AÖF Soru Bankası

Engelli Mevzuatı ve Meslek EtiğiÜnite 7 Özeti

Bakım ve Rehabilitasyon Etiği

EBR202U-ENGELLİ MEVZUATI VE MESLEK ETİĞİ

Ünite 7: Bakım ve Rehabilitasyon Etiği

Giriş

Mesleki etik; meslek uzmanlarının davranışlarını değerlendirme ve mesleki uygulamalarda uyulması gereken bir takım ilke ve standart oluşturmaya odaklanır.

Temel Kavramlar ve İlişkiler

Etik

Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü.

Etik ilke: Büyük bir amaca ulaşmak için uyulması gereken davranışlar veya uyulmadığı durumlarda cezai ve yasal yaptırımı olan kurallar. Yazılı ve sözlü olarak oluşabilirler. Amacı, belirli bir uygulamanın niteliğini artırmaktır.

Etik kod: Belirli bir meslek ya da uygulama alanındaki etik ilke veya değerlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan yazılı kurallar. Etik ilke ve kodlar, bir araya gelen toplumsal grupların türüne (meslek etiği gibi) göre farklılaşabilir.

Meslek etiği: Bir mesleği icra ederken kişinin ne yapıp ne yapmaması gerektiğine ilişkin sorulan sorular olarak tanımlanır. Meslek etiği, belirli bir mesleğin icrasına ilişkin evrensel etik kodlar geliştirmeyle ilgilenir.

Ahlak ve etik: Ahlak, belirli bir dönemde belirli insan toplulukları arasında benimsenmiş olan, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen geleneksel davranış yasalarının, ilkelerinin toplamıdır. Bireyin toplumsal açıdan doğru olan ile olmayanı ayırt etme becerisi olarak da tanımlanır. Ahlak kavramına ilişkin her iki tanım da etiği andırsa da birbirinden pek çok noktada farklılık gösterirler (Tablo 7.1 s.180). Etik, bireyin dışında bir kurum ya da yapının oluşturduğu bir işin veya eylemin doğru ya da yanlış yapılmasıyla ilgiliyken ahlak bireyin kendisinin oluşturduğu bir işin yapılmasının veya yapılmamasının doğru ya da yanlış olup olmadığına ilişkin inancını temsil eder. Dolayısıyla etik evrensel bir değerken ahlak daha ziyade bireysel ve kültürel bir değerdir.

Hukuk ve etik: Hukuk, toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların toplamıdır. Hukukun işlevleri: “İnsanlar birlikte yaşarlar ve birbirleriyle değişik ilişkiler kurarlar. Kurulan bu ilişkilerin sağlıklı biçimde yürümesi, meydana gelebilecek anlaşmazlıkların çözülebilmesi için değişik kurallar oluşturulmuştur. İnsanlar arasında oluşturulan bu kurallar genel olarak toplumsal düzen kuralları olarak adlandırılır. Toplumsal düzen kuralları arasında en önemlisi hukuk kurallarıdır. Çünkü hukuk kurallarının uygulanması ve uyulmaması hâlinde yaptırımı, devletin zorlayıcı gücüne dayanmaktadır.” Hukuk ve etik arasında benzerlik ve farklılıktan söz etmek mümkündür (Tablo 7.2 s.181). Hukuk ve etiği birbirinden ayıran en önemli nokta kuralların bağlayıcılığıdır. Hukuka aykırı davranma beraberinde kesin olarak yasal bir yaptırımı getirmektedir. Etik kurallara aykırı davranma sonucunda ancak bir meslek grubunun yaptırımlarından söz edilebilir.

Mesleki yeterlilik ve meslek etiği: Mesleki yeterlik kavramı bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi ve ehliyettir, görevini yerine getirme gücü olarak tanımlanır. Mesleki yeterlilik, kişinin kendisine verilen görevi yapacak bilgi, donanım ve güce sahip olmasıyla ilgilenir. Meslek etiği ise, mesleki yeterliliği de kapsayan fakat daha çok kişinin bir işi etik kodlar ile nasıl yapacağı ile ilgilenir. Mesleki yeterlilik de meslek etiği ilkelerinden biridir.

Meslek etiği ve uygulama standartları: Uygulama standartları, belirli bir meslek grubunun işini nasıl yapacağına ilişkin belirlenmiş kurallardır. Uygulama standartlarının konusu bir işin mesleki etik açısından uygun görülmesi için ölçülebilen somut koşullar oluşturmaktır. Mesleki etik, bir meslek grubunun uygulamalarını etik ve ahlaki değerler üzerinden ele alırken uygulama standartları bu uygulamaları ölçülebilir nitelikler üzerinden inceler.

Bilim etiği ve meslek etiği: Bilim etiği, bilim insanlarının bilimsel araştırma sürecinde uyması ve kaçınması gereken kurallar bütünüdür. İntihal (bilimsel hırsızlık) yapmama, hediye yazarlık vermeme/talep etmememe, araştırmaya katılanların kişisel verilerini izinsiz paylaşmama gibi çeşitli ilkeler sıralanabilir. Bilim etiği, bilim insanlarının araştırmalarda, meslek etiği ise mesleki uygulamada uyulması gereken ilke ve kuralları yansıtır.

Etik ikilem: Etik ikilem, uzmanın sorunlara ürettiği çözümlerin bağlı olduğu yasa, yönetmelik veya uygulama ilkeleri ile çatışması sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Uzman bu durumlarda bağlı bulunduğu mesleki derneğin etik ilkelerine başvurabilir. Etik ikilemlerin ve olası çözümlerinin örneklendirildiği kaynaklardan yararlanabilir. Yaşadığı sorunu meslektaşlarına açarak çözüm için görüşlerini alabilir. Çözüm için bulduğu yolun zarar vermeme, adil davranma gibi temel etik ilkeler açısından gözden geçirme bu yollardan bazılarıdır.

Bakım ve Rehabilitasyon Etiğinin Ana Dayanakları

İnsanla Çalışma

Bireyin sunulan hizmetlerde merkeze alındığı yeni yaklaşımlar sonucu ayrımcılık yapmama, mahremiyete önem verme, uygulamalarda gönüllüğün aranması gibi ilkeler benimsenmiştir.

Profesyonellik

Meslek uzmanlarının profesyonel davranması hem etik kurallara uyma hem de mesleki bilgi ve tekniklerini geliştirmeleriyle ilgili bir durumdur.

İnsan Hakları

Bakım ve rehabilitasyon etiğinin önemli dayanaklarından biri de şüphesiz ki insan haklarıdır. Engelli bireyi, kendisiyle ilgili uygulamalarda merkeze alan görüş aynı zamanda bireyin bu hizmetlerden yararlanmasını da temel bir insan hakkı olarak görmektedir. Bu konuda en önemli faktörlerden biri de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’dir.


Hukuk

Hukukun bakım ve rehabilitasyon etiğine katkıları temel olarak uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuatlar üzerinden incelenebilir. Uluslararası sözleşmeler söz konusu olduğunda bakım ve rehabilitasyon etik ilkelerinin oluşmasında Birleşmiş Milletlerin (BM) çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Bu noktada öncelikle 2006 yılında yayımlanan engelli bireylerin hakları ile ilgili sözleşme öne çıkmaktadır. BM’nin bakım ve rehabilitasyon etiğine daya- nak oluşturan bir diğer çalışması ise Çocuk Hakları Konvansiyonudur. Türkiye özelinde bu duruma ilişkin çeşitli mevzuat örnekleri sunulabilir. Örneğin 1 Temmuz 2005 tarihinde yayımlanan Engelliler Hakkında Kanun bakım ve rehabilitasyon etiği ilkeleri ile ilgili önemli bir dayanaktır. İlgili kanunda yer alana 4/A maddesinde yer alan “Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dahil olmak üzere engelliliğe dayalı her tür ayrımcılık yasaktır.” ve madde 10 üzerinde yer alan “Toplumsal hayata katılım ve eşitlik temelinde engellilere habilitasyon ve rehabilitasyon hizmetleri verilir. Habilitasyon ve rehabilitasyon kararının alınması, planlanması, yürütülmesi ve sonlandırılması dâhil her aşamasında engelli ve ailesinin aktif ve etkin katılımı sağlanır.” ibaresi bu açıdan önemlidir. Bu ibarenin özellikle ayrımcılıktan uzak durma, bireyin bağımsızlığı ve seçimlerine saygı ve yardım zorunluluğu gibi etik ilkelerle ilişkisi olduğu görülecektir. Bakım ve rehabilitasyon etiği ile ilgili bir diğer önemli ulusal mevzuat ise Bakıma Muhtaç Özürlülere Yönelik Resmî Kurum ve Kuruluşlar Bakım Merkezleri Yönetmeliği’dir. 30 Temmuz 2006 tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğin 25/C maddesinde “Özürlü bireylerin sağlık kurumlarınca önerilen tedavinin uygulanması için gerekli takip ve uygulamaları sağlamak” ibaresi yer almaktadır. Doğrudan meslek uzmanlarını ilgilendiren bu madde önemli etik ilkelerden profesyonelin profesyonelliğini koruması ilkesi ile doğrudan ilişkilidir.

Gereksinimler

Gereksinimler temel olarak bakım ve rehabilitasyon etiğine ilişkin resmi çalışmaların sınırlı olması, ilkelerin yazılı bir şekilde sunulmaması ve araştırmaların azlığı olmak üzere sıralanabilir.

Bakım ve Rehabilitasyon Mesleği Etik İlkeleri

Ayrımcılığa Karşı Olma

Hiçbir insan yaşa, cinsiyete, inanca, siyasal görüşü ya da ekonomik durumuna göre diğerlerinden daha üstün ya da aşağıda görülemez. Meslek uzmanları, engelli bireylere sundukları hiçbir hizmette ne koşulda olursa olsun ayrımcılık yapamazlar. Aynı zamanda engelli bireylere yönelik etiketleme/damgalama yapmama bu ilke ile ilişkilidir. Etiketleme bireyi olumsuz etkilemekle kalmayıp bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinde de bireye özgü gereksinimlerin karşılanmamasına neden olabilmektedir. Her ne koşulda olursa olsun uzman, çalıştığı bireyin özelliklerini anlamalı, kabul etmeli ve bunlara uygun hizmet sunmalıdır. Hiç kimse herhangi bir özelliği sebebiyle ayrımcılığa maruz bırakılamaz.

Saygı

Saygı duyma ilkesi, yalnızca bireyin özelliklerini koşulsuz kabul etme değil, bu özelliklerin bireyin hizmet almasını engel olacak durumlarında ortadan kaldırılmasıdır. Dolayısıyla saygı duyma aynı zamanda ayrımcılık yapmama ilkesini de kapsamaktadır. Bakım ve rehabilitasyon sürecinde birey her koşulda kendisi ile ilgili kararlarda son sözü söyleyen kişi olmalıdır.

Gönüllülük

Gönüllülük ilkesi engelli birey için hayati önem taşıyan bir müdahaleyi alması için ikna etme çabasını yansıtmaktadır. Uzman etik ilkeleri çiğnemeden bireyi mümkün olan en iyi şekilde bilgilendirmeli ve son kararı bireye bırakmalıdır.

Yardım Zorunluluğu

Meslek elemanı için yardım etme, konuyla ilgili bilgi ve becerisi olması sebebiyle bir seçim değil, aksine bir zorunluluktur. Bu ilkenin ihlal edilmesi basitçe bir etik ihlalden daha fazlasına, kimi zaman insan hayatının sonlanmasına neden olabilecek durumlara yol açabilir. Dolayısıyla meslek uzmanının yardım zorunluluğu ilkesini yerine getirmemesi her koşulda bir ihmalkarlıktır. Uzmanın bilgi ve becerisi yardım ihtiyacına cevap veremediği durumlar olabilir. Bu durumlarda da uzman bireye yardım edebilecek kişi ve kurumlara yönlendirmelidir. Bu yönlendirmeler sözlü ve gelişigüzel şekilde yapılmamalıdır. Uzman bireyin ihtiyacını karşılayacak uzmanlarla iş birliği kurmalı ve bireyin gereksinim duyduğu yardıma ulaşmasını sağlamalıdır.

Zarar Vermeme

Zarar vermeme ilkesi kasıtlı, bilerek ve isteyerek zarar ver- memeyi vurgulamaktadır. Uzmanın bir hizmeti planlarken ve sunarken her ihtimali düşünmesi, bireyin zarar görme riskini her zaman en az seviyeye indirmesi gereklidir. Bu ilkenin sloganı şudur: “Önce zarar verme.” Daha açıkça, bir müdahale planı yaparken ilk sorumuz “Yapacağım uygu- lamanın bakım verdiğim kişiye zarar verme olasılığı var mıdır?” olmalıdır. Bu sorunun yanıt “Hayır” ise “Yapacağım uygulama bakım verdiğim kişi için yararlı olacak mıdır?” sorusuna geçilmelidir. Zarar verme her zaman bir müdahale ile olmaz, bazen de gerekli müdahalenin ihmal edilmesi veya önlemin alınmaması kişiye zarar verebilir.

Gizlilik ve Anonimlik

Gizlilik ilkesi, hizmet sunulan bireye ilişkin herhangi bir bilginin başka kişi ve kurumlarla paylaşılmaması, bu tür bilgi sızıntılarının önlenmesini ifade etmektedir. Uzmanın görevi bireye ait bilgileri her koşulda korumak ve onları kimse ile paylaşmamaktır. Anonimlik ise bireye ait bilgilerin bilimsel araştırmaları ve ders anlatımlarında kullanma gibi istisnai amaçlarla bireyin kimliğini açığa çıkarmayacak şekilde paylaşılmasıdır.

Gizlilik ilkesi belirli şartlar altında bozulabilir. Bu şartlar şu şekilde sıralanmaktadır:


a) Bireyle ilgili dava, soruşturma gibi hukuki tabi tutulamazlar. Bu özellikler birey ile meslek uzmanı süreçlerin işlediği durumlarda, arasındaki ilişkiyi etkileyemez. Dolayısıyla eşitsizlikten b) Bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunulan bireyin kaçınma yalnız meslek uzmanı değil bakım ve kendisine ya da başkalarına zarar verme ihtimali rehabilitasyon hizmeti alan bireyler için de geçerlidir. durumlarında, c) Engelli bireyin hizmet sürecinin planlanması, gereksinimlerinin belirlenmesinde birden fazla uzmanın desteğine ihtiyaç duyulması durumlarında, d) Engelli bireye ait bilgileri bilimsel amaçlarla kullanmak isteyebilir. Bu bilgilere bir kitap, makale yazımında kullanmak ya da bilimsel toplantılarda sunmak için ihtiyaç duyabilir. Burada engelli birey veya bireyden sorumlu kişilerden yazılı izin alarak gizlilik ilkesi bozulabilir.

Sözünde Durma

Bakım ve rehabilitasyon mesleği uzmanları, söz verdikleri hizmetleri aksatmadan ve söz verdikleri biçimiyle sunmalıdırlar. Engelli birey ve bireyden sorumlu olan kimseler de uzmanla kurdukları ilişkide verdikleri sözleri yerine getirmelidirler. Sözünde durmama meslek uzmanı için etik bir ihlal, engelli birey veya bireyden sorumlu kimselerin sözünde durmaması ahlaki bir ihlali ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle meslek uzmanının, sunduğu hizmetle ilgili sözünde durması bir meslek etiği ilkesidir. Meslek uzmanı yaşadığı çeşitli sorunlar nedeniyle verdiği sözleri tutamayabilir. Bu durumda uzmanın yapması gereken engelli bireyi ve bireyden sorumlu olan kimseleri bu tür durumlar hakkında mümkün olduğu kadar önceden bilgilendirmektir. Eğer uzman yapabiliyorsa engelli bireye sunulacak hizmeti başka bir uzman tarafından karşılanmasını sağlamalıdır.

Dürüstlük

Hem etik hem de ahlaki bir değerdir. Temel olarak bireyin açık, şeffaf ve güvenilir olması şeklinde tanımlanabilir. Meslek etiği açısından ele alındığında uzman her ne koşulda olursa olsun gerçekleri söylemek, şeffaf ve güvenilir olmak zorundadır. Bunu uzmanın ihlal ettiği durumlarda etik, bireyin ihlal ettiği durumlarda ahlaki bir sorun ortaya çıkmaktadır.

Profesyonelliğin Korunması

Meslek uzmanının profesyonelliğini koruması çeşitli faktörlere bağlıdır. Uzman her ne koşulda olursa olsun etik ilkelere bağlı kalmalıdır. Bunun yanında uzmanın profesyonelliğini koruması mesleki bilgi ve becerisini ge- liştirmesine de bağlıdır. Uzman, değişen koşullara, ortaya çıkan yeni gereksinimlere cevap vermek için kendisini sürekli geliştirmelidir. Bu nedenle profesyonelliğin korunması uzmanlar için hem etik hem de ahlaki bir gerekliliktir.

Profesyonel İlişkide Eşitsizlikten Kaçınma

Meslek uzmanları, her ne koşulda olursa olsun bireylere eşit hizmet sunmalıdırlar. Bireyler arasında din, dil, ırk, ekonomik durum, cinsiyet gibi nedenlerden ayrımcılığa

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında
EBR202U Ünite 7 Özeti — Engelli Mevzuatı ve Meslek Etiği | AÖF Soru Bankası