FOT203U-SAYISAL FOTOĞRAF BASKI TEKNİKLERİ
Ünite 1: Renk Bilgisi
Giriş
Renk olgusu ışık enerjisinin bir obje ile etkileşimi ve gözlemcinin elde ettiği çıkarımlarının bir sonucudur. Üç bileşen; yani ışık kaynağı, obje ve gözlemci rengin algılanmasını etkiler. Bu üç ögenin hepsi rengin görülebilmesi için var olmak zorundadır.
Bu üç bileşenin özelliklerinin. ışığın algılanmasına doğrudan etkisi vardır. Işığın fiziksel özellikleri, objenin kimyasal ve fiziksel yapısı, gözlemcilerin biyolojik ve fiziksel yapıları rengi algılamada çok önemli unsurlardır.
Işık, Obje ve Gözlemci
Işık
Işık, elektromanyetik spektrumun görülebilen kısmıdır. Elektrik yüklü bir cisim, etrafında elektrik alanı oluşturur. Cismin atomik titreşimi ile elektrik alanı dalga hareketine dönüşür ve elektromanyetik dalga adını alır. İki dalganın tepe noktası arasındaki uzaklığa dalga boyu denir. Bütün bu dalga boylarına elektromanyetik spektrum adı verilir. İnsan gözü̈ elektromanyetik spektrumun yaklaşık 400 ile 700 nm.
(nanometre) arasındaki bölgesini algılayabilir. Elektromanyetik spektrum, radyo dalgalarından gama ışınlarına kadar uzanan birçok ışımayı kapsar. Görülebilir alan içindeki her bir dalga boyu ise insan tarafından renk olarak algılanır. Işık prizmadan geçirildiğinde görülebilir spektrumu oluşturan yedi temel renge ayrılır (400 nm. Mor ile 700 nm. Kırmızı arasındaki dalga boylarıdır). Bütün bu dalga boyları göz tarafından aynı anda algılanırsa beyaz ışık görülmüş olur, ışığın yokluğu ise siyahı verir.
Spektral Güç Dağılım Eğrisi
İnsan gözünün gördüğü̈ 400 ile 700 nm arasında kalan
dalga boylarındaki ışıma miktarını tanımlamaktadır. Örneklemek gerekirse eğer ışıma 400-500 nm bölgesinde yoğunsa mavi, 600-700 nm arasında yoğunsa kırmızı olarak göz tarafından algılanacaktır. Gerçek bir beyaz ise tüm dalga boylarında eşit ışımaya sahiptir. Gerek ışık kaynaklarının yaydıkları ışık enerjisi, gerekse cisimlerin yansıttıkları ışınların spektral güç dağılımları vardır ve bu dağılım ile renkleri tanımlanmaktadır.
Renk Sıcaklığı
Renk sıcaklığı terimi matbaacılıkta özellikle temel monitör ayarlarından beyaz dengesinin RGB ışın dağılımını belirlemek için ve ortam aydınlatmasında kullanılan ışık kaynaklarının özelliklerini tanımlamak için kullanılır. Renk sıcaklığı terimi herhangi bir ışık kaynağında ortaya çıkmakta, bir materyalin ısınması ile ışıma görülebilir hâle gelmektedir (örneğin bir ampuldeki telin akkor hâline gelmesi). Bunlar termal ışıma kaynağı olarak adlandırılırlar. Işımanın yoğunluğu ve spektral dağılımı, ışıma kaynağının sıcaklığına bağlıdır.
Işık-Aydınlatma Kaynakları
Bir ışık kaynağının spektral enerjisinin değeri, basit olarak renk sıcaklığını ifade eden Kelvin (K0) değeri kullanılarak
tanımlanabilir.
Işık kaynaklarının daha kesin tanımlanması için CIE standart aydınlatma referansları kullanılır. Akkor lambalar için “standart aydınlatma A” belirlenmiştir. Bu ışık kaynağının tipik gün ışığının spektral dağılımını vermesi için standart bir filtre kullanılmış ve bu da “standart aydınlatma C” adını almıştır.
Günümüzde yaygın olarak kullanılan ışık kaynakları şunlardır:
Işık Kaynağı A: Akkor lamba olarak adlandırılan, yoğun olarak evlerde kullanılan sarı renkteki standart ampullerdir ve 2856 Kelvin’dir.
Işık Kaynağı D65: 6500 Kelvin’i ifade etmektedir. D harfi “Daylight” yani gün ışığı teriminin kısaltmasıdır. Tekstil sektöründe yaygın olarak kullanılmaktadır. UV ışık içerdiğinden grafik endüstrisinde daha çok dış mekân baskılarında kullanılmaktadır.
Işık Kaynağı D50: 5000 Kelvin’i ifade etmektedir. Grafik endüstrisinde kullanılan temel standart aydınlatma kaynağıdır.
Işık Kaynağı TL84: Süper marketlerde kullanılan ışık kaynağıdır ve 4100 Kelvin’dir. Bu nedenden dolayı da ambalaj basım sektöründe renk kontrolünde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Işık Kaynağı F: Floresan ışık kaynaklarını tanımlamada kullanılır ve toplam 12 adet serisi vardır. Matbaacılıkta özel kullanım alanları haricinde tercih edilmezler.
Toplamsal Renk Karışım Metodu-RGB
Işıksal karışım yöntemidir. Normalde beyaz ışık, prizmadan geçirildiğinde yedi ana renk elde edilir. Ancak bu yedi ana renk içinden üç tanesi oldukça baskındır. Baskın renkler olan kırmızı, yeşil ve mavi, insan gözünün sahip olduğu üç renk alıcısı ile eşleşirler ve birincil renkler adını alırlar. RGB kırmızı, yeşil ve mavi renklerin çeşitli oranlardaki karışımı ile bütün renkler elde edilebilir. Renklerin ikili karışımları ile ikincil renkler ışıksal olarak elde edilir, üçünün eşit oranda karışımı ise beyazı verir.
Toplamsal ya da ışıksal karışım metodu televizyon, monitör gibi cihazlarda renk üretiminde, tarayıcı, sayısal fotoğraf makinesi gibi aygıtlarda ise renk kayıt amacı ile kullanılmaktadır.
Çıkarıcı Renk Karışım Metodu-CMYK
Ana üç renk, cyan, magenta ve sarı pigmentler, kâğıt gibi beyaz ve yansıtıcı baskı altı malzemesi üzerine basılırlarsa, gelen ışıktan kendi zıt rengini eksiltir. Bu yüzden baskı sistemlerinde, göze gelen kırmızı, yeşil ve mavi rengin miktarını kontrol etmek için cyan, magenta ve sarı mürekkepler kullanır. CMYK karışım, matbaacılıkta temel olan renk karışım yöntemidir. Cyan, magenta ve sarı rengin çeşitli oranlardaki karışımından diğer renkler elde edilir. Bütün baskı sistemlerinde bu karışım yöntemi kullanılır.
Obje
Ana üç renk, cyan, magenta ve sarı pigmentler, kâğıt gibi beyaz ve yansıtıcı baskı altı malzemesi üzerine basılırlarsa, gelen ışıktan kendi zıt rengini eksiltir. Bu yüzden baskı sistemlerinde, göze gelen kırmızı, yeşil ve mavi rengin miktarını kontrol etmek için cyan, magenta ve sarı mürekkepler kullanır. CMYK karışım, matbaacılıkta temel olan renk karışım yöntemidir. Cyan, magenta ve sarı rengin çeşitli oranlardaki karışımından diğer renkler elde edilir. Bütün baskı sistemlerinde bu karışım yöntemi kullanılır. Eğer cisim ışığı geçiriyor ise transparan adını alır. Cam, film, astrolon gibi nesneler transparan cisimlere örnektir. Cisim ışığı yansıtıyor ise reflektif ya da opak obje adını alır.
Işık opak bir cisimden yansıdığında veya transparan bir cismin içinden geçtiğinde, cisim ışığı oluşturan dalga boylarından bir kısmını yutarken, bir kısmını da yansıtır. Cismin yuttuğu dalga boyları gözlemciye ulaşmaz, yansıtılanlar ise gözlemciye ulaşır. Gözlemciye ulaşan dalga boyları cismin rengi olarak algılanır.
Gözlemci
Rengin algılanabilmesi için bir gözlemcinin, yansıyan ya da doğrudan gelen ışığı yakalaması gerekir. Grafik endüstrisinde gözlemciler tarayıcılar, fotoğraf makineleri, spektrofotometre gibi cihazlar olabildiği gibi, en önemli gözlemci insan gözüdür. Göz; ışık ve renk algılayıcı hücreler, görme sinirleri ve beyinden oluşan bir sistemdir. Retina üzerinde ışık ve renk görebilen iki tür hücre vardır; bunlar çubuk ve konik hücrelerdir. Çubuk hücreler ışık şiddetine karşı duyarlıdırlar; konik hücreler ise kırmızı, mavi ve yeşil başta olmak üzere renklere duyarlılık gösterirler. Bu nedenle ışık şiddetinin düşük olduğu ortamlarda renkler görülemez. İnsan tarafından görülen renk için üç farklı kavram söz konusudur.
Fiziksel renk; ışığın dalga boyuna ve şiddetine göre fiziksel olarak sayılarla tanımlanan renktir. Ölçüm cihazları sayesinde matematiksel tanımlanabilir. Spektrofotografik yöntemler ve ölçümler açısından önemli olan fiziksel renktir.
Fizyolojik renk; farklı ışık dalga boylarının insan gözünde oluşturduğu fizyolojik etkilerdir. Bunun sonucunda beyinde psikolojik renk duygusu oluşur.
Psikolojik renk; ışığın ve rengin insan beyninde uyandırdığı duygudur. Bir dalga boyu kırmızı olarak nitelendiriliyor ise bu, kişinin gelişiminden itibaren öğretildiği için kırmızıdır. İki insanın kırmızıyı tanımlarken anlatmak istediği birbirinden farklı olabilir. Işığın dalga boyunun kişi üzerinde uyandırdığı etkiden dolayı da farklı kişilerin renk duyumları farklılık gösterir.
Rengin algılanmasındaki üç bileşenli sistem içinde en karmaşığı ve en etkilisi gözlemci bileşenidir. Göze giren ışık, göz küresinin iç kısmında bulunan retinadaki ışık alıcılarına gelir; burada bir kısmı yutularak (absorbe edilerek) bir sinyal üretilir. Bu sinyaller göz siniri ile
beyine gönderilip yorumlanır. Elde edilen görüntünün yapısı, birçok yönden tarayıcı ya da sayısal makinedekine benzer. Retinal görüntünün kalitesi ışığın yutulmasına, saçılmasına, kornea ile lensin yapısı ve göz küresini dolduran sıvıların odaklama özelliklerine bağlıdır.
Metamerizm
Metamerizm kavramının birden çok açıklaması vardır. Birincisi bir rengin farklı ışık kaynakları altında farklı renk ve tonlarda görünmesidir. İkinci açıklama, iki farklı rengin belli bir tipteki ışık kaynağının altında aynı renkte görünmesidir.
Bu açıklamalar altında metamerizm, rengin algılanması ile ilgili problemli bir durumu tanımlamaktadır. Aslında bu bir hata değil bir fizik yasasıdır.
Işık Kaynağına Bağlı Metamerizm
Aydınlatma kaynağı olarak da adlandırılan ışık kaynaklarının 400 nm ile 700 nm arasında bir spektral eğrisi vardır. D50, D65 gibi standart ışık kaynaklarında bu eğri genel bir denge içindedir. Ancak floresan ve tungsten flamanlı (ev ampulü) gibi ışık kaynaklarında bu eğri farklılıklar gösterir. Spektral eğri, bir ışık kaynağının yaydığı enerji miktarının hangi dalga boylarında fazla olduğunu gösterir.
Işık kaynaklarında olduğu gibi cisimlerin de yansıttıkları ışıktan dolayı reflektans eğrileri vardır ve bu eğriler cisimlerin renklerini belirler. Mavi görülen bir cisim aslında beyaz ışık içinden mavi dışındaki dalga boylarını yutuyor, maviyi ise yansıtıyor demektir. Ancak genel hatları böyle olsa da diğer dalga boylarından da bir miktar yansıtır.
Renk spektral eğri dışında tristimulus adı verilen ve renk evren modellerinde kullanılan üçlü koordinat sistemi ile de tanımlanır.
Kimi zaman farklı spektral eğrilere sahip renkler aynı tristimulus değerlerinde olup aynı görünebilirler. Fakat ışık kaynağı değiştiğinde cisimlerin reflektans eğrileri farklı olduğu için gözlemci tarafından farklı renk olarak algılanırlar.
Dergi, broşür, katalog gibi ürünler basan matbaalarda D50 standart ışık kaynağı kullanılmalıdır. D50 altında tasarlanan, görünen ve karar verilen renk, baskı odasında da aynı değerde görülüp baskı sırasındaki değişimler kontrol edilebilir.
Fotoğrafçılıkta, güneş ışığının karşılığı olan 5500 Kelvin ışık standart olarak kabul edilir. Dış mekân çekimlerinde ışık sürekli değişkenlik gösterse de iç mekân ışığı olarak 5500 Kelvin ışık uluslararası kabul görmüştür. Bu değer yayıncılık sektörünün standardı olan D50 ışık kaynağı ile oldukça yakın bir değerdir.
Baskı hazırlık aşamasında renk düzeltmesi sırasında, ekrandaki görüntü̈ ile orjinalin karşılaştırılmasında ışık
kabinleri kullanılmalıdır.
Ayrıca standart ışık kaynağının seçimi renk yönetimi için ICC profili oluştururken ilgili programdaki seçeneklerde belirtilmelidir. Baskı öncesi hazırlıkta, ekrandaki simülasyonun doğru yapılabilmesi ancak bu yolla sağlanmış olur.
Buradaki ana fikir, hangi sektör için basılı medya üretiliyorsa, renk kontrolü̈ yapılırken o endüstrinin
standart aydınlatma kaynaklarının kullanılmasıdır.
Gözlemcinin Metamerizmi
Basım sektöründe insan gözü̈ haricinde de gözlemciler
kullanılmaktadır. Bunlardan en bilinenleri tarayıcılar ve dijital makinelerdir. Bu cihazlarda ışık ve renk algılamak için CCD ya da CMOS yongalar kullanılmaktadır. Bu algılayıcı yongalar insan gözüne benzer prensiple çalışmaktadırlar yani RGB ışığa duyarlıdırlar. Ancak cihazların hem insan gözünden hem de birbirlerinden olan farkları gözlemci metamerizimini ortaya çıkarmaktadır. Eğer bu algılama farkları büyükse dijital ortamda görülen renklerde fark olacaktır. Bu nedenle bu tarz cihazların basım endüstrisinde kullanımları doğru değildir.
Renk Tanımlama Sistemi ve Renk Ölçümü
Uluslararası renk komisyonu CIE’nin temel renk evren yapısı, rengi üç boyutu ile açıklar. Buna göre rengin üç temel ögesi vardır; Hue: Renk, Saturation: Doygunluk, Brightness: Parlaklıktır.
Hue rengin temel yapısıdır, rengin adı olarak da ifade edilir. Gözlemciye gelen ışık içindeki baskın dalga boyu, renk kavramında hue olarak adlandırılır. Rengi tanımlarken kullanılan yeşil, sarı, kırmızı gibi isimler ile aslında “Hue” tanımlanmaktadır; hue, bir rengin diğerinden ayrılmasını sağlayan temel özellik olarak da ifade edilebilir.
Doygunluk rengin şiddetidir; güçlü̈ , doygun ve saf renklerin, zayıf ve akromatik renklerden ayrılmasını sağlayan özelliktir. Doygunluk bir rengin saflığını temsil etmektedir. Düşük doygunluktaki bir renk gri tonlardadır. Eğer gözlemciye gelen ışıkta, yüksek ışıma miktarında az sayıda dalga boyu varsa renk doygun demektir.
Parlaklık bir rengin yansıma oranıdır. Başka bir tanımı da göze gelen ışık miktarıdır. Rengi tanımlarken kullanılan ögelerden akromatik yani renksiz bileşen olarak isimlendirilir. Bunun nedeni, rengin kendisindeki bir değişimi değil de açık ya da koyu tonları arasındaki geçişi tanımladığı içindir. Açık yeşil, koyu mavi derken kullanılan açık ve koyu tabirleri rengin parlaklığını tanımlamaktadır.
CIE renk sistemi bu üç ögenin değerleri ile bir rengi renk evren modeline yerleştirir. CIE yıllar içinde birçok renk evren modeli tasarlamıştır. Bunlar teknolojik gelişim süreçlerinde farklılıklar gösterse de temelinde, hue, doygunluk ve parlaklık ögeleri vardır. Renk evrenlerinde genel olarak en alt bölüm, parlaklığı en düşük olan siyah bölgedir. Yukarıya doğru çıktıkça parlaklık artar ve en üst noktada beyaza erişilir. Orta bölgeden kenarlara doğru
açıldıkça gri tonlarda renklenmeler başlar ve modelin en uç kısmında saf doygunluktaki renkler bulunur. Modelin çevresinde ise hue’ler sıralanmıştır. (Kitabın 14. sayfasında şekil 1.14’de renk evren modelleri görülebilir)
CIE Renk Evrenleri ve CIE Standart Gözlemci
CIE kurulduğundan beri rengi doğru tanımlamak için sürekli renk evrenleri geliştirmiş ve bunları güncellemiştir. İlk olarak CIE xyY renk evrenini geliştirmiş, ardından CIE XYZ evreni geliştirmiştir. Bu evren CIE’nin 1931’de tasarladığı ve diğer bütün renk evrenlerinin temel yapısını oluşturan modeldir.
Standart gözlemci terimi, ortalama bir insan gözünün üçlü algı sistemini tanımlamaktadır. Öncelikle 1931 senesinde tanımlanmış ve 20 1931 Standart Gözlemci adı verilmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalarla 100 1964 Standart
Gözlemci geliştirilmiştir. Daha geniş alandan örnekleme yaptığı için daha doğru sonuçlar vermektedir. Poster gibi dış mekân baskılarında kullanılırlar. Yayıncılık sektöründe ise ağırlıklı olarak 1931’de geliştirilen 20 gözlemci sistemi
kullanılmaktadır.
CIE L*a*b*
CIE’nin asıl amacı, boya, mürekkep gibi malzeme üreticileri için renk iletişim standartlarının tekrarlanabilir bir sistemini oluşturmaktır. Renk eşleşmesi için evrensel bir şablon oluşturmak bu standartların en önemli fonksiyonudur. Bu şablonun kaynağı ise standart gözlemci ve XYZ renk evreni olarak belirlenmiştir.
L*a*b* renk modeli aslında insan gözünün görme sistemini temel almaktadır. İnsan gözündeki gibi üç temel sinyal üzerinden çalışır; açık-koyu, kırmızı-yeşil, sarı- mavi. L*a*b* renk evreninin iyi dengelenmiş yapısı, bir rengin aynı zamanda hem yeşil hem kırmızı veya hem mavi hem sarı olamayacağı teorisi üzerine kurgulanmıştır. Bunun sonucunda, kırmızı/yeşil ve sarı/mavi renkleri tarif etmek için basit değerler kullanılabilir. CIE L*a*b*’da bir rengi gösterirken;
• L* lightness-parlaklığını • a* kırmızı/yeşil değerini • b* ise sarı/mavi değerini
gösterir. (Kitabın 17. sayfasında şekil 1.17’de CIE L*a*b* renk evreni görülebilir)
Rengin Ölçümü
Rengin ölçülen iki değeri ve ölçüm yöntemi vardır. Bunlardan biri rengin stimulusunun, yani fiziksel karakteristiklerinin ölçümü̈ ; diğeri ise tristimulusunun,
yani rengin bir evren içindeki üç boyutunun ölçümüdür.
Stimulus: Herhangi bir nesneden yansıyan ya da geçen veya bir ışık demeti içindeki spektral dağılımın değeridir. Bir nesneden gelen ışık demetindeki yutulmayıp yansıtılan dalga boylarının dağılımı spektral veriyi oluşturur. Spektral dağılım iki düzlem üzerinde okunur. “X ekseni” dalga boylarının sıralandığı, “Y ekseni” ise yansıma
yoğunluğunun oranını verir. Spektral veri, spektrofotometreler ile ölçülür.
Tristimulus: Renkler, tanımlama sistemlerinde bir evren içinde belirtilirler. Renklerin bu evren içindeki yerleri ve karışım oranlarının ölçümü̈ tristimulus değerini verir.
Tristimulus veri bir rengin bir renk evreni içindeki haritası ve adresidir. RGB, CMYK, HSL, CIE gibi üç boyutlu renk evrenlerinde tristimulus veri karşımıza çıkar. Tristimulus, veri kolorimetreler tarafından direkt olarak ölçebildiği gibi spektrofotometrelerde spektral veriyi kullanarak tristimulus değerlerini hesaplayabilirler.
Spektral Veri ile Tristimulusun Karşılaştırılması: Spektral veri nesnenin yüzeyinin ışığı nasıl etkilediğini (absorbe etme, yutma) göstererek renkli nesnenin özelliklerini belirtir. Gözlemci değişimi ve özelliklerinin nesne özellikleri üzerinde bir etkisi yoktur.
Tristimulus veride ise üç koordinatla ve değerleri ile nesnenin renginin bir gözlemciye veya alıcı cihaza nasıl göründüğünü ya da rengin bir ekranda, yazıcıda nasıl yeniden üretildiğini gösterir.
Tristimulus renk tarifleri, gözlem koşullarına, alıcı cihazın özelliklerine bağımlı olduğu için değişkendir. Bu nedenle spektral veri rengin en doğru ve güvenilir tarifidir.
Renk Katalogları: Pantone, HKS ya da RAL gibi renk katalogları özel firmaların çıkardıkları ticari kataloglardır. Grafik endüstrisinde CMYK baskı sistemi ile elde edilemeyen renkler istendiğinde, kurumsal kimlik renkleri istendiğinde kullanılmaktadırlar. Bunlar sadece belirli renklerin koleksiyonunda seçim ve tanımlama için dizayn edilmişlerdir.
Renk Ölçüm Cihazları
Grafik endüstrisinde renk ölçümü̈ için spektral ölçüm
cihazları, spektrofotometreler ile tristimulus ölçüm cihazları, kolorimetreler kullanılmaktadır. Ayrıca fotoğrafçılıkta pozlamaya yardımcı olmak için pozometreler kullanılmaktadır.
Kolorimetre
Kolorimetreler rengi direk olarak CIE kolorimetrik koordinatları şeklinde ölçen cihazlardır; aynı insan gözündeki gibi kırmızı, yeşil ve maviye duyarlı silikon fotodiyotlar yolu ile rengi ölçerler. Elde edilen sonuç genellikle CIE XYZ renk tanımlamasıdır. Kolorimetre ile beraber kullanılan programlar bu değerleri CIE Lab, CIE xyY gibi diğer CIE modellerine çevirebilir.
Aslında renk ölçümünden çok iki renk arasındaki farkı ölçmede daha başarılı olan kolorimetrelere, spekrofotometrelerin her iki işi de başarılı olarak yapmasından dolayı artık pek ihtiyaç kalmamıştır. Kolorimetreler günümüzde yoğun olarak monitörlerin kalibrasyonu ve profillenmesinde kullanılmaktadır.
Spektrofotometre
Rengi spektral değerleri ile ölçen cihazdır. Aydınlatma kaynağından çıkan ışık, ölçülmek istenen örneğin üzerine düşürülür, yansıyan ışık spektrum boyunca bölgelere bölünerek ölçülür. Böylelikle bir rengin görülebilir spektrum boyunca reflektans eğrisi elde edilir. Elde edilen reflektans verisi programlar tarafından CIE renk modellerine dönüştürülür.
Spektrofotometrelerin sınıflandırılması farklı özelliklerine göre farklı şekillerde yapılır. En temel sınıflandırma ölçüm geometrilerine göre yapılan sınıflandırmadır. Spektrofotometreler temel olarak iki geometri ile ölçüm yaparlar; 45/0 ya da küre geometrisi ile ölçüm. 45/0 geometrisinde cihazın aydınlatma kaynağından ölçülecek örnek üzerine 450 açıyla ışık düşürülür. Ölçülen örnekten yansıyan ışık ise 900 deki geometride 00 demektir
yansıyarak algılayıcı üzerine düşer. Algılayıcı yansıyan ışığı dalga boylarına ayırarak her 10 nm’deki şiddetini ölçer ve görülebilir spektrum boyundaki eğri elde edilir. Bazı cihazlarda ise ışık 00 dereceden gönderilir, yansıma ise 450 den olur. Bu cihazlara ise 0/45 geometrili denir. Bu
iki sistem de temel olarak aynıdır. (Kitabın 20. sayfasında şekil 1.19’da spektrofotometrenin çalışma prensibi görülebilir)
Spektrofotometreler farklı ölçüm koşullarında ölçüm yapabilmektedirler. 20 ve 100 gözlemci koşullarında, D50 ile D65 koşullarında ölçüm yapabilmektedirler.
Pozometre
Konu başlığında değinildiği üzere pozometreler renk ölçmezler, pozometreler fotoğrafçılıkta poz hesaplamasında kullanılmak üzere ışık ölçen cihazlardır. Obje üzerine düşen ışığı ve yansıyan ışığı ölçen olmak üzere iki temel çeşidi vardır. Ölçüm yaptıkları ortamdaki ışık miktarını ölçerek gerekli olan poz miktar ve süresini hesaplarlar. Profesyonel fotoğrafçılıkta çok uzun süredir kullanılan pozometreler, özellikle dijital fotoğrafçılığın gelişmesi, kamera teknolojilerinin ilerlemesi ile kullanılan fotoğraf makinelerinin içinde bütünleşik olarak gelmektedir. Bununla beraber profesyonel kullanımlarda, hassas çekimlerde hâlâ kullanılmaktadırlar.
Teknolojinin gelişimi ile pozometreler de ciddi gelişmeler göstermiş ve standart ışık miktarı ölçümü̈ yanı sıra renk ölçümü̈ de yapan modelleri çıkmaya başlamıştır. Bu
modeller klasik poz hesabı yanı sıra ortamdaki ışığın spektral eğrisini de ölçerek hâkim dalga boyları gösterebilmektedir. Bu sayede daha doğru beyaz denge kalibrasyonları yapmak mümkün olmaktadır.