AÖF Soru Bankası

Dijital DönüşümÜnite 8 Özeti

Bireysel Teknolojinin Dönüşümü

BİL109U-DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Ünite 8: Bireysel Teknolojinin Dönüşümü

Giriş

Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında gerçekleşen yenilikler yaşamda büyük değişim ve dönüşüme neden olmaktadır. Uzunca bir süredir insan hayatının birer parçası hâline gelen internet başta olmak üzere, mobil cihazlar, giyilebilir teknolojiler, sanal gerçeklik, robotik, yapay zekâ ve üç boyutlu yazdırma teknolojileri bulundukları pozisyonları genişletip derinleştirmiştir.

Giyilebilir Dijital Donanımlar

Günümüzde saatler, küpeler, bileklikler, ayakkabılar, giysiler veya gözlüklerin içine sığdırılabilen girdi, işlem ve çıktı birimleri sayesinde bu donanımlar özelleştirilmiş işlevler kazanmıştır. Bu işlevler insan hayatını kolaylaştırmakla birlikte bireye ilişkin önemli verileri toplayabilir özellik de kazanmıştır.

Giyilebilir Dijital Donanımların Sunduğu Olanaklar

Giyilebilir dijital donanımlar sayesinde bireylerin sağlık ve spor gibi olguları bireysel ve gerçek zamanlı veriler aracılığıyla takip etmeleri artık olanak kazanmıştır. Günümüzde hâlihazırda bulunan uygulamalar sayesinde kalp ritmi, vücut ısısı, oksijen satürasyonu, solunum etkinliği gibi veriler kolaylıkla toplanıp işlenebilmektedir. Ayrıca hassas sensörler aracılığıyla özellikle yaşlı bireylere yönelik geliştirilmiş düşme sezme ve önleme uygulamaları da gerçekleştirilmektedir. Giyilebilir teknolojilere yönelik hazırlanan yazılımlar, topladıkları verilerin sunumu konusunda da mesafe almışlardır.

Giyilebilir dijital teknoloji ürünü olarak sınıflandırılabilecek saat, bileklik ve gözlük gibi donanımlar akıllı telefonlarla bağlantı hâlinde kalıp arama yanıtlama, mesaj okuma, mesaj yazma veya hava durumu bilgisini alma gibi temel sosyal ihtiyaçları daha az eforla karşılamayı olanaklı kılmaktadır.

Sanal ve artırılmış gerçeklik de giyilebilir dijital teknoloji ürünlerinin ek işlevlerle donatılmasını sağlayan önemli bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Her geçen gün gelişmeye devam eden sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamaları giyilebilir dijital cihazları kontrolcü olarak kullanabildiği gibi görüntü ve ses iletimi için de kullanabilmektedir.

Kontrolcü; kullanıcıdan aldığı komutları veriye dönüştürüp ilgili cihaza yönlendiren araçtır.

Sensör; bulunduğu ortamdaki olayları veya değişiklikleri tespit ederek verileştirilebilen aygıttır.

Giyilebilir Dijital Donanımları Gelecekte Neler Bekliyor?

Giyilebilir dijital teknolojilerin henüz tam olgunlaşmamış hâliyle bile bireysel bağlamda hayatı birçok boyutuyla kolaylaştırdığı söylenebilir. Birtakım sınırlılıklara sahip olmakla beraber değişen ve dönüşen teknolojiden çok etkilendikleri de açıktır. Giyilebilir dijital teknolojinin getirdiği her yeniliğin bireysel yaşamı değiştirip dönüştürdüğü düşünüldüğünde bu teknolojilerin

dönüşümde sahip oldukları potansiyelin önemli sayılabileceği göze çarpmaktadır.

Giyilebilir teknolojilerin özellikle uzun süreli kullanımının insan sağlığına etkisi hâlen araştırılmaya muhtaç bir konudur.

Artırılmış ve Sanal Gerçeklik Uygulamaları

Metaverse; bireylerin sanal temsilleri aracılığıyla hem kendi aralarında hem de sanal nesnelerle etkileşime girebildiği dijital sanal ortamlardan oluşan ağdır.

Artırılmış gerçeklik, gerçek dünyanın dijital olarak oluşturulmuş grafik ve seslerle birleştirilerek sunulması olarak tanımlanabilir. Gerçek dünyadan alınan görüntü ve seslerin dijital görüntü ve seslerle zenginleştirilmesi ya da değiştirilmesi söz konusudur.

Sanal gerçeklik ise kullanıcılarını gerçek dünyadan mümkün olduğunca koparıp onlara dijital olarak oluşturulmuş sanal bir dünyada olma hissini yaşatmayı amaçlamaktadır. Sanal gerçeklikte kullanıcının deneyimlediği görüntü ve ses gibi duyusal girdiler tamamen bilgisayar kaynaklıdır.

Artırılmış ve Sanal Gerçeklik Uygulamalarının Temel Ögeleri

Artırılmış ve sanal gerçeklik deneyiminin yaşanması donanım ve yazılım olmak üzere iki temel ögeye dayanmaktadır. Bu ögelerin ilki olan donanımın görevi hem kullanıcıya görüntü ve ses gibi duyusal girdiler sağlamak hem de üzerlerindeki sensörler aracılığıyla kullanıcı davranışlarını toplamaktır. Günümüzdeki sanal ve artırılmış gerçeklik donanımları genellikle ikili (stereo) görüntü sunan mercekli ekranlar, hoparlörler, hareket sensörleri, mikrofonlar ve kameralara sahiptir. Böylelikle kullanıcı davranışlarının yanı sıra gerçek dünyadan görüntü ve ses gibi verileri de alabilmektedirler.

Artırılmış ve sanal gerçekliğin yazılım bileşeni de oldukça önemlidir. Sözü edilen donanım bileşenlerinin işlevleri büyük ölçüde yazılımın işlevlerine bağlıdır. Ortaya çıktığı ilk yıllarda artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamalarına ilişkin sınırlı çeşitlilikte yazılım olsa da özellikle dijital oyun motorları gibi yazılım geliştirme araçları sayesinde söz konusu uygulamalara yönelik yazılım sayısı hızla artmaktadır. Ayrıca gelişen işlemci ve bellek kapasiteleri de bu alanda her geçen gün daha karmaşık ve etkili sanal gerçeklik deneyimlerinin sunulmasına olanak tanımaktadır.

Artırılmış ve sanal gerçekliğe ilişkin hem donanım hem de yazılımların büyük bir ivmeyle gelişmesi, dönüşüm sürecinde her geçen gün bireysel yaşamın daha büyük parçası durumuna gelmelerini sağlamaktadır.

Çözünürlük; bir veri setinin sahip olduğu ayrıntı miktarıdır.

Artırılmış ve Sanal Gerçeklik Uygulamalarının Geleceği

Görüldüğü üzere teknolojik olarak henüz emekleme aşamasındayken bile kendine çok yoğun bir kullanım alanı bulan artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamalarının


gelecekte bireysel yaşamın büyük bir parçası olacağı düşünülmektedir. Donanımlardaki çeşitlilik, işlem gücü, sensör hassasiyeti ve bellek kapasitesinin artmasıyla birlikte kullanılabilir olacak uygulamaların günümüzdekine oranla çok daha etkili ve verimli deneyimler sunacağı söylenebilir.

Artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamalarının beraberinde getirdiği birtakım sınırlılıklar da bulunmaktadır. Öncelikli olarak hâlen pahalı cihazları gerektiriyor olmaları, yaygınlaşmalarının önünde önemli bir engeldir. Diğer taraftan üzerlerindeki sensörler aracılığıyla çok yoğun ve yüksek çözünürlüklü özel nitelikli kişisel veri toplayabilme becerileri bireysel veri güvenliği sorununu gündeme getirmektedir.

Robotik Teknoloji Uygulamaları

Robot; kendinden istenilen çeşitli görevleri yerine getirmesi için insanlar tarafından gerekli teknolojiye uygun materyallerin kullanımıyla yapılmış, cihazlarla donatılmış ve programlanmış otomatik araçlar olarak açıklanabilir. Robotlar insan eliyle yapılmış olmalarına rağmen kendilerine verilen görevleri insan yardımı olmadan yapmaktadır.

1977 yılında Sokora tarafından ilk ev robotunun yapılması robot teknolojisinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. 1990 yılında geliştirilen yarı otonom robotikleri ifade etmek için kullanılan iRobot teknolojisinin ardından robotların uzayın keşfi ve zorlu cerrahi işlemler için kullanılması, 2004 yılında endüstriyel robotik kolların icadıyla üretim sisteminde yaşanan devrim, robot teknolojisinin kendi tarihi içerisindeki dönüm noktaları olarak açıklanmaktadır.

İlk kez 20. yüzyılda Asimov tarafından robot kelimesinden türetilerek kullanılan robotik kavramı, “temelde insanlara hizmet etmek ve yaşamlarını kolaylaştırmak amacıyla çeşitli alanlarda kullanılabilecek düzeyde insanımsı robotların tasarlanması ve geliştirilmesi” olarak tanımlanmaktadır.

Eğitsel Robotik Teknoloji Uygulamaları

Eğitsel robotik uygulamalarıyla robotik kodlama kapsamında matematik, fen, teknoloji ve mühendislik alanlarında disiplinler arası yönelimlerle akıllı davranış modelleri ve robotik çalışmaları gerçekleştirilmektedir.

STEM (Science, Technology, Engineer, Math); öğrencilerin fen ve matematik alanlarından edindikleri bilgileri mühendislik ve teknolojiyle birleştirerek disiplinler arası bir çalışmayla kullanmasının amaçlandığı, öğrencilerin eleştirel, üst düzey ve yaratıcı düşünme, problem çözme gibi becerilerinin geliştirilmesinin hedeflendiği yaklaşımdır.

Robotik Teknoloji Uygulamalarının Bugünü ve Geleceği

Endüstri 4.0 dönemine geçiş, yapay zekâ ve robotik alanına yönelik ilgi ve eğilimi de artırmıştır. Yaşadığımız dijital dönüşüm günümüzde elektronik ve otonom sistemlerin

zamanla insan faktörünün önüne geçmesinin ve robotik sistemlerin üretim süreçlerinde giderek daha fazla yer edinmesinin önünü açmıştır.

Şimdilerde robotik sistemler pahalı teknolojiler olup hayata geçirilebilmesi için görece maliyeti yüksek yatırımlara ihtiyaç duymaktadır.

Yapay Zekâ Teknolojileri

İnsanlığın otomatik makineler icat etme denemeleriyle başlayan yapay zekâ serüveni, 1956 yılında ABD’de düzenlenen Darthmouth Konferansı’nda yapay zekâ alanındaki ilk ciddi adımı atan John McCarthy ile başlamıştır. Yapay zekânın mucidi kabul edilen John McCarthy yapay zekâ (Artificial Intelligence-AI) kavramını, “zeki makinalar ve zeki bilgisayarlar yapmanın mühendisliği” olarak tanımlamaktadır. Bir bilgisayarın ya da makinanın “insan davranışlarına özgü olarak kabul edilen akıl yürütme, yorum yapma, problem çözme gibi üst seviye bilişsel beceriler göstermesi” yapay zekâyı tanımlayan özellikler arasındadır. İnsan yaşamı içerisinde yer edinmiş çok sayıda teknolojik cihazın çalışma prensibini oluşturan yapay zekânın alt dallarını; yapay sinir ağları, bulanık mantık, tavlama benzetimi, uzman sistemler, bilgisayarlı görme, genetik algoritmalar, konuşma tanıma, kaotik modelleme ve robotik olarak sıralamak mümkündür

Türkiye’de yapay zekâ çalışmaları 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesinde yapılan ilk beş eksenli robot ile başlamış, ilk sınai robot imali ise 1994 yılında gerçekleştirilmiştir.

Yapay Zekâ Türleri ve Özellikleri

Yapay zekânın farklı türlere ayrıldığı görülmektedir; yapay dar zekâ; yapay genel zekâ ve yapay süper zekâ olarak adlandırılmaktadır.

Algoritma kavramı yapay zekânın çekirdeğini oluşturmaktadır.

“Makine öğrenmesi”, bilgisayarın bir problemi çözebilmek için kendi kendine tahminler yürütmesini sağlayan algoritmaların tasarımını ifade etmektedir.

Günlük Yaşamda Yapay Zekâ

Yapay zekâ günümüzde farklı ve çok sayıda uygulama alanı ortaya çıkmıştır. Yapay zekâ teknolojisi ve beraberinde getirdiği yöntemler özellikle sağlık, eğitim ve kamu alanında pek çok yeniliğin kapısını açmış, yapay zekâ uygulamaları toplumun yararına sunulmuştur.

Yapay zekâ insan gücü ve ulaşabilirliğinin sınırlarını ortadan kaldırmakta, maliyeti düşürmekte, hata payını en aza indirmekte, kaliteyi ve sürdürülebilirliği artırmaktadır. Eğitim alanında da öne çıkan yapay zekâ, sunduğu kişiselleştirilmiş öğrenme özelliği, öğrenim programları aracılığıyla öğrenciler ya da eğitimcilere yönelik olan ve içerisinde çeşitli avantajlar barındıran özel destek yaklaşımları sunabilmektedir.


Yapay zekâ kullanımının artması kamu hizmetini sunan ve alan kesim arasındaki iletişimi daha verimlileştirmekte, bilgilendirme işlemlerini kolaylaştırmakta, kamu hizmeti sunumlarının dijital ortamlar aracılığıyla yapılmasını sağlayarak vatandaşların birçok işlemini çok daha kolay şekilde gerçekleştirmesinin önünü açmaktadır.

Günümüzde önemli bir yer kaplayan ancak gelecekte çok daha önemli bir boşluğu dolduracağı öngörülen yapay zekâ teknolojilerinin yol açabileceği olumsuz durumlara karşı siber güvenlik, siber hukuk, kişisel verilerin korunması gibi düzenlemelerin yapılması ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

Blok Zincire Dayalı Uygulamalar

Merkezi olmayan işlemsel veri tabanı teknolojisi şeklinde adlandırılan blok zincir (blockchain), güvenilir yöntemlerle bir arada tutulan veri tabanı teknik planı olarak tanımlanmaktadır. Kriptografi teorisine dayalı üretimin gerçekleştirildiği veri bloğundan oluşan blok zincir, güvenilir bir merkezi işaret eden üçüncü bir tarafa ihtiyaç duyulmadan, taraflar arasında güvenli biçimde işlemin yapılabildiği dağıtık bir kayıt yönetim sistemidir. Blok zincir kavramı ilk kez 2008 yılında Nakamoto’ya ait Bitcoin başlıklı makalede dile getirilmiş, kripto paranın temelini oluşturan kriptografik biçimde zincirlenmiş teknoloji bileşeni olarak tanımlanmış ve bitcoin, blok zincir teknolojisinin ilk uygulaması olarak açıklanmıştır.

Kriptografi yöntemiyle güvence altına alınan kripto paralar, sanal para birimi olarak kullanılan ve fiziksel biçimde mevcut olmayan dijital varlıklardır. Piyasa hacimlerine göre en popüler kripto para birimleri Bitcoin, Ethereum, Bitcoin Cash ve Litecoin’dir.

Tek ve merkezî bir kontrole gereksinim duyulmaksızın bütünlüğü sağlayan blok zincir uygulamaları güvenli, şeffaf, anonim, değiştirilemez, denetlenebilir ve sürdürülebilir olarak tanımlanmaktadır. Blok zincir uygulama mantığını basit şekilde açıklayabilmek için, iki kişi arasında yürütülen para transfer işlemleri örnek gösterilebilir: İki kişi arasında gerçekleşen para transferi işlemi, merkezî bir güvence sağlaması için üçüncü bir kişiye ya da kuruma ihtiyaç duymaktadır. Tüm transfer süreci bu üçüncü kişi tarafından kontrol edilmekte ve yürütülmektedir. Blok zincir uygulamalarında ise merkezî üçüncü kişiye ihtiyaç yoktur, blok zincir teknolojisi merkeziyetsiz bir ortamda aracısız biçimde para transferinin güvenliğini sağlamaktadır. Bu güvenlik, çok sayıda bilgisayarın kullanılmasıyla kriptografik biçimde işlenmiş verilerin kaydedildikten sonra geçmişe dönük biçimde yeniden değiştirilememesiyle gerçekleşmektedir.

Blok Zincir Uygulamalarının Temel Özellikleri

Blok zincir teknolojisi temelde beş unsur etrafında şekillenmiştir. Bu unsurlar: (1) alanyazında dağıtık veri tabanı yapısı, (2) uçtan uca iletişim, (3) pseudonymity, (4) kayıtların değiştirilemezliği ve (5) hesaplama mantığıdır. Bu çerçevede dağıtık veri tabanı, tek bir kontrol ve merkezî otorite olmamasını; uçtan uca iletişim, iletişimin merkezî

değil taraflar arasında olduğunu; pseudonymity kavramı ise işlem ve ilgili değerlerin anonim yapısını işaret etmektedir. Kayıtların değiştirilemezliği, veri tabanına işlenmiş verilerin kaydedildikten sonra değiştirilememesi ve güncellenememesini; hesaplama mantığı, blok zincir ağındaki algoritmalar ve kuralları tanımlamaktadır.

Blok zincir sisteminin sahip olduğu farklı özelliklerden de bahsetmek gerekir. Bunları; hızlı doğrulama, devamlılık ve süreklilik; karşılıklılık ve uzlaşıya dayanma, şeffaflığı sağlama; verilerin sıralı ve zaman damgalı olması şeklinde tanımlamak mümkündür.

Blok zincir teknolojisinin en dikkat çekici özellikleri; merkeziyetsiz, şeffaf ve değiştirilemez olmasıdır.

Günlük Yaşamda Blok Zincir Uygulamaları

Blok zincir teknolojisinin çeşitli uygulama alanları arasında; nesnelerin interneti (IoT), küresel ödeme sistemleri, bankacılık ve finans, gayrimenkul, para transferleri, hisse senetleri ve borsalar, ihaleler, noter uygulamaları, tedarik zincirleri, tarım ve zirai uygulamalar, enerji sektörü, telekomünikasyon, müzik endüstrisi, dijital kimlik, akıllı sözleşmeler, telif haklarının korunumu, bağış sistemleri, kredi edinme yöntemleri, güvenli bulut depolama işlemleri, kamu ve sağlık kayıtları yer almaktadır.

Blok zincir teknolojisinin tüm bu alanlara getirdiği; maliyetlerin azaltılması, zamandan tasarruf edilmesi, siber saldırılara ve sahteciliğe karşı güvenliğin maksimum sınıra getirilmesi, sektörler ve kurumlar arası uyum ve iletişimin artması gibi yenilikler, blok zincir teknolojisinin kullanımının yaygınlaşmasının önünü açmakta ve blok zincir teknolojisi kullanılarak geliştirilen uygulamaların sayısını giderek artırmaktadır.

Blok zincir teknolojilerinin uygulanacağı projelerin doğru seçilmesi hâlen önem arz etmektedir. Yüksek yatırım ve işletim maliyetleri, yüksek enerji tüketimi, somut depolama alanı ihtiyaçları gibi sebeplerle blok zincir teknolojisi, her proje için kullanıma uygun olamamaktadır.

Üç Boyutlu Yazdırma Teknolojileri

Üç boyutlu yazıcılar bilgisayar ortamında ve dijital olarak oluşturulmuş üç boyutlu sanal bir nesneyi katmanlı olarak ele alıp, her katmanı hızlıca soğuyup katılaşan özel bir malzemeyle somutlaştırarak baskı yapabilen cihazlardır. Katmanlı üretim adı verilen bu sistem için filament adı verilen malzeme kullanılmaktadır. Günümüzde 3 boyutlu yazdırma süreçlerinde kullanılabilecek çok sayıda filament çeşidi bulunmaktadır. Aşağıda maddeler hâlinde sunulan filamentlerin farklı amaçlara hizmet edebildiği söylenebilir.

• Polilaktik Asit: Bitkisel bazlı kaynaklardan üretilir. Kolaylıkla basılabilen, düşük sıcaklıkta eriyen ve genellikle çevre dostu olarak kabul edilen bir malzemedir. Renkli ve saydam olabilen PLA filamentler, genellikle prototipleme için ve konsept tasarımlarda kullanılır.


• Akrilonitril Bütadien Stiren: Darbelere dayanıklı plastik bir malzemedir. Yüksek sıcaklıkta erir ve genellikle sağlamlık gerektiren uygulamalarda kullanılır. Bu filamentler görece yüksek işlenebilirliğe sahiptir. • Polietilen Tereftalat Glikol: Orta düzeyde dayanıklılığa ve orta düzeyde işlenebilirliğe sahip olmasıyla bilinir. Böylece dengeli bir filament türü olarak kullanım bulmuştur. İyi bir mekanik mukavemet, darbe direnci ve ısı toleransına sahip olmakla beraber ısı direncine de sahiptir. • Termoplastik Poliüretan: Esneklik ve elastikiyet gerektiren uygulamalar için kullanılır. Kauçuğa benzeyen özelliklere sahip olması nedeniyle darbelere de dayanıklıdır. Ayakkabı tabanları, koruyucu kılıflar ve elastik parçalar gibi uygulamalarda sıklıkla kullanılır.

Üç Boyutlu Yazdırma Teknolojileri ve Kullanım Alanları

Dijital teknolojilerde yaşanan dönüşümle birlikte üretim teknolojilerinin gelişmesi, kendisi de bir üretim teknolojisi olan üç boyutlu yazıcıların daha erişilebilir olmasını sağlamıştır.

Birçok kurumla birlikte kişiler de bireysel kullanım amacıyla üç boyutlu yazıcı edinebilmekte, bireysel kullanım sağlayabilmektedir. Yalnızca bireysel kullanım bağlamında ele alındığında bile kullanımının herhangi bir sınırının olmadığı söylenebilecek üç boyutlu yazıcılar, bireylerin üretim ve tasarım süreçlerine katılımını büyük ölçüde artırmıştır. Kişisel üretimi mümkün kılmakla beraber kişisel yaratıcılığın da bir anlamda serbest kalmasını sağlamaktadır.

Günümüzde üç boyutlu yazıcılar sayesinde bir fikir hızla dijital bir tasarıma dönüştürülüp üç boyutlu yazıcı aracılığıyla prototiplenebilir. Bu durum fikirlerin hızlıca test edilmesi ve tasarım üzerinde iyileştirmeler yapılmasını sağlar. Üç boyutlu yazıcılar özellikle küçük ölçekli veya bağımsız girişimciler için, ürün geliştirme sürecini daha erişilebilir ve ekonomik kılar. Böylece yenilikçi fikirler çok daha hızlı bir şekilde pazara sunulup geri bildirimler bağlamında yapılacak iyileştirmeler kolayca hayata geçirilebilir.

Günümüzde birçok eğitim kurumu, öğrencilere üç boyutlu tasarım becerileri kazandırmak ve onların yaratıcılıklarını desteklemek için üç boyutlu yazıcı teknolojisini kullanmaktadır. Öğrenme süreçlerine aktif katılım gösteren öğrenciler, bu sayede yaratıcılık, problem çözme, eleştirel düşünme ve iş birlikli çalışma gibi önemli becerilerini geliştirirler. Ayrıca, üç boyutlu yazıcılarla üretilen somut nesneler öğrencilerin matematik, fen veya tarih gibi derslerindeki kavramları somutlaştırmakla beraber öğrenme süreçlerinin daha eğlenceli olmasına katkı sağlamaktadır. Üç boyutlu yazıcılar sağlık, otomotiv sektörü gibi çeşitli sektörlerde kullanılmaktadır.

Üç Boyutlu Yazıcılar ve Kullanım Süreçleri

İnşaat sektöründe de kullanım bulan üç boyutlu yazıcılar genellikle ölçekli modellerin oluşturulmasını sağlamaktadır. Karmaşık yapıların daha iyi anlaşılması ve projelerin görselleştirilmesi için üç boyutlu yazıcılar yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu durum bireysel bağlamda düşünüldüğünde özellikle ev edinimi süreçlerinde daha somut bilgiye dayalı kararlar alınmasını sağlayacağı için önemli görülmektedir. Günümüzde hemen herkes tarafından kolaylıkla kullanılabilecek üç boyutlu yazıcıların “altı aşamalı” bir kullanım sürecine sahip olduğu söylenebilir.

Günümüzde üç boyutlu yazıcılara yönelik tasarım yapmak için kullanılabilecek birçok yazılım mevcuttur. Çok az bir okuryazarlıkla kullanılabilecek yazılımlarla birlikte kullanımı uzmanlık gerektiren yazılımlar mevcuttur. Kullanıcı dostu olarak değerlendirilebilecek ve üç boyutlu yazıcılarla uyumlu tasarımlar yapmaya olanak sağlayacak önemli yazılımlar şunlardır: Tinkercad, Fusion 360, SketchUp, Onshape, 3D Slash.

Hayatın birçok alanında rol alma potansiyeli taşıyan üç boyutlu yazıcıların yakın gelecekte hemen her evde yer alan araçlar olacağı öngörülmektedir. Kullanımının yaygınlaşması da doğal olarak bireysel yaşamı değiştirip dönüştürecektir. Her evin küçük çaplı bir atölyeye dönüşmesini sağlayacak bu durum hem küçük üretim ihtiyaçlarının kolayca karşılanmasında hem de kaybolup gidebilecek birçok fikrin hayata geçmesinde rol oynayarak bireysel ve toplumsal hayatı dönüştürecek ve dönüşüm hızını artıracaktır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında