AÖF Soru Bankası

Hayat Dışı SigortalarÜnite 7 Özeti

Kredi, Hukuksal Koruma ve Finansal Kayıp Sigortaları

BSİ204U-HAYAT DIŞI SİGORTALAR

Ünite 7: Kredi, Hukuksal Koruma ve Finansal Kayıp Sigortaları

Giriş

Kredi Sigortası, sigortalının muhtelif alıcılarla yaptığı sözleşmelere göre faturalandırılan ve bedeli özel şartlarda belirlenen azami vade süresi içinde ödenmesi kararlaştırılan mal ve hizmet satışlarına uygulanır. Kredi sigortasının üç temel fonksiyonu bulunmaktadır. Bunlar; risk yönetimi, tahsilat ve tazminattır.

Hukuksal Koruma Sigortaları, kişilerin karşılaştıkları uyuşmazlık ortamında haklarını aramak veya savunmak için yapmak zorunda oldukları tüm yasal masrafların karşılandığı bir sigorta modelidir. Hukuksal Koruma Sigortası ile Motorlu Araca Bağlı Hukuksal Koruma Sigortası, Sürücü Hukuksal Koruma Sigortası, Taşınmaz Mala Bağlı Hukuksal Koruma Sigortası ve Kişi-Aile Hukuksal Koruma Sigortası şeklinde farklı başlıklarda teminat verilmektedir.

Finansal kayıp sigortaları ise işletmelerin farklı nedenlerle yaşamış oldukları kâr kayıpları (iş durması) ve ihalelere girerken kullandıkları teminat mektubu yerine geçebilecek kefalet sigortaları olarak açıklanabilir. Kefalet sigortası kapsamında; sigortacı, borçlunun poliçede tanımlanan borç yükümlülüğünü yerine getirememesi riskine karşı, bu genel şartlarda ve poliçe özel şartlarında belirtilen hüküm ve şartlar çerçevesinde, borçluya kefil olarak poliçede belirtilen lehdara teminat sağlamaktadır. Ülkemizde kâr kaybı, genelde yangına bağlı olarak verildiği için hep yangın sigortasıyla birlikte anılmaktadır.

Kredi (Ticari Alacak) Sigortası

Ticari alacaklar, bir işletmenin ana faaliyet konusu olan mal ve hizmet satışları nedeniyle alıcılara açtığı kredi tutarını göstermektedir. Bazı sektörlerde işletmelerin mal ve hizmetlerin satışlarından doğan alacaklarının, varlık toplamı içerisinde payı %40’lara ulaşmaktadır. Birçok iş kolunda genellikle alacakların satışlara oranının yükselme eğilimi göstermesi de dikkatleri daha başarılı alacak yönetimi üzerine çekmiştir. Alacak yönetiminin, işletmenin nakit girişi, kârlılığı veya finansman gereksinimi üzerinde önemli etkileri vardır.

Kredili satışların işletme açısından riski, bu tür satışlardan doğan alacakların bir bölümünün değersiz hale gelmesi, işletme tarafından tahsil edilememesidir.

İşletmeler kredili satış yaptıkları müşterilerini, çeşitli risk kategorilerine göre gruplandırabilirler. Alacakların şüpheli veya değersiz alacak konumuna düşmesi işletmeler için risklerin artması anlamına gelmektedir. İşletmelerin, büyük müşterilere kredili satış yaparken, uğranılacak en yüksek zarar tutarı ve bunun işletmenin varlığı üzerine olabilecek etkisi üzerinde durmaları doğaldır. Büyük müşterilere yapılan kredili satışlarda, alacakların şüpheli alacak ya da değersiz alacak hale gelme olasılığı az olsa dahi, uğranılabilecek zarar tutarı, işletmenin tasfiyesine yol açabilecekse söz konusu satışın yapılmaması da yerinde olabilir.

Şüpheli Alacak: Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi kaydıyla; dava ve icra safhasında bulunan alacaklar, yapılan protesto veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafında ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek kadar küçük alacaklar, şüpheli alacak sayılmaktadır.

Değersiz Alacak: Tahsil edilme olanağının tamamen ortadan kalktığını hükme bağlayan bir mahkeme kararı olan alacaklar, değersiz alacak sayılmaktadır.

Tüm dünyada ticaretin açık hesap ticarete yönelmesi, işletmelerin büyüme konusundaki tercihlerinin bu yönde olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda, kredi sigortası işletmelerin bu şekilde yapacakları ticaretin bir güvencesidir. Kredi sigortası pazarının büyüklüğü ve yeni poliçeler yazabilme kapasitesi, açık hesap kullanımını olumlu yönde etkilemektedir.

Kredi Sigortasının Kapsamı

Ülkemizde kredi sigortası 2009 yılında Resmî Gazetede yer almış olup, 2011 yılında genel şartlarda güncellemeler yapılmıştır. Bu kapsamda kredi sigortası, sigortalının muhtelif alıcılarla yaptığı sözleşmelere göre faturalandırılan ve bedeli özel şartlarda belirlenen azami vade süresi içinde ödenmesi kararlaştırılan mal ve hizmet satışlarına uygulanır.

Bu sigorta sözleşmesi ile kararlaştırılan kredili satış ve kredili hizmet işlemlerinde alıcının;

• İflas etmesi, • Tüzel kişi olması hâlinde, borçlarını ödeyememesi nedeniyle hakkında tasfiye kararı alınması, • Bir mahkeme veya yetkili bir resmi merci tarafından tüm alacaklıları bağlayan kısıtlayıcı bir karar alınması, • Borç ödemede acze düşmesinin belgelenmesi veya bu durumun sigortacı tarafından kabul edilecek başka bir şekilde kanıtlanması suretiyle yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması, • Borçları ile ilgili konkordato ilan etmesi ve hukuki olarak yukarıda belirtilen durumlara eşdeğer görülen diğer hâller sonucu satıcı konumundaki sigortalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaptığı satışların bedelini kısmen veya tamamen alamaması nedeniyle uğrayacağı maddi zararlar, • Ayrıca sözleşme olması şartı ile yukarıda sayılan hâllerin dışında alıcının sözleşmede kararlaştırılan şartlarla mal veya hizmet bedelini ödememesi (temerrüt) hâli

teminat altına alınmıştır.

Konkordato: Bir borçlunun ticari durumunun sarsılmış olmasıyla alacaklıların, alacaklarını belli bir plana göre almaları konusunda kendi aralarında vardıkları ve mahkemece onaylanan anlaşmayı ifade eder.


İhracat kredi sigortası; ihracatçı konumundaki sigortalıları, T.C. sınırları dışında yaptığı kredili ihracat işlemlerinde alıcılar tarafından borçlarını ödeyememe riskine karşı güvence altına alan sigortadır. Bu sigorta türü ile sigortalılar, yurt içi ve yurt dışındaki alıcıların iflas etmesi ya da poliçede belirtilen şartlarda borçlarını ödeyememe riskine karşı teminat altına alınırlar.

Kredi Sigortasının Gelişimi

Sigortanın ana fonksiyonu işletmeler için bir risk yönetim ve risk transfer aracı olmasıdır. Kredi sigortası da işletmelerin kredili satışlarında karşılaştıkları ticari risklerin teminat altına alınmasında kullanılan bir risk transfer aracıdır. Sigortanın konusunu oluşturan ticari alacaklar sigortacılıkta mal varlığı riskleri arasında yer alır. Ticari alacaklar işletmenin yaptığı kredili satışlara bağlı olarak oluşur. İşletmenin taşıdığı risk kredi riskidir. Şayet ticari alacaklar ödenmezse kredi riski gerçekleşmiş olur.

Kredili ticaretin iki yönü vardır. Tedarikçi kredili satış yaptığında tedarikçi için ticari alacak söz konusudur. Alıcı ise vadede ödeme yapılana kadar ticari borç taşır. Tedarikçi işletme vadeli satış yaparak satışlarını büyütme çabasındadır. Alıcı ise üretimini sürdürebilmek için bir finansman kaynağı elde etmektedir. Böylece ticari alacak ve ticari borç ilişkisi tüm tedarik zinciri boyunca devam eder. Tüm tedarik zincirinde bu işlemler zincirleme olarak ticari akımların büyümesine sebep olurken, ticaret gelişmektedir. Tedarikçiler açık hesap ile karşılaşabilecekleri riskleri kredi sigortası ile teminat altına alabilirler. Alıcılar ise herhangi bir teminat vermeden tedarikçiden açık hesap ile mal temin edebilmektedirler.

Kredi Sigortasının Fonksiyonları

Kredi sigortasının üç temel fonksiyonu bulunmaktadır:

• Önleme-risk yönetimi • Tahsilat • Tazminat

Kredi sigortasının öncelikli fonksiyonu risk yönetimi, yani istihbarattır. Belki de en önemli fonksiyon olan risk yönetimi sayesinde kredi sigortası sisteminden yararlanan sigortalılar, doğru alıcılarla ticaret yapma imkânına sahip olurlar. Uygun bir sisteme sahip olmadan hiçbir işletme, düzenli bir şekilde mevcut alıcı (yani vadeli satış yapılan müşteri) riskini kontrol edip yönetemediği gibi yeni pazarlarda da güvenli bir şekilde hareket edemeyecektir. Her ne kadar mevcut alıcılar ödemelerini düzenli bir şekilde yapıyor olsalar da bu mevcut müşterilerin hiçbir zaman finansal güçlük yaşamayacağı anlamına gelmemektedir. Önemli olan da çok sık gerçekleşmese de bu finansal güçlüğün yaşandığı anı tam zamanında öğrenerek uygun pozisyon alabilmek ve riski minimize etmek veya mümkünse tamamen ortadan kaldırabilmektir.

Sistemin ikincil önemli fonksiyonunu ise kredi sigortacısının koordinasyonunda ve alıcıların ülkesinde

yerleşik olarak bulunan yerel mevzuata hakim tahsilat uzmanları tarafından yürütülen tahsilat hizmeti sağlamasıdır.

Kredi sigorta sisteminin üçüncü temel fonksiyonu tazminat edimi ile bütün bu önlemlere rağmen söz konusu riskin gerçekleşmesinin önüne geçilemez ve sigorta poliçesi ile koruma altına alınan risklerden birinin gerçekleşmesi sonucu alacak tahsil edilemezse, kredi sigortacısı devreye girecek ve bekleme süresinin dolmasına müteakip poliçede garanti altına alınan limit çerçevesinde tazminat ödemesinde bulunacaktır. Böylece, bir yandan sigortalının mağduriyetini giderirken diğer taraftan var olan bütün imkânları kullanarak olası bir tahsilatı da zorlamaya devam edecektir.

Kredi Sigortasında Teminat Altına Alınan Riskler

Kredi sigortasında temelde iki önemli risk teminat altına alınmaktadır:

• Ticari risk • Politik risk

Ticari risk alıcının iflası, hakkında tasfiye kararı alınması, konkordato ilanı, acze düşmesi, temerrüt hâli olarak ifade edilebilir.

Politik risk ise ihracat kredi sigortası ile sınırlı olmak kaydıyla, savaş ve ilgili riskler, ambargo uygulaması, alıcının bulunduğu devletin fon transferini engellemesi/sınırlaması veya alıcının ruhsatının iptali, kamu alıcısının ödememe riski, para biriminin konvertibilitesinin kaldırılması olarak açıklanabilir. Politik risk sigorta sağlayıcıları 3 ana kategoride toplanabilir. Bunlar; ihracat kredi kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve özel sigorta şirketleri ile reasürörlerdir.

Büyük reasürans şirketleri (Munich Re, Hannover Re, Swiss Re, Berkshire Hathaway) politik risk sigortasında önemli bir paya sahiptir.

Kredi Sigortasının İşleyişi

Kredi sigortası kapsamında verilen teminat, sigortacının yazılı olarak onayladığı alıcılarla, sigortalının yaptığı satış sözleşmelerinden doğan alacakları için geçerlidir. Sigortalı bu sigorta kapsamında içeriği tanımlanan satış sözleşmelerine ilişkin olarak her bir alıcının onaylanması ve söz konusu alıcılara kredi limiti tahsis edilmesi amacıyla sigortacıya başvurmakla yükümlüdür. Sigortalı tarafından yapılan talebin kabulü halinde sigortacı, bir kredi limit formu ile söz konusu alıcı için tahsis ettiği kredi limitini bildirir. Teminatın şartları ve sigortacı tarafından alınması talep edilen önlemler bu formda belirtilir. Alıcıların onaylanması halinde teminat, sigortalının ilgili alıcı için yaptığı kredi limiti başvurusunun sigortacı tarafından alındığı tarih itibariyle veya bu tarihten sonra yapılan satışlar ile ilgili olarak ortaya çıkan kredi riskleri için geçerli olur.

Sigortalıya tazminat talep etme hakkını veren zararın sigorta edilmiş bir riskin sonucu olması ve zarara sebep


olan olayın meydana gelmesinden önce onaylanmış kredi limit formunda belirtilen tüm koşulların yerine getirilmiş olması zorunludur. Sigortalı, sigortacının önceden yazılı izni olmaksızın alıcının borcu ile ilgili herhangi bir haktan veya teminattan feragat edemez, tamamen veya kısmen iskonto kabul edemez ve borçla ilgili herhangi bir anlaşmaya, uzlaşmaya giremez veya herhangi bir düzenleme yapamaz.

Ödenecek tazminat, alıcıya tahsis edilen kredi limitiyle sınırlı olarak hesaplanan zarardan, belirlenecek olan muafiyetin düşülmesi suretiyle hesaplanır. Sigortacının ilgili sigorta döneminde ödeyeceği azami tazminat toplamı, özel şartlarda belirtilen azami tazminat ödeme tutarı ile sınırlıdır. Azami tazminat ödeme tutarı en büyük alıcı limitinden düşük olmamak kaydıyla sigortacı ve sigortalı arasında belirlenir.

Sigortalı, sigorta sözleşmesi uyarınca sigortacıya karşı sahip olduğu tazminat alacağını ancak sigortacının yazılı onayı ile başkasına temlik edebilir. Temlik işlemi sigortalının bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin hiçbirini ortadan kaldırmaz. Tazminat alacağını devralmış kişi, tazminat ödemesi ile ilgili olarak sigortalıdan daha fazla bir hakka sahip olamaz ve sigortacının bu sözleşmeden doğan tüm hakları, temlikten hiçbir şekilde etkilenmeksizin, aynen geçerli olmaya devam eder.

Ders kitabınızın 176. sayfasında belirtilen nedenlerden birinin sonucunda doğrudan veya dolaylı olarak satış bedellerinin ödenmesini engelleyen veya geciktiren hâller sigorta teminatı dışındadır.

Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası

Alacak tahsilatı konusunda yaşanan sorunlar, işletmelerin likidite ve kârlılık durumlarını olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuz durum yüksek boyutlara ulaştığında, işletmelerin iflasına varan düzeyde ağır tabloların ortaya çıkmasına neden olabilir. İşletmeleri iflasa sürükleyen nedenler incelendiğinde, dörtte birine yakın kısmının tahsil edilemeyen işletme alacakları olduğu gözlemlenmiştir. Benzer bulgulara rağmen, ülkemizde kredi sigortasının yaygın olarak kullanıldığı söylenemez. Bunun başlıca sebeplerinden biri bu enstrümanın sigorta piyasasında sunulmasına rağmen az bilinmesidir.

Bu sigorta türünün yaygın bir şekilde bilinmemesinden dolayı potansiyel sigortalılar tarafından klasik sigorta branşlarıyla karıştırılarak sadece sigorta koruması ile sınırlı olduğu sanılmaktadır. Oysa bu branş klasik sigorta türlerinden farklı olarak daha önce ifade edildiği gibi, üçlü bir fonksiyona (risk yönetimi, tahsilat ve tazminat) sahiptir ve bu özelliği sayesinde sigorta korumasının ötesinde ciddi avantajlar sağlamaktadır.

Bu yaklaşımla, Hazine ve Maliye Bakanlığının 24 Aralık 2018 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğleri KOBİ’lerde alacak sigortasına ilişkin önemli düzenlemeleri ve bu konuda devlet desteğini beraberinde

getirmiştir. İlgili tebliğlerin amaçları küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik ticari alacak sigortası sunulmasını içeren devlet destekli sistemin çerçevesini çizmek, bu sistemin işletilmesi için görevlendirilen Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi’nin çalışma esaslarını belirlemek ve ticari alacak sigortasına ilişkin tarife ve talimatları detaylandırmaktır (www.halkbankkobi.com.tr).

Bu modele göre alacakların etkin bir şekilde yönetiminin sağlanması amaçlanmıştır. Bu sayede KOBİ’lere devlet modeli ile alacak sigortasına erişme imkânı sağlanmıştır. Devlet desteğinin aktif hale getirileceği alacak sigortası modeli, mevcut durumdaki alacak sigortaları piyasasına olumsuz bir etkide bulunacak bir nitelik taşımamaktadır (www.sigortaladim.com).

Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortasının İşleyişi

Devlet destekli alacak sigortası kapsamında ilk tebliğ 24 Aralık 2018 tarihinde yayınlanmış ve ilerleyen süreçte 27 Mart 2019 ve 25 Mart 2020 tarihlerinde değişiklikler yapılmıştır. Alacak sigortası ile aşağıda yer alan satışlara teminat sağlanmaktadır:

• Sigortalı ile alıcı arasında bir satış sözleşmesi var ise; sözleşmede satış vadesinin belirtildiği, satış sözleşmesinin var olmadığı durumlarda ise; sigortalı ile alıcı arasında kararlaştırılan satış vadesinin fatura üzerinde belirtildiği satışlar, • Dövize endeksli faturalar veya sözleşmeler kapsamındakiler hariç olmak üzere, fatura veya faturaları Türk Lirası cinsinden kesilen satışlar, • Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, odalar ve borsalar, meslek birlikleri, dernekler, vakıflar, kamu iktisadi kuruluşları ve tacir sıfatı taşımayan gerçek kişiler haricinde kalan alıcılara yapılan satışlar.

Alacak sigortası, 19/10/2005 tarihli ve 2005/9617 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelikte yer alan yıllık net satış hasılatı rakamı dikkate alınarak belirlenecek mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerden aşağıda belirtilen koşulları sağlayanlara sunulmaktadır:

• Başvuru tarihinden itibaren en az iki yıl önce kurulması, • Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi tarafından belirlenen risk değerlendirme kriterlerini sağlaması, • Basit usul dışında vergi mükellefi olması, • Bir önceki mali yıldaki yıllık net satış hasılatının yüz yirmi beş milyon Türk Lirasından (dahil) az olması (Resmi Gazete, 25/3/2020-31079).

Devlet destekli alacak sigortasını 5684 sayılı Kanuna göre Türkiye’de kurulmuş sigorta şirketi ile yurt dışında kurulmuş sigorta şirketinin Türkiye’deki teşkilatı satabilecektir. Sigorta şirketleri sadece devlet destekli alacak sigortasının satışını yaparken, sistemin tüm


işleyişinin ve hasar ödemelerinin Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi’nin yapması öngörülmüştür. İlk tebliğ ile bu merkez Halk Sigorta’nın yönetimine verilmiştir.

Olağandışı Riskler Yönetim Merkezleri

Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi, Türkiye’de teminatı bulunamayan sigorta türleri veya teminat bulunmasında zorlanılan sigorta ihtiyaçlarını karşılamak üzere; Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kurulan sigorta şirketlerinin ortak adı olarak tanımlanabilir. 2013 yılında çıkarılan yönetmelik ile olağandışı riskler yönetim merkezi olarak görevlendirilen tüzel kişilerin çalışma usul ve esasları düzenlenmiştir. Terör, savaş, doğal afet ve benzeri olağanüstü durumlar nedeniyle yurt içinden veya uluslararası piyasalardan sigorta veya reasürans teminatı bulunamayan riskler ile özellik arz eden riskler için Hazine ve Maliye Bakanlığı bir veya birden fazla tüzel kişiyi, olağandışı riskler yönetim merkezi olarak görevlendirebilir.

Risk merkezi, görevlendirme yazısında belirlenen süre boyunca görev yapar. Ancak varsa kalan işlerin tasfiyesi sona erene kadar eşgüdüm ve raporlama görevleri devam eder. Bakanlık, performansı yetersiz bulunan risk merkezinin faaliyetini görevlendirme süresinin sonunu beklemeksizin durdurabilir (Olağandışı Riskler Yönetim Merkezleri Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, 2013).

Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası Sisteminde Olağandışı Riskler Yönetim Merkezinin Kurulması

2013 yılında Olağandışı Riskler Yönetim Merkezleri’yle ilgili düzenlemeler yapılmış iken, Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2018 yılında yayınladığı tebliğ ile devlet destekli ticari alacak sigortası sisteminin Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi tarafından kurgulanmasına karar vermiştir. Bu kapsamda ilgili merkezin yönetimi konusunda Halk Sigorta görevlendirilmiştir. Bu Tebliğin amacı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Yönelik Ticari Alacak Sigortası Sunulmasını İçeren Devlet Destekli Sistemin ve bu Sistemin işletilmesi için görevlendirilen Olağandışı Riskler Yönetim Merkezinin çalışma usul ve esaslarını belirlemektir.

Hukuksal Koruma Sigortaları

2013 yılında Olağandışı Riskler Yönetim Merkezleri’yle ilgili düzenlemeler yapılmış iken, Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2018 yılında yayınladığı tebliğ ile devlet destekli ticari alacak sigortası sisteminin Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi tarafından kurgulanmasına karar vermiştir. Bu kapsamda ilgili merkezin yönetimi konusunda Halk Sigorta görevlendirilmiştir. Bu Tebliğin amacı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Yönelik Ticari Alacak Sigortası Sunulmasını İçeren Devlet Destekli Sistemin ve bu Sistemin işletilmesi için görevlendirilen Olağandışı Riskler Yönetim Merkezinin çalışma usul ve esaslarını belirlemektir.

Hukuksal Koruma Sigortaları

Hukuksal Koruma Sigortaları (HKS), kişilerin karşılaştıkları uyuşmazlık ortamında haklarını aramak veya savunmak için yapmak zorunda oldukları tüm yasal masrafların karşılandığı bir sigorta modelidir.

Zarar sigortaları: Sigorta sözleşmesinde güvence altına alınan riskin meydana getirdiği zararın tazmin edileceği öngörülmüşse bu sigortalar “zarar sigortaları” veya “tazminat sigortaları” olarak adlandırılır.

Pasif sigorta: Mali sorumluluk sigortası gibi, sigortalının malvarlığında pasiflerin artması yoluyla uğrayacağı zarar nedeniyle yapılan sigortadır.

Hukuksal koruma sigortası genel şartlarında; uyuşmazlık doğuran üç hukuksal alan tanımlanmıştır: Trafik hukuku, kişi-aile hukuku ve taşınmaz mala bağlı hukuksal koruma alanlarıdır.

Hukuksal Koruma Sigortalarının Kapsamı

Sigortacının, prim ödenmesi karşılığında, sigortalının taraf olduğu ve poliçe kapsamında düzenlenen dava çeşitleriyle sınırlı olarak poliçedeki limitler kapsamında yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini ve diğer edimleri yerine getirmeyi üstlendiği sigorta türüdür ve süresi bir yıldır. Sigortalının üçüncü kişilere veya üçüncü kişilerin sigortalıya karşı açmış oldukları hukuk davalarında, sigorta kapsamına giren hâller doğrultusunda sigortalının bu davaya ilişkin harcamalarının temin edildiği sigortadır.

Hukuksal Koruma Sigortalarının Gelişimi

Avrupa Konseyi, sigortacılık alanında ilk uyum çalışmasını 24 Temmuz 1973 tarihli yönerge ile yapmış ve zaman içinde yapılan görüşmeler ve tartışmalar sonrasında 1987 yılında konuyla ilgili son yönerge kabul edilmiştir. Yönergede tanımı şöyle yapılmaktadır: Hukuksal koruma sigortası, prim ödenmesi karşılığında sigortacının yargılama giderlerini üstlenmeyi ve sigorta sözleşmesinden doğan diğer edimleri yerine getirmeyi borçlandığı bir sigorta dalıdır.

Hukuksal Koruma Sigortalarının Türkiye’de Uygulanması

Hukuksal koruma sigortası 2007 yılında yayınlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na kadar gündeme gelmemiştir. Kanunun arkasından Devlet Bakanlığı tarafından, sigorta branşlarına ilişkin bir tebliğ çıkarılmıştır. Bu Tebliğde hayat dışı sigorta branşları ve bu branşlar altında yapılacak tazminat ödemeleri altında 17. sırada hukuksal koruma sigortası “hukuksal çıkarların korunması için yapılması gereken giderlere bağlı ödemeler” açıklamasıyla yer almıştır (Sigorta Branşlarına İlişkin Tebliğ, No: 2007/1).

Sigorta Kanunu çıkarıldıktan sonra, sigorta sektöründe pek çok konu yeniden düzenlenmiştir. Ancak hukuksal koruma sigortası aynen 1996 tarihinde kabul edilen içeriğini ve bağımsız bir branş olarak aldığı yeri korumuştur. Sigorta şirketleri hukuksal koruma sigortasını “ek teminat” olarak değil, tek başına ana teminat olarak ele almak


istemişlerdir. Ülkemizde HKS poliçeleri birçok farklı branşta poliçe kesen sigorta şirketlerince verilmektedir.

Finansal Kayıplar (Kâr Kaybı) Sigortaları

İşletmelerin farklı nedenlerle yaşamış oldukları kâr kayıpları (iş durması) ve ihalelere girerken kullandıkları teminat mektubu yerine geçebilecek kefalet sigortaları finansal kayıp sigortaları olarak ifade edilmektedir.

05 Aralık 2017 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunda yapılan değişiklikle firmaların ihalelere katılırken banka teminat mektubu yerine kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerini sunmalarına imkan tanınmış ve ihalelerde teminat mektubu olarak Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin de verilebileceği düzenlenmiştir (Bazı Vergi Kanunları İle Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 2017).

Kefalet Sigortasının Kapsamı

Bu sigorta sözleşmesi ile sigortacı, borçlunun poliçede tanımlanan borç yükümlülüğünü yerine getirememesi riskine karşı, bu genel şartlarda ve poliçe özel şartlarında belirtilen hüküm ve şartlar çerçevesinde, borçluya kefil olarak poliçede belirtilen lehdara teminat sağlar. Sigortacı bu sigorta sözleşmesi çerçevesinde üstlendiği yükümlülük uyarınca ilgili lehdar veya lehdarlara ödeme yapar. Bu sigorta kapsamında sunulan teminatlardan bazıları şunlardır:

• Avans ödeme teminatı • İmalat/bakım/onarım teminatı • Emniyeti suistimal teminatı • Gümrük ve mahkeme teminatı • İhaleye katılım (geçici teminat) teminatı • Ödeme teminatı • Performans teminatı • Sözleşme teminatı • Kamu ihaleleri teminatı • Kamu alacakları teminatı

Kâr Kaybı Sigortasının Kapsamı

Ülkemizde yangın sigortasına bağlantılı olarak verilen ve poliçede belirtilen risklerden herhangi birinin gerçekleşmesi hâlinde sigortalının uğradığı zararları karşılayan Kâr Kaybı Sigortası (İş Durması Sigortası), aslında başlı başına bir sigorta türüdür ve finansal kayıpları teminat altına almaktadır. Finansal kayıplarla ilgili olması, bu sigorta türünü, büyük bir hasar sonrası işletmelerin faaliyetini sürdürmesi adına daha önemli kılmaktadır.

İş Durması Sigortası, bir şirketin sigorta teminatına dahil bir olay sonucu faaliyetinin kesintiye uğraması sebebiyle kârını azaltan veya zarar etmesine neden olan finansal kaybı gidermeye yöneliktir.

Dolaylı İş Durması Riski: Tedarik zincirdeki üretici şirketin tedarikçilerinden veya müşterilerinden birinin

bulunduğu yerde meydana gelen bir olay nedeniyle çalışamaması sonucu ticaretin aksaması ve bu sebeple üretici şirketin zarar görmesi şeklinde açıklanabilir.

Benzer şekilde 2020 yılında yaşanan Koronavirüs salgını nedeniyle sigorta sektöründe olumsuz etkilenen alanların başında iş durması ve kâr kaybı sigortaları gelmiştir. Dünyada bu konuda en büyük belirsizliğin iş durması, kredi sigortaları ile ilgili olduğu gözlenmektedir. Salgının başlarında özellikle Amerika’da mahkemeler tarafından sigorta şirketlerini bu hasarları ödemeye zorlama yönünde adımlar atılmış, ancak böyle bir durumda sigorta ve reasürans sektörlerinin büyük zararlarla karşılaşabileceği tahmin edilmiştir.

Özellikle all risk poliçelerinin bir kısmında bazı ülkelerde salgın istisna durumunda değildir. Yani kâr kaybının herhangi bir maddi hasara bağlı olma şartı onun ötesinde de pandeminin istisna olma durumu yoktur. Bu tip durumlarda sigorta şirketleri bu hasarı ödeme durumundadır.

All Risk: Poliçenin, istisnalar bölümünde, hangi tehlikelere karşı koruma sağlamadığının tek tek sayılması ve bu istisnaların dışında kalan tüm tehlikelerin teminat altında olduğunun belirtilmesidir. Sigortalının alabileceği en geniş teminat biçimidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında