AÖF Soru Bankası

Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Kullanım Alanları IÜnite 5 Özeti

Afet Yönetiminde Coğrafi Bilgi Sistemleri

CBS124U-COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİNİN KULLANIM ALANLARI I

Ünite 5: Afet Yönetiminde Coğrafi Bilgi Sistemleri

Afet ve Dirençlilik

Afetler, can ve mal kayıplarına yol açmasıyla birlikte günlük yaşantımızı olumsuz etkileyen, insan ve yaşadığı çevre arasındaki dengenin bozulmasına neden olan olaylardır. Doğa kaynaklı ya da teknolojik tehlikeler, yüksek hasar görebilirlik (kırılganlık) ve risk faktörleriyle birleştiğinde büyük afetler yaşanabilmektedir. Çeşitlenen ve sayıları giderek artan afet olaylarına karşı dirençli olmak veya hazırlıklı olmak için ulusal ve uluslararası çözüm stratejilerinin ortaya konulması ve eylemlerin planlanması son derece önemlidir. Bu bağlamda, 2015 sonrası afet risklerinin azaltılmasını konu alan Sendai Çerçevesi, 14-18 Mart 2015 tarihleri arasında Japonya’nın Miyagi eyaleti, Sendai kentinde düzenlenen Afet Risklerinin Azaltılması Üçüncü Dünya Konferansı’nda kabul edilmiş ve ülkeler için özellikle afet risklerinin azaltılması için özgün bir fırsat oluşturmuştur.

Sendai Çerçevesi, kapsamında “Afet riskini anlamak” eylemini gerçekleştirebilmek için ulusal ve yerel seviyelerde önem arz eden konular arasında coğrafi bilgi ile ilişkili olabilecek maddeler ise aşağıda listelenmiştir:

a. İlgili verilerin ve uygulama bilgilerinin toplanmasını, analizini, yönetimini ve kullanımını teşvik etmek. Farklı kategorideki kullanıcıların ihtiyaçlarını dikkate alarak bu verilerin uygun şekilde yayılmasını sağlamak. b. Referans noktası kullanımını ve güçlendirilmesini teşvik etmek ve afet risklerini, zarar görebililirlik, kapasite, maruziyet, tehlike özellikleri ve bunların ilgili sosyal ve mekansal ölçeklerde, ulusal koşullarla uyumlu şekilde ekosistemler üzerindeki olası ardışık etkilerini periyodik olarak değerlendirmek. c. Risk haritaları dahil konum bazlı afet risk bilgilerini geliştirmek, periyodik olarak güncellemek ve karar mercilerine, kamuya ve afet riski altındaki topluluklara uygun formatla ve uygulanabilir olduğu durumlarda jeomekansal bilgi teknolojisi kullanarak yaymak. d. Afet kayıplarını sistematik olarak değerlendirmek, kaydetmek, paylaşmak ve kamuya açıklamak ve olaya yönelik maruziyet ve zarar görebilirlik bilgileri bağlamında, duruma göre, ekonomik, sosyal, sağlıkla ilgili, eğitsel, çevresel ve kültürel miras üzerindeki etkilerini anlamak. e. Maruziyet, zarar görebilirlik, risk, afetler ve kayıplarla ilgili kısıtlanmamış ve ayrıştırılmış bilgileri serbestçe kullanılır ve erişilebilir hâle getirmek. f. Güvenilir veriye gerçek zamanlı erişimi teşvik etmek, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) dâhil mekanı ve yerinde bilgiyi kullanmak, ölçüm araçlarını, verilerin toplanmasını, analizini ve yayılmasını geliştirmek amacıyla bilgi ve iletişim teknolojisindeki yeniliklerden yararlanmak.

g. Afet risk yönetiminde eksiklikleri, engelleri, karşılıklı bağımlılıkları ve sosyal, ekonomik, eğitsel ve çevresel zorlukları ve afet risklerini ele almak üzere, uzun vadeli, çoklu tehlike ve çözüm odaklı araştırma için inovasyon ve teknoloji geliştirme yatırımlarını teşvik etmek.

