AÖF Soru Bankası

Aile Psikolojisi ve EğitimiÜnite 1 Soru-Cevap

Aile Psikolojisi ve Eğitimi (EVI206U) soru-cevapları.

Yetişkinlik kavramı ne şekilde açıklanır?

Yetişkinlik yılları insan yaşamının en uzun süreli gelişim dönemi olup, bu yıllar içerisinde de bireyler gelişimsel yaşantılarına bağlı olarak genç yetişkinlik dönemindeki genç yetişkin, orta yetişkinlik veya orta yaş dönemindeki yetişkin ve ileri yetişkinlik veya yaşlılık dönemindeki yaşlı, olgun yetişkin gibi kavramlar ile betimlenirler. Yetişkinlik kavramını sadece belli bir yaşa ulaşmayı ve fiziksel açıdan yetişkin bedensel özelliklerine sahip olmayı kasteden bir kavram olarak görmemek gerekir. Bunun içinde bir yetişkin olmayı, fiziksel, bilişsel ve psiko-sosyal gelişim boyutlarını içerecek biçimde bir bütün olarak gelişimsel ilerlemelere ve yeterliliklere sahip olmak olarak algılanmalıdır.

Gelişimsel görev veya ödev neyi ifade etmektedir?

Gelişimsel görev veya ödev, bireylerin içinde bulunduğu döneme özgü başarmaları veya kazanmaları beklenen özellikler, yeterlilikler, ilerlemeler, sorumluluklar ve davranışları ifade eder.

Yetişkinlik dönemlerine göre ilk veya genç yetişkinlerin kendine özgü gelişimsel görevleri nelerdir?

Yetişkinlik gelişim dönemlerini oluşturan ilk veya genç yetişkinlik, orta yetişkinlik ve ileri yetişkinlik dönemlerinin her birinin kendine özgü gelişimsel görevleri vardır. Bu bağlamda kısaca belirtmek gerekirse genç yetişkinlik yıllarında gençten temelde yetişkin yaşamına hazırlanması beklenir. Bunun içinde gencin psiko-sosyal yönden bağımsız davranabilmesi, bir mesleğe hazırlanması, kendini tanıması, kişiler arası ilişkilerinde ve özellikle yaşıtları ile yakın ilişkiler geliştirmesi, kendi özelliklerine ve tercihlerine uygun bir eş seçme yönünde çaba göstermesi, bir işin, ailenin ve diğer toplumsal sorumlulukların gereklerini yerine getirebilir olması gibi gelişimsel görevlerden söz edilebilir. 

Yetişkinlik dönemlerine göre orta yetişkinlerin kendine özgü gelişimsel görevleri nelerdir?

Orta yetişkinlikte yetişkinin yaşamında aile ve çalışma/iş yaşamı en temel belirleyici olup, yetişkinin bunlarda üretken olması beklenir. Bu bağlamda genişleyen toplumsal sorumlulukları üstlenme, bir işte çalışma ve doyum sağlama, kendini geliştirme çabası, zamanını etkili bir biçimde yönetme ve değerlendirme, etkili eş, ebeveyn davranışları gösterme ve çocuklarını yetiştirme, yaşlanan ebeveynlerine gerekli desteği sağlama gibi gelişimsel görevlerden söz edilebilir. 

Yetişkinlik dönemlerine göre ileri yetişkinlerin kendine özgü gelişimsel görevleri nelerdir?

İleri yetişkinlik yıllarında değişen yaşam koşullarına, bozulan beden yapısına ve sağlık durumuna, emekliliğe alışma ve uyum sağlama, toplumsal sorumluluklarını yerine getirme, zamanını etkili biçimde değerlendirme ve yaşamla barışık biçimde yaşamını sürdürebilme gibi gelişimsel görevler belirtilebilir. Burada söz edilen gelişimsel görevlerin başarılmasında doğal olarak bireysel farklılıklar söz konusu olmakla birlikte, bu görevlerin başarılmasının bireyin mutluluğunu ve refahını, dolayısıyla yaşam kalitesini artıracağı belirtilebilir. 

Bireylerin eş seçme çabası, genç yetişkinlik yıllarındaki hangi gelişimsel görevlerle ilişkilidir?

Yetişkin bir bireyin çocuk ve ergen olarak büyüdüğü ve yetiştiği ailesinden ayrılarak kendi ailesini oluşturma yönündeki çabalarından ilki eş seçmedir. Yetişkin bireyin eş seçme çabası, öncelikle genç yetişkinlik yıllarındaki gencin kendini tanıma ve diğerleri/yaşıtları ile yakın ilişkiler geliştirme gelişim görevi ile yakından ilişkilidir. 

Hangi bireylerin eş seçiminde daha uygun ve sağlıklı kararlar vermesi daha olasıdır?

Kendini tanıyan ve kendi özelliklerinin farkında olan bireylerin eş seçiminde daha uygun ve sağlıklı kararlar vermesi daha olasıdır. 

Bireylerin eş seçimini veya çekicilik ve ilişki gelişimi örüntüsünü açıklamaya yönelik yaklaşımlar nelerdir? 

Bireylerin eş seçimini veya çekicilik ve ilişki gelişimi örüntüsünü açıklamaya yönelik farklı yaklaşımlar söz konusudur. Bu yaklaşımlar genel olarak sosyal yapı/sosyal rol yaklaşımı, mübadele (değiş-tokuş) yaklaşımları, gelişimsel yaklaşımlar, ortak/ benzer özellikler yaklaşımı, zıt özellikler yaklaşımı ve birbirini tamamlayan ihtiyaçlar yaklaşımı olarak belirtilebilir. 

Eş seçimi sosyobiyolojik yaklaşım açısından nasıl açıklanır?

Sosyobiyolojik yaklaşım insanın doğası ve biyolojisinden hareketle cinsiyet farklılığı temelinde eş seçimine açıklama getirir. Cinsel eğilimler, cinsel partnerlik ve iş bölümü/iş birliğinin hayatta kalma olasılığını artırmak için ortaya çıktığını, kadın ve erkeklerin eşlerinde farklı özellikler arayacak biçimde yaratıldıklarını belirtir.

Eş seçimi sosyal yapı veya sosyal rol yaklaşımı açısından nasıl açıklanır?

Sosyal yapı veya sosyal rol yaklaşımı eş seçiminde cinsiyetlerin farklı özelliklere önem vermesi üzerinde durarak, bunun temel nedeni olarak da toplumsal açıdan farklı rollere sahip olmaktan kaynaklandığını ileri sürer. 

Mübadele (değiş-tokuş) yaklaşımları eş seçimini genel olarak ne şekilde açıklar?

Mübadele (değiş-tokuş) yaklaşımları yüksek statülü olup çok kazanan erkek ile fiziksel olarak çekici kadınların evlenmesi gerektiğinden hareketle kadının güzelliği ve çekiciliği ile erkeğin ekonomik kaynağının mübadelesinin söz konusu olduğunu belirtirler. 

Eş seçiminde mübadele yaklaşımları nelerdir?

Mübadele yaklaşımları olarak eşitlik yaklaşımı, karşılıklı  bağımlılık yaklaşımı ve sosyal mübadele yaklaşımından söz edilir. 

Mübadele yaklaşımlarından biri olan eşitlik yaklaşımı eş seçimi ve evlilik ilişkileri açısından neler ifade etmektedir?

Mübadele yaklaşımlarından biri olan eşitlik yaklaşımı eşlerin kurdukları ilişkideki girdiler ve çıktıları arasında algıladıkları denge derecesi üzerinde durur. İlişkide girdi değiş tokuşa yapılan katkıyı içerirken çıktı ilişkiden elde edilen ödül veya cezadır. Bu durumda sonuçta eşit ilişki durumu söz konusu olduğunda eşler ilişkiyi geliştirmeye yönelirken eşit olmayan ilişki durumunda ise mutsuzluk yaşanır ve bu eşitsizliği ortadan kaldırmaya yönelirler. 

Mübadele yaklaşımlarından biri olan karşılıklı bağımlılık yaklaşımı eş seçimi ve evlilik ilişkileri açısından neler açıklamaktadır?

Karşılıklı bağımlılık yaklaşımı ilişkilerdeki bağımlılık durumunu açıklamaktadır. Bir ilişkiden geçmiş ilişkilerine bağlı olarak ne derece doyum elde edilip edilmediğine ve mevcut ilişkinin başka bireyler ile yaşanması durumunda elde edilecek doyumun ne ölçüde değişip değişmeyeceğine ilişkin karşılaştırmalara bağlı olarak ilişki kararlarının şekillendiği üzerinde durmaktadır. 

