Organik ve İnorganik Formlar Form Çeşitleri Organik formlar, canlı organizmaların hücre yapısına Form, herhangi bir kavram hakkında zihinde canlanan, uygun olan formlardır. Genellikle, eğri, dairesel sınırların hayal edilen bir fikirdir; tasarım ise daha önce edinilen ve hareketli, kıpırtılı yapıların egemen olduğu deneyimler ve yaratıcı gücün yardımıyla zihinde yapılaşmalardır (Şekil 2.11). Düzenin monotonluğu canlandırılan düzendeki formu bir işleve hizmet edecek ve karşısında, yaşamı temsil eden formların tanımıdır. yaratıcılık özelliğini kapsayacak tarzda resmediş veya ifadelendirilişidir. İnorganik formlar ise, canlılığını kaybetmiş, daha çok köşeli, prizmatik yapılardır. Mineral yapı düzeninin İç ve Dış Formlar durağanlığıyla tanımlanabilir. Organik formu, hücre yapısı
Yaşanılan üç boyutlu çevrede (uzayda) bulunan formların ile özdeşleştirirsek, inorganik form da atomun yapısı ile yüzey yapılaşması dışa doğru oluşmuş ise dış form olarak özdeşleşir (Şekil 2.12). adlandırılır (Şekil 2.1). Formların Birbiriyle İlişkileri Bununla birlikte formun kapladığı alanın içinde de bir Formların birbirleriyle girdikleri ilişkileri sekiz farklı takım örgütlenmeler söz konusu olabilir. Böyle bir başlık altında toplanabilir. yapılaşma iç formu da oluşturacaktır (Şekil 2.2). İç form, formun içinde bulunan boşluk olmasını sağlayan ve Ayırma (Detachment) boşluğu sınırlayan yapının adıdır. İki form birbirleriyle ilişkiye ve etkileşime girecek kadar
Pozitif ve Negatif Formlar yakın aralıkta yer alırlar. Ancak bu iki form birbirinden ayrıdır ve kesinlikle birbirine değmemektedir (Şekil 2.13). Form çeşitleri içindeki karşıtlık ya da birbirini tamamlama Kare diğer bir kare ile tasarımcının ön gördüğü bir aralık ilişkisi pozitif ve negatif formlarda da karşımıza ölçüsüyle birbirine yaklaştırılmıştır. Genel olarak bu aralık çıkmaktadır. Pozitif form, uzayda yer ve hacim kaplayan (espas) formun ölçüsünü çok aşan bir aralık olmaması kütlesel formlardır (Şekil 2.3). gerekmektedir. Bu aralık değer olarak yükseldiği zaman Negatif formlar ise aynı uzayda yer alan boşlukların iki form arasındaki görsel ilişki kopar ve iki farklı form tanımıdır (Şekil 2.4). olarak algılanırlar. İki formun arasındaki aralık azaldığı zaman (birbirine değmemek koşuluyla) iki form birlikte Statik ve Dinamik Formlar bir anlam oluşturacak biçimde hareket etmeye başlarlar. Durağanlık, hareketsizlik hissi veren kararlı formlar statik form olarak adlandırılır. Bu formlara en iyi örnekler üç Değme (Touching)
boyutlu geometrik formlardır. Kare ya da üçgen tabanlı İki form birbirleriyle ilişkiye ve etkileşime girecek kadar piramitler, küp, kare ya da dikdörtgen tabanlı prizma yakındırlar. Ancak bu formlar birbirlerinin kapladıkları kararlı ve statik bir duruş içindedirler (Şekil 2.5). alanlara kesinlikle girmemektedir (Şekil 2.14). Formun sınırlarını oluşturan kenarlar birbirlerine dokunmaktadır. Diğer yandan, dinamik formlar değişikliği, hareketliliği ve Genel olarak formlar arasında aralık (espas) olması enerjiyi simgelerler (Şekil 2.6). Küreler, dairesel çizgiler, durumunda Ayırma ilkesi gerçekleşmiş olmaktadır. Eğer doğal çevrede var olan kıvrımlı ve eğri yüzeyler iki formun sınırları aşılırsa ve birbiri içine ya da üstüne hareketlilik duygusu oluşturmaktadır. Bu tip formlar statik gelirse o zaman form var olan özgün yapısını kaybeder ve formlarla karşıtlık içermektedir. Değme ilkesi oluşmaz. Kapalı ve Açık Formlar Bindirme (Overlapping) Kapalı form, uzay içerisinde yer alan bir form İki form birbiriyle ilişkiye ve etkileşime girecek kadar iç örgütlenmesinin diğer öğelerle çevrelenmesi sonucu içedir. Birinci form, ikinci formun kapladığı alanı örterek oluşan düzenlemelerin bir sonucudur. üste çıkmıştır. İkinci form örtülenerek arka planda
Açık form, bir formun diğer formların eklenmesi sonucu kalmıştır. Bu yüzden, birinci formu oluşturan formun biçimini değiştirmeden ve anlamını yitirmeden kenarı üstte gözükmektedir (Şekil 2.15). Üst üste gelme devamlılığını sağlamasıdır. olarak da adlandırılabilir.
Soyut ve Somut Formlar Girme (Penetration)
Soyut form, formların ölçü, oran gibi yapısal Bindirme yöntemiyle aynı uygulamayı içermektedir. özelliklerinden yola çıkarak tasarımcı ya da sanatçının Ancak, örtme yoktur. Ön- arka ilişkisi oluşmamıştır. İki elinde tamamen farklı bir anlam ve görünüm kazanmasıyla formda aynı düzlem üzerinde yer almaktadır. İki formun oluşan formlardır. oluşturduğu ortak alan (alt-küme) çıkarılmıştır. İki formun kenarlarına ortak alanın çıkarılan bölümünün sınırları Somut formlar, doğrudan iki boyutlu yüzeyler ve üç eklenerek yeni bir form oluşmuştur. boyutlu uzayda var olan nesnelerdir. Kare, küp, üçgen, düzgün dörtyüzlü, vs. gibi temel geometrik formlar somut formlar olarak kabul edilirler.
Birleşme (Union)
Bindirme ve girme ilkelerinin uygulamalarının aynısı iki form için uygulanır. Ancak, bu sefer iki formda birbiriyle tek bir formmuş gibi birleştirilir. Böylelikle formları oluşturan yüzeyler (kütleler veya hacimler) birer parçalarını yitirirler.
Çıkarma (Subtraction)
İki form bindirme, girme ve birleştirme ilkelerine benzer bir biçimde ilişkilendirilir. Ancak bu formlar, pozitif ve negatif formlar gibi, karşıtlık içeren iki form gibi hareket ederler. Negatif formun pozitif formu örttüğü bölümü çıkarılır.
Kesişme (Intersection)
İki form bindirme, girme ve birliştirme ilkelerine benzer bir biçimde ilişkilendirilir. Ancak, bu sefer çıkarılan alanlar formun kendileridir. Görünür halde kalan “ortak alan” (alt-küme) sınırlarıyla birlikte yeni bir formdur. Bu form kendisini oluşturan formlara benzememektedir. Formlar özgün yapılarını ve geometrilerini kaybetmişlerdir. Yeni form daha küçüktür ve kesişme kümesinin sonucu olarak oluşmuştur (Şekil 2.19).
Çakışma (Coinciding)
İki formu birbirine daha da yaklaştırarak tüm sınırlarını birbirine denk gelecek biçimde örtüştürülür. Bu çakışma, formların aynı biçim ve ölçüde olmasını gerektirir. Yeni oluşan form tek bir form olarak algılanır (Şekil 2.20).