Afet Yönetimi

Afet yönetimi planları ile ilgili yapılan çalışmalar çok disiplinli ve çok aktörlü çalışmalardır. Çoğu zaman bazı terimler çeşitli disiplinlerden olanlar tarafından farklı anlaşılmakta ve farklı bir şekilde kullanılabilmektedir. Bu nedenle dil birliği oluşturabilmek için bazı tanım ve kavramların açıklanması amacıyla AFAD tarafından açıklamalı afet yönetimi terimleri sözlüğü hazırlanmıştır. UNISDR tarafından önerilen güncel terminolojide (2017) afet tanımının bileşenleri de şu şekilde tanımlanmaktadır: Afet ve acil durum yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla bir afet olayının öncesinde sırasında ve sonrasında yapılması gereken çalışmaların planlanması, yönlendirilmesi, koordine edilmesi, desteklenmesi ve uygulanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla kaynaklarının bu ortak hedefler doğrultusunda yönetilmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Kısaca “Afet Yönetimi” kavramı, her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı olma, zarar/risk azaltma, müdahale etme ve iyileştirme amacıyla mevcut kaynakları organize eden analiz, planlama, karar alma ve değerlendirme süreçlerinin tümüdür. Afet yönetimi aşamaları yakın zamana kadar, afet öncesi (pre-disaster) için risk yönetimi, afet sonrası (post-disaster) için kriz yönetimi olarak adlandırılan döngüsel aşamalarla tanımlanırken günümüzde afet risklerinin önlenmesi ve azaltılması ihtiyacının tüm aşamalarda ve hayatın her alanında gerekliliğinin daha iyi anlaşılmasıyla, afet öncesi, sırası ve sonrasında birbirinden ayrıştırılan süreçler yerine, çizgisel ya da birbirinden bağımsız olmayan, iç içe geçen ve birbirini destekleyen dinamik süreçler olarak tanımlanmaktadır.

Bütünleşik afet yönetimi sistemini, afet sonrası yeniden düzeltme çalışmalarını kapsayan müdahale ve iyileştirme ana evrelerini kriz yönetimi, afet öncesi önlem almaya yönelik çalışmalarını kapsayan zarar azaltma, hazırlıklı olma ana evrelerini ise risk yönetimi şeklinde iki aşamaya ayırmak mümkündür.

Zarar azaltma, olası bir afet durumunda meydana gelebilecek can ve mal kayıplarının azaltılması veya tamamen önlenmesine yönelik faaliyetleri kapsar.

Hazırlıklı olma, insanların afetlere hazır olmalarını ve gerçekleştiği anda etkin bir şekilde müdahale edebilme yeteneğini ifade eder.

Müdahale, afet anı veya mümkünse hemen öncesinde yapılması gereken faaliyetlerdir. Afetin etkilerinin belirlenmesi, hasar tespiti, arama ve kurtarma çalışmaları, toplum sağlığı ve güvenliğini sağlama, ulaşım, barınma,


hasarlı sistemlerin onarımı ve yeniden işletilmesi gibi çalışmaları kapsar.

İyileştirme, yeniden yapılandırma, ağır hasarlı veya yıkılan yapı enkazlarının kaldırılması, güvenli alanlara yeniden yapıların yapılması ve insanların yerleştirilmesi, afetten etkilenen insanların rehabilitasyonu ve kamusal düzenin sağlanmasına yönelik çalışmaları kapsar.

Yerleşim yeri seçim çalışmalarında,

• Bilimsel yöntemlerle ön araştırmalar yapılarak yerleşime uygunluk haritaları hazırlanmadan boş arazileri yerleşime açmak, • Plansız kentleşme, • Denetimsiz yapılaşma sonucu güvenli olmayan yapılarda yerleşim, • Depreme dayanıksız mevcut yapı stoku, • Afetlere karşı toplumsal bilincin oluşturulamamış olması, • Afet öncesi afete hazırlıklı olmaya yönelik çalışmaların yapılmaması gibi temel nedenler afet risklerini arttırmaktadır.

Dirençlilik

Afet Risk Azaltma Uluslararası Ofisi (UNISDR) dirençliliği “tehlikelere maruz kalmış bir sistemin, topluluğun veya toplumun, kendi temel yapılarını ve işlevlerini koruma ve onarma dâhil, bir tehlikenin etkileri karşısında zamanında ve etkin bir şekilde direnme, soğurma, uyum geliştirme ve iyileştirme becerisi” olarak tanımlamaktadır. Manyena (2009) ise; afet direncini “afetler sonrası ilerleme” ve sürdürülebilir kalkınmanın devam ettirilebilme yeteneği olarak tanımlanmıştır. Harrison ve Williams, 2016’ya göre, dirençlilik; genel bir sistemin, akut veya kronik bir strese ters yönde tepki vermesiyle, yeni bir denge durumuna erişebilme yeteneğidir. Tainter ve Taylor (2014), dirençliliği, gerilemeden kurtulma yeteneği olarak tanımlamışlardır. Kentsel Dirençlilik kavramı, afet zararlarını azaltma ile ilgili bir bakış açısından yola çıkılarak oluşmuş ve 2000’li yıllarda ortaya atılan dirençlilik adı altında tartışılmaktadır. Dirençli bir kent, fiziksel sistemler ve sosyal yapılaşmaların oluşturduğu sürdürülebilir bir omurga olarak nitelendirilebilir.

Afet Yönetiminde Coğrafi Bilgi Teknolojilerinin Kullanımı

CBS, yeryüzünde mevcut olan her türlü bilgiyi toplamaya, depolamaya ve analiz yapmaya yarayan bilgisayar tabanlı bir sistemdir. Gelişen teknolojik imkanlar ve bilimsel yöntemlere paralel olarak veri toplama, analiz etme ve yorumlama çalışmaları kolaylaşmıştır.

Afet yönetimi sürecinde coğrafi bilgi teknolojilerinin etkin bir şekilde kullanıldığı mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında toplanan tüm veriler konumsal veri özelliği taşır. Konumsal veriler, coğrafi konumlarıyla ilişkilendirilmesi gereken veri tipidir. Konumsal veriler, farklı temalar ve veri tipleri (nokta, çizgi, poligon) altında

CBS kullanılarak gruplandırılabilir. Bu grupları ortak koordinat sistemi içerisinde veri tipi, modeli ve veri elemanının özelliklerine bağlı, veri tabanı ile ilişkili olarak farklı katmanlarda göstermek mümkündür.

CBS, afet risklerinin azaltılması veya önlenmesi amacıyla yerleşime uygunluk haritalarının hazırlanması diğer bir deyişle kentsel mikrobölgeleme haritalarının hazırlanmasında da etkin bir şekilde kullanılır. Ayrıca Ulusal afet bilgi envanteri oluşturma ve güncelleme çalışmalarında da CBS’den yararlanılır. Sadece büyük ölçekli haritalar mikrobölgeleme amaçları için uygundur. 1:25,000 ve üstü ölçekler büyük ölçekli harita sınıfında tanımlanabilir. Mikrobölgeleme haritaları için 1:5000 ölçekli topoğrafik haritalara ihtiyaç duyulmakla birlikte özel koşullarda bu ölçek 1:1000 ölçeğine kadar büyüyebilmektedir.

Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS);

• Doğa veya insan kaynaklı afetler için tehlikeli bölgelerin haritalanması, • Yerleşime uygunluk (kentsel mikrobölgeleme) haritalarının hazırlanması, • Olası risk senaryoları belirleme • Zarar azaltma (sakınım)-önleme • Afet anı riski belirleme ve hasar dağılım haritaları üretme • Kurumlar arası işbirliği ve koordinasyon • Acil müdahale planları geliştirebilme • Hızlı, güvenilir ve doğru karar verebilme. • Afet bilgi envanteri oluşturma ve güncelleme, • Veritabanı oluşturma, • Bütünleşik afet bilgi sisteminin oluşturulması, • Görülebilirlik, eğim, bakı, • Etki alanları belirleme, • Yüzey analizleri

gibi birçok konuda kullanılan etkin bir araçtır.

Mikrobölgeleme çalışmaları ve diğer envanter bilgisi oluşturma (yapı, yol, elektrik hattı, telefon hattı, doğalgaz boru hattı, yeraltı su şebekesi boru hattı gibi) çalışmaları kapsamında toplanan veriler, konumsal veri yani coğrafi konumlarıyla ilişkilendirilmesi gereken veri özelliği taşırlar. Konumsal veriler, farklı temalar ve veri tipleri (nokta, çizgi, poligon) altında CBS kullanılarak gruplandırılabilir.

Uygulama Örnekleri

Ulusal ölçekte bir afet bilgi sistemini oluşturma, türlerine ve meydana getirdiği kayıplara göre afetlerin bölgesel dağılımlarını haritalama çalışmalarında coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanılır. Bu tür bilgi sistemleri ve üretilen haritalar bölgesel olarak karşılaşılabilecek tehlikelerin belirlenmesine ve tehlike analizlerinin yapılmasına yönelik çalışmalara önemli bir altlık oluşturur.


Bölgesel bir tehlike analizinin yapılabilmesi için öncelikle o bölgede,

• meydana gelen tehlikelerin türleri, • tehlikelerin hangi sıklıkta meydana geldiği, • tehlikelerin coğrafi konumları, • tehlikelerin etki büyüklüğü ve etki alanı, • tehlikelerin toplumu ne şekilde ve ölçüde etkilediği,

gibi bir bilgi envanterinin oluşturulması veya var olan envanterin güncel tutulmasının sağlanması gerekir.

Kullanıcı bağımlı olmayan bu tür bilgi sistemleri afetlere karşı hazırlıklı olma ve müdahale çalışmalarında;

• Tehlike ve Risk Tanımlama • Olası Risk Senaryoları Belirleme • Zarar Azaltma (Sakınım)-Önleme • Afet Anı Riski Belirleme ve Hasar Dağılım Haritaları Üretme • Kurumlar Arası İş Birliği ve Koordinasyon • Acil Müdahale Planları Geliştirebilme • Hızlı, Güvenilir ve Doğru Karar Verebilme

aşamalarında kullanılır.

Etkileşimli Harita Örnekleri

Etkileşimli (interaktif ) haritalar afet yönetim süreçlerinde coğrafi bilgi teknolojilerinin ortaya koyduğu en etkin çözümlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun en somut örneğini koronavirüs salgınında üretilen virüs yayılım haritalarında görebiliriz. Güncel verilerden elde edilen yayılım haritaları, tüm dünya ülkelerinde enfeksiyon etkileri ve süreci hakkında genel yapıyı izleyebilme ve jeoistatistiki bilgiler elde etmeye imkan ve olanak sağlarlar. Elde edilen veriler kullanılarak birikimli (kümülatif ) pozitif vaka sayısı, birikimli ölüm sayısı ve diğer bazı ölçütlerin ülkelere göre seyri izlenebilmektedir.

Ülkemizde Ulusal ölçekte tanımlanmış standartlara göre kullanılan ve yaygınlaştırılmış, coğrafi bilgi sistemi esaslarına göre bir Ulusal Afet ve Acil Durum Yönetimi Bilgi Sistemi örneği olarak Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi (AYDES) verilebilir. AYDES en genel anlamda bütünleşik afet yönetiminin tüm aşamalarını elektronik ortamda takip edip yönetebileceğimiz coğrafi bilgi sistemi tabanlı bir karar destek sistemidir. AYDES, olası bir afete hazırlıklı olma, afet anı müdahale organizasyonları geliştirebilme ve afet sonrası yeniden yapılanma sürecinde Ulusal Afet Veri Tabanı’na hangi kurumun ne tür bilgileri sağlayacağı, hangi hizmetleri ne şekilde vereceği, kurum ve kuruluşlar arasındaki bilgi paylaşımının nasıl sağlanacağı gibi konularda yetki ve bilgi karmaşasını büyük ölçüde çözmektedir. AYDES ile olay komuta sistemi, iyileştirme bilgi sistemi ve mekânsal bilgi sistemi üst düzey bir koordinasyon yapısında ele alınmıştır (Şekil 5.13). Ülkemizde bu konulardaki düzenleme çalışmaları T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi

Başkanlığının yetki ve koordinasyonunda ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte sürdürülmektedir.

Tehlike Analizleri ve Coğrafi Bilgi Sistemi

Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), tehlike kaynaklı yerleşim alanlarında karşılaşılabilecek risklerin önceden ortaya konulması sürecinde yaygın olarak kullanılan bir teknolojidir. İçinde barındırdığı jeoistatistiksel yöntemler ile sahada toplanan jeolojik, jeofizik, geoteknik, üst yapı verilerinin birbirleri arasındaki ilişkileri de ortaya koymak suretiyle detaylandırılmış risk sorgulamalarının ve analizlerinin yapılmasında etkin bir şekilde kullanılır. Bölgesel tehlike analizlerinin belirlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında verinin toplanması ve bilgiye dönüştürülmesi, verinin depolanması, sorgulanması ve bilgi yönetimi çalışmalarında CBS çözüm tekniklerinden yararlanılır.

Tehlike analizleri,

• tehlikelerin belirlenmesi, • her tehlikenin kendisine ait özelliklerinin belirlenmesi, • beklenen etki alanlarının belirlenmesi, • öncelikli risklerin belirlenmesi, • senaryoların oluşturulması ve uygulanması, • toplum profilinin çıkarılması

çalışmalarını kapsar.

Mikrobölgeleme

Afetlerde dirençlilik bireysel ve çevresel faktörlerle yakından ilişkilidir. Kentsel yaşam alanlarımızın yapısı içindeki doğal direnç ve doğal kırılganlık, bir olayla karşılaştığında başa çıkabilme kapasitesinin varlığına ya da yokluğuna bağlı olarak yaşanılan olayın tehlike boyutunda kalabileceğine ya da afete dönüşebileceğine işaret eder. Mikrobölgeleme çalışmaları afete dirençli yerleşim alanlarının planlanmasına yönelik yapılan çalışmaların başlangıç evresini oluşturur. Mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında, jeolojik, jeofizik, geoteknik ve yapısal araştırma yöntemleri kullanılarak yürütülen saha araştırmalarından elde edilen veriler afetlere güvenli yerleşim alanlarının seçilmesine yönelik yapılacak çalışmalara altlık sağlar. Örneğin bir depremde oluşan yer hareketleri yerel zemin koşullarına bağlı farklılık gösterir (Şekil 5.15). Bu farklılığı deprem olmadan önce mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında ortaya koymak depreme güvenli yerleşim planlaması sürecine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır.

Mikrobölgeleme çalışmaları, mevcut veya yeni açılacak yerleşim alanlarındaki tüm tehlikeleri belirleyerek, yerel zemin ve tehlike koşullarının yansıtıldığı haritaların üretilmesi amacıyla arazinin jeolojik açıdan modellemesi ile ilgili her türlü araştırma, analiz ve sentezleri içerir.

Jeolojik, jeofizik ve geoteknik araştırma yöntemleri kullanılarak arazide toplanan verilerin coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak analiz edilmesi ve yorumlanması


sonucunda elde edilen yerleşime uygunluk ve mikrobölgeleme haritaları; 1:5.000 ölçekli topoğrafik haritalar veya büyük ölçekli halihazır haritalar üzerine sayısal ortamda oluşturulur. Nazım imar planlarına esas olmak üzere hazırlanan mikrobölgeleme ve yerleşime uygunluk haritaları, yerel zemin koşullarının detaylı olarak ortaya konulduğu ve her türlü afet tehlike değerlendirmelerinin işlendiği haritalardır.

Mikrobölgeleme Mevzuatı ve Aşamaları

Plana Esas Jeolojik, Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etüt Genelgesi, T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 10337 sayı ile 2008 yılında yayımlanmıştır. Bu genelgede Mikrobölgeleme etüdü, Ek-1: Plan Kademeleri- Yerbilimsel Etütler (Tablo 5.1) ve Ek-2: Planlamaya Esas Jeolojik, Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etütlerine İlişkin Esaslar kapsamında tanımlanmıştır.

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün 09.08.2011 tarih ve 101061 sayılı yazısında; 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği 04.07.2011 tarihinden itibaren mikrobölgeme raporları dâhil kıyı ve karadaki her tür ve ölçekteki planlara esas jeolojik-jeoteknik etüt raporlarının onaylanması işi Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünce gerçekleştirileceği belirtilmiştir. 644 Sayılı KHK gereği, ilgi (a) ve (b) genelge kapsamında tanımlı Plana esas jeolojik, jeolojik- jeoteknik etüt raporları ile Mikrobölgeleme etüt raporlarının değerlendirme ve onay işlemleri T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yapılır.

Mikrobölgeleme etüt raporları ile İmar planına esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt raporlarında:

• Sakıncalı alan, Uygun Olmayan Alan (UOA), Jeoteknik Etüt Gerektiren Alan (JEGA) ve/veya Ayrıntılı Jeoteknik Etüt Gerektiren Alan (AJE) değerlendirmesi içeren sahaları kapsayan raporları, • İlk defa imar planı çalışması yapılacak sahaları kapsayan İmar Planına Esas jeolojik, Jeolojik- Jeoteknik etüt raporlarından uygun olmayan alan (UOA) ve/veya Ayrıntılı Jeoteknik Etüt (AJE) gerektiren alan değerlendirmesi içeren raporları, • Mikrobölgeleme etüt raporları ve belediyenin bütüncül imar planına esas Jeolojik-Jeoteknik etüt raporları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından onaylanır.

Mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında, deprem tehlikesi kaynaklı özellikle yerleşim yerlerinde zemin problemleri nedeniyle karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesine yönelik;

• Yer Sarsıntısı • Yüzeysel Faylanma • Sıvılaşma

• Zemin Büyütmesi • Toprak Kaymaları ve Kaya Düşmesi • Deprem İlişkili Su Baskınları

gibi riskler detaylı olarak araştırılır. Yüksek, orta ve düşük etki derecelendirmesi yapılarak mevcut risk ortaya konulur.

Yüzey faylanmaları; genellikle üç sınıfa ayrılır (Bonilla, 1970). Ana fay, ana faydan ayrılan kollar ve ikincil faylar. Yüzey faylanması tehlikesi değerlendirmesi, yapısal jeoloji/tektonik, sedimantoloji ve jeomorfoloji ve benzeri jeolojik verilerin bütünleştirilmesini gerektiren bir yaklaşım olup bu tür değerlendirmeler jeoloji mühendislerinin yetki ve sorumluluğunda yürütülmeli ve raporlanmalıdır.

Yer Bilimsel Etütlerin Amaç ve Hedefleri

• İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme etütleri ile doğa kaynaklı afet tehlikelerinin ve yerleşime uygunluk durumlarının belirlenmesi sonucunda afete duyarlı planlama yapılması, • Daha sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir yerleşim alanları oluşturmak için hazırlanan Jeolojik- Jeoteknik ve Mikrobölgeleme etütleri ile arazi kullanım kararlarına ve sakınım (risk azaltma) planlarına temel girdi sağlayan çalışmaların gerçekleştirilmesi, • İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etütlerinden elde edilen veriler yardımıyla yapı tasarımına esas hazırlanacak zemin etüt raporlarının da daha güvenilir olması, • Kentsel Dönüşüm, Rezerv ve Yeni Yerleşim alanlarında imar planına esas jeolojik-jeoteknik ve/veya mikrobölgeleme etütlerinin yapılması ve yaptırılması, • Yapılan İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etüt Raporu çalışmaları sonucunda ortaya çıkan eksiklikler belirlenerek, bu eksiklik ve ihtiyaçların giderilmesi için usul, esaslar ve ilgili mevzuatların güncellenmesi, • T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yaptırılacak mikrobölgeleme etütlerinin diğer yapılacak çalışmalara örnek teşkil etmesi, mahalli idarelerin mikrobölgeleme etütlerini gerçekleştirmelerine ön ayak olunması ve bu konuda ülke çapında deneyimli teknik eleman, kurum ve kuruluş sayısının arttırılmasıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında