GİT104U-GÖRSEL İLETİŞİM VE TASARIM TARİHİ
Ünite 8: Dijital Devrimden Günümüze
Giriş
Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ve yirmi birinci yüzyılın ilk on yılı boyunca, olağanüstü bir hızla gelişen elektronik ve bilgisayar teknolojisi, insan faaliyetinin birçok alanını dijital hâle dönüştürmüştür. Dijital devrimin yöneticisi olan bilgisayar donanımları, yazılımları ve İnternetin yaygın hâle gelerek büyümesi görsel iletişim tasarımı kavramını geriye dönülemez bir biçimde değiştirmiştir. 90’lı yıllara gelindiğinde, dijital teknolojinin sayesinde tek kişinin kullandığı masaüstü bilgisayarlar, tasarıma ait ne varsa neredeyse hepsinin kontrol edilebilmesini olanaklı kılmıştır. Bilgisayar kullanıcıları, tasarım ve üretim süreci üzerinde daha fazla kontrol sahibi olarak güçlenmiştir. Dijital teknoloji ve gelişmiş yazılımlar, aynı zamanda renk, form, mekân ve dijital ortamlardaki görüntülerle tasarım üzerinde o güne kadar görülmemiş olasılıkları sağlayarak görsel iletişim tasarımının yaratıcı potansiyelini genişletme olanağı sunmuşlardır. İçinde bulunduğumuz çağda teknoloji çok önemli bir rol oynamaktadır. Günümüz insanının teknolojinin yardımı olmadan hayatını sürdürmesini düşünmek olanaksızdır. Teknolojiye çok kolay uyum sağlamış olan insanlık, teknolojinin sunduğu olanakları kolaylıkla benimsemiştir. Dijital devrim olarak adlandırılan bu süreç, insanlığın başına gelen en güzel şeylerden biri olarak görülmüş ve hayatı daha kolay ve daha iyi hâle getirmiştir (Introbooks, 2018). Dijital teknolojinin yardımıyla tasarım anlamında yeni ve sürekli gelişen ortamlar tasarımcılara sunulmuştur. Bu bağlamda dijital devrimin ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, kökenlerinin neler olduğunu ve nasıl geliştiğini anlamak yararlı olacaktır. Hayatın her alanında olduğu gibi insanlığa yarar sağlayan dijitalleşmenin görsel iletişime olan katkılarının neler olduğu ve nasıl bir yol izlediğini anlamak gerekmektedir.
Dijital Devrimin Kökenleri
Yirminci yüzyılın başlarında, birçok kişi bilgi ve eğlenceye erişim için dijital teknolojilere bağımlı hale gelmiştir. Teknolojik gelişmelerin sosyal, kültürel ve ekonomik alandaki etkileri geniş çapta günümüzde de hâlâ devam etmektedir. Dijitalleşme ile birlikte teknolojik imkânlara erişim başlarda herkesin ulaşabileceği bir durum olmasa da 1980’lerde, Apple Computer, Adobe Systems ve Aldus şirketleri tarafından üretilen yazılım ve donanımlar sayesinde grafik tasarımcılar, masaüstü kişisel bilgisayarlara ulaşılabilir fiyatlarla erişme imkânı bulmuşlardır. Apple Computer, güçlü donanım ve yazılımın bir sonucu olarak bireysel olarak kullanılabilecek Macintosh adlı bilgisayarı geliştirilmiştir. Böylece tasarımcıların üretim malzemesi ve vazgeçilmez bir tasarım aracı olarak bilgisayarlar hayatımıza girmiştir. Adobe Systems tarafından icat edilen PostScript programlama dili sayfa mizanpajı yazılımının temelini oluştururken, Aldus tarafından yaratılan PageMaker programı, PostScript yazılım dilini kullanarak sayfa tasarımı yapmayı bilgisayar ekranında olanaklı hâle getiren erken yazılımlardan biri olmuştur. Adobe System’in PostScript sayfa açıklama dili,
