disiplinleri de derinden etkilemiştir. Sanat ve edebiyat da Giriş bu etkiden payını almıştır.
Sürrealizm (Fr. surréalisme) kelimesi dilimize “gerçeküstücülük” olarak çevrilmiş ve genel kabul Freud, Psikanalize Giriş Dersleri (1933)’nde son görmüştür. Bazı edebiyat bilimcileri ise “üst-gerçekçilik” dönemlerdeki bilimsel gelişmelerin yüzyıllardır kendisine ya da “gerçekötecilik” karşılıklarını önerirler. Gerçeküstü hayran olan insanın bu hayranlığını sarstığını dile getirir.
çevirisinin, morfolojisinden dolayı gerçek dışılık, saçmalık Freud, ilkin yakın arkadaşı ve meslektaşı Josef Breuer gibi anlamlara geldiğini; oysa sürrealizmin, gerçeğin bir (1843-1925)’le beraber hipnoz durumundaki hastaların başka biçimi olarak bir başka gerçekliği ifade ettiğini öne geçmişte kendilerini etkileyen olayı anımsamalarını ve sürerler. 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren resim, şiir ve bozukluğa sebebiyet veren andaki şoku, yeniden sinema gibi sanatın pek çok alanına yayılma imkânı canlandırıp hastaya duygularını dışa vurma imkânı bulmuş olan sürrealizm, kısa soluklu gibi görünse de sağlamakla işe başlar. Hastanın olayın şokunu yeniden yarattığı güçle etkisi uzun süren bir akım olmuştur. yaşayıp hipnozdan çıkışına “boşalma” diyen ikili, bu Sürrealizm, salt aklın, rasyonalizmin boğduğu insanlığın yönteme dair kuramsal çalışmalarını İsteri Üzerine bir haykırışı olarak kendisi de bir psikiyatrist olan André İncelemeler (1895) adıyla yayımlar. Breton (1896-1966) tarafından kuramlaştırılır. Freud, kişiliğin gelişiminde çok önemli rol oynayan hatta Sürrealizmin Gelişim Sürecinde Siyasi ve ruhsal bozukluklara sebebiyet veren bu unutulmuş anıların Kültürel Ortam bilince çıkmasını engelleyen gücü “direnme”, sarsıntının Uzun süren Orta Çağ (Skolastik Dönem)’in ardından Batı, ardından olayın unutulma sürecini ise “bastırma” olarak önce Rönesans’la, sonrasında, 17. ve 18. yüzyıllarda adlandırır.
Aydınlanma Çağı ile aklı ve bilimi yaşamın merkezine Bilinç, algıların ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık almaya başlamıştır. Batı ise medeni olarak kendisini olarak izlenme süreci olarak tarif edilebilir. Bilinçaltı ise “öteki” olarak gördüğü topluluklardan üstün gördüğü için insanın bilincinde olmadığı halde davranışlarını etkileyen onlar üzerinde egemenlik kurabileceğini düşünmüş ve ruhsal durumdur. Freud’a kadar insan, “bilinç” düzeyinde emperyalist politikalarını böylelikle meşrulaştırmaya kavranmıştır. Oysa Freud, davranışlarımızı belirleyen çalışmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren temel dinamiklerin bilinçaltında yattığını iddia eder. sömürgecilik ve emperyalizm ciddi tırmanışa geçer. Freud, ruhsal aygıtı, üçe ayırır: id, ego ve süperego.
Avusturya tahtının veliahdı Ferdinand’ın 28 Haziran İd kısaca dürtüsel ilkel benliktir. Bilinçdışı alanı ifade eder 1914’te bir Sırp milliyetçisi tarafından Saraybosna’da ve hazzın doyumu ilkesine göre çalışır. Yüzbinlerce yıldır, öldürülmesinden sonra 1914’te başlayıp 1918’de biten ve insan var oldukça değişmeyen birtakım dürtüleri vardır. dokuz milyona yakın insanın öldüğü Birinci Dünya Savaşı Kişiden kişiye değişmeyen cinsel arzuları, libidoyu, sonunda büyük imparatorluklar da ortadan kalkacaktır. hayatta kalma, tehlikeden kaçınma ve şiddet dürtüsünü
Birinci Dünya Savaşı ile yeni devletler kurulmuş ancak kapsayan “id”, insan ruhunun en ilkel parçasıdır.
Avrupa yeniden bir nizam almış gibi görünse de yaklaşık Dürtülerin tatmin edilmesi temel amaçtır ve amacına yirmi sene sonra patlak verecek olan II. Dünya Savaşı’nın ulaşmak için “ego”yu zorlar. Dış dünya ile uyumlu sebepleri bertaraf edilmemiştir. birlikteliği sağlayabilmek içinse egoya düşen görevler
Sürrealizm iste tam bu iki savasın arasında, milliyetçiliğin vardır. En genel ifadeyle bu, ilkel arzular ve sonsuz haz ırkçılık boyutuna uzandığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. arayışı ile dış dünyanın gerçekleri, kuralları, değer ve Almanya’da Adolf Hitler (1889-1945)’in, İtalya’da normları arasında denge kurmaktır.
Mussolini (1883-1945)’nin başı çektiği faşist rejimler, Doyumsuz ve sonsuz arzuları frenleyen bir mekanizma Avrupa’yı ve o güne kadar savundukları değerleri allak vardır: o da “süperego”dur. Süperego, toplumsallaşan bullak etmiştir. Sürrealizm insanoğlunu bu kötü duruma egonun bir parçasıdır. Bir diğer ifadeyle üst-benliktir. getiren değerlerden, bu gerçeklerden kaçıştır. Freud’un sürrealizm için nasıl bir gerçeklik alanı açtığı Dadaizmin yerini alacak sürrealizm “denizin diplerinden ortada: oldukça geniş bir evren. Diğer taraftan Freud’un gökyüzüne, bir ülkeden ötekisine uçakla, trenle, gemiyle sanatçıları yaratma edimi içine sürükleyen dürtünün ne giden radyo, televizyonla dünyanın her köşesine giren olduğuna dair görüşleri de vardır. Sanatçıların neden sanat savaşlar gören, bu eski Avrupa ülkesinin insanlarını (XIX. icra ettikleri, neden şairlerin şiirler yazdığı, ressamların Yüzyılın ikinci yarısı) yeniden eski düş dünyalarına resimler yaptığı, hatta ilkel insanları düşünürsek bu bırakacak” bir sanat akımı olmuştur. insanların neden mağaralara resimler yaptığı, sıradan
Sigmund Freud, Psikanaliz ve Bilinçaltı insanların da bilim adamlarının da yıllarca ilgisini çekmiştir. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un din, aşk, cinsellik, insanın gelişimi, ölüm vb. hakkındaki kuramsal Freud, yaratma eylemi ile nevroz arasında bir ilişki kurar. görüşleri, kendisinden sonra psikiyatrinin yanı sıra diğer İnsanların birtakım istekleri, itileri vardır, ama toplum içinde yaşadıklarından dış gerçekliğe uymak (süperego)
zorunluluğunu duyar ve bu isteklerini serbestçe tatmin Dada etkisiyle sanatsal faaliyetlerine başlayan ve gelenek edemez, aksine bastırmaya örtmeye bakarlar. dışı bir edebiyatla tanışan, çağın önemli sanatçıları, Freud kuramını açımlarken “ruhsal otomatizm” tekniğinden yola Sürrealizmin geliştiği ortam ve Freud’un sanatın bir kaçış çıkarak otomatik yazı yöntemleriyle deneysel çalışmalar alanı olduğu tezi düşünüldüğünde, sürrealistlerin kaçmak yapmaya başlar. istedikleri o kadar çok şey vardır ki kaçtıkları yer de olabildiğince gerçeklik duvarının ön tarafı olacaktır. 1924 yılında Breton Birinci Sürrealist Manifestoyu, 1930 yılında ise ikinciyi yayımlar. İkinci bildiri artık Yıkıcı Bir Akım: Gerçeküstücülük ve Onun Kısa sürrealizmin bir taraftan dağılma sürecine girdiğinin de Tarihi işaretidir.
1914-18’in yarattığı trajik ortam, gerçeküstü akımın 1930’lardan itibaren akımın ileri gelenleri Breton’un kurucularında mevcut siyasi ve kültürel ortamı meydana yanında Louis Aragon, Pierre Unik ve Paul Eluard’dır. getiren değerlere karşı bir tiksinti oluşturmuştur. Yine Louis Bunuel, René Char ve belki de en önemlisi Tristan Tzara (1896-1963) ile özdeşleşip bütünüyle yıkıcı Salvador Dali de Breton’un etrafındadır. Breton, 1939’da ve muhalif olan, geleneksel sanata karşıyken sanata ve Eluard’la birlikte L’immaculée Conception’u yayımlar. Bu hatta kendine bile karşı olmakla sonlanan macerasında sırada gerçeküstücülükten çıkarılan üyeler Un Cadavre “dada”, en büyük mirasını gerçeküstü akıma bırakmıştır. (Bir Kadavra) adlı bir yergi yayımlar.
Dadaizmden çok daha önce bir marjinal olarak 1935’lerden sonra gerçeküstücü sanatçılar çeşitli nitelendirilebilecek Marquis de Sade (1740-1814), Gerard dergilerde resimlerini ve yayın faaliyetlerini sürdürürler. de Nerval (1808-1855), Comte de Lautréamount (Isidore Bunlardan öne çıkanı Minotaure dergisidir. Ducasse, 1846-1870), Arthur Rimbaud (1854-1891) gibi Breton’a göre Fransa’da olduğu gibi Amerika’da da “şiir yazar ve şairler vardır. Sürrealist resmin de arkasında üretiminin büyük bölümü”, temel itici güç olan “saşırtma” oneirik yapıtlarıyla Hieronymus Bosch (1450-1516), dan yoksundur. Esasen Devinim ve özgürlüğün işlevi olan Francisco Goya (1746-1828), Marc Chagall (1887-1985) aşma gücünün üstünde durulmalıdır. Bu açıdan Reverdy, gibi aşina olunmayan, gerçekdışı görsellikler sunan Picabia, Péret, Artaud, Arp, Michaux, Prévert, Char ve ressamların çalışmaları vardır. Oneirizm uyanıkken düş Césaire öykülenemez örnekçelerdir. görme; oneirik ise rüyalarla ilgili olan anlamındadır. Sürrealist Bildirgeye (Manifesto) Doğru Dadaizmin felsefesini belirleyen temel çıkış noktası burjuva ideolojisine ve milliyetçiliğe karşı olmalarıdır. Gerçeküstücü sanatçılar için temel amaç, bilincin ötesine Breton bunlara daha çok özgürlük talebini ekler. bir yolculuğa çıkarak bilinç ötesini keşfetmek ve insanın Sosyalizmin, anarşizmin ve tam da bu sıralarda asıl gerçekleri olan arzuların, korkuların, kaygıların, gerçekleşen (Ekim 1917) Rus Devrimi’nin Breton endişelerin dünyasını imajlara dönüştürmektir. 1924 yılına üzerinde etkisi olmuştur. Yine yozlaşmış ve çürümüş gelindiğinde akımın sözcüsü konumundaki Andre Breton, mevcudun karşısında Marksizm, yükselen bir değer olarak -daha önce Apollinaire’in kullandığı terimi ödünç alarak- iki cihan harbi arasında ciddi bir alternatif “Manifeste du Surréalisme” (Gerçeküstücülük oluşturmaktadır. Bildirgesi)’ni hazırlar.
Gerçeküstü akımın kurucusu ve lideri olacak André Gerçeküstücülük Bildirgesi (Manifeste du Breton’un 1920’de Paris’e gelen Tristan Tzara ile temas Surréalisme) kurması, ondaki dönüşümü ivmelendirecektir. Andre Breton 1924 tarihli ilk bildirgeye mevcut insan Tuğrul İnal gerçeküstü şiirin ipuçlarının henüz dadaizm zihniyetini tahlille işe başlar. Toplumun kendi değerleri safhasında verilmeye başlandığını ifade eder. Dadaizmin çerçevesinde bireyi ne şekilde sınırladığından bahseder. anlaşılma gibi bir kaygısı yokken gerçeküstücülük ortak Yalnızca hayal gücünün kendisine olabileceklere dair bir özlerin keşfi üzerinden anlaşılmak ister. Tam da bu imada bulunduğunu belirtir. Bu yüzden de nedenle dadaizm’in otomatizmi tesadüfî iken, muhayyilelerinin genişliği ile suçlanmamalarından dolayı gerçeküstücülükteki otomatizm, bilincin, törelerin, deliliğin keyifli bir şey olması gerektiğini düşünür. Bu süperegonun kontrol edemediği alandaki ruhsal (psişik) yüzden de sanrılar, yanılsamalar ve türevleri önemli zevk ortak özlere dayanır. kaynakları olmalıdır. Ancak delilik korkusu sıradan insanı hayal gücünü geliştirmekten alıkoyar. Gerçeküstücülük terimi ise -akımdan daha önce- kısa yaşamına rağmen yüzyılın başındaki öncü akımların Hayal gücünün engellenmesi, insanı sıradanlaştırdığı gibi neredeyse hepsinin içinde yer almış olan Guillaume yazarları da sınırlayarak sıradanlaştırır. Buna göre Breton, Apollinaire (Wilhelm Apollinaris de Kostrowitzky, 1880- geleneksel edebiyatın aynı biçim içerisinde (benzer 1918) tarafından ilk defa sarf edilmiştir. yapılar, olay örgüleri, tasvirler, karakterler vb.) devamlı bir surette eser vererek tek tipleştiğini ve bir noktadan Breton ve Soupault’un birlikte yazdıkları, ilk gerçeküstü sonra yazarın tutkularının şiddetli şekilde kısıtlanması ile yapıt olan Les Champs Magnétiques (Manyetik Alanlar) son bulduğunu düşünür. 1920’de yayımlanır.
Manifestonun ilerleyen bölümlerinde günümüzde Breton sürrealizmin işlevinin özel bir bölümünün gerçek (maalesef) hâlâ ve her şeye rağmen mantığın saltanatı ve gerçekdışı, mantık ve mantıksızlık, düşünme ve etki, altında yaşadığımızı, oysa bu çağda mantıksal yöntemlerin bilgi ve ölümcül cehalet, yararlılık ve yararsızlık ikincil öneme sahip problemleri çözmek için kavramlarını eleştirel bir gözle incelemek olarak belirler. kullanılabileceğini dile getiren Breton, rasyonalizmin En azından bir hususta tarihsel materyalizmle de benzerlik yalnızca doğrudan deneyimimizle bağlantılı gerçekleri taşıdığını ifade eder. Bu da Hegelci sistemin “muazzam dikkate almamıza izin vereceğini belirtir. başarısızlığını” hareket noktası olarak almaya eğilimidir.
Breton’a göre Freud, çok doğru bir şekilde eleştirel İkinci Manifesto’da dile getirilenlere genel olarak melekelerini rüyalar üzerinde yoğunlaştırmıştır. Aslında bakıldığında ilkindeki sanatsal söylemin yerini daha ruhsal faaliyetin hatırı sayılır kısmını oluşturan bu siyasal bir söylemin aldığı görülür. Öyle ki Breton’un olgunun, günümüzde hâlâ ihmal ediliyor oluşu, kabul devrimi savunan düşünceleri idealizmi yıkmak ve edilebilir bir şey değildir. materyalizm ilkesine tam bağlı olduğunu deklare etmek gibi ifadelerle beslenir. Breton rüyanın önemine dair görüşler ileri sürerken, rüyanın insandaki potansiyeli ortaya çıkardığını özellikle Akımın en iyi ve popüler sairlerden biri olarak öne çıkan vurgular. İnsan rüyada öldürebilir, daha hızlı uçabilir ve Louis Aragon’un 1925 yılında yayımlanan “Gerçeküstücü canının istediği gibi sevebilir. Andre Breton “Sürrealist Araştırmalar Bürosu Deklarasyonu” diğer sanatçıların bu Manifesto”da sürrealizmin başat tekniklerinden biri olan dönemdeki açıklamalarındandır. “otomatik yazım” tekniğinin de nasıl ortaya çıktığını Sürrealizmin Getirdikleri hikâye ederek anlatır. Gerçeküstücülük kendisine kadar büyük ölçüde nesnel Türk şiirinin 1950’lerden sonra gelişen İkinci Yeni dünyanın sınırlarında kalan sanatın tematik evrenini Hareketinin de anlamsızlıkla suçlanan pek çok şiirinin genişletmiş ve insanın iç dünyasını keşfetmiştir. Sürekli imaj yapısı, tıpkı Breton’un bahsettiği gibi uzak anlam bir değişimden yana olan sürrealizm, her defasında, her alanlarının serbest çağrışım yoluyla bir araya getirildiği sanatsal üründe kendisini ifade edecek bir biçim imgelerden oluşan şiirlerdir. Sürrealizm ifadesini de geliştirmiştir ve hatta bu yüzden genellikle amorf Guillaume Apollinaire’den Soupault’la beraber ödünç (biçimsiz) bir yapıya sahip olmuştur. Sıra dışının, garibin, aldıklarını hatırlatır. tuhafın, aykırının, “kitsch”in peşinde olmuş ve amacı Breton Isidore Ducasse (Comte de Lautreaumont), Dante kendisinden öncekilere ve çağdaşlarına belki de hiçbir ve Shakespeare’nin de kendilerinden önce sürrealist şeye benzememek olmuştur. birtakım ögeler kullandıklarını ekler ve bir anlamda Gerçeküstücüler estetik arayışlarında marjinal anlatım böylelikle köksüz olmadıklarına da işaret etmiş olur. Diğer biçimlerine ayrı bir yer verirler. Akıl hastalarının taraftan kendilerinden önceki isimlere bir dipnotla eserlerinin tuhaf güzelliğini (Andre Breton’un romanında Uccello, Seurat, Moreau, Picasso gibi ressamları - Nadja’nın resimleri gibi…), çocuk resimlerinin garipliğini, Picasso’yu biraz ayrı tutarak- ekler ve bunların bitpazarında veya sadece gündelik hayatta keşfettikleri taammüden sürrealist olmadıklarını, eserlerinde zaman bazen tamamen anlamsız nesnelerin büyüleyici gücünü zaman sürrealist izlere rastlandığını belirtir. gösterirler. Şair Birinci Manifesto’yu kendini ruh hâlini ortaya Salvodor Dali’nin sevdiği ve benimsediği eleştirel koyduğu sürrealist bir betimlemenin ardından “Varoluş paranoya yöntemi, sayıklamalardaki çeşitli çağrışımların başka bir yerde” ifadesiyle sonlandırır. 1924 sonrası başta ve yorumların eleştirel ve dizgesel biçimde Andre Breton olmak üzere sürrealist sanatçılar, “aydın nesnelleştirilmesine dayalı, kendiliğinden oluşan züppeliği”, “zihin sapıklığı”, “insanları şaşırtma saplantısı akıldışılık olarak değerlendirilebilir. içindeki kimi sanatçıların bir şakası” gibi değerlendirmeler bir yana akıl hastalarına benzetilmek gibi pek çok eleştiri Sürrealizmin İlke ve Nitelikleri ile mücadele etmek zorunda kalır. Başkaldırı ve uyumsuzluk: Gerçeküstücülük her şeyden
İkinci Sürrealist Manifesto (1930) evvel geleneksel, alışıldık, sıradan olana karşıdır.
Breton İkinci Sürrealist Manifesto (Second Manifeste du Akla ve düzene karşı oluş: Birinci Dünya Savaşı’nın Surréalisme)’de diyalektik materyalizmi kabul eder ve bu yarattığı ortam aslında gerçeküstücülerin sanat eserlerinde dönemde Marksist ideolojiyi savunan bir de dergi kurar: icra ettikleri sahnelerden bile daha akıl dışıdır. Akıl Le Surréealisme au Service de la Révolution (Sürrealizm insanoğlunu bu kadar acımasız bir hâle getiriyor ve Devrimin Hizmetinde). Sürrealist düşünce ile devrim kendine yaşama alanı bile bırakmıyorsa, ondan (akıldan) romantizmini bir araya getirmeye çalışır. İlk kaçmalıdır. manifestodaki ses, yıkıcı yönüyle ortaya çıkmış ve biraz Freud’un psikanaliz yöntemi ve bilinçaltına yolculuk: da vurdumduymazken; ikinci manifestoda Breton’un artık Sürrealistler gerçeklerin bozulmadan, tabii hâlleriyle akımı savunmaya başladığını görürüz. insanın bilinçaltında var olduğuna inanır.
Bilinçaltının kaynağı düşler: Sürrealistler düşlerin, Dekalkomani; boyalı bir yüzeyin üstüne yine bir kâğıt rüyaların insanın kendini kavramasına ve en yüce bilgiyi bastırılarak bilinmeyen bir imge üremesini sağlayan edinmesine imkân verdiğini düşünür. tekniktir.
Çocukluk özlemi, çocukluğa dönüş: Çocukluk günleri Sürrealizm edebiyat ve resimden sonra sinemada da genellikle iyi, güzel olarak özlemle hatırlanır. Sürrealistler kendisine yer bulur. Geç gelişen bir tür olarak (1895- için de çocukluk otantik bir kaçış alanıdır. Lumier Kardeşler’den sonra ilk senaryolu sinema filmi 1902 yılında Georges Meliés tarafından çekilen Le Voyage Alaycılık ve ironi (humour): Gerçeküstücüler “gülme”yi Dans La Lune - Aya Yolculuk adlı filmdir) henüz ilk ikiyüzlülüğün boyunduruğunu kırmakta kullanılabilecek meyvelerini veriyor olmasına rağmen sürrealist bir filmin en önemli araç olarak görür. Alaycı bir gülüşe yaslanarak çekilmesi, sürrealistler için sinemanın yeni ve ilgi çekici toplumsal güçlüklerden ya da engellerden kendini bir alan olmasındadır. sıyırabilmelerini bir ayrıcalık olarak görürler. Sürrealizmin Önemli Temsilcileri Gerçeküstücü nesneler, görüntüler: Bir gerçeküstücü sanatkâr olan Yvonne Duplessis, zihnî yabancılaşmanın Andre Breton (1896-1966): Fransız şair ve yazar Andre insan bilgisinin sınırlarını genişleterek gerçekliğin gözden Breton tıp öğrenimi görürken psikiyatriye ilgi duymaya düşmesine yardımcı olduğunu belirtir başlamış, Freud ve yöntemi ile tanıştıktan sonra sürrealizme yönelmiştir. Sürrealizmin kurucusu Çılgınlık: Breton’un akıl hastaları ile olan deneyimleri konumundaki Breton, sanata Dadaizm içerisinde başlamış, sonucunda akıl hastalarının nesnel bağlılaşıklık olmaksızın Apollinaire, Sopoult ve Aragon’la yakın ilişki içinde kavramları bir araya getirebilme becerilerini görmesi, olmuştur. sürrealistlerin hem ilgisini bu hastalara yöneltmiş hem de yapay yollarla akıl hastaları gibi olmayı denemişlerdir. Louis Aragon (1897-1982): Şair, romancı, düşünce ve siyaset adamı olarak karşımıza çıkan Aragon sanatsal Otomatizm: Şüphesiz Otomatik Yazım gerçeküstücülerin faaliyetlerine dönemin birçok sanatçısı gibi Dadaizm kullandıkları en önemli yazım tekniğidir. Bu yazım içinde başlar. Breton ve Soupault’la tanışmasından sonra tekniğinin amacı insanı olduğu gibi ilkel doğası içinde sürrealist eserler vermeye başlar. Bu isimlerle birlikte gösterebilmek için, onda uygarlıktan kazanılmış ne varsa Littérature dergisini kurar. atmaktır. Philippe Soupault (1897-1990): Gerçeküstücülüğün Le Cadavre Exquis (Nefis Kadavra): İsmini -daha sonra- Breton’la birlikte iki kurucusundan biri olan Soupault, yazılan ilk cümleden alacak bir gerçeküstücü oyundur. şair, romancı ve eleştirmen olarak bilinir. İlk şiirlerini
Gerçeküstücülük Sanatın Her Alanında Dada etkisiyle yazar. Bunları Akvaryum (1917) ve Rüzgâr Gülü (1920)’de toplamıştır. Breton’la birlikte yazdıkları Her ne kadar Breton’la özdeşleştiği için gerçeküstücülük, Manyetik Alanlar (1920) otomatik yazım anlayışının en bir edebiyat akımı imiş gibi görünse de gerçeküstü ögeler önemli örneklerinden biri olarak Sürrealizm tarihine geçer. resim sanatında akımın gelişmesinden yüzlerce yıl önce bile vardır. Breton’un akımı kuramlaştırmasından sonra Paul Eluard (1895-1952): Gerçeküstücü akımın eser verenler içinde Salvador Dali gibi bir ismin yer kurucularından ve en önemli şairlerden biri olan Eluard alması ise bu defa tersine bir etkiyle sürrealizmin bir resim sadece bu akımın değil dünya şiirinin de öncülerindendir. akımı gibi algılanmasına yol açar. Oysa unutulmamalıdır Yaşadığı yıllarda cereyan eden I. ve II. Dünya Savaşları, ki sürrealizm sanatın hemen her koluna etki eden bir İspanya İç Savaşı, Nazi İşgali eserlerine yansımıştır. anlayış biçimidir. Başlangıçta şair ağırlıklı olan sürrealist Jacques Prévert (1900-1977): Fransız şair ve senaryo akım, yıllar geçtikçe bünyesine ressamları katar. yazarı Prévert, umut ve aşk temalı balatlarıyla tanınmıştır. Geçmişteki örnekleri bir kenara bırakarak kendi Eski sözlü şiir geleneğini yeniden canlandırdığı Paroles dönemimize geldiğimizde resim sanatında sürrealizmin (Sözcükler, 1945) adlı şarkı-şiirleri ün kazanmasını önde gelen temsilcileri arasında ilk akla gelenler Max sağlamıştır. Ernst (1891- 1976), André Masson (1896-1987), Jean Arp Robert Desnos (1900-1945): Fransız şair ve yazar Robert (1887-1966), Salvador Dali (1904-1989), Joan Miro Desnos, gerçeküstücülüğün kuruluş aşamasında Breton’un (1893-1983) vb. dir. Sürrealist ressamların birçoğunun yanında yer alan isimlerden biridir. Tıpkı diğer sürrealist Dada süzgecinden geçip geldiklerini de unutmamak şairler gibi otomatik yazımdaki becerisiyle mizah, ironi, gerekir. erotizm temalarını harmanlamıştır. Gerçeküstücü ressamlar başta Ernst olmak üzere frotaj, Rene Char (1907-1988): Fransız şiirinin öncülerinden dekalkomani gibi çeşitli yeni teknikler de denemiştir. olan Char, ilk şiirlerini Kalpteki Çanlar (1928)’da Frotaj; ahşap, taş, dokuma vb. dokulu bir yüzey üstüne yayımlar. Breton ve Aragon’la tanıştıktan sonra yerleştirilen kâğıda, kalem ya da sert bir cisim sürtülerek gerçeküstücü harekete dâhil olur. 1934’te yayımladığı dokunun kâğıda geçmesinin sağlandığı bir tekniktir. Ustasız Çekiç, Gerçeküstücü akım etkisindedir. Böylelikle rastlantısal desenler elde edilir.
Sürrealizmin Türk şiirinde de Ercüment Behzat Lav (1903-1984)’dan itibaren Garip Şiiri ve II. Yeni şiirinin Ece Ayhan, İlhan Berk gibi temsilcilerinin eserlerinde izlerini görmek mümkündür.