AÖF Soru Bankası

Sayısal Fotoğraf Baskı TeknikleriÜnite 3 Özeti

Sayısal Görüntüleme ve Tarayıcılar

FOT203U-SAYISAL FOTOĞRAF BASKI TEKNİKLERİ

Ünite 3: Sayısal Görüntüleme ve Tarayıcılar

Giriş

Sayısal (dijital) fotoğraf baskısı söz konusu olduğunda, basılacak sayısal görüntünün üretimi ya da sayısal görüntüleme işlemi, teknik sürecin ilk adımı olarak tanımlanabilir. Bu süreç, yalnızca fotoğraf makinesi ile çekilen fotoğraflarla sınırlı değildir. Baskıya konu olacak görüntülerin üretimi için farklı platformlar ve araçlar kullanılabilmektedir. Sürecin parçalarından biri fotoğraf ya da video görüntüsü çekerek sayısal bir dosya elde etmek; bir başka parçası ise tarayıcı sistemleri kullanarak basılı görüntülerden sayısal veri elde ederek baskı sürecine yönlendirmektir.

Sayısal Fotoğraf Çekim Araçları

“Sayısal görüntüleme” kavramı en basit hâliyle, hareketli görüntü (video dosyası) ya da fotoğraf çekiminin sayısal makineler kullanılarak yapılmasıdır. Sayısal makinelerin görüntüleme ya da çekim işlemi kabaca dört aşamada gerçekleşen bir süreçtir. Bu sürecin ilk aşamasında görüntünün ışık etkisi ile odaklanıp algılayıcı yüzeye iletilmesi yer almaktadır. İkinci aşama algılayıcının gelen bilgileri algılayıp elektrik sinyaline dönüştürmesidir. Üçüncü aşama elektrik sinyallerinin işlemden geçirilmesi ve sayısal veriye dönüştürülmesi ile gerçekleşir. Dördüncü ve son aşama ise sayısal veriye dönüştürülerek fotoğraf diye tanımlayabileceğimiz dosyanın hafıza kartına aktarılması ve kaydedilmesi olarak tanımlanabilir. Bu işlem süreci sayısal fotoğraf makinelerinin hepsinde benzer şekilde gerçekleşir.

D-SLR “Digital Single Lens Reflex” biçiminde tanımlanan gruptaki makineler Türkçede “Tek Objektifli Sayısal Yansıtmalı Makine” olarak bilinmektedir. Yansıtmalı makine kavramı ise, objektiften geçen görüntünün bir ayna aracılığıyla bakaca yansıtılarak izlenmesini sağlayan sistemi tanımlamaktadır. Bir boy büyük boyutlu makinelerde bu özellik “Sayısal İkiz Objektifli Yansıtmalı (Refleks) Makine” tanımlamasıyla karşımıza çıkmaktadır. Bu makinelerde bulunan iki objektiften biri bakaca görüntüyü yansıtırken diğer objektif görüntüyü doğrudan algılayıcı üzerine iletmektedir.

Orta format sayısal fotoğraf makineleri ise profesyonel amaçlı, oldukça yüksek çözünürlük ve yüksek görüntü kalitesinde fotoğraflar çekmek amacıyla tasarlanıp üretilen fotoğraf makineleridir. Genellikle orta ve büyük format özelliği taşıyan ve film kullanan makinelerin sayısal görüntü üretebilmesi amacıyla tasarlanan ve “Sayısal Arkalık” adı verilen araçlar da ortalama olarak orta format boyutunda görüntü vermektedirler. Bir başka makine formatı ise, yine orta format olarak tanımlayabileceğimiz ölçülerde panoramik görüntü elde etmek amacıyla üretilen panoramik sayısal fotoğraf makineleridir.

Küçük Boyutlu ve Mikro 4/3 Algılayıcılı Basit Fotoğraf Makineleri

Genellikle amatör kullanıcıya hitap eden, basit yapıda ve kullanımı kolay sayısal fotoğraf makineleri, “küçük

boyutlu basit fotoğraf makineleri” olarak tanımlanmaktadır.

Küçük boyutlu basit sayısal fotoğraf makineleri ile DSLR makineler arasında kalan farklı yapı ve özellikte makineler de çeşitli amaçlar doğrultusunda üretilmiş, kullanıma sunulmuş ve talep görmüşlerdir. Bu aralıkta yer alan makinelerden belli başlı olanları, optik sistemlerinde değiştirilebilir odak uzaklıklı objektif (Zoom) özelliği sunan makineler ve değiştirilebilir objektif sistemi sunan Mikro 4/3 (Micro Four Thirds) algılayıcı makineler olarak sıralanabilir.

Mikro 4/3 sistemler, standart basit sayısal fotoğraf makinelerinin objektif değiştirme özelliği olmamasından kaynaklanan soruna bir tür çözüm olarak üretilmişlerdir. Sistemin en temel özelliği, basit sayısal makinelerin pratik kullanım kolaylığı ile DSLR makinelerin objektif değiştirebilme özelliğinin birleştirilmiş olmasıdır. Mikro 4/3 makinelerde kullanılan algılayıcı boyutları, odak çarpanı özelliği olan DSLR makinelerdeki “Four Third System” algılayıcılarla benzer özellikler taşımaktadır. Bu makineleri pratik ve kullanımı kolay hâle getiren en temel özelliklerinden biri de ayna ve pentaprizma barındırmamasının sağladığı küçük boyutları ve hafif olmasıdır.

Mobil Telefon Kameraları

Mobil telefonlara entegre edilerek kullanıma sunulan fotoğraf makineleri ve video görüntüleme sistemlerini hem sayısal teknolojinin ulaştığı nokta hem de mobil telefonların yaygınlık kazanması nedeniyle son derece önemli görüntüleme araçları olarak tanımlamak mümkündür.

Sektördeki bazı markalar, telefon üzerine entegre ettiği, manzara, portre gibi konuları çekmeye yönelik farklı odak uzaklıklı objektif seçenekleri sunuyorlar. Kare formatın yanı sıra panoramik fotoğraf çekilebilmesi, çekimin hemen ardından manipülasyona olanak sağlayan yazılımlar, arşivleme seçenekleri ve profesyonel fotoğraf makinelerinin sahip oldukları çözünürlük değerlerinin de üstünde çözünürlük olanakları, mobil telefonların da neredeyse profesyonel kullanıma uygun hâle gelmesine olanak sağlıyor.

DSLR Fotoğraf Makineleri

DSLR (Digital Single Lens Refleks) kavramı, sayısal fotoğraf makinesinin tek objektifli ve yansıtmalı bir makine olduğuna işaret etmektedir. Kavramda yer alan “Refleks” sözcüğü ise makine gövdesine yerleştirilen aynanın görüntüyü bakaca yansıtma özelliğini vurgular. Bu yansıtma, fotoğrafçının çekim yapacağı çerçeveyi doğrudan görmesini sağlar. Böylece, yansıtmalı olmayan makinelerde olduğu gibi ikinci bir mercek kullanarak gövde üzerine bakaç yerleştirme zorunluluğu ortadan kalkmaktadır.

DSLR makinelerin en önemli özelliklerinden biri de çok farklı seçenekler sunabilen objektif çeşitliliğine sahip olmalarıdır.


Yarı profesyonel olarak tanımladığımız DSLR makineleri profesyonel olanlardan ayıran en temel özellikler, makinenin temel çekim olanakları, kullanılan yazılım ve algılayıcı boyutları olarak sıralanabilir. 4/3 algılayıcı kullanılan geçiş modellerini bir kenara bırakırsak, APS-C sistemi ile tanımlanan modeller, profesyonel modellerin sahip olduğundan daha küçük bir algılayıcı ile üretilmektedirler. “Odak çarpanı” kavramının fotoğraf terminolojisine girmesine neden olan bu algılayıcılar, profesyonel modellerde yer alan 24 × 36 mm algılayıcılar yerine, 15.6 × 23.5 mm, 14,8 × 22.2 mm gibi ölçülerle üretilmektedirler. Bu durum, 1.5 ya da 1.7 gibi oranlarda odak çarpanı sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bunun anlamı, 1.5 odak çarpanı olan bir algılayıcı ile kullanılan 50 mm objektifin, 50 × 1.5 = 75 mm odak uzaklığı olarak işlev görebilmesidir. Aynı objektif, 1.7 odak çarpanı olan bir algılayıcı ile kullanıldığında da 50 × 1.7 = 85 mm objektif olarak görüntü aktarabilecektir.

APS-C tipi algılayıcı kullanılan SLR makinelerde algılayıcı boyutundan kaynaklanan görüntü kaybı önemli bir sorun olmakla beraber, bu tip makineler için özel olarak üretilen ve çok geniş açılar sunabilen zoom objektifler sayesinde odak çarpanı sorunu belli ölçüde de olsa sınırlayıcı olmaktan çıkmıştır.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli nokta, tam çerçeve algılayıcıya sahip makineler için objektif seçerken APS-C algılayıcılar için üretilen objektiflerden uzak durulması gerektiğidir. Her ne kadar profesyonel makinelerde bu sorunu ortadan kaldırmak amacıyla çekim seçenekleri bulunsa da APS-C için üretilen bir objektif, tam çerçeve bir algılayıcı ile kullanıldığında, köşelerde kararma (vinyet) sorunu yaşanabilecektir.

Orta Format Sayısal Fotoğraf Makineleri

Geleneksel fotoğrafçılık diye tanımladığımız film kullanım döneminde, makinelerin boyutlarının tanımlanmasında kullanılan film boyutları üzerinden bir sınıflandırmaya gidilmiş ve küçük formatın yanı sıra orta ve büyük format filmler kullanılmıştır.

Küçük format fotoğraf makineleri hem amatör hem de profesyonel amaçlara hizmet ederken, daha yüksek görüntü kalitesi arayışları orta format film ve makinenin profesyonel amaçlı kullanımı için daha da geliştirilerek üretilmesinin önünü açmıştır. Özellikle yerleşik ve stüdyo kullanımı için tasarlanan orta format makineler farklı tasarımları nedeniyle tam bir profesyonel çalışma ortamı yaratmışlardır. Küçük format makinelerde yalnızca objektifin değiştirilmesi olanaklı iken, orta format makinelerde objektifin yanı sıra bakaç ve “Film Magazin” adı verilen film taşıyıcı bölümün de değiştirilebilir hâle getirilmesi bu makineleri çok daha işlevsel bir konuma taşımıştır. Yalnızca bir gövde ile birden fazla film taşıyıcının kullanılabilmesi, aynı gövde ile hem renkli, hem siyah-beyaz hem de diapozitif film ile çekim yapılabilmesini olanaklı kılmıştır. Bu makinelerin bir başka önemli özelliği de aynı gövde üzerine takılabilen farklı formatlarda film magazinleri sayesinde değişik

ölçülerde (2-3 farklı boyut) fotoğraf çekimi yapabilmesidir.

Film döneminin profesyonel araçlarından olan orta format makineler, yapılarıyla uyumlu olarak üretilen sayısal arkalıklar ile birlikte bugün de kullanılmaktadır. Sayısal dönemin başlangıcından sonra üretilen orta format sayısal fotoğraf makineleri ise, bütünleşik gövde yapısında yer alan görece büyük algılayıcıları (örn.36 × 46 mm) ve değiştirilebilir objektif sistemleri ile özellikle stüdyo, reklam, tanıtım ve moda fotoğrafçılığı gibi profesyonel çalışmalarda kullanılan görüntüleme araçları arasında önemli yer tutmaktadır.

Sayısal Arkalıklar

Film ile çekim yapılan orta format ve büyük format makineleri (teknik kameralar) sayısal döneme geçiş öncesinde hemen hemen her profesyonel fotoğrafçının önemli ölçüde yatırım yaptığı fotoğraf makineleridir. Sayısal fotoğrafa geçiş döneminde bazı üretici firmalar, çok yüksek kalitede optik sistemlere sahip olmaları ve gelişmiş gövde yapıları nedeniyle gözden çıkarılamayan bu makineler için geliştirdikleri sayısal arkalıkları kullanıma sundular. Film kullanan gövdeler için üretilen bu aygıtlar, özellikle seri çekim yapılan ve yüksek film ve banyo maliyetleri yaratan çalışma alanları için önemli bir alternatif hâline geldi.

Sayısal arkalık kullanımına geçiş sürecinde en önemli değişimlerden birinin görüntü boyutları ile ilgili olduğunu söylemek mümkündür. Orta format filmli fotoğraf makineleri ile 4.5×6, 6×6, 6×7, 6×8 ya da 6×9 ve 6×17 gibi görüntü çekimleri gerçekleştirilebilir iken sayısal arkalıklar ile sabit bir algılayıcı ölçüsü üzerinden görüntü elde edilmeye başlanmıştır. Sayısal arkalıklar için üretilen algılayıcıların örneğin Fujifilm 32.9 × 43.8 mm, Phase One 40.4 × 53.7 mm, Sinar 30 × 45 mm gibi ya da benzer boyutlarda olduğunu belirtebiliriz. Bu aygıtların görüntü çözünürlüklerinin de üretici firmaların teknik verilerine bakıldığında ortalama 40-100 megapiksel aralığında olduğu görülmektedir.

Özellikle orta ve büyük format için üretilen sayısal arkalıkların bir başka özelliği de bellek birimi içermemesi ve doğrudan bilgisayara bağlanarak disk belleğine çekim yapmasıdır; bu özellikleri nedeniyle bu aygıtları da bir tür tarama cihazı olarak tanımlamak mümkündür.

Panoramik Sayısal Fotoğraf Makineleri

Panoramik sayısal fotoğraf makineleri, ürettikleri görüntü boyutu ile diğer makinelerden oldukça farklı bir işlev ortaya koyarlar. Film kullanımı döneminde de üretilen panoramik makineler 360 derece dönüş yaparak görüntüyü filme kaydeden bir sistem ile çalışmaktadır. Günümüzün panoramik fotoğraf çekim tekniği makine üretmek yerine, farklı markaların ürettiği makinelerin kullanılabildiği döner platformlar ile çözümlenmektedir. Seitz Phototechnik firmasının ürettiği ve farklı makinelerle çalışan Roundshot VR Drive, bu sistemlerden biridir. Özel bir kablo ile makine gövdesinin bağlandığı platform 360


derecelik dönüşünü 6 saniyede tamamlamakta ve çekilen (ya da taranan) görüntüyü hafıza kartına aktarmaktadır.

Seitz markasının ürettiği diğer bir etkileyici panoramik sayısal fotoğraf makinesi ise “Seitz 6×17” adıyla bilinen ve makinenin sabit kullanımı ile karşıda yer alan görüntünün yalnızca panoramik oranlarla 6×17 cm ölçülerinde çekimini yapan modelidir.

Hareketli Sayısal Görüntü Çekim Araçları

Fotoğraf baskısında kullanılabilen sayısal görüntülerin kaynakları çeşitlilik gösterir. Kimi zaman gelişmiş bir DSLR ile üretilen sayısal belge ile baskı yapılırken kimi zaman orta format bir sayısal fotoğraf makinesinin ürettiği veriden kimi zaman da hareketli görüntü kaydeden bir video kamera ile çekilen görüntüden sayısal fotoğraf baskısı yapılması gerekebilir.

Hareketli görüntü kaydetme amacıyla kullanılan video kameraların ya da güvenlik ve gece görüş kameralarının da sayısal fotoğraf baskı sürecinde kullanılan aygıtlar olduğunu söyleyebiliriz.

Video Kameralar

Özellikle yaygın kullanılan video kameralar ile elde edilen görüntülerin düşük megapiksel değerlerinde olması ve oldukça düşük fotografik kalitede sonuçlar vermesi bu aygıtların fotoğraf üretmek amacıyla kullanılması önünde bir engeldir fakat üretilen görüntülerden farklı amaçlarla fotoğraf baskısı yapılması da zaman zaman gerekli olabilmektedir. Video kameraların görüntü kaliteleri ve çözünürlükleri de çeşitlilik göstermektedir. Video kameralarla üretilen hareketli görüntü çözünürlüğünü belirleyen yatay çizgi sayısıdır. Bu nokta da çözünürlüğü tanımlayan içerikleri kısaca standart, yüksek ve 4K çözünürlük türleri olarak şöyle sıralayabiliriz:

Standart çözünürlük (SD): SD formatı 720 × 576 pikseldir ve daha çok basit fotoğraf makinelerinde kullanılmıştır. Standart çözünürlüğü aslında, düşük çözünürlük olarak tanımlamak da yanlış olmayacaktır.

Yüksek çözünürlük (HD): Full HD video kameralar SD modellerine göre daha kaliteli görüntü kaydederler. 1920 × 1080 piksel çözünürlük içeren Full HD TV yayınlarında kullanılan formatlardan biridir.

4K Formatı (UHD): 4K formatının Full HD’den dört kat fazla çözünürlük sunduğu belirtilmektedir. 3840 × 2160 piksel çözünürlük sayesinde etkileyici ve doygun renkler ve kontrast elde edilebilmektedir.

Ağ Kameraları

Bilgisayarlarla bütünleşik olarak bulunan, aygıta entegre kameraların yanı sıra dışarıdan da eklenebilen ağ kameraları, genellikle video görüşme ya da sayısal yolla yüz yüze iletişim gibi bireysel iletişim ortamları yaratılmasını mümkün kılar.

Webcam ya da ağ kamerası olarak tanımladığımız bu aygıtlar video görüntülemenin yanı sıra fotografik görüntü kaydı için de kullanılabilmektedir.

Görüntü kalitesinin öncelikli olmadığı belgeleme durumlarında en pratik ve ucuz çözüm yöntemi olarak devreye alınabilen ağ kamerası kullanımı, özellikle basit belge gönderimi, internet tabanlı işler, reprodüksiyon, basit tarama uygulamaları gibi alanlarda çözüm sağlayıcıdır ve yaygın olarak kullanılır. Benzer şekilde sanatsal amaçlı çalışmalarda, kolaj uygulamalarında ve illüstrasyon üretiminde de yararlanılabilen ağ kameraları sayısal baskı süreçlerinde kullanılan alternatif araçlar arasında yer almaktadır.

Sayısal Gece Görüş ve Güvenlik Kameraları

Güvenlik uygulamaları, belediye, emniyet ya da benzeri resmî kurumların görüntüleme amacıyla kullandığı kamera sistemlerini de bir tür ağ kamerası olarak tanımlamak mümkündür. Günümüzde yaygın kullanılan türlerinde yüksek kalitede görüntü sağlayan 4K çözünürlük olanağına bile yer verilen bu sistemler, yüksek kalitede video ve fotoğraf görüntüleri çekebilmektedirler. “Ultra HD” ve “ultra düşük ışık” özelliklerine sahip bu kameralar, hiç ışık ya da aydınlatma elemanının bulunmadığı karanlık ortamlarda bile görüntüleme yapabilmektedirler. Bu kadar yüksek hassasiyetle görüntüleme yapabilen sistemlerin çok amaçlı olarak ve özellikle de fotoğrafçılık alanında kullanımları mümkündür.

Ağ ve güvenlik kameralarının yanı sıra gece görüş kameralarının sanatsal amaçlarla fotoğrafçılık ve sergi amaçlı kullanımı ile ilgili örneklerle karşılaşmak da mümkündür.

Sayısal Algılayıcı ve Tarayıcı Sistemler

Sayısal Algılayıcılar

Sayısal fotoğraf makinelerinin en önemli ayırt edici özelliği, “Sensör” olarak da bilinen algılayıcılardır. Algılayıcı bölümün işlevi, çekim anında elde edilen görüntüyü algılayıp hafıza kartına aktarmaktır.

Algılayıcıların temel işlevi, objektiften geçen ışığı işlemden geçirerek sayısallaştırması, elektrik sinyallerine dönüştürmesi ve bu verilerin pikseller hâlinde hafıza kartına aktarılması olarak özetlenebilir.

Fotoğraf makinelerinde en yaygın biçimde kullanılan algılayıcılar; tasarımı biraz karışık ancak kayıt hızı yüksek olan CMOS ve daha az yaygın olanlar ise görece daha basit bir sisteme sahip olan CCD algılayıcılardır. CMOS “Complementary Metal Oxide Semiconductor” tanımlamasının kısaltmasıdır. Türkçede “Bütünleyici Metal Oksit Yarı İletken” olarak tanımlayabileceğimiz algılayıcılar, silikon bazlı aygıtlardır. CMOS ve CCD algılayıcılar arasındaki en temel farklardan biri makinenin bilgiyi algılama biçimidir. CMOS algılayıcılarda her pikselin kendi bireysel devresi bulunmaktadır; böylece toplanan her bilgi ayrı ayrı okunabilmektedir. Bu sistem sayesinde makinelerin netleme ya da otomatik pozlama


gibi özelliklerinin çalışmasında parlaklık bilgisinden yararlanılabilmektedir. CMOS algılayıcıların en önemli özelliklerinden biri de daha düşük voltaj ile çalışabilmeleri nedeniyle az güç harcaması ve daha az ısı üretmesidir. CCD algılayıcıların fazla enerji tüketimi ise batarya ile çalışan sistemler için bir olumsuzluk olarak tanımlanabilir.

CCD ise “Charge Coupled Device” sözcüklerinin kısaltmasıyla oluşmuştur; Türkçeye “Yükten Bağlaşımlı Araç” olarak çevrilebilir. Birçok sayısal makine ve kamerada kullanılan bu algılayıcı tipinin en temel özelliği basit bir yapıda üretilmesi olarak tanımlanabilir. Makine her çekimde gelen bilgiyi satır satır okur ve okunan bilgi düzenli bir sıra hâlinde ilerleyerek hafızaya kaydedilir. CCD ile ilgili bir başka versiyon ise “3CCD” olarak tanımlanan ve iyi sonuçlar vermesi nedeniyle özellikle video kameralarda tercih edilen sistemdir. Bu sistemde CCD’ler birlikte kullanılır. Görüntünün prizma aracılığı ile üç ana renge ayrılması, bu algılayıcı tipinin çalışma sistemini oluşturmaktadır.

Algılayıcılarla ilgili önemli ayrıntılardan biri de boyutlarıyla ilgilidir. Özellikle küçük format fotoğraf makineleri için tasarlanan farklı boyutlardaki algılayıcılar, çarpan faktörü ve tam çerçeve (Full Frame) gibi kavramların fotoğraf alanında kullanılmasına neden olmuştur. Genellikle profesyonel makinelerde kullanılan tam çerçeveli algılayıcılar, küçük format film görüntü boyutu olan 24 × 36 mm ölçülerinde ya da 1-2 mm fark eden ölçülerde üretilmektedir. Bu algılayıcılar makinelerin objektif sistemlerinin tam kapasitede çalışmasına olanak vermektedir. Fakat küçük format makinelerde kullanılan APS-H, APS-C, Four Thirds System (4/3) ya da Micro Four Thirds gibi algılayıcılar, 24 × 36 mm ölçülerinden daha küçük boyutlarda üretilmesi nedeniyle çarpan faktörü (Crop Factor) ile anılan araçlardır. Bu algılayıcıların bulunduğu makinelerde kullanılan objektifler genellikle ait oldukları odak uzaklıklarından daha uzun odak uzaklıklarında işlem yapabilmektedirler.

Tarayıcı Sistemler

Sayısal görüntü elde etmenin farklı bir yolu da geleneksel yöntemle çekilmiş ya da basılmış fotoğraf ve diğer görsel malzemelerin sayısal ortama aktarılmasıdır. Film (transparan) ya da basılmış (opak) görüntüler iki farklı yöntemle sayısallaştırılabilirler. Bunlardan biri, farklı araç ve yöntemler kullanılarak film ya da görüntünün makine ile fotoğrafının çekilmesidir. İkinci yöntem ise uygun parçalar kullanılarak yapılan tarama işlemi ile görüntülerin sayısallaştırılmasıdır.

Bu noktada üzerinde duracağımız süreç, herhangi bir ortamda basılmış ya da film kullanılarak elde edilmiş negatif ya da pozitif görüntülerin, tarayıcı (Scanner) adı verilen aygıtlarla sayısal ortama aktarılmasıdır.

Birçok alanda olduğu gibi, tarayıcıların da çok farklı türleri ve kalite düzeyleri bulunmaktadır; bu ayrım da tarayıcıların çalışma ve tarama sistemleri ile çözünürlükleri üzerinden yapılmaktadır.

Tarayıcıların belirleyici özelliklerinden biri optik çözünürlük düzeyidir. Bir başka özellik ise tarama yapılabilen görüntü orijinalinin türüyle ilgilidir.

Düzyatak ve Küçük Ölçekli Tarayıcılar

“Flatbed” olarak da tanımlanan düzyatak tarayıcıların profesyonel amaçlara hizmet eden türleri bulunmakla beraber, genellikle amatör ya da yarı profesyonel çalışmalar için üretilmektedir. Genellikle A3 ya da A4 boyutunda tarama yapan modellerden oluşmaktadırlar. Düzyatak tarayıcıların gelişmiş üst modellerinde, farklı boyutlarda diapozitif taramayı da sağlayabilen özel marjörler bulunmaktadır. Genellikle baskı türünde görüntüleri taramak amacıyla kullanılan bu tip aygıtlar, tarama sırasında müdahaleye açık olmaları sayesinde bazı yaratıcı fotoğraf çalışmaları için de olanak sağlamaktadır.

Küçük ölçekli film tarayıcıları ise genellikle Nikon ve Canon gibi firmaların, özellikle de küçük formatlı filmlerin taranması için ürettiği yarı profesyonel düzeydeki tarama cihazlarıdır.

“Minilab” fotoğraf baskı makineleri de tarama amaçlı kullanılabilen cihazlardandır. Fotoğrafları basmadan önce tarayarak hafızasına alan bu makinelerin arşivleme amacıyla görüntüleri farklı ortamlara kaydedebilme özellikleri sayesinde tarayıcı olarak kullanılmaları da mümkün olmuştur.

Tamburlu Film Tarayıcılar

Özellikle profesyonel amaçlı tarama gereksinimleri için hizmet üretmek üzere tasarlanıp üretilen tamburlu tarayıcılar, çok yüksek görüntü kalitesi ve yüksek tarama boyutları nedeniyle kurumsal boyutta yapılan üretim ve çalışmalarda tercih edilen cihazlardır. 35 mm filmden 4×5 inch ya da daha büyük boyutlara kadar film ve baskıları tarayabilme özelliği olan tamburlu tarayıcılar, genellikle tarama hizmeti veren laboratuvarlar ya da büyük ölçekli matbaalar tarafından kullanılan yüksek yatırım gerektiren cihazlardır.

Bu tarayıcılar, tarama sırasında üzerine yerleştirilen fotoğraf, görüntü ya da yazılı dokümanı aktarmaya yarayan şeffaf akrilik silindir nedeniyle “Tamburlu tarayıcı” olarak adlandırılır. Tamburlu tarayıcıların en önemli özelliklerinden biri, taradığı belgedeki aralık boyutunu ve yazılı doküman örneğinin büyüklüğünü kontrol yeteneğidir. Siyah-beyaz veya renkli negatif ve diapozitif orijinalleri tararken aralık ve örnek büyüklüğünü ayrı ayrı kontrol etmesi film çizgisini düzgünleştirmesini sağlar.

İşlem sırasında görüntüler ya da taranacak doküman, silindir üzerine yerleştirilir. Silindir tarama sırasında dönerken “photomultiplier tube/fotoğraf çoklayıcı tüp” adı verilen bir aygıt tarafından çizgiler hâlinde okunur. Bu okuma sırasında çok yüksek dinamik aralık kaydedilebilmektedir; bu sayede çok koyu ve çok açık bölgelerde yer alan detayların taranarak kaydedilmesi mümkün olmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında