AÖF Soru Bankası

Görsel İletişim ve Tasarım TarihiÜnite 7 Özeti

1960’ları Etkisi Altına Alan Yeni Yaklaşımlar; Psychedelic ve Post-Modernizm

GİT104U-GÖRSEL İLETİŞİM VE TASARIM TARİHİ

Ünite 7: 1960’ları Etkisi Altına Alan Yeni Yaklaşımlar; Psychedelic ve Post-Modernizm

Giriş

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından insanlık insanı ve ekonomik yıkımların yaralarını sarmak adına birtakım girişimlerde bulunmuştur. Özellikle yeniden savaş çıkmasını engellemek üzere kurgulanan bu iyimserlik duygusunu Sanayileşme ve kalkınma hamleleri desteklemiştir. İnsan artık topraktan kopmuş, büyük şehirlere edilen göçler sonrasında kendisine yeni bir yaşam biçimi oluşturmuştur. O yıllarda pazarlanan yaşam biçimleri arasında yeni piyasaya sürülen tüm ürünler bir çekicilik arz etmektedir. 1960’ların getirdiği renkli televizyon, Walkman, telsiz telefon ve bilgisayar gibi pek çok yeni icat, henüz sonuçları denetlenemez bir biçimde o yıllarda insanın düşünce sınırlarını zorlamaya başlamıştır. Kuşkusuz ki, 20. yüzyıl dünyasını değiştiren en önemli gelişmelerden biri radyo, televizyon yayıncılığıdır. 18 ve 19. yüzyıllarda yazılı basın ve bire bir yürütülen insan ilişkileri ile dönüştürülen kitle iletişimi, artık aynı devlet içerisinde yaşayan insan topluluklarında kimlik duygusu oluşmasını sağlamıştır. İlk aşamalarda yerel ya da ulusal hareket eden yayınlar, zamanla tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Bu etkileşim insanın “zaman” ve “mekân” algısını kökten değiştirmiştir. 1960’lar savaş bittikten sonra yaşanan nüfus patlaması, özellikle üniversite çağında bulunan genç nüfusun yükselmesi sonucunu doğurmuştur. Refah koşulları yükseldikçe yüksek öğretim azınlığa dair bir lüks olmaktan çıkmıştır. Gençlik hareketlerindeki yükseliş tüm görsel düzeni de onlara göre kurmayı gerektirmiştir. Sanat ve yaşam arasındaki mesafe giderek azalmış ve 60’lara kadar sanat konusu olmamış pek çok günlük yaşama ait nesne kitle kültürünün yayılmasını sağlamaya başlamıştır. Artık sanatın fikir ya da bir ideoloji üzerine kurulması öncelik arz etmemekteydi. Yeniliğe açık bu genç kitle, kapitalist düzenin kuralları içerisinde kendini anlamlandırmaya çalışan görsel sanatçıları renk ve nesneye dair yeni anlam arayışlarına sürüklemiştir. Görsel Sanatlar adına da yeni çağın en büyük özelliği, “her anlamda hızlı bir tüketim” den daha fazlası değildi. Bu yeni yöntemlerin sınırlarını zorlamak isteyen Psychedelic sanata dâhil olan sanatçılar, bunu geçmişten ilham alarak ve müzik ile birleştirmeye çalışarak yapmaya çalışmış ve kısa bir süre sonra Art Nouveau döneminin görsellerine başlayan ilgi, yepyeni bir görsel dilin doğmasına öncülük etmiştir. Yine geçmişten gelen bir düşüncenin köklerinden doğan Postmodernist düşünce ise bu düşünce yapısını yererek kendine yer edinmek üzere yola çıkmıştır.

