AÖF Soru Bankası

İstihdam ve İşsizlikÜnite 1 Özeti

Emek Piyasaları ile İlgili Temel Kavramların Tanımlanması

ÇEK303U-İSTİHDAM VE İŞSİZLİK

Ünite 1: Emek Piyasaları ile İlgili Temel Kavramların Tanımlanması

Giriş

Dünyada ve Türkiye’deki istihdam ve işsizlik sorunları ile bunlara ilişkin politika uygulamalarını daha iyi anlamak ve değerlendirebilmek için her şeyden önce emek piyasalarına ilişkin kavramların bilinmesi gerekmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) emek piyasalarına ilişkin kavramları belirli bir standart içinde tanımlamakta, diğer ülkeler de bu standartlara bağlı kalarak emek piyasalarıyla ilgili kavramları, veri toplama araç ve yöntemlerinde öngörüldüğü biçimde kendi ülkelerine uygun olarak açıklamaktadır. Türkiye’de de Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan tanımlamalar bize yol göstericidir.

Genel Olarak Emek Piyasaları

Emek, üretim sürecinde zihinsel ve/veya bedensel olarak katkıda bulunan her türlü insan etkinliğidir ve emek piyasalarının temelini oluşturmaktadır. Literatürde emek piyasalarına ilişkin üç yaklaşım vardır. Yaklaşımlardan ilki, emek piyasalarını bir mal piyasası olarak kabul ederken; ikinci yaklaşım emeği farklı özellikler taşıyan bir mal ve emek piyasalarının da kendine özgü işleyişe sahip bir mal ya da üretim piyasası olduğunu ifade etmektedir. Üçüncü yaklaşım ise emek piyasalarının bir mal piyasası olmadığını ve diğer piyasalardan (mal, hizmet vb.) yapısal özellikleri bakımından ayrıldığını savunmaktadır (Kapar, 2005: 23).

En genel anlamıyla emek piyasaları, emek arz ve talebinin karşı karşıya gelmesiyle ücretlerin ve çalışma koşullarının belirlendiği piyasadır. Bu tanımlamaya göre, emek arzı ve emek talebi kavramlarının da açıklanması yerinde olacaktır.

Emek arzı, emek piyasalarında arz edilen (sunulan) emek miktarıdır. Diğer bir ifadeyle emek arzını, emek piyasaları içerisinde çeşitli ücret düzeylerinde emeğin çalışmayı kabul ettiği süre veya miktar olarak da tanımlamak mümkündür. Emek talebi ise bir firmanın mal ya da hizmet üretebilmek için ihtiyaç duyduğu emek miktarıdır. Diğer bir ifadeyle emek talebi, işverenlerin çeşitli ücret düzeylerinde çalıştırmak istedikleri emek miktarıdır.

Emek Piyasalarının Özellikleri

Emek piyasalarını mal ve hizmet piyasaları, finansal piyasalar, sermaye piyasaları gibi diğer piyasalardan ayıran bazı temel özellikler aşağıda özetlenmiştir.

Tek Bir Emek Piyasasının Olmayışı

Tek bir emek piyasası yoktur. Günlük dilde ve iktisadi yazında çoğunlukla sadece “emek piyasası” kavramı kullanılıyor olsa da farklı özelliklere sahip işler için farklı özellikte emek piyasalarından söz edilebilir. Bu piyasalar kimi zaman yapılacak işin gerektirdiği beceriler bakımından farklılaşırken; kimi zaman da coğrafi alan bakımından farklılaşmaktadır. Piyasaların birbirleriyle etkileşim içerisinde olmaları, piyasalar arasındaki hareketliliği mümkün kılmaktadır.

Emeğin hareketliliği çeşitli şekillerde olabilmektedir. Literatürdeki yaygın sınıflandırmasıyla emek

hareketliliğini işyerinin değişiminin yarattığı hareketlilik; aynı yerleşim bölgesinde mesleki değişimin yarattığı hareketlilik; aynı meslekte coğrafi değişimin yarattığı hareketlilik ve hem mesleki hem de coğrafi değişim kaynaklı hareketlilik olarak sıralamak mümkündür.

Emek Piyasalarında Tek Bir Merkezî Fiyatın Olmayışı

Emek piyasalarında eksik bilginin olması ve özellikle emek açısından bilgi akışının hızlı ve doğru olmaması emeğin iş arama maliyetlerini artırırken aynı zamanda da zorunlu hâller dışında iş değiştirme hızını da yavaşlatmaktadır. Bilgi akışındaki yetersizlik emek piyasalarında tek bir merkezî fiyatın oluşmasını engellemektedir (Işığıçok, 2018: 5).

Emeğin ve İşverenin Eksik Bilgiye Sahip Olması

Emek piyasalarına ilişkin olarak hem emeğin hem de işverenin eksik bilgiye sahip olması söz konusudur. İşverenlerin, iş arayanların verimlilikleri hakkında eksik bilgiye sahip olması, emek piyasalarındaki en iyi emeğin, daha yüksek ücret veren işyerlerini tercih etmelerine neden olacaktır. Benzer şekilde, emeğin piyasadaki açık işlerin nitelik ve özellikleri hakkında bilgi sahibi olmaması da kendilerine uygun iş bulmalarının önünde engel oluşturmaktadır (Snowdon ve Vane, 2005: 388). Ayrıca, işletmelerin (işyerlerinin) emeğin ve çalışanların nitelikleri ve becerileri hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması etkin ücret uygulamasını da zorlaştırmaktadır (Bildirici, Bakırtaş, Karbuz, 1998: 13). Burada “etkin ücret” kavramıyla ifade edilen, emeğin işten ayrılmalarını azaltıcı ve onları çalışmaya yönlendirici olan ve nitelikli emeği çeken ücret düzeyidir.

Emek Arzının Heterojen Olması

Emek piyasalarında emek, demografik özelliklerinin yanında yetenekleri, becerileri, motivasyonları, iş yapma istekleri, tercihleri ve yapılacak işin özelliklerine yönelik bakış açısı bakımından birbirinden farklılık göstermektedir. Emek arzının heterojen olmasının bir başka nedeni ise kişilerin eğitim düzeyi ve kalitesi ile öğrenme ve uygulama yeteneklerinin birbirlerinden farklılık göstermesidir. Emek arzının heterojenliği, ücretlere, emek seçimine, emek verimliliğine, beşerî sermaye yatırım kararına yansımaktadır.

İşçinin İşin Yapıldığı Yerde Bizzat Bulunması

Mal piyasasından farklı olarak, emek piyasalarında çalışan işin yapıldığı alanda bizzat bulunmak zorundadır. Şöyle ki, mal piyasasında bir malın alıcı ve satıcıları pazarlık yaptıkları nesnenin dışındadır. Pazarlığa konu oluşturan sadece satılan ya da alınmak istenilen maldır, pazarlık konusu alıcı ve satıcının hayatlarından bağımsızdır. Emek piyasalarında ise çalışan emeğini sunarken kendisi de pazarlık konusunu oluşturmaktadır. Bu bağlamda, işin fiziksel ve fiziksel olmayan şartları emeğin arz edilmesinde belirleyici olmaktadır (Biçerli, 2016: 6).

İstihdam İlişkisinin Sürekli Olması

Mal ve hizmet piyasalarından farklı olarak, emek piyasalarında bir süreklilik mevcuttur. Mal ya da hizmet


piyasalarında, malı ya da hizmeti arz eden ile talep eden arasındaki ilişki, mal ya da hizmetin alınıp satılmasıyla sona ermektedir. Oysaki emek piyasalarında iş ilişkisi süreklilik göstermektedir. Örneğin mal veya hizmet piyasalarında iş ilişkisi mal veya hizmetin alınıp satılmasıyla sona ererken; emek piyasalarında istihdam ilişkisinin uzun soluklu olması esastır. Çünkü işe almanın, işten çıkarmanın ve iş değiştirmenin yaratacağı görünür ve görünmez maliyetler nedeniyle işverenler ve işçiler istihdam ilişkisinin sürekli olmasını tercih ederler (Şahin, 2009: 48).

Emeğin Pazarlık Gücünün Az Olması

Emek piyasalarında -istisnaları olmakla birlikte- genelde çalışanların pazarlık gücü işverenlerin pazarlık gücünden daha zayıftır. Bunun en temel nedeni ise emek piyasalarında herhangi bir zaman diliminde iş arayanların sayısı ile açık işlerin sayısının birbiriyle denk olmamasıdır. Diğer bir ifadeyle emek arz edenlerin sayısı emek talep edenlerin sayısından yüksektir. Bu oransal dengesizlik, emeğin işveren karşısında pazarlık gücünün az olmasına, çalışma koşullarının işveren isteklerine göre şekillenmesine neden olmaktadır.

Emeğin Stoklanamaması

Mal piyasası içerisinde malların birikimi mümkün olmasına rağmen, emeğin bir kısmının biriktirilip saklanması mümkün değildir. Diğer yandan emek arz miktarı piyasa içerisinde kolaylıkla ayarlanamaz. Koşullar ne kadar uygun olursa olsun emeğin her zaman ve eşit düzeyde sunumu mümkün değildir (Kapar, 2005:29).

Emek Piyasalarında Grup İlişkilerini Etkileyen Birçok Faktörün Olması

Emek piyasalarında grup ilişkileri ile ifade edilmek istenilen, sendika birlikleri ya da sendikal örgütlenmelerdir. Sendikaların varlığı emeğin pazarlık gücünün artması, daha adil ücret yapısının sağlanması ve iş ile gelir güvenliği sağlanması bakımından öneme sahiptir; ancak sosyal, siyasal ve ideolojik bazı etkenler emek piyasaları içerisinde sendikal örgütlenmelerin gücü ve işlevleri üzerinde etkili olmaktadır.

Emek Talebinin Türetilmiş Bir Talep Oluşu

Emek talebinin türetilmiş bir talep olması özelliği, emek piyasalarını mal ve hizmet piyasalarından ayıran en temel özelliktir ve diğer özelliklerden öne çıkmaktadır. Mal ve hizmet piyasalarında üretilecek ürünler, piyasanın talebine ve üretilecek mal ya da hizmetin sağlayacağı faydaya bağlı olarak değişkenlik gösterir. Emeğin talebi ise emeğin üreteceği mal ya da hizmetin talebiyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle emek talebi türetilmiş taleptir ve üreteceği mal ve hizmetin talebiyle ilişkilidir (Biçerli, 2016: 9).

Emek Piyasaları Modelleri

Başlıca emek piyasaları modellerini ideal emek piyasası; doğal emek piyasası, kurumsal emek piyasası, güdümlü emek piyasası, koruyucu emek piyasası ve esnek emek piyasası olarak sıralamak mümkündür.

İdeal Emek Piyasası

Dünya ülkelerinde henüz uygulaması bulunmayan ideal emek piyasası modeli; “olan değil, olması gereken, erişilmek istenen” emek piyasası modeli olarak tanımlanmaktadır. Klasik İktisadi Yaklaşımda anlam bulabilen ideal emek piyasası modeli, tam istihdam ve tam rekabet ilkelerine dayanmaktadır. Emek hareketliliğinin serbest, sözleşme özgürlüğünün ve rekabetin tam olduğu varsayılan ideal emek piyasası modelinde, emek arz ve talebinin hem ülke düzeyinde hem de yerel düzeyde denge hâlinde olduğu ve emeğin hareket sınırlılığının bulunmadığı vurgulanmaktadır. Bu bağlamda ideal emek piyasası, hayal edilen ve ulaşılmak istenilen emek piyasasının özelliklerine sahiptir. İdeal emek piyasasında 1) mal ve hizmet standarttır, 2) bir malın ve belirli vasıftaki her emeğin rekabetle oluşan tek bir fiyatı vardır, 3) her mal ve emek için piyasada yeterli miktarda arz ve talep vardır, 4) işçi ve işveren emek piyasası hakkında tam bilgiye sahiptir (emek piyasası şeffaftır), 5) piyasaya giriş ve çıkışlar serbesttir, 6) alıcı (işveren) ve satıcıların (emek) kendi aralarında işbirliği, gruplaşmalar, örgütlenmeler ve karşı tarafa ekonomik baskı hareketleri yoktur. İşçi ve işveren arasında pazarlık gücü eşit sayılır.

Doğal Emek Piyasası

Doğal emek piyasasında emek arz ve talebi piyasa şartlarına bağlı olarak gelişmekte ve emek ve işveren arasındaki anlaşmalar ve sorunlar bireysel ilişkiler sistemi içerisinde çözülmeye çalışılmakta; devlet tarafından emek piyasalarını düzenleyici tedbirler alınmamaktadır. Devletin piyasaya müdahalesi olmadığı gibi, sendikalar ya hiç mevcut değildir veya piyasaya hâkim olabilecek güçte değildir. Bu bağlamda, doğal emek piyasası, devletin emek-sermaye ilişkilerine müdahale etmediği, düzenleyici hukuki ve iktisadi tedbirler almadığı piyasa modeli olarak tanımlanmaktadır. Doğal emek piyasası modelinde, taraflarını emek ve işverenin oluşturduğu ve bireysel ilişkilerin düzenlendiği sözleşmeler, tamamen liberal bir anlayış içerisinde yapılmakta; sorunlar karşılıklı pazarlıklarla çözümlenmektedir. Sözleşmelerin bireysel ilişkileri düzenliyor olması, piyasa modelinde aynı iş için farklı ücret düzeylerinin görülmesine neden olmaktadır. Bir diğer ifadeyle emek piyasasında aynı iş için farklı ücretler ödenebilmektedir (Zaim, 1997: 17). Doğal emek piyasasını diğer piyasalardan ayıran özellikleri şöyle sıralamak mümkündür:

• Doğal emek piyasasında emek standart değildir. • Doğal emek piyasasında aynı tip emeğin farklı fiyatı vardır. Diğer bir ifadeyle, verimi aynı olan emeğin ücreti aynı değildir. Sendika ve devlet müdahalesi olmadıkça eşit işe eşit ücret ödenmemektedir. • Doğal emek piyasasında emek arzını istihdam edecek yeterli emek talebi yoktur. • Doğal emek piyasasında taraflar özellikle iş arayanlar, emek piyasasındaki istihdam koşulları hakkında tam bilgiye sahip değildir.


• Doğal emek piyasasında alıcı (işveren) ve satıcı (emek) eksik ve aksak rekabet içerisinde hareket etmektedir.

Kurumsal Emek Piyasası

“Birincil emek piyasası” (Lordoğlu ve Özkaplan, 2003: 81) olarak da ifade edilen kurumsal emek piyasası modelinde devlet, etkin bir baskı grubu işlevi olan sendikalarla birlikte, bazen bireysel bazen de toplu ilişkiler bakımından düzenleyici olarak yer almaktadır. Kurumsal emek piyasasına, çoğulcu parlamenter rejimli ve karma ekonomi düzenli ülkelerde sıkça rastlanmaktadır. Çünkü söz konusu ülkelerde devlet, düzenleyici işlevi çerçevesinde emek- işveren ilişkilerinde doğabilecek dengesizlikleri önlemek amacıyla bazı hukuki (iş kanunları, iş kurumları, sosyal güvenlik yasaları vb.) ve ekonomik (asgari ücret, arabuluculuk vb.) önlem alma ihtiyacı duymuştur (Korkmaz ve Mahiroğulları, 2013: 13). Kurumsal emek piyasalarında, çalışma ve çalıştırma serbestisi mevcuttur. İdeal emek piyasasından farklı olarak, emek ve işverenler ekonomik baskı hakkına sahiptir ve emek piyasalarında emek ve işveren arasındaki sorunlar toplu görüşme sistemi uygulanarak çözüme kavuşturulmaktadır. Emek piyasalarında tam istihdamın sağlanması ekonomik, sosyal ve siyasi bir hedef olarak görülmekte, emeğin hareketliliği önündeki engellerin azaltılması amaçlanmaktadır. Kurumsal emek piyasalarında ücret, asgari ücret ve toplu sözleşme sistemi ile düzenlenmekte; piyasadaki tüm çalışanlar sosyal güvenlik kapsamına alınmaktadır (Zaim, 1997: 25).

Güdümlü Emek Piyasası

Güdümlü emek piyasası, her türlü otoriter ve kollektivist rejimli ülkede doğal emek piyasasının aksaklıklarını önlemek için uygulanan emek piyasası modelidir. Söz konusu ülkelerin sahip olduğu ekonomik ve sosyal özellikler bu emek piyasası modelinin uygulanmasına zemin hazırlamaktadır. Otoriter ve kolektivist rejimli ülkelerde üretim araçlarının kamuya ait olması, özel teşebbüsün bulunmaması; tek işverenin devlet olması nedeniyle piyasada rekabet ortamının bulunmaması; sendikal örgütlenmelerin devletin ekonomi politikalarının dışına çıkamayacak olması ve benzer özellikler emek piyasasının güdümlü olmasına neden olmaktadır. Sendikalar devlet tarafından organize edilmekte, emeği devlet adına güden bir araç olarak değerlendirilmektedir. Güdümlü emek piyasası modelinde, üretim araçlarının kamuya ait olması ve özel teşebbüsün bulunmaması, diğer piyasalardan farklı olarak emek piyasasında çalışma ve çalıştırma serbestisini kaldırmış, mecburi (zorla) çalıştırma sistemini getirmiştir. Bu bağlamda, işçi ve işveren eşleşmesi ve buluşmasını planlamak için İş Kurumu gibi iş ve işçiyi bulma görevini yerine getiren kurumlar görevlendirilmiştir. Güdümlü emek piyasasında devlet, tek işveren konumunda olduğundan söz konusu kurumlara başvurmadan, piyasada istihdam edilebilmek güçtür. Devlet, emeğin çalışacağı iş ve şehre karar verdiği gibi emek hareketliliği ve ücretler ekonomik planlama esaslarına göre belirlenmektedir (Zaim, 1997: 25-26).

Koruyucu Emek Piyasası

Hızla kalkınmak isteyen, karma ekonomi uygulayan ve iktidarda emekten yana politikalar izleyen siyasi partilerin yer aldığı ülkelerde koruyucu emek piyasası modeli görülmektedir. Komünizmden piyasa ekonomisine geçmek isteyen ülkelerde ve özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonraki süreçte bağımsızlığını kazanan devletler koruyucu emek piyasası modelini uygulamıştır. Koruyucu emek piyasasında, devletin piyasayı destekleyici faaliyetleri ile sendikaların toplu ilişkiler sistemi içindeki faaliyetleri bir arada görülebilmektedir. Devletin destekleyici faaliyetlerini toplu iş ilişkileri sisteminin emek piyasasını düzenleyici ve sosyal güvenliği sağlayıcı mevzuat düzenlemeleri olarak sıralamak mümkündür (Zaim, 1997: 26). İşsizlik sigortası kesintilerinin, çırakların sosyal güvenlik primlerinin bir kısmının devletçe karşılanması, işsizliği önlemek, istihdam hacmini artırmak amacıyla vergi indirimleri vb. uygulamalar örnek olarak gösterilebilir (Mahiroğulları ve Korkmaz, 2013: 15; Işığıçok, 2018: 19).

Esnek Emek Piyasası

Esnek emek piyasası, kurumsal ve koruyucu emek piyasası modeli ile doğal emek piyasası modeli arasında yer almakta olup; güdümlü ve koruyucu emek piyasalarının müdahaleci, düzenleyici ve çalışanları koruyucu tutumu ile doğal emek piyasasının serbesti prensibinin bir ara çözümü olarak değerlendirilebilir.

Emek Piyasaları ile İlgili Kavramlar

Nüfus

Nüfus, belirli bir dönemde yaşayan toplam insan sayısıdır. Bir yerleşim yeri, ülke, bölge ya da dünya genelinde nüfus, düzenli olarak belirli aralıklarla yapılan nüfus sayımlarıyla tespit edilmekte; bu sayımlarla sadece niceliksel yoğunluk belirlenmemekte, nüfusun niteliksel (yaş, cinsiyet, uyruk, öğrenim durumu, medeni durum vb.) özellikleri de ortaya koyulmaktadır.

Nüfus Artışı

Yukarıda yapılan nüfus tanımlamasına bağlı kalarak, genel olarak belirli dönemde yaşayan toplam insan sayısındaki artışı nüfus artışı olarak tanımlamak mümkündür. Nüfus artışını belirleyen temel unsurlar ise doğum ve ölüm oranları arasındaki fark ile göç hareketlerindeki değişimlerdir.

Hanehalkı İşgücü Anketleri

Aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın aynı konutta veya aynı konutun bir kısmında yaşayan; gelir ve harcamalarını ayırmayan, hanehalkı hizmet ve yönetimine katılan bir veya birden fazla kişiden oluşan topluluk “hanehalkı” olarak tanımlanır (TÜİK, 2007: 8). TÜİK’in resmî internet sayfasında belirtildiği üzere, Hanehalkı İşgücü Anketleri ise, kullanıcıların işgücü piyasasına farklı açılardan yaklaşmalarını sağlayacak değişkenlerin elde edilebileceği bir soru formu oluşturarak, emek piyasalarında kullanılan kavram kargaşasına son vermeyi ve uluslararası karşılaştırmalara elverişli veri elde edebilecek tanımları oluşturmayı amaçlamaktadır.


Referans Dönemi (Haftası)

Hanehalkı İşgücü Anketi uygulamasında, anketi cevaplayan kişilerin çalışıp çalışmadıklarına ilişkin sorular sorulurken dikkate alınan zaman dilimi “referans dönemi (haftası)”dir. Yılın tüm haftaları (52 hafta) referans dönemi olarak anılmaktadır. Alan uygulaması referans haftasının bitimini takiben on beş gün içerisinde tamamlanmaktadır (TÜİK, 2020: 10).

Kurumsal ve Kurumsal Olmayan Nüfus

Kurumsal nüfus, genel nüfus sayımı esnasında yabancılar ile okul, yurt, kışla, hastane, hapishane gibi yerlerde ikamet eden nüfustur. Bu yerlerde ikamet edenler dışında kalan nüfus ise kurumsal olmayan nüfustur. Kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise; kurumsal olmayan nüfus içerisindeki 15 ve daha yukarı yaştaki nüfustur”. (TÜİK, 2020: 10).

Çalışma Çağındaki Nüfus ile Çalışma Çağındaki Kurumsal Olmayan Sivil Nüfus (Aktif Nüfus)

Çalışma çağı bakımından nüfusu, çalışma çağındaki ve çalışma çağı dışındaki nüfus olarak iki başlık altında incelemek mümkündür. Ekonomilerde, fiziksel ve zihinsel açıdan çalışmaya uygun olan herkes çalışma çağındaki nüfus olarak kabul edilmektedir. Literatürde “aktif nüfus” olarak da ifade edilen çalışma çağındaki kurumsal olmayan sivil nüfus, “15 ve daha üst yaş grubunda olup; okul, yurt, huzurevi, hastane, hapishane, kışla ya da orduevlerinde ikamet edenler ile yabancı uyruklular dışında kalan nüfustur” (Biçerli,2016: 54). Diğer bir ifadeyle, kurumsal olmayan çalışma çağındaki sivil nüfus, işgücü ve işgücüne dâhil olmayanların toplanmasıyla elde edilen nüfustur.

İşgücü

En genel yaklaşımla işgücü kavramı, mal ve hizmet üretimi amacıyla, referans dönemi (haftası) içinde emek piyasalarında emeğini arz eden çalışma çağındaki nüfusu tanımlamak için kullanılmaktadır. Diğer bir ifadeyle işgücü, Şekil 1.2.’den de anlaşılacağı üzere, istihdam edilen nüfus ile işsizlerin oluşturduğu nüfusu kapsamaktadır. Burada istihdam edilen nüfus ile ifade edilmek istenen, çalışma çağındaki (15 yaş ve üzeri) nüfustur. Diğer bir yaklaşımla, bir ülkede çalışma çağında olup da istihdam edilenler ile işsizlerin toplamı ülkedeki işgücünü ifade edeceği gibi, bir ülkede fiilen çalışanlar ile iş arayanların doldurabileceği çalışma saatleri toplamı da işgücü olarak tanımlanmaktadır.

İşgücüne Dâhil Olmayanlar

İşgücüne dâhil olmayanlar, referans dönemi içerisinde işsiz veya istihdamda bulunmayan kurumsal olmayan çalışma çağındaki sivil nüfus olarak tanımlanır (TÜİK, 2020: 10). Diğer bir ifadeyle, emek piyasalarında çalışmayan ile çalışmadığı hâlde iş aramayanlar, işgücü dışında sayılmaktadır (Biçerli, 2016: 56).

İstihdam

Ekonomik bir kavram olarak istihdam, üretim faktörlerinin (doğal kaynaklar, sermaye, emek ve girişimci) gelir sağlamak amacıyla çalışması ya da çalıştırılması olarak da

tanımlanabilir. İstihdam düzeyi veya istihdam hacmi, bir ekonomide belirli bir zamanda fiilen doldurulan çalışma saatleri toplamıdır. İstihdam sınırını işgücü rezervi ve çalışma saati toplamı belirler. İstihdam oranı ise, ülke ekonomisinde belirli bir dönemde istihdam edilenlerin kurumsal olmayan çalışma çağındaki sivil nüfus (aktif nüfus) içerisindeki göreli ağırlığını göstermektedir. İstihdam oranı, istihdam edilenlerin aktif nüfusa bölünüp yüz ile çarpılmasıyla elde edilmektedir.

İşsizlik

TÜİK’in tanımına göre işsiz, “Referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan (kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiçbir işte çalışmamış ve böyle bir iş ile bağlantısı da olmayan) kişilerden iş aramak için son 4 hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 15 gün içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kurumsal olmayan çalışma çağındaki tüm kişiler işsiz nüfusa dâhildirler.” (TÜİK, 2020: 10). Ünitenin “İşgücü”, konu başlığı altında ifade edildiği gibi, işgücü istihdam edilenler ve işsizlerin toplamından oluşmaktadır. Bu bağlamda, işsizlik oranı, işsizlerin toplam işgücü içerisindeki ağırlığını ifade etmekte ve işsizlerin işgücüne oranlanmasıyla tespit edilmektedir. İşsizlik oranı, işsiz nüfusun işgücü içindeki oranıdır.

İşgücüne Katılma Oranı

TÜİK’in tanımlamasına göre işgücüne katılım oranı “işgücünün, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus içindeki oranı”dır. İşgücüne katılma oranı, geniş anlamıyla, bir ülkede üretim sürecinde çalışan işgücünün aktif nüfusa oranıdır.

Bağımlılık Oranı

Bir ekonominin üretim ve tüketim dengesini sağlayabilmek için üretime katılanların sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek değil, üretime katılmayanların da ihtiyaçlarına yetecek miktarda üretimde bulunması gerekmektedir. Buna göre, bağımlılık oranı, çalışma çağındaki nüfusa yani üretime katılan nüfusa bağımlı olan 15 yaş altı çocuklar ile 65 yaş üstü yaşlıların kaba bir ölçüsü olarak tanımlanır (Özkaplan, 1999: 62).

Emek Verimliliği

Verimlilik, mal ve hizmet üretme gücü olarak nitelendirilmektedir. Bu yönüyle verimlilik, bir toplumun ekonomik refah düzeyinin belirleyicisi olarak kabul edilmektedir. Genel olarak verimlilik, üretim miktarı ile kullanılan kaynak arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir. Emek verimliliği ise, “belirli bir firmanın, iş kolunun veya ülkenin ürettiği toplam reel üretim miktarının, bu üretimin elde edilmesi için kullanılan toplam emek-saat miktarına bölünmesi ile elde edilir” (Biçerli, 2009: 411).

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında