AÖF Soru Bankası

Finansal Yönetim IÜnite 4 Özeti

Başabaş ve Kaldıraç Analizleri

FİN291U-FİNANSAL YÖNETİM I

Ünite 4: Başabaş ve Kaldıraç Analizleri

Giriş

İşletmelerde kaldıraç kullanılması kararı işletme değeri ya da piyasa değerlerinin arttırılması için önemli olmaktadır. Kaldıraç kavramı kelime anlamı olarak bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan araçlardan faydalanma gücünü ifade etmektedir. Örneğin, bir kaldıraç nesnesi yüksek ağırlıktaki nesneleri kaldırmak için kullanılabilmektedir. Finansal yönetim bakış açısıyla kaldıraç kavramı sabit maliyet yatırımları ya da yabancı kaynaklardan işletme ortaklarına kazanç sağlamayı amaçlayarak faydalanmayı ifade etmektedir. Finansal yönetimde temel olarak üç farklı kaldıraçtan bahsedilmektedir. Bunlar, faaliyet kaldıracı, finansal kaldıraç ve birleşik kaldıraç olarak tanımlanabilmektedir. İşletmeler bu kaldıraçlardan gelir tablosunda yer alacak kazançlarını arttırmak amacıyla yararlanabilmektedir. Faaliyet ve finansal kaldıraçlar kullanılması halinde ortaya çıkan kazanç beklentileriyle birlikte riskler de artış göstermektedir.

Başabaş Analizi

Başabaş noktası analizi işletmenin hangi satış düzeyinde başabaş gelir ve gidere ulaştığının belirlenmesi olarak tanımlanabilir. İşletme yöneticileri satışlar ve maliyetler ile ilgili varsayımlar geliştirmektedir. İşletmelerin gerçekleştirdiği varsayımlar yöneticileri hangi noktaya kadar para kaybedeceklerini belirlemeye yöneltmektedir. Bu durum ile ilgili analize başabaş noktası analizi denilmektedir. Başabaş noktasını belirleyen temel değişken satışlar olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle yöneticiler başabaş noktasını analiz ederken satış düzeyinden yararlanmaktadır. Başabaş noktasını belirleyen hedef ise genellikle muhasebe kazançları olmaktadır. Başabaş analizi ile işletme hasılatlarının hangi düzeyde başabaş noktasına geldiğini hesaplamaktadır. Bu hesaplama sabit maliyetlerin her bir satıştan elde ettikleri ek kâr miktarına bölünmesiyle bulunabilmektedir. Başabaş noktası satış düzeyinde elde edilen kâr miktarı sıfır olmakta ve toplam hasılatlar toplam maliyetlere eşit olarak gerçekleşmektedir. İşletmenin başabaş noktasına ulaşması hem sabit maliyetlerine hem de her satış ile birlikte değişen ek gelirlere bağlı olmaktadır. Sabit maliyetleri yüksek olan işletmelerin başabaş noktasına ulaşması için gerçekleştirmesi gereken satış düzeyi de yüksek olmaktadır.

Başabaş, işletmenin toplam hasılatının toplam giderleri karşıladığı aktivite düzeyidir. Başabaş noktasında işletmelerin kazançları sıfır olmaktadır. Eğer işletme yeterli satışa ulaşamaz ve başabaş düzeyine erişemez ise zarar edecektir. İşletmenin satışları başabaş noktasını aşıyor ise işletme kâr etmeye başlayacaktır. Bir işletmenin başabaş düzeyi işletmenin maliyetlerinin yapısına bağlı olmaktadır.

Başabaş noktası analizine başlamadan önce işletmenin maliyetlerinin sabit ve değişken olarak ayrılması önem taşımaktadır. Bir maliyetin sabit olarak tanımlanması için işletmenin başarılı olup olmamasından bağımsız olarak yüklenilmesi gereklidir. Değişken maliyetler işletmenin

başarılı bir şekilde satışları gerçekleştirmesi halinde artan giderlerini tanımlamaktadır. Hammadde satın alışları, dağıtım giderleri, satış primleri ve üretim primleri bunlara örnek olarak gösterilebilir. Çalışanlara yapılan maaş ödemeleri teorik olarak değişken olarak nitelendirilse de gerçekte sabit maliyet unsuru olabilmektedir. Çalışanlara yapılacak maaş ödemelerini işletme faaliyetlerindeki değişimlerden bağımsız olarak yapmak gerekebilir. Maliyetlerin sabit ve değişken olarak ayrılması güç olmak ile birlikte yapılacak analiz ve planlamalar için bu ayrımın mümkün olduğunca doğru bir şekilde yapılması önem taşımaktadır.

Sabit maliyetler işletmenin başarılı olup olmamasından bağımsız olarak üstlenilen ve üretim ya da iş hacmindeki değişimlerden etkilenmeyen maliyetlerdir.

Değişken maliyetler, işletmenin satışlarını artırması ile yükselen ve üretim ya da iş hacmindeki değişmelere bağlı olarak meydana gelen maliyetlerdir.

Başabaş noktası satış miktarı; toplam sabit maliyetlerin katkı payına (birim satış fiyatı – birim değişken gider) bölünmesi ile bulunabilmektedir. Katkı payı; birim satış fiyatının birim değişken gideri aştığı marja denilmektedir. Başabaş noktası satılacak her bir ürün için elde edilecek katkı payları toplamanın sabit maliyetlere eşitlendiği noktada ortaya çıkmaktadır. Başabaş noktası satış tutarı sabit maliyetlerin, “1 – (birim değişken gider) / (birim fiyat)’a bölünmesiyle hesaplanmaktadır. Alternatif olarak hesaplanmış olan başabaş noktasındaki satış miktarının birim satış fiyatı ile çarpılmasıyla da başabaş noktasındaki satış tutarı bulunabilir. Başabaş noktası analizi kâr ya da zararın olmadığı miktar ve tutarları vermektedir. Hedeflenen bir kâr var ise bu kâr rakamına ulaşmak için ne kadar satış miktarı ve tutarı olması gerektiği bulunabilir. Bu kapsamda analiz yapılırken “toplam sabit maliyetler + hedeflenen kâr tutarı” üzerinden hesaplama yapılmaktadır. Böylece, hedef kârı veren satış tutarı ve hedef kârı veren satış miktarı tespit edilebilmektedir

Faaliyet Riski ve Finansal Risk

Risk kavramı genel bir ifade ile gerçekleşen sonucun beklenen sonuçtan farklı olabileceğini ifade etmektedir.

Faaliyet riski işletmelerin faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akımlarındaki belirsizlikleri ifade etmektedir. İşletmenin nakit akımları ne kadar belirsiz olur ise yatırımcıların kazançları da o kadar belirsiz hale gelmektedir. Bu nedenle yatırımcılar işletmenin faaliyetlerinin doğasından kaynaklanan belirsizlikler için risk primi talep etmektedir. Örneğin, bir perakende gıda ürünü sağlayıcısı işletme, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir işletmeye göre daha az satışlarda belirsizlik yaşayabilmekte ve yüksek faaliyet riskine yol açan dönemsel değişimlerden daha az etkilenebilmektedir (Reilly, Brown ve Leeds, 2018: 18-21). Bir işletme sadece pay senedi ihracıyla kaynak sağladığında karşılaştığı başlıca risk türü faaliyet riski ile sınırlı kalabilmektedir. Eğer, işletme borç finansmanı kullanırsa ödemesi mecburi olan faiz ödemeleri dolayısıyla sabit


giderler ile karşılaşacaktır. Bu faiz giderleri ortaklara kâr payı ödemesinden önce gerçekleştirilmekte ve ortakların talep ettiği risk primini arttırmaktadır. Finansal risk bir işletmenin ihtiyaç duyduğu fonları yabancı kaynaklardan sağladığında karşılaştığı belirsizlikleri ifade etmektedir. Sabit faiz maliyetleri dolayısıyla belirsizliklerde meydana gelen artışlar finansal risk olarak adlandırılmaktadır.

Faaliyet riski işletmenin kendi operasyonlarından kaynaklanan ve hiç borç kullanmadığı durumdaki riskini ifade etmektedir. Faaliyet riski yüksek derecede sektöre özgü olmakla birlikte aynı sektördeki firmalar arasında da değişiklik gösterebilmektedir.

Faaliyet riskine sebep olan faktörler talep değişkenliği, satış fiyatı değişkenliği, maliyet değişkenliği, satış fiyatının maliyetlerde değişimlere göre belirlenebilmesi, yeni ürün piyasaya çıkarma imkanı, döviz kuru riski, politik risk ve sabit maliyetlerin ağırlığı olarak sıralanabilir. İşletmelerin ürünlerine olan talep sabit bir seyir izlediğinde faaliyet riski de düşük olabilmektedir. İşletmeler ortaklarının kârlılığını arttırmak için faaliyet ve finansal kaldıraçlar kullanmaktadır. İşletmelerin faaliyet ve finansal sabit giderler üstlenerek kazanç sağlamayı amaçlaması finans alanında daha gelişmiş bir ifade şekliyle kaldıraç kavramı ile açıklanmaktadır. Borç kullanılması ortaklarının karlılığında artış yaratabilmektedir. Finansal kaldıraç kullanıldığında işletmeler ekonomik koşullar dolayısıyla gelirlerinde artış yaşadığında faiz giderlerinin sabit olmasından dolayı ortaklarına daha fazla oranda kârlılık sunabilmektedir. Bu duruma benzer bir etki faaliyet kaldıracı dolayısıyla da meydana gelebilmektedir. İşletmeler faaliyetlerini sabit ve değişken maliyetlerin bileşimi ile yürütmektedir. Bu bileşim önemli derecede işletmenin faaliyet koluna ve kullandığı teknolojilere bağlı olmaktadır. Faaliyet kaldıracı sabit maliyetlerin işletmenin toplam maliyet yapısı içerisindeki oranı ile ilişkilidir. Sabit maliyetlerin satış ve üretim düzeyinden bağımsız olarak ödenmesi gerekmektedir. Sabit maliyetlerin yüksek olması işletmenin başabaş noktasının yüksek olacağını göstermektedir. Satışlar, başabaş noktasının üzerinde arttıkça işletmede ortaklara aktarabilecek kârlar da oransal olarak daha fazla artış gösterecektir (Pike ve Neale, 2009: 491-492).

Finansal risk, işletmenin finansal esnekliğinin kaybolmasına yol açabilmektedir. Borçlanma kapasitesini doldurmayan firmalar finansal olarak daha fazla esnekliğe sahip olmaktadır. Borçlu olmayan işletmelerin nakit bulundurma imkanları da genişlemektedir. Bir işletmenin geniş nakit bulundurma imkanına sahip olması karşısına çıkacak yatırım fırsatlarından yararlanma şansını beraberinde getirmektedir. Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Modelleri

Faaliyet ve finansal risklerin yaratacağı etkinin büyüklüğü kaldıraç hesaplamasıyla bir oran olarak gösterilebilmektedir. Kaldıraç kavramı bir oranı ifade etmektedir. Bu kapsamda hesaplanan kaldıraçlar işletmenin sahip olduğu faaliyet ve finansal sabit giderlerinin

kârlılıklarını oransal olarak ne kadar etkilediğini açıklamaktadır. Eğer, firmaların kullandığı kaldıraç düzeyi yüksek olur ise olumsuz bir etki de meydana gelebilmektedir. Bu durum kaldıraç kullanımının yan etkisi olarak yorumlanabilir. Ekonomik koşullar kötüleştiğinde ve işletmenin satışları düştüğünde ortaklara aktarılabilecek kâr tutarlarında iş hacmindeki azalışa göre oransal olarak daha fazla azalış meydana gelmektedir.

Faaliyet Kaldıracı

Faaliyet kaldıracı firmanın üretimde karşısına çıkan sabit maliyetler ile ilişkili bir kavramdır. Bilindiği gibi işletmelerde maliyetler sabit ve değişken olarak ayrılmaktadır. Sabit maliyetler üretim miktarı değişse de sabit kalmaktadır. Değişken maliyetler ise bundan farklı olarak üretim çıktıları arttıkça yükseliş göstermektedir. Sabit maliyetler ile değişken maliyetler arasındaki farklılaşmalar faaliyet kaldıracı kavramı ile ifade edilmektedir (Ross, Westerfield ve Jaffe., 2002: 322-324).

Faaliyet kaldıracı sabit maliyetlerin toplam faaliyet maliyetleri içerisinde görece oranını açıklamaktadır.

Faaliyet kaldıracı başabaş satış düzeyinin üstünde ne kadarlık satış hacmi artışının hangi oranda kâr artışı sağlayacağını açıklamaktadır. Sermaye yoğun işletmeler emek yoğun işletmeler göre daha fazla faaliyet kaldıracına sahip olmaktadır. İşletmelerin faaliyetleri konjonktür koşullarından etkilenmektedir. Ekonomide değişimler işletmelere pozitif ya da negatif yönde etki yapabilmektedir. Ekonomik daralma dönemlerinde işletmelerin satış hacmi düşmekte ve maliyetlerini kısması gerekmektedir. Sabit maliyetlerin kısılması hemen mümkün olmamaktadır. Satış hacmi azalsa da sabit maliyetlere katlanılması gerekmektedir. Bu nedenle faaliyet kaldıracı yüksek firmalar daha riskli olarak görülmektedir. Faaliyet kaldıracının yüksek olması aynı zamanda kazançların oynaklığının da yüksek olduğuna ve yönetimin zorlaştığına işaret etmektedir. Gerçek hayatta işletmelere bakıldığında faaliyet kaldıracının işletmelerin faaliyet gösterdiği alanın doğasında var olduğu ve iş koluna özgü olarak değişim gösterdiği görülmektedir (Asaf, 2004: 71-72).

Faaliyet kaldıracı hesaplanmasının nedenleri olarak; Satış miktarı ile satış hasılatı arasındaki ilişkilerinin ortaya konulması, sabit maliyetler üstlenerek yapılan yatırımlar ile satışları artırmak için kararlar almak, satış düzeyindeki değişimlerin kârlılık üzerindeki etkisinin belirlenmesi, sabit maliyetlerin ve değişken maliyetlerin hangi oranda kullanılması gerektiğine karar verilmesi, faaliyetler içinde sabit maliyetlerin ne kadar yüksek olduğunun anlaşılması ve iş kolundaki faaliyet riskinin tanımlanması sayılabilir (Parasimavan ve Subramanian, 2009: 84-86).

Faaliyet kaldıracı derecesi satışlardaki herhangi bir yüzde değişim yaşandığında faiz ve vergi öncesi kâr (FVÖK) üzerinde yüzde kaçlık değişime yol açacağını göstermektedir. Faaliyet kaldıracı FVÖK yüzde değişiminin satışlardaki yüzde değişme oranıdır. Diğer


faktörler sabit kabul edildiğinde sabit giderler arttıkça işletmenin faaliyet kaldıracı da yükselecektir. Sermaye yoğun işletmelerde değişken maliyetler birim başına daha düşük olmaktadır. Bu türden işletmeler kâr elde etmek için daha yüksek üretim ve satış düzeyine ulaşmalıdırlar. Bir kez kâr elde edildikten sonra satışlardaki artışlar ile birlikte FVÖK oransal olarak daha fazla artış gösterecektir. Aşağıdaki formül ile faaliyet kaldıracı derecesi hesaplanabilmektedir (Okka, 2010: 414-415).

Finansal Kaldıraç

Finansal kaldıraç kavramı işletme ortaklarının sağlamış olduğu öz kaynaklara oranla ne kadar yabancı kaynak kullanıldığı ile ilgili olmaktadır. Bu durum kaldıraç kavramı ifade ile açıklanmaktadır çünkü yabancı kaynak kullanımı potansiyel kâr ya da zarar olasılıklarını artırmaktadır. Yabancı kaynakları sağlayanlara geri ödemeler öncelikli olarak gerçekleştirilmektedir. Yabancı kaynaklar için geri ödemeler yapıldıktan sonra işletme ortakları kazançlardan pay alabilmektedir. Bu durum işletmeden beklenen kârlılık düzeyinin yükselmesini sağlamaktadır. Borçla finansman sonucunda yeterli kârlılık düzeyine ulaşılamadığında ortakların özkaynak getirileri düşüş gösterebilmektedir. Borç olarak alınan fonlar işletmede başarılı olarak değerlendirildiği ve borç maliyetinin üzerinde getiri sağlandığı ölçüde kaldıraç kullanmak avantajlı olmaktadır (Guerard ve Schwartz, 2007: 224-226).

İşletmedeki kaldıraç düzeyinin belirlenmesi borç kullanımı sonucunda varlıklardaki kârlılık düzeyi değişim ile özkaynak kârlılığının ne kadar değiştiği ile ilgili olmaktadır. Finansal kaldıraç düzeyinin işletmenin kullandığı tahviller ve krediler gibi yabancı kaynaklar sonucunda meydana geldiği kabul edilmektedir.

Daha geniş bir bakış açısıyla finansal kaldıraç işletmenin sahip olduğu tüm öncelikli ödemeye sahip kaynak kullanımlarını açıklamaktadır. Kaynakların öncelikli ödemeye sahip olması durumu o kaynağın işletmede sıfır kâr ya da zarar olsa da ödenmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bu durumda ortaklar kârlarından fedakârlık etmek durumunda kalmaktadır. Borç sağlayanlara ödemeler iflas durumu gibi özel koşullar haricinde sağlanmalıdır. Yabancı kaynak kullanımı düşük maliyetli olduğu için cazip görünmektedir. Ancak, işletmelerin net çalışma sermayesi düzeylerini azaltabilmektedir. İşletmede vadesi gelen borç ödemeleri dolayısıyla kaldıraçtan başarılı bir şekilde faydalanılması zorlaşmaktadır. Bu nedenle finansal kaldıraç düzeyi, önemle izlenmesi gereken bir gösterge olmakta ve arttıkça işletmenin finansal riskinin de yükseldiği anlamına gelmektedir (Guerard ve Schwartz, 2007: 224-226).

Finansal kaldıraç hesaplanmasının nedenleri: Sabit ödeme koşulu olan finansman kaynakları ile yapılan varlık yatırımları sonucunda ortakların getirisini maksimize etmeyi amaçlamak. Faiz ve Vergi Öncesi Kâr (FVÖK) ile Hisse Başına Kâr (HBK) arasındaki ilişkilerin belirlenmesi. FVÖK değişimlerinin vergilendirilecek kâr yaratmak

amacıyla oranını tespit etmek. Sermaye yapısı kararlarında optimal kaynak dağılımını sağlamaya yardımcı olmak. Finansal aktivite bir başka deyişle finansal risk düzeyini göstermek (Parasimavan ve Subramanian, 2009: 86-89).

Finansal kaldıraç derecesi faaliyet kârında herhangi bir yüzde değişim yaşandığında Vergiden Önceki Kar (VÖK) ya da Hisse Başına Kâr (HBK) üzerinde ne kadarlık yüzde değişim yaratacağını açıklamaktadır. Firma borç kullanması sebebiyle ortaklar üzerinde riskli bir durum meydana getirmektedir. Borç kullanılmasının sebebi olarak sermaye maliyetinin daha düşük olması gösterilebilir. İşletme borç kullanımı ile ekonomi iyi olduğunda daha fazla hisse başına kâr elde ederken ekonomi kötü olduğu zaman hisse başına kârlar hızlı bir şekilde ters yönde değişim gösterebilmektedir.

Birleşik Kaldıraç

Faaliyet kaldıracı ve finansal kaldıraç derecelerinin toplam olarak ortaya çıkardığı dereceye birleşik kaldıraç derecesi adı verilmektedir. Vergi Öncesi Kâr (VÖK) ya da Hisse Başına Kazanç (HBK) değişim yüzdesinin satışlardaki değişim yüzdesi ile oranı birleşik kaldıraç derecesini açıklamaktadır. Birleşik kaldıraç derecesinin analiz edilmesinin temel sebebi işletmelerin faaliyet kaldıracı ve finansal kaldıraç düzeylerinde birleşik kaldıraç derecesinin yönetilebilir düzeyde kalmasını sağlamak amacıyla bir bileşim oluşturulabilmesidir. İşletmelerin çok fazla faaliyet riskine yol açan yüksek faaliyet kaldıraç dereceleri ile birlikte çok fazla finansal riske neden olan yüksek finansal kaldıraç dereceleri ile çalışmaları önerilmemektedir. İşletmelerin kazançları iyi dönemlerde sabit maliyet ve finansman giderlerini aşarak önemli derecede yükselirken kötü dönemlerde ise sabit giderler ve faiz ödemelerinin yapılması dolayısıyla önemli düşüşler görülebilmektedir (Vishwanath, 2007: 502).

Birleşik kaldıraç işletmelerde hem faaliyet hem işletme kaldıracı birlikte kullanıldığında oluşacak etkiyi göstermektedir. Birleşik kaldıraç derecesi işletmenin satışlarındaki herhangi bir yüzde değişimin hisse başına kâr ya da vergi öncesi kâr üzerinde ne kadarlık yüzde etkiye yol açtığını göstermektedir. Birleşik kaldıraç derecesi yüksek olan firmalarda risk de yüksek olmakta ortaklar yatırımları için daha fazla getiri beklentisi içerisine girmektedir. Kaldıraç derecesi yükseldiğinde risk ve getiri beklentisi arttığı için işletmenin pay senedi fiyatı düşüş gösterebilir.

Bir işletme içerisinde satışlarda yaşanan değişimlerin toplam etkisi birleşik kaldıraç derecesi ile ölçülmektedir. Faaliyet riskleri ve finansal riskler arttıkça işletmenin toplam riski derecesi de yükselmektedir. Kaldıraç derecesi bir işletmenin risk göstergesi olarak kullanılmaktadır. Faaliyet kaldıracı işletmenin yatırımları sonucunda satışlar ile maliyet unsurlarına bağlı olarak ortaya çıkar. Sabit maliyetleri fazla olan işletmeler yüksek faaliyet kaldıracına maruz kalmaktadır. İşletmenin riskini yatırımların finansman biçimleri de etkilemektedir. Yüksek miktarda borçlanma gerçekleşmesi durumunda finansal kaldıraç


artmaktadır. İşletmelerin faaliyet riskleri ve finansal risklerinden meydana gelen toplam riskleri ile kârlılık arasında bir denge kurulabilmesi birleşik kaldıraç derecesi yardımıyla gerçekleştirilebilmektedir. İşletme istenen bir toplam kaldıraç derecesine ulaşmak için faaliyet kaldıracı ve finansal kaldıracı kullanımlarını çeşitli şekillerde dengeleyebilir. Satışlar istikrarsız olan işletmeler finansal risklerini artırmamayı tercih edebilirken satışları istikrarlı olan firmalar daha fazla borçlanmaya yönelebilmektedir. Birleşik kaldıraç derecesi faaliyet kaldıracı ve finansal kaldıraç derecelerinin çarpımı yapılarak bulunabilir (Aydın, Başar ve Coşkun: 106-110).

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında