AÖF Soru Bankası
BYA206U · Ünite 8

Kamu-Özel Birlikteliğinde Yönetilen Kuruluşlar

Kamu Özel Kesim Yapısı ve İlişkileri dersi, ünite 8 özeti

bir Kamu Kurumudur. TSE’nin organlarını 4 sayılı Giriş Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 552. maddesi; Genel

Kamu yönetiminin bütünlüğü aslında üniter devlet Kurul, Teknik Kurul, Yönetim Kurulu ve Denetleme olmanın bir gereğidir. Burada bütünlük kamu ve özel veya Kurulu ile İhtisas Kurulları şeklinde saymıştır. kamu-özel birlikteliğinde yönetilen kurumları kapsar. Doğru kararın en güvenilir aracı, doğru bilgidir ve Kamu yönetimi, kamu hukukuna göre kurulan, mülkiyeti istatistiğin temel amacı da doğru bilgi sağlamaktır. Doğru ve kuruluş sermayesinin çoğunluğu kamuya ait olan ve bilgi, doğru yorum ve doğru karar sürecinde merkezi yönetim, yerinden yönetim ve fonksiyonel araştırmacılar, politikacılar, karar alıcılar ve tüm bireyler yerinden yönetim kuruluşları gibi çeşitli birimlerden istatistiki bilgilere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu ihtiyacı meydana gelir. Özel yönetim ise özel şahıslar tarafından karşılamak amacıyla ülkemizde Türk İstatistik Enstitüsü kurulan ve mülkiyeti özel şahıslara ait olan, özel hukuk kurulmuştur. Osmanlı yönetiminde istatistiksel bilgi ve hükümlerine göre kurulan ve yürütülen kuruluşları kapsar. yöntemlerden yararlanma 19. yüzyılda reform süreci ile Aslında bütün bu birimler, bir bütünün yani sistemin başlamıştır. 1830 tarihli nüfus sayımı bunun ilk örneğidir. parçalarıdır. Kısaca kamu ve özel kesim bir sistemin alt Cumhuriyet döneminde 1926 yılında “Merkezi İstatistik sistemlerini veya unsurlarını oluşturur. Sistemin alt Dairesi” kurulmuştur. 1930, 1554 Sayılı Kanun ile unsurları ile ilişkiyi, “hiyerarşik” ve “idari vesayet” “İstatistik Umum Müdürlüğü” adını almıştır. 1945 yılında denetimleri sağlar. kurumun adı “İstatistik Genel Müdürlüğü” olarak Örgütlerin üstlendiği yeni roller ve fonksiyonlar aynı değiştirilmiştir. Kurum 1962 yılında “Devlet İstatistik zamanda kamu ve özel örgütlerin birlikteliğini zorunlu Enstitüsü” adı altında yeniden yapılanmıştır. 2005 yılında kılmaktadır. Aynı zamanda rekabetin uluslararası boyut 5429 Sayılı Türkiye İstatistik Kanunu ile “Türkiye kazanması da kamu özel birlikteliğini zorunlu hâle İstatistik Kurumu” kurulmuştur. Türkiye İstatistik getirmektedir. Bütün bu nedenlerle bugün adına “yeni Kurumu; İstatistik Konseyi ve Türkiye İstatistik Kurumu kamu yönetimi” denilen bir yaklaşım ortaya çıkmıştır. Başkanlığı’ndan oluşmuştur. Kurum Hazine ve Maliye Yeni kamu yönetim yaklaşımı ve felsefesi özel sektör Bakanlığı’na bağlıdır.

doğrultusunda yapılanmayı gerekli kılmaktadır. Bu durum, Türk Akreditasyon Kurumu neo-liberal yaklaşımın etkisi ile sınırlı bir devlet ve Akreditasyon (denklik) sözcüğü İktisat Terimleri gelişmiş bir özel sektör anlayışını gerekli kılmaktadır. Sözlüğüne göre “kuruluşların, üçüncü bir tarafça Milli Prodüktivite Merkezi belirlenen teknik ölçütlere göre çalıştığının bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanması ve düzenli Ülkemizde ekonomik kalkınmaya destek sağlamak, kurum aralıklarla denetlenmesi” anlamına gelmektedir. ve kuruluşların verimliliğini ve etkinliğini artırmak Ülkemizde akreditasyon faaliyetlerini yürütmek amacıyla amacıyla çeşitli kurum ve kuruluşlar oluşturulmaktadır. 1999 yılında Türk Akreditasyon Kurumu kurulmuştur. 4 Bu kurumlardan biri de Milli Prodüktivite Merkezi sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 631. Maddesine (MPM)’dir. Milli Prodüktivite Merkezi kamu kurumu göre Akreditasyon sözcüğü “Kurum tarafından; niteliğinde tüzel kişiliği sahip, bütün işlemlerinde özel laboratuvarların, muayene ve belgelendirme kuruluşlarının hukuk hükümlerine tabi bir kurumdur. Milli Prodüktivite ulusal ve uluslararası kabul görmüş teknik kriterlere göre Merkezi görevlerini belli organları kanalıyla yürütür. değerlendirilmesi, onaylanması ve düzenli aralıklarla MPM Kanunu’nun 3.maddesinde bu organlar şu şekilde denetlenmesi” şeklinde, akredite etmek ise “ilgili mevzuat sayılmıştır: Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetleme çerçevesinde ihtiyarî veya zorunlu alanlarda, özel veya Kurulu ve Danışma Kurulu. MPM’nin diğer bir organı da kamu laboratuvarlarının, muayene ve belgelendirme Genel Sekreterdir. kuruluşlarının ulusal ve uluslararası kabul görmüş teknik

Türk Standartları Enstitüsü ve Türkiye İstatistik kriterlere göre faaliyet gösterdiğinin Kurum tarafından Kurumu onaylanması” olarak belirtilmiştir. Türk Akreditasyon Kurumu Kanunu’nda denetleme kavramı “bir kuruluşun Mal ve hizmetin kalitesini standarda bağlama ihtiyacı, faaliyetlerinin, kullandığı laboratuvar, sistemler ve Türk Standartları Enstitüsü gibi bir kurumun ortaya personelinin tanımlanmış düzenlemelere ve/veya çıkmasını sağlamıştır. “Yalnız Türk Standartları Enstitüsü standartlara uygun olup olmadığının belirlenmesi” tarafından kabul edilen standartlar Türk Standardı adını şeklinde tanımlanmıştır. Kararnamenin 633. Maddesi alır” diyerek de TSE’nin asıl görevinin “standart kurumun organlarını; Danışma Kurulu, Yönetim Kurulu, belirlemek” olduğu belirtilmiştir. Türk Standartları Genel Sekreterlik şeklinde saymıştır. Enstitüsü ülkemizin uluslararası düzeyde rekabet gücünü artırmak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak ve toplumun yaşam düzeyini yükseltmek için; standardizasyon, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Endüstri uygunluk değerlendirme, deney ve kalibrasyon Bölgeleri (ölçümleme) faaliyetlerini tarafsız, bağımsız, etkin ve güvenilir olarak sağlamak amacıyla kurulmuştur. Enstitü, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, ileri teknoloji yardımıyla tüzel kişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine göre yönetilen mal ve hizmet üretmek isteyen girişimcilerin,


BYA206U-KAMU ÖZEL KESİM YAPISI VE İLİŞKİLERİ

Ünite 8: Kamu-Özel Birlikteliğinde Yönetilen Kuruluşlar

araştırmacıların ve akademisyenlerin sınaî ve ticari faaliyetlerini üniversitelerin yakınında elverişli bir ortamda yürütebilmelerine ve bu üniversitelerin olanaklarından yararlanabilmelerine imkan vermek için kurulmuş akademik, sosyal ve kültürel araştırma siteleridir. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin temel kurulma amacı, ürün kalitesinin veya standardının yükseltilmesi, verimliliğin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, teknolojik bilginin ticarileştirilmesi, teknoloji yoğun yatırım ve girişimciliğin desteklenmesidir. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin vizyonu ise; küreselleşen dünyada yerini almış ve ekonomik gücü yüksek bir Türkiye, araştırma sonuçlarının ekonomik değere dönüştürülmesi, üniversitelerin sahip olduğu gelişmiş insan gücünün ve altyapı olanaklarının ekonomik değer yaratılmasında kullanılması ve akademik bilginin ticarileştirilmesi, yenilikçi ileri teknoloji ürünlerinin yurtdışına pazarlanması ve bu alanda yabancı sermayenin ülkemize çekilmesi şeklinde belirlenmiştir. Bir yerde Teknoloji Geliştirme Bölgesinin kurulması için öngörülen alanda veya Bölgenin bulunduğu ilin sınırları içinde üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünün bulunması gerekir. Bunların bulunmaması durumunda kamu AR-GE merkez veya enstitüsünün bulunması ve yörede yeterli AR-GE, sanayi potansiyelinin bulunması ve finansal yeterlilik şartı aranır.

Endüstri Bölgeleri yatırımları teşvik etmek, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin tasarruflarını Türkiye’de yatırıma yönlendirmek ve yabancı sermaye girişinin artmasını sağlamak amacıyla kurulan üretim bölgeleridir. Burada teknoloji transferi sağlamak, üretim ve istihdamı artırmak, böylece ekonomik gelişmeyi hızlandırmak öngörülmektedir.

Küçük Sanayi Siteleri ve Organize Sanayi Bölgeleri

Küçük Sanayi Siteleri; değişik iş kollarında üretim ve tamirat yapan küçük sanayicilerin, ihtiyaç duydukları faaliyetleri sürdürmeye yarayacak yeterli altyapı olanaklarına sahip, daha çok tamir ve bakım gibi faaliyetlerle uğraşan iş merkezleri topluluklarıdır. KSS, büyük sanayi işletmelerine yan sanayi olarak yardım etmek amacıyla kurulmuşlardır. Kısaca KSS bölgesel sanayinin problemlerini çözmeyi amaçlayan sanayi işletmeleri topluluklarıdır. Özellikle satış sonrası tamir ve bakım hizmetlerinin verilmesinde önemli işlevleri vardır.

KSS’leri genel olarak KOBİ’lere yan sanayi (fason üretim) adı verilen ürünler üretmektedir. Ayrıca otomotiv sanayinin bakım-tamir ve servis atölyeleri (tamirhane), bu sitelerde bulunmaktadır. Aslında KSS’lerde hemen her sektörde çeşitli mal üreten ve ticaretini yapan işletmeler vardır. Küçük Sanayi Siteleri, işyerlerine yeni teknolojilerin girmesini ana sanayi yan sanayi ilişkilerinin geliştirilmesini sağlayıp, benzer işkollarında çalışan küçük işletme eri aynı yerde toplayarak, işletmelerin daha verimli çalışmalarının altyapısını oluşturur.

Küçük sanayi sitesi uygulamalarına; çarpık sanayinin önlenmesi ve sanayi yapılaşmalarının disipline edilmesi amacıyla, planlı kalkınma dönemi olan 1960’lı yıllarda başlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak, küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri büyük oranda altyapı ve üstyapı yapım kredisi ile desteklenmiştir.

KSS (Küçük Sanayi Siteleri) uygulamasıyla, ana sanayi- yan sanayi ilişkilerinin geliştirilmesi ve daha yüksek katma değer yaratılması gibi ana amaçların yanı sıra yoğun sanayileşmenin ortaya çıkardığı çarpık kentleşme ve çevre kirliliğinin önlenmesi de öngörülmektedir. Diğer taraftan bölgedeki küçük sanayici, esnaf ve sanatkârların toplu ve düzenli bir biçimde faaliyet göstermeleri ve daha verimli üretim yapabilmeleri, tarım arazilerinin korunması, geri kalmış yörelerde sanayi altyapısının hazırlanarak sanayinin teşvik edilmesi gibi hedefler de bu projelerin uygulama kriterleri arasında yer almaktadır. Küçük Sanayi Siteleri, aynı zamanda “mesleki eğitimin” de yoğunlaştığı birer merkez gibi düşünülmüştür. Ancak sendikal örgütlenmenin geliştirilmesi açısından, çalışanlar aleyhine bir durumun da sitelerde ortaya çıktığı bir gerçektir. Kalfa, çırak ve usta ilişkilerinde bir hiyerarşik yapı gözetilirken sosyal güvenlik ve maddi koşulların iyileştirilmesi konularında bir gelişme görülmemektedir. Tersine bu bölgeler ucuz ve niteliksiz işçi depoları olarak algılanmış ve bu görüş uygulamaya da yansıtılmıştır.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ise OSB’leri, “karma ekonomi şartları altında küçük ve orta ölçekli endüstrilerin geliştirilmesi için gerekli olan planlı yerleşme alanlarının, altyapı ve ortak hizmet ihtiyaçlarının inşa edilerek sağlanması yoluyla belli standartlarda geliştirilmesi ve organize edilmesidir” şeklinde tanımlamıştır.

Organize Sanayi Bölgelerinin özellikleri şu şekilde sıralanabilir: • OSB’lerdeki kuruluşlar aynı üretim dalında faaliyet gösteren ya da ürettikleri ürünler birbirinin yan ürünü veya tamamlayıcısı olan kuruluşlardır, • İşletmeler üretim amaçlı ve belli bir ölçektedir. Bu bölgelerde yer alacak kuruluşlar, orta ve küçük işletmelerdir, • Mekansal olarak toplanmış ve sektörel olarak uzmanlaşmış, genel olarak küçük ve orta işletmelerin oluşturduğu bir kümelenmeye sahiptir, • Mal, hizmet, bilgi ve insanların hem pazar hem de pazar-dışı değişimleri üzerine kurulu, ileri, geri, yatay ve işgücü piyasası bağlantılarının oluşturduğu yoğun bir bütündür, • Kümelerin içindeki ekonomik birimleri destekleyen yerel, kamusal ve özel kurumların oluşturduğu bir ağa sahiptir.

Organize Sanayi Bölgeleri uygulamasının amaçları: OSB’ler mekan düzenleme aracı olduğu gibi, aynı zamanda bir gelişme aracıdır. OSB’ler örgütlü, düzenli ve


planlı bir yaklaşımın ürünleridir. Sanayi işletmelerinin Ölçekli (KOBİ) işletmelerdir ve bunların ülkemizin etkin çalışabilmeleri bakımından da uygun bir ortam ekonomisindeki payı %98 düzeyindedir. Bu oran sunmaktadır. Ayrıca Organize Sanayi Bölgeleri, OSB’lerin ülke ekonomisindeki yerini belirlemek girişimcilere sanayi tesisi kurmaya uygun arazileri bakımından önemlidir. Organize Sanayi Bölgeleri bölgesel göstererek tarıma elverişli alanların korunmasını kalkınmanın sanayi ayağını oluşturur. Organize Sanayi sağlamaktadır. Bu çerçevede, OSB uygulamasının Bölgesi olmadan bölgesel kalkınma söz konusu değildir. amaçları şöyle sıralanabilir: Ayrıca bölgeler arası gelir farklılıklarını ortadan • Girişimcilere uygun ortamların sağlanması, kaldırmak bakımından da Organize Sanayi Bölgelerinin • Sağlanan altyapı desteğinin yanında sağladığı büyük bir önemi vardır. Ayrıca göçün önlenmesi, bölgede dışsal -yararlarla işletmelerin hem rekabet işsizlik oranlarının azaltılması bakımından da OSB’lerin güçlerini hem de kârlılıklarının arttırılması, önemi büyüktür. Zira OSB’lerin toplam istihdamdaki • Hızlı bir sanayileşmenin gerçekleşmesi ve payının büyüklüğü dikkate alınınca bunların ekonomide sanayileşmenin yurt düzeyinde ve sosyal gelişmedeki önemi daha iyi anlaşılır. Ülke yayılmasının sağlanması, ekonomisinin omurgasını oluşturan OSB’ler aynı zamanda • Kontrolsüz kentleşmenin önüne geçilmesi için KOBİ’lerin desteklenmesi, teşvik edilmesi ve mekan düzenleme aracı olarak kullanılması, geliştirilmesi için en uygun ortamlardan birisidir.

• Ekonomik gelişmenin yurt düzeyine dengeli Teknoloji Geliştirme Merkezleri, Teknoparklar dağılmasını sağlayarak bölgesel gelişmeyi ve Teknokentler dengeli hâle getirmesi, • Büyük kentlere olan göçün hızını Kısa adı TEKMER olan Teknoloji Geliştirme Merkezleri, azaltması, KOSGEB´in (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayileri Geliştirme Başkanlığı) koordinasyonu altında üniversitelerle, • Standardizasyonun sağlanması, KOBİ´lerin işbirliği ile Ar-Ge çalışmaları yapmak ve • OSB’lerin devlet gözetiminde kendi organlarınca bütün bu çalışmaları ortak bir platform altında yürütmek yönetilmesinin sağlanması, amacıyla kurulmuştur. Daha geniş anlama Teknoloji • Kısaca, organize sanayi bölgeleri uygulamasıyla Geliştirme Merkezlerinin amacı; üniversiteler, araştırma planlı sanayileşme, bölgesel gelişmişliğin dengeli kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği hâle gelmesi ve düzenli bir kentleşme sağlanması sağlayarak, ülke sanayisinin uluslararası rekabet edebilir amaçlanmaktadır. ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla

teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde OSB’ler uygulama şekilleri yönünden kamu veya özel yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını sektör ve devlet işbirliği ile kurulan OSB’ler olmak üzere yükseltmek, verimliliği artırmak, üretim maliyetlerini ikiye ayrılmaktadır. Kamu tarafından kurulan organize düşürmek, teknolojik bilgiyi ticarîleştirmek, teknoloji, sanayi bölgeleri: Sadece arazinin satıldığı bölgeler, yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek, küçük ve hizmetle donatılan arazinin satıldığı bölgeler, fabrika orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere binalarının hizmete dahil olduğu bölgeler, şehir planının uyumunu sağlamaktır. İlk TGM, Orta Doğu Teknik parçası olarak düzenlenen bölgeler. Kamu ve özel sektör Üniversitesinde 2001 yılında kurulmuştur. işbirliğiyle kurulan Organize Sanayi Bölgeleri: Özel sektör tarafından kurulan OSB’ler, özel sektör ve Ülkemizde teknolojiyi geliştirmek amacıyla başta kamunun işbirliği ile kurulan OSB’lerdir. KOSGEB olmak üzere bazı kuruluşların, TEKMER bünyesinde Ar-Ge çalışmaları yürüten firmalara destek ve Organize Sanayi Bölgeleri, Küçük Sanayi Sitelerinden iki teşvikler vermektedir. Ar-Ge çalışmaları boyunca verilen yönden farklılık gösterir. Bunlardan ilki Organize Sanayi bu desteklerden yararlanabilmek için 1-150 arası işçi Bölgelerinin küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerine, çalıştırmak, üretim sektöründe faaliyette bulunmak, Küçük Sanayi Sitelerinin ise daha çok küçük sanayi sermayesinin %25´inden fazlası büyük ölçekli işletme ya işletmelerine hitap etmesidir. Diğer fark ise OSB’lerde da işletmelere ait olmamak ve sermayesinin %51´inden işletmelerin edindikleri arazi parçası üzerinde kendi fazlası belediye, il özel idaresi vb. kuruluşlara ait tesislerini kendilerinin inşa etmeleri, Küçük Sanayi olmayan işletmeler bu desteklerden yararlanabilir. Sitelerinde ise işletme sahiplerine alt yapı kolaylıklarına Teknoloji Geliştirme Merkezlerinde; mekan desteği, ilâve olarak, standart işyeri (atölye) sağlanmasıdır. malzeme ve teçhizat desteği, danışmanlık desteği, yurtiçi Organize sanayi bölgeleri, Türkiye’de sanayileşmenin fuar katılım desteği, yurtdışı fuarları ziyaret desteği, önemli bir unsurudur. Bu bölgeler, Almanya, İtalya ve yurtdışı fuar katılım desteği, yazılım ve yayın temini Japonya’da olduğu gibi, devletin öncülüğünde, orta ölçekli desteği, Ar-Ge sonuçlarını yayınlama desteği, tanıtım girişimcilerin sermayelerinin değerlendirildiği alanlar desteği, istihdam desteği, eğitim desteği, patent, faydalı olarak görülmüştür. Organize Sanayi Bölgelerinin temel model, endüstriyel tasarım desteği, elektronik ticaret-web amaçlarından biri ülke ve bölgesel kalkınmaya katkı sayfası hazırlama desteği, Ar-Ge dokümanı hazırlama sağlamaktır. Organize Sanayi Bölgelerinde faaliyette desteği gibi destekler sunmaktadır. bulunan işletmelerin büyük bir çoğunluğu Küçük ve Orta


Teknoparklar Endüstri Parkı: Ağır ve hafif endüstri (imalat, montaj, dağıtım). Bilimsel verilerin uygulamaya aktarılması, teknik bilginin İş parkı: Hafif endüstri, ofisler, hizmetler. (know-how) ekonomik değere dönüştürülmesi ve özellikle Araştırma-Teknoloji parkı: Üniversiteye ait araştırma küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin Ar-Ge laboratuarları, endüstriye ait ArGe laboratuarları, devlet çalışmalarını ortak bir alanda yapabilmesi amaçlanmış ve Ar-Ge laboratuarları, teknoloji geliştirme merkezi, hafif ve bu nedenle Teknokent, Teknopark veya Teknoloji prototip üretim, ofisler, hizmetler. Geliştirme Merkezleri kurulmuştur. Teknopark çalışmaları Bütünleşik kampüs. Üniversitenin araştırma ve temel öncelikle ABD (1950’lerde Silikon Vadisi), İngiltere bilimsel laboratuarları, diğer akademik faaliyetler, (1971’de İngiltere Bilim Parkı), Almanya (1980’de teknoloji geliştirme merkezi, endüstri Ar-Ge Almanya Teknoloji Merkezi), Fransa, Japonya, İsrail gibi laboratuarları, ofisler, hizmetler. bilim-teknoloji alanında önde gelen ülkelerde başlamış, Teknopol (Teknokent): Üniversite, gelişmiş alt yapı, giderek bütün dünyaya yayılmıştır. endüstri Ar-Ge laboratuarları, yerleşim ve yaşam alanları, Teknopark kavramı yerine; araştırma parkı, teknoloji sosyal kültürel birimler, hizmetler. parkı, bilim merkezi, teknopolis, ileri teknoloji merkezi, Bu kategoriler arasında kesin sınırlar olmayıp böyle bir teknopol, bilim parkı gibi terimler kullanılmaktadır. sınıflandırma teknoparkların içeriğinin basitten karmaşığa İngiliz Teknoparklar Birliğine göre teknopark; bilim, doğru dağılımını göstermek için yapılmıştır. teknoloji ve Ar-Ge kuruluşlarının, geniş bir arazi üzerinde kurulu binalarda faaliyet gösterdiği bir yerleşim merkezidir. Uluslararası Bilim Parkları Birliği (IASP)’nin tanımına göre, Teknopark; yüksek ve ileri teknoloji kullanan ya da teknolojilere yönelik firmaların, üniversitelerin olanaklarından yararlanarak teknolojik bir buluşu ticarî bir ürün, yöntem veya hizmet hâline dönüştürmek için faaliyet gösterilen, akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği, sınırları belirlenmiş alandır.

Teknoparkların bir anlamda yerini “Üniversite-Sanayi” işbirliği merkezlerine dönüştürdüğü günümüzde Türkiye, teknoparkları yeniden keşfetmiştir. Yani yapısal dönüşüm yerine eski model esas alınmıştır. Teknoparklar bilimsel ve teknolojik buluşların geliştirme ve prototip aşamalarından geçirilip ticari uygulamaya konulmalarına ortam yaratmaktadırlar. Teknoparkların amacı teknoloji üretmektir ve teknoloji üretmenin dört temel öğesi vardır: • Araştırmacı, nitelikli insan gücü, • Yeterli bilgi birikimi, • Yeterli finansal kaynak, • Sistemli AR-GE çalışması. Teknoloji üretmenin dört temel öğesi doğrultusunda teknoparkların ortak amacı; Bilim ve teknoloji alanlarında yetişmiş insan gücünden yeni girişimciler yaratarak, üniversite ve Ar-Ge kuruluşlarında birikmiş bilginin nitelikli girişimcilerin kurduğu teknoloji oryantasyonlu firmalar aracılığıyla ekonomik dönüşümünü sağlamaktır.

Teknoparkların kurulabilmesi için aşağıdaki gibi dört temel koşulun yerine getirilmesi gerekir: • Gayrimenkulleri değerlendirme amacı olmalı, • Üniversite veya araştırma merkezi ile resmi ilişkisi bulunmalı, • Bilgiye dayalı endüstrilerde çalışan yeterli sayıda kiracı şirket olmalı, • Yönetim desteği olmalıdır. Teknoparkları içerikleri yönünden aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz:

Ünite 8 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç