ÇEK303U-İSTİHDAM VE İŞSİZLİK
Ünite 5: Dünyada İstihdam ve İşsizlik
Giriş
Küresel işgücü piyasaları hakkında bilgi sahibi olmadan geniş perspektiften kapsayıcı bilgilere sahip olamayacağımız gibi ülkemizdeki gelişmeler hakkında da doğru değerlendirmeler yapamayız. Mikro düzeyde gelişmeleri anlamak ve kıyaslamalar yapabilmek için makro bileşenlere ihtiyaç duyulur.
İşgücü piyasası, dinamik yapısından dolayı sürekli değişim içindedir. Söz konusu değişim, ilerleme yönünde olabileceği gibi olası krizlerin etkisiyle gerileme yönünde de olabilir. Ekonomik krizlerin olumsuz etkilerinden kurtulma planları, ülkelerin büyümesine katkıda bulunsa da çoğu zaman istihdama aynı oranda yansımayabilir. İstihdam edilenlerin sayısı, çok önem kırılmalar olmadığı sürece nüfus artışından dolayı sürekli artar. Küresel istihdam da nüfus artışına doğal tepki vererek 2020’ye kadar sürekli artmıştır. Ancak istihdam artışı, çalışma çağı nüfusu artışına yetişemediğinde benzer eğilim, istihdam oranları için görülmez. Küresel istihdam oranları söz konusu uyumsuzluk nedeniyle dalgalı azalma eğilimindedir. Ancak 2020’de Kovid-19 krizinin etkisiyle doğal azalma eğiliminden çıkıp keskin şekilde aşağı yöne kırılmıştır.
Küresel İşgücünün Genel Olarak Analizi
Bu kısımda küresel işgücü; nüfus, istihdam, işsizlik, işgücüne katılma oranları, işgücü verimliliği ve reel ücretler ile zayıf istihdam ve çalışan yoksulluk değişkenleri çerçevesinde makro olarak incelenmiştir.
Nüfusta Yaşanan Gelişmeler
İşgücü piyasaları nüfus ile doğrudan ilişkilidir. Nüfus artmaya devam ettikçe çalışma çağı nüfusunun da artması beklenir. Bu nedenle istihdam oluşturabilen bir ekonomide nüfus fazlalığı olumlu bir girdidir. Ancak tersi durumda, istihdam oluşturamayan ekonomilerde nüfus, özellikle genç nüfus, büyük ölçüde işsizlik probleminin kaynağını oluşturur. ILO nüfus göstergelerine göre dünya nüfusu (kitabımızın 122. sayfasında tablo 5.1 de) farklı kategorilere göre belirtilmiştir.
İstihdam
Dünya genelinde 2020’de yaklaşık 3 milyar 189 milyon kişi istihdam edilmiştir. Bu bir yıl önceki 3 milyar 303 milyonluk istihdamdan yaklaşık %3,46 kadar daha az bir istihdamı ifade eder. Dünyada 2010’dan bu yana (2020 hariç) her yıl istihdam sayısı düzenli olarak artmaktadır (2010’dan 2020’ye küresel istihdam sayısı %6,8 artmıştır). Ancak aynı durum istihdam oranları için söylenemez. İstihdam oranları istihdam edilenlerin işgücü içindeki seviyesini gösterir. Küresel istihdam oranları 2010’dan beri düzenli olarak azalmaktadır. 2010’da %58,8 seviyesinde olan istihdam oranı, 2020’de %54,9’a gerilemiştir (yaklaşık %6,6 azalmıştır). Bölgesel olarak istihdam oranları (kitabınızın 124 sayfasında tablo 5.2 de) belirtilmiştir.
İstihdam oranları açısından değerlendirildiğinde küresel istihdam oranının 2020’de bir önceki yıla göre 2,7 puan
azalarak %54,9 seviyesine düştüğü görülmektedir (yaklaşık %4,7 azalma). İstihdam sayısında olduğu gibi istihdam oranında da en fazla düşüş Amerika bölgesinde olmuştur (%9,2). Pandemi süreci ile kayıt dışı istihdam ve ücretsiz aile işçiliğinde artışlar gözlenmektedir.
15-24 yaş arasındakiler “genç” olarak kabul edilmektedir. Dünyada bu yaş grubunda 2019 itibarıyla yaklaşık 1,3 milyar kişi bulunur. Gençlerin yaklaşık %22’si (267 milyonu) ne istihdamda ne de eğitimdedir. 41 milyon genç insanın da potansiyel işgücü içinde olduğu tahmin edilmektedir.
Sektörler ve Cinsiyete Göre İstihdam
Tarım, sanayi ve hizmetler sektörleri bağlamında 2020’de küresel olarak en yoğun istihdam hizmetler sektöründe bulunur (dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 678 milyon %50,4). İkinci sırada tarım sektörü istihdamı gelir (dünya genelinde yaklaşık 880 milyon %26,4). Üçüncü sırada sanayi sektörü istihdamı yer alır (dünya genelinde yaklaşık 768,6 milyon %23,1). ( kitabınızın 125 sayfasında grafik 5.2 de) sektörlere göre İstihdamı küresel ve bölgesel Türkiye karşılaştırmalı belirtilmiştir.
Cinsiyetlere Göre Sektörel Küresel İstihdam
Kadınların istihdamı erkeklere göre daha kırılgandır. Kovid-19 pandemi sürecinden kadınlar erkeklere göre daha fazla olumsuz etkilenmiştir. Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksine göre de cinsiyete dayalı boşlukların kadınlar aleyhine olduğu vurgulanmaktadır. 153 ülkede yapılan araştırma sonuçlarına göre boşluk giderek kapansa da “Ekonomik Katılım ve Fırsat, Eğitimde Başarı, Sağlık, Hayatta Kalma ve Siyasi Güçlendirme” başlıklarında ortalama %31,4’lük cinsiyet farklılaşması göze çarpmaktadır (WEF, 2020). Kadınlar; temizlik işleri, öğretmenlik, bakım hizmetleri, hemşirelik, sekreterlik gibi mesleklerde erkeklere göre daha fazla yer almaktadır (kitabınızın 126 sayfasında grafik 5.3).
Küresel olarak incelendiğinde kadınların en fazla istihdam edildiği mesleklerin bakım hizmetleri, yardımcı sağlık hizmetleri, temizlik ve yardım işleri, sağlık meslekleri (hemşirelik/hasta bakıcılık dâhil), öğretmenlik, yemek hazırlama yardımcı işler, kişisel hizmet işleri ve satış işleri olduğu görülür (kitabınızın 126 sayfasında grafik 5.4).
Kadınların iş kayıpları genel olarak erkeklere göre daha yüksektir. Pandemi süreci olmasa dahi kadınlardaki iş kaybının erkeklere göre daha fazla olacağı öngörülmekteydi. Mesleklere göre istihdam bağlamında incelendiğinde kadınların yüksek oranda istihdam edildiği alanlarda bile yüksek iş kayıplarının olması beklenmektedir.
İşsizlik
Küresel işsizlik oranları, 2020 öncesi on yıllık ortalaması itibarıyla %5-6 seviyelerinde seyretmiştir. 2019 ortalaması %5,4 olan küresel işsizlik ortalaması 2020’de Kovid-19 pandemi etkisi ile %6,5 seviyesine çıkmıştır. Bu yükseliş,
2019’da yaklaşık 188 milyon kişi olan işsizlerin, yaklaşık 33 milyon artarak 220 milyonu aştığını göstermektedir.
Küresel işsizlik oranları pandemi nedeniyle hızlı artış göstermiştir. 2008 krizi bile bu denli yüksek küresel işsizlik oranları oluşturmamıştır. (Bölgesel İşsizlik Oranları kitabınızın 129 sayfasında tablo 5.3 de belirtilmiştir.)
Cinsiyete Göre İşsizlik
Cinsiyete göre işsizliği yorumlamak için kadın ve erkek işgücünü ayrı ayrı ele almak gerekir. İşsizliğin kadın ve erkekler açısından farklılaşmasında işgücü piyasası yapısının büyük önemi vardır. (Kitabınızın 130 sayfasında Cinsiyete Göre Bölgesel İşsizlik Oranları tablo 5.4 de verilmiştir.)
Genç İşsizlik
Genç işsizlik tüm dünyada yetişkinlere göre daha fazladır. İşgücü piyasalarına giriş zorlukları, eğitim istihdam uyuşmazlığı, tecrübe eksikliği gibi birçok husus genç işsizliğinin yüksek olmasının nedenleri arasında sıralanabilir. Dünya genelinde genç işsizlik oranlarının %13 seviyelerinde dalgalandığı görülür. Genç kadın işsizlik oranları, yıllar itibarıyla erkek genç işsizlik oranlarından hep yüksek seyretmiştir. (Kitabınızın 132 sayfasında Ülkelere Göre Genç İşsizlik oranları grafik 5.7 de verilmiştir).
İşgücüne Katılma
İşgücüne katılma en genel anlamıyla çalışma potansiyelinin etkin kullanımı ile ilgili bir kavramdır. İşgücüne katılma oranı (İKO); işgücünün, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfusa (iktisaden faal olan aktif nüfusa) oranıdır. İKO, ekonomik potansiyelin kullanım miktarı ile ilişkili olduğundan işgücü piyasaları açısından çok önemli bir kavramdır. Birçok işgücü piyasası değişkeninde olduğu gibi 2020’de küresel işgücü piyasasına katılma oranında da düşüşler gözlenmektedir. 2010’dan beri İKO, dünya genelinde istikrarlı bir düşüş hâlindedir. Ancak 2019’dan 2020’ye dikkate değer düzeyde bir kırılma meydana gelmiştir. Dünya genelinde İKO %60 seviyelerinde dalgalanmaktadır. 2020 Kovid-19 pandemi sürecinin olumsuz katkılarıyla bölgesel İKO’da azalmalar görülmektedir.
Küresel çapta gözlendiğinde kadınların işgücüne erkeklere göre daha az oranda katıldığı görülür. Toplumsal cinsiyet algısı, aile yapısı, ekonomik faaliyet olarak görülmeyen işlerin genellikle kadınlar tarafından yapılması (ücretsiz aile işçiliği gibi), medeni durum, aile büyüklüğü (çocuk sayısı) gibi nedenler kadınların işgücüne katılımı önündeki engellerden bazılarıdır (Ortiz-Ospina ve Tzvetkova, 2017).
Konuya krizden en fazla etkilenen gençler arasında işgücüne katılma oranları açısından bakıldığında; Gençlere yönelik istatistiki hesaplamalar yapmak, diğer işgücüne göre görece daha güç bir iştir. (Kitabınızın 135 sayfasında Genç İşgücüne katılma oranları tablo 5.7 de verilmiştir).
İşgücü Verimliliği ve Reel Ücretler
İstihdamın nüfusa oranları nasıl istihdam miktarı/niceliği hakkında önemli bir gösterge ise işgücü verimliliği ve reel ücretler de istihdamın niteliği hakkında önemli göstergelerdir. İstihdamın niteliği birçok değişken çerçevesinde ölçülebilir olmakla birlikte verimlilik ve reel ücretler hem genellenebilir hem de karşılaştırılabilir olmasından dolayı tercih edilmektedir. Verimliliği artırmanın birçok yolu bulunmaktadır. Yeni ve etkin teknolojiye sahip olmak, ücretleri belirli bir seviyeye kadar artırmak, çalışma saatlerini etkinleştirmek, çalışma barışını ve işyerine aidiyeti geliştirmek gibi yöntemler bunlardan bazılarıdır. Verimlilik artışları üretim maliyetlerini düşürmesi nedeniyle toplumda yoksullukla sürekli mücadele politikalarının da önemli bir parçası olarak düşünülmelidir.
