EVİ206U-AİLE PSİKOLOJİSİ VE EĞİTİMİ
Ünite 3: Ailede Cinsellik
Giriş
Cinsellik bir kimsenin diğerine çekici gelmesi, cinsel haz alma ve üremeyle ilgili düşünce, duygu ve davranışları kapsar. Cinselliğin fiziksel ve yönleri kadar sosyal yönleri de vardır. Cinsel davranışlarla ilgili kültürel değerler tarih boyunca değişiklik göstermiş, cinselliğe ilişkin tutumlar, serbest düşünce ile katı ahlaki tutum arasında gidip gelmiş, dolayısıyla cinselliğinin kabulü ve bastırılması arasında değişmiştir.
Toplumların cinselliği doğal bir işlev olarak görememeleri, cinselliğe dair bilgilerin elde edilip paylaşılamamasına neden olmakta, böylece cinsellikle ilgili yanlış fikirler ve mitler ortaya çıkmaktadır.
Cinselliği Öğrenme
İnsanda cinsellik, içgüdüsel olarak bilinmesine karşın öğrenilen bir olaydır. Bazı cinsel birleşme biçimlerinin diğerlerinden daha iyi olduğu, bazı davranışların diğerlerinden daha çekici, bazı kişilerin ve yerlerin daha uygun olduğu gibi düşünceler öğrenilerek edinilmiştir.
İnsanda cinsel öğrenme ve deneyimleme yaşam boyu devam eder. Cinsel davranışın öğrenilmesi aile-çocuk etkileşimi ile başlar. Kucaklama, fiziksel olarak dokunma, bebekte sağlıklı beden imajı gelişimine zemin hazırlar. 15- 19 aylık bebeklerin kendi vücutlarına yönelik ilgileri artmaktadır. Bu dönemde bebeklerin kendini uyarmaları normaldir. Oyun çağına gelen çocuklar, kendi ve arkadaşlarının cinsel bölgelerini merak ederler ve genital keşif dönemleri olabilir. Bu etkinlikleri nedeni ile ebeveynlerin çocuklarını suçlamamaları, utandırmamaları sağlıklı ve doyumlu cinsel hayat için önemlidir. Cinselliği geliştirici olan anne babanın fiziksel sevgi gösterilerini gözlemlemesidir. Ancak, Anne-baba arasındaki cinsel birleşmeyi gören çocuk travmatize olabilir. Anne babalar gerek çocukların sorularına, gerek flört, sarılma gibi cinsel davranışlarına verdikleri tepkilerle kendi cinselliğe yönelik tutumlarını çocuklarına iletirler. Çocuklar sevildikçe kendi bedenini ve başkalarını sevmeyi öğrenir. Cinsellik her iki cinsiyet için eşit düzeyde sunulmalıdır.
Ergenlikle birlikte seks hormonlarının artmasıyla birlikte cinsel merak da artar. Cinsel kimliklerini ortaya koyma ve cinsel dürtülerini kontrol etme yönündeki karmaşık baskılar kuvvetli cinsel gerilim yaratır. Masturbasyon bu gerilimi azaltan normal bir yoldur. Mastürbasyon erkeklerde kızlardan daha erken başlar. Ergen mastürbasyonunda koital fanteziler, cinsel kimliğin gelişiminde önemlidirler. Mastürbasyonun yanı sıra romantik ilişkilerde birbirlerine dokunarak ya da öperek de cinselliği öğrenir. Ergenlik döneminde beden imajı önemli olur, cinsel yeterlilik ve çekicilik ön plana çıkar. Cinsel konulardan konuşmak da cinsellikle ilgili öğrenme sürecinin parçasıdır.
Yetişkinlikte aşk ilişkisinin ortaya çıkması ve sürdürülmesinde cinsel dürtünün rolü vardır. Sürekli bir cinsel ilişki olmasına karşın mastürbasyon yapılması sağlıksız değildir.
Cinsel bilgisizlik, yanlış bilgilenme, cinsellikle ilgili aşırı kaygılar, gerçekçi olmayan beklentiler, cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.
Cinsellikle İlgili Temel Kavramlar
Cinsiyet
Seks sözcüğünün kelime karşılığıdır. Cinsiyeti belirleyen biyolojik özellikleri ifade eder.
Cinsel Kimlik
Kişinin kendini kadın veya erkek olarak hissedişidir. Ebeveyn, öğretmen ve arkadaşların tutumları gibi çeşitli etkenlere bağlıdır. Kişinin içinde hissettiği kadın veya erkek olma duygusunun davranışlar aracılığıyla dışa vuran şeklidir. 2-3 yaşlarında tamamlanan cinsel kimlik süreci, genellikle biyolojik cinsiyetle uyumluluk gösterir.
Transseksüellik, cinsel kimliğin biyolojik cinsiyetin karşıt yönünde gelişmesi durumunda, kişinin cinsiyetini değiştirmesi gerektiğine, ruhsal ve bedensel olarak diğer cinsiyete sahip olması gerektiğine inanma şeklinde tanımlanmaktadır. Cinsel kimlik bozukluğu şeklinde adlandırılır.
Toplumsal Cinsiyet (Gender)
Bir birey ya da toplumun kadını ve erkeği tanımlama biçimidir. Toplumsal cinsiyet rolleri, kadın ve erkek için tanımlanmış o toplumda onaylanmış tutumlar, davranışlar, beklentiler ve sorumluluklardır.
Cinsel Yönelim
İnsanın düşünce, duygu ve davranışsal olarak cinsel açıdan çekim duyduğu cinsiyete göre tanımlanan özelliğidir. Heteroseksüel cinsel yönelim, Kişinin karşı cinsiyetten kişilere karşı cinsel ilgi duymasıdır. Homoseksüel cinsel yönelim (eşcinsellik), kişinin kendi cinsiyetinden olan kişilere karşı cinsel ilgi duymasıdır. Erkek eşcinseller için ‘gey’, kadın eşcinseller için ‘lezbiyen’ sözcükleri de kullanılmaktadır. Biseksüel cinsel yönelim, kişinin hem kendi cinsiyetinden olmayan hem de kendi cinsiyetinden olan kişilere karşı cinsel ilgi duymasıdır. Cinsel yönelimin doğuştan olup olmadığı bilinmemekle birlikte, bir tercihten ibaret de değildir.
Cinsellikte “Normal” Kavramı
Gelenekselin dışında yaşanan bazı cinsel aktiviteler birçok kişi için anormal olarak karşılanabilirken aynı cinsel aktiviteyi paylaşan eşler için normal olarak değerlendirilebilir. Bir cinsel aktivitenin normal ya da anormal olarak kabul edilmesi psikiyatrist ya da diğer insanların takdiri ile belirlenmez. İki kişinin arasında ve her iki kişinin rızası ile yaşanan şeyler (rıza veremeyecek çocuk ve akıl hastaları hariç) o kişiler için normal kabul edilir.
Kadın Cinsel Anatomisi
Vulva: Kadın dış genital organlarına denir. Vajina girişi vulvadadır. Mons veneris (latince.; Venüs-roma aşk tanrıçası-tepesi) pubik kemiğin hemen üzerinde, deri ve
pubik kıllarla kaplı yağ doku yastığıdır. Uyarılması yoğun cinsel heyecan sağlar, bazı kadınlarda orgazmı tetikler.
Labia Major (Büyük= Dış Dudaklar): Büyük miktarda yağ dokusu ve ince bir düz kas tabakasını örten deri katlarıdır. Üzerinde pubik kıllar çıkar; ter ve yağ bezleri, sinir uçları serbest bir şekilde dağılmıştır. İdrar kanalının açıklığı ve vajinal açıklık üzerinde koruma sağlar.
Labia Minor (Küçük= İç Dudaklar): İç dudaklar, kavisli taç yaprağına benzer. Yağ hücresi olmayan, küçük kan damarlarından zengin bir süngersi dokuya sahiptir. Dış dudaklara göre daha incedir, kıl yoktur. Vajinal ve idrar kanalı açıklığını kapatır. İç dudaklar hemen üst kısımda klitorisle birleşir.
Klitoris: Kadın genitallerinin en duyarlı alanıdır. Doğrudan görülen kısmı yalnızca baş kısmı olup, küçük, parlak bir düğme görünümündedir. Klitorisin gövde kısmı süngerimsi dokudan oluşur, ters V şeklinde iki yan kola ayrılır. Klitorisin üreme işlevi yoktur, yalnız cinsel işlev rolü vardır.
Perine: İç ve dış dudakların alt kısmı ile anüs arasında kalan kılsız deri bölgesidir. Dokunma, basınç ve sıcaklık değişimlerine karşı duyarlıdır. Cinsel uyarılma kaynağıdır.
Himen (Kızlık Zarı): Vajina girişinde bulunan ince membranöz, genellikle halka şeklindeki yapıdır. İşlevi tam bilinmemektedir. Bazı yeni doğan kız çocukları himensizdir. İlk cinsel ilişki sırasında kanama oranı %30- 40 arasında değişmektedir. Zar yapıdaki ince kılcal damarların, cinsel birleşme sırasındaki bu zarın sıyrılması ile bütünlüğü bozulduğundan zarın yapısına, kanlanma durumuna bağlı olarak bir miktar kanama olabilmektedir.
Vajina: Latince “kın” veya “kılıf” anlamına gelir. Cinsel heyecanla birlikte ıslanma meydana gelir. İnce duvarlı kas yapısındadır. Rahim’den (Uterus) vulvadaki, dış vajinal açıklığa kadar uzanan tüp şeklindeki organdır. Uyarılma olmadığında vajina duvarları içe katlanır. Balon gibi, kasılıp genişleme özelliğiyle şekil ve büyüklüğü değişir. Örneğin, doğum yapmamış kadında uzunluğu 7-8 cm olup, uyarılınca boyu 9.5-10.5 cm olur. İç yüzeyi ıslanmanın kaynağıdır. Salgı bezi bulunmaz, çok sayıda küçük kan damarları vardır. Damarlarda göllenen kandan sızan sıvı ıslanmayı ve cinsel birleşmenin kolay ve haz verici olarak gerçekleşmesini sağlar.
Uterus (Rahim): Ters dönmüş armut şeklinde, kalın duvarları kas yapıdan oluşur. Boyu 7.5 cm, eni 5 cm. olup duvarı 3 tabakadan oluşur. Endometrium; iç yüzeyi kaplar ve döllenme gerçekleşmezse adet kanaması ile üçte ikisi dökülür. Miyometrium; kalın düz kas tabakası, cinsel uyarılma, orgazm, doğum ve adet esnasında kasılmayı sağlar. Perimetrium; dış yüzeyi kaplayan ince kısımdır. Çoğunluk öne yatık, %25 arkaya, %10 aşırı öne eğik olabilir.
Serviks (Rahim Ağzı): Rahimin vajina içine doğru giren kısmıdır. Yaklaşık 2.5-3.5 cm’dir. Mukus salgılayan bezler içerir. Servikal kanalda biriken mukus tıkacı spermlere engel olur. Ovulasyon (yumurtlama ve yüksek
miktar östrojen hormonu) tıkacı inceltir ve spermlerin geçmesine izin verir. Ovulasyon sonrası salgılanan progesteron hormonu tıkacı kalınlaştırır.
Fallop Tüpleri: Rahim ile başlar, yana doğru 10 cm uzunluğundadır. Son kısmı huni şeklindedir, uzun parmaksı uzantıları vardır (fimbria). İç yüzeyleri uzun saç benzeri cilia ile kaplıdır. Overler (yumurtalıklar) tarafından atılan yumurtalar clialar tarafından yakalanır, tüp içinde spermle karşılaşır ve döllenme olur.
Overler (Yumurtalıklar): Rahimin her iki yanında, yumurta şeklinde organlardır. Rahime bir bağ ile tutunurlar. İki işlevi, hormon üretimi ve yumurta üretimi ve salınımıdır. Yenidoğan kızda 400 bin olgunlaşmamış yumurta vardır. Üreme çağı boyunca her ay bir yumurta olgunlaşıp atılır. Tüm üreme çağı boyunca ortalama 400 yumurta kullanılır.
Memeler: Çoğu kadın ve erkek için cinsel uyarılmada önemli rol oynayan “yağlı ekler”dir. Yağlı doku içinde süt bezleri ve kanalları yerleşiktir. Ergenlikte şekil ve büyüklüğü değişir. Sol meme sağdakinden hafifçe büyüktür. Meme uçları dokunmaya ve sıcaklık değişimlerine duyarlıdır. Hemen çevresindeki koyu renkli alan areola adını alır.
Erkek Cinsel Anatomisi
Penis: Penis baş ve gövde olmak üzere iki kısımdan oluşur. Gövde kısmı paralel silindir şeklinde 3 yapıdan meydana gelir. Biri süngerimsi (corpus spongiosum), diğer ikisi boşluklu yapıdan (corpus cavernozum) oluşur. Bu boşluklar uyarılma esnasında kanla dolar ve penis erekte (sertleşme) olur. Etrafını ince (sünnet) bir derinin çevrelediği penis başı, tümüyle süngerimsi dokudan oluşur ve fiziksel uyarıya gövdeden daha duyarlıdır. Süngerimsi dokunun içinden geçen idrar kanalı aynı zamanda meninin de geldiği kanaldır.
Skrotum: Testisleri çevreleyen, ince derili kesedir. Pubik kıllarla kaplıdır. Spermatik kord; skrotum içinde testisleri tutan bağlardır. Kan damarları, sinirler ve kremaster kasını içerir. Skrotumun refleks yapısı testislerin sabit bir sıcaklıkta kalmasını sağlar. Sperm üretimi için sıcaklık önemlidir.
Testis: Hormon ve sperm üretimi olmak üzere iki işleve sahip olan testis, dokunma ya da basınca aşırı duyarlıdır. Her iki testis aynı büyüklüktedir. Büyüklük farkı tıbbi değerlendirmeyi gerektirir. Testislerin biri diğerine göre daha aşağıdadır.
Prostat: Prostat ceviz büyüklüğündedir. Boşalma ile atılan ejakulat sıvısının %30’unu Prostat salgılar. Enfekte olabilir ve kanser oluşabilir. Her ejakulat ile 3-5 ml semen (ejakulat+sperm) atılırken, 1 ml semen içinde 40-120 milyon sperm vardır.
Memeler: Erkekte kadına göre çok daha az yağ ve bez doku içerir. Basınç ve dokunmaya daha az duyarlıdır. Ergenlerin %40-60’ında memede büyüme olur ve 1-2 yıl içinde geriler.
Diğer Erojen Bölgeler: Genitaller dışında vücudun pek çok yeri potansiyel uyarılma kaynağıdır. En büyük duyu organı olan deri, uyluk, boyun, perine, ağız, dudaklar, dil, anüs, rektum ve kalçalardır.
İnsanda Cinsel Fizyoloji
Fizyolojik tepki dört ayrı evreye ayrılır. Bunlar:
1. Uyarılma (heyecanlanma) evresi: Temel olarak erotik duygu ve düşüncelerin belirmesi, erkekte peniste sertleşmenin kadında ise cinsel organda ıslanmanın ortaya çıkmasıyla karakterizedir. Herhangi bir bedensel ya da psikolojik uyarı ile ortaya çıkabilir. Cinsel uyaranın süre ve yoğunluğuna göre gösterilen tepkinin şiddeti hızlı ya da yavaş biçimde artar. Bu evrede kadında meme uçları sertleşir, memeler büyür, Dış dudaklar yassılaşır, iç dudakların çapı genişler, klitoriste hafif bir genişleme olur. Rahim karın içine doğru yükselir, vajina 2 cm kadar uzar ve çapı genişler. Erkekte ise, cinsel uyaranın ardından erkekte peniste sertleşme, penis başında büyüme, skrotal derinin gerilmesi ve kalınlaşmasıyla testislerde yükselme görülür. Bu belirtilere ek olarak pek çok erkekte aynı zamanda cinsel kızarıklıklar görülür. 2. Plato (düzlük) evresi: Etkili cinsel uyarının sürdürülmesi ve cinsel heyecanın artmasıyla birlikte, kadın ya da erkek, ikinci evre olan düzlük evresine girerler. “Düzlük” sözcüğü artık orgazma kadar değişmeden sürecek olan belli bir heyecan düzeyine ulaşıldığını göstermek için kullanılmaktadır. Kadında meme büyümesi en yüksek seviyededir. Klitoris büzülerek çekilir, vajinanın dış 1/3’lük bölümünde damarsal genişlemeyle birlikte genişleme olur. Kan basıncı ve kalp atım hızı artar, kaslar kasılır. Erkeklerde de, penis başında renk koyulaşması, testislerde belirgin büyüme, üretral açıklıktan birkaç damla koyu renkli sekresyon görülebilir. Kan basıncı ve kalp atım hızı artar, kaslar kasılır. 3. Orgazm evresi: Cinsel heyecanın doruk noktasında, sinirsel gerilimin ve kasların ani gevşemesi olarak tanımlanabilir. Orgazm, ancak birkaç saniye sürer ve tüm vücudu sarabilen ancak özellikle cinsel organda hissedilen bir dizi kasılma biçiminde algılanır. Kadında orgazm aşamasında vajinanın dış 1/3’lük bölümünde ritmik kasılmalar görülür. Bu kasılmalar normal olarak 3-5 kez en çokta 10-15 kez olur. Başlangıçta çok güçlü ve kısa aralıklarla oluşan bu kasılmaların ilk 3-5 kasılmadan sonra şiddeti azalır ve aralık süresi uzar. Erkekte ejekülasyon (boşalma) iki aşamalı bir evre olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamaya göre boşalmanın kaçınılmaz biçimde gelmekte olduğu duygusunun oluştuğu ilk aşama (emisyon) meni sıvısının prostat kanalında biriktiği ve prostat yolundan idrar kanalına çıktığı zamana denk düşmekte,
orgazm duygusunun eşlik ettiği ikinci aşama ise ejekülasyonun (boşalmanın) gerçekleşmesidir. 4. Çözülme evresi: Kadın ya da erkek kişilerde orgazma ya da orgazmın gerçekleşmediği durumlarda platoyu takiben genital bölgelerde ve bedenin bütününde önceki aşamalarda oluşmuş olan fizyolojik değişikliklerin dakikalar içerisinde aynı sırayı takip ederek kaybolması şeklinde tanımlanır. Bu evrenin süresi cinsiyete, orgazmın yaşanıp yaşanmadığına ya da hangi yoğunlukta yaşandığına ya da cinsel uyaranın sürüp sürmemesine göre değişir. Kadınlar kısa süre içerisinde yeniden başka bir orgazm evresine geçebilirken erkeklerde refrakter dönem olarak adlandırılan daha uzun süren bir çözülme evresi yaşarlar.
Cinsel Mitler
Cinsel mitler, kişilerin cinsel konularda doğru olduğunu düşündükleri, çoğu zaman abartılı, yanlış, bilimsel değeri bulunmayan inanışlardır ve cinselliğin yaşanmasını sınırlarlar. En yaygın mitler;
a. Erkeklerin, cinsel organ boyutu cinsel gücü temsil eder. b. Erkeklerin cinsel organının büyük olması kadınların daha fazla uyarılmasını sağlar. c. Erkekler cinsel ilişkiden duygusallık ve haz beklemez. d. Erkeklerde cinsel ilişki başlangıcında ereksiyon güçlüğü olursa iktidarsızlık yaşarlar. e. Erkekler sağlıklı ve uyumlu iseler, hiçbir durumda cinsel performansları bozulmaz. f. Erkeklerin kadınlara nasıl zevk vereceklerini her koşulda bilmeleri gerekir. g. Erkeğin penisinde sertleşme kaybı, eşini çekici bulmadığı anlamına gelir. h. Kadının sevişmeyi başlatması ahlaksızlıktır. i. Mastürbasyonun cinsel güce zarar verici etkisi olabilir. j. Erkek ve kadının cinselliği ve sorumlulukları farklıdır. k. Cinsel ilişki sırasında fantezi kurmak yanlıştır. l. Cinsel ilişki için doğal pozisyon erkeğin üstte olmasıdır. m. Cinsellik hakkında konuşmak ve düşünmek yanlıştır. n. Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel ilişkiyle bitmelidir. o. Çiftler aynı anda orgazm olmalıdır.
biçiminde özetlenebilir.
Cinsel Haklar
İnsanlar, farklı cinsel davranış (sevişmek, öpüşmek, okşamak, dokunmak, masaj yapmak, cinsel ilişkide bulunmak) biçimleri ve farklı yönelimler (homoseksüel, heteroseksüel, biseksüel) göstererek cinselliklerini yaşayabilirler. Birey, bundan dolayı yargılanmamalıdır.
Burada önemli olan cinsel davranış biçiminin, zorlayıcı, sınırlayıcı, suçlayıcı, bedensel ve ruhsal yönden zarar verici olmaması ve daha da önemlisi, çiftin her iki üyesinin de rızası ve özgür iradesi ile olmasıdır. Cinsel ilişkilerde karşılıklı sevgi, paylaşım ve birbirine özen gösterme egemen olmalıdır. Gençlerin, cinsel konulara merakları tamamen doğaldır. Çocuklar, cinsiyeti gözetilmeden sevilmeli ve bakılmalıdır.
WAS (Dünya Cinsel Sağlık Birliği) genel kurulu 26 Ağustos 1999 tarihinde Hong Kong´da yapılan 14. Dünya Seksoloji Kongresi´nde evrensel cinsel haklar deklarasyonunu kabul ve ilan etmiştir. Cinsel haklar, bütün insanlar için özgürlük, insanlık onuru ve eşitlik gibi temel haklara dayalı evrensel insan haklarındandır. Sağlık temel insan haklarından biri olduğuna göre, cinsel sağlık da temel bir insan hakkı olmalıdır. Cinsel özgürlük hakkı, cinsel otonomi, cinsel mahremiyet hakkı, cinsel eşitlik hakkı, cinsel haz hakkı, cinselliğin duygusal ifadesi hakkı, özgürce cinsel ilişkiler oluşturma hakkı, üremeyle ilgili özgür ve sorumlu seçim yapabilme hakkı, bilimsel araştırmaya dayalı cinsel bilgi edinme hakkı, kapsamlı cinsellik eğitim hakkı, cinsel sağlık hizmeti hakkı, deklerasyonda ele alınan başlıca cinsel haklardandır.
Cinsel Bozukluklar
Tüm cinsel bozukluklar, esas olarak üç ana gruptan oluşmaktadırlar. Bunlar:
1. Parafililer, 2. Cinsel kimlik bozuklukları (Transseksüalite) 3. Cinsel işlev bozukluklarıdır.
Cinsel işlev bozukluklarının çok çeşitli nedenleri olabilir. Yetiştirilme tarzı, olumsuz aile ilişkileri, yetersiz ya da yanlış cinsel bilgilenme, erken travmatik yaşantılar, katı dini ve ahlaki inançlar gibi faktörler bir cinsel bozukluk gelişmesi için zemin hazırlarlar.
Parafililer
Temel olarak, bir kişinin cinsel açıdan uyarılabilmesi için, alışılmadık nesneler, eylemler ya da durumları içeren tekrarlayıcı ve yoğun cinsel dürtü, fantezi ve davranışlara gereksinim duyması ile ortaya çıkan bozukluklardır. Teşhircilik, fetişizm, sürtünmecilik, pedofili, cinsel mazoşizm, cinsel sadizm, travestik fetişizm, gözetlemecilik, zoofili, nekrofili en sık rastlanan parafili türlerindendir.
Cinsel Kimlik Bozuklukları
Kişinin kendi biyolojik cinsiyetinden duyduğu kalıcı rahatsızlık duygusu ile karakterizedir. Nedeni hala tam olarak bilinmemektedir. Ancak çocukluk çağında belirtileri gözlenmeye başlar. Kişi, çocukluk çağından itibaren kendi cinsel organlarını reddeder, karşı cinsin cinsel kimliğine uygun tutum, davranış ve rolleri benimser.
Cinsel İşlev Bozuklukları
Cinsel sorunlar, insan için sadece haz-doyum duygusunu kaybetmek, sağlayamamak anlamına gelmemektedir.
Cinsel sorunlar insana kadınlığı ya da erkekliği zarar görmüş, küçük düşmüş, yetersizlik, güvensizlik, sevilmeme, istenmeme, terk edilme korkusu gibi olumsuz duygular yaşattığından dolayı önemli sıkıntı kaynağıdır. Cinsel sorunların bir kısmı cinsel hayat başladığından yani ilk cinsel deneyimin başladığı zamandan beri vardır, bir kısmı ise sonradan ortaya çıkar. Bazı cinsel sorunlar tün cinsel aktivitelerde aynı şekilde görülürken bazıları cinsel aktiviteye göre değişir.
Cinsel İstekte Azalma (Hipoaktif Cinsel İstek) Bozukluğu: Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması) olarak tanımlanır. Kadında bu bozukluk varsa, zorla evlendirilme, şiddet, aldatılma gibi cinsellik dışı boyutlar da değerlendirilmelidir.
Cinsellikten Tiksinme Bozukluğu: Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, bir cinsel eş ile cinsel ilişki/birleşme kurmaktan aşırı tiksinti duyma ve bundan tümüyle kaçınma olarak tanımlanır.
Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu: Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel uyarılmanın yeterli bir ıslanma-kabarma tepkisini sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürülememesi olarak tanımlanır. Bu evrede olması gereken fizyolojik tepkiler olmaz.
Erkekte Erektil Bozukluk=Sertleşme Güçlüğü: Peniste cinsel ilişki için yeterli düzeyde sertleşmenin olmaması ya da ilişkinin sonuna kadar sertliğin sürdürülememesidir. Penis ya tamamen sönüktür veya kısmen sertleşir ya da girişten önce ya da girişten hemen sonra sertlik kaybolur. Erkeklerde sertleşme zorlukları sıklıkla cinsellik konusunda kaygı, başarısız olma korkusu, fiziksel hastalıklar, alkol, ilaçların yan etkisi ile ilişkilidir.
Kadında Orgazm Bozukluğu: Her kadın orgazm olabilir ama hepsi cinsel birleşme ile orgazm olamayabilir. Orgazm olmak için klitoral uyarıya ihtiyaç duyar. Orgazm öğrenilen bir durumdur ve kadınların %25’i evliliklerinin ilk yılında orgazm olmazlar.
Erkekte Orgazm Bozukluğu (Önceki Adı: İnhibe Erkek Orgazmı): Normal bir uyarılma evresinden sonra orgazm gecikmesi ya da olmamasıdır. Üç farklı şekilde kendini gösterir: geç boşalma, zevk almaksızın boşalma, doyumsuzluk (orgazm olmalarına rağmen orgazm duygusundan yeterli doyum sağlayamazlar)
Prematür Ejakülasyon (Erken Boşalma): Erkeğin boşalma refleksi üzerinde kontrolünün olmaması demektir.
Disparoni (Genel Tıbbi Bir Duruma Bağlı Olmayan): Cinsel birleşmenin ağrılı gerçekleşmesi anlamına gelir.
Vajinismus: Vajinaya giriş denendiğinde vajinanın dış 1/3lük kısmının kasılmasıdır. Çoğunlukla cinsel birleşmeye izin vermeyen bu kasılmayı kadın kendi isteği ile yapmaz. Bazen bacakların kapanması, korku, çarpıntı, terleme, bulantı, fenalık hissi, ağlamalar eşlik edebilir.