yazıcıların çıktı almasını sağlayan metin, resim ve grafik ögelerini ve sayfadaki yerleşimlerini belirlemek üzere yaratılmıştır. PostScript yazı tipleri basitçe bitmap noktalardan oluşmaz; grafik komutlar ve veriler olarak saklanır. Yazı karakterleri şu şekilde oluşturulur: yazının dış kontür çizgileri daha sonra iç formunu doldurmak üzere ana hatlardan oluşturulur. Karakterlerin eğri çizgileri Bézier adı verilen eğrisel çizgilerden oluşur. Adını onları icat eden Fransız matematikçi Pierre Bézier (1910-99)’den almıştır. Bu çizgiler matematiksel olarak oluşturulmuş düzenli olmayan eğrilerin (yay olarak adlandırılan tek tip eğriliğe sahip eğrilerin aksine) üzerindeki dört kontrol noktası ile tanımlanır. Bézier eğrileri ile karmaşık şekiller oluşturabilir pürüzsüz uç noktalar, onları özellikle harf formları ve bilgisayar grafikleri oluşturmak için kullanışlı hâle getirir.
Dijital Devrimin Öncüleri
Yeni teknoloji, yeni süreçler ve yetenekleriyle tasarımcılara görülmemiş görüntüler ve formlar yaratma olanağı sağlamıştır. Bilgisayarın sunduğu olanaklar sayesinde görsel iletişim tasarımında renk, doku, görsel ve tipografi, katmanlaştırılmış, bükülmüş, şeffaflaştırılmış ve görülmemiş şekillerde çeşitli kombinasyonlar ile sunulma fırsatı edinmiştir. Yeni teknolojiyi benimseyen ve yaratıcı potansiyelini araştıran ilk öncüler arasında, Los Angeleslı tasarımcı April Greiman (1948), Emigre dergi tasarımcı/editör Rudy Vanderlans (1955), ve yazı karakteri tasarımcısı Zuzana Licko (1961) sayılabilir. Bunların dışında yazıyı dijital hâle getirmede önemli yeri olan Sumner Stone, kendi adını taşıyan yazı karakterini dijitalleştirerek ve Susan Kare de Macintosh için yazı karakterleri üreterek isimlerini duyurmayı başarmışlardır. April Greiman, bitmapleştirilmiş yazı, katman ve üstüste binmiş görüntüler, video ve baskı sentezi, dokunsal desen ve yeni teknoloji ile yapılması mümkün olan görsellerin özelliklerini araştırmış ve çalışmalarında sıklıkla bunlara yer vermiştir. Macintosh bilgisayar kullanılarak üretilen tasarımlarında, bitmapleştirilmiş yazı ve bilgisayar tarafından oluşturulan dokuları büyük bir boyuta fotokopi ile çoğaltmış ve geleneksel dizgi ile birleştirilmiştir. Greiman, videodan yakalanmış görüntüleri ve onları görselleştirmeyi, boşluktaki görüntüleri katmanlaştırmayı, kelimeleri ve resimleri tek bir bilgisayar dosyası içinde bütünleştirmeyi başarmıştır. 1984 yılında, Rudy Vanderlans, Émigré adlı dergiyi tasarlamaya, düzenlemeye ve yayımlamaya başlamıştır. Vand erlans ilk sayısında daktilo yazısını ve fotokopi görüntülerini, sonraki sayılarda ise düşük çözünürlüklü Macintosh yazılarını kullanmıştır. İlk sayısını 7000 kopya baskıyla yapan dergi, her bir sayısında yeni tecrübeleri denediği için dijital dünyanın simgesi hâline gelmiştir. Émigré dergisinin tasarımları, grafik tasarımı canlandırılması ve yeniden tanımlanması için bilgisayar teknolojisinin sonsuz olasılığı duygusunu benimsemiş olanları büyülerken, birçok geleneksel tasarım profesyonelini de öfkelendirmiştir. Émigré dergisi 1984 ve 2005 yılları arasında genellikle düzensiz olmak üzere toplam 69 kez yayımlanmıştır. Macintosh bilgisayarları
kullanan ilk yayınlardan biri olan Émigré, grafik tasarım topluluğu içinde masaüstü yayıncılığa geçişi önemli oranda etkilemiştir. Sanat yönetmenleri Rudy Vanderlands ve Zuzana Licko, deneysel düzenleri ve fikirli makaleleri kullanmalarıyla tasarımcıları, fotoğrafçıları ve tipografları aynı şekilde büyülemişlerdir. Dijital tasarımının bir diğer öncü ismi olan Edward Fella (1939) yaratılan harf formlarının, düzensiz aralıklarını, eksantrik karakterleri, kişisel gliflerle ve argo görüntülerin estetik potansiyelini incelenmiştir.
Sayfa Tasarımında Yeni Yaklaşımlar
Eski bir profesyonel sörfçü ve öğretmen olan David Carson (1956), 1980’lerde sayfa tasarımın öncü isimlerinden biri olmuştur. David Carson, sıradan grid (ızgara) biçimlerinden, bilgi hiyerarşisinden ve tutarlı bir layout ya da tipografik desenden kaçınmış; bunun yerine, tipografik sözdizimi ve görüntülerin geleneksel kavramlarını reddeden, grid biçimlerinin sınırlarını zorlayan, her konuda ve her sayfa veya formanın ifade olanaklarını keşfetmeyi seçmiştir. Film ve video tekniklerinin izlenimleri, Carson’un dergi tasarımlarında ortaya çıkan özelliklerdendir. Tasarımlarında hiyerarşik ve düzenlenmiş sayfa tasarımı yapısı için, kinetik mekânsal çevrede yazı ve görüntü ilişkisi üst üste bindirmeye, solmaya ve bulanıklaşmaya varan görsel özelliklerden faydalanmıştır. Carson bilinçli olarak sayfalarını, yazıları ve başlıkları bir sayfadan diğerine akıtarak ve sayfanın kenarı etrafından fotoğrafları diğer tarafa sararak sinematik bir izlenim yaratmaya çalışmıştır. Sayfa tasarımında dönemin yenilikçi tasarımcılarından bir diğeri de Fred Woodward (1953)’dur. Fred Woodward, 1987 yılında ayda iki kez yayınlanan rock and roll dergisi “Rolling Stone”a sanat yönetmeni olmuştur. Woodward yazı biçimlerini ve görüntülerini uyumlandırmak için çalışmıştır. Güçlü bir görsel ifade yaratmak için büyük ölçekli yazı ve tam sayfa fotoğraf kullanarak düzenlediği şarkıcı Sinead O’Connor hakkındaki sayfa tasarımı bir buluş niteliğindedir. Bu layout Rolling Stone dergisinin görünümünü ve hissini değiştirmiştir. Fred Woodward’ın tasarımlarında içerik beklenmedik seçim, ölçek ve yazının yerleşimi yoluyla ifade edilmiştir. Rolling Stone dergisinde geniş bir yelpazede yazı kullanmış, sadece dijital manipülasyon değil, aynı zamanda yazının özgürce kullanımı sayesinde grafiksel bir dil yakalamıştır.
Dijital Yazının Yükselişi
Masaüstü bilgisayarlar için yazı seçenekleri çoğaldıkça bunları üretmek için de font tasarım yazılımları ortaya çıkmıştır. Fontographer ve Fontlab programları dijital ortamda yazı tasarlamak için üretilen programlardır. Bu programlar sayesinde, yazı tasarımı ve dağıtımındaki yüksek maliyette önemli azalmalar olmuş ve tasarımcılar daha fazla yazı karakteri tasarlamaya başlarken var olan klasik yazı karakterlerini de dijital ortama taşıma gayretine girişmişlerdir. Bu programlar sayesinde tasarımcıların bilgisayar ortamında elektronik dosya olarak özgün yazı biçimleri tasarlaması ve pazarlaması mümkün kılınmıştır.
Çağdaş yazı tasarımcıları düşük ve yüksek çözünürlüklü ekranlar, inkjet ve yüksek çözünürlüklü yazıcılar dâhil olmak üzere birçok cihazların kullanımına uyarlanabilir yazıları yaratmışlardır. Bu isimlerden en önemlisi olan Carol Twombly’nin yazı karakterleri tarihsel yazımdan esinlenilmiş ögeleri içerir. Adını Roma Döneminin sütunlarına işlenen yazıdan esinlenerek tasarladığı ve miniskül harfleri olmayan Trajan yazı karakteri buna örnek olarak verilebilir. Bir diğer dijital yazı tasarımcısı olan Robert Slimbach (1956), dijital teknoloji için yazı karakterleri tasarlarken klasik yazı karakterlerinden de ilham almıştır. Robert Slimbach hat sanatı ve el yazılarına dayanarak canlı fontlar yaratmıştır. 1992 yılında Adobe, pek çok ana klasik yazı karakterini dijital olarak tekrar yayımlamıştır. Carol Twombly ve Robert Slimbach iki yıllık bir süre boyunca ana yazı karakterlerinin asıl çizim ve sayısallaştırma işlerini yürütmüşlerdir. Dijital font tasarımındaki gelişmeler geleneksel el yazısını da dijital hâle getirmeye imkân sağlamıştır. Son yıllarda, sadece Latin alfabesinden karakterler içeren yazı tipi ailelerinin yanı sıra Kiril, Yunanca ve Arapça alfabeler de dijital ortamda tasarım olarak büyük ilgi görmüştür. Dijital ortamda üretilen yazı karakterleri için şu anda hâlâ kullanılan iki ayrı formattan söz etmek mümkündür. TTF (True Type Font), Apple ve Microsoft tarafından 1980’lerin sonunda kullanılmaya başlanmış bir formattır. Amaç her iki işletim sisteminde ve yazıcılarda sorunsuz çalışabilecek ortak bir format geliştirmektir. Format, Apple tarafından geliştirilip Microsoft’a ücretsiz olarak lisanslanmıştır. 1996’da Microsoft, Adobe ile birlikte yeni bir font dosyası formatı yayınlamıştır. OTF (Open Type Font) adındaki bu yeni format, TTF’nin bir üst versiyonu gibidir.
İnteraktif Medya
İnteraktif medya, görsel, işitsel ve sinematik bilgilerin, tutarlı bir bilgi ağı oluşturmak için kullanılan bir iletişim biçimidir. İnteraktif medya doğrusal dizilerle bilgisini sunan kitapların ya da filmlerin aksine, her izleyicinin bizzat seçtikleri yol boyunca bilgiyi sürdürmelerine olanak tanıyan, doğrusal olmayan yapılara sahiptir. İnteraktif medyalarda izleyici ya da dinleyici ile etkileşimli bir iletişim söz konusudur. Matbaa basımından sonra kesinleşerek ortaya çıkan basılı iletişim aksine, interaktif medya programları açık uçludur. Bilgisayar iletişimi İnternetin gelişmesiyle bağlantılı olarak ileriye doğru büyük bir adım atmıştır. Web ilk Cenevre, İsviçre Nükleer Araştırmalar için Avrupa Teşkilatı fizikçi Tim Berners Lee tarafından 1990 yılında geliştirilmiştir. Berners-Lee “Web”in üç ana yapı taşını geliştirdi: Köprü Metni Aktarım Protokolü (HTTP), Köprü Metni Biçimlendirme Dili (HTML) ve her dosyanın “adres” için bir belirtimi sağlayan Uniform Resource Locator (URL). İnternet sayesinde bilgiye erişim daha kolay ve olanaklı hâle gelmiştir. Bilgisayarlar da ilk etkilerini yazarların tanıdık belgeler üretmelerine izin vererek elde ettiler ancak aynı zamanda metinsel olarak eski yöntemleri bozarak dikkatimizi ve okuma ve yazmamızda bir yer edindiler.
Film Başlıkları ve Hareketli Grafikler
Hareketli grafiklerin en fazla kullanıldığı mecralar, şirketlerin tanıtım filmleri ve sinema filmlerinin girişlerinde kullanılan film başlıklarıdır. Film başlıkları denildiğinde akla ilk gelen ve bu konuda yaratıcı çalışmalara imza atmış Imaginary Forces (Hayali Kuvvetler), 1996 yılında Kyle Cooper (1962), Chip Houghton ve Peter Frankfurt (1958) tarafından kurulan bir tasarım şirketidir. Şirket, grafik tasarım, hareketli ve interaktif medya entegre edilerek tasarlanan film başlık tasarımında hızla öncü bir hâle gelmiştir. Çok disiplinli kadrosu tasarımcılar, sanat yönetmenleri, animatörler, editörler, yazarlar ve yapımcılardan oluşmaktadır. Kendi kendini eğitmiş tasarımcı Danny Yount (1965), 2000 yılında Imaginary Forces (Hayali Kuvvetler) için freelans (dışardan) tasarımcı olarak çalışmıştır.
Görsel İletişimde Çevresel Uygulamalar
Dijital devrimin ötesinde yaşadığımız çağda, çevremizin giderek büyümesi ve farklılaşması, onun algılanması konusunda yeni problemleri de beraberinde getirmektedir. Jessica Helford bunu “algının kendisinin geçicilikle eş anlamlı olduğu bir çağda” diye tanımlamıştır (Armstrong, 2012). Bununla beraber bizim çevremizi kullanma hızımız da aynı oranda değişmektedir. Çağdaş dünyada giderek daha çok mobil hâle gelinmektedir ve yabancısı olduğumuz yerlerde işaretlere günlük hayat gereksinimi gibi ihtiyaç duyulmaktadır. Çevresel grafiklerin ilgi alanına insan amacıyla yapılmış her türlü şey girer. Tek bir bina, otel, stadyum gibi yapılar, şehir ya da kampüs gibi binalar kompleksi, park ya da tarihsel alan gibi planlanmış bir açık alan ya da metro, havaalanı ve tren istasyonu gibi ulaşım ağları her zaman çevresel grafiklere ve işaretlere ihtiyaç duyarlar. Çevresel tasarım bilgilendirme ve yönlendirme işaretleri, sergi alanları ve açık hava reklamcılığını içerir. Bunun yanı sıra çevremizde kurulu yapılardaki tüm tasarım ögelerini de kapsar. Her ne kadar basılı veya dijital tasarımla aynı becerileri gerektirse de çevresel tasarım farklı alan ve boyutlarda çalışmayı gerektirir ve üzerine yoğunlaştığı başka sorunlar vardır (Ambrose ve Harris, 2012). Edo Smitshuijzen’e (2007) göre, eski dönemlerde yazı üretimi ve bütün grafik endüstrisi aslında dokunulabilir objeler üzerine temellenmiştir. Birçok tipografik ifadede hâlâ o dönemin etkilerini görmek mümkündür. Bu ifadeler yazı fontlarının tümünün dijital hâliyle haşır neşir olan yeni nesil tasarımcılar için biraz kafa karıştırıcıdır. Sadece fontlar değil, bütün üretimin dijital formatta gelişmesi tipografinin elle tutulabilir olması olasılığının göz ardı edilmesine ve çabuk üretilenin tüketim hızının da aynı oranda olmasına neden olmuştur.