AÖF Soru Bankası

Modern Büro YönetimiÜnite 4 Özeti

İş Ahlakı

sürdürülmesini sağlayan evrensel doğrular/iyiler sistemidir. Giriş Bu evrensel değerler ve ilkeler sistemi, işletmede kuşaktan

Bu Ünitede önce, iş ahlakıyla ilgili temel kavramlar kuşağa aktarılır ve bu aktarma sürecinin her aşamasında tanımlanmış ve daha sonra ahlaki düşüncenin tarihsel süreç yeniden temellendirilerek bir iş ahlakı sistemi meydana içindeki gelişimi irdelenmiştir. İş ahlakında paydaşların getirilir. Zaman içinde işletmenin, sektörün, ekonomik negatif ve pozitif ödevleri açıklandıktan ve İnsan Hakları sistemin yaşama biçimi ya da yaşama pratiği hâline gelir. Evrensel Beyannamesi’nde yer alan çalışma yaşamıyla Bu bağlamda, iş görenlerin çalışma yaşamları boyunca ilgili evrensel doğrular vurgulandıktan sonra, çok kültürlü çalıştıkları işletmede belirli inançlar, değerler, ilkeler, global şirketlerde iş ahlakı konusuna değinilmiştir. yasaklar, kurallar, normlar (davranış standartları) doğrultusunda düzenlenmiş ve bu düzenlemeye göre Temel Kavramlar töreleşmiş, gelenekleşmiş yaşama biçimidir. Ahlaki düşünce, temelinde iyiyle kötünün karşılaştırmasına dayanır. Ahlaki düşüncenin olmazsa olmazı soru sormaktır. Etik (Teori)-Değer-Niyet-Ahlaki Düşünce Kavramları Bu bağlamda, “iyi” nedir sorusunun cevabı aranır ve bu Arasındaki İlişki

soruyu cevaplayabilmek için önce “kötü” tanımlanmaya Etik kavramı; iyi/kötü, doğru/yanlışın teorisidir. Yani, çalışılır. “İyi” kavramıyla “doğru”, “kötü” kavramıyla neyin iyi, neyin kötü-neyin doğru, neyin yanlış olduğunun “yanlış” arasında doğrusal bir ilişki olduğu kabul edilir. teorisidir. Bu bağlamda, ele aldığı iyi-kötü, doğru-yanlış Amaç, bir toplumda birlikte yaşayan insanların birbirleriyle konusunda kapsamlı, detaylı, sistemli açıklamalar yapar ve ve/veya çevreleriyle olan ilişkilerini düzenleyebilmektir. yaptığı açıklamaların geçerliliği (benzer ortamlara ve durumlara genellenebilirliği) ve güvenilirliği (tekrar İyi (Doğru) ve Kötü (Yanlış) Kavramları edilebilirliği) söz konusudur. Etik kavramı değer İnsana zarar veren, onun gelişmesini ve kendisini kavramına eklemlenerek artı değer üretir. Değerler, gerçekleştirmesini engelleyen her şey kötüdür. Kötü kanunlar tarafından öngörülmüş davranışların dışında kalan kavramının sözlükteki anlamına baktığımızda; dar davranışlarımızı düzenler. İyi (doğru) davranışlarda kapsamda “iyi karşıtı, fena, hoşa gitmeyen, istenilen bulunma ve kötü (yanlış) davranışlardan kaçınma nitelikte olmayan” ve geniş kapsamda “insanlığın konusunda bireylere ve kurumlara rehberlik eder. gereksinimlerine, çıkar ve beklentilerine, gelişimine aykırı Dürüstlük, yalan söylememek, ayrımcılık yapmamak, olan, topluma, kuruma ve bireye zarar verici maddi (somut) tarafsızlık gibi bireysel evrensel doğrular ve şeffaflık, hesap ve/ veya manevi (soyut) bir nesnenin, olayın niteliği” olarak verebilirlik, çalışanlara adil ve eşit davranma, kamu tanımlandığı görülmektedir (Daha ayrıntılı bilgi için bk. yararını gözetme gibi kurumsal evrensel doğrular değerler Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Sözlüğü, Remzi Kitabevi, olarak adlandırılır. Değerler niyet kavramına eklemlenerek İstanbul, 2015). Yalan söylemek, verdiği sözü tutmamak, yaşamda artı değer yaratır. Niyet, bireyin/kurumun bir soykırım, işkence, cinayet, tehdit, mobbing, yalancı şahitlik amaca yönelme istek ve düşüncesidir. Evrensel doğrular gibi kötülükler ahlaki kötülükler olarak sıralanabilir. (iyiler) için niyetlenmek önemlidir. Ahlaki kötülükler, bireyin bilinçli eylemlerinden oluşan ve evrensel ahlaki doğrulara karşı gelinmesinden kaynaklanan Ahlak (Pratik)-İlke-Hedef-Ahlaki Eylem Kavramları kötülüklerdir. Ahlaki kötülüklerde birey aktiftir, etkindir. Arasındaki İlişki

Bireyin ahlaki karakterini geliştirmesi ve daha iyi ve ahlaklı Ahlak, etiğin (teorinin) uygulaması ve/veya pratiğidir. bir insan olabilmek için çaba göstermesi, ahlaki Evrensel iyilerin ve doğruların yaşama geçirilmesi, kötülüklerin azalmasını sağlar. Bir de fiziki kötülükler bireylerin ve kurumların günlük yaşamında vardır: bedensel bozukluk, hastalık, deprem, sel, salgın uygulanmasıdır. Ahlak kavramı ilke kavramına hastalık, hatalı ürün gibi. Fiziki kötülüklerde birey pasiftir eklemlenerek artı değer üretir. İlke, bir değerin davranış ancak bu tür kötülüklerin etkilerini azaltabilmek için etkin tarzı olarak benimsenmesi, tavizsiz yaşama geçirilmesi, her duruma geçebilir ya da bir rol üstlenebilir. Örneğin, ortam ve koşulda uygulanmasıdır. depremden zarar görenlere yardım etmek gibi. Genellikle ahlaki kötülük “niyetlenilmiş kötülük”, fiziki kötülük Ahlaki Düşüncenin Gelişimi

“maruz kalınmış kötülük” şeklinde ifade edilir. İyi Ahlaki düşüncenin ilk insanla ortaya çıktığını söylemek kavramıyla, insan iradesinin akla dayalı bir seçim yanlış olmaz. Ahlaki düşünce zamandan zamana, kültürden sonucunda değer verdiği ve yararlı bulduğu, insanın kültüre, inançtan inanca ve coğrafyadan coğrafyaya göre ihtiyaçlarını karşılayan, özlemlerine uygun düşen ve şekillenen dinamik bir kavramdır. Ancak her zaman insanın kendisini gerçekleştirmesine hizmet eden şeyler temelinde dürüstlük, güven, saygı, adalet gibi evrensel anlatılmak istenmektedir. doğrular (erdemler) bulunmaktadır.

İş Ahlakı Kavramı Eski Mısır: Kötülük Yapmaman Yetmez, İyilik De Yaptın İş ahlakı; işletme yönetiminde paydaşlar olarak adlandırılan Mı?

işveren, işveren temsilcileri (yöneticiler), iş görenler, İyi ve kötü olarak adlandırılan iki karşıt güç arasındaki tedarikçiler, müşteriler, rakipler, devlet vb. gibi işletmeden ilişki yazılı olarak ilk kez yaklaşık günümüzden 5000 yıl doğrudan ve/veya dolaylı olarak etkilenen ya da işletmeyi önce Antik Mısır’da Ani isimli bir Mısırlının mumyasından doğrudan ve/veya dolaylı etkileyenlerle olan ilişkilerin çıkan 23,77 metre uzunluğundaki ve 38 santim


genişliğindeki “Ani Papirüsü” tomarında (Ölüler Kitabı Neyin iyi, neyin kötü ya da neyin doğru, neyin yanlış veya Günden Dışarı Gidenler Kitabı olarak da bilinir.) olduğunun belirlenmesinde bireyin başka bireylerle ya da açıklanmıştır. Birinci bölümde, ölülerin koruyucusu çakal tüm çevresiyle girdiği ilişkilerde erdemli, sevgi dolu, başlı tanrı Anubis, tanrıların önünde konuşabilmesi için ses saygılı, akılcı ve vicdanlı olmasının önemine değinen ve beden verilmiş ölünün ruhu Ka’yı, ilahi adaletin tecelli Aristoteles’in ahlak yaklaşımı, bireyin yaşamını bütüncül edeceği Maat salonuna getirir. Salondaki terazinin olarak ele almakta ve iyi-kötü ya da doğru-yanlış davranışı kefelerinden birine ölünün hür iradesinin en sağlam ve bireyin farkındalığıyla ve kişilik özellikleriyle güvenilir kaynağı olan kalbi, diğerine ise adalet ve eşitlik ilişkilendirmektedir. tanrıçası Maat’ın başındaki tüy, yani “hakikat” vardır. Semavi Dinler: Tanrı Neden Kötülüklere Engel Eski Yunan: Pandora Kutuyu Açınca Olmamaktadır?

Mitoloji, bir kültüre ait insanlarla ilgili mitlerin tümüdür. Düalist dinler, evrende birbirine karşıt iki gücün varlığına Mitler; aynı kültürden insanların doğa, yaşam, örf, adet, inanırlar. Bu karşıt güçler “iyi ve kötü” olarak adlandırılır. gelenekler hakkında anlattıkları hikâyelerdir ve değer İyi doğru ile kötü yanlış ile özdeşleştirilmiştir. Düalizmde yargılarını, davranış modellerini, doğrular ve yanlışlarla kötünün Tanrı tarafından yaratılmadığına ancak Tanrı’nın ilgili ahlaki değerlendirmeleri yansıtmaktadır. Eski kontrolüne girmemiş bağımsız bir güç olduğuna inanılır. Yunan’da iyinin ve kötünün doğuşu “Pandoranın Kutusu” Bu iki karşıt güç arasındaki savaşın tüm evrende adlı bir mitle açıklanmaktadır. sergilendiğine ve yeryüzünde olup biten her şeyin bundan kaynaklandığına inanılır. Oysa tek Tanrı’ya inanan dinler; Sadece Pandora ve Epimetheus’un soyundan gelen ölümlü her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve tartışılmaz iyi olan insanlara bahşedilmiş olan erdemler olmasaydı, insanlar bir Tanrı’nın yeryüzünde bunca acıya, sefalete, yoksulluğa Prometheus’un kendilerine verdiği bilgi ateşinin neden izin verdiğini açıklayabilmek için ciddi düşünsel yalımlarını her geçen gün daha da büyütebilir, parlatabilir çaba harcarlar. Bu konudaki en yaygın açıklama; Tanrı’nın miydiler? Neyin iyi, neyin kötü ya da neyin doğru, neyin insanların iradesini özgür bıraktığı, kötülüğün olmadığı bir yanlış olduğunun belirlenmesinde bireyin başka bireylerle yerde insanların iyi-kötü arasında seçim yapamayacakları, ya da tüm çevresiyle girdiği ilişkilerde erdemli, sevgi dolu, doğruyu yanlıştan ayıramayacakları ve yeryüzünde özgür saygılı, akılcı ve vicdanlı olmasının önemine değinen ve iradenin olmayacağı doğrultusundadır. “erdem ahlakı” olarak adlandırılan bir ahlak yaklaşımı bulunmaktadır. Bu ahlak yaklaşımı, bireyin yaşamını Tek Tanrılı dinlerin hepsi, dünya yaşamının bir sınav yeri bütüncül olarak ele almakta ve iyi-kötü ya da doğru-yanlış olduğunu söyler. Dünya, Tanrı’nın buyruklarına göre davranışı bireyin farkındalığıyla ve kişilik özellikleriyle yaşama ve kulluğun hakkını verme yeridir ancak bu sınavın ilişkilendirmektedir. yapılabilmesi için olmazsa olmaz olan tek şey, insanların iyi-kötü (doğru-yanlış) arasında seçimlerini özgürce Ölümü Bilemem, Şerefsiz Yaşamanın Ne Olduğunu yapabilmeleri için “özgür irade” sahibi olmalarıdır. Zira Bilirim ancak özgür iradeye sahip olan bir insanın sınavı “Sokrates’in Savunması”, öğrencisi Platon tarafından yapılabilir. Bu sınavın bir gereği olarak Tanrı’nın, özgür yazılmıştır. Zaten Sokrates’in en önemli eseri öğrencisi iradeye sahip insanların sadece iyiyi ve doğruyu Platon’dur ve arkasında hiçbir yazılı eser bırakmayan seçmelerini zorunlu kılması düşünülemez (Dünya yaşamı Sokrates’in kişiliği, hayatı ve düşünceleri öğrencisi bir sınav yeridir. Enbiya suresi 35: Her nefis ölümü Platon’un yazdığı kitaplar sayesinde günümüze kadar tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ulaşmıştır. Sokrates’in Savunması; Atina şehrinin ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz. Tanrı, yaratmış tanrılarına inanmayışı (tek bir Tanrı olduğunu olduğu kullarına rehberlik etmekte ve doğru yolu savunuyordu) ve Atinalı gençlerin ahlakını bozması göstermekte ancak iyi-kötü ve doğru-yanlış arasındaki gerekçesiyle suçlanmasını, yargılanmasını ve seçim hakkını kulun kendisine bırakmaktadır. İnsan suresi cezalandırılmasını konu alan bir diyalogdur. Sokrates 2-3: Doğrusu biz insanı imtihan etmek için karışık bir savunmasında; ahlaksız yaşamanın ne demek olduğunu nutfeden yarattık da onu işitici, görücü yaptık. Biz ona yolu bildiğini, kendi söylediklerini inkâr ederek ahlaksız gösterdik, artık o ya şükredici olur ya da nankör. İnsanların yaşamayı tercih etmektense ölümü tercih edeceğini çünkü kötülüğü tercih edip yoldan çıkmaları, Tanrı’nın her şeye ölümün ne demek olduğunu bilmediğini; belki iyi belki de gücü yeten, merhametli ve iyiliğin kaynağı olduğu kötü bir şey olduğunu ancak söylediği ve inandığı gerçeğini değiştirmez. Yunus suresi 44: Allah insanlara düşünceleri inkâr etmenin şerefsizlik olduğunu ve şerefsiz hiçbir şekilde zulmetmez fakat insanlar kendi kendilerine yaşamanın ne olduğunu bildiğini söyleyerek “insanın zulmediyorlar [Kötülük yapıyorlar.].). Tek Tanrılı dinlere kendisini bilmesinin en büyük erdem olduğunu” ait kutsal kitapların hepsi iyi ile kötü arasında ayırım vurgulamıştır. Mahkemede savunmasını yaparken yapabilmek için yol göstericidir, aydınlatıcıdır. Yani iyi kendisini küçük düşürmemesinin ve yalvarmamasının neden iyidir, kötü neden kötüdür. İnsanların kendi aslında ölüm cezası almasının gerçek nedeni olduğunu iradeleriyle ahlaken iyi olabilmeleri için, yine kendi belirtmiş, bunları (bu şerefsizlikleri) yapmaktansa ölmeyi iradeleriyle ahlaken kötü olanı seçmemeleri gerekmektedir. yeğleyeceğini söylemiştir Dolayısıyla, kaçınılmaz olarak iyilikle birlikte kötülük de

bulunmalıdır ve insan özgür iradesiyle bu ikisinden birini


tercih etmelidir. Sonuçta, kötülükten yola çıkıldığında, kullanılmakta ve patronus’ların koruyup kolladığı kişilere Tanrı’nın yokluğu değil aksine varlığı ispatlanır ancak de “cliens” denilmekteydi. Roma toplum yapısında özgür iradeyle ilgili tüm bu açıklamalar başka sorulara cliens’ler, pleb’lerden (vatandaşlardan) aşağıda, neden olabilir, örneğin; insanlar özgür iradeleriyle kötüyü servi’lerden (kölelerden) yukarıda konumlanmış bir sınıftı. seçebilirler ve gerçekten de pek çok insan özgür iradesiyle Roma imparatorluğunda konukseverlik erdemi yalnız kötüyü seçerek kötülük yapmaktadır. Eğer Tanrı bir barındırmak, misafir etmek, karnını doyurmaktan ibaret kulunun kendi özgür iradesiyle kötüyü seçeceğini ve bu olmayıp “hukuki himaye”de sağlamıştır. yüzden de cehennemde cezalandırılacağını biliyorsa, ki Rönesans: İyinin ve Kötünün Yüzü Aynıdır biliyor, onu neden yaratır? Bir diğer önemli soru şudur: Önce özgür iradesiyle kötüyü seçen, sonra tekrar özgür Avrupa’da hümanizm düşüncesi Rönesans ile gelişmiştir ve iradesiyle iyiyi seçebilir mi? Sonra tekrar özgür iradesiyle Rönesans, dogmatik inançlara tepki olarak doğmuştur. kötüyü seçebilir mi? (Tanrı insanların iyiliklere Batıda Rönesans ile birlikte yükselişe geçen hümanizm yönelmesini ve kötülüklerle mücadele etmesini istediği için düşüncesi, sadece bilimsel gelişmelerin önünü açmakla vahiy yoluyla insanlara iyi-kötü, doğru-yanlışın ne kalmamış; iyi-kötü ve doğru-yanlış konusundaki ahlaki olduğunu bildirmekte, yapılan hiçbir iyilik ve kötülüğün değerlerin de yeniden yorumlanmasını sağlayarak ahlaki karşılıksız kalmayacağını hatırlatmakta ve affedici düşüncenin gelişimine katkıda bulunmuştur. Ayrıca olduğunu söylemektedir. Şura suresi 30: Size gelip çatan matbaanın bulunması ve Latince yerine günlük konuşma her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah dilinin kullanılması, okur-yazarlığı bir ayrıcalık olmaktan birçoklarını da affediyor. Daha ayrıntılı bilgi için bk.: Emre çıkarmış ve yaygınlaştırmıştır.

Dorman, People Are Asleep They Wake Up When They Kafası Karışık İnsan: Şeytanla Yapılan ve Kanla Die, İstanbul Yayınevi, İstanbul, 2016). İmzalanan İlk Yazılı Anlaşma

Teolojik ahlak yaklaşımına göre, bir davranışın sonucu Goethe, “özgür irade” konusunda Faust adlı eserinde iyi ve onun ahlaksal statüsünü belirler. Bu bağlamda, “sonuç” kötü konusunda “kafası karışık insanı” ele almakta ve kullanılan yolları ve araçları meşrulaştırır. Burada teoloji kahramanı Faust’un kafasının karışık olması ile entelektüel kavramı, sonuçlar hakkında rasyonel düşünme anlamında düzeyi arasında doğrusal bir ilişki kurmaktadır: Dr. kullanılmaktadır. Davranışın sonucu iyiye ve doğruya Faustus, hem hekimdir hem de tanrıbilim doktorası ulaşmamızı destekliyorsa davranış ahlaklıdır. Elbette yapmıştır yani entelektüel düzeyi yüksek bir kişidir. Goethe burada akla gelen sorular şunlardır: İyi ve doğru sonuç eserinde Christopher Marlowe tarafından yazılmış nedir? Kim buna karar verir? Bu iyi ve doğru sonuç kimin Elizabeth dönemi bir tiyatro oyunundan esinlenmiştir için iyi ve doğru sonuçtur? Ahlaki davranışın (Faustus, 2018, 28). Eserin başında Tanrı ve Şeytan bahse değerlendirilmesinde kullanılan “iyi ve doğru sonuç” girerler. Tanrı, kendisine hizmet etse de Dr. Faust’un yaklaşımı, hedefi ve hedefe ulaşmada kullanılan araçları kafasının karışık olduğunu, özgür iradesiyle kötüyü soruşturmaya gerek duymadan meşrulaştırır. Bu görüş seçebileceğini ancak sonra tekrar pişmanlık duyarak özgür doğru mudur? iradesiyle iyiyi seçebileceğini söyler. Şeytan (Mefisto) ise Dr.Faust’u kolayca kendi yoluna çekebileceğini, onun Eski Roma: İş Ahlakının Doğrularıyla İlgili İlk Yasal ruhunu eline geçirebileceğini ve ona özgür iradesiyle Düzenlemeler kötülükler yaptırabileceğini söyler. Eski Roma’da patrici ve plebler’den oluşan vatandaşların dışında kalan ve peregrinus olarak adlandırılan yabancıların Aydınlanma Çağı

hiçbir hak ve hukukları yoktu. Köleleştirildiklerinde ve Aydınlanma Çağı’nda genellikle birbirinin alternatifi öldürüldüklerinde cezası da yoktu. Köylüler mahsullerini olarak değerlendirilen iki etik teori söz konusudur. şehirlere getiriyor ve forum adı verilen pazar yerlerinde Bunlardan birisi, “Kant’ın Etik Teorisi”, diğeri “Bentham şehirlerde yaşayan zanaatkârların üretimleriyle trampa ve Mill’ın Etik Teorisi”dir. Kant’ın etik teorisi “Ahlak ediyorlardı. Roma İmparatorluğu önce İtalya’daki şehir Yasası”, Bentham’ın etik teorisi “Faydacılık” olarak devletlerini kendi yönetimi altında bir konfederasyon adlandırılmaktadır. Her iki etik teorinin arkasındaki isim şeklinde toplayarak büyüdü, sonra da deniz aşırı ülkeleri Newton’dur. Newton, çok basit olarak söylemek gerekirse (eyaletleri) ülkeye kattı. Roma imparatorluğu geniş bir hareket eden cisimlerin “hareket yasalarını” ortaya coğrafyaya yayılmıştı ve ticaretin gelişmesi için koymuştur. Bu yasa, bir gezegenin hareketi kadar düşen Romalıların yabancı tüccarlarla temasa geçmeleri yani bu veya fırlatılan bir taşın hareketini de kapsamaktadır. Başka günkü deyişle uluslararası ticaret zorunlu hâle gelmişti. Bu deyişle Newton, ilk kez nesnelerin hareketini tek bir bağlamda tüccarlık sürekli seyahat edilen tehlikeli bir işti yasayla (kütleçekimi yasası) açıklamıştır. Bu bilim tarihi ve her an öldürülme ya da kıymetli malların çalınması söz açısından bu çok önemli bir adımdır. Newton’un yasasının konusuydu ancak bu durumda bir daha gelmeyecekleri bir diğer önemi, evrenin akıl yoluyla kavranılabileceğini korkusuyla tüccarlar korunmaya ve gözetilmeye başlandı. göstermiş olmasıdır. Bu nedenle “koruyup kollamak” ya da “himaye etmek” Roma iş ahlakında önemli bir erdemdi. Roma Aydınlanma Çağı I: Kant’ın Ahlak Yasası

İmparatorluğu’nda “patronus” kelimesi “koruyucu, İnsanlar tarih boyunca doğayı anlayabilmek için hareketi destekçi, koruyup kollayan, himaye eden” gibi anlamlarda anlamaya, anlamlandırmaya çalışmışlardır. Newton da bu


amaç doğrultusunda ezber bozan bir görüş öne sürmüş ve Negatif ve Pozitif Karakterli Ödevlerin Ahlaki öne sürdüğü bu görüşü, diğer tüm bilim dallarını Muhakemeyle Belirlenmesi etkileyerek dünyanın bugünkü bilimsel/kültürel yapısının Muhakeme Arapça kökenli bir kelimedir ve “bir sorunu ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. Newton, hareket çözebilmek için çıkar yol arama” anlamında eden cisimlerin hareket etmelerini bu cisimlerin dışındaki kullanılmaktadır. Faydacı bakışta neyin doğru neyin yanlış bir sebebe (‘gravitasyon’ adını verdiği kuvvete) olduğunu belirleyen şey, yaratılan toplam faydadır ancak bağlamıştır. Bu görüşü ile sadece Aristotelesçi fizik fayda olgusunun öznelliği, fayda-maliyet analizinde farklı anlayışının değil, metafizik anlayışın da temelden ölçü birimlerinin nasıl karşılaştırılacağı (örneğin, insan değişmesine neden olmuştur. emeğinin parasal değeri, özgürlüğün bedeli gibi), neyin

Aydınlanma Çağı II: Jeremy Bentham ve John Stuart faydalı neyin zararlı olduğu, ahlaki çelişkilerin sınırsızlığı Mill’in Faydacılık Yaklaşımı gibi pek çok sorun, ahlaki muhakeme yaparak iyiyi- doğruyu seçebileceğimiz konusunda ciddi endişelere neden İnsanlar tarih boyunca doğayı anlayabilmek için hareketi olmaktadır. Ahlaki muhakeme yaparken; para, etki edilen anlamaya, anlamlandırmaya çalışmışlardır. Newton da bu hayat sayısı, etki edilen insanların önem ve yakınlık amaç doğrultusunda Genellikle bir sorun karşısında normal derecesi, çevreye verilen zarar gibi pek çok kriter göz koşullarda “niçin” ve “nasıl” sorularını birlikte sorulur. Bu önüne alınabilir. sorularından ilki, “niçin” sorusu, genellikle kavramsal bir bakışı gerektirir ve aynı zamanda bir amaca yönelik olmayı Çok Kültürlü Global Şirketler ve İş Ahlakı da öngörür fakat ikincisinin cevabı yani “nasıl”ın cevabı, Global şirketler; dünya ekonomisini meydana getiren genellikle tektir ve rasyonel düşünerek neden-sonuç sosyal, ekonomik ve kültürel olguların birbiriyle ve giderek bağlantılı bir işleyişin ortaya konulmasıyla verilebilir. dünya piyasalarıyla bütünleşmesi doğrultusunda ortaya Rasyonel yaklaşım, matematik gibi nicel bir dilin çıkmış, farklı kültürlere sahip farklı ülke vatandaşlarının bir kullanılması ve dolayısıyla nesnel bir tasvirin yapılmasıyla arada çalıştıkları ve Asya, Avrupa, Amerika pazarlarında sağlanabilir. Newtoncu bilim anlayışı, “nasıl” sorusunun satışlarını gerçekleştiren şirketlerdir. Global kelimesi cevaplanması çerçevesinde bir kurgu üzerine kurulmuştur. “dünya çapında” veya “tüm dünyada” anlamında Bir davranış tercihinin analizinde “nasıl” sorusunun kullanılmakta ve globalleşme kapitalizmin makyajlanmış sorulması ve bu sorunun cevabının Newton’dan yola şekli ya da emperyalizmin yeni yüzü olarak çıkarak “hesaplayarak-kitaplayarak” ya da “matematiksel nitelendirilmektedir. Bu bağlamda global şirketler, dünyayı dille ifade ederek” veya “fayda-maliyet analizi” yaparak tek büyük bir pazar olarak görmekte ve dünya bilimsel olarak açıklanmaya çalışılması, Faydacı Etik vatandaşlarını da hem potansiyel müşterileri hem de Teorisinin temelini oluşturur. Faydacı Etik Teorisinin potansiyel insan kaynakları olarak değerlendirmektedirler. kurucuları Bentham ve Mill’dir.

İş Ahlakında Paydaşların Negatif ve Pozitif Ödevleri

Bazı durumlarda birisine zarar vermemek için belli bir eylemi gerçekleştirmememiz veya belli bir eylemsizlik durumunda olmamız gerektiğini bize düşündüren ödevlerimiz “negatif karakterli” ödevlerimizdir. Örneğin, sinirlendiğimiz birini öldürmemek negatif karakterli bir ödevdir ve eylemsizlik içinde kalarak bu ödevimizi yerine getiririz. Yaşamak, insanın doğmakla elde ettiği bir haktır ve yaşama saygı duymak en önemli referans noktasıdır. Bu bağlamda, yaşama saygı duymak ve öldürmemek “negatif karakterli” ve “kesin” bir ödevdir. Oysa “pozitif karakterli” ödevler, insanın kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle tam olarak yerine getirilebilecek ödevler değildir. Örneğin, freni tutmayan bir otobüsü durdurabilmek için şoförün yapabileceği bir şey yoktur. Yani otobüsü durdurabilmek şoförün insani kapasitesinin sınırlarını aşmaktadır. Pozitif karakterli ödevler doğrultusunda bazı tedbirler/önlemler alınabilir. Örneğin, otobüsün periyodik bakımları aksatmadan yapılabilir ancak her türlü tedbire rağmen otobüsün freni boşalırsa bu durumda otobüsü devirmeyerek içindeki kırk yolcuyu kurtarabilmek için yolda yürüyen bir yayaya çarpmak (yayayı feda etmek) yapılması gereken doğru şey olarak değerlendirilebilir. Gene de verilen kararın doğruluğu tartışmalıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında