AÖF Soru Bankası

Engelli Mevzuatı ve Meslek EtiğiÜnite 1 Özeti

Engelli Mevzuatı ve İlgili Hukuki Kavramlar

EBR202U-ENGELLİ MEVZUATI VE MESLEK ETİĞİ

Ünite 1: Engelli Mevzuatı ve İlgili Hukuki Kavramlar

Giriş

İnsanlar arasında birlikte yaşayışın koşullarını oluşturan kurallar, toplumsal (sosyal) düzen kuralları olarak adlandırılmaktadır. Toplumsal düzen kuralları arasında en önemlisi ise hukuk kurallarıdır. Hukuk kurallarının temel işlevi, kişilerin haklarını ve menfaatlerini korumak, toplumda adaleti sağlamak, kuralların herkes için eşit uygulanmasını sağlamaktır.

Toplumsal Düzen Kuralları

Bireyler ve topluluklar arasında dayanışma ya da çatışma biçiminde ortaya çıkan ilişkiler genel olarak toplumsal (sosyal) ilişkiler olarak adlandırılır. Toplumsal düzen kuralları, kişilerin uymaları gereken bütün kurallardır. Bunlara uyulmaması halinde toplum tarafından gösterilen tepkiye de yaptırım (müeyyide) denir. Toplumsal düzen kuralları din, ahlak, görgü (nezaket), örf-adet ve hukuk kurallarından oluşur.

Din Kuralları

Toplumsal düzen kuralları arasında en eski ve geçmişte en güçlü olanı din kurallarıydı. Din kurallarının en önemli özelliği, evreni ve insanı yarattığına inanılan üstün ilahi bir gücün emirlerinden oluşmasıdır. Din kuralları ilahi inanışın şartlarını düzenlemenin yanı sıra insanların birbirleriyle olan ilişkilerini ve gündelik hayatın nasıl sürdürüleceğini de düzenler.

Ahlak Kuralları

Ahlak kuralları, belli bir toplumda geçmişten beri oluşturulmuş olan davranış kurallarıdır. Ahlak kuralları ile din kuralları arasındaki en önemli fark, ahlak kurallarının insanlar tarafından oluşturulmasıdır. Ahlak kuralları kişilerin vicdanına, sağduyusuna seslenir ve yazılı değildirler. Ahlak kuralları subjektif ve objektif olmak üzere ikiye ayrılır. Subjektif ya da öznel ahlak kuralları kişinin kendi bireysel tutumları ve değer yargılarıdır. Objektif ya da nesnel ahlak kuralları ise toplumun genelinde geçerli olan değerlerdir.

Görgü Kuralları

Görgü kuralları insanların diğer başka insanlarla birlikteyken uymaları beklenen davranışlardır. Görgü kurallarına uyulmaması hâlinde ayıplama, sosyal baskı ve dışlama biçiminde bir yaptırım söz konusu olabilir.

Örf ve Adetler

Örf ve adet (gelenek) kuralları bir diğer toplumsal düzen kuralı olup belli bir toplumsal çevrede bulunan insanların yapmaları beklenen davranışlardır. Örf ve adet kurallarının yaptırımı diğer toplumsal düzen kurallarına göre daha çeşitli ve sert olabilir. Bunlara uyulmaması hâlinde ayıplama, dışlama, kınama gibi toplumsal yaptırımlar daha ağır biçimde uygulanabilir.

Hukuk Kuralları

Hukuk kuralları da diğer bütün toplumsal davranış kuralları gibi bireylerin belli davranışları yapmalarını ya da

yapmamalarını emreder. Hukuk kurallarını diğer toplumsal davranış kurallarından ayıran temel nokta hukuk düzenine uymanın devletin kamu gücüyle sağlanmasıdır. Hukuk kurallarına uyulmaması hâlinde de yaptırımlar bizzat devletin yetkili makamları aracılığıyla sağlanmaktadır. Hukuk kurallarını diğer toplumsal düzen kurallarından ayıran bir diğer özellik, bireylere sadece yükümlülük getirmeyip aynı zamanda hukuk kurallarına uygun davranılması için talepte bulunma yetkisi de vermesidir. Hukuk kurallarının buyruklarına herkes uymak zorundadır. Hukuk kurallarının muhatabı sadece bireyler (gerçek kişiler) değildir. Tüzel kişiler (hükmi şahsiyetler) de hukuk kurallarının muhatabı olabilirler. İnsanlar, gerçek kişi; şirket, dernek, vakıf, sendika, siyasi partiler ve devlet ise tüzel kişidir.

Hukuk Düzeni ve Hukukun Niteliği

Hukuk Kavramı ve Hukukun Niteliği

Hukuk, “hak” kelimesinin çoğulu olup, “haklar” anlamındadır. Hukuk kurallarının diğer toplumsal düzen kurallarından en önemli farkı, bunlara uyulmamasının devletin zorlayıcı gücü aracılığıyla sağlanmasıdır. Devletin bireyleri hukuk kurallarına uymaya zorlama gücü ve bunu sağlamaya yönelik uygulamaları “hukuki yaptırım” ya da “müeyyide” olarak adlandırılır. Bu yaptırımlar hukuk kurallarının konusuna göre değişmektedir.

Hukuk Düzeni ve Kurallar Hiyerarşisi

Hukuk kuralları hayatın değişik alanlarındaki ilişkileri düzenlediği için birbirinden farklı hukuk alanları ve hukuk dalları söz konusudur. Dolayısı ile tüm hukuki uyuşmazlıklar aynı mahkemede görülmez. Hukuki ilişkinin türüne göre medeni yargı, ceza yargısı, idari yargı, anayasa yargısı gibi farklı yargı kolları ve mahkeme teşkilatları kurulmuştur.

Hukuk kuralları, aynı makam tarafından oluşturulmuş aynı güçte ve türde değildir. Toplumsal ilişkileri düzenleyen temel ve genel kurallarından yola çıkılarak daha özel ve ayrıntılı ilişkileri düzenleyen daha alt düzeyde kurallar oluşturulur. Hukuk kurallarının birbirinden doğmasına bağlı olarak bir alt üst ilişkisi (hiyerarşi) bulunmaktadır. Daha altta yer alan bir hukuk kuralı kendisinden daha üstte yer alan kurala dayanarak oluşturulabilir. Buna bağlı olarak da daha altta yer alan bir hukuk kuralı kendisinden daha yukarıdaki bir kurala aykırı olamaz.

Hukuk Kurallarının Unsurları

Bir davranış kuralının hukuk kuralı olarak nitelenebilmesi için üç unsur birlikte bulunmalıdır. Bunlar; konu, irade (emir) ve yaptırımdır. Hukuk kuralları hiyerarşisindeki yeri ne olursa olsun bütün hukuk kurallarının bir konusu, emri ve yaptırımı olmak zorundadır. Bunlardan birinin bile eksik olması hâlinde hukuk kuralından bahsedilemez.

Konu

Hukuk kuralının düzenlediği insan davranışları ve olaylar, hukuk kuralının konusunu oluşturmaktadır. Bir başka ifadeyle hukuk kurallarının konusu, söz konusu kuralın


neyi düzenlediğidir. Aile hayatı, ticaret, alım-satım, seyahat, kiralama, iş ilişkileri, banka kredisi kullanmak, dernek kurmak, sendika üyeliği, seçimlerde aday olup oy kullanmak gibi çok farklı insan davranışları ve bunlara yönelik irade açıklamaları hukukun konusunu oluşturur. Hukuk kurallarının yaptırımı ilgili hukuk kuralının konusuna göre değişmektedir.

Emir

Bütün hukuk kuralları kişilere belli bir davranışta bulunmayı emreder. İşte, bireylerin yapmaları ya da yapmamaları istenen davranış, hukuk kuralının emir unsurunu oluşturur. Hukuk kuralı kişilere belli davranışları emrettiği için buna hukuk kuralının iradesi ya da buyruğu da denilmektedir. Bütün hukuk kuralları bir emir içermek zorundadır. Emrin muhatabı tarafından anlaşılabilmesi için açık ve kesin olması gerekir.

Yaptırım

Yaptırım ya da müeyyide, hukuk kuralının üçüncü unsuru olup emre uyulmaması, emrin ihlal edilmesi hâlinde bu kurala aykırı davranan kişiye uygulanacak zorlamayı gösterir. Emre uyulmaması hâlinde uygulanacak yaptırım hukuk kuralında açıkça gösterilmek zorundadır.

Yaptırımsız hukuk kuralı olmaz. Belli bir hukuk kuralının emrine aykırı davranılması hâlinde yaptırım kendiliğinden uygulanmaz. Yaptırım uygulanması için de izlenmesi gereken hukuksal bir yol vardır.

Hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak, devletin yargı örgütünün görevine girmektedir. Kolluk (jandarma ve polis) ve adliye teşkilatının amacı hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak, hukuka aykırı davrananlar hakkında gerekli yasal işlemleri yapmaktır. Yaptırım uygulanmasının amacı, hukuk kuralına uymayanların devlet gücüyle ilgili hukuk kuralına uymaya zorlanmasıdır.

Yaptırımların bir kısmı kamu hukuku, bir kısmı özel hukuk karakteri göstermektedir. Özel hukuk niteliği gösterenler zorla yaptırma (cebri icra), tazminat, geçersiz sayma, iptal, fesih, butlandır. Kamu hukuku niteliği gösterenler ise ceza, güvenlik tedbiri, zoralım (müsadere), idari işlemlerin iptali şeklinde ortaya çıkabilir.

Hukuk Kurallarının Özellikleri

Hukuk kurallarının taşıdığı temel özellikler bunların soyut, genel ve sürekli olmalarıdır.

Hukuk kurallarının soyut olması demek, aynı ya da benzer sorunlarda ne yapılacağına ilişkin olarak aynı kuralın konulmasıdır. Buna göre hukuk kuralları tek bir olayı, belli bir somut durumu düzenlemez. Hukuk kuralları, aynı (benzer) özelliği gösteren bütün olaylara uygulanmak amacıyla konulurlar.

Hukuk kurallarının genel olması, bir hukuk kuralının aynı ve benzer durumda olan tüm kişilere uygulanması demektir. Genellik, hukuk kuralının muhatabı olan tüm kişilere uygulanması anlamına gelir.

Hukuk kurallarında süreklilik, yürürlüğe giren bir hukuk kuralının yürürlükten kaldırılıncaya kadar uygulanmasıdır.

Hukukun Kaynakları

Hukukun kaynağı, ilgili hukuk kuralını yapan iradeyi, kuralı oluşturan ve belirleyen kişi ya da makamı gösterir. Hukukun kaynaklarını sınıflandırmanın amacı, bunların gücünü göstermek, hangisinin daha üstün ve bağlayıcı olduğunu ortaya koymaktır.

Bağlayıcı Kaynaklar

Bağlayıcı kaynaklara, asıl kaynaklar da denir. Bir uyuşmazlığın çözümünde uyulması zorunlu olan, yargılama sırasında hakim (yargıç) ve mahkemelerin olaya uygulamak zorunda oldukları hukuk kurallarıdır. Bağlayıcı kaynaklar yazılı olabileceği gibi yazılı olmayan kaynaklar da olabilir.

Uluslararası Sözleşme

Sözleşme, iki ya da daha fazla kişi arasında yapılan karşılıklı ve birbirine uygun, bağlayıcı irade açıklamalarıdır. Devletler arası sözleşmeler iki ya da çok taraflı olabilir.

Anayasa

Anayasa devletlerin temel kurucu ve üstün belgesidir. Anayasalar devletin kuruluşunu, yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri arasındaki ilişkileri düzenler.

Kanun

Kanun (yasa) milletin temsilcisi olan millet meclislerinde milletvekilleri tarafından kabul edilen hukuk kuralıdır. Kanunları yapmak, yasama organlarının görevidir. Yasama organı bir ülkedeki meclistir.

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi

2018 yılındaki Anayasa değişiklikleriyle Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilme yetkisi verilmiştir.

Yönetmelik

Anayasaya göre Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir. Kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin içerikleri, yönetmeliklerle idari makamların tereddüt etmemeleri için daha ayrıntılı ve açıklayıcı hâle getirilir.

Genelge

Genelgeler, kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasında bunların içeriklerini açıklamak, idari makamlara yol göstermek için idari amirler ve kurumlar tarafından oluşturulan yazı ve talimatlardır.

Yedek Kaynaklar

Yedek kaynaklar, hukukun bağlayıcı olmayan kaynakları olarak da adlandırılır. Bu kaynaklar hâkim ve mahkemelere uyuşmazlığın çözümünde yol gösterirler. Ancak yargılamayı yapan hâkimlerin bunları uygulamak zorunluluğu yoktur. Yedek kaynakların başlıcaları


mahkeme kararlarıdır. Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi yüksek mahkemelerin kararları hakimler için yol göstericidir. Mahkemeler Anayasa Mahkemesi kararları ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına uymak zorundadır.

Yazılı ve Yazılı Olmayan Kaynaklar

Bir ülkede belli bir zamanda yürürlükte bulunan yazılı hukuk kurallarının tümüne birden “yazılı hukuk kuralları” anlamında “mevzu hukuk” denir. Mevzu hukuk, yetkili makamlar tarafından konulmuş tüm yazılı hukuk kurallarıdır. Yazılı hukukun tümü aynı zamanda hukukun bağlayıcı kaynaklarını oluşturur.

Hukukun yazılı olmayan kaynakları ise örf adet hukuku ile hukukun genel ilkeleridir.

Haklar

Haklar, kişilerin hukuken korunan menfaatleri, diğer kişilere karşı ileri sürebilecekleri yetkileridir. Haklar, doğdukları hukuk alanına göre kamu hakları ve özel haklar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Kamu hakları kamu hukukundan doğar ve muhatabı devlettir. Kişiler kamu haklarını doğuştan kazanırlar

Kamu Hukukundan Kaynaklanan Haklar

Kamu hukukundan kaynaklanan haklar, bireyin devletten olan beklentilerine göre negatif, pozitif ve aktif statü hakları olmak üzere üç türlüdür.

Negatif statü haklarının özelliği, devletin karışamayacağı, ortadan kaldıramayacağı haklar olmalarıdır. Bu haklar bireyi devlete karşı korudukları için karışmama, hürriyet hakları, birinci kuşak haklar ya da koruyucu haklar olarak da adlandırılmaktadır. Bu haklar ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlanabilir.

Pozitif statü hakları ise devlete belli olumlu davranışlarda bulunma görevi veren haklardır. Bu haklar bireylere devletten belirli hizmetlerde bulunmasını talep etmek hakkı verir. Bu haklar, sosyal devlet olmanın hayata geçirilmesine yöneliktir. Bu nedenle bu tür haklara sosyal haklar ya da isteme hakları ya da ikinci kuşak haklar da denir.

Aktif statü hakları ise daha yakın zamanda gelişmiş olan ve bireylerin devlet yönetimine katılmasını sağlayan haklardır. Bu hakların kullanılmasıyla bireyler anayasada yer alan siyasi haklardan yararlanabilecek, ekonomik ve siyasi menfaatlerini koruyabileceklerdir. Bu hakları ifade etmek için siyasi haklar, katılma hakları ya da üçüncü kuşak haklar da denir.

Özel Hukuktan Kaynaklanan Haklar

Özel haklar, özel hukuktan kaynaklanırlar. Bu haklar bireylere sağladıkları hakkın karşılığında bazı yükümlülükler de yüklerler. Özel hakların bir diğer özelliği ise kanunun izin verdiği hallerde vazgeçilebilmesi ve başkalarına devredilebilmesidir. Özel haklar niteliklerine, başkalarına devredilip devredilememelerine, kişiler ya da mallar üzerinde olup olmamalarına göre farklı sınıflandırmalara tutulabilir (Şekil 1.8).

Malvarlığı ve Şahıs Varlığı Hakları

Malvarlığı hakları para ile ölçülebilen, alınıp satılabilen varlıklar üzerindeki haklardır. Kural olarak bu haklardan vazgeçilebilir, bunlar başkalarına devredilebilir ve mirasçılara geçer. Şahıs varlığı hakları ise parayla ölçülemeyen haklardır. Şahıs varlığı hakları başkalarına devredilemezler, vazgeçilemezler ve mirasçılara geçmezler. Şahıs varlığı hakları, ilgili kişinin ölümüyle sona erer.

Devredilebilen ve Devredilemeyen Haklar

Devredilebilen haklar, kişilerin sahip olup da başkalarına devredebildikleri haklarıdır. Malvarlığı hakları devredilebilen hakların başında gelir. Devredilemeyen haklar ise kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardır. Bunlar çoğunlukla kişinin kendisinden başkası tarafından kullanılamayacak haklardır. Kişilik hakları bunların başında gelir.

Mutlak ve Nispi Haklar

Mutlak haklar, herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Bu haklar mallar ya da kişiler üzerinde söz konusu olabilir. Nispi haklar ise sadece belli kişilere karşı ileri sürülebilen haklardır. Alacak hakları bunların başlıcalarıdır.

Hakların Kazanılması, Kaybedilmesi ve Korunması

Birey, kamu haklarına insan ve yurttaş olduğu için anayasa nedeniyle doğuştan ve kendiliğinden sahip olur. Bu nedenle hakların kazanılması özel haklar açısından söz konusu olur. Özel haklar ise aslen ya da devren kazanılır.

Hakların kaybı da hak sahibinin hakkını tamamen kaybedip kaybetmemesine göre hakkın nispi ve mutlak kaybı şeklinde sınıflandırılır.

Hakların korunması ise hem kamu hem de özel hakların başkaları tarafından ihlal edilmesi hâlinde nasıl korunacağı konusudur. Hakların korunması genel olarak, talep, dava ve kendi hakkını bizzat koruma biçiminde söz konusu olur.

Hukuk Kurallarının Uygulanması

Hukuk kurallarının uygulanması, hukuk kurallarının geçerli olduğu zaman ve yerin belirlenmesi, kuralda ne denildiğinin anlaşılmasıyla ilgilidir.

Hukuk Kurallarının Yer Bakımından Uygulanması

Hukuk kurallarının yer bakımından uygulanması bir uyuşmazlık hâlinde olaya hangi hukuk kuralının uygulanacağını göstermesi bakımından önemlidir. Hukuk kurallarının yer bakımından uygulanmasında temel kural mülkilik (yersellik, ülkesellik) kuralıdır. Buna göre her devletin egemenlik alanında (ülkesinde) o devletin hukuku uygulanır. Yer bakımından uygulamada bir diğer sistem de şahsilik ilkesidir. Şahsilik ilkesinde kişiler bulundukları ülkenin değil, vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları ülkenin hukukuna tabidirler. Bu nedenle bu ilkeye milliyet ilkesi de denilmektedir.


Hukuk Kurallarının Zaman Bakımından Uygulanması gerekir. Hâkimin hukuk yaratabilmesi için bir kanun Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanması, boşluğu bulunmalıdır ve bu kanun boşluğu örf-adet bunların hangi zaman diliminde geçerli olacağı meselesidir. kuralları ile de doldurulamamalıdır.

Esasen bütün hukuk kuralları yürürlükte oldukları zaman dilimi içinde uygulanırlar ve yürürlükten kaldırılınca da hukuk sisteminden çıkarlar.

Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasında önemli bir hukuk ilkesi, kanunların geçmişe uygulanamayacağı kuralıdır.

Hukuk Kurallarının Yorumlanması

Hâkim önüne gelen bir olayda sonuca ulaşabilmek için uygulanacak hukuk kuralını tespit etmek zorundadır. Kimi hâllerde olaya uygulanacak kural açık ve kesindir. Oysa kimi hâllerde olaya uygulanacak bir kural hukuk düzeninde yoktur. Bu durumda boşluğun doldurulması gerekebilir. Olaya uygulanacak bir kural var ancak kuralın içeriği açık değilse kuralın ne anlama geldiğinin ortaya konulması gerekecektir. Bu hallerde hukuk kuralının yorumlanması gerekmektedir.

Yorum Yöntemleri

Olaya uygulanacak hukuk kuralı var ancak bunun içeriğinde, anlamında bir belirsizlik varsa hukuk kuralının yorumlanmasından bahsedilir. Yorum, hukuk kurallarının gerçek amacının tespit edilmesi, anlamının ortaya konulmasıdır. Bunun için bazı yorum yöntemleri bulunmaktadır. Bunların başlıcaları amaçsal (gai) yorum, dilbilgisel (gramatik) yorum ve tarihsel yorumdur. Amaçsal yorumda kuralın amacı belirlenmeye çalışılır. Dilbilgisel yorumda, cümle dizinindeki kelimelerle neyin kastedildiği; tarihsel yorumdaysa hukuk kuralının yapıldığı zaman yasa koyucunun neyi amaçladığı, o zamanki şartlardan yola çıkılarak kuralın konulma amacı anlaşılmaya çalışır.

Yorum yapılırken başvurulan mantık kuralları (yorum araçları) kullanılır. Bunlar kıyas, aksi ile kanıt ve evleviyettir. Kıyas (analoji), benzetme demektir. Kanunda belli bir durum için konulmuş olan bir kuraldan yola çıkılarak bu kuralı düzenleme yapılmayan olaya da benzeterek uygulamaktır. Aksi ile kanıt kuralına göre kuralın düzenleme dışında tuttuğu hukuki konuların bu kuralın dışında kaldığı anlaşılabilir. Bu durumda hukuk kuralında düzenlenen konulardan yola çıkılarak düzenlemediği konuları kapsamadığı, bu kuralın düzenlemediği konuları emretmediği anlaşılır. Evleviyet kuralına göre ise bir hukuk kuralının çoğu daha azını da içerir. Bir şeyin çoğuna izin ve yetki verilmiş ise daha azına da izin ve yetki verilmiş; bir şeyin azı yasaklanmışsa çoğu da yasaklanmıştır.

Boşluk Doldurma

Somut bir uyuşmazlık çözülürken olaya uygulanacak bir hukuk kuralı yoksa hukuk boşluğundan bahsedilir. Özel hukuk ilişkilerinde kimi zaman kanunun açıkça düzenlemediği meseleler söz konusu olabilir. Bu durumda örf ve adet kurallarında da olaya uygulanacak bir kural yoksa ortaya çıkan hukuk boşluğunu hâkimin doldurması

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında