlarına özgün


eklentiler yapmak son derece zor bir iştir. Tıpkı amblemde olduğu gibi soyut formlar üzerinden de gidilebilir. Günümüzün kalabalık göstergeler dünyasında logo sahiplerinin herhangi bir figürü alıp kendilerine mal etmesi ve kitlelere benimsetmesi her firma ve her iş kolu için mümkün olmamaktadır. Bu nedenle logonun logotype olarak kullanılacağı tasarımların sahibi olduğu iş kollarında eğer somut benzerlik olanağı yoksa soyut hareketlerle çözümlenmesi tercih edilmektedir. Bu noktada tipografi, doğru karakterin kullanılması, harflerden oluşturulan yapıya ruh verilmesi ve konsepte uygun bir yerleştirme yapılması konularını çözümler. Her kurum, kuruluş ya da düşünce somut bir ürün üzerinden çalışmadığı için, logotype tasarımında tipografi verilmek istenen mesajı taşıyan çözümlerin oluşturulmasında önemli rol oynar.

Logotype ile amblem yazısı arasındaki temel fark, logotype harfler üzerinde oluşturulan formun harflerle, artık sökülemeyecek kadar iç içe geçmiş olmasıdır. Oluşturulan form bir harfin yerini almış ya da oluşan boşluğa sıkışmış olabilir. Özellikle negatif alan pozitif alan şeklinde tasarlanan çözümlerde en ufak bir görsel müdahale anlamı değiştirecektir. Amblem kullanım alışkanlıkları zaman içerisinde farklılık göstermekte, bu nedenle bazı firmalar bilinçli bir biçimde amblemlerini kullanmamakta, yalnızca amblem yazılarını kullanmaktadır.

Tipografinin Basılı Ortamlarda Kullanımı

Tipografi, iletişim tasarımı ürünlerinde kendine daha sık yer bulmaktadır. İletişim tasarımı ürünleri büyük bir çoğunlukla kâğıt üzerinde hayata geçmiştir. Kâğıt üzerindeki belli başlı ortamlar da başta afiş olmak üzere, billboard, dergi, gazete ya da broşür gibi benzer ölçü ve formatlarda kullanılmıştır.

İletişimin Vazgeçilmez Ortamı: Basılı Yüzeyler

İletişim tasarımı için basılı yüzey önemli bir ortamdır. Geçmiş yıllarda kâğıt üretimi ve kâğıt alanı baskı makinalarından kaynaklanan limitler dahilinde çalışılırken günümüzde dijital baskı olarak adlandırılan geniş format baskı teknolojilerinin gelişimi sayesinde basılı yüzeyinin sınırları oldukça büyümüştür.

Basılı ürünün nihai boyutu iletişim gereksinimine göre belirlenir. Afiş ile başlayan iletişim çalışmaları zamanla kentlerin büyümesi ve hayatın hızlanmasıyla billboard ve megaboard gibi alanlara taşmıştır. Tasarımların daha hedef odaklı yapılması her zamankinden daha çok gerekmektedir (Frascara, 2004). r. Basılı yüzey, ister broşür gibi küçük bir alan, ister megaboard gibi büyük bir alan olsun özünde sınırları olan bir tasarımdır. Yüzeyin taşıyabileceği içerik de boyutla değil, izleyicinin yüzeye olan mesafesi ve ayırabileceği zamanıyla ilgilidir. Dolayısıyla bir billboardun büyüyüp megaboarda dönüşmesi içeriğin artacağı ve daha çok bilgiyi taşıyabileceği anlamına gelmemektedir. Boyut büyüdüğünde takibi de zorlaşmaktadır. Kent yaşamında artan hız ve yoğunluk nedeniyle bir iletişim tasarımı ürünü artık yakın mesafeden incelenememektedir. Büyüyen kentler ve hızlı kent içi

hareketler nedeniyle bu tür tanıtım çalışmalarına daha uzaktan bakılmaktadır.

Basılı Ortamda Sınırların ve Deneyimin Harmanı

Hangi ortam kullanılırsa kullanılsın basılı ortam, sınırları olan bir ortamdır. Bir dergi tasarımında gövde metnin punto yüksekliğinin belirli bir uygulama aralığı vardır. Tasarımcılar yeni bir dergi tasarımına başlarken hazırlık aşamasında geçmiş deneyimlerinden yararlanarak başlık, ara başlık gövde metinde kullanılacak yazı karakterlerinin seçimine, harf yüksekliklerine ve kullanılacak boşluklara zorlanmadan karar verebilir. Büyük ölçülü mega boardlarda da tasarım aslında yatay bir poster tasarımı gibi hazırlanır, büyüyen boyutla paralel olarak yazı ve görsel gibi tüm tasarım öğeleri de büyür.

Kâğıdın bir ortam olarak iletişim tasarımı için güvenli bir alan olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hangi basılı ortam seçilirse seçilsin, genel geçer ölçüler, daha önce denenmiş boyutlar ve yerleştirmeler bulmak olasıdır. Bu nedenle kâğıt üzerinde çalışmaya başlayan bir tasarımcının birkaç adım önde başlayacağı söylenebilir.

Tipografinin Dış Mekânda Kullanımı

Dış mekân grafikleri ya da yaygın kullanımıyla çevresel grafik tasarım, grafik tasarımın kâğıttan (ya da branda baskıdan) koptuğu yerdir. Bu projelerde tasarımcının konumlandırma ve ölçülendirme üzerine her projede yeniden hazırlık ve hesaplama yapması gerekmektedir. Tipografinin kullanımında hemen her projede yeniden hesaplama yapmak gerekmektedir. Kâğıdın sınırlayıcı ama güvenli ortamından farklı olarak, sınırların kalktığı dış mekânda yazı büyüklüğü (punto yüksekliği) ya da boşluklar ezberden, bir başka deyişle mekân üzerine hazırlık yapılmadan çalışılamaz.

Çevresel Grafik Tasarım: Tipografi Başrolde

Çevresel grafik tasarım ürünleri de şu ana kadar anlatılan ürünler gibi iletişim kurma görevini yerine getirmektedir. Çevresel grafik tasarımın alt dallarından yönlendirme ve işaretleme tasarımında iletişim, kullanıcının belirli noktalara ulaşma amacı bağlamında mekânla kurulmaktadır. Bir mekânı daha önce hiç deneyimlememiş kişilerin, mekân içerisindeki muhtemel hedef noktaları ve hareketleri ön görülmekte, yönlendirme ve işaretleme tabelaları aracılığıyla kurulan görünmez ağ sayesinde kullanıcı hareketlerinin doğru yönetilmesi amaçlanmaktadır. Planlar üzerinden ve sahada veri toplayarak yürütülen çalışma, tipografik tasarımın başat rol oynaması nedeniyle iletişim tasarımı alanı içerisinde kalmaktadır. Kişinin yön bulmak için geçmiş deneyimleri ve alışkanlıklarından beslenemediği durumlarda tasarım elemanlarının aynı işlevi yüklenmesi amaçlanmaktadır (Arthur ve Passini, 1992).

Tipografi, mekân ile kullanıcının ilişkisini kuran yönlendirme stratejisi dahilinde, tasarlanan tabelalar üzerinde belirgin bir şekilde kullanılarak yönlendirme tasarımı projeleri hayata geçirilir.


Anlatı ve Akışın İçeriği Aktarması: Sergileme Tasarımı

Çevresel Grafik Tasarımın diğer dalı olan sergileme tasarımında, bir anlatı dahilinde eser ve objelerin izleyiciye sunulması ve izleyicinin içeriği deneyimlemesi hedeflenmektedir. Rönesans sonrası Avrupalı elitlerin topladıkları eserleri aşama aşama toplumla buluşturması bu çalışma alanının başlangıç noktasıdır (Skolnick, 2007). Burada da tipografi önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü içerik kâğıt gibi sınırlı bir yüzeyde değil duvar gibi ihtişamlı bir yüzeyde yönetilecek ve yerleştirilecektir. Metin bloklarının makul genişlikte olması, paragrafların uzunluğunun kolay okunacak şekilde ayarlanması, başlıkların hiyerarşisi gibi alanlar tipografinin ustalıkla kullanılması gereken alanlardır. Sergileme tasarımı da yönlendirme ve işaretleme tasarımı gibi uygulanacak mekâna/alana göre tasarlanır. Mekân bir ortam gibi değerlendirilir ve anlatı mekâna uyacak şekilde yerleştirilir.

Dış mekân grafiklerinde tipografi kullanımı sırasında en dikkat çekici ve şaşırtıcı özellik bazı tasarım ürünlerinde harf yüksekliğinin punto ile değil normal bir nesneymiş gibi cm cinsinden tarif edilmesidir. Basılı işlerde olduğu gibi puntolar yoktur, cm vardır. Öte yandan büyük ölçülü (örneğin 350 cm genişliğindeki) billboardlar üzerindeki harf büyüklükleri de punto ile ifade edilemeyecek kadar yüksektir. Yine de billboard gibi çalışmalar ölçekli hazırlanır ve zaten halihazırda başka basılı çalışmalarla görsel bütünlüğe ya da reklam kampanyası gibi paket projelerden kaynaklanan ortak özelliklere sahiptir. Bu nedenle reklam tasarımının aksine çevresel grafikte harf yüksekliği, basılı işlere alışkın bir tasarımcı için zorlayıcı olur. Bunun da temel nedeni, çevresel grafik tasarımın kâğıt gibi güvenli bir alanda değil, referansların sürekli değiştiği, her seferinde yeniden doğulan mekânlarda varlık göstermek zorunda olmasıdır.

Tipografinin Dijital Ortamlarda Kullanımı

Bilgisayar teknolojilerinin hayatımıza girdiği ilk günlerden bu yana yazı dijital arabirimlerin en temel bileşeni olmuştur. Dahası arabirim tasarımlarının tüm öğeleri yazı ile tasarlanmış iskeletlerin etrafında şekillenmektedirler. 80’li yılların Xerox laboratuvarlarında tasarlanan ilk masaüstü arabirimlerinden bugün kullanılan akıllı cihazlara kadar yazı ve etkileşim arasındaki sıkı bağı gözlemlemek mümkündür.

Dijital ortamlar ile kurduğumuz her iletişim adımı yazı ve dolayısıyla tipografi aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bir web sitesinin menülerinden, bizi işlem yapmaya davet eden aksiyon butonuna tipografi temel iletişimin bel kemiğidir.

Ekranlarda Yazı Teknolojisinin Evrimi

İlk ekran teknolojilerinden bugüne hem donanım hem de yazılım olarak büyük bir dönüşümü gözlemlemek mümkündür. Fakat ilk teknolojilerin sınırlılıkları (düşük çözünürlük gibi ) bulunmaktaydı. Bunlar tasarımcıların önündeki sorun olmuştur. Ancak yine de bu teknolojiler tipograflar ve tasarımcılar için yeni kullanım alanlarının keşfi anlamına gelmektedir. Bilgisayar ortamında

tasarlamanın hızı, tasarımcılara çok daha fazla çeşitleme ve deneme cesareti kazandırmış, dönemin tasarımcıları ekran ve bilgisayar teknolojilerini üretme pratiklerinin merkezine almaya başlamışlardır. Aynı zamanda 80’li yıllar ekran odaklı piksel teknolojisine ayak uyduran yeni dijital yazı karakterlerinin de doğduğu yıllardır. Basılı ortamlarda kullanım üzerine ihtisaslaşmış font evlerinin yanı sıra dönemin yenilikçi tipografları Bitmap yazı karakterleri üzerine uzmanlaşmaya başlamışlardır. Ekran teknolojilerini temel alan Bitmap yazı karakterleri sayısal ortamlarda daha rahat gösterilmesi için tasarlanmış, her ayrı punto büyüklüğüne göre yeniden düzenlenmiş piksel tabanlı fontlardır.

Tipografinin yazılım teknolojileri ile evriminin bir diğer kilometre taşı ise Open Type font belgelerinin geliştirilmesi olmuştur. 1996 yılında geliştirilen Open Type teknolojisi Bitmap fontlardan vektör tabanlı fontlara dek pek çok çapraz platformda (Macintosh ve Windows) sorunsuz biçimde adapte olup çalışabilen font belgeleri olarak kısaca tanımlanabilir. Bu teknolojik gelişmeler tasarımcılar için aynı zamanda büyük bir esneklik alanı ve kolaylık anlamına gelmektedir. Artık ekranlar için ayrı basılı medyumlar için ayrı font belgeleri depolamak zorunda kalmayan grafik tasarımcılar daha hızlı ve farklı platformlarda bütünlük içerisinde çalışabilecek projeler geliştirme olanağı bulmuşlardır.

Bugün ise teknolojinin tipografi alanındaki en büyük gelişmesi değişken yazı karakterleri (Variable Fonts) olarak lanse edilmektedir. Güncelin dijital etkileşimlerinin gereklilikleri odaklı tasarlanan değişken yazı karakterleri gelenekselleşmiş font ailesi kavramını tek bir font belgesi üzerinde toplamaktadır.

Değişken font teknolojisi tasarımcılar için özellikle dijital ortamlarda oldukça verimli bir kullanımı ifade etmektedir. Yoğun içeriğe sahip blog ya da haber portalları ya da zengin içerikli web sitelerinde tipografik çeşitlilik aynı zamanda sayfaların ve sitenin kullanım hızına negatif etki etmektedir. Şüphesiz ilk satırlarda da belirtildiği gibi yazı, arabirimin bel kemiği ve en ağırlıklı elemanıdır. Pek çok font belgesini tek bir belgeye indirmeyi başaran bu yeni teknoloji sitelerin açılış ve yükleme hızlarında büyük bir rahatlama sağlamaktadır. . Bu donanımsal verimliliğin yanı sıra günümüzün yenilikçi dijital deneyim tasarımlarında değişken yazı karakterlerinin yaratıcı kullanımlarını keşfetmek mümkündür. Deneysel uygulamaların yanı sıra değişken yazı karakterleri aynı zamanda Artırılmış Gerçeklik (AR) ve Sanal Gerçeklik (VR) uygulamalarında üç boyutlu düzleme kolaylıkla ayak uydurabilmesi ile tercih edilmektedir.

Teknolojik ilerlemeler ve tipografi arasındaki ilişki değerlendirildiğinde, donanım ve yazılıma dair gelişmelerin tasarımcıların önünde hem büyük bir sınır hem de yaratıcılıklarını talep eden karşılıklı bir mücadele olarak görmek mümkündür.


Dijital Ortamlarda Tipografinin Doğru Kullanımı

Bugün her ne kadar ekran teknolojileri gelişmiş ve etkileşimde olduğumuz pek çok cihaz bu yeni ekranlar ile donatılmışsa da yazının görüntülenmesi bağlamında hala tasarımcıların önemle dikkat etmesi gereken sınırlar bulunmaktadır. Bunun yanında etkileşime geçtiğimiz dijital medyumların sayısı ve biçimlerindeki artış sonucunda tasarımcılar projelerini pek çok farklı ortama göre uyarlamakla yükümlüdürler. Tüm bu kısıtlama ve adaptasyon süreçleri, yazının arayüzlerde verimli kullanımında belirli kıstasları da beraberinde getirmiştir. Bu kıstaslardan en önemli olanı basılı ortamlar ve ekranlar için yazının boyutlandırılmasını ayırmaktır. Basılı ortamlarda endüstri standardı olan Punto (Pt) ölçeklendirme biçimi kullanılırken dijital ortamlarda Piksel (Px) ölçeklendirmesi kullanılmaktadır. Punto yazı ölçeğinin dijital ortamlarda kullanımı yanıltıcı sonuçlar vermektedir.

Bir diğer önemli nokta ise yazı boyutlarının arayüz tasarımını diğer elemanları ile benzer katsayıları paylaşan bir sistemle ile seçilmesi gerektiğidir. Bu piksel kalitesi olarak en iyi görüntülemenin önemli şartlarından biridir.

Şüphesiz dijital ekranlarda okunaklılık kıstasları basılı ortamlara oranla daha düşük dikkat aralığına sahiptir. Bu nedenle doğru yazı karakteri seçiminin yanı sıra doğru paragraf dizimi de oldukça önem taşımaktadır. Bu bağlamda satır araları ve paragraf genişlikleri titizlikle seçilmelidir. Çok sık ayarlanmış satır araları ya da çok geniş ayarlanmış paragraf genişlikleri okuma deneyimini sekteye uğratmaktadır. Dijital ortamlarda iyi bir satır aralığı (Line Height) belirlemek için büyüklüğünün 1,5 katı hesaplanmalıdır. Okumayı kolaylaştırmanın bir diğer önemli kıstası satır genişliğidir. Bugün en ideal satır genişliği boşluk ve noktalama işaretleri dahil 45-75 karakter arasında seçilmelidir. Bu ölçek aynı zamanda basılı ortamlar için de geçerli modüler bir kıstastır.

Doğru boyutlandırmanın yanında okunurluğun en büyük yardımcılarından biri de doğru font seçimidir. Günümüz ekran teknolojileri her ne kadar pek çok yazı karakterini en iyi biçimde görüntüleyebilecek biçimde gelişse de özellikle ufak boyutlarda bazı sınırlandırmalara dikkat etmek önem taşır. Özellikle İtalik ve İnce yazı karakterleri dijital ekranlarda en zor görüntülenen biçemlerdir. Onların ardından genellikle iç boşlukları çok ufak olan Black kalınlıktaki yazı karakterleri izlemektedir. Küçük boyutlarda azalan piksel sayısını takiben kolaylıkla harf içi boşlukları yok olan bu yazı karakterleri özellikle mobil arabirimlerde tercih edilmemektedir.

Bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise uzun metinlerde seçilen yazı karakteri seçimleridir. Bilhassa piksel sayısı düşük ekranlarda ince ayrıntılara sahip tırnaklı yazı karakterleri tercih edilmemektedir. Bunu nedeni karakter başına düşen piksel azlığı sebebiyle tırnakların dengesiz ya da hiç gösterilmeyecek kadar ince oluşudur. Dijital okumalar için doğru yazı karakteri seçiminin anahtarı farklı kullanımları (başlık, alt başlık ve gövde metin) arasında

belirgin kontrast farklılıkları barındıran, arayüz fonuyla ayrışan renklere sahip, uyumlu font ailelerini harmanlayabilmekte yatmaktadır.

Dijital medyumlar için tipografik tercihlerde en yanıltıcı noktalardan biri de ekranların fiziksel boyutları ile piksel boyutları arasındaki farkın gözetilmesidir. Özellikle tasarlama aşamasında kullanılan yazılımlar ve tasarımın nihai platformu arasında bu bağlamda oldukça farklı sonuçlar elde edilmektedir. Bunun nedeni inç başına düşen piksel sayısının her cihazda farklılık göstermesidir. Bu bağlamda en doğru çözüm yazı karakteri boyutlarını px ölçüsü ile vermektir. Genelde dijital arabirimlerde okunaklı bir metin için minimum 13px ölçüsünden aşağı düşmemek elzemdir. Bir diğer pratik sağlama ise ekran boyutlarını fiziksel olarak taklit etmektir.

Bugün kiosklar ya da sabit ekranlar gibi kapalı sistemler dışında neredeyse her arabirim farklı platformlara (web, mobil, tablet vs.) uyarlanabilir, esnek bir yapıyla tasarlanmaktadır. Dolayısıyla ekranlar için yapılan tasarımlarda tipografi tercihleri belirlenirken bu çoklu kullanımlar her zaman dikkate alınmalıdır. Farklı ışık, boyut ve kullanım senaryolarında tüketilen tasarımlar her ortamda maksimum verimle çalışır biçimde test edilmeli ve tasarlanmalıdır. Bu nedenle tasarımcılar yazı karakteri ve rengi seçimlerinde yeterli kontrasta sahip, arayüzün diğer elemanlarından kolaylıkla ayrışabilen, beyaz boşluğu ile kendine yer açan, doğru satır aralıklarıyla okuyucusunu rahatlatan tipografi düzenleri kurgulamalıdır. Bu seçimler mümkün olabildiğince birebir cihazlar ve kullanım ortamlarında denenmeli, varsa tasarım iyileştirmeleri yapılmalıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında