GİRİŞ Güney Azerbaycan’da Edebî Hayat
Azerbaycan Coğrafyası: Azerbaycan, Güney Kafkasya’ İran’daki siyasi karışıklıklar, hanların ve onlara tâbi dan Irak’ın içlerine, doğu ve güney doğu Anadolu’dan beylerin keyfî hareketleri, ağır vergiler, zulüm, Güney İran’ın içlerine kadar uzanan, kuzey doğu kesiminin bir Azerbaycan Türklerini sosyal ve iktisadî bakımdan tam bir kısmı Hazar denizi ile sınırlanan araziyi kapsamaktadır. buhrana sürüklemişti. Bu duruma bağlı olarak memleketin kültürel hayatı da karmaşa içindeydi; yazılı edebiyat iyice Azerbaycan Türkçesi: Azerbaycan coğrafyasında, Türk zayıflatmıştı. dilinin Osmanlıca ve Çağatayca’dan sonraki en geniş ve verimli kolu olan, XI. yüzyıldan sonra Oğuzların bölgeye Güney Azerbaycan’da ve aynı zamanda İran’da, yeni yoğun olarak gelmesinden sonra, bu coğrafyada oluşmaya edebiyatın ilk temsilcileri arasında Türk olmalarına başlayan “Oğuz yazı dili”nin doğu kolu olarak XIII. yüzyıl rağmen geleneğe uyarak eserlerini Farsça yazan ortalarından itibaren Selçuklu, Moğol, İlhanlı Akkoyunlu, Abdurrahim Talibov, Zeynelabidin Şirvanî, Mirze Ağa Karakoyunlu ve Safevî dönemlerinde ilk yazılı ürünlerini Tebrizî sayılabilir.
veren yazı diline, oluştuğu coğrafyadan hareketle Asrın başlarında en çok rağbet gören nazım şekli gazeldir. Azerbaycan Türkçesi denilmektedir. Bu gazellerde, geleneksel şiir anlayışı ve konularının yanı
Azerbaycan (veya Azerî) Edebiyatı: Azerbaycan sözlü sıra, gerçek insanî duygular, kişisel duygu ve düşünceler, edebiyatı, Azerbaycan coğrafyasında Türklerin tarih hayata gerçekçi bir şekilde bakış ifade edilir. Tasvir edilen sahnesine çıkışına, diğer yandan Türkistan’daki genel sevgili artık muhayyel bir varlık değil, canlı-kanlı gerçek Türk kültürüne bağlıdır. Tanımlanan bu coğrafyadaki bir insandır. Bu dönemdeki şairlerin en belirgin yazılı edebiyat ise, XIII-XIV. yüzyıldan itibaren ilk özelliklerinden biri kendi dillerinin yanında Farsçayı da ürünlerini verir. Başlangıçta bu edebiyatın yazılı örnekleri, kullanmalarıdır. İki dillilik Güney Azerbaycan Anadolu Türkçesiyle ortaktır; ancak, XIV-XV. yüzyıldan edebiyatının karakteristik bir özelliğidir.
sonra Azerbaycan Türkçesiyle, Eski Anadolu Türkçesi Medrese tahsili görmüş aydınların sade bir Türkçeyle yavaş yavaş ayrışmaya başlayınca edebiyatta da bir “âşık şiiri tarzı”nda manzumeler yazmaları, Azerî halk farklılaşma görülür. edebiyatı, halk şiiri için çok yararlı olmuştur. Özellikle,
XIX. Yüzyıl Azeri Edebiyatı XIX. yy.da Andelip, Nebatî, biraz daha önceki dönemlerde Molla Penah Vakıf gibi büyük şairler, âşık XIX. Yüzyılın Başlarında Azerbaycan ve Azerî şiirinin de klasik şiir gibi kalıplaşmasını canlılığını Edebiyatı kaybetmesini önlemiştir.
Rus istilasından sonra Azerî edebiyatı, XIX. Yy.ın Şiirlerinde ince bir ruh, seçkin bir güzellik duygusu, başlarından itibaren iki kola ayrıldı: Kuzey coşkun sevgi tezahürleri görülen ve tamamen orijinal Azerbaycan’daki edebiyat, diğer sebepler yanında Rus sanatkârlık kudretine sahip Séyyid Ebulġasım Nebatî etkisiyle yenilikçi bir yol izlerken, Güney (1812-1873), çağının en büyük şairlerinden biridir. Azerbaycan’daki edebiyat, geleneksel yapı ve anlayış içinde gittikçe sönükleşiyor, bir taklit ve nazîre edebiyatı Héyran Hanım’ın XIX.4500 beyitlik divanında Farsça olarak devam ettiriyordu. Halk edebiyatı, kendi yolunda şiirleri daha fazladır. Klasik tarzdaki gazelleriyle gelişmekteydi. Fuzulî’nin etkisinde kaldığı, dilinin nisbeten sade olduğu görülmüştür. Azerbaycan edebiyatında modernleşmenin bir sonucu olarak roman, modern hikâye, tiyatro eserleri, makale, Mirze Méhdi Şükûhî (1829/30-1896), Maddî ve manevî tenkit, edebiyat tarihi vs. gibi yeni türler de kullanılmaya sıkıntılar içerisinde kötümser bir ömür sürmüş, daha çok başlanmıştır. Aruz vezninin kullanımı azalsa da tamamıyla mizahî şiirleriyle tanınmıştır. Seyahate çıkarak Türkiye, ortadan kalkmamıştır. Gazel, XIX. yy.ın sonlarından Arabistan, Orta Asya ve İran’ın birçok yerini dolaşmıştır. itibaren, konusunda ve dilinde bazı değişikliklere uğ- Şark halklarını istismar eden han, bey, sahtekâr din rayarak yok olmaktan kurtulmuştur. Buna rağmen kaside, adamları, aç gözlü tâcirler, ahlâksız kimseler onun mizahî mesnevî gibi türler, yerlerini “poéma” (manzum hikâye şiirlerinden yakalarını kurtaramamışlardır. Realist bir veya manzum roman) denilen nazım şekline bırakmıştır. şairdir. Halkın yaşayışını, âdetlerini, batıl inançlarını çok renkli, akıcı bir dille, ince bir alayla dile getirir. Şiirlerini Klasik edebiyattaki mizah geleneği, modern edebiyatta da Türkçe ve Farsça yazmıştır. Münazara-i Akl ü Aşk adlı bir önemli temsilciler yetiştirir. Bu tarzın temsilcileri arasında mesnevisi, Sadî’nin Gülistan’ı tarzında üç yüzden fazla Baba Bey Şâkir (1770-1844), Ġasımbey Zakir, Séyyid nasihatamiz hikayeleri vardır. Azim [Ezim] Şirvanî vardır. Şairler genellikle, sosyal bozuklukları, adaletsizliği, Rus memurlarının zalimliğini, Kuzey Azerbaycan’da Modern Edebiyatın Ortaya rüşvetçiliğini, ahlâksızlığını, zalim ve çıkarcı “beyleri”, Çıkışı
sahtekâr ve câhil din adamlarını ortaya koyan Rus istilâsından sonra, Azerbaycan aydınları arasından ilk manzumeler yazmışlardır. XX. yy. başlarında Mirze Ali düşünürler ve bilim adamları yetişti. Tıpkı ilk modernist Ekber [Elekber] Sabir ile satirik şiiri zirveye ulaşmıştır. Rus aydınlarında olduğu gibi “Batı” düşüncesi, yerli, millî
ve dinî bilgilerle çeliştiği için bazı aydınlar bunalıma Mezhep ayrımıyla mücadele eden şiirler düştü. Bazıları tamamen “Batı” tarzı düşünceleri yazmıştır.Herşeyden önce halkın cehaletten kurtarılması reddederek kendi içlerine kapanıp kötümser bir hayat için çocukların Usul-i Cedid mekteplerinde eğitim yaşadı. Bir kısmı da “Batıcı”, radikal yenilikçi düşünceleri görmeleri gerektiğini savunmuştur. Gazellerinde benimsedi. Bir kısmı da daha çok Türkiye’deki aydınları Fuzulî’nin etkisi görülmesine rağmen, taklitçi bir şair örnek alarak sentezci bir yol tutmaya çalıştı. değildir. Séyid Azim Şirvanî, devrinin ilerici, maarifçi şahsiyetleri arasında özel bir yer tutar, şiirleriyle modern Islahatçı düşünceler, asrın sonlarına doğru Şéyh edebiyatın ufuklarını genişletmesinde birinci derecede rol Cemaleddin Afganî (1838-1897)’nin de etkisiyle bütün oynar. Rusya Müslümanları arasında süratle yayıldı ve bir hayli taraftar topladı. Modern Edebiyatın İlk Büyük Temsilcisi: Mirze Feteli [Feth Ali] Ahundzade (1812-1878) Azerbaycan’da fikrî, edebî oluşumun ilk aydınlardan birisi Abbasġuluağa Bakıhanov Ġüdsî (1774-1846)’dir. Gerçek Aħundzade, tiyatro yazarı, şair, edebiyat teorisyeni, manada âlim, mütefekkir, istidatlı bir şair ve tarih mütefekkir ve reformisttir. Feteli annesinin amcası ile yazarıdır. Esrârü’l-Melekût adlı astronomiye ait eserini birlikte Azerbaycan’ın birçok yerlerinde dolaşır, yayla ve takdim yazmıştır. Abbasġuluağa’nın eserlerinde Rus istila köy hayatını yakından gözlemleme imkânı bulur. Bu ve esaretine karşı millî şuuru uyandıracak fikirler gözlem ve intibalarını daha sonra yazacağı eserlerde bulunduğunu göz önünde tutarsak bu hareketinin siyasî bir özellikle, tiyatrolarında zengin bir malzeme olarak anlamı olduğu da düşünülebilir.Nâzım-nesir karışık olarak kullanır.1850’den itibaren tiyatro eserleri yazmaya başlar, yazdığı Kitab-ı Askeriyye’de,Şiir olarak Azerbaycan bunları 1859’da Temsilat adıyla bastırır. 1857 yılından Türkçesiyle yazdığı ve pek meşhur olan “Tebriz Ehline itibaren, fikrî hayatının en büyük faaliyetlerinden biri olan HitabAbbasġuluağa eserleri arasındadır. Kendisi “Alfabe” meselesiyle uğraşır. Latin harflerine geçme “ansiklopedik” bilgiye sahip bir “maarifçi”dir. fikrini ilk defa 1873’te İstanbul’daki “Hakaik” gazetesine yazdığı bir mektubunda açıklar. Temsilât’taki komedileri, Mirze Şefi’de dönemin önemli kişilerinden biriydi.İvan “Alfabe layihası”, “Kemalüddövle Mektubları” ve edebî, Grigoryev’le birlikte çeşitli metinlerden oluşan bir ders dinî, sosyal, siyasî konulardaki tenkitleridir. 1850-55 kitabı hazırladı: “Tatarskaya Herestomatiya yılları arasında 6 komedi (Hékâyet-i Molla İbrahimħelil Azerbaydjanskogo nareçiya” [“Azerbaycan Şivesinin Kimyager; Hékâyet-i Mösyö Jordan Hekim-i Nebatât ve Tatar Ders Kitabı”] adlı, “antoloji” mahiyetindeki bu eser, Derviş Mestelişah Câdûgûn-ı Meşhur; Hékâyet-i Vezir-i iki bölüm ve sözlük kısmından ibaretti. F. Bodenstedt, Ħan-ı Lenkeran; Hékâyet-i Ħırs-ı Ġuldurbasan; Hékâyet-i ülkesine döndükten sonra Kafkasya’daki hayatını anlatan Merd-i Ħesis Hacı Ġara; Mürafie Vekillerinin Hékâyeti) Tausend und ein Tag im Orient (Berlin, 1850) adlı eserini yazar.Aħundzade tiyatroyu, cemiyeti terbiye etmek, kötü yayımladı. Bu eserinde Mirze Şefi’den ve aralarındaki alışkanlıkları, sosyal bozuklukları, insan tabiatındaki kötü ilişkilerden de genişçe söz ediyordu.Bir Azerbaycan ihtirasları ortadan kaldırmak yolunda yararlı bir vasıta şairinin Avrupa’da sevilerek okunmuş olması ilgi görür çekicidir. Edebî, tenkidî meseleler hakkındaki değerlendirmelerini, Ġasımbey Zâkir (1784-1857),Azerî şiirinde Vâkıf ve nazarî görüşlerini şu yazılarında derli toplu olarak Vidadî ile başlayan realizm çığırının, mahallîleşme bulabiliriz: Féhrist-i Kitap (1859, Temsilât’ın önsözü), cereyanı- nın XIX. yüzyıldaki en önemli temsilcisidir. Nazm ve Nesr Hakkında (1862), Tenġid Risalesi (1862), Gazellerindeki dil, bir az daha ağır olmasına rağmen, Hékâyet (1865), Kritika (1871, bu eleştiri, İran’da çıkan koşma ve geraylı sade ve çok akıcı bir halk diliyle Millet adlı gazete için yazılmıştır), Mirze Ağa’nın söylenmiştir. Piyesleri Haġġında Kritika (1871). Ayrıca Kamalüddövle İsmail Bey Kutkaşınlı (1806-1869),Fransızca yazdığı Mektubları’nda da yerli geldikçe edebî meselelerden söz Rechid-bey et SaadeteChanime [Reşit Bey ve Saadet eder. Hanım] adlı hikâye kitabını yayımlamıştır. Eserin en Azerbaycan’da Tiyatro (XIX. Yüzyılda Oluşumu ve önemli yanı, kadın hukuku bakımından taşıdı- ğı yeni Gelişmesi) fikirlerdir. Türkiye’de olduğu gibi Azerbaycan’da da tiyatronun XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Azerî Edebiyatı ortaya çıkışı, herşeyden önce Avrupaî hayat tarzının Bu dönemde eserlerde mücadele fikri, hürriyet arzusu, tesirine bağlı olmuştur. Knyaz (Prens) Vorontsov 1849- vatan ve millet sevgisi, insan sevgisi, adaletsizliğe ve 1851 yılları arasında bir tiyatro binası yaptırır ve zulme karşı mücadele, halkçılık gibi düşünceler işlenir. maiyetinde çalışan Türk, Gürcü, Ermeni aydınlarını tiyatro eserleri yazmaları için teşvik eder. Böylece Mirze Feteli Séyit Azim Şirvanî (1835-1888), Lirik şiirleri, tesirli Aħundzade, 1850’den itibaren altı komedi ve bir hikâye satirik manzumeleriyle şöhret kazanmıştır. Şiirlerinde yazar. Azerbaycan’ın bu ilk tiyatro eserleri, önce Rusça “Séyyid/Séyid” mahlasını kullandı.“Beytü’s-safâ” adıyla basıldıkları gibi, sahneye de önce Rusça ve Ruslar bir şairler meclisi kurdu. Rusya Türklerinin ilk Türk gazetesinde manzum mektup, şiirler, yazar.
tarafından konuldular! Komediler yine Rusça olarak 1853’te Tiflis’te kitap hâlinde neşredilir.
1880 yılından sonra tiyatro faaliyetlerinde bir canlanma görülür. Özellikle “Gori Muallim Mektebi”ni bitiren genç öğretmenler, gittikleri yerlerde öğrencilerini başları- na toplayarak çeşitli eserleri sahneye koyar.
İlk tiyatro binası 1858’de Şamaħı’da inşa edilmişti ama, 1880’de Bakû’da Hacı Zeynelabidin Tağıyév tarafından yaptırılan mükemmel bina, Azerî tiyatrosunun gelişiminde çok önemli bir rol oynadı.
Aħundzade’den sonra ikinci tiyatro yazarı olarak görülen Necef Bey Vezirli (1854- 1926)’nin piyeslerinde Azerbaycan’ın sosyal ve kültürel problemleri realist bir şekilde işlenir.Necef Bey, 1896’da ilk trajedi (facia) olan Müsibet-i Feħreddin’i yazdı. Diğer piyesleri arasında Év Terbiyesinin Bir Şekli (1875), Gemi Lövbersiz Olmaz (1876), Daldan Atılan Daş Topuğa Deyer (1890), Sonraki Pişmanlık Fayda Vérmez (1890), Adı Var Özü Yoħ (1981), Yağışdan Çıħdıġ Yağmura Düşdük (1895), Pehlivan-ı Zemâne (1898-1900) sayılabilir. Bu eserlerin dışında yazarın tercüme ve tebdil (adapte) piyesleri de vardır.