AÖF Soru Bankası

Endüstri İlişkileriÜnite 3 Özeti

İşçi Sınıfı ve İşçi Sendikaları

ÇEK401U-ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ

Ünite 3: İşçi Sınıfı ve İşçi Sendikaları

İşçi Sınıfı

İnsanların hayatlarını sürdürmeleri için düşünsel, bedensel veya hem düşünsel hem de bedensel bir arada çalışmaları gerekmektedir. Çalışmanın niteliği çağlar içinde değişse de emek her zaman varlığını korumuştur. 18.yy’ın sonlarına doğru ilk İngiltere’de ortaya çıkan Sanayi Devrimi ile birlikte emek önemli değişikliğe uğramış ve işçi sınıfı ortaya çıkmıştır. Kurulan fabrikalar ile insanlar kentlere göç edip topraksızlaşmış ve ağır şartlarda ve düşük ücretlerle çalışmaya başlamışlardır. Bu olumsuz hayat koşulları işçiler arasında oluşan kader birliğinin sonucunda güçlü bir sınıf bilinci oluşmaya başlamıştır. İşçi sınıfının karşısında ise sermayeye sahip işveren/kapitalist sınıf yer almıştır. Sanayi devriminden önce loncalar; ortaçağ’da usta niteliğine ulaşmış olan zanaatkârların kurdukları ve egemen oldukları meslek kuruluşlarıdır ve bunların katı kuralları vardır, bu kurallar, üretilen malların sahip olması gereken özellikleri ve ustaların pazarlarla ve kalfa ve çıraklarla ilişkilerini düzenler; bir arada bulunan bu iki sınıf arada Sanayi Devrimi ile birlikte birbirinden ayrılmış ve çıkar farklılığından kaynaklanan çıkar çatışmaları başlamıştır. Böylelikle işçi sınıfı daha iyi çalışma koşulları ve daha yüksek ücret talebinde bulunmaya, işverenler de üretim maliyetlerini azaltabilmek ve kâr hadlerini yükseltebilmek amacıyla işçilere daha düşük ücret ve sosyal hak verme gayreti içine girmeye başlamış; bunun sonucunda sınıf çatışmaları baş göstermiş ve işçi sendikaları ortaya çıkmıştır.

İşçi sınıfı heterojen bir yapıya sahiptir. İşçi sınıfı üretimin ve istihdamın yapısına, toplumsal ve siyasal koşullara ve teknolojiye bağlı olarak farklı katmanlardan oluşmaktadır. Fakat birlikte ücretli ve bağımlı çalışma, tüm bu farklı katmanlar arasında ortak bir sınıf bağını yaratmaktadır.

İşçi sınıfı heterojen bir yapıya sahip olsa da bazı genel ve ortak niteliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

• İşçi gelirini emeğini satmaktan başka şekilde kazanamadığı için proleterdir. • Çalışma koşulları işveren tarafından belirlendiği için sendikalar vasıtasıyla çalışma koşullarını belirlemeye çalışır. • Uzun bir süreçten sonra işçiler bilinçlenerek çıkarlarını birlikte kazanmaları gerektiğini anlamışlardır. • Sanayi Devrimi’nden sonra bir işçinin işveren olabilmesi neredeyse mümkün değildir veya bu durum çok istisnaidir. • Post-fordist üretim sistemi ve esnek uzmanlaşmayla birlikte vasıflı işçilerin mesleksel hareket serbestliği artsa da vasıfsız ve yarı vasıflı işçiler için bu hareket sınırlılığı hâlen devam etmektedir. • İşçiler işverene ekonomik açıdan bağımlıdır. • Sermaye büyüdükçe işçi ve işveren arasındaki kişisel iletişim yok olur.

• İşçiler, sömürüyü önleyebilmek için ekonomik ve siyasal demokrasiyi geliştirip güçlendirmeye yönelik çaba gösterir.

İşçi sınıfının yukarıda değinilen genel niteliklerine bakıldığında madenden kömür çıkartan bir işçi de kamu sektöründe çalışan bir memur da yol ve köprü yapımında çalışan bir mühendis de süpermarkette çalışan bir kasiyer de işçi sınıfı içinde yer almaktadır. Tüm bu çalışanların ortak noktası, işverene bağımlı olarak bir ücret/maaş karşılığı çalışmalarıdır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), çalışma hayatında istihdam edilenleri beş grup altında sınıflandırmaktadır: İşverenler, ücretli veya maaşlı çalışanlar, yevmiyeli çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar ve ücretsiz aile işçileri.

Beyaz yakalı çalışanlar, mavi yakalı çalışanlar hatta altın yakalı çalışanlar, ücretli veya maaşlı çalışanlar arasında yer almaktadır. Sendikalar esas olarak ücretli ve maaşlı çalışan grubu örgütlemeye çalışır. İşçiler ve memurlar da bu grup içinde yer almaktadır.

Mavi yakalı çalışanlar: Genelde bedensel emek gücüyle yapılan işlerde çalışanlardır.

Beyaz yakalı çalışanlar: Genellikle idari işlerde veya büro hizmetlerinde çok fazla bedensel çaba gerektirmeyen işlerde çalışanlardır.

Altın yakalı çalışanlar: Son yıllarda ‘entelektüel sermaye’ olarak da bilinen bilgi işçileridir. Bu üç grup ücretli veya maaşlı çalışanlar arasında yer almaktadır.

İşçi sendikalarının kuruluşu, Sanayi Devrimi ile birlikte “çalışan” ve “çalıştıran” ilişkisinin ortaya çıkmasına kadar dayanmaktadır. İşçi sendikaları ilk olarak İngiltere’de ortaya çıkmıştır.

İşçi Sendikaları ve Örgütlenme

Sendika kelimesinin kökeni Latince’deki ‘syndic’ kelimesine dayanmaktadır. Syndic, İlk Çağlarda Roma ve Yunan hukuk sisteminde bir şehir devletinin yönetiminde temsilcilik görevi yapan kişiler anlamında kullanılmıştır. Orta Çağ’da ise Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca gibi birçok batı dilinde “belirli bir konuda bir topluluğun yararını gözetmek için seçilen temsilci” anlamını kazanmıştır.

İşçi sendikaları, 19.yy’ın başlarından itibaren işçilerin işverenler karşısında daha güçlü durabilmeleri, hak ve çıkarlarını korumaları ve geliştirmeleri için işçileri bir araya getirmek amacıyla kurulmaya başlamıştır. İşçi sendikalarını diğer örgütlerden ayıran üç önemli unsur bulunmaktadır: Üyeleri, amaçları ve bu amaçlara ulaşmak için kullandıkları araçlar. Sendika saflığı ilkesi, sarı sendikacılığı önlediği gibi, sendikaların gerçek anlamda doğuş ve kuruluş amaçları doğrultusunda faaliyette bulunmasını da sağlamaktadır. Toplu pazarlık yolu ile de bu amaca ulaşmada kullanılan en önemli araçtır. İşçi sendikaları üç temel hak üzerine dayanmaktadır:


Örgütlenme hakkı, toplu pazarlık/toplu iş sözleşmesi hakkı ve grev hakkı. Toplu sözleşmesiz ve grevsiz sendika hakkı, özünden yoksundur. İşçilerin örgütlenme hakkına sahip olup toplu pazarlık ve/veya grev hakkına sahip olmaması işçi sendikasını diğer işçi örgütlerinden farksız hâle getirecektir.

Örgütlenme, sendikacılığın temelinde yer alan en önemli kavramlardandır. Sanayi devrimiyle ortaya çıkan işçi ve işveren sınıf farkı, işçilerin kendilerini çalışma koşullarını belirlemelerinde kendilerini ifade etmeleri için kendi örgütlerini kurmaya iterek sendikacılık hareketine itmiştir. İşçi sendikaları “hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için” ilkesinden hareket eden kendi kendine yardım örgütlerinden birisidir. Avrupa’da ve Amerika’da faaliyet gösteren sendikalar farklılık göstermektedirler. Avrupa’da sosyal hakların elde edilmesinde kolektif mücadeleler önemli bir rol oynarken, ABD’de bunun tam tersidir. Bu nedenle Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren sendikaların önemli bir bölümü reformist veya Marksist sendikacılık anlayışına sahipken ABD’de faaliyet gösteren sendikaların önemli bir bölümü pragmatik sendikacılık anlayışına sahiptir.

Sendikaların en önemli gelir kaynağı üyelik aidatlarıdır. Finansal yapısı güçlü olan sendikaların grev fonları da güçlü olmakta, yeni üye kazanmak ve mevcut üyelerini korumak için daha zengin kaynaklara sahip olmaktadır.

İşçi sendikaları üyelerinin hak ve çıkarlarını dört farklı şekilde ve alanda temsil etmektedir:

• Sendikalar, işçilerin tüm çalışma hayatları boyunca karşılaştıkları çeşitli güçlüklere ve sorunlara karşı sendikal yardımda bulunarak güvence sağlamaktadır. • Sendikalar işverenler karşısında işçilerin ücret ve çalışma koşullarıyla ilgili çıkarlarını toplu pazarlık masasında temsil etmekte ve savunmaktadır. • Sendikalar işçilerin işyerindeki çıkarlarını işyeri sendika temsilcileri vasıtasıyla temsil etmek ve korumaktadır. • Sendikalar, işçilerin çıkarlarını aynı zamanda siyasi arenada da temsil etmektedir.

Sendika Üyeliği

Sendikalara üye olma hakkı ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Bir ülkede sendikaya üye olmanın önünde ne kadar az engel ve sınırlama var ise o ülkede demokratik sistemin o kadar gelişmiş olduğunu gösterir. İşçilerin sendikaya katılma nedenleri farklılıklar göstermektedir. Bu nedenleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

İş tatminsizliği: Özellikle Fordist üretim sistemi ve Taylorist işbölümü sonucunda işçilerin yaptıkları iş monotonlaşmış ve işçiler yaptıkları işe yabancılaşarak iş tatminleri azalmaya başlamıştır. İşyerinde mutsuz olan ve kendilerini çalıştıkları işyerine ait hissetmeyen işçiler, bu

aidiyet ihtiyacını sendikalar aracılığıyla kaşılamaya başlamıştır.

İşle ilgili hizmetler: Sendikalar başta ücret, çalışma süreleri, iş güvencesi ve iş güvenliği olmak üzere doğrudan iş ve işyeri ile ilgili sorunları çözmeye yönelik hizmet vermektedir. İşçilerin çok büyük bir bölümü, çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla sendikaya üye olmaktadır.

İşle ilgili olmayan hizmetler: Sendikalar üyelerine özel hayat ve sağlık sigortası yaparak ucuz tatil hizmeti vererek veya düşük faizli kredi kartları temin ederek sendika üyeliğini cazip hale getirebilmektedir.

Siyasi ve ideolojik yakınlık: İşçiler genelde kendi siyasi ve ideolojik görüşüne yakın gördükleri sendikalara üye olmaktadır.

İşçi dayanışması: İşçi sınıfının dayanışmasını güçlendirmek için de sendikaya üye olunabilmektedir.

İşin ve işçinin özellikleri: Faaliyet gösterilen sektör veya işçinin cinsiyeti, yaşı, eğitimi gibi özellikleri sendikaya üye olma kararını önemli ölçüde belirlemektedir.

Sendikalar Arası Rekabet

Sendika özgürlüğünün olduğu bu ülkelerde işçiler farklı beklenti ve taleplerle sendikaya üye olmaktadır. Dolayısıyla sendikalar da farklılık gösteren bu beklenti ve talepleri karşılayarak yeni üye kazanabilmek ve/veya mevcut üyelerini koruyabilmek amacıyla diğer sendikalarla bir rekabet içine girmektedir.

Sendikalar Arası Rekabet Kavramı

Sendikalar arası rekabet, sendika özgürlüğü ve sendika çokluğu ilkelerinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar. Sendikalar arası rekabette sendikaların temel amacı, gelirlerini güvence altına almak ve toplu pazarlık güçlerini korumak için belirli bir üye kitlesine sahip olmak ve korumaktır. Bu nedenle sendikalar arası rekabetin şekli, bir ülkedeki sendikal hareketin kapsamını ve gelişimini doğrudan etkilemektedir. Sendikalar arası rekabet, rekabetin gerçekleştiği üye piyasasına göre, pazar payına yönelik (pasif) sendikalar arası rekabet ve genişlemeci (aktif) sendikalar arası rekabet olmak üzere iki şekilde görülmektedir. Pazar payına yönelik sendikalar arası rekabette sendikalar mevcut üye piyasasında rekabet ederken genişlemeci sendikalar arası rekabette sendikalar potansiyel üye piyasasında rekabet etmektedir.

Sendikalar Arası Rekabet Politikaları

Geleneksel rekabet politikasını benimseyen sendikalar, üyelerinin ücret ve diğer parasal haklarını toplu iş sözleşmesi vasıtasıyla iyileştirerek ve siyasi/ideolojik kimliklerini ön plana çıkartarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmaktadır.

Yenilikçi politikalar, sendikaların endüstri ilişkileri ve iş piyasasında yaşanan değişime uyum sağlamak amacıyla geliştirdikleri ve uyguladıkları politikalardır. Yenilikçi


politikalara ağırlık veren sendikacılık yaklaşımına ‘hizmet sendikacılığı’ da denilmektedir. Kadın ve genç işgücü toplam işgücü içinde önemli bir paya sahip olmaya başladığı için sendikalar kendilerine kadın ve genç işçileri çekmek amacıyla çeşitli politikalar uygulamaya başlamıştır. Sendikalar üyeleriyle ilişkilerini canlı tutabilmek ve kamuoyunda kimi zaman oluşan olumsuz imajlarını düzeltebilmek için çeşitli politikalar uygulamaktadır. İnternet, sendikaların gerek üyeleriyle gerekse kamuoyuyla ilişkilerini geliştirmek için kullanabileceği en etkin ve ucuz araçlardan biridir. Bir başka deyişle sendikalar çeşitli bilgi, veri, araştırma ve uzman görüşlerine başvurarak olası gelişmeler karşısında savunma araçlarını ve alternatif politikalarını belirlemektedir. Üyelerine çeşitli eğitimler vererek hem üyelerle olan ilişkilerini geliştirmekte hem de üyelerine yeni yetenekler kazandırmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında
CEK401U Ünite 3 Özeti — Endüstri İlişkileri | AÖF Soru Bankası