EVİ206U-AİLE PSİKOLOJİSİ VE EĞİTİMİ
Ünite 1: Aile Psikolojisinde Temel Kavramlar
Giriş
Aile psikolojisi; birey, eş ve ailelerin ilişkilerinde yaşadığı duygu, düşünce ve davranışlara odaklanır, bu alanlardaki sorunları ele alır ve sistem kuramı ile aileyi kavramlaştırır. Aile psikolojisi bir bilim olarak son 30 yılda ciddi gelişmeler göstermekle birlikte ilk çalışmalar 1940’lı yıllara dayanmaktadır. 1970’li yıllarda Avrupa’da aile psikolojisi alanında olan gelişmeler bütün dünyayı etkilemiştir. 1990’lı yıllarda sosyal yapısalcılık felsefi akımlarının etkileriyle postmodern aile kuramları gelişmiştir. Son yıllarda ise ailenin daha geniş sistemlerle (örn. kültürel, etnik ve politik sistemlerle) olan ilişkileri konularında çalışmaların arttığı gözlenmektedir. Aileyi tanımak ve ailenin ruhsal süreçlerini anlamak toplumun en küçük yaşam birimi aile olduğu için önemlidir.
Tanımlar
Aile sözcüğü sık kullanılmasına rağmen üzerinde uzlaşılmış tek bir tanımı yoktur. Geniş anlamda aile; birbirlerine biyolojik ve/veya psikolojik bağlarla bağlı, sosyal, ekonomik ve duygusal etkileşimleri olan ve kendilerini aynı çatı altında birlikte yaşamın bir parçası olarak algılayan bireyler olarak tanımlanmaktadır. Evlilik ise, karşı cinsten iki kişinin birlikte yaşamak, yaşantıları paylaşmak, çocuk yapmak ve yetiştirmek gibi amaçlarla yaptıkları bir sözleşme olarak tanımlanmaktadır. 3. tip aile vardır:
1. Geleneksel geniş aile: Aynı soydan gelen birkaç kuşağın bir arada, aynı çatı altında yaşadıkları geleneksel değerlerin öne çıkarıldığı, erkek egemen kültürün hâkim olduğu, kuşaklar arasında yaşa bağlı hiyerarşik bir otoriter yapının bulunduğu aile tipidir. 2. Çekirdek aile: Ana, baba ve çocuklardan kurulu dar kapsamlı aile tipidir. 3. Geçiş ailesi: Dış görünüşü ile çekirdek aile tipinde olan ama benimsediği kavramlar ve sosyal yaşam ilkeleri açısından geleneksel kavramları sürdürme eğiliminde olan aile tipidir.
Tek ebeveynli aile, boşanmaların artışıyla birlikte çoğunlukla kadınların ebeveyn olduğu ailelerdir. Yeniden evlilikler (üvey aileler), boşanma ya da eşin kaybı sonrası yeniden evlenmelerle oluşan ailelerdir. Birlikte yaşam (cohabitation) ise, evlenmeksizin ya da başka bir deyişle resmi nikâh olmaksızın birlikte yaşama olarak tanımlanır.
Sistem Kuramı ve Aile
Genel sistem teorisini geliştiren Ludwig von Bertalanffy’dır. Sistem kuramında aileler, alt sistemlerden oluşan belli kurallara göre birlikte hareket eden ve sınırları olan bir sistem olarak görülür. Ailede her bir birey bir alt sistemdir; ayrıca anne-baba, çocuklar, anne-kız, baba-oğul gibi çeşitli alt sistemleri de içermektedir ve bu kurama göre sistem, onu oluşturan parçaların toplamından daha fazlasını ifade eder. Aile sisteminin özellikleri şunlardır:
1. Sınırlar: Ailenin duygusal ve psikolojik sınırları vardır. Sınırlar, ne belirsiz ne de katı olmamalı; çevre ile iletişim kurmaya izin verecek ancak aile bütünlüğünü de koruyacak şekilde esnek olmalıdır. 2. İletişim/bilginin işlenmesi: Ailede iletişim sözel iletişim, sözel olmayan iletişim ve iletişimde verilen anlam şeklinde olmaktadır. 3. Eşsonlanım: Açık sistemler; farklı farklı durumlardan başlayarak farklı yollarla aynı sabit denge durumuna ulaşma eğilimindedir. Eşsonlanım, ailenin iletişim ve geribildirim süreçlerinde var olan sorunlu kalıpları gözlemenin ve şimdi-burada ne olduğunu anlamanın önemini vurgular. 4. Homeostazis: Değişen çevresel şartlar karşısında ailenin dengesini koruyabilme becerisidir. Aileler bazı zamanlarda gelişime yönelik olarak sınırlarını zorlayarak temel yapısını değiştirmeyi (morfogenesis), bazı dönemlerde ise denge durumunu sürdürmeyi (morfostazis) tercih ederler. 5. Açık ve kapalı aile sistemleri: Aileler açık sistemler gibi hareket ederler ve kapalı, çevresinden izole, kuşkucu aile sistemleri parçalanıp dağılma riski taşırlar. 6. Geribildirim: Aileler, denge ve istikrarını korumak için kendini ayarlayan geribildirim düzenekleri kullanırlar. Bazı geri bildirimler kendi kendini güçlendirirken bazıları ise kendi kendini dengeler. 7. Hedef/amaç: Ailenin, üyelerin bakımı, beslenmesi, korunması, ruhsal ve sosyal gelişiminin desteklemesi gibi aile üyelerini bir arada tutmaya dönük ortak bir amacı vardır. 8. Bütünlük: Aile bireylerinden birini etkileyen bir durum bütün aile sistemini etkileyecektir. 9. İlişkiler: Ailede simetrik ve tamamlayıcı ilişkiler vardır. 10. Döngüsel nedensellik: Ailede bireylerin davranışları, sebep-sonuç ilişkisi içinde doğrusal bir nedensellikten çok birbirini etkileyen döngüsel bir nedensellik içinde daha iyi anlaşılır (S. 5, Şekil 1.1)
Aile Tipleri
İki kişilik aileler: İki kişiden oluşan çekirdek ailedir. Karı-kocadan oluşan bir çift olabileceği gibi ebeveyn ve çocuktan da oluşabilir.
Üç kuşaklı aileler: Çocuk büyürken ona ilgi gösteren, yetişmesini etkileyecek yetişkin sayısının çok olduğu ailelerdir.
Çok çocuklu aileler: Nerede yaşandığına ve geçimin nasıl sağlandığına bağlı olarak çocuklar ayak bağı ya da para kaynağı olarak görülebilir. Genellikle büyük çocuklar küçüklerin bakımında rol alır ve sorumlulukları fazladır.
Ebeveynin fiziksel olarak olmadığı aileler: İşi nedeniyle sık sık seyahat edenler, kamyon şoförleri, ordu mensupları gibi yetişkin aile üyelerinden biri uzun süreler için evden uzaktadır.
Kontrolden çıkmış aileler: Aile üyelerinden bir ya da birden fazlasının ebeveynlerin kontrolünden çıkmış olduğu ailelerdir.
Hareket halindeki aileler: Bu ailelerin pek düzeni yoktur. Sık sık ev değiştirirler.
Üvey ebeveynli aileler: Bir üvey ebeveyn aileye girdiğinde yeni bir organizasyon oluşmak zorundadır.
Evlat edinmiş aileler: Evlat edinilmiş çocukların olduğu ailelerde çocuk, beraberinde geçmiş öyküsünü ve ilişkiler ağını da beraberinde getirir. Aynı zamanda yaşadığı evdeki organizasyon yapısının da parçasıdır.
Hayaletli aileler: Aileden birisi öldüğünde veya aileyi terk ettiğinde, daha önce bu kişi tarafından üstlenilmiş roller ve görevler yeniden dağılır.
Psikosomatik aileler: Psikosomatik ailelerde herkesin en iyi işlev gördüğü durum ailede birinin hasta olduğu durumdur. Bu aileler; aşırı koruyucu, sınırların iç içe geçtiği ve çatışmaları çözme becerisi düşük ailelerdir.
Ailenin İşlevleri
Genel olarak ailenin işlevlerini üç başlık altında toplayabiliriz.
1. Temel görevler: Aile üyelerinin bakımı, beslenmesi, korunması, eğitimi gibi yaşamsal gereksinimlerin sağlanmasına yönelik görevler. 2. Gelişimsel görevler: Aile bireylerinin ruhsal ve sosyal gelişimini desteklemeye yönelik görevlerdir. 3. Kriz dönemlerine yönelik görevler: Hastalık, kaza, iş kaybı, ekonomik sorunlar gibi ailenin bütünlüğüne yönelik tehditlerin yarattığı krizlerde, aile üyelerinin birbirine destek olma ve korumasına yönelik görevlerdir.
Sağlıklı Ailelerin Özellikleri
Bağlılık: Güçlü ailelerde aile bireyleri enerji ve zamanlarını aile ile ilgili aktivitelere ayırırlar. Bağlılık, hem güzel hem de sıkıntılı zamanlarda aileye sadık kalabilmektir.
Takdir etme: Aile üyeleri birbirlerine takdirlerini gerek sözleri gerek yaptıkları ile belirtirlerse bağlılıkları daha da güçlenecektir. Takdir etme, aile bireylerinin özgüvenlerini artıracaktır.
Birlikte zaman geçirmeye istekli olma: Sağlıklı aileler nicelik ve nitelik olarak birlikte kaliteli zaman geçirirler.
Etkili iletişim: Güçlü ailelerde iletiler duyarlı bir şekilde verilir ve alınır. Bu ailelerde destek, anlayış ve empati vardır. Birbirleri ile konuşacak çok şeyleri vardır. Bir
çatışma olduğunda sessiz kalmak yerine konuşarak çözümlemeyi tercih ederler.
Krizlerle baş edebilmek: Sağlıklı aileler krizlerle baş ederken; daha deneyimli kişilerden öneri alma, uzlaşma, mizahı kullanma ve duygularını dışa vurma gibi yöntemleri kullanırlar.
Bireylerin desteklenmesi: Aile sistemi en zayıf üyesinin güçlü olduğu kadar güçlüdür. Bu nedenle her bir aile üyesinin yetenek ve becerilerini geliştirmesine destek olunmalıdır. Destek konusunda en hassas olunması gereken dönemler; okul dönemi, fiziksel değişimlerin yaşandığı ergenlik dönemi ve genç yetişkin olarak bireyin yuvadan uçmaya hazırlandığı dönemlerdir.
Ailede rollerin belirli olması: Sağlıklı ailelerde roller açık, belirgin, uygun şekilde düzenlenmiş ve birbirini tamamlayan özelliktedir.
Stres, her ailenin yaşamının bir parçasıdır. Beklenen yaşam stresleri olduğu gibi beklenmeksizin gelen stres etkenleri de vardır. Beklenen yaşam stresleri, gelişimsel ve durumsal nitelikte olabilir. Beklenmeksizin gelen stres etkenleri ise aniden ortaya çıkar ve ailenin sağlığını, mutluluğunu etkileyebilir. Stres yaşantısının özellikle beklenmeksizin gelen streslerin ailenin ya da bireyin hangi dönemine rast geldiği çok önemlidir.
Merkezkaç aile, aileden uzaklaşma eğilimini tanımlar. Merkezcil aile ise, aileye yakınlaşma eğilimini tanımlar. Combrinck-Graham (1985) ailenin zaman içinde merkezkaç ve merkezcil olduğu dönemler arasında gidip geldiğini belirtmiştir (S: 8, Şekil 1.2). Her aile gelişim evresine göre bazen merkezcil döneme geçer, aile içi yaşama ağırlık verir, ailenin dış sınırları belirginleşirken aile içinde yardımlaşma ve sınırlar esner (örn. bebeklerini büyütürken). Kimi zaman ise merkezkaç dönemde giren aile sistemi bireylerinin aile dışındaki bağımsızlaşması hedeflerine yönelir (örn. genç erişkinin evden ayrılması). Ancak merkezkaç ve merkezcil yapılar aşırı olduğunda ailenin işlevleri bozulur.
Ailenin Yaşam Döngüsü
Yaşam döngüsü, çekirdek ailenin zaman içinde gelişimini betimler. Her bir evrede üstesinden gelinmesi gereken gelişimsel görevler vardır ve gelişimsel görevleri başaramayan aileler uzun sürede aile sorunları ile karşı karşıya kalma riski taşırlar.
Bekâr Genç Erişkin Evresi
Gelişimsel görevler ailesinden ayrışabilme, yakın ilişkiler kurabilme ve kendi yaşam planlarını oluşturmadır. Psikolojik sorun alanı ise aileden ayrılmayı kabullenmedir.
Çocuksuz Evli Çiftler
Gelişimsel görevler evlilikte düzenin oluşturulması, eşi, ailesi ve arkadaşları arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve ebeveynliğe hazırlıktır. Psikolojik sorun alanı ise evliliğe uyumdur.
Çocuklu Çiftler (Bebek 30 Aydan Küçük)
Gelişimsel görevler anne-baba rollerine uyum gösterme ve büyükanne-büyükbabaya ailede gerekli yerin açılmasıdır. Psikolojik sorun alanı ise aile sistemine yeni bireylerin katılmasını kabullenmedir.
Okul Öncesi Çocukları Olan Aileler
Gelişimsel görevler çocuğun ihtiyaçlarına aile sisteminin uyum sağlaması ve ebeveynliğin getirdiği stres ve özel alan yokluğuna adapte olmasıdır. Psikolojik sorun alanı ise Çocuğun yeni bir kişilik olarak kendi benliğini ortaya koymasını kabullenmedir.
Ergenlik Öncesi Çocukları Olan Aileler
Gelişimsel görevler sosyal ilişkilerle aile sisteminin genişlemesi ve çocuklarının ilgilerini, yeteneklerini ve becerilerini geliştirmelerine destek olunmasıdır. Psikolojik sorun alanı ise çocuğun aile dışında başka ilişkiler geliştirmesine izin vermedir.
Ergen Çocukları Olan Aileler
Gelişimsel görevler ergene özgürlük ve sorumluluklar dengesinin oluşturulması, kendi yaşlı ebeveynlerinin bakımı ve evlilik ve kariyer sorunlarına yeniden odaklanmadır. Psikolojik sorun alanı ise ergenin bağımsızlaşma sürecine izin verecek şekilde aile sınırlarının esnekliğidir.
Çocukları Genç Yetişkin Olan Aileler
Gelişimsel görevler anne-baba, genç yetişkinleri kendi yaşamlarını kurmak için cesaretlendirmesi ve onlar için geri dönülebilecek besleyici bir ev ortamı geliştirmeleridir. Psikolojik sorun alanı ise aileden ayrılmaları ve yeni katılımları kabullenmedir.
Ebeveynlik Sonrası Çiftler
Gelişimsel görevler evliliğin yeniden inşası ve çocuklarının eşleri ve torunları içerecek şekilde ailenin yeniden düzenlenmesidir. Psikolojik sorun alanı ise çiftlerin birbirleri ile baş başa kalmasıdır.
Yaşlı Çiftler
Gelişimsel görevler Emekliliğe uyum ve bedensel hastalıklarla ve kayıplarla başa çıkabilmedir. Psikolojik sorun alanı ise yaşlılığı ve emekliliği kabullenmedir.
Diğer Aile Kuramları
Bilişsel-Davranışçı Aile Kuramı
Bir durum ile ilgili bilişsel (düşünceler, yorumlar, atıflar) değerlendirmeler, o durumla ilgili duygusal ve davranışsal tepkilerin nasıl olacağını belirlediğini öne sürer. Olumsuz değerlendirmeler, olumsuz duygu (öfke, üzüntü gibi) ve davranışlara (örn. aileden uzaklaşma, içe kapanma) yol açmaktadır. Bilişsel-davranışçı aile teorisi; davranışların öğrenme ile kazanıldığını, bir eşin davranışının diğerinin hareketlerini etkilediğini öne sürer. İlişki doyumunda bireyin eşi ile yaşadığı olumlu davranışların önemini vurgular.
Feminist Aile Kuramı
1970’lerde gelişen kadın hareketinden ortaya çıkan feminist aile teorisi, cinsiyete dayanan ailenin yapısını ve rollerini irdelemiştir. Feminist teoriye göre aile; kadın- erkek arasındaki güç ilişkilerinde kadının aleyhinde dengesizlikler içeren, toplumdaki cinsiyet hiyerarşilerini ve cinsiyet ayrımlarını yansıtan bir kurum olarak görülür. Kadın ve erkek arasında eşit güç ilişkisinin olması gerektiği önemle vurgulanır.
Postmodern Aile Kuramı
Gerçeğin öznel olduğu ifade edilir ve gerçeğin keşfedilmesinden çok yapılandırılması söz konusudur. Bu görüşe göre gerçeklik dil-söylem üzerinden kurulur ve sorun yaşayan aileler kendi yaşamları ile ilgili sıklıkla olumsuz, zarar verici ve umutsuz öyküleri kurgularlar. Problem dilini kullanmak yerine çözüm dili kullanılmalıdır. Problemin geçmiş öyküsüne detaylı olarak odaklanmanın yararının olmadığını, bir sorunu çözmek için onun nedenini bilmek gerekmediğini öne sürer. Ailelerin sorunlarını çözebileceği kaynaklara sahip olduğunu ileri sürer. Ufak olumlu değişikliklerin, büyük değişikliklere yol açabileceğini öne sürer.