AÖF Soru Bankası

Finansal Yönetim IÜnite 6 Özeti

Çalışma Sermayesi Yönetimi

FİN291U-FİNANSAL YÖNETİM I

Ünite 6: Çalışma Sermayesi Yönetimi

Giriş

Hemen her işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve sahip olduğu duran varlıklar üzerinden beklediği faydaları sağlayabilmesi için çalışma sermayesi olarak adlandırılan varlık grubuna sahip olma zorunluluğu vardır. İşletmeler, faaliyetlerini yürütebilmek için gerekli duran varlıklara sahip olsalar bile; o duran varlıklardan istenen faydayı sağlayabilmek için elde belirli bir miktarda nakit bulundurmak, alacaklara ve stoklara kaynak bağlamak zorundadır. Çalışma sermayesi deyimi ile kastedilen, dönen varlıklar bütünüdür.

Çalışma Sermayesi Kavramı ve Çalışma Sermayesi Yönetimi

Çalışma sermayesi olarak adlandırılan varlık grubunun ayırt edici yönlerinin, işletmelerin sahip oldukları bir diğer varlık grubu olan duran varlıklar ile farklılıkları üzerinden açıklanması mümkündür. Dönen varlıklar ile duran varlıklar arasındaki başlıca farklılıklar şu şekilde sıralanabilir;

• İki varlık grubu arasındaki en belirgin farklılık nakde dönüşüm süreleri bakımındandır. Dönen varlıklar bir yıldan kısa sürede nakde dönüşürken duran varlıkların nakde dönüşüm süresi bir yıldan uzundur. • Dönen varlıkların getiri sağlama potansiyeli duran varlıklara kıyasla daha düşüktür. • Çalışma sermayesi olarak adlandırılan varlıklara yapılan kaynak tahsisatları bölünebilir niteliktedir. Bölünebilirlik özellikleri nedeniyle bu varlıklara daha fazla ya da daha az kaynak tahsisi mümkündür. • Çalışma sermayesi olarak adlandırılan varlık grubunun likiditesi yüksektir. Likidite ile kastettiğimiz paraya dönüş hızı olup bu grup varlıkların kısa sürede paraya dönüşme imkânı vardır.

Eğer çalışma sermayesi olması gerekenin üstünde olursa bu durum, elde gereğinden fazla para ya da para benzerlerinin tutuluyor olduğuna veya alacaklara gereğinden fazla kaynak tahsis edilmiş olduğuna veya elde gereğinden fazla stok bulundurulduğuna işaret eder. İşletme faaliyetlerinde kullanılan bütün kaynakların işletmeye bir maliyetinin olduğu düşünülürse çalışma sermayesine gereğinden fazla kaynak tahsisatı, gereğinden fazla finansman giderine katlanmaya yol açacaktır. Bu ise işletme kazançlarının düşmesine yol açar. Ayrıca, çalışma sermayesine tahsis edilen fazla kaynakların daha verimli alanlarda kullanımının mümkün olduğu koşullarda, sağlanması muhtemel ilave kazançlardan da mahrum kalınması söz konusu olacaktır.

Çalışma sermayesinin olması gereken seviyenin altında olmasının da işletmeler bakımından istenmeyen sonuçları vardır. Bu durum elde daha az para ya da para benzerleri bulundurmak, alacaklara daha az kaynak bağlamak veya

elde yeterince stok bulundurmamak şeklinde olabilir. Eğer elde yeterince nakit yoksa, rutin işletme faaliyetlerinin gerektirdiği birtakım ödemelerin (çalışan ücretleri, vadesi gelen borçlar, varlıklarla ilgili yapılması gereken harcamalar, hammadde malzeme alımı, tahakkuk etmiş giderlere ilişkin ödemeler vb.) yapılmasında sorun yaşanacaktır. Alacaklara yeterince kaynak tahsisatı yapılmadığında ise işletmenin kredili satışları azalacağından, yapabileceğinden daha az satış yapacaktır. Stoklara yeterince kaynak tahsis edilmediği durumda ise stok yetersizliği nedeniyle olası satış talepleri karşılanamayacaktır.

Çalışma Sermayesinde Değişime Yol Açan Faktörler

İşletmelerin çalışma sermayesi ihtiyacı bir dönemden ötekine değişir. Çalışma sermayesinde değişime yol açan nedenlerin başında satış hacminde ortaya çıkan değişmeler gelir. Çalışma sermayesi seviyesinin bir dönemden ötekine farklılaşmasına yol açan bir diğer etmen ise yönetim etkinliğindeki farklılaşmadır. Bir dönemden ötekine çalışma sermayesinin değişmesine yol açan bir diğer etmen ise enflasyondur.

Faaliyet Döngü Süresi ve Nakit Döngü Süresi

Nakit akış döngüsü, çalışma sermayesi ödemeleri ile çalışma sermayesi kalemlerinin satışının tahsil edilme zamanı arasındaki uzunluktur. Çalışma sermayesi döngüsü, kitabın 149. sayfasında şekil 6.1’deki gibi gösterilebilir.

İşletmelerde faaliyet döngüsü süresi ise aşağıda verilen formül yardımıyla hesaplanır;

Faaliyet Döngü Süresi= Stok Tutma Süresi (STS) + Alacak Tahsil Süresi (ATS)

Hesaplanan faaliyet döngü süresine bağlı olarak nakit döngü süresi ise şu şekilde hesaplanır;

Nakit Döngü Süresi= Faaliyet Döngü Süresi – Ticari Borç Ödeme Süresi

Çalışma Sermayesinin Finansmanı

Finansmanda temel kurallardan birisi aktiflerin ve pasiflerin (kaynakların) vade yapılarının eşleştirilmeye çalışılması gerektiğidir. Buna göre, kısa sürede nakde dönüş kabiliyeti olan varlıklar kısa süreli kaynaklarla, uzun sürede nakde dönüşecek varlıklar ise uzun süreli kaynaklar ve öz kaynaklarla finanse edilmelidir. Bu temel ilkeden hareketle, çalışma sermayesi adı verilen dönen varlıkların finansmanında kısa süreli kaynakların kullanılması gerektiğini söyleyebiliriz.

Net Çalışma Sermayesi= Dönen Varlıklar – Kısa Vadeli Borçlar

Net çalışma sermayesi, işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeme yeterliliğinin göstergesi olarak kullanılır. Yeterli (yüksek) bir net çalışma sermayesi, dönen varlıkların değerinde bir azalma beklentisinin yüksek olduğu durumda, yükümlülüklerin yerine getirilmesi bakımından


bir güvence işlevi görür. Çalışma sermayesinin finansmanında kısa süreli borçların kullanılması gerekir.

Bir işletmenin sahip olduğu çalışma sermayesi tutarının iki parçadan oluştuğunu söyleyebiliriz; (1) Çalışma sermayesinin sabit kısmı, (2) Çalışma sermayesinin değişken kısmı. İşletmelerin normal koşullarda sahip oldukları çalışma sermayesi tutarı, çalışma sermayesinin sabit kısmını oluşturur. Satışlardaki dalgalanmalara bağlı olarak dalgalanan kısmı ise çalışma sermayesinin değişken kısmını oluşturur. Çalışma sermayesinin finansmanına ilişkin tercihleri üç başlık altında toplayabiliriz; (1) Riske karşı ihtiyatlı yaklaşım, (2) Riske karşı atak yaklaşım, (3) Riske karşı dengeli yaklaşım.

Riske karşı ihtiyatlı yaklaşımda, satış hacmindeki artış nedeniyle çalışma sermayesi ihtiyacında artış olduğunda (çalışma sermayesinin değişken kısmı) bu artışın finansmanı kısa vadeli kaynaklarla sağlanmaktadır. Çalışma sermayesinin sabit kısmı ve duran varlıklar uzun vadeli borçlar ve öz kaynaklar kullanılarak karşılanmaktadır. Çalışma sermayesinin finansmanında riske karşı ihtiyatlı yaklaşım kitabın 152. Sayfasında şekil 6.2 ‘de gösterilmektedir.

Çalışma sermayesinin finansmanı konusunda riske karşı atak yaklaşım sergilendiği durumda ise işletmenin sahip olduğu dönen varlıkların tümünün (sabit ve değişken kısım toplamı) kısa vadeli kaynaklarla karşılanması, sabit varlıkların ise uzun süreli borçlar ve özkaynaklarla karşılanması söz konusudur. Bu yaklaşımda ihtiyatlı yaklaşıma kıyasla kısa süreli borçların daha fazla olması nedeniyle işletmenin üstlenmiş olduğu risk de daha yüksek olacaktır. Kullanılan kredilerin geri ödenmesi yeterli likidite imkanları ile mümkün olacağından, borçlu olunan işletmeler ve finansal kurumlardan borçların ertelenmesi ya da vadelerinin uzatılmasının talep edilmesi söz konusu olabilecektir. Çalışma sermayesinin finansmanında riske karşı atak yaklaşım hitabın 153. sayfasında Şekil 6.3’de gösterilmektedir.

Riske karşı dengeli yaklaşımda, çalışma sermayesinin değişken kısmının tamamının ve çalışma sermayesinin sabit kısmının bir bölümünün kısa süreli borçlarla, çalışma sermayesinin sabit kısmının kalanı ile sabit varlıkların uzun vadeli borçlar ve özkaynaklar kullanılarak karşılanması söz konusudur. Bu yaklaşım kısa süreli borçlanmanın maliyet avantajından yararlanırken likidite riskinin de makul seviyede tutulmasını hedeflemektedir. Çalışma sermayesinin finansmanında riske karşı dengeli yaklaşım kitabın 153. sayfasında Şekil 6.4’ de gösterilmektedir.

Çalışma Sermayesi İhtiyacının Belirlenmesi

Çalışma sermayesi ihtiyacının belirlenmesinde kullanılan yöntemlerden birisi Faaliyet Devri Katsayısı Yöntemidir. Faaliyet Devri Katsayısı Yöntemine göre çalışma sermayesi ihtiyacı, işletmelerde var olan para-mal-alacak- para şeklindeki faaliyet döngüsü ve planlanan satış hacmiyle bağlantılı olarak aşağıda verildiği şekilde hesaplanır;

Çalışma Sermayesi İhtiyacı= Tahmini Yıllık İşletme Giderleri / Faaliyet Devri katsayısı

Formülde belirtilen tahmini yıllık işletme giderleri, satılan mallar maliyetini oluşturan hammadde, malzeme, enerji, işçilik vb. giderler toplamıdır. Faaliyet devri katsayısı ise işletme faaliyetlerinin tamamlanması için geçen sürenin yıldaki gün sayısı olan 365’e bölünmesiyle hesaplanır. Bu katsayı alacak tahsil süresi, stok tutma süresi ve eldeki nakdin ödemeleri karşılayabildiği gün sayısı toplamı olarak ifade edilen faaliyet devri süresini yıldaki gün sayısına bölerek hesaplanır.

Faaliyet Devri Katsayısı= 365 / Faaliyet Devri Süresi

Çalışma sermayesi ihtiyacının hesaplanmasında faaliyet devri katsayısı yönteminin yanı sıra Günlük Masraf Tutarı Yöntemi, Scmallenbach Formülü yöntemi gibi farklı yöntemlerin kullanılması da mümkündür.

Nakit Yönetimi

Nakit elde ya da vadesiz mevduat olarak bankada bulundurulan paraya ilave olarak, istenildiği zaman kısa sürede nakde dönüş kabiliyeti olan menkul kıymetleri de (para benzerleri) içerir. Bir işletmede nakit yönetimi, para giriş ve çıkışlarını tahmin etmek, elde tutulacak optimum para mevcudunu saptamak, para girişlerini hızlandırmak, para çıkışlarını yavaşlatmak ve para mevcudunu en iyi şekilde değerlendirmek olarak tanımlanabilir.

İşletmeleri Nakit Tutmaya İten Nedenler

İşletmeleri elde nakit bulundurmaya zorlayan nedenler şunlardır; (1) İşlem nedeni, (2) İhtiyat nedeni, (3) Spekülasyon nedeni.

İşlem nedeniyle elde bulundurulan nakit, normal işletme faaliyetlerinin gerektirdiği ödemeleri yapabilmek için tutulan nakittir.

İhtiyat nedeniyle elde bulundurulan nakit, gelecekte ortaya çıkabilecek ve işletmeden para çıkışına yol açacak beklenmeyen gelişmeler karşısında hazırlıklı olmak amacıyla bulundurulan nakit seviyesidir.

Spekülasyon nedeni ile elde bulundurulan nakit ise gelecekte ortaya çıkabilecek fırsatlardan yararlanmak amacıyla elde bulundurulan nakit tutarıdır.

Para Bulundurulmasını Etkileyen Faktörler ve Optimum Nakit Seviyesi

İşletmelerin elde bulunduracakları para seviyesini etkileyen etmenler şu başlıklar altında toplanabilir:

• İşletmenin nakit yönetim politikası • Yönetimin likidite ve risk konusundaki tercihleri • Borçların vade yapısı • İşletmenin borçlanma yeteneği (kredi temin olanakları) • Geleceğe ilişkin para akış tahmini

İşletmede bulunacak optimum nakit seviyesinin belirlenmesinde kullanılan bazı pratik yöntemler şunlardır;


• İşletmenin en az on beş günlük satış tutarına eşit miktarda para mevcudu bulundurması • İşletmenin kısa süreli borçlarının %20’si oranında nakdi elde tutması • Belirli bir süre boyunca (10 gün,15 gün v.b.) para çıkışı gerektiren giderleri karşılayacak tutarda nakit bulundurma.

Alacakların Yönetimi

İşletmelerde alacaklarla bağlantılı temel kararları şu başlıklar altında toplayabiliriz; (1) Kredili satış politikalarının belirlenmesi, (2) Kredili satışlarda vade belirlemesi, (3) Tahsilat politikasının belirlenmesi, (4) İskonto uygulamalarının belirlenmesi.

Kredili satış politikası, işletmenin kimlere, hangi özellikleri taşıyan işletmelere kredili satış yapacağına ilişkindir.

Kredili satışlarla ilgili diğer bir karar, yapılacak kredili satışın vadesi konusundadır. Özellikle, rekabetin yoğun olduğu sektörlerde kredili satışlar ve kredili satışlarda sunulan vadenin uzunluğu, bir rekabet aracı olarak kullanılmaktadır. Müşterilerin aynı mal ya da hizmeti daha uzun vadelerle almak isteyeceğini kabul edersek, işletmelerin kredili satışlarının vadesine ilişkin belirlemelerinin farklı sonuçları olacaktır. Kredili satışlarda tanınan vadenin uzatılmasının satış hacmi üzerinde olumlu bir etkisinin olacağını söyleyebiliriz. Buna karşılık, nispeten daha uzun vadeli satış alacaklara bağlanan fonların bağlı kalış süresini uzatacağından, alacaklara bağlanan fonların miktarı artacak ve işletmenin bu fonlar için katlanacağı finansman giderleri de artacaktır. Dolayısıyla kredili satışlarda vade belirlenmesine ilişkin kararların, farklı alternatif seçenekler üzerinden, sağlanacak faydalar ve katlanılacak fedakarlıklar dikkate alınarak verilmesi gerekir.

İşletmenin izleyeceği tahsilat politikası da alacaklara ilişkin temel kararlardan birisidir. Belirlenecek tahsilat politikası, nispeten gevşek ya da nispeten katı olacak şekilde belirlenebilir.

Alacakların yönetimi konusunda iskonto politikası, erken ödeme durumunda uygulanacak iskontolara ilişkindir. İşletmeler bu tip politikalar uygulayarak, müşterileri vadeden önce ödemeye özendirebilir ve bu suretle vadeden daha kısa sürede nakde kavuşabilirler.

Alacak Seviyesini Etkileyen Faktörler

Alacakların yönetimi konusundaki temel kararlarda dahil olmak üzere, işletmelerin alacak seviyesini etkileyen faktörler şunlardır:

• Satış Hacmi; • İşletmenin Kredili Satış Politikası; • Satılan Ürünün Niteliği;

• İşletmenin Büyüklüğü ve Kaynak Temin Olanakları;

Stok Yönetimi

Dönen varlıklar içerisinde yer alan stoklar üç gruba ayrılır: (1) Hammadde ve malzeme stokları, (2) Yarı mamul stokları, (3) Mamul stokları. Hammadde ve malzeme stoku üretim sürecinin temel girdileridir. Yarı mamul stokları, üzerlerinde yapılması gereken işlemler tamamlanmamış olan ve üretim sürecinde olan varlıklardır. Mamul stokları ise işletme içerisinde yapılması gereken tüm işlemlerin tamamlanmış ve müşterilere satışa hazır halde olan varlıklardır. Stokların toplam varlıklar içerisindeki payı işletmeden işletmeye farklılaşır. Toplam varlıklar içerisinde stokların payı arttıkça, stok yönetiminin nispi öneminin de artacağını söyleyebiliriz.

Finans yöneticisi açısından stokların yönetiminde temel amaç, işletme faaliyetlerinde sürekliliği sağlayacak şekilde gerekli stok miktarının ve stoklarla ilgili sipariş miktar ve zamanının saptanmasıdır.

Stok Miktarını Etkileyen Faktörler

Hammadde stok miktarını etkileyen etmenler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

• Stok maliyetleri • Üretim Miktarı • Alış İskontoları • Hammadde Fiyatlarına İlişkin Bekleyişler • Hammaddenin Niteliği ve Depolama Olanakları

• Stok Yönetiminin Etkinliği

Yarı mamul stok miktarını etkileyen etmenler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

• İmalat Sürecinin Uzunluğu • Üretim Miktarı

• Üretim Faaliyetinin Sürekliliği

Mamul stok miktarını etkileyen etmenler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

• Satış hacmi ve satışların mevsimlik olup olmaması • Hammadde alımının mevsimlik olup olmaması • Üretimin, sipariş üretimi şeklinde mi yoksa piyasa için kitlesel üretim şeklinde mi yapıldığı • Satış bölgelerinin çeşitliliği • Mamulün özelliği, dayanma süresi ve demode olma riski • İşletmenin depolama ve finansman olanakları

Stoklarla İlgili Maliyetler ve Ekonomik Sipariş Miktarı

İşletmelerin stoklarla ilgili maliyetleri, sipariş maliyetleri ve stok bulundurma maliyetlerinden oluşur. Stokların yönetiminde bu iki maliyet arasında denge sağlayarak stok maliyetlerinin azaltılmasına çalışılır.

Sipariş Maliyetleri; Siparişle ilgili nakit çıkışına yol açan bütün maliyetler (iletişim, kalite analizleri vb.) sipariş maliyetlerini oluşturur. Bu maliyetler her bir sipariş için geçerli olup işletmenin toplam sipariş maliyetleri, sipariş sayısına bağlı olarak artar ya da azalır.


Toplam sipariş maliyeti şu şekilde hesaplanır;

TSM= S × G

TSM; Toplam Sipariş Maliyeti

S; Sipariş Sayısı

G; Sipariş Maliyeti (her bir siparişin gerektirdiği maliyet)

Hesaplamada kullanılan sipariş sayısı(S) ise tahmin edilen satış miktarı (T) ve her bir siparişteki sipariş miktarına (M) bağlı olarak şu şekilde hesaplanır;

S= T / M

İşletmenin toplam sipariş maliyeti (TSM) ise

TSM = G × T / M şeklinde hesaplanır

Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM)

İşletmeler yüksek miktarlarda sipariş vererek stok tutmanın sağlayacağı faydalar ile stok bulundurmanın yol açacağı maliyetler arasında denge kurmalıdır. Bu dengenin sağlanmasında Ekonomik Sipariş Miktarı hesaplaması, stoklara yapılan yatırım optimum seviyede olup olmadığının kontrolüne imkan verir.

Ekonomik sipariş miktarı şu şekilde hesaplanabilir:

!"# ESM= ! $×&

G; Her bir sipariş için sipariş maliyeti

T; Gelecek dönem için ihtiyaç duyulan miktar

D; Bir birim stokun alış fiyatı

L; Stok tutma gideri yüzde olarak (stok tutma giderlerinin stok değerine oranı)

Formül yardımıyla ekonomik sipariş miktarı bulunduktan sonra, faaliyet dönemi içerisinde kaç kez sipariş verileceği veya siparişlerin hangi sıklıkla verileceği kolaylıkla hesaplanabilir;

Yıllık Sipariş Sayısı = Talep Edilen Miktar / Ekonomik Sipariş Miktarı

Sipariş Verme Sıklığı (gün olarak)= Yıldaki Gün Sayısı / Yıldaki Sipariş Sayısı.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında