AÖF Soru Bankası
CEK303U · Ünite 6

Türkiye’de İstihdam ve İşsizlik

  • 20 soru-cevap
  • İstihdam ve İşsizlik
1

Kurumsal olmayan nüfus ve kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ne demektir?

İşgücüne yönelik çalışmalarda nüfus kavramı, “kurumsal olmayan nüfus” ve “kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus” kapsamında kullanılır. Kurumsal olmayan nüfus okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, has­tane, hapishane, kışla ya da orduevinde ikamet edenler dışında kalan nüfustur. Kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus kurumsal olmayan nüfus içerisindeki 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusu ifade eder.

2

İşgücüne katılma oranı ne demektir ve Türkiye’de işgücüne katılma oranı nedir?

İşgücü piyasası için önemli olan kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfustur. 2020 geneli itibarıyla Türkiye’de 15 ve üzeri yaştaki kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus 62 milyon 579 bin civarındadır. Bu sayı toplam çalışabilir nüfusumuzu ifade etmektedir. İstihdam edilenler ve işsizlerin toplamından oluşan işgücü 30 milyon 873 bin kişidir. İşgücünün kurumsal olmayan çalışma çağı nüfusu içindeki oranına işgücüne katılma oranı denir. Görüldüğü üzere yaklaşık 62,5 milyon çalışabilir nüfusun neredeyse sadece yarısı üretici emek gücü veya üretmeye aday durumdadır. 2020 için işgücüne katılma oranı (İKO) %49,3 seviyesindedir.

3

Türkiye’de işgücüne katılımı etkileyen faktörler nelerdir?

Türkiye’de işgücü sayısı, nüfusa bağlı olarak ar­tış eğiliminde olsa da işgücüne katılma açısından her zaman aynı yorum yapılamaz. Ücretlerin dü­şüklüğü ve toplumun çalışmaya bakışı (özellikle kadınlar için) işgücüne katılma kararında önemli etkenlerdir. Bunun yanında iş bulunamadığı için cesaretin kırılması, ücret dışı gelirin olması, çalış­ma koşullarının beğenilmemesi veya bireylerin ça­lışmak yerine boş zamanı tercih etmesi gibi birçok neden işgücüne katılma kararını etkileyebilir. Tab­lo 6.1’de işgücüne katılma oranlarının 2010’dan 2015’e belirgin bir yükseliş gösterse de 2020’de önemli ölçüde gerilediği görülebilir. 2020’de olu­şan %49,3’lük işgücüne katılma oranı bir önceki  yıla göre 3,7 puan azalmıştır (2019 İKO %53). Aynı dönemde bir önceki yıla göre erkeklerin işgü­cüne katılma oranı 3,8 puan azalırken (2019 İKO %72), kadınların işgücüne katılma oranı 3,5 puan azalmıştır (2019 İKO %34,4).

4

Türkiye’de istihdamın genel görünümü nasıldır?

2020’de Türkiye’deki 26 milyon 812 bin kişilik istihdamın %69’unu erkekler (18 milyon 506 bin), % 31’ini kadınlar oluşturmaktadır (8 milyon 306 bin). En fazla istihdam 15 milyon 60 bin kişi ile hizmetler sektöründedir (%56,2). Sanayi sektöründe 5 milyon 497 bin kişi istihdam edilmektedir (%20,5). İstihdam yoğunluğunun üçüncü sırasında yer alan tarım sektöründe 4 milyon 716 bin kişi istihdam edilmek­tedir (%17,6). Son sırada 1 milyon 538 bin istihdamla inşaat sektörü yer alır (%5,7).

2020’de en fazla istihdam edilen grup ücretli veya yevmiyeli çalışanlardır (18 milyon 719 bin %69,8). Kendi hesabına çalışan 4 milyon 421 bin kişi ikinci sırada gelir (%16,5). Ücretsiz aile işçileri %9,2 ile üçüncü sırada yer alır (2 milyon 473 bin). Yanlarında en az bir kişi çalıştıranlar olarak tanımlanan işverenler 1 milyon 199 kişiyle en az istihdam edilen grubu oluşturur (%4,5). Türkiye’de istihdam oranı yıllar içinde dalgalanma göstermektedir. Ancak 2019’dan beri azalış eğiliminde­dir. Mevsimlik etkilerden arındırılmış istihdam oranı 2018’den beri azalış eğilimindedir. Üstelik 2020 ilk çey­reğinden itibaren aşağı doğru hızla kırılmıştır.

5

Türkiye’de kamu sektöründeki istihdam nasıl bir dağılım oluşturmaktadır?

Türkiye’de oluşan istihdamın 4 milyon 792 bini kamu sektöründedir. Bu grubun 2 milyon 970 bini kadrolu memur statüsündedir. Kamuda 1 milyon 162 bin işçi çalışmaktadır. Sözleşmeli personel 503 bin, geçici işçiler 50 bin civarındadır (Geçici işçi ile geçici personel olarak tanımlanan taşeron işçilerini karış­tırmamak gerekir. 2018 ikinci çeyreğinden beri kamuda geçici personel çalıştırılmamaktadır.). Geri kalan yaklaşık 107 bin kişi de kamuda diğer işler olarak tanımlanan görevlerde çalıştırılmaktadır.

6

Türkiye’de kadın ve erkeklerin ortalama fiili çalışma süreleri nasıldır?

2020’de Türkiye genelinde ortalama fiili çalışma süresi haftalık 43 saat olmuştur. Tek işi olanlar 42,7 saat çalışırken ek işi olanlar 51,9 saat çalışmaktadır. Erkekler haftalık 45,7 saatlik ortalama çalışma ile kadınlardan (39,2 saat) daha fazla çalışmaktadır. Ek işi olan erkekler haftada 53,9 saat çalışırken kadınlar 46,2 saat çalışmaktadır.

7

Türkiye’de ekonomik faaliyetlere göre istih­dam hangi sektörlere göre sınıflandırılmaktadır?

Türkiye’de ekonomik faaliyetlere göre istih­dam; tarım, sanayi, hizmetler ve inşaat olmak üzere dört temel sektör sınıflandırmasında in­celenmektedir. Bu ana sektör sınıflaması altında yirmi iki NACE kodlaması bulunur. (NACE Av­rupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İsta­tistiki Sınıflaması teriminin baş harflerini temsil eder). Türkiye’de 2010 Ocak döneminden itiba­ren, ekonomik faaliyetler TÜİK tarafından ikinci gözden geçirilmiş NACE’ye göre yayımlanmaya başlanmıştır.

8

Türkiye’de istihdam edilenlerin işteki durumlarına göre analizi nasıl yapılmaktadır ve genel dağılım nasıldır?

İstihdam edilenlerin işteki durumlarına göre analizi, işinin başında bulunup ücretli, maaşlı ve yevmiyeli, kendi hesabına, işveren veya ücretsiz aile işçisi olarak referans dönemi içinde en az bir saat iktisadi faaliyette bulunan kişiler kapsamında yapıl­maktadır. Ücret ve maaş aynı anlamda gibi görünse ve te­mel fonksiyonları benzerlik gösterse de birbirinden farklı kavramlardır. Ücret, işçilere belirli bir çalışma karşılığında yapılan ve para ile ifade edilen ödeme­ler iken maaş, memurlara henüz çalışmadan peşi­nen yapılan ve para ile ifade edilen ödemelerdir.

Türkiye’de 2020’de istihdam edilenlerin işteki durumuna göre bir değerlendirme yapıldığında oluşan istihdamın %69,8’inin ücretli, maaşlı veya yevmiyeli, %16,5’inin kendi hesabına, %9,2’sinin ücretsiz aile işçisi ve %4,5’inin işveren olduğu görülür. Son on yıllık dönem izlendiğinde ücretli, maaşlı veya yevmiyeli grubun oranının arttığı buna karşın işverenlerin azaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yaklaşık 18,5 milyon toplam erkek istihdamının (12 milyon 991 bin) ve yaklaşık 8,3 milyon kadın istihdamının (5 milyon 728 bin) %70’ini ücretli veya maaşlı çalışanlar oluşturmaktadır.

9

Dengeli ve dengesiz kalkınma modelleri ne anlama gelmektedir?

Bir ülkede yatırımların geniş bir alana yayıl­ması istihdamın da yayılmasına yol açacağından buna bağlı olarak gelir dağılımının aynı oranda iyileşmesi beklenir. Yatırımların belirli merkezler­de toplanması gelişmiş birçok ülkenin ilk dönem sanayileşme sürecinin parçasıdır. Elbette bu durum hızla yeni şehirlerin oluşmasına, buralara göç eden kişilerin yeni hayat tarzlarını benimsemelerine yol açmaktadır. Birçok kalkınma modeli olmasına rağ­men sürçe temelde iki yönteme dayanmaktadır. Bunlardan biri dengeli, diğeri dengesiz kalkın­ma modelidir. Perroux tarafından ortaya atılan ve Hirschman tarafından geliştirilen Dengeli Kalkın­ma Modelinde, ülke geneline ya da tüm ekonomik bileşenlere benzer oranlarda yatırım yapılması ile topyekûn ancak daha uzun süreli bir kalkınma he­deflenir. List tarafından ortaya atılıp Nurkse tara­fından geliştirilen Dengesiz Kalkınma Modelinde ülkede belirli yerlere ya da seçilmiş anahtar ekono­mik süreçlere yapılan yatırımların olgunlaştırılması ve belirli bir süre sonra bu merkezlerin ya da sek­törlerin çevresini ve diğer sektörleri kalkındırması beklenir (Lewis, 1955).

10

Türkiye’de tarım/tarım dışı istihdamın bölgelere göre dağılımı nasıldır?

Türkiye’de istihdam, yoğun olarak tarım dışı alanda oluşmaktadır. 2011-2020 döneminde tarım dışı istihdam %70 artmıştır. Aynı dönemde tarım istihdamının %55 daraldığı görülmektedir. 2020 dağılımı incelendiğinde Türkiye’deki istihdamın %82,5’inin tarım dışında, %17,5’inin tarımda oluştuğu görülmektedir.

Türkiye genelinde bölgesel istihdam analizleri istatistiki bölge sınıflandırması kapsamında iki düzeyde yapılmaktadır. Bu bölgeler 1.Düzey ve 2.Düzey olarak ayrılır ve coğrafi olarak bildiğimiz 7 bölge sınıflan­dırmasından farklıdır. 1.Düzey sınıflandırmada 12 bölge bulunurken 2.Düzey sınıflandırmada 26 bölge vardır.

Türkiye’de en yoğun istihdam İstanbul bölgesinde (TR1) oluşmaktadır. İstanbul kendine ait bir bölge sınıflandırmasına sahiptir. Batı ve Doğu Marmara ile birlikte en yoğun istihdam bu bölgededir. Özellikle Doğu Marmara bölgesinde yer alan Bursa, Kocaeli ve Sakarya illeri önemli sanayi bölgeleri olarak öne çıkmaktadır. Örneğin Türkiye’deki otomotiv üretiminin önemli kısmı bu üç ilde gerçekleştirilmektedir.

Akdeniz Bölgesi de gerek sanayi gerekse turizm yatırımlarının yoğun olduğu bir bölgedir. Özellikle Adana, Mersin ve Antalya bölgede lokomotif rol oynamaktadır.

Başkent Ankara, istihdamın önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bunun yanında Eskişehir de istihda­mın yoğun olarak oluştuğu merkezlerden biridir.

Karadeniz Bölgesi’nde Trabzon ve Samsun gibi merkezler yanında özellikle üniversitelerin kurul­duğu iller giderek artan istihdam potansiyeline sahiptir. Son dönem bölgesel istihdam, işgücüne katılma ve işsizlik oranlarına bakıldığında TR90 bölgesinin (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) istihdam oranının Türkiye ortala­masının (%42,8) üzerinde olduğu görülmektedir (%48) Bu durumu; nüfus azlığı, tarım istihdamı ve göç ile izah etmek mümkündür. TÜÎK verilerine göre 2020’de istihdam oranının en yüksek olduğu bölge TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli)’dir (%50,9) (Bu oran 2019’da %53 seviyesindeydi. Ancak pandemi etkisi ile bölgede istihdam daral­ması olduğu anlaşılmaktadır).

İstihdam oranının en düşük olduğu iller Güney Doğu Anadolu Bölgesi’ndedir. TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesi istihdam oranı 2020’de %26 seviyesindedir. Bir önceki yıl (2019) %30 olan seviyelere gerileme görülmektedir. Yatı­rım ve istihdam teşviklerine rağmen güvenlik ve alt­yapı sorunları bölgenin istihdam hacminin artma­sında önemli bir engel teşkil etmektedir. Bununla beraber bölgenin görece daha gelişmiş illerinde de istihdam problemi bulunmaktadır. Örneğin TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) bölgesinde istihdam oranı %30,7 iken TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) bölgesinde %41,6 seviyesindedir (Gaziantep’teki sanayinin etkisi).

11

Kayıt dışı istihdam nedir?

Türkiye’de istihdama yönelik çalışmalar ince­lendiğinde formel ve enformel istihdam kavram­larının fazlasıyla kullanıldığını görürüz. Formel kelime olarak kurallara uygun veya resmî anlamını taşırken enformel kurallara uygun olmayan veya gayriresmî anlamını taşımaktadır. Bu kapsamda enformel istihdam kayıt dışı istihdam olarak da ad­landırılmaktadır (Ekin, 1995). Kayıt dışı istihdam ile herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanlar kastedilmektedir.

Yoksulluğu artırıcı özelliği olan kayıt dışı veya enformel istihdam zayıf istihdam (vulnerable) ko­şullarına sahip istihdam olarak da bilinmektedir. Bu istihdam türü ücretin düzenli ödenmemesi hâlinde korunmanın olmaması, zorunlu fazla çalış­ma ve ekstra çalışmalar yapma, bildirimsiz fesih, iş güvencesiz çalışma koşulları ile emeklilik, hastalık ve sağlık sigortaları gibi sosyal haklardan mahrumi­yeti içerir. Çalışma ekonomisi literatüründe bu tür işler ikincil işgücü piyasası koşullarını ifade eder. İkincil işgücü piyasası daha düşük ücret, daha kötü çalışma koşulları ve nihayetinde sınırlı sosyal gü­vencenin olduğu piyasalardır. Kaliteli iş fırsatlarını yakalama şansı düşük olduğu için daha kalitesiz iş­leri kabul etmek zorunda kalan bireyler (örneğin göçmenler) çoğunlukla ikincil işgücü piyasasında yer alarak kayıt dışı istihdamı beslemektedir. Birin­cil işgücü piyasası gerek sosyal güvenlik haklarının ve ücretlerin yüksek, gerekse çalışma koşullarının daha iyi olduğu piyasaları ifade eder.

12

Eksik istihdam nedir?

Eksik istihdam en genel anlamıyla bir ekonomi­de istihdamda olan işgücünün eğitim, yetenek ve deneyiminin gerektirdiği işe istediği hâlde ulaşa­maması durumudur. Eksik istihdamdaki kişi işsiz değildir ve bir işte çalışmaktadır. Ancak mevcut işinden elde ettiği gelirin azlığı ya da niteliklerine uygun bir alanda istihdam edilmediğini ileri süre­rek mevcut işini değiştirmek istediğini veya ikinci bir iş aradığını bildirmektedir. Tam gün süreli bir iş aramasına rağmen bulamadığı için kısmi süreli (part time) bir işte çalışmak zorunda olup daha fazla süreler çalışmak için arayış içinde olanlar da eksik istihdam içindedir. ILO tarafından düzenlenen 16. Çalışma İstatis­tikçileri Konferansında, yaşanan ölçüm zorlukları nedeniyle eksik istihdam tanımı yeniden ele alına­rak “zamana bağlı eksik istihdam” ve “yetersiz is­tihdam” kavramlarıyla netleştirilmeye çalışılmıştır.

13

Türkiye’de eğitim istihdam ilişkisi nasıldır?

Türkiye genelinde oluşan istihdamdan en fazla payı alan eğitim grubu ilkokul mezunlarıdır. Daha açık bir ifade ile en fazla istihdam ilkokul mezunları arasındadır. Buna ilköğretim (8 yıllık eğitim) ve ortaokul veya dengi meslek okullarını da eklediğimizde istihdamın yarıdan fazlasının (%65) düşük eğitim grubunda­kiler tarafından oluşturulduğu görülür. Üstelik bu durum yıllardır benzer şekilde devam etmektedir. Düşük eğitimli istihdamın, tarım ve nitelik gerektirmeyen işlerin yoğunluğundan kaynaklandığı söylenebilir.

İstihdamda ağırlığı olan ikinci grup yüksekokul veya fakülte mezunlarıdır (%27,6). Aradaki eğitim dü­zeyinin istihdam edilebilirliği diğerlerine göre daha düşüktür. Türkiye’de çoğu zaman dile getirilen ara ele­man ihtiyacının lise ve/veya meslek lisesi mezunlarından sağlanması beklenir. Ancak bu iki grubun toplam istihdamı ne ilkokul ne de yüksekokul mezunlarının istihdamına erişebilmektedir. Üniversite mezunları arasında istihdamın artması nitelikli elemanlara ihtiyaç duyan bir ekonomik yapılanmanın, lise mezunları arasında istihdamın artması ara elemanlara ihtiyaç duyulan bir ekonomik yapılanmanın varlığını ortaya koyar.

14

Türkiye’de yaş ve cinsiyetle istihdam ilişkisi nasıldır?

Yaş, istihdam açısından önemli bir ölçüttür. Özellikle genç nüfusun yoğun olduğu ülkelerde, belli yaşın üstünde insanların iş bulabilme veya işlerini koruyabilme ihtimalleri azalmaktadır. Bu nedenle son dönem­lerde yükseltilen emeklilik yaşlarına ilişkin büyük tepkiler oluşmuştur. 2020 Türkiye’sinde genellikle yüksek eğitimin tamamlandığı 25 yaş ile emeklilik yaşının doldurulduğu 50-54 yaş arasında (sigortalılık başlangıcı 1999’dan önce olanlar için) istihdamın yoğun olduğu görülmek­tedir. 40’lardan itibaren yaş arttıkça istihdam düşmektedir. En düşük istihdam 65 ve üstü yaştaki kişiler arasındadır. Türkiye’de kadın istihdamı erkeklere göre düşük seviyededir. Son dönem toplam istihdamın %69’unu erkekler %31’ini kadınlar oluşturmaktadır. Son on yılda bu oran kadınlar lehine değişmiştir. Türkiye’de 2020 itibarıyla hem erkeklerin hem de kadınların en yoğun istihdamı­nın 35-39 yaş grubunda olduğu anlaşılmaktadır (2011’de en yoğun istihdam 30-34 yaş grubundaydı. İstihdam edilenler de giderek yaşlanmaktadır.).

15

Türkiye’de işsizliğin genel görünümü nasıldır?

Türkiye’deki sanayileşme hareketi de kendi iç dön­güsünde önemli toplumsal değişimlere yol açmıştır. Kalkınma hamleleri ile sanayi kentlerinin oluşması ve işgücünün kırdan kente hızlı göçü, sanayileşmenin belki de en beğenilmeyen yüzünü, sefalet ve yoksulluğu gündeme getirmiştir. Türkiye’de işsizliğin özellikleri hem sanayi top­lumunun ortak etkileri hem de ülkeye has yapının etkileri ile şekillenmiştir. Türkiye’de işsizlik kentsel alanlarda kırsal alanlara göre daha yüksektir. Kentlerdeki işsizlikten daha çok kadın işgücü, kır­dakilerden erkek işgücü etkilenmektedir. Ancak her iki konumda da işsizlikten en fazla genç işgücü et­kilenmektedir (15-24 yaş aralığı). İşsizlerin büyük çoğunluğunu ilkokul mezunları oluşturmaktadır (yukarıda anlatılan istihdam konusunu hatırlayı­nız. İstihdamın çoğunluğunu da ilkokul mezunları oluşturuyordu). Ancak eğitimli kişiler arasında da işsizlik artış eğilimindedir. 2020’de Türkiye genelinde 4 milyon 61 bin kayıtlı işsiz en fazla eş-dost vasıtasıyla iş aramak­tadır (%88,9). Ardından doğrudan işverene baş­vuru gelmektedir (%60). İş arayanların %48’i bir işe başvurduklarını ve haber beklediklerini ifade etmişlerdir. İŞKUR başvurusuna cevap bekleyenler işsizlerin %26’sını oluştururken kamunun açtığı sınava girip de sonucunu bekleyenler %5 civarın­dadır. Kendi işini kurmak amacıyla mekân veya araç gereç bakanlar ile kredi, lisans vb. araştırma yapanların toplamı %7,8 civarındadır. Tablo 6. 11’e göre Türkiye’de 2011-2020 on yıllık döneminde işsizlik oranlarının %9-%13,7 arasında dalgalandığı görülür. Bu dönem içinde en yoğun işsizlik %13,7 ile 2019’da olmuştur. İşsizlik oranları 2008 ekonomik kriz sonrası dönemden sonra en yüksek seviyelerindedir (Hatırlanacağı üzere 2009 Şubat’ında %16’lara tırmanan işsizlik oranın 2009 ortalaması %14 olmuştu.).

16

Türkiye’de işsizliğin bölgesel analizine göre ortaya çıkan işsizlik dağılımı nasıldır?

Tablo 6. 11’e göre Türkiye’de 2011-2020 on yıllık döneminde işsizlik oranlarının %9-%13,7 arasında dalgalandığı görülür. Bu dönem içinde en yoğun işsizlik %13,7 ile 2019’da olmuştur. İşsizlik oranları 2008 ekonomik kriz sonrası dönemden sonra en yüksek seviyelerindedir (Hatırlanacağı üzere 2009 Şubat’ında %16’lara tırmanan işsizlik oranın 2009 ortalaması %14 olmuştu.).

2020 ortalamasında işsizliğin en yüksek olduğu Güneydoğu Anadolu (TRC) Bölgesi, TRC1-2 ve 3 olmak üzere dokuz ilden oluşmaktadır. TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis); TRC2 (Şanlıurfa ve Di­yarbakır; TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt) illerinden oluşur. TRC3 bölgesi Türkiye genelinde de en yüksek işsizliğin olduğu illeri kapsar (%33,5). Hatta bu bölgede tarım dışı işsizlik oranı %37,2’yi bulmaktadır. Bölgede işsizliğin en düşük olduğu yer Gaziantep’in etkisi ile TRC1’dir (%13). 2020 orta­lamasında işsizliğin düşük olduğu Batı Karadeniz (TR8) Bölgesi, TR81-82 ve 83 olmak üzere on ilden oluşmaktadır. TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın); TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop); TR83: (Amas­ya, Çorum, Samsun, Tokat) illerinden oluşur. TR82 bölgesi Türkiye genelinde de en düşük işsizliğin olduğu illeri kapsar (%6,6). Bölgede işsizliğin en yüksek olduğu yer nüfus yoğunluğunun da etkisi ile TR81’dir (%9,3).

17

Türkiye’de işsizliğin yaş ve cinsiyet açısından analizine göre ortaya çıkan işsizlik dağılımı nasıldır?

Türkiye’de 2020 itibarıyla işsizlik oranı gençler arasında yüksektir. Genç nüfusa alt gruplar açısından incelendiğinde 20-24 yaş arasındaki işsizliğin daha yoğun olduğu görülür. Bir de genç nüfus içinde olan özellikli bir grup vardır. Bu gruptakiler ne eğitimde veya yetiş­tirmede ne de istihdamdadır. İngilizce ifadesinin (Neither in Education, Employment or Training) baş harfleriyle oluşturulmuş kavram olan NEET ile bilinen bu grubun sayısı ve işgücü içindeki oranı önemli büyüklüğe sahiptir (2020 için %28,3). Daha açık bir ifade ile 2020 Türkiye’sinde 15-24 yaş arasında olup ne eğitimde veya yetiştirmede ne de istihdamda olan gençlerin oranı %28,3’tür (Bu oran 2019’da %26 seviyesindeydi). Yıllar itibarıyla de işsizlik hep bu grup arasında yoğun olmuştur. Yaş yükseldikçe işsizlik oranı da düşmektedir.

Türkiye’de kadın ve erkek nüfusu birbirine yakın büyüklüğe sahiptir (Erkekler %50,1, Kadınlar %49,9). Ancak bu durum işgücüne katılma oranları gibi işsizlik oranları açısından da benzerlik göstermez. 2020’de erkek işgücü içindeki işsizlik %12,3 seviyesindeyken kadın işgücü içindeki işsizlik %15 seviyesin­dedir. 2019-2020 döneminde erkeklerde işsizlik çok az oranda düşerken kadın işsizliğinde erkeklere daha yüksek oranda düşüş gerçekleşmiştir.

18

Türkiye’de işsizliği doğuran nedenler nelerdir?

Türkiye’de dikkate alınan ve mücadele edilen asıl işsizlik türü yapısal işsizliktir. Yapısal işsizlik işgücü piyasasındaki yapısal uyumsuzluklar nedeniyle ortaya çıkar ve açık işler ile iş arayanların beceri gereği yönünden farklı olması, açık işler ile iş arayanların farklı yerlerde oluşu, teknolojik gelişmelerin bazı meslekleri ortadan kaldırması gibi alt nedenlerle oluşur. Tanımdan da anlaşılabileceği üzere yapısal iş­sizliğin nedenleri: (1) Açık işler ile iş arayanların beceri gereği yönünden farklı olması, (2) Açık işler ile iş arayanların farklı yerlerde oluşu, (3) Teknolojik gelişmelerin bazı meslekleri ortadan kaldırması olarak sıralanabilir. İşsizlik oranı ile açık iş oranı arasın­daki negatif ilişkiyi gösteren eğriye Beveridge Eğrisi denir. Türkiye’de de bu eğrinin geçerliğini gösteren araştırmalar vardır (Özçelik ve Akıncı, 2020). Ekonominin daralma dönemlerinde yetersiz talep nedeniyle karşılaşılan işsizliğe konjonktürel işsizlik denir. Piyasada dönemsel olarak yeterince iş bulunmaması nedeniyle oluşan işsizliktir. Dö­nemsel daralmalar kimi zaman Türkiye’de işsizliğe neden olsa da bu tür işsizlik genel olarak uzun sür­mez ve piyasa düzelmeye başladığında (talep art­maya başladığında) konjonktürel işsizlik azalmaya başlar. Mevsimlik çalışanlar mevsimlik çalışması ne­deniyle iş aramayan ve işbaşı yapmaya da hazır olmayan kişilerdir. Mevsimlik işsizlik yılın belirli zamanlarında mevsim etkisinden kaynaklanan ne­denlerle oluşan işsizliktir. Türkiye’de yayınlanan resmi işsizlik oranları mevsim etkisinden arındı­rılmış olarak verilir. Türkiye’de işsizliğin kendine has nedenleri de bulunmaktadır. Son dönemde farklı nedenlerle Türkiye’ye gelen mülteciler ucuz işgücü olarak is­tihdam edildiklerinde piyasadaki istihdam talebini yerli işçiler aleyhine azaltabilmektedir. Ayrıca kayıt dışı istihdamı artıran ucuz işgücü piyasadaki kayıtlı iş potansiyelini azalmakta ve doğal olarak bu da iş­sizliğe neden olmaktadır.

19

Türkiye’de ekonomik büyüme işsizlik ilişkisi nasıldır?

Türkiye’de 2011-2020 dö­neminde büyüme oranlarında dalgalanmalı düşüş gözlemlenmektedir. 2011’de %11,1’lik büyüme oranı 2019’da %0,5’e kadar gerilemiştir. 2020 pandemi yılı olmasına rağmen TÜİK istatistikleri­ne göre ülke %1,8 büyümüş görünmektedir. Aynı dönem işsizlik oranları incelendiğinde dalgalanma­lı bir yükseliş gözlemlenmektedir. Teoriye uygun olarak büyüme oranı düştükçe işsizlik artmaktadır. Yıllar (veya gecikmeli yıllar) çerçevesinde değerlen­dirildiğinde büyüme oranları ile işsizlik oranları arasında eş büyüklükte negatif değişimlerin olma­dığı görülecektir. Elbette işsizliği sadece büyüme rakamlarına bağlamak mümkün değildir. İşsizliğin daha önce de belirtildiği gibi birçok yapısal nedeni bulunur. Verimlilik artışları da istihdam oluşturma­yan büyümeye neden olabilir. Bunun yanında ça­lışma çağındaki nüfus artış hızının yüksek olması, teknoloji, bölgesel dengesizlikler ve kayıt dışı istih­dam gibi birçok diğer faktör de büyüme, istihdam ve işsizlikle ilgilidir (Ok, 2008). Türkiye’de de neo-klasik teorinin öngördüğü gibi büyüme ile işsizlik oranları arasında yüksek negatif ilişki bulunur.

20

Türkiye’de işsizlikle yoksulluk ve suç olguları arasındaki ilişki nasıldır?

Türkiye’de işsizlikle yok­sulluk arasındaki ilişkiyi bölgesel olarak inceleyen bir araştırmada, işsizlikle yoksulluk arasında uzun dönemde pozitif bir ilişkinin olduğu ortaya konul­muştur (Bozma, Bozma ve Güney, 2020).  İşsizliğin yol açtığı yoksullukla mücadele eden hükümetlerin en temel tedbirlerinden biri pasif iş­gücü piyasası politikalarından olan işsizlik sigortası ödemeleridir. Bu sayede geçici süreyle (iş buluncaya veya ödeme süresi bitinceye kadar), kişileri muhtaç durumdan korumak hedeflenir. Ayrıca çeşitli der­nek ve vakıflar aracılığı ile yapılan yardımlar ve gıda bankacılığı gibi uygulamalar da yoksullukla müca­dele yöntemi olarak kullanılmaktadır (Özdemir ve Dura, 2010). İşsizlik, gelir kaybı ile birlikte yoksulluğa yol açan önemli bir sorun olarak da mücadele edilmesi gere­ken konuların başında gelmektedir.

İşsizlikle suç arasında yapılan birçok akademik çalışmada doğru orantılı bir ilişkinin varlığı kabul edilmektedir (Bonger, 1916; Thomas, 1925; Sel­lin, 1937; Glaser ve Rice, 1959; Fleisher,1966). Türkiye’de de suçla işsizlik arasında kuvvetli bir bağ bulunduğuna yönelik sonuçlara ulaşılan çalışmalar bulunur (Ata, 2011). Uzun dönemde doğru orantılı bağlantılar tespit edilmesine rağmen işsizliğin kısa dönemde hemen suça teşvik etmediğini de ifade etmemiz gerekir (Pazarlıoğlu ve Turgutlu, 2007).

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç