BYA104U-MODERN BÜRO YÖNETİMİ
Ünite 3: Modern Büroların Tasarımı ve Düzeni
Giriş
Geçmişten günümüze kâğıt ve kalem ile başlayan masaüstü çalışma gereçleri, daktilodan bilgisayara evrilerek gerek çalışma içeriği gerekse boyutsal olarak masaüstü ortam tasarımlarını ve mobilyaların boyutlarını değiştirmiştir. Bu nedenle okuma, yazma ve çıktı işlemleri gibi süreçleri kapsayan ofis üretim ortamlarında günümüzde, masaüstü- dizüstü bilgisayarları, cep telefonları, tarayıcılar, fotokopi makinaları, projeksiyon cihazları gibi birçok farklı elektronik ürün kullanılmaktadır. Ofis çalışma ortamlarındaki teknoloji tabanlı ürünler farklı çalışma ortamlarını da beraberinde getirmekte ve bir ofisin içerisinde birbirinden farklı içeriklere sahip mekân parçaları oluşmaktadır.
Ofis Sistemleri ve Plan Tipleri
20. yüzyıl, kentleşmenin hızla arttığı ve yeni çalışma ortamlarının çeşitlendiği bir dönemdir. Bugün ise kentlerde çalışan insanların önemli bir bölümü, günde en az 8 saat ofis mekânlarında çalışmaktadır. Tarihsel süreç içinde değişen gereksinimler ve yeni çalışma biçimleri, telgraftan telefona ve bugün bilgisayar ve cep telefonlarına kadar hızla değişen teknoloji odaklı iletişim araçları ofis sistemlerini etkileyen başlıca faktörlerdir.
Kapalı (Geleneksel) Sistem
Kapalı ofis sistemleri, esnek yapılara sahip olmayan ofis sistemleridir. 1930-40’lı yıllarda yoğun olarak tercih edilen bu ofis tipinde planlar ayrı odalar ve koridorlarla biçimlendirilmiştir. Geleneksel ofis ya da hücresel ofis olarak da adlandırılan kapalı ofis, içerisinde tek kişinin ya da birkaç kişinin bir arada çalıştığı, sınırları duvarlarla oluşturulmuş, kişinin kapısını kilitleyerek ve kendine ait eşya ve donanımları mekâna getirerek kendine özel hâle getirebildiği (kişiselleştirebildiği) çalışma birimi olarak tanımlanabilir. Eski yönetim biçimlerine ve iş kültürüne dönük yerleşim planlarının kullanıldığı ve mahremiyetin öncelikli olduğu plan tiplerine sahip olan kapalı sistem ofisler günümüzde tercih edilmemektedir ancak 2019 Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinde yeniden gündeme gelerek kapalı ofis sistemlerine dönülme tartışmaları başlamıştır.
Açık Yerleşme Sistemi
Açık ofis sistemleri, hiyerarşik yapılanmanın az olduğu iletişimi yoğun ofis mekânlarıdır. Mekânlar, bölücü olarak katı duvarlar yerine değiştirilebilen hafif bölücü elemanlarla yapılandırılırlar. Bölücü elemanlar olarak modüler akustik elemanlar olabileceği gibi ses emici özelliklere sahip kitaplık gibi farklı mobilya ve donatı elemanları da kullanılabilir. Hareketli bölücü elemanlar mekân içinde esnek mekânsal planlamaların yapılmasına olanak verir. Bu yeni büro mekânı düzenlemesinde, elemanlar geniş ve bölünmemiş büro hacimlerinde çalışmaya devam ederken; yönetici odaları, toplantı salonları gibi bazı mekânlar kapalı hacimlerde yer almaktadır (Riewoldt, 1994). Açık ve yarı açık ofis
sistemleri olarak farklı plan tiplerine sahip iç mekân tasarımlarında mekânsal ses izolasyonu; kullanılan halılar, mobilyalar, ses yutucu paneller, alçı tavanlar vb. ile sağlanmaktadır. Açık ofis sistemleri ile birlikte iç mekân tasarımında kullanılan masa, sandalye, dolap, keson, aydınlatma elemanları gibi mobilya ve donatı elemanlarının da tasarımları değişmiştir.
Karma Sistem
Karma düzenli ofis planları ofisler hem geleneksel (kapalı) hem de açık ofislerin özelliklerini içerisinde barındıran hibrit bir sistemdir. Yeni bir ofis sistemi olan karma sistemde bireysel ve grup çalışmaları başarılı bir şekilde organize edilebilmektedir Karma sistemlerde şirket kültürü ve çalışma prensipleri bağlamında çoklu mekânsal uygulamalar yapılabilmektedir. Böylece daha esnek ve çalışma ekiplerinin beklenti ve istekleri doğrultusunda daha verimli karma düzenlemelerin yapılmasına olanak sağlar. Bireysel ve grup çalışmalarının gereksinimlerine yanıt verecek tekli çalışma ortamlarından, küçük veya kalabalık gruplar için farklı toplantı ortamlarının tasarlanmasına kadar değişen mekân parçaları tasarlanabilmektedir. Karma sistemler, ofis iç mekân tasarımlarında kapalı sistemlerin rahatlığı ile açık sistemlerin esnek yapılanma özelliklerini bir arada uygulama olanağı sağladığı için çalışma verimliliği de yüksek ortam tasarımlarına olanak sağlar.
Ofis Sistemleri ve Plan Tipleri
Ofis tasarımında, işletmenin vermiş olduğu hizmet çeşitliğine ve organizasyonel yapısına bağlı özel mekân bölümlendirmeleri yapılmaktadır. Bu mekân bölümlendirmeleri yapılırken çalışanların fiziksel, bilişsel ve ruhsal ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması gerekir. Mekân bölümlendirmelerinde çalışan sayısı, çalışma saatleri, çalışanlar arası hiyerarşi, işletmenin hizmet verdiği sektöre göre belirlenmiş özel ihtiyaçlar ve beklentiler gibi detaylı kriterler etkili olmaktadır. Ofislerde mekân bölümlendirmeleri en yalın hâli ile çalışma alanları, özel amaçlı alanlar, temel alanlar olarak 3 gruba ayrılabilir. Bu alanlar katı fiziksel sınırlar, duvarlar ile ayrılmış olabileceği gibi iç içe geçmiş biçimde aynı mekânda kurgulanmış da olabilirler. Çalışma alanları, geleneksel büro sistemlerinde bireysel çalışma alanları ve toplantı odaları gibi bilindik isimlerle ayrılmış olsa da günümüzde bu mekân bölümlendirmeleri rahat/esnek çalışma alanları, sanal çalışan- müşteri katılımcılı karma çalışma alanları gibi farklı ve yeni tanımlara sahiptir. Bu bölümlendirmelerin mekân içindeki yerleşimleri, büyüklükleri, birbirlerine yakınlık, uzaklık ilişkileri çalışanlar ve işletmenin temel iş faaliyetleri düşünülerek belirlenmelidir.
Çalışma Alanları
Kamusal ve özel kurum ve kuruluşlarda farklı çalışma düzenleri kullanılmakla beraber tüm büro tasarımlarında geçerli olan temel ilkeler, mekân bölümlendirmeleri için de geçerlidir.
Bireysel Çalışma Alanları
Çalışanların işletmenin iş faaliyetleri ve kendi görev tanımları çerçevesinde bireysel olarak çalışmalarına imkân tanıyan yeterli donanım ve alt yapı olanaklarına sahip olmalıdır. Kapalı ofis sistemlerinde kişiye özel odalar kurgulanırken açık ofis sistemlerinde mahremiyet sağlayıcı bölümü paneller-seperatörler kullanılabilmektedir. Yeni ofis sistemlerinde yeterli alanın olmadığı durumlarda mahremiyet kabinleri denilen, ofisin genel gürültüsü ve yoğun çalışma ortamından izole olabilecekleri kabin tasarımları da mevcuttur.
İş Birliği Alanları-Toplantı Alanları Ekip Çalışması Alanları
Birden fazla benzer veya farklı pozisyonlardaki çalışanın çalışma konusu ile ilgili birlikte çalışabildikleri, fikir alışverişinde bulunabildikleri bir ortam olmalıdır. Masa büyüklükleri ve oturma düzeni kişilerin birbirlerini rahatlıklar duyabilecekleri şekilde ayarlanmalıdır. Toplantılarda uygulanan masa ve oturma düzeni kurumun hiyerarşik ilişki yapısı göz önünde bulundurularak seçilir. Toplantı alanları genellikle 4-30 katılımcının bir arada olabileceği şekilde kurgulanmaktadır. 30 kişiden fazla olan toplantılarda seminer salonları gibi ek mekân tercihleri yapılmalıdır. Toplantı masası düzen tipleri; U, yuvarlak, kare, dikdörtgen, köşegen ve hilal masa düzen tipleri olarak ele alınır. Yuvarlak, köşegen ve hilal masa düzenleri eşit- benzer pozisyonlarındaki katılımcılar için uygun olurken kare, dikdörtgen masa düzeni sıklıkla tek veya çok başkanlı toplantılar için kullanılmaktadır. Toplantı alanları ve grup- ekip çalışması alanları hareketli masalar ve oturma birimleri ile gerektiğinde birbirlerine dönüşecek biçimde esnek bir yapıda kurgulanabilir.
Dinlenme Alanları-Esnek Çalışma Alanları
Çalışanların masa başında uzun saatler boyunca hareketsiz kalması orta ve uzun vadede ciddi sağlık problemleri yaratabilmektedir (World Health Organization & International Labor Organization, 2021). Çalışma koşullarına uygun mola saatleri ve esnek-rahat çalışma alanlarının kurgulanması, çalışanların rahatlaması açısından oldukça önemlidir. Yeni iş yapma biçimleri ve teknolojileri işlerimizi masa başında uzakta, mobil cihazlar ile yapabilmemiz ve takip edebilmemiz mümkün kılmıştır. Esnek- rahat çalışma ve dinlenme alanlarında yer alacak rahat oturma birimleri ve mekân düzenlenmesi çalışanların ihtiyacı olan molalarda kaliteli vakit geçirmesi ve iş üretkenliğini artırmak için oldukça önemlidir.
Sosyal Alanlar
Ofis tasarımında çalışanların bir diğer temel ihtiyacı da sosyalleşme alanlarıdır. Bu alanlar yalnızca bireysel bir ihtiyacın giderilmesi için değil çalışanların aynı zamanda işle ilgili kurumsal yapıya ait bir anlayış kazanması için de önemlidir (Saks&Ashforth, 1997). Bu alanlar, çalışma saatleri içinde veya sonrasında çalışanların bir araya gelip birim içi veya birimler arası etkileşimde bulunabilecekleri işlevsel ve estetik açıdan yeterli donanma sahip olmalıdır.
Çalışanların sosyalleşme ihtiyaç ve beklentilerini karşılamaya yönelik kurgulanmış mekân bölümlendirmeleri rahat esnek çalışma alanları, dinlenme alanları, serbest etkinlik alanları ve yeme-içme alanları olarak ele alınabilir.
Opsiyonel/Tamamlayıcı Alanlar
Ofis tasarımında işletmenin faaliyet alanları etkili olduğu kadar işletmenin yer aldığı mülkün fiziksel özellikleri ve imkânları da önemli olmaktadır. Ofisin yer aldığı binanın yapısı, kullanıma uygun alanları, konumu gibi etkenler ofis tasarımında yer alacak alanları belirlemektedir. Temel faaliyetlere yönelik mekân bölümlendirmelerin haricinde yeni dönem ofis tasarımlarında farklı ihtiyaç ve beklentilere yönelik alanlar oluşturabilmektedir.
Çalışma Masaları
Çalışma masaları bireysel veya çoklu kullanıma uygun olabilir. Çalışma masalarında dayanıklı malzeme kullanımı, kolay temizlenebilir yüzeylerin olması temel beklentilerdir. Bunun yanı sıra faaliyet türüne göre uygun masa genişliği ve yüksekliğinin seçilmesi gerekir. 73-75 cm arasındaki bir yükseklik ortalama ideal bir çalışma yüksekliği olarak kabul edilir. Monitör, bilgisayar, klavye ve fare gibi teknik donanımların rahatça kullanılabildiği bir masa boyutu en az 70´140 cm ölçülerine sahip olmalıdır. Modern ofis tasarımı yaklaşımlarında oturarak ve ayakta çalışma tiplerine bağlı olarak yüksekliği ayarlanabilir çalışma masaları da tercih edilebilmektedir.
Oturma Birimleri
Çalışma koltukları/sandalyelerinin seçiminde kullanıcı profili ve kullanılacağı mekânın temel işlevleri dikkate alınmalıdır; ortak alanlar, bekleme alanları ve yönetici odaları vb. dikey hiyerarşinin kabul gördüğü geleneksel ofis sistemlerinde oturma birimleri yönetici ve çalışan- operasyonel olarak ayrılmakta iken yatay hiyerarşinin uygulandığı modern büro sistemlerinde tüm oturma birimleri çalışanların ergonomik ve estetik beklentilerine yönelik olarak kurgulanmaktadır. Oturma birimlerinde oturma yüksekliğinin 45-50 cm arasında, taşıma kapasitesinin 45 ile 120 kg arasındaki kullanıcılara uygun olması beklenir. Rahat ve uzun süreli bir oturma için koltuk yüksekliğin ayarlanabilir olması, sırtın koltuğa tam olarak temas etmesi ve bel çukurunuzu desteklemesi gereklidir.
Teknik Donatılar
Kamusal ve özel kurum ve kuruluşlarda donatı elemanlarının seçiminde farklı ihtiyaç ve beklentiler etkili olmaktadır. Büyük kamu kuruluşlarında büro mobilya ve donatı elemanları genellikle kamu ihale kanununa bağlı olarak alınmaktadır. Dolayısı ile şartnameler hazırlanırken en temel ve genel özelliklere göre tercihler yapılmaktadır. Özel kuruluşlarda ise doğrudan temin veya ihale yoluyla alım yapılabilmektedir. Büroların teknik altyapısı ve buna bağlı donanımları, çalışan verimliliği ve ofis giderlerinin azalması açısından kritik önem taşımaktadır. Geleneksel büro sistemlerinde kâğıt- baskı ağırlıklı dosyalama- arşivleme ve belge yönetim sistemlerinin dijital ortamda güvenli bir biçimde arşivlenmesini ve takip edilebilir hâle
gelmesini sağlayan altyapı ve donanımlar sarf malzeme giderlerinin azalması açısından oldukça önemlidir. Dijital belge yönetimi beraberinde daha az depolama alanı ihtiyacını da beraberinde getirmektedir.
Tamamlayıcı Ürünler
Ofis çalışanları için çalışma ortamının ferah, ruhsal sağlığı olumlu yönde etkileyen ve motive edici bir görünüme sahip olması; iş yaşamında büyük bir öneme sahiptir. Ofis tasarımında temel ürünlerin yanı sıra mekân düzenleyici olarak kullanılan ürünler tamamlayıcı ürünler olarak tanımlanmaktadır. Bu donatı ve mobilyaların mekân içerisinde etkili kullanımı çalışma ortamının işlevsel ve estetik açıdan kalitesinde önemli artışa neden olmaktadır. Yeşil alanlar, bitki bakım alanları, üniteleri: Çalışmalar ofislerde kullanılan canlı bitki ve çiçeklerin bireysel çalışma performansları üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermektedir (Larsen, Adams, Deal, Kweon, & Tyler, 1998). Özellikle kapalı ofis sistemlerinde çalışanların doğaya duyguları özlem ve doğanın, canlı bitkilerin rahatlatıcı etkisinin yardımcı ile bürolarda dış mekân ile iç mekân arasında doğa ile uyumlu bir çalışma ortamı yaratılabilmektedir. Akustik paneller: Çalışma alanlarındaki ses problemlerine çözüm sunmak amacıyla kullanılan akustik paneller yüzey kaplaması olarak kullanılabileceği gibi mekân içerisinde modüler mekân bölücüler olarak da kullanılabilmektedir. Sehpa ve puf: Rahat esnek çalışma alanları, dinlenme alanları, serbest etkinlik alanları ve yeme-içme alanlarında kullanılabilir. Vestiyer-Askılıklar: Çalışanların ve misafirlerin kişisel eşyalarını rahatlıkla bırakabileceği işlevsel bir ürün olarak ofislerde yer almaktadır. Mekân bölücüler: Mekân bölücüler, özellikle yer sıkıntısı olan mekânlarda farklı işlevsel alanlar yaratmak amacı ile kullanılmaktadır.
Ofislerde İç Mekânda Fiziksel Çevre Koşulları- Çevre Koşulları
Günümüzde ofisler sadece içerisinde çalışılan bir mekân olmaktan uzaklaşarak etkileşimi yüksek, çalışanların zihinsel ve fiziksel konforunun öncelendiği mekânlara dönüşmüştür. Bu nedenle çalışanların mutlu olmaları ofis mekân tasarımı açısından önemli bir tasarım kriteridir. Fiziksel çevre-insan davranışları ve sağlığını araştıran çalışmalarda, insanların çevrelerini kontrol edebildiklerinde zihinsel (mental) açıdan daha sağlıklı ve mutlu oldukları ortaya konulmuştur (Yararel, 2019) ancak son yüzyılda gerçekleşen teknoloji odaklı kolaylaştırıcı çözümlere karşılık, ofis mekânlarında artan iş yoğunluğu, stres ve zaman kullanımı sorunları, ofis çalışanlarının insan odaklı mekânsal çözüm gereksinimlerinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. İnsan, içinde bulunduğu mekân ile sürekli etkileşim içerisindedir. Doğru tasarlanmış mekânlarda bu etkileşimin kalitesi, doğrudan ofis verimliliğini olumlu olarak etkilemektedir. Bu nedenle ofislerde günlük iş akışının planlanması, gürültü kontrolü, iç mekânda iklimlendirme kalitesi, aydınlatma değerleri, mekânda renk kullanımı gibi fiziksel çevre kontrolünü
sağlayan kriterler ofis çalışma ortamı ve çalışanların verimliliği için önemlidir.
Tamamlayıcı Ürünler
Lefebvre’ye göre mekân fiziksel, zihinsel ve toplumsal olmak üzere üç alandan oluşur. İçinde enerji olmadan fiziksel mekânın gerçekliğinin olmayacağını ifade eden Lefebvre, mekânın içindekiler ve toplumla ilişkisine dikkat çeker (Lefebvre, 2014). Buna göre mekân kavramı; kullanıcısı için salt bir üst örtü, barınma gereksinimi için kullanılan bir boşluk olmanın çok ötesinde farklı içerik ve işlevlere sahiptir. Ofis mekânları da salt bir çalışma ortamı olmanın çok ötesinde çalışanların günde en az sekiz saatlerini geçirdikleri, birbirleri ve çevrelerindeki farklı teknolojik ürünler, mobilya ve donatı elemanları ile iletişimde oldukları bir yaşam kesitidir. Ofis mekân tasarımında temel kriter, çalışanların mutluluğu ve çalışma verimliliğidir. Günün büyük bir bölümünün ofis ortamlarında geçirildiği düşünüldüğünde çalışanlar için en uygun çalışma ortamının tasarlanması önemlidir. Bu nedenle ofis mekân tasarımı, ofis verimliliğini doğrudan etkileyen başlıca kriterler içerisindedir. Doğru uygulanan gürültü kontrolü, mekândaki doğal ve yapay aydınlatma değerlerinin seçimi, ısı ve nem düzeylerinin kontrolü, mekânda kullanılan renkler ve tüm bu kriterleri teknik ve estetik değerlere sahip olarak malzeme, mobilya ve donatı seçimi, ofis mekân tasarımında öncelikli öneme sahiptir.
Gürültü Kontrolü
Bir bilim dalı olarak akustik, ses ve sesle ilgili (sesin oluşması, yayılma ve duyulma) süreçleri kapsar. Çalışma ortamlarında ses konforu önemli bir fiziksel çevre kalite verisidir. Öncelikle çalışan kişinin mahremiyeti ve çalışma verimliliğinin sürdürülebilir olmasında gürültü kontrolü önemlidir. Gürültünün insan sağlığı üzerine etkisi; gürültüye maruz kalınan süreye, gürültünün frekansına, gürültünün seviyesine, türüne ve kişisel özelliklere göre değişiklik gösterir. Hoşa gitmeyen, istenmeyen ses olarak tanımlanan gürültü; kontrolünün yapılandırılmadığı çalışma ortamlarında ofis çalışanlarında işitme kayıpları, dikkat eksikliği, stres, solunum sıkıntıları, reflekslerde bozulma gibi birçok farklı geçici ve kalıcı sağlık sorunları ortaya çıkabilmektedir. Ofis mekânlarında gürültünün kontrol altına alınması için öncelikle ofis binasının ve mekânlarının çevresel gürültü kaynakları ile ilişkileri ve iç mekânlarda ses izolasyon çözümleri mekân tasarımında başlıca teknik kararları içerisinde barındırır. Gürültünün kontrol altına alınması için farklı çözümler ve uygulamalar bulunmaktadır. Örneğin duvarların ve tavanların ve mekânda kullanılan bölücü elemanların ses emici malzemeler ile kaplanması, sıklıkla uygulanan çözüm önerileri içerisindedir.
İklimlendirme
Çalışma ortamında konfor, iş verimliliği açısından önemlidir. Ofislerdeki gürültü kriterleri gibi ısı ve nem değerleri de çalışma ortamlarındaki verimliliği etkileyen başlıca faktörlerdendir. Ofis çalışanlarının vücut ısı dengelerinin korunması ve kendilerini rahat hissetmeleri işe
odaklanmalarını kolaylaştırır ancak mekân içerisinde bulunan mobilyalar ve elektronik aletlerin çıkardığı zehirli gazlar, temizlik malzemelerinin hava kalitesine olumsuz etkisine ve dışarıdan gelen kirli hava iç mekân hava kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Bina özellikleriyle ilgili olarak çoğu yapının pencerelerinin açılamaması ve bu nedenle doğal havalandırmanın kullanılamıyor oluşu havanın kuruyarak çalışanların olumsuz yönde etkilenmelerine neden olmaktadır.
Aydınlatma
Ofis mekânlarında aydınlatma değerleri; çalışanların fiziksel ve zihinsel sağlığı, odaklanma ve iş verimliliği açısından önemlidir. Özellikle kapalı mekânlarda ve uzun süreli çalışma ortamlarında doğru aydınlatma tasarımının olumlu etkileri ofis çalışanlarının mutluluğunu ve yaşam kalitesini arttıran etmenlerden biridir. Ofis binalarında pencere açıklıkları ile elde edilen doğal aydınlatma ile çalışma ortamlarının gereksinimleri doğrultusunda biçimlenen doğrudan ve dolaylı olarak yapay aydınlatma değerleri; mekânın büyüklüğü, çalışma ortamının içeriği, mekân tasarım kriterleri, mekânın ve mobilyaların rengi ne göre değişmektedir. Ofislerde doğru aydınlatma kalitesinin yararları (“Ofiste Aydınlatma Kalitesinin Önemi-NURUS,” n.d.)
• Yaşam konforunun ve kalitesinin iyileşmesi, • Görme yeteneğinin artması, • Göz sağlığının korunması, • Yeterli görememeden kaynaklanan hata payının azalması, • Doku ve yüzeylerin doğru olarak algılanması, • Çevrenin doğru algılanması, • Renklerin doğru görülmesi, • Güvende olma duygusunun yükselmesi, • Olumlu duygularda artış, • Enerjinin yükselmesi, • Biyoritmin düzenli çalışması, • Motivasyonun ve mekân memnuniyetinin yükselmesi.
Aydınlatma tasarımı sürecinde aydınlık düzeyi, düzgünlüğü, renk geriverimi, kontrast, gölge-aydınlık dengesi ve kamaşma gibi ışığın niceliğinin ve niteliğinin tanımlanması ve ölçülmesinin yanı sıra yapının işlevi, mekânda gerçekleştirilecek aktiviteler, mekânın günün hangi zaman diliminde kullanılacağı, mimari özellikler, teknik gereklilikler, enerji verimliliği ve yapının yer aldığı coğrafi konum gibi pek çok kriter değerlendirilmektedir. Bu kapsamda ofis mekânlarında aydınlık seviyeleri (“Ofiste Aydınlatma Kalitesinin Önemi-NURUS,” n.d.);
• Bekleme Salonları 300 Lux • Açık Ofisler 750 Lux • Toplantı Odaları 500 Lux
gibidir. Ofis mekânlarında doğru aydınlatma değerleri mekânın daha büyük/küçük, sıcak/soğuk, resmi/samimi algılanması gibi ortamların tasarlanmasında da katkı sağlayan bir parametredir.
Renk
İnsan gözü görünür ışık denilen dar bir dalga boyu bandını görebilir. Bu yaklaşık 4000-7000 angstromdur. Gün boyunca insan gözünün dalga boyu 5550 Angstrom’dur ve renkler yeşil-sarı renklere karşılık gelir. Güneş ışığı, insan gözüyle algılanabilecek tüm dalga boylarına sahiptir. Sıcak ve soğuk dalga boyları arasındaki denge havanın bulanıklığına ve günün farklı zamanlarına bağlıdır (“Ofiste Aydınlatma Kalitesinin Önemi-NURUS,” n.d.) Nesnelere çarptıktan sonra ışığın etkisine renk denir. Bir renk tarafından yansıtılan ışığın miktarına, dereceye ve doygunluğa bağlı olarak aynı renk ailesinin doygunluğuna, aynı zamanda doygunluğun derecesine, doygunluğun derecesine, görsel yoğunluğuna ve saflığına bağlı olarak değer derecesine göre bir değer vardır (Sağlam, 2019). Ofis mekân tasarımında renk kararları, aydınlatma değerleri gibi, mekânların işlevsel olarak algılanması, aydınlık/karanlık, ferah/sıkıcı, büyük/küçük olarak algılanmasında öncelikli tasarım kararları içerisinde yer alır. Mekân tasarım kararları kapsamında, mekân tasarımcısı bu seçimleri en doğru biçimde verecektir
Büro Tasarımında Yeni Yaklaşımlar
Geleneksel ofis yaklaşımı olarak kabul edilen ofis 1. Nesil Ofis, genellikle evrak işleri ve elle yapılan işlerle ilgili iken 2. Nesil Ofisin teknoloji ve özellikle kişisel bilgisayar, e-Posta ve mobil cihazlar gibi kişisel olarak bu teknolojilerin kullanımı ile ilgili olduğu söylenebilir. 3. Nesil ise kişilere teker teker ayrılmış daha az masa, mobilya ve çalışma alanının olduğu, daha fazla iş birliğine yönelik alternatif çalışma alanların sunulduğu bir ortam olarak kabul edilmektedir. 3. Nesil Ofis dediğimiz zaman; mekânda yapay ışık yerine doğal ışık kaynaklarının etkin olarak kullanıldığı, açık alanlar, teras balkon, manzara izlem cepheleri gibi çevresel öğelerin mekâna dahil edildiği yeni bir estetik kaliteden de bahsedebiliriz (Knoll, 2017). En belirgin farkın ise kişisel özel odalar yerine kişilerin yaratıcıklarını ve üretkenliklerini artıracak iş birliğine yönelik ortak alanların yaratılması olduğu söylenebilir (Knoll, 2017; Senion, 2017)
Akıllı yaşam teknolojileri; iş yapma biçimlerimizi önemli oranda etkilemiş, dönüştürmüş ve değiştirmiştir. Mobil cihazlar; cep telefonu, laptop, tablet pc ve kablosuz yaşam teknolojileri; kablosuz internet, kablosuz şarj üniteleri, kablosuz veri transferi ve bulut teknolojileri, akıllı veri takip ve veri yönetim sistemleri günlük yaşamımızı kökten değiştirecek yeni fırsatlar ve olanaklar sunmaktadır. COVID-19’un dünya çapında e-ticareti, dijitalleşmeyi ve otomasyonu hızlandırdığı önemli bir gerçektir (Lund et al., 2021). Özellikle pandemi sonrası video konferans, belge paylaşım araçları ve bulut tabanlı bilgi işlem kapasitesinin genişletilmesi işletmeler açısından yeni bir sayfa açmaktadır. Akıllı ofis tasarım yaklaşımı ile birlikte sanal ve fiziksel katılımcıları bir arada görebileceğimiz yeni mekân tasarımlarını da beraberinde getireceğini öngörebilmekteyiz.