Verimliliğin azalması, kayıt dışılığın itici güçlerinden birini oluşturur ve bu durum asgari ücretin altında ücret seviyelerinin oluşmasına neden olur. Genel olarak değerlendirildiğinde yüksek gelirli ülkelerde reel asgari ücret artışları işgücü verimliliğine uygun tepki verirken düşük gelirli ülkelerde reel asgari ücretler verimliliğin altında kalmaktadır.
Zayıf İstihdam ve Çalışan Yoksullar
İstihdam, küresel dengelerin korunmasında önemli bir rol üstlendiği için bu ilişkinin olabildiğince sağlam ve güçlü temeller üzerine oturması hedeflenir. Dünyada oluşmuş istihdamın önemli bir kısmı, iş güvencesi ve sosyal güvence olmaksızın, düşük ücretli ve kötü çalışma koşullarına sahip işlerde yer almaktadır. Bu sayının artması “Zayıf İstihdam” terminolojisinin gelişmesine neden olmuştur. Zayıf istihdam;
• Aynı işi yapmasına rağmen diğerlerine göre aynı istihdam haklarına sahip olmayanlar, • İşlerinde eşitsizlik ve güvencesizlikle karşı karşıya olan “atipik çalışanlar”, • Genellikle asgari ücret seviyesinde ve yetki verilmeden çalıştırılıp kimi zaman sömürülen “genç işçiler”, • Çoğu zaman temel istihdam haklarına bile sahip olmayan “endüstriyel ev çalışanları”, • Yasal bir güvence altında olmaksızın çalışan “ücretsiz aile işçileri”, • Göçmenler ve birçok endüstride sömürülen ve düşük ücretle çalıştırılan “enformel işçiler” den oluşmaktadır (TUC Commission on Vulnerable Employment, 2007).
Yoksulluğun bir diğer boyutu da çalışması karşılığında kazandığı ücretin, kendisini alt sınır yoksulluktan kurtaramadığı kişilerde görülmektedir. Bu durum daha çok yukarıda anlatılan zayıf istihdam içinde bulunan kişilerin karşılaştıkları bir sorundur. Alt yoksulluk sınırı olarak bilinen günlük kazancın altında kazananlar “çalışan yoksullar” olarak adlandırılmaktadır. Genel olarak günlük alt kazanç sınırı 1,25 dolar olarak belirlenmiştir. Ancak son
dönemlerde ILO 1,90 doların altında çalışanlara yoğunlaşmıştır. 3 milyar 3 milyonu aşan küresel işgücünün yaklaşık 218 milyonu günlük 1,90 doların altında kazanmaktadır.
Kovid-19 krizi dünya genelinde hane gelirlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Dünya Bankası tahminlerine göre 2020’de 78 milyon kişinin geliri 1,90 doların altına düşerek aşırı yoksul grubu içine dâhil olmuştur. Çalışan yoksullardaki artış temelde iki nedene bağlanabilir. İlki, işini sürdürmekle birlikte daha az saat çalışmaktan dolayı gelirin azalması, diğeri çok gelirli ailelerde bir veya birden fazla kişi işini kaybettiğinde hanelerin yoksulluk eşiğinin altına düşmesidir. Çalışan yoksullukta, yapısal olarak sosyal koruma kapsamı içinde olup olmama da önem taşır. Bir kişi istihdam içinde yer almasına rağmen halen yoksulsa bu kişinin sosyal koruma kapsamı da dar demektir. Genel olarak sosyal koruma ile düzenli veya kayıtlı işin belirgin bağlantısı vardır. Avrupa ve Orta Asya bölgesi (özellikle Batı Avrupa’dan kaynaklanan nedenlerle) sosyal korumanın en yüksek olduğu alanı oluşturur. En düşük sosyal koruma Afrika bölgesindedir. Pandemi krizi döneminde de Avrupa bu kapasitesine olumlu yanıt vermiştir. Kasım 2020 itibarıyla Avrupa bölgesinde oluşan olumsuz durumlara karşı sosyal koruma kapasitesinin etkisi yaklaşık %98,3 olmuştur.
ILO Bölge Sınıflandırması Çerçevesinde İşgücü Piyasalarına Genel Bakış
ILO işgücü piyasası analizleri, beş bölge ayrımında toplam 187 ülkede yürütülmektedir. Bu bölgeler ülkelerin coğrafi yakınlıklarına göre belirlenmiştir. Söz konusu beş bölge; Afrika (54 ülke), Amerika (35 ülke), Arap Devletleri (11 ülke), Asya-Pasifik (36 ülke) ve Avrupa-Orta Asya (51 ülke) olarak sınıflandırılmıştır.
Afrika Bölgesi
Afrika’da “insan onuruna yakışır/düzgün iş” kapsamında pandemi öncesi dönemde de belirgin sorunlar bulunmaktaydı. Özellikle yoksulluk en önemli baskılardan biridir. Giderek artan genç işgücünün istihdam zorlukları bölgenin ekonomik gelişimini bir kısır döngü olarak olumsuz etkilemektedir. Üstelik girişimcilik yapısının da düşük olması çıkmazları perçinlemektedir.
Afrika bölgesi, Kuzey Afrika ve Sahra Altı Afrika olmak üzere iki alt bölgeye ayrılır. Genel olarak Sahra Altı Afrika bölgesi işgücü piyasası koşullarının Kuzey Afrika bölgesine göre daha iyi durumda olduğu söylenebilir. Sahra Altı Afrika bölgesi; Doğu, Orta, Batı ve Güney Afrika olmak üzere üç kısma ayrılır. Özellikle Güney Afrika’da yaşanan gelişmeler Sahra Altı Afrika’yı bölge genelinde öne çıkarmaktadır.
Her iki bölgede de enformel istihdam yoğundur. Ekonomik faaliyetin daha yoğun olduğu Sahra Altı Afrika Bölgesinde %84,9 seviyesinde olan enformel istihdam Kuzey Afrika’da %70,8’dir. Bölgedeki genel olarak ortalama %82,9 enformel istihdam bulunmaktadır. Her iki bölgede de kadınlar enformel istihdamda daha fazla yer almaktadır
(Toplamda erkek enformel istihdam oranı %80, kadın enformel istihdam oranı %86,6’dır.). Sahra Altı Afrika bölgesinin lokomotifinin Güney Afrika olduğu söylenebilir.
Afrika bölgesi, dünya genelinde hem genel hem de çalışan yoksulluğun yoğun olduğu alanı oluşturur. 2020’de, istihdam hâlinde olanların yaklaşık %34’ü günlük 1,90 dolar altında gelir elde eden aşırı düzeyde çalışan yoksulluk sınırı içindedir (Bölgede çalışan yoksullar 2019’da %31,8 seviyesindeydi.). Yaklaşık 9 milyon kişi daha çalışan yoksullara eklenmiştir. Durum giderek kötüleşmektedir. İşgücünün sadece %17,4’ü etkin bir sosyal güvenlik koruması altındadır.
Amerika Bölgesi
Dünyada Kovid-19 pandemi vakalarının büyük bir bölümü bu bölgede yer almaktadır. Doğal olarak ekonomik ve sosyal olumsuz etkilerin yoğun olduğu bir alandır. Bölgede yerleşik farklı ırklar arasındaki eşitsizlik söylemleri (bu konuda önemli gelişmeler kaydedilmiş olmasına rağmen) gündemi meşgul etmeye devam etmektedir.
Amerika bölgesi, Kuzey Amerika ve Latin Amerika- Karayipler olmak üzere iki alt bölgeye ayrılır. Genel olarak Kuzey Amerika’nın gelişmişlik seviyesine uygun olarak (ABD ve Kanada) işgücü piyasası koşullarının diğerine göre daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki nüfus ve doğal olarak işgücü Kuzey Amerika’ya göre daha yüksektir. Latin Amerika ve Karayipler alt bölgesinde istihdam oranı 2020 genelinde %52,9’dur. Kuzey Amerika’da istihdam oranı %56,5’tir. Latin Amerika ve Karayipler’de oluşan %10,3 işsizlik oranına karşın Kuzey Amerika’nın işsizlik oranı %8,4 seviyesindedir. Latin Amerika ve Karayipler’de işgücüne katılma oranı %58,9 iken Kuzey Amerika’da %61,7’dir.
Bölge genelinde genç istihdamında belirgin bir düşüş olduğu ortadadır. Latin Amerika’da 2020’nin ikinci çeyreğinde özellikle genç kadınlarda istihdamın %25 ila %45 arasında düştüğü görülmektedir. Çalışan yoksul grubun bölgenin daha az gelişmiş olan Latin Amerika ve Karayipler alt bölgesinde yoğunlaşması doğaldır. Bölgede 2019’da günlük 1,90 dolar altında kazanan yaklaşık 8,8 milyon kişi sayısı (%3), 2020’de bir milyon kişiden fazla artarak 9,9 milyona (%3,8’e) yükselmiştir. Söz konusu bölgede aşırı yoksulluğun arttığı anlaşılmaktadır.
Arap Devletleri
Arap Devletleri bölgesinde on bir ülke yer alır. Bölgeyi, Körfez İş birliği Konseyi’ne (KİK) (Gulf Cooperation Council-GCC) üye olan ve olmayan ülkeler olmak üzere iki düzeyde sınıflandırmak mümkündür. KİK’e üye 6 ülke arasında ekonomik ve sosyal yaşam “görece” daha iyi durumdadır (Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri). Üye olmayan diğer ülkelerdeki uzun süreli savaş ve çatışmalar, ekonomik ve finansal istikrarsızlık, mülteci sorunu ve genel ekonomik problemler ve karmaşa işgücü piyasasını olumsuz
etkilemektedir (Irak, Ürdün, Lübnan, İşgal altındaki Filistin bölgesi, Suriye Arap Cumhuriyeti, Yemen).
Yapısal olarak işgücü piyasası zorluklarıyla karşı karşıya olan bölgede; düşük işgücüne katılım ve istihdam oranları, yüksek işsizlik ve işgücünün yetersiz kullanımı ile insana yakışır işlerin zayıflığı temel çıkmazlar olarak sıralanabilir.
2019 verilerine göre bölge genelinde %60,2 kayıt dışı istihdam bulunur (yaklaşık 32 milyon). Kadınlardaki kayıt dışılık oranı (%55,6-28 milyon), erkeklere göre daha düşüktür. Bölgede 15-24 yaş arasındaki gençlerin insan onuruna yakışır ve verimli işlere ulaşmasında ciddi engellerin olduğu anlaşılmaktadır.
Asya ve Pasifik
Günümüz dünyasının en yüksek ekonomik potansiyeline sahip alanların başında Asya ve Pasifik bölgesi gelmektedir. Teknolojik gelişimlerin ve değer zincirlerinin en yoğun yaşandığı coğrafyayı temsil eder. Nüfus açısından dünyanın en kalabalık bölgesidir. Ancak özellikle gençler ve kadınlar açısından işgücü piyasası göstergelerinin “gelişmiş ülkelere göre” iyi durumda olduğu söylenemez. Buna rağmen dünya genelinde yüksek işgücüne katılım ve emeğin yetersiz kullanımındaki azalış göze çarpmaktadır. Kovid-19 pandemisi bölgeyi fazlasıyla olumsuz etkilemiştir.
Asya ve Pasifik bölgesi; Doğu Asya, Güney-Doğu Asya- Pasifik ve Güney Asya olmak üzere üç alt bölgeye ayrılır. Doğu Asya ve Güney-Doğu Asya-Pasifik bölgeleri diğerine göre daha iyi konumdadır. Dünyanın en kalabalık işgücüne sahip bölgede 2020’de toplam 1 milyar 946 milyon işgücü bulunmaktadır.
2019 verilerine göre bölge genelinde %67 kayıt dışı istihdam oluşmuştur (yaklaşık 1 milyar 278 milyon). Dünya genelinde en yoğun kayıt dışı istihdamın bulunduğu bölgede, kadınlarda %61,7, erkeklerde %70 kayıt dışı istihdam vardır. Genç istihdamında yetişkinlere göre doğal olarak daha büyük kırılmalar görülür. 2020’de yetişkinlerde yaklaşık %2,4 net iş kaybı hesaplanırken gençlerde bu %10,3 iş kaybı oluşmuştur. Gençlerin birçoğu iş bulma ümidini kaybettikleri için pandemi döneminde iş arama faaliyetini durdurmuştur.
Avrupa ve Orta Asya
Avrupa ve Orta (Merkez) Asya bölgesi, Avrupa alt bölgesinden dolayı işgücü piyasalarının hem en iyi konumda olduğu hem de uluslararası düzeyde kurallarının oluşturulduğu alan olarak öne çıkar. Ancak Avrupa alt bölgesinde pandemi sürecinden önce de giderek yaşlanan nüfus tedirginlik oluşturmaktaydı.
Avrupa ve Orta Asya bölgesi; “Kuzey-Güney-Batı Avrupa”, “Doğu Avrupa” ve “Orta-Batı Asya” olmak üzere üç alt bölgeye ayrılır. Kuzey-Güney-Batı Avrupa ve Doğu Avrupa alt bölgeleri diğerine göre daha iyi konumdadır.
Bölge genelinde istihdam oranı %53 seviyesindedir. En yüksek istihdam oranı %54,8 ile Doğu Avrupa’dadır.
İstihdam oranları Kuzey-Güney-Batı Avrupa’da %53,1; Orta ve Batı Asya’da %49,6’dır. Bölgenin genel işsizlik oranı %7,4 seviyesindedir.
En yoğun kayıt dışı istihdam %45,1 ile Orta ve Batı Asya’da oluşmuştur (yaklaşık 31,5 milyon). Ancak işgücüne oranla düşük seviyede olsa da (%17,5) Kuzey- Güney-Batı Avrupa’da kayıt dışı istihdam edilen işgücü sayısı daha yüksektir.
Özellikle Kuzey-Güney-Batı Avrupa’da hızla yaşlanan genç nüfus işgücünü olumsuz etkilemektedir. Gelişmişlikleri birbirinden çok farklı düzeylerde olan bölge ülkelerinden çevre-merkez yönlü göçlerde yaşanan talep yoğunluğu, Kuzey-Güney-Batı Avrupa’da nitelikli işgücü seçimi için büyük avantaj oluşturmaktadır.
Merkez Avrupa da olarak bilinen Kuzey-Güney-Batı Avrupa ile Doğu Avrupa’da aşırı yoksulluk (günlük 1,90 dolar altında kazananlar) ve ortalama yoksulluk (günlük 1,90-3,20 dolar arasında kazananlar) içinde olan işgücü bulunmamaktadır. Ancak Orta ve Batı Asya alt bölgesinde 2019 itibarıyla aşırı yoksul sayısı 1,1 milyon (%1,6) iken 2020’de bu sayı 1,9 milyona (%1,3’e) yükselmiştir. Söz konusu alt bölgede günlük 1,90-3,20 dolar arasında kazanan ortalama yoksul sayısı 2019’da yaklaşık 4,3 milyon kişi (%6,1) iken 2020’de bu sayı 7,4 milyon kişiye (%5’e) yükselmiştir.