Psychedelic Sanat

Sanatçıların iç dünyasının dışavurumunu ifade etmesi açısından psyche sözcüğü psychedelic olarak dönüşüm geçirerek akımı tanımlar hale gelmiştir. Psychedelic dışavurumu resimlerinde ilk defa kullanan ressam Henri Micaux olarak kayıtlara geçmiştir. 1956 yılında “Miserabla Miracle” (Zavallı Mucize) adlı eserini sunmuştur. Dönemi yansıtan en önemli yazarlardan olan Aldoux Huxley “Algı kapıları” (The Doors of Perception) adlı eserinde bu döneme dair eserleri tanımlarken; “Bütünün düzensiz fakat

ayrı ayrı bir düzen içerisinde olduğunu, daha üstün bir düzeni temsil etmeye çalıştığını…Nihai düzeni o anlık algılayışımıza güvenmemiz gerektiğini ama durumun tehlikesinin de kaostan geri dönememek olabileceğini” belirtmiştir. İngiliz Psikolog Humphry Osmond bu sanat hareketi için “zihin manifestosu” (Mind Manifesting) tanımlamasını kullanan ilk bilim adamıdır. Psychedelic Sanat, bilgisayar ve matematik yerine zihnin sınırlarının peşinde düşen bir sanat akımıdır. “Zihinsel gösteri” anlamına da gelen Psychedelic (Psikedelik) kelimesi, sanat tarzının tanımlayıcısı olmuştur. Görsel güzelliğin yeniden keşfedilmesini ve evrenin dilinin çözülmeye başladığı o son noktaya ulaşmaya çalışan sanatçılar, sonsuzluğu eserlerinde “bir sistem”, “ölçülemez buhar makinası” olarak tanımlamışlardır. Sanat akımlarından Sürrealizm ve Sembolizm’den etkilenen Psychedelic sanatçılar, neden- sonuç ilişkisinin bozulmasını, rüya ve hipnoz gibi uygulamaların yarattığı sonuçları deneysel çalışmalar ile araştırmışlardır. O dönemin reklam için en önemli medyası olan afişi bir ticari sektöre döndüren Psychedelic sanatçılar, 1968 yılında Herbert Gold tarafından yayımlanan “Pop Goes Poster” (Pop Postere dönüşürse) adlı makale ile birlikte popüler hâle gelmişlerdir. Wes Wilson’a dair ilk yayımlanan afişlerin 300.000 kopya sattığından bahsedilmektedir. Psychedelic sanatçılar için önemli olmuştur. Savaş karşıtı ve sevgiyi öne çıkarmayı amaçlayan anarşist bir ruhun ürünü olan afişler, o yıllarda halkın büyük çoğunluğu tarafından satın alınmış ve benimsenmiştir. Dönemin politik yaklaşımlarından geri durmamış, “Uncle Sam” (Sam Amca) afişlerinin yeniden yorumlanması gibi politik semboller ile de bir hiciv yaratmaya çalışmışlardır. Vietnam Savaşı, Rock müziğin yükselişi gibi dönemi tanımlayan diğer unsurlar yaratıcılıklarını beslemiştir. Özellikle Stanley Mouse ve Alton Kelly tarafından yapılmış olan “Skeleton and Roses” (İskelet ve Güller) adlı konser afişinde titreşimli öğelerin ve desenlerin dışında bir “concept” fikir uygulaması mevcuttur. Psychedelic sanatın çatısı altında oluşturulan stillerden, “yeraltı çizgi romanı” (Undeground Comix) tarzında yeni bir çizgi roman kültürü doğmuştur. Cinsellik, şiddet ve yasaklanmış pek çok konuya dair herhangi bir sınırlaması olmayan bu yeni tarzda eleştirel olmak önemli görülmüştür. Psychedelic sanatın görsel anlamda tanımlanmasında öne çıkan sanatçılar arasında; Rick Griffin, Victor Moscoso, Stanley Mouse, Alton Kelley ve Wes Wilson sayılabilirDönemin eserleri incelendiğinde, kendi içinde dönen sarmallar, büyüyen ve küçülen serpilmiş biçimler, ağaçların ve bitkilerin kullanıldığı tasarımlar göze çarpar.

Psychedelic Sanat Hareketinin Görsel Özellikleri:

1. Konular; Fantastik, metafizik ötesi, sürrealist konu seçimleri. 2. Desenler; Kaleidoscopic, fraktal desen kullanımları. Phosphenes, spiraller, eş merkezli daireler, ışığı kırarak dağıtan desenler ve tekrar eden motifler. 3. Renkler; Parlak ya da aşırı yüksek kontrastlıkta renk kullanımı.


4. Stiller; Normalin ötesinde bir derinlik algısı, derinlik stilizasyonu. (Horror Vacui Stili) 5. Teknikler; Eğilen ve bükülen nesneler ya da temalar. (Yansıtırken Kolaj tekniği kullanımı) 6. Yazılar; Yenilikçi, pozitif ve negatif alanlara dikkat edilen tipografi tasarımları. El yazısı, blok şeklinde kelime ve cümle tasarımları.

Psychedelic Sanatçılar ve Eserleri

1965 yazında Wes Wilson tarafından yapılan savaş karşıtı “Are we Next? Be Aware” (Bir sonraki biz miyiz? Farkına varın) başlıklı afiş; baskın renkleri, politik mesajı ve farklı estetik düzenlemesi ile dikkat çekmiştir. Alman Art Nouveau (Jugendstil) bezemelerinin geniş etkilerinin sezildiği afiş, dinamik yazı karakterleri ile kendine yeni bir yazı stili yaratmıştır. Wilson, “Bill Graham (BG) Konserleri”, “Filmore Auditorium” ve “Family Dog” tarafından sponsor olunan şovlar için seri halinde afişler tasarlamıştır. 1966’dan itibaren Wilson’un afişlerinde artık yazı tek başına imajın kendisi hâline dönüşmeye başlamıştır. Dinamik, hareket hâlindeki görüntüsü ile bu yeni tasarımlar, yeni bir moda yaratmıştır. Sanatçı deneysel çalışmalarına hep bir şeyler ekleyerek devam etmiştir. Daha sonra bu yazı imgelere, göz çukurları, dudaklar gibi diğer elemanları da ekleyerek farklı kombinasyonlar denemiştir. 1967 yılında “Büyük Beşli” ile birlikte Joint Show’da yer alırlar. Diğer bir Psychedelic sanatçı Rick Griffin, film afişleri, albüm kapakları ve çizgi roman çizimleri ile akıma katkı sağlamıştır.

Wes Wilson, “The Red Hat” Afişi İncelenmesi;

Wes Wilson tarafından 24 Eylül 1966 yılında yapılan afişin temel amacı bir restoran açılışını duyurmaktır. O dönemde konserler ve müzik organizasyonları dışında grubun aldığı farklı iş kalemlerinden birini temsil eden farklı bir çalışmadır. Palo Alto, California’da “The Red Hat” adlı bir restoranın açılışı üzerine sipariş verilmiştir. Wilson bu afişi 2 renk ile çözümlemiştir. . Figürün kaşkol detayındaki “Red Hat” yazıları dekoratif ve belirli belirsiz bir biçimde yerleştirilmiştir. Tüm afişin etrafında alanı tanımlamak için siyah bir çizgi kullanan sanatçı, “The Red Hat” yazısını şapkanın oluşturduğu alana büyüklü küçüklü farklı varyasyon hâlinde harfler ile dizmiştir. Tüm bu kararlar afişin üzerinde görsel bir armoni, çeşitlilik yaratmıştır. Psychedelic döneme özgür harfler ile imaj yaratma özelliği bu afişte çok daha sınırlıdır. Yine figürün başının baktığı sağ bölümde, restorana dair 6 özellik kalın harfler ile vurgulanmıştır. Tasarımda herhangi bir boş alanın olmaması, dönem tasarımcılarının işlerinde sıklıkla rastlanan bir durumdur.

Wes Wilson-Joe Moehring, “Retinal Circus Light Show” Afişi İncelenmesi;

Wes Wilson’un Joe Mehring ile birlikte tasarladığı 1967 yapımı afişte göze hitap eden bir lazer şovunun etkinlik afişinin yapılması amaçlanmıştır. Bu sebeple göz temasını öne çıkarmayı hedefleyen tasarımcılar, Psychedelic renk ve tipografi temalarını göz ile buluşturmuşlardır. . Afiş, 3 renklidir. Göz kapaklarını oluşturan yazılar çok okunaklı

olmamasına rağmen “Retina” ve “Circus” kelimeleri seçtirmektedir. Gözün çevresindeki mavi-pembe dairesel yapı hem lazeri temsil etmektedir hem de hipnotize edebilecek bir etki yaratmaktadır. Afişin alt bölümünde yer alan sonsuzluk işaretinde “Light” ve “Show” kelimeleri gizlidir. Afiş içe içe geçen mavi, sarı ve pembe çerçeveler ile çevrelenmiştir. Şovun göze hitap ettiğini net bir biçimde vurgulayan afişte, sanatçı bilgileri en dış pembe çerçevenin sağ altında yer almaktadır.

Postmodernizm

20. yüzyıl sonrasında ortaya çıkan kültürü tanımlama da Modernizm yetersiz kalmaya başlamıştır. Dolayısıyla “Modernizm Sonrası ve Ötesi” anlamındaki Postmodernizm tanımlaması ilk defa 1979 yılında Jean Francis Lyotard tarafından yazılan “Postmodern Durum” adlı kitapta tartışmaya açılmıştır. 1960’lı yıllardan itibaren, Fransa tabanlı teorik alt yapı çalışmaları ve felsefik tartışmalar sonucunda oluşturulan “Postyapısalcı Felsefe” bilim, teknoloji ve özgürlükler anlamında insanın temel amacının ilerleme olduğunu öne sürmüştür. Lyotard, tüm bu süreci “Büyük Anlatıların Sonu” olarak nitelemiştir. Aydınlanma düşüncesi her zaman bilim tarafından desteklenmelidir düşüncesi insanlığın yeni çağını belirlemiştir. Lyotard’a göre, “Modernizm sanayileşen toplumun estetiğidir. Modernizmin modern olabilmesi için “post” olması gerekmektedir.” Modern sanatta bireysellik, özgürlük gibi kavramlar mutlaka olmalıdır. Manifesto anlamında tüm modernist sanat alanlarından kopuşu öne süren postmodern düşünce, tek olan doğruyu reddeder, gerçekliği öznel söylemler ile inceler ve irdeler. Postmodernizm fikri ağırlıklı olarak İsviçre stilinde çalışan grafik tasarımcıları deneysel çalışmalar yapmaya itmiştir. Modernizmin klasikleşmiş tavrına karşı görüş geliştiren “Yeni Dalga” (New Wave), “Pluralizm”, “West Coast” gibi farklı isimler alan ama aynı çatı altında birleşen yaklaşımlar, 1970’lerden sonra Amerika ve Avrupa’da pek çok tasarımcıyı etkilemiştir. Postmodernizm ile afişlerde yer alan tipografik düzenlemeler irili ufaklı rastgele kullanılmış şekilde, kolaj gibi teknikler ile karmaşık ama kendi içerisinde bir uyum yakalar halde düzenlenmeye başlamıştır. Tasarımlarda yapılan deformasyonlar hedef kitlenin dikkatini tek bir noktaya çekmek amacıyla kullanılmıştır.

Pop Art (Pop Sanat) Akımı

Popüler kültürün oluşması ve bunun bir sanat hareketi hâline dönüşmesinin kökleri 19. yüzyılda başlayan sanayileşme ve kapitalist değerlerin yükselişi dönemine rastlar. Bu gelişim ve değişimlerin toplumsal, siyasal ve ekonomik sonuçlarından doğan tüketim çağı yeni bir kültür yaratmıştır. Gelişen teknoloji ile seri üretimin artması, medyanın da gücü ile birleşerek popüler kültürün bir endüstri hâline dönüşmesini sağlamıştır. Çağdaş Sanat Enstitüsü bünyesinde Londra’da sanatçı ve mimarlardan (Bağımsızlar Grubu) oluşturulan bir grup eleştirmen (Lawrance Alloway, Tony del Renzio, John MaHale) 1954 ve 1957 yılları arasında yapılan bir dizi toplantıda Pop


terimini kullanıma sunulmuştur. Londra’da 1959 yılında açılan “İşte Yarın” adlı sergi ve bu sergide bulunan bir eser Pop sanatın başlangıcı kabul edilmiştir

Richard Hamilton, “Günümüz evlerini bu denli farklı ve çekici kılan nedir?” Kolajı İncelenmesi;

Sanatçının bir çığır açan ve Pop Sanatın başlangıcı olarak kabul edilen bu önemli kolaj eserinde, dönemin yaşayış biçimine ve teknolojik gelişmelerine referans veren çok sayıda öğe mevcuttur. Tüm bu öğeler dergilerden kesilmiş fotoğraflardan oluşmaktadır. II. Dünya Savaşı ile dünyanın değişen ekonomik düzeni, yeni bir yaşam tarzının, yeni bir yeme içme kültürünün oluşmasını tetiklemiştir. Pek çok düşünür Pop Sanatın, Dada ve Marcel Duchamp’ın yaklaşımı ile paralellikler içerdiğini öne sürmüştür. Raoul Hausmann, Hannah Höch, George Grosz ve John Heartfield tarafından yapılan Dada kolajları ile kurulan bağlantılar açıktır. Eleştirmenler Pop Sanatı, tam anlamıyla AvantGarde’ın devamı olarak niteleyemezler. O zaman dilimine kadar oluşmuş olan estetik normların çok dışında bir sonuç önlerinde durmaktadır. Endüstrileşen Batı’da Almanlar Kitsch kavramına pek çok sanat ürününü dahil ederek tanımlarlar. Robert Indiana, “Pop sevgidir, bu yüzden her şeyi kabul eder. Pop ortaya bombayı bırakır. O bir Amerikan rüyasıdır, iyimser, cömert ve naiftir” diyerek pop sanatı tanımlamıştır. Görsel anlamda yaratılan eserlerin en önemli parçalarında konserveler, “Coca Cola” şişeleri, çorba kutuları, sigara paketleri ve hatta hamburger gibi hızlı tüketim ürünleri baş roldedir. Pop Sanatının en ünlü ismi Andy Warhol’dur. Özellikle serigrafi gibi kullandığı farklı baskı teknikleri eserlerini çoğaltmasında ona hayli yardımcı olmuştur.

Andy Warhol “Marilyn Diptych” Eserinin İncelenmesi;

1962 yılında Andy Warhol tarafından yapılan eser, Kanvas üzerine akrilik boya kullanılarak yapılmıştır. İngiliz kraliyetinin çağdaş sanatlar koleksiyonunda bulunan eser, Marlyn Monroe’nun “Niagara” filmi için çekilen portresi çoğaltılarak yapılmıştır. Eser çoğaltılmış 50 adet portreden oluşmaktadır. Çift taraflı bir pano hâlindedir. Bu iki gümüş tuvalin üzerinde sol tarafta; pembe, turuncu, turkuaz ve sarı gibi renklerden oluşan gri zemin üzerinde duran 25 portre bulunmaktadır. Eserin sağ bölümünde ise, yine grinin üzerine yerleştirilmiş siyah olarak bulunan 25 portre bulunmaktadır. Pop Sanatına dâhil olan Tom Wesselmann’a ait kolaj tekniği ile yapılmış çalışmalar 1962 yılında geleneksel natürmort fikrinin dışında yeni bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. Roy Lichtenstein, Pop Sanata eserlerinde dönemin popüler çizgi roman öğelerini kullanmıştır. Giderek yaygınlaşan televizyon, Amerikalı Pop Sanatçılar, Jasper Johns ve John Cage’in tasarımlarında ön plana çıkarılmıştır. İnsanın zaman ve mekân algısını tamamen değiştiren televizyon ve yarattığı medya görselleri Pop Art yapbozlarının bir parçasıdır sadece. Bu da dönemin ikonografi içeriğini yeniden tanımlamamızı beraberinde getirmiştir. Pop Sanatçılar tüketim kültürünü destekleyen çalışmalar yapmanın yanında onu yeren, hicveden de üretimler yapmışlardır.

1962 senesinde televizyonda gördüğü bir reklamdan esinlenen İngiliz sanatçı Boshier, “İlk Diş Macunu” adlı eserinde reklamların insanlar üzerinde oluşturduğu algıya göndermede bulunmuştur.

Op (Optik) Sanat

Op Sanatı, optik yanılsamalardan faydalanan bir sanat türüdür. Time Dergisi 1964 yılında Julian Stanckzak’ın şovuna karşılık bu Op Sanat kavramını icat ederek kullanıma sokmuştur. Martha Jackson Galeri’de yapılan sergideki eserler optik illüzyonlar kullanan soyut sanat eserleridir. Temellerini Bauhaus yapısından alan bu eserlerin üzerine bilimsel gelişmeler de eşlik etmiştir. Psikanaliz, Gestalt teorisi, Psikofizyoloji gibi alanlardaki gelişmeler sanatçıları ve eserlerini etkilemiştir. Bu sanat alanının karakterize eden özelliklerin başında, soyut, zıt renklerden oluşan desenler ve bunların göz yanılgısı yaratabilecek şekilde konumlanmasıdır. Op Sanatçıları, saf geometrik biçimleri figüre dayanmayan bir şekilde, cetvelin kesinliğinde sınırlandırılmış olarak düzenlemişlerdir. Boyama biçimlerinde Malevich ve Mondiran gibi sanatçıların uyguladığı katılık ve duruluk söz konusu değildir. Biçimler aksine bakıldıkça durağan etkiden çıkarak hareketlenen renk ve büyüklük kombinasyonları ile düzenlenmiştir. Hesaplamalara ve ölçeklendirmelere dayalı bir sanat olan Op Sanatı, renk çemberleri, valörlere dayanan renk dizileri ile araştırılıp bulunarak yapılmış intibası verirler. Geometri ile hareket eden cisimler mutlaka bir bağlantı ile birleştirilirler.

Türk Tasarımında Yeni Yönelimler

Güzel Sanatlar eğitiminin üniversite statüsüne alınması ve gelişen eğitim standartları ile Türk grafik tasarımı adına yetişen yeni isimler, dünyadaki trendleri takip eden işler ortaya koymuştur. Türk Sanatı adına Grafik Tasarımcı Bülent Erkmen’in tasarımları pek çok farklı yayında postmodernizm kapsamı altında değerlendirilmiştir. Postmodernist yaklaşımların temel aldığı “kişisel tercihler” onun tasarımlarının taşıyıcı noktasıdır. Tasarımcının yaptığı işler arasında seri bir şekilde düzenlenmiş birbirini görsel anlamda destekleyen tasarım grupları önemli bir yer tutar. Erkmen’in tasarımlarında İstanbul Devlet Tiyatrosu için yaptığı afişler bu seri tasarımlarına en iyi örnektir. Özellikle “Güldiken Dergisi” için yaptığı “Eller Serisi” ve “Yüzler Serisi” gibi birbirini devam ettiren tasarım grupları sanatçının yaptığı işlere de gizli bir imza koymasını sağlamıştır.

Bülent Erkmen’in “Olmayan Kadın” adlı Devlet Tiyatrosu Afişinin İncelenmesi;

1993-1994 yılında sahnelenecek oyunlardan “Olmayan Kadın” için tasarlanan afişin ofset baskı ile çoğaltılmıştır. O dönemde tasarlanan afişlerin hepsi görsel devamlılık açısından benzer çerçeve tasarımına sahiptir. Afişin en önemli özelliği Op Sanat ve Pop Sanata dair öğeler taşımasıdır. Sarı ve siyah renkler ile oluşturulmuş bir “Marlyn Monroe” portresini gizleyen afişin en önemli


özelliği her iki sanat alanını da postmodern bir biçimde yorumlanmış olmasıdır.

Bülent Erkmen’in “Hadi Öldürsene Canikom” adlı Devlet Tiyatrosu Afişinin İncelenmesi;

Yine 1993-1994 yılında sahnelenecek olan oyunlardan “Hadi Öldürsene Canikom” oyunu için tasarlanmış afişte, yine görsel devamlılık açısından kullanılan çerçeve bu kez farklı bir renktedir. Afişte görsel referans bu kez bir çizgi roman karesinden alıntılanmıştır. Gerek Pschedelic sanatta gerek Pop sanatta çizgi roman sıklıkla başvurulan bir görsel referans yöntemidir. Ofset baskı yapılan bu afişte, çizgi roman olarak resmedilen kadın ve erkek aynı karededir. Kadın korku dolu gözler ile ense planından verilmiş olan erkeğe bakmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında