EDB103U-ESKİ TÜRK EDEBİYATINA GİRİŞ: BİÇİM VE ÖLÇÜ
Ünite 4: Eski Türk Edebiyatında Ölçü: Aruzla İlgili Temel Kurallar,
Terimler ve Vezin Bulma Usulü
Türk Şiirinde Aruz
Aruz şiirde açık (=kısa) ve kapalı (=uzun) olarak nitelenen hecelerin önceden belirlenmiş bir düzen içerisinde tekrarlanması olup, âhenk unsurlarından biridir. Türkler aruz veznini doğrudan Araplardan değil Farslardan almışlardır. Bununla birlikte İran edebiyatında kullanılan bazı vezinler Türk şiirinde hiç kullanılmamıştır. Başlangıçta hece veznine yakın aruz vezinlerini kullanan Türkler, Batı edebiyatının etkisine girdikten sonra dahi aruzla bağını koparmamıştır.
Aruzla İlgili Temel Kurallar ve Terimler
Aruza göre üç hece türü vardır: açık, kapalı ve medli hece.
1. Açık hece (=kısa hece): Sonu kısa ünlü ile biten hecelerdir. Te-pe, ka-ra, sı-ra, ku-ru gibi beyitlerde hece altında bir nokta ile gösterilir. 2. Kapalı hece (=uzun hece): Sonu ünsüz bir harfle veya uzun ünlü ile biten hecelerdir. 3. Medli hece (=bir buçuk hece): Bu tür heceler bir kapalı bir açık değerindedir. Medli heceler aruz işlemlerinde ( – . ) şeklinde gösterilir. Medli hece değişik yapıda görülebilir: a. Bir uzun ünlü, bir ünsüzden oluşan heceler: âb - ., âl, âr gibi. b. Bir ünsüz bir uzun ünlü bir ünsüzden oluşan heceler: yâr, mâr, dâr, kâr, sûr, sîr…. Şarâb . - . c. Bir kısa ünlü ve iki ünsüzden oluşan heceler: eşk, emr, ömr, ecr, ekl …. d. Bir ünsüz bir kısa ünlü iki ünsüzden oluşan heceler: çeşm, meşk, derd, zehr, zevk, şevk, zeyl….
Aruz İşlemleri
Aruz bulurken şu aruz işlemlerine dikkat etmek gerekir: vasl, imâle, medd, zihâf, tahfîf ve teşdîd.
1. vasl (=ulama): Sonu ünsüzle biten bir kelimeyi, açık hece elde etmek ya da bir kapalı bir açık (=bir buçuk) hece değerinden tek kapalı hece değerine düşürmek için ünlüyle başlayan bir sonraki kelimeye bağlamak; yani, “lâzım oldu”yu “lâzı moldu”; “âbâd oldu”yu “âbâ doldu”; “mest oldu”yu, “mes toldu”gibi okumaktır:
Gitdün ammâ ki kodun hasret ile cânı bile İstemem sensüz olan sohbet-i yârânı bile (Neşâti)
Beyitteki “Gitdün ammâ”nın aruza göre ses değeri 4 kapalı hece (= - - - -); vezne göre olması gereken değeri ise, bir kapalı, bir açık ve iki kapalı hece (= - . - -) dir. Mısraı beytin veznine uygun okuyabilmek için “Gitdün”ün ikinci hecesindeki “n”sesini “ammâ”nın başına almak, yani “vasletmek” gerekmektedir. Bu işlemi yaptığımızda “gitdün ammâ”, “gitdü nammâ” hâline gelecek; aruza göre ses değeri de “- . - -”olacaktır. Yine ikinci mısradaki “sensiz olan”ı da beytin vezniyle uyumlu hâle getirmek için “sensi zolan” biçiminde okumak gerekmektedir.
Vasl aruz işlemlerinde düz çizgi ( _ ) işaretiyle gösterilir.
Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Gittin, ama canı hasretle birlikte bıraktın. Sensiz olan dost sohbetini bile istemem artık.”
Vasl-ı ayn (=ayn ulaması): Vasıl, ancak sonu ünsüz ile biten bir kelime ile ünlüyle başlayan bir kelime arasında yapılabilir. Ayın bir ünsüz olduğu için son sesi ünlü olan bir kelimenin ayınla başlayan bir kelimeye vasledilememesi gerekir. Ancak Türk şairleri bu kurala fazla uymamışlardır; bir ünsüz sesi “ayn”a ya da “aynı”yok sayarak onun ünlüsüne vasletmekte bir sakınca görmemişlerdir. Bu işleme aruzda vasl-ı ayn (=ayn ulaması) denir.
Ol âteşîn _ ‘izârdan artuk yakar dili Hâl-i siyâhı gerçi söyinmiş şerâredür (Emrî)
Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Sevgilinin siyah beni her ne kadar sönmüş bir kıvılcım ise de gönlü o ateşli yanağından daha fazla yakar.”
2. İmâle (=imâle-i maksûre): Kısa ünlüyle biten ya da tek kısa ünlüden ibaret bir açık (=kısa) heceyi, ölçü gereği uzun; yani, kapalı (=uzun) hece değerine yükseltmektir. Şairler imâleyi Türkçe hecelerdeki kısa ünlülerde yapmışlar; Arapça ve Farsça sözcüklerdeki kısa ünlülerde imale yapmamaya büyük özen göstermişlerdir. Ancak Fars şiirinin de etkisiyle “gül ü bülbül”deki “ü” ve “gül-i bâğ”daki “-i” gibi Farsça atıf “vav”larını (u, ü) ve tamlama kesrelerini (-i) imaleli olarak kullanmakta bir sakınca görmemişlerdir. Türkçe kelimelerde, kelime ortasındaki ve “i” sesi dışındaki ünlülerde yapılan imaleler aruzda önemli âhenk kusurlarından biri olarak kabul edilmiştir.
İşidilir ki uğrılar giricek bir eve dünle Öli toprağını saçup uyıdurlarmış insânı (Necâtî)
Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Şöyle söylenir: Hırsızlar geceleyin bir eve girdiklerinde içerideki insanların üzerine ölü toprağı saçarak uyuturlarmış.”
Türk şiirinin aruz ile tam anlamıyla uyum sağlayamadığı bir döneme ait olan bu beyitteki imaleler, imalenin şiirin ahengi üzerinde yaptığı olumsuz etkinin derecesini göstermek için oldukça iyi bir örnektir.
İmâlenin bu türüne imâle-i maksûre adı da verilir. İmalenin bir de imâle-i memdûde ya da medd adı verilen farklı bir türü vardır.
3. medd (imâle-i memdûde): Aruzda medli hecelerin asıl değerlerinden biraz daha uzun okunmasına denir. Asıl anlamı “uzatma” ya da “çekme”dir. Medli hece, “mest” ve “aşk”ta olduğu gibi çift ünsüz ile ya da “yâr” ve “dôst”ta olduğu gibi bir uzun ünlüden sonra gelen bir veya iki ünsüzle biten hecelerdir. Bu heceler aruza göre biri kapalı (=uzun) biri de kısa olmak üzere iki hece değerindedir. Dolayısıyla med, bu tür bir hecenin aruzdaki ses değerini niteleyen bir terimdir.
Yâr hâl-i dilümi zâr bilüpdür bilürem Dil-i zârumda ne kim var bilüpdür bilürem (Fuzulî)
Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Sevgili, gönlümün hâlini inlemekte, cefa çekmekte olarak biliyormuş, bilirim. İnleyen gönlümde ne olduğunu biliyormuş, bilirim.”
İkinci mısradaki Türkçe “var”da yapılan med, ilk mısradaki iki medle birlikte beyitte farklı bir ahengin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
4. Zihâf: Ölçü gereği Arapça ve Farsça hecelerdeki uzun ünlüleri kısa ünlü; medli heceleri de bir kapalı hece değerine düşürmektir.
Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi zihafın bir türü Arapça ve Farsça kelimelerdeki uzun ünlülerin kısa ünlü değerine düşürülmesidir. Bu zihafın en çok karşılaşılan türüdür. Bu tür zihâflar metnin edebî değerini düşürür.
Kıl tefâhur kim senün hem var men tek âşıkun Leyli’nün Mecnûn’ı Şîrîn’ün eger Ferhâd’ı var (Fuzulî)
Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Leylâ’nın Mecnun’u, Şirin’in Ferhad’ı varsa, sen de benim gibi bir âşığın olduğu için övün.”
5. Tahfîf (=kasr): Vezin gereği şeddeli bir harfi şeddesiz okumak demektir. Bu yola daha çok “hadd”, “hatt”, “hakk”, “dürr” gibi sonu çift ünsüzle biten tek heceli kelimeler terkibe girdiğinde vezin gereği başvurulur.
Çemende sun’-ı Hakı gerçi her varak söyler Senün belîğdür ammâ beyânun ey bülbül (Münif Paşa)
Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Bağ ve bahçede her yaprak gerçi Hakk’ın sanatını söylemekte, O’na delâlet etmektedir. Ama ey bülbül, senin beyanın açık, ifaden ve üslubun beliğdir.”
6. Teşdîd: Şeddesiz bir harfi ölçü gereği şeddeli olarak kullanmaktır: “Per”in “perr”; “ümîd”in “ümmîd” yapılması gibi.
Dâg-ı siyehler ile cism-i nizâr u zerdi Bir bâl ü perri yanmış pervânedür sanurlar (Bakî)
Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Kararan yaralar ile zayıflamış, sararmış âşığın bedenini, (mumun etrafında dönen) kolu kanadı yanmış kelebek sanırlar.”
Aruzla İlgili Diğer Bazı Terimler
1. Tef’ile: Aruz vezinlerini oluşturan sekiz ana söze verilen isimdir. Buna cüz’ adı da verilir. Bu sekiz ana cüz/tef’ile şunlardır: fe’ûlün, fâ’ilün, mefâ’îlün, müstef’ilün, fâ’ilâtün, müfâ’aletün, mütefâ’ilün, mef’ûlâtü. 2. Taktî’: Aruzda mısraların aruz kurallarına göre tef’ilelerine ayırma işlemine verilen isimdir.
3. sekt-i melîh (=güzel sekme): mef’ûlü mefâ’ilün fe’ûlün veznin mef’ûlün fâ’ilün fe’ûlün şekline dönüşmesine denilir.
Vezin Bulma Usulü
Aruz şiirde açık (=kısa) ve kapalı (=uzun) olarak nitelenen hecelerin önceden belirlenmiş bir düzen içerisinde tekrarlanması esasına dayanan bir şiir ölçüsü olduğuna göre bir şiirin veznini bulmak için,
Önce şiirin mısralarındaki hecelerin aruza göre ses değerleri belirlenmeli; yani, hangi hecenin kapalı (=uzun), hangi hecenin açık (=kısa) hece olduğu tespit edilmelidir. Bu işlem yapılırken kapalı hecelerin kısa bir çizgi (-), açık hecelerin nokta (.) ve vasıl yapılan hecelerin de alttan düz bir çizgi ile ( _ ) gösterildiği unutulmamalıdır.
Vezin en az iki mısrada, yani beyitte aranmalı, sonra işaretlenen beytin alt ve üst mısralarındaki açık ve kapalı hecelerin aynı düzen içinde alt alta sıralanmış olup olmadığına dikkat edilmelidir. Bu arada içinde medli hece bulunmayan beyitlerde her iki mısradaki hece sayısının birbirine eşit olması gerektiği unutulmamalıdır. Örnek olarak yukarıdaki beytin mısralarındaki hece sayısı birbirine eşittir; dolayısıyla bu mısralarda medli hece bulunma ihtimali de yoktur. Mısralarındaki hece sayısı birbirine eşit olmayan beyitlerde ise medli hece bulunma ihtimali yüksektir.
Eğer beytin mısralarındaki heceler birbirine eşit sayıdaysa ve her iki mısradaki açık ve kapalı heceler aynı düzen içinde alt alta sıralanmışsa, elde edilen bu heceler aşağıda alfabetik sırayla verilmiş olan vezin listesiyle karşılaştırılmalı ve listeden bu hece sistemiyle uygun vezin bulunmalı ve beytin tef ’ileleri belirlenmelidir.
Eğer beytin iki mısraındaki açık ve kapalı hecelerin sıralanışı ve hece sayısında uyumsuzluk görülürse,
a) Öncelikle bu uyumsuzluğun mısraın hangi hece ya da hecelerinde olduğu belirlenmeli, bunu yapmak için de birinci ve ikinci mısradaki heceler tek tek karşılaştırılarak kontrol edilmelidir. b) Mısralar arasındaki uyumsuz heceler belirlendikten sonra da birinci mısraı ikinci mısra ile ya da ikinci mısraı birinci mısra ile uyumlu hâle getirmenin yolları aranmalıdır. Burada yardımcı olacak anahtarlar “imâle”, “zihâf”, “vasl” ve “med”dir. c) Beytin mısralarındaki hece sayısı ve nitelikleri birbirine eşit hâle getirildikten sonra daha önce kullanmış olduğumuz vezin listesiyle karşılaştırılmalı ve beytin vezni ile tef’ileleri belirlenmelidir.
Bazı önemli uyarılar:
1. Mısra başındaki fe’ilâtün cüz’ü (= . . - -), fâ’ilâtün (= - . - -); mısra sonundaki fe’ilün (= . . -) cüz’ü de fa’lün (= - )’e dönüşebilir.
2. Mısraların son heceleri her zaman kapalı hece kabul edilir. 3. Arapça kelimelerdeki ayın ve hemze ünsüz seslerdir. Bu sesler bugün yazıda gösterilmemekte; çevriyazıda bu iki ünsüz sesi göstermek için ya özel işaretler ya da kesme işareti kullanılmaktadır. Bu nedenle ayın ve hemze seslerinin yer aldığı kelimelerin Osmanlı dönemindeki orijinal yazımları esas alınmalı ve bu seslerle biten hecelerin kapalı hece olduğu unutulmamalıdır.
Türk Şiirinde Kullanılan Vezinler
Türk şiirinde kullanılmış aruz vezinlerinin alfabetik sıraya göre listesi aşağıdadır:
1. fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün - . - - / - . - - / - . - - / - . – 2. fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün - . - - / - . - - / - . –
3. fe’ilâtü fâ’ilâtün fe’ilâtü fâ’ilâtün . . - . / - . - - / . . - . / - . - -
(mütefâ’ilün fe’ûlün mütefâ’ilün fe’ûlün) (. . - . - /. - - / . . - . - /. - -)
4. fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün . . - - / . . - - / . . - - / . . –
5. fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün . . - - / . . - - / . . –
6. fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün . . - - / . - . - / . . -
7. fe’ûlün fe’ûlün fe’ûlün fe’ûl . - - / . - - / . - - / . –
8. mefâ’ilün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün . - . - / . . - - / . - . - / . . –
9. mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün . - - - / . - - - / . - - 10. mefâ’îlün mefâ’îlün mefâîülün mefâ’îlün . - - - / . - - - / . - - - / . - - -
11. mef ’ûlü fâ’ilâtü mefâ’îlü fâ’ilün - - . / - . - . / . - - . / - . –
12. mef ’ûlü fâ’ilâtün mef ’ûlü fâ’ilâtün - - . / - . - - / - - . / - . - - (müstef ’ilün fe’ûlün müstef ’ilün fe’ûlün) (- - . -/. - -/- - . -/ . - -)
13. mef ’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü fe’ûlün - - . / . - - . /. - - . / . - -
14. mef ’ûlü mefâ’ilün fe’ûlün - - . / . - . - / . - - (mef ’ûlün fâ’ilün fe’ûlün) - - - / - . - / . - -
15. mef ’ûlü mefâ’îlün mef ’ûlü mefâ’îlün - - . / . - - - / - - . / . - - -
16. müfte’ilün fâ’ilün müfte’ilün fâ’ilün - . . - / - . - / - . . - / - . –
17. müfte’ilün mefâ’ilün müfte’ilün mefâ’ilün - . . - / . - . - / - . . - / . - . –
18. müfte’ilün müfte’ilün fâ’ilün - . . - / - . . - / - . –
19. müstef ’ilâtün müstef ’ilâtün - - . - - / - - . - -
20. müstef’ilün müstef’ilün müstef’ilün müstef’ilün - - . - / - - . - / - - . - / - - . –
Cüzlerine Göre Aruz Vezinleri
Ders kitabınızın 114-121. sayfaları arasında Türk edebiyatında en çok kullanılmış olan aruz vezinleri verilmiştir. Bu vezinler, Türk edebiyatında hangi kalıpların kullanıldığı hakkında genel bir çerçeve çizmek ve bu ölçünün nasıl işlediğini göstermek için yeterlidir