EBR202U-ENGELLİ MEVZUATI VE MESLEK ETİĞİ
Ünite 4: Engelli Bireylerle İlgili Ulusal Yasal Düzenlemeler ve Haklar
Giriş
Tarih boyunca engelliler toplum yaşamdan dışlanmış ve istenmeyen bir grup olmuşlardır. Doğal olarak da 21. yüzyılın ikinci yarısına kadar yasal haklar elde etmede zorlanmışlardır. Özellikle Birlemiş Milletlerin kurulması, bu bağlamda insan hakları konusunda düzenlemelerin yapılmasının ardından engellilere yönelik yasal düzenlemeler de yapılmaya başlanmıştır. Birleşmiş Milletlerin üyesi olan Türkiye’de bu uluslararası gelişmelerden etkilenerek yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren engelli vatandaşlara yönelik yasal düzenlemeler yapmıştır.
Türkiye’de Engelliler ile İlgili Temel Yasalar
Engelli hakları konusuna geçmeden önce engelliliği açıklamakta fayda bulunmaktadır. Engelli kavramı günlük kullanımda özür, yetersizlik, sakatlık gibi adlandırmalara da uğramaktadır. Engellilik yerine kullanılan bu kavramlar engelli bireyin bedensel durumuna vurgu yapan, onun yetersizliğine işaret eden ve onu etiketleyen kavramlar oldukları için kullanılmaması gereken kavramlardır. Oysa engel kavramı bireyin eksikliğine ya da yetersizliğine değil çevresel koşullara ve toplumsal tutumlara vurgu yapar.
Türkiye geçmişten günümüze engellilere yönelik birçok yasal düzenleme gerçekleştirmiştir. Bunların hepsine değinmek bu kitabın sınırları aşacaktır. Burada doğrudan engelli vatandaşlarımız için çıkarılan ve Türkiye’de engellilere yönelik hizmetleri ve engelli haklarını yasal çerçeve içine alan temel düzenlemelere değinmekte fayda bulunmaktadır. Bu düzenlemeler Anayasa, 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun, 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’dir.
Anayasa
Anayasa, bir devletin idare şeklini, yargı, yasama ve yürütme gücünün nasıl uygulayacağını açıklayan, vatandaşlarının toplumsal hak ve ödevlerini bildiren temel yasadır. Anayasa bir ülkedeki tüm yasalara kaynaklık eden, ana kuralları ve kaideleri içeren temel yasadır. Bu nedenle anayasaya dayanmayan hiçbir hukuki düzenleme geçerlilik kazanmaz. Doğal olarak engellilere yönelik bir yasal düzenleme yapabilmek için önce Anayasa’ya bakmak ve burada hüküm aramak gerekir. Bu kapsamda halen yürürlükte olan 1982 Anayasası’ndaki 50. maddede “Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar...” hükmü yer alır. Burada engelli vatandaşlara özel bir koruma sunulduğu görülmektedir. Anayasanın 42.’ maddesinde ise “... Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır....” denilmiştir. Bu madde de engelli öğrencilerin eğitim hakkı açıkça tanınmış ve madde eğitime yönelik tüm yasal düzenlemelerin temelini oluşturmuştur. Anayasanın 61. maddesinde de “... Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını
sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur” hükümleri yer almaktadır.
Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
Türkiye’de özel eğitime gereksinim duyan öğrencilere yönelik yasal düzenlemeler yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlamıştır. 1980’li yıllara kadar bu alandaki hizmetler özel eğitim yönetmelikleri ile sürdürülmüştür. Ancak ilk doğrudan yasa 1983 yılında “Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar” yasası adıyla çıkmıştır. Yasa da özel eğitim kurumları ve görevleri, özel eğitimin ilkeleri, öğrencilerin tanımı, tanılanmaları, izlenmeleri ve yerleştirilmelerine ilişkin düzenlemeler yer almıştır. Yaklaşık 15 yıl yürürlükte kalan yasa; alandaki gelişmeler, toplumsal duyarlılığın artması, ihtiyaçların çeşitlenmesi ve hedef kitlenin genişletilmesi gereği nedeniyle güncellenmiştir. Böylece bu yasanın yerine 06.06.1997 tarih ve 23011 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK)” yürürlüğe girmiştir. KHK ülkedeki ihtiyaç ve duyarlılık nedeniyle hükümet ve muhalefetin uzlaşmasıyla çıkarılmıştır. Günümüzde engelli öğrencilerin eğitimi ile ilgili tüm hizmetlerin yasal dayanağı bu KHK’dir.
KHK’nin -Birinci Kısmı- genel açıklama ve hükümlerden oluşmaktadır. Bu bağlamda KHK’nin amacı; “özel eğitim gerektiren bireylerin, Türk Milli Eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri doğrultusunda, genel ve mesleki eğitim görme haklarını kullanabilmelerini sağlamaya yönelik esasları” düzenlemektir. KHK’da sunulacak eğitim ortamları, hizmetleri, bu hizmetleri sağlayacak kurum ve programları açıklar. KHK’nin 3.’maddesinde “Özel eğitim gerektiren birey”, “Özel eğitim”, “Kaynaştırma”, “Tanılama” ve “Bakanlık” kavramlarının tanımı yapılmıştır. KHK’nin dördüncü maddesinde ise “özel eğitimin temel ilkeleri” sıralanmıştır.
Türk Millî Eğitimini düzenleyen genel esaslar doğrultusunda özel eğitimle ilgili temel ilkeler şunlardır:
1. Özel eğitim gerektiren tüm bireyler, ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri doğrultusunda ve ölçüsünde özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılır. 2. Özel eğitime erken başlamak esastır. 3. Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan planlanır ve yürütülür. 4. Özel eğitim gerektiren bireylerin, eğitsel performansları dikkate alınarak, amaç, muhteva ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitilmelerine öncelik verilir. 5. Özel eğitim gerektiren bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için her türlü
rehabilitasyonlarını sağlayacak kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılır. 6. Özel eğitim gerektiren bireyler için bireyselleştirilmiş eğitim planı geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır. 7. Ailelerin, özel eğitim sürecinin her boyutuna aktif katılmalarının sağlanması esastır. 8. Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde, özel eğitim gerektiren bireylerin örgütlerinin görüşlerine önem verilir. 9. Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireylerin toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde planlanır.
Engelliler Kanunu
Türkiye’de engelli bireylerin eğitim haklarını belirleyen doğrudan kanunlar olmasına rağmen diğer alanlarda engelli haklarını düzenleyen müstakil bir kanun yirmi birinci yüzyıla kadar çıkarılamamıştır. Bugünkü adıyla 5378 sayılı “Engelliler Hakkında Kanun” 2005 yılında “Engelliler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” adıyla yürürlüğe girmiştir. Engellilerle ilgili birçok düzenlemeyi içeren Kanunun amacı “engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır” şeklinde ifade edilmiştir.
Yasal Düzenlemeler Işığında Türkiye’de Engelli Hakları
Türkiye’de engelli vatandaşların haklarını düzenleyen doğrudan yasalar olduğu gibi önemli yasal düzenlemeler içinde de engellilere yönelik maddeler bulunmaktadır. Örneğin Türk Medenî Kanunu’nun velayet ve velayetin kapsamı bölümünde yer alan “eğitim” başlıklı 340. maddesinde “Ana ve baba, çocuğu olanaklarına göre eğitirler ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar. Ana ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve meslekî bir eğitim sağlarlar” denilerek engelli çocuğa sahip ailelere özel eğitim konusunda sorumluluk getirilmiştir. Engelli vatandaşların haklarını çerçeveleyen bütün yasal düzenlemeleri ele almak bu ünitenin sınırı aşacaktır.
Eğitim Hakları ve Özel Eğitim Hizmetleri
Yukarıda 573 Sayılı KHK ve Engelliler Hakkında Kanunda engelli bireylerin bazı eğitim haklarına değinilmiştir. Ancak ülkemizde engelli bireylerin eğitim süreçlerini düzenleyen ve bahsi geçen kanunlara göre çıkarılan en kapsamlı belge Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğidir. En basit tanımıyla özel gereksinimli
bireylere özgü sunulan eğitime “özel eğitim” denilmektedir. Yönetmeliğe göre özel eğitim: “Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitim ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri, bu bireylerin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ile akademik disiplin alanlarındaki yeterliliklerine dayalı olarak uygun ortamlarda sürdürülen eğitimdir”. Tanımın içeriğine bakıldığında özel eğitim kendine özgü koşulları bakımından genel eğitimden farklılaşır. Engelli bireylerin özel eğitim imkânlarına kavuşmaları ise oldukça köklü bir geçmişe sahiptir.
Mesleki Rehabilitasyon ve İstihdam Hakları
Toplumsal yaşamın en önemli alanlarından biri olan iş hayatı, okuldan sonra engelli bireyin sosyalleşme sürecini devam ettirebileceği en önemli yerdir. Bu sebeple engelli bireylerin toplumdan tecrit edilmediğini ispat etmenin yolu onları iş hayatının her alanında görmekle mümkün olacaktır. Diğer vatandaşlarda olduğu gibi iş hayatında benzer bir oranla engellilerin çalışması gerekmektedir. Bu da kamu ve özel sektörün ortak hareket etmesini gerektirmektedir. Engelliler Hakkında Kanunda da belirtildiği gibi engelli bireylerin istihdamlarının arttırılması için bu bireylerin iş hayatına hazırlanmaları sağlanmalıdır. Bunun için mesleki eğitim imkânlarının sunulması temel gerekliliktir. Engelli bireyler her ne kadar iyi bir eğitim almış olsalar da iş piyasasında kendilerine uygun iş bulmakta zorlanabilirler. Bu nedenle devletin istihdam politikaları oluşturması, belli kontenjanlar belirlemesi ya da kendi işini kurmak isteyen engellilere destek sunması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm ihtiyaçlara yönelik bazı düzenlemelere ve yasal mevzuata sahiptir.
Sosyal Güvenlik ve Çalışma Hakları
Engelli bireylerin bir mesleğe hazırlanmaları ve yerleştirilmeleri istenen düzeyde gerçekleştirilse bile çalışma sürecinde farklı ihtiyaçları olabilmektedir. Engelli bireyler ve aileleri bu süreçte özlük hakları, sosyal güvenlik vb. benzeri alanlarda birçok sorun yaşayabilmektedirler. Türkiye Cumhuriyet Devleti bu alanlarda da önemli yasal düzenlemelere sahiptir.
Çevresel Düzenlemeler, Ulaşım ve Erişebilirlik Hakları
Engelli vatandaşların bağımsız hareket edebilmesi ve toplumsal yaşamın parçası olabilmeleri için erişebilirliklerinin ve ulaşım imkânlarının arttırılması, uygun çevresel düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu düzenlemeler yapılırken engel türleri ve ihtiyaçları dikkate alınmalıdır.
Sağlık, Bakım ve Koruyucu Hizmetler
Engellilere yönelik sunulan ayrıcalık, imkân ve yasal haklardan faydalanabilmek için bunun resmî olarak belgelenmesi gerekmektedir. Bu belgeleme süreci ise tıbbi tanılama ile mümkündür. Ülkemizde uzunca bir süre yetkili hastanelerin verdiği engelli sağlık kurulu raporu resmî belge olarak kullanılmıştır. Bu raporlarda bireyin
yetersizlikten etkilenme derecesi ya da oranı yüzde (%) olarak verilmiştir. Bu yüzdelik orana göre de engelli vatandaşlarımızın yararlanacağı haklar değişkenlik göstermiştir. Engelli sağlık kurulu raporunun adı 20 Şubat 2019 tarihinde yürürlüğe giren “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ile ÇÖZGER olarak ifade edilmeye başlanmıştır. Bu rapor devlet hastanelerinden alınırken ücret ödenmez. ÇÖZGER ile birlikte raporlardaki engel oranı kaldırılmıştır. ÇÖZGER’de belirtilen özel gereksinim oranı (ÖGV) Hafif Düzey ÖGV ve üzeri olduğunda engelli bireyler ve aileleri birçok yasal haktan yararlanılabilmektedir.
Sosyal Yardımlar, Vergi Avantajları ve Diğer Haklar
Ülkemizde engelli vatandaşlarımızın ÇÖZGER raporundaki oranlarına göre oldukça önemli vergi ve indirim avantajları bulunmakta, maddi durumu iyi olmayan engelli bireylere ve ailelerine yönelik sosyal yardımlar sunulmaktadır. Evde bakım ücreti, engelli aylığı, muhtaç aylığı ülkemizde sunulan yardımlara örnek olarak verilebilir.
Evde Bakım Yardımı. İlgili mevzuata göre “Ekonomik yoksunluk içinde bulunan bakıma muhtaç engellilere evlerinde veya kurumda bakım hizmeti verilmektedir.” Bu kapsamda “ÇÖZGER raporunda Çok İleri Düzey ÖGV, Belirgin ÖGV veya Özel Koşul Gereksinimi Var (ÖKGV) olup, raporunda “tam bağımlı” ibaresi bulunması, her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamı esas alınmak suretiyle, kendilerine ait veya bakmakla yükümlü olduğu birey sayısına göre kendilerine düşen ortalama aylık geliri bir aylık net asgarî ücret tutarının 2/3’ünden daha az ebeveynler evde bakım ücreti alabilmektedirler.” Engelli ve Muhtaç Aylığı. İlgili mevzuata göre “Ekonomik yoksunluk içinde bulunan; 18 yaşından büyük engelli bireyler ve kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış engelli yakını bulunan Türk Vatandaşlarına aylık bağlanmaktadır.” Engelli ve muhtaç aylığı 3 ayda bir ödenir. Bu aylığı alabilmek için ekonomik yoksunluğun ispatı gerekmektedir. ÇÖZGER oranına göre aylığın miktarı değişmektedir. “Yetkili hastaneden alınmış ÇÖZGER raporuna göre ÖGV olan ve diğer şartları taşıyan engelliler engelli aylığı alabilmektedirler. Ayrıca hafif düzey ÖGV ve üzerinde engelli olan ve diğer şartları taşıyan kimselere muhtaç aylığı da ödenmektedir.”
Vergi Avantajları ve İndirimler. Engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin yararlandıkları vergi ve indirim haklarından bazıları şunlardır:
1. Emlak Vergisi Kanunu ile engelli bireylerin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2’yi geçmeyen
tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil) hâlinde, bu meskene ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirilebilmektedir. Yani mütavazi ve tek evi olan engelli bireylere vergi avantajları sağlanmaktadır. 2. Engelli bireyler belli şartlar altında “gelir vergisi indiriminden” faydalanabilirler.
3. Engelli bireylerin “yurt dışından ithal edecekleri özel tertibatlı olan araçlar gümrük vergisinden muaf tutulmuştur.” Katma Değer Vergisi Kanuna göre “engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları” istisnalar arasında sayılmıştır. 4. “H sınıfı sürücü belgesine sahip olan ve özel tertibatlı araç kullanabileceği ÇÖZGER raporu ile belgelenen engelli bireylerin yurtiçinden alacakları araçlar için ÖTV muafiyeti uygulanmaktadır.” Aynı muafiyet özel tertibat şartı olmaksızın ÇÖZGER raporunda Özel Koşul Gereksinimi Var (ÖKGV) oranına sahip olup araç kullanamayacak durumda olan engellilerin yakınları ya da istihdam edilen şoför tarafından kullanılmak üzere alınacak araçlar için de uygulanmaktadır. Böylece engelli birey ya da ailesi sıfır kilometre bir araç aldıklarında piyasa fiyatının yaklaşık üçte biri oranında daha az ödeme yapmaktadırlar. Ancak sıfır kilometre araçların fiyatı ve motor hacminde bir üst limit bulunmaktadır. Bu nedenle engelli bireyler ya da aileleri istedikleri her aracı alamamaktadırlar. Bu şartlarda aldıkları araçlar ise 5 yıl boyunca motorlu taşıtlar vergisinden muaftır. Ülkemizde yeni araçların vergileri düşünüldüğünde bu hak da oldukça faydalı görünmektedir. Fakat aldıkları araçları en az 5 yıl kullanmaları gerekmektedir. Eğer beş yıldan önce bu aracı satmak isterlerse yararlandıkları vergi indirimlerini kaybederler.
Sonuç olarak: Türkiye’de engelli vatandaşlarımıza birçok hak ve ayrıcalık sunulmaktadır. Bu hak ve ayrıcalıklarla ilgili de doğrudan ve dolaylı birçok yasal düzenleme bulunmaktadır. Ancak tüm engelli bireylerin ve ailelerin bu haklardan yararlandığını söylemek iddialı olacaktır. Bazı bireyler bu hakları bilmemektedirler. Haklarını bilseler de hakları yendiğinde kendilerini savunmada yeterli olamayanlar da bulunmaktadır. Engelli bireylere sunulan imkân ve hakların kâğıt üzerinde kalmaması için engellilere hizmet veren bakıcı, eğitimci ve diğer uzmanların bu hakları anlatması, savunması ve gelişmesi için engellilere destek olması faydalı olacaktır.