Mübadele yaklaşımlarından biri olan sosyal mübadele yaklaşımı eş seçimi ve evlilik ilişkileri açısından neler açıklamaktadır?

Sosyal mübadele yaklaşımı eş seçimini en az bedelle en fazla ödülü sunan kişilerin değerlendirmesi temelinde ele alır. Ekonomi bağlamında ilişkinin nasıl biçimlendiğini açıklar. Bireylerin etkileşimlerinin birbirlerine ne vadettikleri, sundukları ve ne elde ettikleri temelinde gerçekleştiğini, elde edilenler ve sunulanların karşılıklı takas edildiğini belirtir. 

Eş seçimi ve evlilik ile ilgili gelişimsel yaklaşımlar içerisinde hangi yaklaşımlardan söz edilir?

Gelişimsel yaklaşımlar kapsamında filtre yaklaşımı, uyaran-değer-rol yaklaşımı, evlilik öncesi ikili oluşum yaklaşımı ve çember yaklaşımından söz edilir. 

Gelişimsel yaklaşımlardan filtreleme yaklaşımında eş seçimi ve evlilik konusunda nelerden söz edilmektedir?

Filtreleme yaklaşımı ilişki süresince eşin kişilik ve sosyal özelliklerinin gözden geçirildiğini ve ilişkinin farklı evrelerinde çeşitli filtrelerin kullanıldığından söz eder. Böylece, ilk görüşte başlayan ve gördüğümüzde kendi yaşam alanımızda yer alıp alamayacağına karar verdiğimiz bir filtreleme süreci söz konusudur. İlk olarak yakınlık filtresi çerçevesinde bireyler yakın çevresindeki veya en yakınındaki kişileri potansiyel eş adayı olarak görürler. Sonrasında çekicilik filtresi çerçevesinde kendine çekici gelmesine odaklanılır ve benzerlik filtresinde yaş, eğitim, etnik durum, din, sosyoekonomik durum gibi açılardan benzerliklere bakılır. Uygunluk filtresinde ise değerler, ihtiyaçlar, tavırlar, alışkanlıklar gözden geçirilir. Ortak noktaların paylaşıldığı yönündeki düşünce ile deneme filtresinde birlikte yaşama veya nişanlılık söz konusu olur. Son olarak da karar filtresi ile evlilik kararı verilir. 

Gelişimsel yaklaşımlardan uyaran-değer-rol yaklaşımında eş seçimi ve evlilik konusunda nelerden söz edilmektedir?

Uyaran-değer-rol yaklaşımı eş seçiminde uyaran, değer ve rolden oluşan üç aşama belirtir. Bu üç aşama çerçevesinde bireylerin bir flört ve birlikte yaşama ilişkisini değerlendirdiklerini ve ilişkiyi sürdürme ve sonlandırmaya karar verdiklerini ileri sürer. Uyaran aşaması ilk olarak eşini gördüğü, birbiri ile tanıştığı ve ilk izlenimlerin oluştuğu aşamadır. Bu aşamada bireyler fiziksel görünüm, dışsal özellikler, davranışlar ve diğer uyarıcılar bakımından gözden geçirilir. Bu aşamada ilk izlenimin çekici veya olumlu olarak algılanması ile eşin çeşitli değerler ve tutumlardaki uyumunun değerlendirildiği ve sözel olarak ifade edildiği değerlerin karşılaştırılması aşamasına geçilir. Benzerliklerin değerlendirilmesi sonrası rol aşamasında ise bir eş, ebeveyn olmak gibi çeşitli rollerdeki uygunluklarını ve birbirini tamamlayıcılıklarını test ederler. Bu rol beklentilerinin uygunluğuna göre de ilişkiye yönelik bir sonuca ulaşırlar. Dolayısıyla eş seçiminde değer ve rol uyumluluğu eş seçiminde temel belirleyicilerdir 

Gelişimsel yaklaşımlardan evlilik öncesi ikili oluşum yaklaşımında eş seçimi ve evlilik konusunda nelerden söz edilmektedir?

Evlilik öncesi ikili oluşum yaklaşımı ikili oluşumun benzerliklerin algılanması, karşılıklı ilişkinin kurulması, kendini açma, rol alma (birbiri ile nasıl ilişki kuracakları ve ilişkinin dinamikleri), kişiler arası rol uygunluğunun kazanılması (ilişkideki rollerinden doyum ve uyum sağlama), ikili kristalleşmenin kazanılması (birbirlerini kabullenme ve ilişkinin devamı) gibi altı aşamada gerçekleştiğini belirtir. 

Gelişimsel yaklaşımlardan çember yaklaşımında eş seçimi ve evlilik konusunda nelerden söz edilmektedir?

Çember yaklaşımı veya ilişki oluşumunda aşama modeli çoğu ilişki gelişiminin sosyal ve kişiler arası süreçler içerdiğini ve sosyal güçler tarafından etkilendiğini belirtir. Bu bağlamda Reiss tarafından karşılıklı çekicilik gerçekleştiği andan itibaren duygusal bağlanmanın veya ilişki oluşturmanın bir dizi aşamadan geçtiği ileri sürülür. Bu aşamalar ise ilişkinin kurulması/yakın ilişki, kendini açma/kendini ifşa, karşılıklı bağlılık/bağlanma ve yakınlık ihtiyacını karşılama gibi dört aşamayı içerir.

Birbirini tamamlayan/tamamlayıcı ihtiyaçlar yaklaşımı eş seçimi ve evlilikle ilgili neler açıklar?

Zıtların çekiciliği hipotezine dayanan birbirini tamamlayan/tamamlayıcı ihtiyaçlar yaklaşımı ise eşlerin gereksinimlerini karşılamasının önemli olduğunu ve bu nedenle eşlerin birbirlerini tamamlayan gereksinimlerini dikkate alarak birbirlerini seçeceklerini ve bu ilişkiden doyum sağlayacaklarını vurgular.

Eş seçiminde ortak/benzer özellikler ile zıt özellikler yaklaşımları açısından nelerden söz edilir?

Eş seçmede ortak/benzer özellikler yaklaşımı ise eşlerin benzer yönlerininin çok olmasının önemli olduğunu ve evlilikte başarı olasılığını artırdığını vurgular. Bireylerin ortak/benzer özellikler temelinde aynı etnik grup, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey, din ve değerlerden biri ile evlenme eğiliminde olduğunu belirtir. Bunun tersine, zıt özellikler yaklaşımı ise eş seçiminde eşlerin kendilerinde olmayan farklı özelliklere sahip bireyleri çekici bulduğunu, zıt özelliklerin birbirinden hoşlandığını ve eş seçme eğiliminde olduğunu ileri sürer. Bununla birlikte eşlerin kendilerinde olmayan zıt değerlere ve kişilik özelliklerine sahip eşleri seçmelerinin evlilik başarısı olasılığını artırdığını, bu nedenle yaşantılarda çeşitlilik söz konusu olabildiğini ancak başlangıçta bu durumun çekici gelmekle birlikte ilerleyen yıllarda bu zıt özelliklerin sorun oluşturabildiği ifade edilmektedir. 

Evlilik nedir?

Evlilik, iki yetişkin bireyin karşılıklı olarak anlaşarak bir aile birlikteliği oluşturmak üzere aralarında yapmış oldukları sorumluluk içeren bir birliktelik ve yasal çerçevesi olan bir sözleşme ilişkisidir. Evlilik, bireyin kendi ailesini oluşturmasının ilk adımıdır. Eşi ile olan ilişkisini çevresine duyurmasının ve birlikteliklerini hukuki güvence altına almasının bir ifadesidir. 

 

Evliliğin karakteristik özellikleri nelerdir?

  • Evlilik, demografik bir olay/durum/olgudur. Her evlilik, toplumda sosyal bir birim oluşturur. 
  • Evlilik, iki eşin ailesini, arkadaşlarını ve sosyal ağlarını bağlar, birleştirir, kaynaştırır.
  • Evlilik, eşler ve devlet arasında yasal bir sözleşmedir. Eşlerin hakları ve sorumlulukları belirginleştirilir. 
  • Evlilik, ekonomik bir birliktir, ittifaktır. Toplumun en önemli finansal karar vericileridirler. 
  • Evlilik, yetişkinler için en yaygın yaşam düzenlemesini içerir. 
  • Evlilik, çoğu bireyin cinsel aktivite kaynağıdır. 
  • Evlilik, üretken/üretici bir birimdir. Çoğu çift anne-baba olmak ister. 
  • Evlilik, çocukları sosyalleştiren bir birimdir. 
  • Evlilik yakın, paylaşımcı ilişki geliştirmek için bir fırsattır. 

Aile kavramı neyi ifade etmektedir?

Aile, çiftlerin veya eşlerin bir araya gelerek çoğunlukla evlilik bağı ile birliktelik oluşturduğu toplumun en küçük grubu, bileşeni, birimi, kurumudur. Aile kavramını tanımlamak güç olup, aile kültür, bakış açısı, yapısı gibi pek çok yönlerden farklı biçimlerde tanımlanabilecek ve açıklanabilecek genişlikte bir kavramdır. 

Geniş, çekirdek ve geçiş aile türlerinin özellikleri nelerdir?

Geniş aile, geçmişten günümüze varlığını sürdüren geleneksel bir aile yapısına sahiptir. Günümüzde daha çok kırsal bölgelerde rastlanan geniş aile yapısında birkaç kuşak bir arada ve aynı aile ortamında yaşamlarını birlikte sürdürürler.

Çekirdek aile, geniş ailenin tersine bir çift ve varsa onların çocuklarından oluşan ailedir. Diğer ifadesi ile çocuklu veya çocuksuz bir çiftten veya en azından bir anne/baba veya ebeveyn ile onun çocuklarından oluşan ve iki kuşak bir arada bulunan küçük toplumsal birimdir. 

Geçiş ailesi, tarımsal üretimden sanayileşmeye geçerken toplum yapısının değişmesine bağlı olarak aile yapısındaki değişimi ifade etmektedir. Geniş aile üyelerinin şehirlere göç etmesi ile buralarda küçük aileler biçiminde yaşamaya yönelim söz konusu olmuştur. Böylece geçiş sürecindeki aileler dıştan çekirdek aile görünmekle birlikte geniş aile yapısı alışkanlıklarını sürdürmüşler ve geniş aile yapısından ayrılmada güçlükler yaşamışlardır. Dolayısıyla bu tür aileler ekonomik ve barınma koşulları bakımından çekirdek aile gibi görünmekle birlikte aile içi tutumlar, inançlar ve törel kavramlar bakımından düşünsel ve duygusal yaşantılarında geleneksel geniş aile yaşam biçimini sürdürmektedirler 

Aileler yapısal özellikleri bakımından hangi kavramlarla ifade edilirler?

Aileler yapısal özellikleri bakımından geçmişten günümüze anaerkil aile, ataerkil aile, geniş aile, çekirdek aile, geçiş ailesi ve son olarak farklılaşan yaşam biçimleri ve birliktelikleri ile ortaya çıkan aileler olarak betimlenebilir. 

Aile yaşam döngüleri hangi dönemlerden oluşmaktadır?

Carter ve McGoldrick (1999’dan akt. Gladding, 2012) ailenin yaşam döngüsünü altı dönemde betimlemiştir. Bunlar: 

1. Bekâr genç yetişkinler, evden ayrılma: Gelişimsel görevleri, kişisel özerklik geliştirme, evden ayrılma, kariyerini rayına oturtma, kendine sosyal destek grubu oluşturma. 

2. Yeni çift: Gelişimsel görevleri, birbirlerine uyum sağlama ve birbiri ile paylaşmayı öğrenme. 

3. Küçük çocuklu aileler: Gelişimsel görevleri, enerjilerini zamanlarını kendilerine çocuklarına ve diğer ilişkilerine uygun bir biçimde ayarlayabilmek. 

4. Ergen çocuklu aileler: Gelişimsel görevleri, kendilerine fiziksel ve psikolojik olarak bakmak, ilişkilerine çocuklarına yaşlı ebeveynlerine bakmak, artmakta olan aile içi gerginlik ve çatışmalar ile başarılı biçimde baş etmek. 

5. Çocukları evden ayrılan aileler: Gelişimsel görevleri, birbirlerini birrer eş olarak tekrar keşfetme, orta yaş güçlükleri ile baş etme, çocuklarını bağımsızlaşma yönünde cesaretlendirmek. 

6. Yaşamlarının son dönemlerindeki aileler: Gelişimsel görevleri, yaşlanmaya, eşin ölümüne, azalan fiziksel enerjiye uyum sağlamak. 

Benzer biçimde aile yaşam döngüsü Özabacı ve Erkan (2013, s. 21-23) tarafından ise şu şekilde betimlenmektedir: 

1. Sorumluluklar: Eş rolünün yüklenilmesi, köken aileden kopma, eşin ailesi ile ilişki kurma, ilişki kurallarını koyma, iş bölümü. 

2. Yeni ebeveyn rolleri: Ebeveyn rolünü yüklenme, çocuk yetiştirme sorumluluğunun üstlenilmesi, genişleyen ailede iş bölümü, ev işlerindeki değişimler, çocuklar ile yaşama uygun kurallar ve iletişim kalıpları belirleme. 

3. Yeni kişiliği kabullenme: Ebeveyn rollerini sürdürme, yeni bireyin gelişimine izin verme, gelişen kişilik ile bağlantı kurma, ailenin sınırlarını korumaya ilişkin düzenlemeler yapma. 

4. Aile dışından başka kurumlara çocukların gönderilmesi: Ebeveyn rolünün artması, çocuğun ilk ayrılışına destek olmak, çocuğun gelişen bağımsızlığını kabullenmek, ailedeki değişimi kabullenmek, dışarıdaki kurumlar ile iş birliği. 

5. Ergeni kabullenme: Çocuğun yeni gelişen kimliği ile karşılaşma, arkadaş gruplarının etkisinin artması, çocuğun bağımsızlığının ve farklılaşmasının artması. 

6. Bağımsızlığı deneyimlemek: Artan bir bağımsızlıkla karşılaşma, çocuğun karar verme sürecine katılım, eğitim ve kariyer planlamaya katılım, köken aile ile bağlarının zayıflamasının kabulü. 

7. Yeni bir başlangıca hazırlık: Çocuğun bağımsız yetişkin rolünü kabullenme, ayrılığı planlama, orta yaş geçişi ile yüz yüze gelme 

8. İzin verme/Karşı karşıya gelme: Eşlerin rolleri üzerine yeniden çalışma, geçmişin bitirilememiş işleri ile baş başa kalma, çocuklarının ayrılma sorunlarını çözme. 

9. Emekliliği kabul etme/Yaşlılık: Yeni yaşam stiline uygun roller geliştirme, işten başka aile sorumlulukları ve aktiviteleri geliştirme, ileri yaş problemleri ile karşılaşma, kayıplar yaşama, yaşamı gözden geçirmeye başlama. 

Aileyi açıklayan başlıca kuramlar nelerdir?

Alan yazında çok çeşitli aileyi açıklayan kuramsal bakış açıları, aile kuramları veya aile teorileri mevcuttur. Aileyi açıklamada sıklıkla üzerinde durulan aile kuramları yapısal işlevsel kuram, aile sistem kuramı, sembolik etkileşimcilik kuramı, çatışma kuramı, sosyal alışveriş/mübadele kuramı, gelişimsel kuram, sosyobiyoloji kuramı ve feminist kuram olarak sıralanabilir. 

Yapısal işlevsel kuram aileyi ne şekilde açıklamaktadır?

Bu kuramsal bakış açısı toplumun kendi sürekliliğini/istikrarını korumak için aileyi yapılandırdığını, ailelerin toplumda bireylerin duygusal ve pratik eğitiminin temel kaynağı olarak hizmet ettiğini, toplumun devamlılığı için gerekli olduğunu ileri sürer. Aileler toplumun sürekliliği için temeldir ve toplumun bir bütün olarak sorunsuz işlemesini sağlamak için belirli rolleri yerine getirmelidir. Toplumsal beklentilere göre aile üyelerinden beklenen roller belirlenir, bu rollere göre de aile üyelerinin davranış biçimleri belirlenir ve aile ilişkileri yapılanır. Böylece aile toplumun beklentilerini gerçekleştirir. Bu açıdan aileye topluma katkısı bakımından değerlendirir ve bunun içinde ailelerin üremeyi kontrol ve düzenleme, sosyalleşme, duygusal destek gibi sosyal fonksiyonlara hizmet ettiğini belirtir 

Sembolik etkileşimcilik kuramına göre aile kavramı nasıl açıklanır?

Sembolik etkileşimcilik kuramı ise bireylerin diğer bireyler ile kurduğu etkileşim üzerine odaklanırlar. Etkileşim, sembolik iletişim dünyası içerisinde gerçekleşir ve kullandığımız semboller (dil, sözel olmayan beden duruşu, jest mimikler gibi) ait olduğumuz toplum tarafından etkilenir. Başkaları ile etkileşimde insanların ne kastettiğini ve neyin uygun olduğunu yorumlamaya sürekli çalışırız. Bu etkileşim yolu ile bireyin çevresini anlamlandırması olanaklı olur. 

Aile sistem/sistemleri kuramı aileyi nasıl açıklar?

Aile sistem/sistemleri kuramı ise birbiri ile etkileşen parçaların bir bütünü oluşturduğundan hareketle genel sistem teorisinden ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşım aileyi bir sistem olarak açıklar. Bu yaklaşıma göre ailenin bütün üyeleri birbirleri ile bağlantılıdır, etkileşim içerisindedir. Bu etkileşim yolu ile hem birbirlerini hem de tüm ailenin işleyişini etkilerler. Bu nedenle bir aile üyesinin davranışlarını anlamlandırmak için ailenin tümüne ve ailenin işleyişine, sistemine odaklanmak gerekir. Aynı zamanda aile üyelerinin yanı sıra dış faktörlerden ve aile üyesi olmayan diğer bireylerden de etkilenme, buna karşı koyarak kendisini koruyabilmek ve kendi içinde dengesini yeniden sağlayabilme potansiyeline sahiptir. Çünkü aile dışından aileye sürekli bilgi akışı vardır ve aile kapalı bir sistem olmadığı için aile ve üyeleri dış faktörlerden etkilenirler ve aile çatışma olmaması için dengeyi sağlamaya çalışır. 

Sosyal alışveriş veya mübadele kuramı aile ile ilgili ne gibi fikirler öne sürer?

Sosyal alışveriş veya mübadele kuramı insanların kişisel seçimlerinin ekonomik pazarı/piyasaları yönlendiren ödülleri artırmak ve maliyeti azaltmak arzusu ile aynı kuvvetler tarafından güdülendiğini ileri sürer. 

Feminist kuramı hangi görüşü savunur?

Feminist kuram feminist hareket ile ortaya çıkmış olup, bu çerçevede kadının sömürüldüğü, değersizleştirildiği, ezildiği ve toplumun kadını güçlendirmeyi ve ezilme koşulunu değiştirmeyi vadetmesi/üstlenmesi gerektiği, kadının yaşantılarının temel olduğu, erkeklerinkinden daha az önemli olmadığı fikrini savunur. Erkek egemenliğini içeren ataerkilliği eleştirir. 

Çatışma kuramı aileyi nasıl açıklamaktadır?

Çatışma kuramı veya bakış açısı ise aileyi toplumun geniş sınıf sisteminin bir elemanı ve toplumun küçük bir dünyası olarak görür. Özellikle aileler ile politik ve ekonomik eşitsizliklerin daha geniş sistemi arasındaki bağa ve aile ile üyeleri arasındaki güç ve kaynakların yönetimi konusuna odaklanır. Eşitsizlik ailelerin doğasında var olup, ailede otorite hiyerarşisi vardır ve eşler arası şiddet, aile içi problemler, evlilik sorunları gibi kişiler arası ilişkilerde potansiyel çatışmalar kaçınılmazdır. Çatışmanın ortadan kaldırılması değil düzenlenmesi gerektiğini, bazı aile üyelerinin bu düzenlemelerden diğer üyelerden daha çok yararlandığı ve çatışmanın değişmeye yol açtığını ifade ederler.

Sosyobiyoloji kuramına göre aileye nasıl bir bakış açısı vardır?

Sosyobiyoloji kuramı genetik materyalizmin gelecek kuşaklara geçmesini sağlama arzusu ile donatıldığımız temel görüşü ile birey, çift ve aile örüntüsünün biyoloji yoluyla belirlendiğini belirtir. Tüm insan davranışlarına güçlü biyolojik güçler tarafından etki edildiğini ve bazı aile biçimlerini yaratmak için kültür ile etkileştiğini ileri sürer. Bu bakış aile ilişkilerinin altında yatan sosyal örüntülere çok fazla odaklanmamakla birlikte biyolojik zorunluluklara/gerekliliklere odaklanır. Aile yaşamının bazı özelliklerinin (insanlar ilişkilerini nasıl biçimlendiriyor, oluşturuyor, niçin kadın ve erkek farklı hareket ediyor, çocuk sahibi oluyor gibi) uzun evrimsel sürecin doğal ürünleri olduğunu ileri sürer.

Ailenin temel işlevleri nelerdir?

Ailenin bazı temel işlevleri vardır. Bu temel işlevler üreme, ekonomik, eğitim ve temel ihtiyaçların karşılanması başlıkları altında gruplanabilir. 

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında