AÖF Soru Bankası

Siyaset Felsefesi IIÜnite 3 Özeti

İdeolojiler

insanın tinsel yeteneklerini, dinsel görüşleri dikkate Giriş: İdeoloji Nedir? almaksızın araştırmakla görevlidir.

Kökleri Eski Yunancadaki eidos ve logos sözcüklerine uzanan fakat geçmişi Aydınlanma ve Fransız Devrimi’ne Görüldüğü gibi, Tracy’nin ideolojiye yüklediği anlam, dayanan ideoloji, gerek sosyal bilimlerin gerekse günümüzdeki kullanımından oldukça farklı. Bu durumda, felsefenin en ele avuca gelmez kavramlarından biridir. ideolojinin olumsuz, hatta suçlayıcı bir kavram hâline Sosyal Bilimler El Sözlüğü’nde bu kavramın “Belirli bir nasıl dönüştüğünü, daha doğrusu dönüştürüldüğünü grup ya da organizasyonun ilgilerini haklı bulan ve sormak gerekiyor. İdeolojiye “gerçekten uzaklaşma”, destekleyen ortak fikir ve inanışlar”; “Egemen grupların “gerçeklikten kopma”, “gerçekliği ıskalama”, nihayet çıkarlarını haklı göstermeyi sağlayan, paylaşılan düşünce “yanlış bilinç” anlamlarının yüklenmesine ve sonrasında ya da inançlar” ifadeleriyle açıklandığını görebiliriz. kavramın bu anlamlara gelecek biçimde kullanılmasına yol açan, General Napoléon Bonaparte (1769-1821) ve İdeolojiyi ilk kez kullanan Antoine Destutt de Tracy’ye onun yönetim anlayışı olmuştur. göre, bu kavram felsefî-bilimsel bir disiplinin adıdır ve bu disiplin diğer bilimler için bir temel oluşturur. İdeolojinin Başlıca İdeolojiler

amacı, düşüncelerin doğal kökenlerini araştırmak, Marksizm-Sosyalizm-Komünizm düşünceye ilişkin yanılgıları ve yanlışlıkları ortaya Marksizm ve ona dayanarak ortaya çıkan sosyalizm ve çıkararak toplumsal reformların hizmetine sunmaktır. komünizm ideolojileri, temellerini Karl Marx’ın (1818-

Sinan Özbek, İdeoloji Kuramları adlı yapıtında, Tracy’den 1883) ve yakın dostu Friedrich Engels’in (1820-1895) önce bu kavramın hazırlayıcıları olarak Francis Bacon, felsefî görüşlerinden alır. Marx ve Engels’in materyalist, Adrien Helvétius ve Dietrich Holbach gibi düşünürleri anar. ilerlemeci ve belirlenimci (determinist) bir tarih ve toplum Rönesans ve Reform hareketlerinin sonrasında bilimsel ve anlayışı oluştururken dayandıkları temel ilke ve felsefi bir aydınlanma yaşayan Avrupa toplumlarında, akıl ve varsayımlar şöyle sıralanabilir:

bilim aracılığıyla doğanın gizemlerinin çözülebileceği, • Tarihi toplumların sosyoekonomik yapıları, yani doğaya insan istenci doğrultusunda egemen olunabileceği maddi ilişkiler ağı belirler. görüşleri ağırlık kazanmaya başlar. • Maddi ilişkiler ağının en temel iki unsuru, üretim

Bacon’ın Aristoteles’in Organon adlı yapıtına gönderme güçleri ve üretim ilişkileri arasındaki toplumsal yaparak Aristoteles ve skolastik felsefe ile hesaplaşmaya ilişkilerdir. giriştiği Novum Organum’unda karşımıza çıkar. Bacon, bu • Özel mülkiyet ortadan kaldırılmadıkça, sınıflı yapıtından İdoller Öğretisi olarak da adlandırılabilecek bir toplumlar son bulmaz, başka bir ifadeyle, sınıflar düşünce geliştirmiştir. Bacon’ın idoller öğretisinin dayandığı ekonomik temellidir ve özel mülkiyetin adaletsiz temel ön kabuller şöyle sıralanabilir: 1. İnsan, doğayı bilecek dağılımına bağlı olarak doğar. ve ona egemen olacak olanaklara ve güce sahiptir. 2. Doğaya • Tarihte, sınıf çatışmalarının devrimle toplum egemen olmak için onu tüm gizemleriyle ve olduğu gibi yapısının değişmesine neden olduğu aşamalar bilmek/tanımak gerekir. 3. Doğayı olduğu gibi tanımak için, belirleyicidir. usu olabildiğince saflaştırmak, yani onu duyum ve algının • Proletaryanın gerçekleştireceği devrimle birlikte, çarpıtmalarından ve kendisinde yerleşip kökleşerek doğayı sınıflar ortadan kalkacak ve gerçek özgürlük olduğu gibi tanımamıza engel olan önyargı kalıplarından gelecektir, bu da gerçek insanlık tarihinin başlangıcı kısacası idollerden arındırmak gerekir. Bu idolleri Bacon; olacaktır. soy, mağara, çarşı ve tiyatro idolleri olmak üzere dört başlık Bir ideoloji olarak Marksizm’in temel amacının sınıfsız altında ele almış ve açıklamıştır. topluma ulaşmak, yani komünist aşamaya geçmek olduğunu Bacon’ın idoller öğretisini kullanan, ama sonrasında bunu hem söyleyebiliriz. Sosyalizm de, Marksist ideolojide, komünizme idoller eleştirisine, hem de kapsamlı bir toplum eleştirisine doğru ilerleyen tarihsel süreç içerisinde, henüz sınıfların dönüştüren Aydınlanma düşünürlerinden Adrien Helvétius’a tamamıyla yok olmadığı, fakat kapitalizme göre bolluğun ve Dietrich Holbach’a da değinmek yararlı olacaktır. olduğu bir geçiş aşaması olarak görülür. Helvétius’a göre insanların düşünce biçimlerinin kaynağı çıkarlardır. Holbach ise Helvétius’la karşılaştırıldığında, Fakat Marksizm ekseninde daha çok komünizme bir geçiş aşması olarak değerlendirilen sosyalizmin temelini, yalnızca egemenlerin yönlendirme araçlarına karşı daha köktenci bir Marks’ın ve Engels’in felsefesinde bulan bir ideoloji tutuma sahiptir ve egemenlerin yönlendirme araçlarını olduğunu ileri sürmek doğru değildir. Platon’un Devlet ve parçalayıp ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Thomas More’un Ütopya adlı yapıtlarında sosyalizmi Tracy, bir yandan böyle bir düşünsel altyapıdan yararlanıp çağrıştıran pek çok unsur bulunmakla birlikte, “sosyalizm” diğer yandan Locke ve Condillac ile hesaplaşarak kendi sözcük olarak ilk kez Robert Owen, Saint-Simon ve felsefesini oluştururken, düşünce sisteminin önemli bir Proudhon gibi eleştiri düşünürlerinin yapıtlarında unsuru olan “ideoloji” kavramını kullanır ve içeriklendirir. kullanılmıştır. Fakat özellikle komünizmin sınıfsız topluma Tracy’ye göre ideoloji, idelerin bilimidir ve bu bilim, dayandırdığı “gerçek özgürlük” vaatleri gerçekleşmemiş, aksine, bu ideolojinin 20. yüzyılda hayata geçtiği Sovyet

1


Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (1917-1992) ve Çin Halk yapanlar sansürlenir, kapatılır veya başka türlü Cumhuriyeti gibi ülkelerde komünizm, proletarya yollarla engellenmeye çalışılır. Böylece egemen diktatörlüğüne dayalı rejimlere dönüşmüştür. düşüncenin karşısına farklı düşüncelerin çıkmasının önüne geçilmiş olunur ve tek tip Anarşizm düşünce, toplumda baskın hâle getirilir. Gündelik konuşmada, halk dilinde anarşist denildiğinde “her • Etnisiteyi ve ırkı temel alan bir milliyetçilik ve türlü düzene başkaldıran”, “hiçbir düzeni tanımayan ve vatanseverlik övgüsü yaygındır. Vatanı-milleti- istemeyen” kişiler anlaşılır ve bu anlama biçiminin geçmişi devleti uğruna ölümü göze almak yüceltilir, belli Fransız Devrimi’ne kadar uzanır. Eski Yunancada “-in kişiler bu özellikleriyle kahramanlaştırılır. yokluğu” ya da “-in olmaması” anlamlarını veren “a-” ön eki • Toplumun üyesi kabul edildiği ırk ya da milletin ve “yönetici” anlamını veren ”archos” sözcüklerinin diğer ırk ve milletlere üstünlüğü savları öne birleşiminden oluşan anarşi sözcüğü, genel olarak “güç sürülür ve kanıt gösterilir, bu bağlamda tarihe ve yokluğu”, “yönetimin olmaması” anlamına gelir. tarih yazıcılığına büyük önem verilir.

Anarşizm, devleti, özgürlükleri kısıtlayan, insanlar için • Komünizme, liberalizme, demokrasiye, hatta bazen gereksiz masraflar çıkaran, tüm bunlar yetmezmiş gibi kapitalizme bile kesin bir karşı çıkış söz konusudur. yalnızca belli insanların ya da ekonomik sınıfların • Toplum sorunlarının çözümünde akıl ve bilim çıkarlarını koruyup kollayan, diğer insanları da hem yerine, duyguya, nefrete, söylencelere (mitlere) sömüren hem de özgürlüklerini zor kullanıcı araçlarıyla dayanma eğilimi gösterir ve usdışıcı kısıtlayan, özü itibarıyla kötü bir kurum olarak (irrationalist) bir felsefe anlayışından beslenilir. yorumlayan bir ideolojidir. Bu ideolojinin klasik Bir Siyaset Felsefesi Sorunu Olarak İdeoloji temsilcilerinden biri Pyotr Alexeyeviç Kropotkin’dir. İoanna Kuçuradi, Gelenek ve Devrim ya da Felsefe ve Kropotkin’de toplumcu yönü öne çıkan anarşizmin, ilk Dünya Politikası adlı yazısında, İkinci Dünya Savaşı’ndan olarak Max Stirner tarafından savunulmuş olan bireyci bir bu yana dikkate değer siyasi eylem ve kararlara, yaygınlık başka biçimi de bulunur. Farklı geleneklerden oluşan kazanmış düşünsel, sanatsal, ahlâkî ve toplumsal akımlara bireyci anarşizm, bireysel bilincin ve bireysel çıkarın, bakıldığında, çağdaş kültürün en belirgin özelliği olarak herhangi bir kollektif organ ya da kamu otoritesi insanın yüzünün unutulmasının, yani insanın değerinin tarafından engellenmemesi gerektiğine inanır. sıfıra inmesinin göze çarptığını söyler.

Daha çok 20. Yüzyıl’ın ikinci yarısında artan çevre Temel niteliği insan değerlerini sıfırlamak olan çağdaş kültür, sorunlarının bir ürünü olarak da görülebilecek olan yeşil Kuçuradi’ye göre, “her şey yapılabilir” ilkesinin eylemleri anarşizm ise, özellikle doğa-insan ilişkisi üzerinde duran belirleyen en yaygın ilke kılınması sonucunu doğurmuştur. bir anarşist düşünce hareketi olarak karşımıza çıkar. Bu Bireyleri “sıfırlar toplamı” olarak görenlerin bir kısmı hareketin temel sorunu, endüstri öncesi toplumu, hatta kendilerini de böyle bir toplama dâhil etse de, başka bir kısmı bazen tarım öncesi toplumu yeniden canlandırmaktır. kendilerini ve kendileriyle denk gördüklerini bu toplamın

Faşizm dışında tutar. Kendilerini sıfırlar toplamının dışında tutan bu ikinci grubun temel özelliği, ikiyüzlülüktür; yani Faşizmin sözcük kökeni, Antik Roma yöneticilerinin geniş savundukları ahlâkî değer yargılarıyla, iyi-kötü dedikleriyle hükümet yetkisini simgeleyen ve ucunda balta bulunan bir eylem ilkeleri arasındaki uyumsuzluktur. İnsanlara vaaz çubuk demetinin adı olan Latince fasces sözcüğünden verdiklerinin tersi yönde eylemlerde bulunan ve “her şey gelir. Aynı simge daha sonraları Fransız Devrimi sırasında yapılabilir” ilkesini pervasızca temel alan bu grubun, yapıp Aydınlanma anlamında, halkın elindeki devlet gücünü ettikleriyle, bugün pragmatizmi bir ideoloji konumuna temsil etmek üzere de kullanılmıştır. getirdikleri söylenebilir. Faşizm, Mussolini’nin 1922’de İtalya’da iktidarı ele Aslında Kuçuradi’nin ideolojileştiğini öne sürdüğü geçirmesinin ardından, onun iktidarı döneminde resmi pragmatizmin ana gündemi, Endüstri Devrimi’nden bu yana ideoloji biçimini almıştır. Kısa süre içerisinde önce kâr payını arttırmaktan başka hiçbir şeyi doğrudan fayda İtalya’da, sonra Almanya’da, 1945’de ortadan kalkması ve olarak görmeyen Avrupa burjuvazisinin, Aydınlanma olumsuz etkilerinin anlaşılmasından sonraysa, tüm döneminde ürettiği değerleri Avrupa Medeniyetinin dışında dünyada genel anlamıyla baskıcı, otoriter rejim anlayışını kalan ve günümüzde “az gelişmiş”, “gelişmekte olan” betimler bir nitelemeye dönüşmüştür. Faşist ideolojinin nitelemeleriyle andıkları toplumlara yaygınlaştırmaktan öte temel niteliklerini şöyle sıralayabiliriz: bir şey değildir. Bu yaygınlaştırmanın bir diğer adı da • Toplumsal yaşamın bütünü, devletin iktidarı emperyalizmdir. Emperyalizm, faşizm gibi, insan değerini elinde tutanın dünya görüşüne göre, yani lider sıfırlar ve kendisini alternatifsiz bir sistem olarak sunar. ilkesine göre örgütlenir ve belirlenir. İdeolojileri değerlendirirken, neden herhangi bir ideolojik • Basın ve yayın kuruluşları mevcut ideoloji görüş yerine, felsefi bilgiden hareket etmek durumundayız? paralelinde yayın yapmaya zorlanarak, egemen İşte bu sorunun yanıtı, aynı zamanda ideolojinin neden bir görüşe zıt düşünceler ve eleştirel seslerin çıkması siyaset felsefesi sorunu olarak ele alınabileceğinin de yanıtını çeşitli baskı unsurlarıyla önlenir. Aykırı yayın oluşturur.

2

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında