bileşenleri vücutta ya da vücut segmentinde herhangi bir Giriş hareket meydana getirmez.
Doğuştan veya sonradan ortaya çıkan, herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal Yüklenme
yeteneklerindeki kayıplar nedeniyle toplumsal yaşama Bir ya da birden fazla kuvvetin, vücuda etki etmesine uyum sağlamada ve günlük gereksinimlerini karşılamada yüklenme denir. Biyomekanikte vücuda uygulanan dış güçlükleri olan bireyler “engelli” olarak kuvvetler yük olarak ifade edilir. Örneğin; ayakta durma tanımlanmaktadır. Engelli bireylerin çeşitli hastalıklar ve esnasında bizi aşağıya doğru çeken yerçekimi, kazalara bağlı olarak görme, işitme, düşünme, öğrenme, vücudumuzda bir yüklenme oluşturur. Yüklenme, iletişim kurma ve belki de en önemlisi hareket etme vücudun sağlığını koruması için önemli bir unsurdur, ne yetenekleri olumsuz yönde etkilenir. az ne de fazla olmalıdır. Yeterli yüklenme, kemik ve kas kütlesinin korunması, vücut yapılarının görevlerini iyi Hareket etmek, insanlar için sağlığı korumada ve devam yapabilmesi ve herhangi bir yaralanma sonrasında ettirmede anahtar bir rol oynar. iyileşmenin gerçekleşmesi için gereklidir. Örneğin;
Sağlık çalışanlarının temel hedeflerinden bir tanesi, çeşitli herhangi bir hastalığa bağlı olarak uzun bir süre yatmak nedenlerle hareket etme yeteneği kısıtlanmış kişilerin, zorunda kalan bir hastanın, kaslarında meydana gelen hareket miktarını arttırmaya yardımcı olmaktır. zayıflama ve incelme, yetersiz yüklenmenin bir sonucudur. Hareket İle İlişkili Biyomekaniksel Kavramlar Basınç Biyomekanik, insan vücudundaki hareketlerin mekanik bilimini kullanarak incelenmesidir. Mekanik bilimi, Bir yüzeyde, birim alana düşen kuvvet miktarı basınç hareket ve kuvvetlerin hareketi nasıl meydana getirdiği ile olarak adlandırılır. Basınç, vücuttaki dokuların yüklenme ilgilenir. İnsan vücuduna etki eden kuvvetler, miktarını etkiler. Kuvvetlerin, küçük bir alandan biyomekaniksel prensipler dikkate alınmazsa, vücut uygulanması, ilgili bölgedeki basıncı arttırır. Bunun dokularında aşırı yüklenme meydana getirerek tersine, kuvvetlerin daha geniş bir alandan uygulanması yaralanmalara neden olabilir. basıncı azaltır. Örneğin; kolunuzdaki bir noktaya parmak ucunuzla bastırdığınızda duyacağınız rahatsızlık, aynı Hastaya bakım verirken ve hareketliliğini arttırmayı alana avucunuzun içi ile benzer bir kuvvet hedefleyen uygulamalar esnasında, sağlık çalışanının uyguladığınızda duyacağınız rahatsızlıktan daha fazladır. vücudu en önemli aracıdır. Sürtünme Kuvveti Kuvvet Sürtünme, temas hâlindeki iki yüzey arasında meydana Hareket, vücudun ya da vücut kısımlarının sabit bir gelen ve harekete karşı koyan kuvvet olarak tanımlanır. noktaya göre yer değiştirmesidir. Hareket eden bir cismi Sürtünme kuvvetinin yönü daima hareketin yönüne zıttır. durduran, duran bir cismi hareket ettiren, cisimlerin şekil, Sürtünme, hareketi kolaylaştırmak ya da engellemek için yön ve doğrultularını değiştiren ‘etki’ de kuvvet olarak kullanılabilir. Örneğin; pürüzlü bir zemine kıyasla kaygan adlandırılır. İnsanlarda hareket, vücuda etki eden bir zeminde hareketlerin gerçekleştirilmesi, sürtünmenin kuvvetlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Vücuda etki daha az olması nedeniyle daha kolaydır. eden kuvvetler; Kaldıraç Sistemleri • Dış kuvvetler ve Sabit bir nokta etrafında serbestçe dönebilen çubuk • İç kuvvetler olmak üzere ikiye ayrılır. kaldıraç olarak adlandırılır. Kaldıracın etrafında döndüğü
Dış kuvvetler, vücudun dışından uygulanan kuvvetlerdir. noktaya destek noktası adı verilir. Kaldıraçlar uygulanan Örneğin, bizi aşağıya doğru çeken yerçekimi ya da kuvvetin yönünü, şiddetini ve hareketin hızını yatakta yatan bir hastanın bacağının sağlık çalışanı değiştirebilirler. Kaldıraca uygulanan kuvvetin destek tarafından hareket ettirilmesi sonucunda ortaya çıkan noktasına olan uzaklığına kuvvet kolu, kaldıraçla kuvvetler, dış kuvvetlere birer örnektir. kaldırılacak yükün destek noktasına olan uzaklığına da yük kolu denir. İç kuvvetler, hareket oluşturmak veya harekete karşı koymak amacıyla, vücudun içinde yer alan dokular Dengede olan bir kaldıraçta, kuvvet ile kuvvet kolunun tarafından ortaya çıkarılır. Bu kuvvetler; çarpımı, yük ile yük kolunun çarpımına eşittir. Buna kaldıraç bağıntısı denir. • Aktif ya da • Pasif kuvvetler olmak üzere ikiye ayrılır. Kaldıraçları düşündüğümüzde aklımıza ilk olarak aletler gelse de vücuttaki her uzun kemik bir kaldıraç ve her Vücuda ya da vücut kısımlarına belirli bir açı ile eklem bir destek noktası oluşturarak şekilde görev yapar. uygulanan kuvvetler, uygulama yüzeyine paralel ya da dik olacak şekilde kuvvet bileşenlerine ayrılır. Yüzeye dik İnsan vücudunda üç değişik kaldıraç sistemi mevcuttur.
olan kuvvet bileşenleri vücudun ya da vücut segmentinin • Birinci sınıf kaldıraçta, destek noktası uygulanan hareketine neden olurken yüzeye paralel olan kuvvet kuvvet ile yük arasındadır. Birinci sınıf
kaldıraçlar genellikle dengeleyici kaldıraçlardır değiştirmek için bir kuvvete ihtiyaç vardır. Atalet, ve vücutta nadir olarak bulunurlar. Vücutta bu hareketin başlangıcına veya değişikliğine gösterilen kaldıraç tipine örnek boyunda bulunan dirençtir. Vücuttaki atalet cismin kütlesi ile ilişkilidir. atlantooksipital eklemdir. Burada, başın ağırlığı Cismin kütlesi ne kadar fazla olursa onu hareket ettirmek yükü, boynun arkasında yer alan kaslar kuvveti veya durdurmak için o kadar fazla kuvvete ihtiyaç ve boyundaki eklem destek noktasını oluşturur. duyulur. Örneğin; aynı odada yan yana yatan iki hastadan İkinci sınıf kaldıraçta, yük destek noktası ile daha iri olanını çevirmek için daha fazla kuvvete gerek kuvvet arasında bulunur. vardır. • İkinci sınıf kaldıraç da kas iskelet sisteminde Newton’un ikici kanunu akselerasyon kanunudur. nadir olarak görülür. Parmak ucunda durma Akselerasyon zamanla hızda olan değişikliktir. Bir cismin esnasında oluşan kaldıraç ikinci sınıf kaldıraca akselerasyonu ona etki eden net kuvvet ile doğru, objenin örnektir. Burada vücut ağırlığı yükü, parmak ucu kütlesi ile ters orantılıdır. Ağır objelerin hızını destek noktasını ve baldır kasları kuvveti değiştirmek için daha fazla kuvvete ihtiyaç vardır. oluşturur. Bu kaldıraç tipinde, kuvvet kolu yük kolundan büyüktür ve bu kuvvet açısından bir Bir cismin kütlesi ile hızının çarpımına momentum denir. avantaj sağlar. Momentum, cisimlerin enerjisinden dolayı sahip olduğu • Üçüncü sınıf kaldıraç vücutta sıkça bulunur. harekettir. Kuvvet, destek noktası ile yük arasındadır. Elde Newton’un üçüncü kanunu her etkiye ona eşit ve ters bir ağırlık taşınırken dirseği büken kasların yönde bir tepki olduğunu söyler. Örneğin, kişi ayakta kullandığı kaldıraç tipi buna örnektir. Burada dururken yere ağırlığına eşit bir kuvvet uygular. dirsek destek noktası, eldeki ağırlık yükü ve Newton’un üçüncü kanununa göre, yer de aynı anda kolun ön tarafındaki kas kuvveti oluşturur. vücudun uyguladığı kuvvete eşit ve ters yönde bir kuvvet Denge ve Hareket uygular. Eğer yer bu kuvveti oluşturmak için yeterli Kütle, bir cisimdeki madde miktarıdır. Bir cismin kütlesi değilse kişi düşer. Aynı prensip vücut için de geçerlidir. ne kadar büyükse, cisimdeki madde miktarı da o kadar Bir kişinin sandalyeden kalkmasına yardımcı olmak için fazla olur. Cismin kütlesi her yerde aynıdır, değişmez. elinizi uzattığınızda, kişinin koluna bir çekme kuvveti Kütlenin birimi kilogramdır. Yerçekimi, herhangi bir uygularsınız.
kütleye etki eden ve onu dünyanın merkezine doğru çeken Vital Bulgular kuvvettir. Latince bir kelime olan ‘vital’ canlı, yaşamsal ya da Bir cismin kütlesine yer çekimi tarafından uygulanan yaşamla ilgili anlamları taşımaktadır. Vital bulgular, çekim kuvvetine ağırlık denir. Ağırlık bir kuvvettir ve vücudun o anki veya değişen fizyolojik durumu ile iç yönü yerin merkezine doğrudur. Ağırlığın birimi organların sağlığı ile ilişkili önemli bilgiler verir. Sağlık Newton’dur. Sağlık çalışanı hastanın ağırlık merkezine ne çalışanları, hareketliliği arttırmaya yönelik olarak kadar yakın olursa, hastanın hareketlerini kontrol etmesi o gerçekleştirdikleri uygulamaların öncesinde, bu kadar kolay olur. uygulamalar esnasında ve sonrasında, hastalarının fizyolojik durumundaki değişiklikleri takip etmek Denge, vücudun ağırlık merkezini destek yüzeyi zorundadırlar. Örneğin; istirahat halindeyken kan basıncı içerisinde tutma yeteneği olarak tanımlanır. Destek yüzeyi normal değerlerinde seyreden bir hasta, ayağa ise vücudun yerle temas ettiği alandır. kaldırıldığında ani bir tansiyon düşüklüğü yaşayabilir. Dengeye etki eden bir diğer unsur, ağrılık merkezinin Buna ‘ortostatik hipotansiyon’ denir. destek yüzeyine olan uzaklığıdır. Vücudun ağırlık Tıpta kabul görmüş dört vital bulgu vardır. Bunlar; merkezi, destek yüzeyine ne kadar yakın olursa, vücudun dengesi o kadar iyi olur. Hastaları kaldırırken ve hareket • Nabız, ettirirken, bacakların açık olması ve dizlerin hafifçe • Kan basıncı, bükülerek ağırlık merkezinin yere yaklaştırılması, denge • Solunum ve açısından bir avantaj sağlar. • Vücut sıcaklığıdır.
Bel ağrısı ve bel bölgesindeki yaralanmalar sağlık Vital bulguların her biri vücuttaki farklı bir sistem ile çalışanlarında yaygın olarak görülen önemli ilgili bilgiler verir. Örneğin; nabız ve kan basıncı kalp- problemlerden biridir. Bel bölgesi, tüm omurganın damar sisteminin durumu hakkında bilgi sağlarken stabilize edilmesindeki anahtar noktadır. solunumun değerlendirilmesi akciğerlerin düzgün görev
Newton’un Hareketle İlişkili Kanunları yapıp yapmadığını gösterir.
1687 yılında Isaac Newton tarafından ortaya atılan bu Nabız kanunlar, insanlarda hareket analizinin temelini oluşturur. Kalbin sol karıncığı her kasıldığında kanı aorta doğru iter, Newton’un birinci kanunu, ‘Atalet Kanunu’ olarak da bu atar damarlardaki kan hacmini arttırır ve sonuç olarak adlandırılır. Bir hareketi başlatmak, durdurmak ve damarı genişletir. Kasılmalar arasında damar duvarı
başlangıçtaki şekline geri döner. El ile hissedilebilen bu sırasında; büyük tansiyon 250 mm Hg’nin ve ritmik genişlemeler nabız ya da kalp atımı olarak küçük tansiyon 115 mm Hg’nin üzerine çıkarsa, isimlendirilir. Nabız hızı, belirli bir zaman aralığında sol büyük tansiyonda 10 mm Hg’lik bir düşüş karıncığın kasılma sayısıdır. Yetişkinlerde normal nabız meydana gelirse fiziksel aktiviteye hemen son hızı, dakikada 60-100 atım arasındadır. verilmelidir. • Sigara ve alkol kullanımı: Kalp hızını arttırır. Kalp hızı kişisel ve çevresel pek çok faktörden etkilenir. Kalp hızını etkileyen faktörler kısaca şöyle açıklanabilir: • Sıcaklık: Çevrenin sıcak ya da soğuk olması kan basıncını etkiler. • Yaş: İstirahat kalp hızı yetişkinlerde çocuklardan • Yaş: Yaşlılarda kan basıncı daha fazladır. daha fazladır. • Pozisyon: Kol pozisyonu, kan basıncında 20 mm • Cinsiyet: Kalp hızı kadınlarda erkeklere göre Hg’lik bir değişiklik yapabilir. Bu nedenle ölçüm daha fazladır. sırasında kol düz olmalı ve kalp seviyesinde • Hareket: Fiziksel aktivite ve hareket kalp hızını desteklenmelidir. arttırır. • Zorlu bir şekilde nefesin tutulması (valsalva • Sıcak: Çevrenin ya da vücut sıcaklığının fazla manevrası) kan basıncını arttırır. olması (ateş) kalp hızını arttırır. Her 1 derecelik Kan basıncını ölçmek için bir stetoskopa ve tansiyon sıcaklık artışı nabız hızını 10 atım arttırır. aletine ihtiyaç vardır. Tansiyon aletleri; • Pozisyon: Yatarken, nabız hızı düşüktür. Ayakta dururken ve otururken ise nabız hızlanır. • Dijital ya da • Duygu durumu: Heyecan, korku, endişe, kaygı • Havalı aletler olmak üzere iki çeşittir. ve ağrı nedeniyle nabız hızı artabilir. Dijital aletler, çoğunlukla kolun üst kısmından ya da • İlaçlar: Hastanın kullandığı bazı ilaçlar kalp bilekten ölçüm yaparlar. Dijital aletlerde, stetoskop hızını arttırıp azaltabilir. kullanımına gerek yoktur. Nabzın değerlendirilmesi esnasında, nabız hızının yanı Havalı tansiyon aletleri ise havanın doldurulduğu bir sıra nabız ritminin ve dolgunluğunun değerlendirilmesi de manşon, basıncın ölçüldüğü ve gösterildiği bir manometre önem taşır. ve her iki parçayı birleştiren kablolardan oluşur. Havalı Nabzın değerlendirmesinde farklı yöntemler kullanılabilir: tansiyon aletleri ile stetoskop kullanılması gerekmektedir. Ölçüm yaparken hasta sırtını bir sandalyeye yaslayarak • Elektrokardiyogram veya taşınabilir monitörler oturur, ölçüm yapılacak kolu düz bir şekilde kalp gibi elektronik aletlerin yardımıyla, hizasında desteklenir. Ölçüm yapılacak kolda kıyafet • Steteskop ile direkt kalp üzerinden atımları olmamalıdır. Ölçüm sırasında mümkün olduğu kadar dinleyerek, sessiz olunmalı ve hastadan hareket etmemesi • Parmak uçları ile dokunarak (palpasyon). istenmelidir.
Klinikte nabız en sık palpasyon yolu ile değerlendirilir. Solunum Bu amaç için sıklıkla deri yüzeyine yakın olan ve altında Hava ya da oksijen insanın en temel fizyolojik kemik bulunan arterler kullanılır. gereksinimidir. İnsan yaşamı, oksijenin vücut hücrelerine Kan Basıncı ulaştırılmasına ve hücrelerden karbondioksitin Kan basıncı ya da tansiyon, kalbin vücuda gönderdiği uzaklaştırılmasına bağlıdır. Solunumun temel amacı; kanın damar duvarlarına yaptığı basınçtır. Kalp vücuda oksijen verip karbondioksiti uzaklaştırmaktır. kası kasılıp içindeki kanı damarlara pompaladığında, İnspirasyon yani nefes alma, havanın akciğerlere damarlarda oluşan basınç en fazladır. Buna sistol (büyük alınmasıdır. Ekspirasyon yani nefes verme, akciğerlerdeki tansiyon) denir. Kasılmayı izleyen ve kalbin gevşeyerek havanın dışarı atılmasıdır. Sağlıklı bir yetişkinde solunum yeniden kanla dolmaya başladığı evrede damarlarda hızı dakikada 12-20 nefes arasındadır. Dakikadaki oluşan basınç en düşüktür. Buna diyastol (küçük tansiyon) solunum sayısının 12’nin altında olmasına bradipne, denir. Normal kan basıncı yetişkinlerde 120/80 mm Hg 20’nin üzerinde olmasına taşipne denir.
civarındadır. Kan basıncının normal değerlerin üzerinde Solunumu etkileyen faktörler kısaca şöyle açıklanabilir: olmasına hipertansiyon, normal değerlerin altında olmasına hipotansiyon denir. • Yaş: Yenidoğanda solunum hızı dakikada 30-50 nefestir. Hız yetişkinliğe kadar tedrici olarak Kalp hızı pek çok faktörden etkilenir. Bu faktörler kısaca azalır. Yaşlılarda ise solunun sayısı şöyle açıklanabilir: yetişkinlerden daha fazladır.
• Duygu durumu: Heyecan, korku, endişe, kaygı • Egzersiz: Fiziksel aktivite, solunum hızını ve ve ağrı nedeniyle kan basıncı artabilir. derinliğini arttırır. • Hareket: Fiziksel aktivite ve hareket ile kan • Sıcaklık: Vücut sıcaklığındaki artış solunum basıncı artar. Herhangi bir fiziksel aktivite hızını arttırır.
• Duygu durumu: Ağrı, korku, kaygı, heyecan solunum hızını arttırır. • Sigara: Uzun süreli sigara kullanımı solunum hızını arttırır.
Solunum, yoğun bakım ünitelerinde çeşitli elektronik aletlerin yardımıyla değerlendirilir. Klinikte en sık kullanılan yöntem, solunum sırasında göğsün yükseliş ve inişlerini saymaktır. Solunumun sayılması için en uygun zaman, nabız değerlendirmesi sonrasıdır.
1 nefes alma + 1 nefes verme = 1 solunum
Vücut Sıcaklığı
Vücut sıcaklığı, vücudun ürettiği ve kaybettiği ısı arasındaki dengenin bir göstergesidir. İnsanlarda vücut sıcaklığı, dış çevrenin sıcaklığındaki değişikliklere rağmen görece olarak sabittir. İnsanlarda normal vücut sıcaklığı 37 °C. Bu vücut sıcaklığı hücrelerin ve hayati organların görevlerini iyi bir şekilde yapabilmesi için önemlidir. Pireksi, normal vücut sıcaklığının 38 °C’nin üzerine yükselmesidir ve ateş olarak da adlandırılır. Hiperpireksi ya da hipertermi aşırı derecedeki yüksek ateşi ifade eder ve genellikle 41.1 °C’nin üzerindeki sıcaklık nedeniyle meydana gelir. Vücut sıcaklığının düşmesine hipotermi denir. İnsanlarda vücut sıcaklığını etkileyen faktörler kısaca şöyle açıklanabilir:
• Zaman: Vücut sıcaklığı günün erken saatlerinde en düşük, öğleden sonra ise en yüksektir. • Yaş: Bebeklerde ve küçük çocuklarda vücut sıcaklığı yaşlılardan daha fazladır. • Hareket: Fiziksel aktivite ve hareket sonrasında vücut sıcaklığı yükselir. Vücut sıcaklığı yüksek olan kişiler egzersiz programına alınmamalıdır. Ezgersiz programı sırasında vücut sıcaklığı yükselen hastalara, vücut sıcaklığının normale dönmesi için yeterli miktarda dinlenme süresi verilmelidir. Hareket sırasında vücut sıcaklığı düşen hastalar da yakından takip edilmelidir. • Çevre sıcaklığı: Dış çevrenin sıcak olması vücut sıcaklığını arttır, soğuk olması azaltır. • Enfeksiyon: Vücut sıcaklığı, enfeksiyon ile beraber artar. • Duygu durumu: Ağlama kızgınlık nedeniyle vücut sıcaklığı artabilir.
Vücut sıcaklığının değerlendirilmesi, hızlı ve güvenilir ölçüm sağlayan elektronik termometreler, kimyasal termometreler ve ısıya duyarlı bantlar ile gerçekleştirilebilir. Değerlendirme, ağız içinden, rektumdan, koltuk altından, kulak kanalından ve alından yapılabilir. Vücut sıcaklığının ölçümünde kullanılan en yaygın ve güvenli yöntem ağız içinden yapılan ölçümlerdir. Rektal ölçümler, ağız içinden yapılan ölçümlerden 0,3- 0,5 °C daha fazla, koltukaltından yapılan sıcaklık ölçümü ise ağız içinden yapılan ölçümden 0,6 °C daha düşük çıkar.