AÖF Soru Bankası

Aile Psikolojisi ve EğitimiÜnite 8 Özeti

Aile Eğitimi

EVİ206U-AİLE PSİKOLOJİSİ VE EĞİTİMİ

Ünite 8: Aile Eğitimi

Giriş

İnsan toplum içerisinde sosyal yaşantısını düzene koymak, öncelikle çevresinde yaşayan bireyler olmak üzere başkalarına zarar vermeden, içinde bulunduğu çevreyi kirletmeden, tam aksine diğer insanlara destek olarak, çevresini iyileştirerek, güzelleştirerek, daha yaşanılır bir hale getirerek, yaşayabilmek ve sonuçta, dünya üzerinde insana yakışır bir uygarlık kurmak için bazı kurallar konmuştur. Bu kuralları dini, ahlaki ve hukuki kurallar olarak gruplamak mümkündür. Toplum kuralları koyarken bütün bireylerin bu kurallara uymasını ister. Uymayanları da bu kurallara uydurmak için birtakım yaptırımlar geliştirir ve bu yaptırımları kullanarak bireyleri koymuş olduğu kurallara uymaları yönünde zorlar. Bu yaptırımlar çoğu kez derecesi farklı olan cezalardır.

Bir toplumun koymuş olduğu kuralların uygulanmasını sağlamak amacıyla oluşturulan ilk sosyal kurum ailedir. Aile bir toplumun en önemli sosyal kurumudur. Aile kurumu, toplum ile birey arasındaki bağı kurma, devam ettirme, neslin devamını sağlama, bireyin sosyalleşme sürecini tamamlama görevini yerine getirmektedir.

Aile ve evlilik kurumunun özellikleri, içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısına göre farklılıklar göstermektedir. Ailenin toplumdan topluma farklılık gösteren bu özelliğine karşın tüm toplumlarda büyük benzerlik gösteren “biyolojik”, “sosyal”, “psikolojik” ve “ekonomik” olmak üzere dört ana başlık altında toplanabilen bazı temel işlevleri bulunmaktadır.

Evlilik

Evliliği kısaca, iki karşı cinsin toplumca onaylanan birlikteliğidir şeklinde tanımlamak mümkündür. Bir başka anlatımla evlilik, farklı cinsteki iki insanın kendi özgür iradeleri ve istekleri ile birlikte yaşama isteklerini belirtmeleri ve bu isteklerini yasalara bağlı olarak kayıt altına almalarıdır. Doğal olarak evliliğin oluşabilmesi için bazı temel koşulların oluşması gerekir. Bu koşullardan öncelikli olanı bireylerin belli bir olgunluk düzeyine gelmiş olmalarıdır. Aslında yasalar açısından bakıldığında evlilik bir ortaklık sözleşmesidir. Duygusal anlamda ise evlilik, yaşamlarını yan yana el ele ve karşılıklı sevgiyle bir arada getirmek amacıyla eşlerin kendilerini birbirlerine adamalarıdır. İki kişinin evlilik yoluyla bir bütün olmaları, aşk, sevgi, saygı, karşılıklı anlayış, şefkat, güç ve zevk dolu bir birlikte yaşamın gücüne kaynak oluşturur. Ancak bu durumun ortaya çıkmasının tek şartı çiftlerin karşılıklı olarak birbirlerini anlamaları ve birbirlerine saygı duymaları kısaca anlayış birliği içinde olmalarıdır. Bu şart yerine gelmediği zaman yani çiftler arasında bir anlaşmazlık olduğunda eşler arasındaki iletişimsizlik; yaşam alanlarını kısıtlar, moralleri bozar, anlaşmazlığa ve giderek nefrete neden olabilir.

Evlilik ve aile yaşamı, zorlukları sayesinde gerçek zevk ve doyumu ortaya çıkaran kişilik geliştirici bir ortamdır. İş ve aile yaşamı arasında bir paralellik vardır.

Evliliğin Doğası ve Dinamiği

Yasal açıdan bakıldığında, evlilik ve aile karşılıklı ilişkisel yükümlülüklerin ve hakların oluştuğu bir bağlanmadır. Bir başka anlatımla bu kademeli olarak sürekli tekrarlanan eylemler yoluyla gerçekleştirilen ortak bir yaşam projesidir. Bu eylemler karşılıklı görevleri ve sorumlulukları sürekli bir şekilde yapmayı gerektirir. Kaçınılmaz olarak birlikte yaşam oluşturmak için gerekli kişisel alışkanlıklara ya da erdemlere de gerek vardır. Varılmak istenen hedef kişilerin toplum olarak mekanik ve ortak kişiler halinde birlikte hareket eden biri gibi değil, aile üyelerinin karşılıklı olarak birbirlerine karşı anlayışlı olmalarını ve kişiler olarak birbirlerinin haklarına saygı gösteren ve fakat düşüncelerini öz güvenle ifade eden bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır.

Ayrıntılı bir analiz yapıldığında eşler arasında üç grupta toplanabilecek değerler olduğu belirir. Bunlardan birinci grup; eşlerin üzerinde uyuştukları ve herhangi sorun olmaksızın her iki tarafında kabul ettikleri, paylaştıkları, aynı tutum ve davranışı geliştirdikleri değerlerdir. İkinci grubu ise eşlerin üzerinde ilk anda uyuşmadıkları görüş ayrılıklarının olduğu ancak iyi niyetle değerlere yaklaştıklarında üzerinde bir şekilde uzlaşabilecekleri değerler oluşturur. Üçüncü değer grubu ise, eşlerin üzerinde hiçbir şekilde uyuşamayacakları değerlerdir.

Aile

Bir toplumun en küçük birimi yapı taşı olarak bilinen aile, çeşitli yazarlar tarafından değişik şekillerde tanımlanmaktadır. Hemen herkes aileyi kendi önem verdiği özelliğini öne çıkararak tanımlamaya çalışmıştır. Ancak ailenin çok fazla önemli özelliği olduğu için bir özelliği öne çıkaran birçok tanım olmasına rağmen ailenin kapsamlı bir tanımını yapabilmek mümkün olamamıştır. En yaygın tanımı ile aile “aralarında gerçek uzlaşma ve akrabalık bağı olan ve bütün sosyal ilişkileri bir soy etrafında olan zümrelerdir”. Aileyi “genellikle karı-koca ve çocukların oluşturdukları, biyolojik, psikolojik, ekonomik ve toplumsal görevleri olan sosyal bir kurumdur” şeklinde de tanımlamak mümkündür.

Toplumlar ailelerin bir araya gelmesiyle oluşur. İnsanlar tarih öncesi çağlardan beri aile kurmuşlardır. Aile bilinen en eski toplumsal kurumdur. Zaman içinde aile değişmemiş, ancak ailenin üyelerinde ve üyelerin görevlerinde bazı değişmeler olmuştur.

Ailenin Önemi

Aile, gerek birey ve gerekse toplum açısından en temel öğedir. Aile birey ve toplum arasında köprü görevi üstlenir ve bu görevini en iyi bir şekilde yerine getirir. Aile, bireyin yaşamında çok önemli bir yer tutan beslenme, bakım, sevgi ihtiyacı, duygusal gelişim, psikolojik gelişim, eğitim, kültürel değerleri kazanma, sağlıklı zeka gelişimini sürdürme gibi temel ihtiyaçların karşılandığı birincil ortamdır.


Aile üyeleri arasındaki ilişkiler ve aile ortamı, psiko- sosyal yönden gelişen bireyin en çok etkileşime uğradığı yerdir.

Ailenin kendi içerisinde etkileşen bir sistem oluşu, bu yapı içerisinde, bu yapıyı oluşturan üyelerin bazı kurallara uyması zorunluluğunu ortaya çıkarır. Ailede bir denge hali söz konusudur. Aile bireylerinin etkileşim ve iletişimindeki problemler, rollerdeki karmaşa, yetkilerin yersiz ve yanlış kullanılması, bu yapı içerisindeki kuralları çiğnemek yerleşmiş olan mevcut dengeyi bozar.

Aile fonksiyonlarını yerine getirirken, ailenin diğer üyeleri, akraba ve arkadaş çevresi de bazı sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Aynı zamanda bu etkileşim sürecinde adı geçen bireyler, mevcut sorunların daha da ağır hale gelmesine, hatta bazen çözümsüz olmasına sebep olabilir. Ailede bireyin taşıdığı yetki genellikle kültürel ve toplumsal değerlerin de etkisi altındadır.

Ailenin fonksiyonlarını yerine getirmesinde, üzerinde durulması gereken bir diğer önemli konu, aileyi oluşturan bireylerin aile adına verilen kararlara ortak olmaları, kararları benimsemeleri ve nihayet kararların uygulanmasında üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yerine getirmeleridir. Kararların alınması sırasında ise makul ölçüde herkesin ihtiyaç ve isteklerine saygı gösterilmesi çok büyük önem taşır.

Ailede sağlıklı iletişim ve etkileşimi engelleyen faktörleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

• Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde yüzeysel konuşmalar yapılması, • Aşırı soru sorma, yersiz şüphelere kapılma, • İlgi gösterisinin yapay olması, • Karşı tarafın hareketlerinden yorum yapma anlam çıkarma, düşüncelerini yorumlama ve tahmin etme ve bunların doğruluğunu test için konuşma ihtiyacı duymama, • Geçmişteki üzücü ve tatsız olayları sık sık, yerli yersiz, gerekli gereksiz gündeme getirme, • Sorulan soruları karşılıksız bırakma, • Bireylere söz ile baskı kurmaya çalışma, • Abartılı bir şekilde onaylama veya reddetme, • Sık sık hemen her konuda öneride bulunma veya kişisel düşüncelerini kabule zorlama, • Suçlama, eleştirme, olumsuz değerlendirmeler yapma, • Emir verme, tehdit etme, • Samimiyetten uzak kalma, yalan söyleme, • Alay etme, küçük düşürmeye çalışma, fikirlere değer vermeme, • Sürekli olarak olayların olumsuz yönlerini öne çıkarma, • Küçük hataları görmezden gelmeyip tam aksine çok abartma,

• Benmerkezci olma, sürekli olarak özveriyi karşı taraftan bekleme, • Ortak çalışmalara gereken önemi vermeme, • Karşıdakinin kendisini ifade etmesine olanak tanımama

Sağlıklı şekilde iletişim ve etkileşim içinde bulunmayan ailelerde bireyler arası iletişimde; karşısındakini rahatsız etme, yüz kızartma, sert şekilde bakma, yüz buruşturma, konuşmama, yalan söyleme ve benzeri durumlar her zaman için olması beklenen durumlardır.

Fonksiyonlarını Yerine Getirme Durumuna Göre Aile Çeşitleri

Fonksiyonlarını yerine getirme durumuna göre sorunlu olabilecek aile tiplerine bazı örnekler verilebilir:

1. Babanın çalıştığı, ancak evin yönetiminde daha çok annenin söz ve kurallarının geçerli olduğu, çocuklarının bakımının tamamen anne üzerinde olduğu, babanın çoğu zaman çocukları ile mesafeli olduğu aile, 2. Anne ve babanın deneyimsiz olduğu, evliliğin genç yaşta yapıldığı, istemeyerek çocuk sahibi olunduğu, çocuk yapma ve çocuğun eğitimi konusunda eşlerin anlaşamadıkları ve çeşitli nedenler ile sürekli anlaşmazlık içinde bulundukları aile, 3. Anne ve babanın daha çok kendi işleri ile meşgul oldukları, çocuk küçükse bakımının bütünüyle büyük anne, büyük baba veya dadıya, çocuk büyükse kendi haline bırakıldığı, yetmezmiş gibi çocuktan sürekli düzenli ve disiplinli olmanın istendiği aile, 4. Daha çok atadan gelen geleneklere bağlı olan, çocuk eğitimi ve önemi konusunda çok fazla bilgili olmayan aile, 5. Kırsal bölgelerden kente göç eden, sosyal, ekonomik ve uyum açısından bazı problemler ile karşılaşan aile, 6. Ekonomik olarak kendi kendine yetemeyen, ekonomik açığını büyüklerden yardım alarak kapatmaya çalışan aile, 7. Eşlerden birinin ya da her ikisinin kumar, içki vs. gibi kötü alışkanlıklara sahip olduğu aile.

Anne ve Babanın Aile Ortamındaki Yeri

Annenin ve babanın; kişilik yapıları, eğitim durumları, meslekleri, zeka düzeyleri, bedensel ve ruhsal hastalıkları, psiko-sosyal durumları, sosyokültürel statüleri, yetişme tarzları ve kendi anne babalarıyla olan ilişkileri, çocuğa yaklaşım tarzları, çocuk için ayırdıkları zaman vb. durumlar çocuğu öncelikle etkileyen unsurlardır.

Anne baba etkileşiminin yanı sıra ailenin sosyoekonomik ve kültürel durumu, ailenin teknolojiden yararlanma düzeyi, ev ortamının yeterliliği, ev ortamındaki huzur ve anlaşma durumu, yaşanılan şehrin ve sosyokültürel çevrenin sunduğu sosyal olanaklar, devletin sunduğu olanaklar, okul ve öğretmen durumu, akrabaların tutum ve


davranışları, sağlık hizmetlerinden yararlanma düzeyi, iletişim ve medya araçları ve buna benzer sayılmayacak kadar etkenin çocuk üzerinde etkisi bulunmaktadır.

Olumsuz her mesajın ve iletişimin, ailenin her bireyine ama özellikle çocuklara etkisi çok fazladır.

İdeal davranışlar ve ideal aile ortamı çocuğun sağlıklı bedensel ve ruhsal gelişimini sağlar. Aksine aile fonksiyonlarındaki sıkıntılar çocuklarda ve aile bireylerinde psikiyatrik rahatsızlıklar ortaya çıkarır.

Toplum ve Aile Etkileşimi

Ailedeki sıkıntılar topluma, toplumdaki sıkıntılar aileye yansır. Yani çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Sağlıklı toplum sağlıklı aileleri, sağlıklı aileler de sağlıklı toplumları oluşturur. Ailenin sosyokültürel durumu, toplumun sosyokültürel durumunu belirler. Toplum ve aile etkileşimi kesintisizdir. Aile toplum etkileşiminin sağlıklı olması arzu edilir.

Toplumu ve aileyi, özellikle de çocukları etkileyen en önemli etkenlerden biri de medyadır.

Aile alt sistemlerden oluşmuş, bir amaca yönelmiş, tamamlanması gereken görevleri olan ve bu görevleri yerine getirmek için stratejiler planlayan bir sistemdir.

Evlilik ve Aile Danışmanlığı

Aile danışmanlığı 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hızlı bir gelişme göstermiştir. Aile dinamikleri hakkında ilk çalışan kişi Sigmund Freud’dur. Ancak bu konuyu ilk kez ayrıntılı olarak inceleyen kişi Alfred Adler'dir. 1950-1959 yılları arasında aile danışmanlığı alanında etkili olan liderlerden bazıları olarak Nathan Ackerman, Gregory Bateson, Murray Bowen ve Carl Whitaker ‘in isimlerini anmak mümkündür.

Aile Danışmanlığını Gerektiren Nedenler

• Eşlerin her ikisinin de çalışması • Evlilikte bozulma • Tek ebeveynli aileler • Alkol ve madde bağımlılığı • Okulla ilgili sorunlar • Çocuğun yönlendirilmesi ile ilgili sorunlar • Ergen depresyonu • Evden ayrılan yetişkin çocuklarla ilgili sorunlar • Engelli çocuk

Aile Eğitimi

Ancak aile önemli bir kurum olduğu kadar aynı zamanda son derece zor bir kurumdur. Yani bir başka anlatım ile ailenin kurulması oldukça zordur. Ama kurulmuş bir aileyi devam ettirmek hele sağlıklı mutlu bir şekilde devam ettirmek daha da zordur. İşte gelişen teknolojiye ve onun getirdiği olanaklara ve toplumların gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak bu ikileme çözüm aramaya çalışmışlardır. Doğal olarak çözüm ailelerin eğitilmeleri şeklinde ortaya çıkmıştır. Aile eğitiminin verilmesi ile ilgili olarak değişik ülkelerde değişik yollar izlenmektedir.

Eğitimin programı daha çok ailenin yaşayabileceği olası sorunlar ve bu sorunların çözüm yolları şeklinde düzenlenmektedir. Burada koruyucu önlemlere daha fazla ağırlık verilmeye çalışılmaktadır. aile danışma hizmeti veren kurumları da aile eğitimi kavramı içerisinde değerlendirmek gerekir. Ergen grupların aile ve evlilik hayatı hakkında bilgi almaları ile onların bilinçli hale gelmeleri ve bilinçli birer birey olarak daha başarılı aileler kurup devam ettirmeleri beklenmektedir. Böylece gelecekte planlı ve mutlu bir hayat sürmeleri olasılığı artırılmak istenmektedir.

Bir aile eğitimi programı içerisinde ele alınabilecek konulara ilişkin örnek bir müfredat programı taslağı, tam bir müfredat özelliğini taşımasa da aşağıda sunulmuştur. Günün şartlarına ve ailelerin özel durumlarına göre ilaveler yapmak ya da bazı kısımları çıkarmak doğrudan doğruya programı uygulayan kişiye bağlı olup programın etkinliği uygulayıcının bu konudaki yeterliğine bağlıdır.

1. Aile yaşam eğitimi ile ilgili fikirler: giriş; amaçlar; eğitim; önceki bilginin doğrulanması,

2. Ergenlik döneminde bireysel sağlık bakımı:

a. Sağlık bakımı: diş, göz, saç, tırnak. b. Hastalıklar ve tedavileri: c. Güvenli su ve sıhhi tuvalet: temiz su, kirli su, sıhhi tuvaletler, sıhhi tuvalet için ihtiyaçlar,

3. Ergenlik döneminde gıda ve beslenme ihtiyaçlarını:

a. Gıda ve beslenme: Enerji üreten ya da karbonhidratlı yiyecekler; proteinler; yağlar, b. vitaminler, mineral tuzları; su, c. Dengeli beslenme,

4. Ergenlik döneminde değişiklikler:

a. Ergenlik döneminde kadınların fiziksel değişiklikleri, b. Ergenlik döneminde zihinsel ve duygusal değişimler ve uyum süreçleri, c. Fiziksel bakım, d. Meme-meme gelişimi; meme bakımı, diğer fiziksel değişiklikler;

Ergenler için önemli konular:

Genç kızlar için;

1. Menstruasyon düzeninin kontrol edilmesi, 2. Menstruasyon sırasında kuvvetli karın ağrısı, 3. Hastalık veya ağrı, 4. Yeterli su içme, 5. Ayda bir defa göğüslerin kontrolü, 6. Boyu ve eğer mümkünse vücut ağırlığını düzenli olarak ölçme, 7. Herhangi bir istenmeyen cinsel girişim hakkında yaşlıları bilgilendirmek, herhangi bir kişi tarafından taciz veya şiddet uygulanması durumunda utangaçlık ya da korku nedeniyle olayı gizlememe,


Erkek ergenler için;

1. Alkol, madde ya da sigara kullanmanın sağlık için ciddi zararları olduğunu öğretme; 2. Kadınlara karşı saygılı olmayı ve değer vermeyi öğretme ve onlara kuvvet uygulamaktan kaçınmalarını sağlama; 3. Fiziksel hastalık veya herhangi bir ağrı türünün önemini anlama,

5. Menstruasyon:

a. Menstruasyon nedir? b. Menstruasyon konusunda akılda tutulması gereken şeyler, c. Menstruasyon ve fiziksel ve ruhsal değişiklikler,

6. Çocuk, evlilik ve sağlık:

a. Evlilik ve çocuk evlilikleri üzerine tartışma: evlilik tanımı; evlilik şartları, yaş, rıza; eşi için geliştirmesi gereken düşünceler, çeyiz çeyizlik; nikâh, b. Sağlığın korunması için evliliğin uygun zamanının ve çocuk yapmak için uygun yaşın tartışılması; yüksek anne ölüm oranları; kadınların fiziksel ve ruhsal gelişimlerini tamamlamalarında yaşanan sorunlar; çocukların bakımında gereken özenin yetersizliği; düşük kilolu yenidoğan bebekler; gebelik oranlarının yüksekliği, c. Çocuk evliliklerinin ardındaki nedenler: Eğitimin kapsamının eksikliği; toplumsal gelenekler ve yasalar hakkında bilgisizlik; Diğer cehalet ve batıl inanışlar. d. Çocuk evliliklerini önleme yolları: insanları bilinçlendirmek; kadın okur-yazarlığının artırılması; çocuk evlilikleri önleme yasaları hakkında bilinçlendirilmesi; yoksulluğun azaltılması,

7. İnsan doğumunun arkasındaki gizem:

a. Üreme sistemi, kadın-erkek üreme sistemi organlarını tanımak, b. Üreme sistemi fonksiyonları, c. Gebelik, belirtileri ve gebelik tipleri, gebeliğin arkasındaki nedenler, d. Doğumun arkasındaki koşullar,

8. Hastalığı önlemede aşı/aşılama:

a. Hastalıkların adları, b. Koruyucu aşılama/bağışıklama, c. Aşı merkezleri,

9. Nüfus sorunu ve aile planlaması: Nüfusun durumu, problemler, sorunların olası çözüm önlemleri, aile planlaması,

10. Aile planlaması ya da doğum kontrolü: aile planlamasının tanımı; aile planlamasının gerekliliği; aile planlaması nasıl mümkün olabilir; aile planlamasının

yöntemleri; aile planlaması yöntemlerinin etkinliği ve yan etkileri,

11. Kadınların eğitimi ve gerekliliği:

a. Kadının toplumdaki konumu; b. Kadının eğitiminin temel amacı; c. Örgün ve yaygın eğitim; d. Kadın eğitiminin gerekliliği: kadınlarda bilinç oluşturmak, kendine güven, beceri, gelir kazanç yolları ve geliştirilmiş yaşam tarzı için sosyal haklar.

Aile eğitimi her çağda olduğu gibi günümüzde de önemi sürekli artan yükselen bir değerdir. Bu nedenle aile eğitimi ve onun en önemli ögesi olan kadın ile ilgili olarak çok fazla sivil toplum örgütü kurulmakta önemli çalışmalar yapmaktadırlar.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında