AÖF Soru Bankası

Temel Sanat ve Tasarım EğitimiÜnite 7 Özeti

Görsel Tasarım İlkeleri

GİT101U-TEMEL SANAT VE TASARIM EĞİTİMİ

Ünite 7: Görsel Tasarım İlkeleri

Giriş

Görsel iletişim tasarımda mesaj hedef kitleye ulaştırılmaya çalışılır. Ancak önemli noktalardan biri de tasarımcının estetik ve derinlikli bakışını ürüne yansıtabilmesidir. Tasarım ilkeleri bu bakış açısını şekillendirmede önemli yollardan biridir.

Görsel Tasarımda Denge, Ritim ve Hareket

Görsel iletişim tasarımında hedefine ulaşan bir tasarım oluşturmanın en önemli yolu yaratıcı bir fikir ortaya koymak kadar bu fikri görsel bir ifadeye dönüştürmektir. Bu nedenle temel tasarım ilkelerinden denge, ritim ve hareket bir fikrin biçim kazanmasında tasarımcının anahtarları gibidir.

Denge

Denge ilkesi, genellenecek olursa evrenin ve dünyanın varoluşunda da kendisini gösterir. Evrende ve doğada her şey bir denge içerisinde varlık bulur. Denge bozukluğu birçok rahatsızlığı da birlikte getirir. Gezegenlerin güneş etrafında dönüşü, mevsimler, gece/gündüz gibi birçok kavram denge içerisinde yer alır. Suyun ekolojik dengesi, atmosfer, oksijen ve canlıların varoluşu bu hassas dengenin bir sonucudur. Tasarımlarda kullanılan üç tür dengeden bahsedilebilir; simetrik denge, asimetrik denge ve radyal denge.

Simetrik Denge

Simetri kavram olarak orantısı eşit ve tam hatta dengelenmiş elemanların bütün içerisindeki yerini ifade eder. Herhangi bir tasarım yüzeyinin ortasından geçtiğini varsaydığımız izafi bir çizginin sağının soluna eşit biçimsel elemanlarla düzenlenmesidir. Genellikle durağan ve hareketsiz bir denge sağlar.

Asimetrik Denge

20. yüzyıl başlarında modernizmin sanat ve tasarımı yakından etkilemesi süreciyle başlayan ve simetrinin reddedilmesiyle birlikte geleneksel anlayışlara karşı çıkan sanatçı ve tasarımcılar yüzeyde yeni bir arayışa yöneldiler. Bu anlayışla simetriden uzaklaşarak bütün içerisindeki parçaların farklı biçimdeki oranlarını kullanarak üretimde bulundular. Asimetrik denge olarak adlandırılan bu anlayışla yeni bir optik denge oluşturulur (Becer, 1997:66). Bu optik denge sayesinde asimetri ile birlikte tasarım yüzeyinde yer alan fotoğraf, tipografi, resimleme veya diğer tasarım elemanları hareketli bir yapıya kavuşur.

Radyal Denge

Tasarım yüzeyinde yer alan tasarım elemanlarının dairesel (radyal) bir biçimde içten dışa ve dıştan içe doğru bir şekilde tasarımın merkezine doğru yerleştirilmesi prensibine dayanır. Bu şekilde yüzeyde radyal bir hareket sağlanmış olur. Özellikle grafik tasarım tarihinde uzak doğuya duyulan hayranlığın süslemeci bir yapıda ifadesini bulan Art Nouveau akımının tasarımlarında ve mimari cephelerinde sıkça görülen bir denge biçimidir. Radyal

denge ağırlıklı olarak geleneksel ve dekoratif sanatlarda kendisini sıkça gösterir.

Bütün bu denge çeşitleri içerisinde özellikle yazı tasarımı ve tipografide çokça kullanılan bir de “optik denge” vardır. Harfler arası boşluklar, satır boşlukları bu optik dengeye göre hazırlanır ve düzenlenir.

Ritim

Görsel iletişim tasarımında mesajın oluşmasına katkıda bulunacak bir kompozisyon hazırlarken tasarımın temelini oluşturan şekil ve biçimleri düzenlerken belirli kuralları uygularız. Bunlar elemanların bir benzerlik şeklinde tekrarlanması olabileceği gibi yönlendirmenin de oluşturacağı biçimlerde olabilir. Gestalt kuramının da beslendiği gibi “benzer biçimler gözü benzer biçimde uyararak tasarda organizasyon yaratırlar” cümlesini doğrular nitelikte olmalıdır. Böylece göz benzer biçimleri izleyerek ritmik bir organizasyonla mesaja yönlendirilir. Bazen bu ritim organizasyonu içerisinde göz tersi bir yönde şaşırtılarak ritimden koparılıp yine mesaja yönlendirilebilir. Etkileyici bir tasarımda ise göz, sadece dizonans noktası denilen noktaya takılarak, bu noktadan yola çıkmalı ve tüm tasarımı dolaşmalıdır. İşte bu gözün hareketi tasarım elemanlarının doğru bir organizasyon ve ritimle kompozisyonda kullanılmasıyla olur (Odabaşı, 1996:130). Ünlü tasarımcı Sergei Forostovski, “şekillerin ve oranların çeşitliliğine çok dikkat ediyorum ve nesneleri, çizgileri ve boşlukları, izleyicinin gözü görüntünün etrafında ve odak noktasına yönlendiren bir ritim oluşturacak şekilde yerleştiriyorum” demiştir (Lupton&Phillips, 2008: 29).

Hareket

Hareket tasarıma dinamizm, canlılık ve estetik bir akışkanlık katar. Kompozisyon içerisindeki tüm eleman ve ilkelerin mesajı en etkili bir biçimde ortaya konması için önemli bir etkendir. Görsel tasarımda tasarımı organize eden tipografi, fotoğraf, resimleme gibi elemanlarda hareketin gözü mesaja yönlendirerek alıcı üzerinde bir etki yaratması önemlidir. Bu etki renk, nokta, çizgi, espas ve leke gibi elemanlarla da kazandırılabilir.

Bir sanat eserinde veya tasarımda çizgiler, biçimler, ton ve renkler yerleştiriliş ve organize ediliş biçimlerine göre değişik yönlerde hareket ederek gözü yönlendirirler. Tasarım ve sanat dilinde bu yönlendirici çizgilere direksiyon çizgileri denir. Kompozisyon içerisinde sürekli bir devinim ve hareket sağlayan bu çizgiler dikey, yatay, diyagonal hareketlerle ifade edilir. Dairesel bir yönlendiricilik söz konusudur. Dikey ve yatay hareketlerle oluşturulmuş tasarımlar durağan bir etki yaratırken, diyagonal ve eğri olan çizgiler yer düzlemine göre fark yaratacağı için dinamizm oluştururlar.

Sanat, tasarım ve süslemede hareket olgusu zıtlıkların temeliyle ilişkilidir. Beyaz bir yüzey üzerinde bu yüzeye zıt bir nokta (benek) ya da çizgi izleyicide bir hareket olgusu uyandırır.


Görsel Tasarımda Hiyerarşi, Oran/Orantı ve Vurgu

Tasarım eleman ve ilkeleri kompozisyonda hiyerarşi, oran/orantı ve vurgu gibi kavramlarla bütünlük kazanır. Bu kavramlar mesajın hedef kitleye en iyi ve estetik şekilde ulaşmasını sağlar. Hiyerarşi tasarım elemanlarında konuşma sırasının kime verileceği ile ilgilidir. Bu sırayı belirleyen önemli bir olguda oran/orantı ve vurgu ilkesidir.

Hiyerarşi (Koram)

Hiyerarşi, yüzey üzerinde oluşturulan ölçütlere göre farklı yöntemlerle anılır. Bu yöntemler hiyerarşinin yapısal olarak yerleşim biçimi için de belirleyicidir. Bu anlamda 3 tür hiyerarşik düzenlemeden bahsedilebilir: Takip Hiyerarşisi, Merkezî Hiyerarşi, Serbest Hiyerarşi.

Takip Hiyerarşisi: Hedeflenen mesajın işlevine göre tasarım yüzeyinde takip içeren izafi çizgilerin doğrusal hareketlerine göre (düz, eğri, dalgalı, radial, konik, dikdörtgen vb. izafi çizgiler) tasarım elemanlarının hiyerarşik ilkeler ölçüsünde dizilmesini ifade eder.

Merkezî Hiyerarşi: Hedeflenen mesajın gerektirdiği tasarım elemanlarının yüzeyde merkezî bir simetri içeren konuma yerleştirilmelidir. Bu konum merkeze yönlendirme yapacağı gibi merkezden dışa doğru da bir göz yönlendirmesi yapabilir. Özellikle logo ve afiş tasarımlarında kurtarıcıdır.

Serbest Hiyerarşi: Tasarım elemanlarının mesajın işlevinin gerektirdiği ölçüde serbest ama birbirlerine yönlendirme yapan bir hiyerarşiyle yerleştirilmesini kapsar. Deneysellik ve kendi içerisinde bir tasarım disiplini barındırır.

Bir tasarım için oluşturulacak kompozisyonda birden fazla temel tasarım elemanı veya ilkesi organizasyonda yer alacaksa tasarımcı mesajı en iyi şekilde ortaya koyacak sıralamayı belirlemekle sorumludur. Bu sıralama içerisindeki anlam önem hiyerarşisi tasarımın hedef kitleye ilk söylenecek söz olarak belirlenir. Tasarımda hiyerarşi öncelik sırasını belirler.

Tipografik Hiyerarşi: Yazı kullanarak vurgu problemlerinin nasıl çözüleceğini bilmek kritik bir beceridir. Bu, birden çok öge arasındaki ilişkiyi (yazının boyutu ve ağırlığı, sayfadaki konum ve ögeler arasındaki dinamik) göz önünde bulundurmanın yanı sıra bu kararların bazı içerikleri nasıl ortaya çıkarırken diğerlerini bastırdığına dair bir anlayış geliştirmeyi içerir.

Kontrast Hiyerarşi: Kontrastlıklarla yaratılan hiyerarşidir. Bold (kalın) veya light (ince), serifli (tırnaklı) veya serifsiz (sans-serif) karakterde yazılarla oluşturulabilir.

Boyutsal Hiyerarşi: Büyüklük ve küçüklük ile kurgulanan hiyerarşidir. Tasarım yüzeyinde hedef kitlenin mesaja ulaşması ya da kompozisyonda aktif elemanların öne çıkarılması anlamında önem teşkil eder. Yazı, görsel, resimleme vs. gibi tasarıma katkı sağlayan elemanların mesaja ait algılanırlığı artırmak için büyütülüp küçültülmesidir.

Hareket Zamanlama ve İşitsel Hiyerarşi: Özellikle reklam filmi ve jenerikleri ile etkileşimli tasarımlarda anime, zaman dilimi ve ses gibi tasarım elemanları arayüzlerde etkili bir hiyerarşi oluşturur. Tasarımcı ses göstergesini de bir tasarım elemanı olarak kullanabilir.

Oran/Orantı

Temel olarak bir tasarım yüzeyine kompoze edilecek tasarım eleman ve ilkelerinin mesajı en etkili bir biçimde hedef kitlesine ulaştırması için tasarımcılar birtakım oran ve orantılardan yararlanır.

Tasarım yüzeyleri yatay veya dikey olsun gözün oranlarına göre ölçeklendirilir. İnsan gözü çift olması nedeniyle iki adet optiğe sahiptir. Bu nedenle yatay dikdörtgenlerde göz rahat bir şekilde hareket eder ve yerleşim sağlar. Görsel iletişim tasarımlarından billboardlar yatay dikdörtgene göre oranlandığı için göz mesaja çok kısa sürede odaklanır ve bu oranlar içerisinde rahatlıkla hareket eder. Dikey yüzeyler gözü rahatsız ettiği için uyarıcıdır.

Altın Oran Nedir?

Sanat ve tasarım tarihinde sanatçılar, tasarımcılar oran/orantı kavramlarıyla çokça uğraşmıştır. Bu oranların en çok kullanılanı Antik Yunan’da ortaya konulmuş olan “Altın Oran”dır. “Parthenon” tapınağı parçalarla bütün arasındaki uyumu ifade eden en önemli yapılardan birisidir.

Altın oran, matematik, sanat ve tasarım gibi alanlarla da açıklanır. Matematik bilim adamı Fibonacci, adıyla anılan rakamlarla geometrik yapıda bir sarmal oluşturmuştur. Bu sarmalın merkezinde oluşan bir birim dikdörtgen parçasının oranı bütünle orantılıdır. Tasarımda hareketi, vurguyu ve mesajın gücünü artırmak için bu birimin yer aldığı merkez oldukça değerlidir (Kaptan,2018:99). Altın kesim, ilgi merkezi veya 1/3 kuralı gibi isimlerle de anılır. Altın oran bütünün parçayla olan oranı arasındaki matematiksel ilişkiyi ortaya koyan sistematik bir ilişkidir.

Vurgu

Vurguyu oluşturmak için tasarımcının öncelikle tasarımın hedeflerini belirleyip ciddi bir planlama yapması gerekir. Bu planlama içerisinde tasarım hiyerarşisine göre belirlenen parçaların (tipografi, görsel, resimleme vs.) hangisinin ne şekilde vurgulandığı düşünülmelidir. Vurgu için renk ve kontrastlık en önemli silahlardan biridir. Yine boşlukların tasarlanması, çerçeveleme, kontrollü büyütme, deformasyon, diyagonalleştirme, dokusal varyasyonlar gibi yöntemlerde uygulanabilir.

Boşlukları Tasarlamak

Bir başlığın üstüne veya altına bir satır veya yarım satır boşluk şeklinde dikey “beyaz” boşluk eklemek, onu çevreleyen ögelerden ayırarak vurgu oluşturur.

Bold ve Sans-Serif (Tırnaksız) Yazı Karakterleri

Kendi görsel vurgusunu yaratır. Univers gibi sans-serif yazı biçimleri bunun için iyidir çünkü tipik olarak kullanabileceğiniz çeşitli ağırlık kombinasyonlarına


sahiptirler. Açık ile koyu, orta ile ekstra kalın vb. özelliklere sahiptir.

Yazı Karakterini Değiştirmek

Üçüncü bir yöntemdir. Örnek olarak, roman yazı karakterinden italik bir yazıya geçmek verilebilir. İtalikler, bir tasarıma gayri resmîlik, samimiyet ve hareket katar ayrıca metin içindeki anahtar ifadeleri vurgulamak için de etkilidir.

Bazı Küçük Harfleri Büyük Harflerle Değiştirmek

Bir tasarıma form katabilir. Büyük harfler daha fazla harf aralığına ihtiyaç duyar ve bu nedenle daha fazla alan tüketir. Küçük büyük harfler daha da ince bir vurgu kayması sağlar (Dabner & Stewart & Vickress, 2017:89).

Görsel Tasarımda Kompozisyon ve Bütünlük

Tasarım kelimesi, görsel bir görüntünün çeşitli bileşenlerinin uyumlu bir kompozisyon hâlinde organize edildiğini ima eder. Bir tasarımın görsel bütünlüğü olmalıdır (Lauer&Pentak, 2011:26-53). Görsel bütünlük bir tasarımda oluşturulamaz ise o tasarımın mesajı sekteye uğrar. Dağınıklık farklı mesajların ortaya çıkmasına da neden olur. Bu anlamda tasarımcının ilk görevi tasarım ilkelerini, elemanlarını doğru bir amaç içerisinde organize ederek imgesi ve yaratıcı bakış açısıyla en etkili tasarımı ortaya koymak olmalıdır.

Bütünlük

Görsel tasarımda birlik/bütünlük; tasarım ilke ve ögelerinin uyumlu olarak bir araya gelmesi şeklinde tanımlanabilir (TDK, sözlük.gov.tr). Her bir tasarım ilkesi ve ögesinin uygulanmasında, tasarımcının bakış açısı ve yaratıcılığı üzerinde sonsuz bir esneklik mümkündür. Kısacası bütünlüğü oluşturan elemanlar zengin bir çeşitlilik ortaya koyabilir.

Yaratıcı tasarım parçaların birliğini organize ederek, verilmesi gereken mesajla bütünlüğü sağlamalıdır. Aksi takdirde kaotik bir yapı oluşur ve tasarım özelinde mesaj hedef kitle tarafından okunmaz hâle gelir. Bu organizasyonu daha iyi anlamak için yaratıcı fikir, imge, görsel tasarım elemanları, ilkeleri, mesaj ve işlev bir birlik/bütünlük içerisinde olmalıdır. Bu birliği sağlayan en önemli kavramlardan biri “Görsel Bütünlüktür”. Görsel birliğin önemli bir yönü, bütünün parçalara hakim olması gerektiğidir: Tek tek ögeleri incelemeden bütün algılanmalıdır.

Görsel tasarımda bütünlüğü sağlayan ilkeler şunlardır; yakınlık, tekrar, devamlılık, hizalama, boşluklar.

Arntson’a (2012) göre; Görsel iletişim tasarımında iki tür bütünlük kavramı iletişimi oluşur. Entelektüel bütünlük ve görsel bütünlük. Entelektüel (tasarım kültürü) bütünlükte, fikir üretilir ve söz hakimdir. Slogan mesajın ana hattıdır. Gruplandırmayı göz değil akıl yapar. Görsel bütünlük ise tam tersine, gözle algılanabilen tasarım ögelerinin yerleştirilmesiyle oluşturulur. En başarılı tasarımlarda, bu iki bütünlük birlikte yer alırsa tasarımcıya değer katar.

Görsel Tasarımda Bütünlük Varyasyonları

Bir kompozisyonda bütünlüğü sağlayan temel varyasyonlar 3 şekilde ele alınabilir:

1. Durağan Bütünlük, bir tasarım içerisindeki eleman ve ilkelerin durağan bir biçimde yerleştirilerek, göz üzerindeki hareketliliğin minimum düzeyde oluşturulmasıdır. Bu durum işlevin ve mesajın gerektirdiği ölçüde kullanılır. 2. Dinamik Bütünlük, bir tasarım içerisindeki eleman ve ilkelerin mesaj ve işlevini artırmak adına dinamik bir organizasyonun seçilmesidir. Bu kapsamda, geometrik formlar arasında gözün hareketliliği sağlanır. Mesaja vurgu oluşturmak ve hareket sağlamak amacıyla kullanılır. 3. Deneysel Bütünlük, Modernizm sonrası sanat ve tasarım hareketlerinin etkisiyle yeni bir tasarım anlayışı da beraberinde doğdu. Bu anlayış alışılagelmiş temel tasarım ilkelerinin ortaya koymuş olduğu kompozisyon anlayışını yıkmaya yönelik bir deneysellik ile ilgilidir. Tasarımcılar kendi üslup ve dil birliğini sağlamak adına deneyselliği tasarımlarına kodladılar.

Görsel Tasarımda Gestalt

Öncelikle belirtmek gerekir ki GESTALT bir tasarımcı veya düşünürün ismi değildir. 1912 civarında Almanya’da başlayan Gestalt psikoloji okulu, görsel bilgiyi nasıl gördüğümüzü ve anlamlı bir bütün hâlinde nasıl düzenlediğimizi araştırmıştır. Bütünün, parçaların toplamından daha fazlası olduğu inancı gelişmiştir. Gestalt psikolojisi, zihnin karmaşık görsel parçaların toplamından birleşik “bütünler” görme yeteneği olgusuna odaklanır (Almanca’da “Gestalt” bir “şekil” veya “bütün şekil” anlamına gelir). Gestalt psikolojisi, görsel kalıpların algılanmasını inceler ve insanın görsel muhakemesine ve kalıp tanımaya hakim olan çok sayıda tutarlı ilke bulur ve bu ilkeler modern grafik tasarımın çoğunun teorik temelini oluşturur.

Gestalt Teorisi ve İlkeleri

Almanya’da bir grup psikolog, Gestalt Prensipleri veya Gestalt Teorisi olarak bilinen bir dizi görsel algı teorisi geliştirmiştir. Bu önemli teorilerin önde gelen kurucuları Max Wertheimer, Wolfgang Kohler ve Kurt Koffka’dır. İlkeler birkaç yıl içinde geliştirilirken, kısmen Rudolf Arnheim’ın 1954 tarihli “Sanat ve Görsel Algı: Yaratıcı Gözün Psikolojisi” adlı kitabı sayesinde ön plana çıkmıştır.

Ellis’in “Gestalt Psikolojisi İçin Kaynak Kitap” adlı eserinde yer verdiği ve M. Wertheimer’in yazdığı “Gestalt Teorisi” adlı bölümde “Bütün parçalardan oluşur ancak parçalar bütünü tanımlamakta görevini tam olarak yerine getirmeyebilir” denilmektedir. Temelde bu problem üzerine kurulan bir teoridir. Bu amaçla yola çıkan Wertheimer: 5 farklı ilke üzerinde ağırlıkla durmuştur: Bu ilkeler ağırlıklı üç kavram olan bilgi, duyu ve algı üzerinden şekillenir (T.N.A.Graphic Design, 2011:150).


Benzerlik

Nesnelerin bütün olarak algılanmasını sağlar. Benzer biçimler gözü benzer biçimde etkileyerek yüzey üzerinde bir bütünlük oluşturur.

Yakınlık

Birbirine yakın olarak yerleştirilmiş görsel elemanlar grup oluştururlar. Bu yakınlık sayesinde göz bir parçadan diğer parçaya hareket etmekte zorlanmaz.

Yön

Göz takıldığı tüm ekseni veya çizgiyi takip etmek ister. Sonuç olarak ortaya çıkan bütün gözü rahatlatır. Tamamlama Göz eksik parçaları ve şekilleri tamamlamak ister. Aslında bütüne ulaşmak için parçaları yorumlar.

Şekil-Zemin İlişkisi

Göz şekilleri ve figürleri birbirinden ayırırken fondan (zemin) da ayırmak ister (Ertan&Sansarcı, 2017:56).

Bu ilkelere ek olarak sadelik (yalınlık) ve simetri gibi ilkeleri de eklemek mümkündür.

Sadelik

Sadelik bütüne ulaşmak için gereksiz parçaların ayıklanması ve arındırılması temeline dayanır. Kısacası elemine etmek ve ayıklamak mesajın ortaya çıkmasındaki kaotik engellerin kaldırılmasını sağlar. Alman Mimar L. M. Rohe’un bir sözü “Less is More (Az, daima çoktur)” Gestaltın yalınlık ilkesini çok iyi anlatır.

Simetri

Simetri, gözü rahatlatırken dinlendirici bir algıda yaratır. Simetriyle oluşturulan parçalar bütünün organize edilmesinde oldukça kolaylık sağlar. Özellikle tasarıma yeni başlayanlar için problemsiz bir tasarım demektir.

Gestalt ilkeleri bir tasarımı yönlendiren görsel tasarım ilkeleriyle de organik bir benzerlik içerir. Temel olarak psikolojiyle ilişkilenen bu ilkelerin tasarım üzerindeki etkileri oldukça fazladır. Bilgi, duyum ve algı mesajın hedef kitleye ulaşmasında önemli bir yere sahiptir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında