FİN202U-FİNANSAL YÖNETİM II
Ünite 7: Finansal Krizler ve İşletme Başarısızlıkları
Giriş
Ekonomik krizler; herhangi bir mal, hizmet, üretim faktörü veya döviz piyasasındaki fiyat ve/ veya miktarlarda, kabul edilebilir bir değişme sınırının ötesinde gerçekleşen şiddetli dalgalanmalar olarak tanımlanabilir. Belli başlı makroekonomik kriz türlerini reel sektör krizleri ve finansal krizler olmak üzere iki ana başlık altında toplayabiliriz. Reel krizler; mal-hizmet ve işgücü piyasalarındaki miktarlardaki yani üretimde ve/veya istihdamda ciddi daralmalar biçiminde ortaya çıkar. Ekonomik krizler çok değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Üretimde hızlı bir daralma, fiyatlar genel seviyesinde ani düşme, iflaslar, işsizlik oranında ani artış, ücretlerde gerileme, borsada çöküş, spekülatif hareketler gibi faktörler ekonomik krizlerin başlıca belirtileridir.
Finansal Kriz Kavramı ve Türleri
Krizin temel unsurları:
• Önceden tahmin edilemeyen ya da bilinemeyen olumsuz gelişmelerin bir anda ortaya çıkması, • Kişiler ve organizasyonlar için hem bir tehlike ve tehdit oluşturması, hem de yeni fırsatlar yaratması, • Kısa ya da uzun süreli olabilmesi • Bulaşıcı olmasıdır.
Finansal krizler; döviz ve hisse senedi piyasaları gibi finans piyasalarındaki şiddetli fiyat dalgalanmaları veya bankacılık sisteminde bankalara geri dönmeyen (batık) kredilerin aşırı derecede artması sonucunda yaşanan ciddi ekonomik sorunlar olarak kabul edilebilir.
Döviz (Para) krizi, para devalüe edildiğinde, değişim değeri spekülatif bir saldırı ile karşı karşıya kaldığında ve para otoritelerinin ülkenin uluslararası rezervlerini büyük ölçüde tüketerek ya da faiz oranlarını yükselterek, paralarının değerini savunmak zorunda kaldıkları durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Döviz krizinin nedenleri üç grupta toplanabilir. Bunlar:
i) Ortak nedenler ii) Başka ekonomilerden bulaşma iii) Portföy hareketleridir.
Bankacılık Krizleri: Genellikle finansal sisteme olan güvenin kaybolması nedeniyle, tasarruf sahiplerinin mevduatlarını geri çekme talebinde bulunmalarıyla ortaya çıkan krizlerdir. Bankaların öz kaynaklarının tamamının veya bir kısmının kaybına neden olan finansal dalgalanma olarak da açıklanabilir.
Finansal kurumların asimetrik bilgi problemleri ve piyasa başarısızlıkları nedeni ile sahip oldukları kırılgan yapının krizlere dönüşmesi muhtemeldir. Asimetrik bilgi “ters seçim” ve “ahlaki risk” olmak üzere iki temel soruna yol açmaktadır.
Potansiyel olarak finansal piyasaların ciddi bir biçimde bozulması anlamına gelen sistemik finansal krizler,
ekonomik, politik ve sosyal yaşamın yapısından ve değişkenliğinden kaynaklanmaktadır.
Ekonomik ortamdaki beş faktör, finansal piyasalarda ters seçimin ve ahlaki tehlikenin önemli ölçüde kötüleşmesine yol açarak, finansal bir krize neden olabilir. Finansal krizlere neden olan faktörler:
I. faiz oranlarındaki artışlar, II. menkul kıymet fiyatlarında yaşanan düşüşler, III. belirsizliğin artması, IV. bankalarda güven sorunu V. toplam fiyat seviyesinde beklenmedik düşüşler.
Dünyada ve Türkiye’de Yaşanan Finansal Krizler
Dünyanın farklı ülkelerinde ve bölgelerinde yaşanan başlıca finansal krizler:
• 1929 Krizi (Büyük Buhran) • 1994 Meksika Krizi • Uzakdoğu Asya Krizi • Brezilya Krizi • Arjantin Krizi • Rusya Krizi • 2008 Global Finans Krizi
Ülkemizde yaşanan başlıca finansal krizler:
• 24 Ocak 1980 Kararları • 1994 Krizi • 2001 Krizi
Krizlerin İşletmeler Üzerindeki Etkileri
Ülke ekonomileri açısından büyük olumsuzluklara neden olan krizler sonucunda kişiler, işletmeler, kurumlar ve devlet önemli boyutta etkilenmektedir. Yaşanan krizler işletmelerin finansal yapısını etkilemektedir. Benzer şekilde krizler, işletmelerin finansal yapısı üzerinde etkiler yaratırken, aynı zamanda işletmelerin piyasa değerleri, kapasite kullanımları ve yatırımlarında da olumsuz etkiler ortaya çıkarmıştır. İşletmelerin krizlere karşı kırılganlıklarını artıran sebeplerden en önemlisi, öz kaynaklarının yetersiz olması ve daha çok kısa vadeli kaynaklar ile faaliyetlerini sürdürmeleridir. Genel olarak kriz dönemlerinde işletmelerin likidite yapısının bozulduğu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacının arttığını söylenebilir.
Kriz dönemlerinde işletmeler kârlılıklarını korumak için üretim ve istihdamlarını azaltmaktadır. İşletmelerde kaynak kullanımında etkinlik ölçüsü olan alacak, stok, işletme sermayesi, varlık (aktif) devir hızları genellikle yavaştır.
Ekonominin negatif büyüme eğilimine girmesi, sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranlarının düşmesi işletmeleri yakından etkilemektedir.
Kriz dönemlerinde işletmeler tedarik zincirinde yer alan tedarikçileri ile yeni anlaşma yapma, önemli oranlarda indirim alabilme ya da esnek ödeme koşulları gibi
avantajlar elde ederek maliyetlerini azaltma yönünde önlem alabilirler. Ekonominin bir bütün olarak hızının yavaşladığı bir dönemde pazarlama ve reklam faaliyetlerinde de piyasada meydana gelen durgunluk avantaja çevrilmek için kullanılabilir. Ekonomiyi canlandırmak için hükümetler tarafından da çeşitli vergi avantajları ve teşvik paketleri de piyasaya sunulmaktadır. Yeterli kaynağa sahip işletmeler yatırım yapma maliyetlerinin düştüğü, vergi ve teşvik avantajlarının olduğu bu gibi durumları fırsata çevirebilirler.
İşletme Başarısızlıkları
İşletmelerin kuruluş amaçlarını gerçekleştirememeleri ve/veya faaliyetlerine son vermek zorunda kalmaları başarısızlık olarak tanımlanır. İşletmelerin başarısızlığa uğraması, farklı düzeylerde ve farklı biçimlerde ortaya çıkabilir, işletmelerin başarısızlığı, kuruluş amaçları ile genel amaçlarını gerçekleştirmedeki yetersizliği olabileceği gibi, kısa vadeli finansal yükümlülüklerini yerine getirmedeki yetersizliğinden kaynaklanan, iflas ve tasfiyeye sebep olan bir dizi olumsuzlukları da içerebilir. Bir işletmenin başarısızlığı, işletmenin geçici nedenlerle finansal yükümlülüklerini karşılayamamasından iflas etmesine kadar uzanan durumları içeren bir süreci ifade etmektedir.
Başarısızlık kavramı, işletmelerin finansal riskini tahmin etmeye yönelik çalışmalarda iflas kavramı yerine daha fazla tercih edilmektedir. Her şeyden önce başarısızlık, iflasa kıyasla daha esnek bir tanımdır. Öte yandan iflas, finansal sorunlarla başlayıp, mahkemede sonuçlanan bir süreç olup başarısızlığın özel halidir. İflas, bir işletmenin günü gelmiş borçlarını ödeyemez duruma düştüğünün mahkeme kararıyla saptanarak ilan edilmesi durumudur.
İşletmelerin Karşılaştığı Başarısızlık Türleri
• Negatif ya da Düşük Kâr Seviyesi • İşletmenin Teknik Açıdan Likiditesini Kaybetmesi (Teknik Başarısızlık) • İşletmenin İflas Etmesi
İşletmelerin Başarısızlık Nedenleri
Sorunların belirlenememesi, dolayısıyla çözümlenememesi, işletmelerin başarısızlıklarının temel nedeni olabilir. Başarısızlık ekonomik ya da finansal sebeplere bağlı olarak gerçekleşebilir.
İşletmelerin başarısızlık nedenleri çok çeşitlidir ve aşağıdaki gibi gruplandırılabilir.
• Proje ve yatırım döneminde başarısızlığa neden olan faktörler • İşletme döneminde başarısızlığa neden olan faktörler • Çevresel faktörler o Toplumsal Çevre o Yasal ve Politik Çevre o Ekonomik Çevre o Doğal Çevre
Genel ekonomik faktörlere ek olarak başarısızlığı etkileyen diğer etmenler, işletme içi sorunlardır.
Başarısızlığın Sosyo-Ekonomik Sonuçları
Başarısızlık sosyo-ekonomik sonuçları açısından önemli bir sorun olduğundan, başarısızlığa neden olan etmenler üzerinde durulması, soruna çözüm getirme açısından yararlı olabilir. Başarısızlığın en son evresi olan iflas, işletme için hem doğrudan hem de dolaylı giderlerin oluşmasına neden olur. İflas hâlindeki doğrudan gider, iflas sürecindeki hizmetlerinden dolayı üçüncü şahıs ya da gruplara ödenmesi gereken ücretlerden oluşur. Bu giderler tasfiye hâlinde tasfiye giderleri, reorganizasyon hâlinde reorganizasyon giderleri olarak tanımlanır. Diğer dolaylı gider grubu, muhtemel iflas nedeniyle kaybedilen satışların ve artan riske bağlı olarak yükselen kredi maliyetinin neden olduğu kârdaki azalmadır. Satışla ilgili dolaylı gider, iflas etmesi muhtemel işletme ile iş yapma isteksizliğinden kaynaklanmaktadır.
Başarısızlığı Tahmin Etme
Başarısızlığın tahminine ilişkin çalışmalar yaklaşım açısından grulara ayrılabilir. Birinci grup kamuya açık verileri esas alan istatistik ya da matematik kullanan çalışmalardır. İkinci gruptaki çalışmalar ise, kullandıkları model itibariyle başarılı- başarısız işletme ayrımını yapma konusunda, araştırma yapanların muhasebe verilerini değerlendirme yeteneğini ön plana almaktadır. Üçüncü grupta ele alınacak modeller ise, bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak geliştirilen yaklaşımları içermektedir.
İşletme Başarısızlıkları Tahmin Modelleri
İşletmeler başarısızlıkların öngörülmesine yönelik olarak geliştirilmiş çok sayıda yöntem vardır. Finansal oranlar bu konuda kullanılan en temel araçlardandır.
Finansal kaynaklarla ilgili sadece geçmiş ve bugüne ilişkin durum analizleri değil, kısa ve uzun vadeli bazı tahminlerde de bulunulmakta ve planlar yapılmaktadır. İşletme başarısızlıklarını tahmin etmede kullanılan bazı modeller şunlardır:
• Altman Modeli • Bathory Modeli • Fulmer Modeli • Springate Modeli • Zmijewski Modeli • CA Skoru-Kanada Modeli
İşletmenin Finansal Durumunu Güçlendirmek İçin Alınabilecek Önlemler
Finansal yapısı bozulmuş, yükümlülüklerini yerine getirme gücü zayıflamış bir işletme, finansal durumunu güçlendirmek için bazı önlemlere başvurabilir.
Borçların Vadesini Uzatmak
Geçici nedenlerle bir işletme zor durumlara ve yükümlülüklerini karşılayamama sorunu yaşadığında;
alacaklıları işletmenin borcunu ödemesi için zaman tanıyabilirler.
Borçları Konsolide Etmek veya Röfinansman
Borçların konsolidasyonu (kısa vadeli borçların uzun vadeli borç hâline dönüştürülmesi) veya daha elverişli koşullarla borç alarak mevcut bir borcun ödenmesi (röfinansman), ya da borçların yeni bir ödeme (itfa) planına bağlanması, borçların vadesini uzatma önleminin çeşitlemelerini oluşturmaktadır.
Alacaklıların Sulh Yolu ile Alacaklarının Bir Bölümünden Vazgeçmeleri
Borçlu işletme, borçlarının bir bölümünü ödemek koşulu ile alacaklılara sulh yolu ile alacaklarından vazgeçmelerini önerebilir. Alacaklılar açısından da kısmi bir ödeme karşılığında alacaklarının tümünden vazgeçmek, işletmenin iflas etmesi durumuna oranla daha avantajlı olabilir.
İşletmenin Alacaklarının Temsilcilerinden Oluşan Bir Komite Tarafından Yönetilmesi
İşletme ile alacaklılar arasında yapılan bir anlaşma ile işletmenin yönetimi, alacaklıların temsilcilerinden oluşan bir komiteye bırakabilirler.
Konkordato Önerilmesi
Konkordato, işleri iyi gitmeyen, finansal durumu bozulmuş borçlulara yardım etmek için kabul edilmiş yasal bir önlemdir. Burada borçlu, alacaklılarının çoğunluğu ile anlaşma yapar. Bu anlaşmaya göre alacaklılar, alacaklarından belli bir oranda vazgeçerler ve borçlu, elindeki olanaklarla borçlarını kabul edilen yüzde nispetinde ödemekle, geri kalan borçlarından kurtulur.
İşletmenin Sermaye Yapısının Yeniden Düzenlenmesi ve Sermaye Yapısının Güçlendirilmesi
İşletmenin sermaye yapısı, öz kaynağı artıracak ve/veya işletmenin sabit yüklerini hafifletecek şekilde yeniden düzenlenebilir.
Varlıkların Yeniden Değerlenmesi
Varlıkların yeniden değerlendirilerek, değer artışının birikmiş zararların kapatılmasında kullanılması işletmeye yeni kaynak sağlamamakla beraber işletmenin bilançosuna, yeni kaynaklar bulmayı kolaylaştıracak bir görünüm kazandırabilir.
Maddi Duran Varlıkların Satılarak Uzun Vadeli Olarak Kiralanması
İşletmenin maddi duran varlıklarını satarak uzun vadeli kiralama, işletmeye duran varlıkların hizmetlerinden yararlanarak faaliyetini sürdürme olanağını verdiği gibi kaynak sağlar.
Mali (Finansal) Duran Varlıkların Kısmen veya Tümüyle Paraya Çevrilmesi
İşletmenin varsa iştirakleri varsa bunların kısmen veya tamamen paraya çevrilmesi, finansal yapıyı güçlendirmek için alınabilecek bir önlemdir.
Borçların Menkul Değer Haline Dönüştürülmesi (Menkul Kıymetleştirme)
İşletme, menkul değer özellikle tahvil çıkararak, kullanmış olduğu kısa vadeli banka kredilerini geri ödeyebilir.
İşletmenin Yasal Statüsünü Değiştirmesi
Tek sahipli işletmeden adi ortaklık veya şirket statüsüne dönüşmek, işletme şirket şeklinde ise türünü değiştirmek, işletmenin finans yapısını güçlendirmek için alınabilecek bir önlemdir.
İşletmenin Diğer Bir İşletme ile Birleşmesi veya Katılması
Finansal durumu bozulmuş bir işletmenin, diğer işletme veya işletmelerle birleşerek yeni ve ayrı bir kişiliğe sahip işletme oluşturmaları, finansal durumu düzeltmek için alınabilecek önlemlerden biridir.
Bazı İşletmelerin Tamamen veya Kısmen Satılması
İşletmenin birden fazla işletmesi varsa, bu işletmelerin bir bölümünü tamamen veya kısmen satarak sağladığı kaynaklarla kalan işletme veya işletmelerin finansal durumunu düzeltebilir.
İşletmenin Tasfiyesi
Alınabilecek önlemlere karşın işletmenin varlığını devam ettirme şansı zayıf görülüyorsa, işletmenin tasfiyesi yoluna gitmek bir zorunluluk halini alabilir. Tasfiye, işletmenin varlıklarının paraya çevrilmesi, borçlarının ödenmesi ve bakiye bir değer kalırsa, bu değerin işletmenin sahip veya ortakları arasında paylaştırılması işlemidir.