AÖF Soru Bankası

Dijital DönüşümÜnite 7 Özeti

İçerik ve Veri Yönetiminin Dönüşümü

BİL109U-DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Ünite 7: İçerik ve Veri Yönetiminin Dönüşümü

Giriş

Türk Dil Kurumunun (t.y.), Güncel Türkçe Sözlüğü’ne göre veri, “olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimidir”. Bilgi üretimi ve insan kültürünün gelişimi açısından oldukça önemli bir kavram olan verinin sınıflanması ve gösterimi önemli bir çalışma alanıdır. Her alan verilerin toplanması, gösterimi, incelenmesi ve düzenlenmesiyle ilgili kendine has yöntem ve teknikler geliştirmektedir.

Analog Veri ve Dijital Veri

Veriler kayıt formlarına göre analog ve dijital (sayısal) veri sınıflarına ayrılır. Bu sınıflamalar kayıtlanan verilerin kalitesini, kayıt ortamlarını ve pratik kullanımlarını belirler.

Analog Veri

Analog ve dijital veri kavramları arasındaki farkı anlayabilmek için öncelikle “analog” ve “analog veri” kavramlarının incelenmesi gerekmektedir. “Analog” kavramının kökeninde İngilizce dilinde “benzeşen, benzeyen” anlamına gelen “analogous” sözcüğü yer almaktadır. “Analog veri” ise gerçek dünyada kaydedilmek istenen olgunun (ör: ses, ısı, ışık) kayıt ortamına bıraktığı izi ifade etmektedir.

İncelenmek istenen her olgu kendisini oluşturan en küçük yapı taşlarının boyut ve düzenleri tarafından oluşturulmaktadır. Dolayısıyla gerçek yaşamda ölçmek, kayıt altına almak ya da ifade etmek istediğimiz kavramların düşündüğümüzden çok daha ayrıntılı olduğu söylenebilir.

Detaylı verilerin kayıt altına alınabilmesi için analog veri kayıt mekanizmaları kullanılmaktadır. Örneğin fotoğrafçılıkta kullanılan filmler ışık verisini kayıt altına alır. Benzer şekilde ses verisinin kayıt altına alınması için de plaklar ve manyetik teypler kullanılmıştır. Bu tür kayıt ortamlarında gerçekleşen kaydın “yazılacağı” birimlerin çözünürlüğü oldukça yüksektir. Örnek olarak fotoğraf filminde ışık ışınlarını yakalayabilecek noktaların sayısı ve bu noktaların alabileceği renk değerleri neredeyse sınırsızdır. Seslerin analog kayıtları içinse plaklar (vinil kayıt diskleri) üzerine açılan oluklar kullanılır. Ses dalgasının şiddetine göre plak üzerindeki oluğun derinliği değişmektedir. Bu olukların derinlikleri vinil malzemeyi oluşturan bileşenlerin en küçük birimleri tarafından belirlenir. Ses verisinin kaydı ve dolayısıyla çalınma çözünürlüğü nanometreler seviyesinde gerçekleşebilir. Bu sayede gerçek ses verisine çok “benzeyen” bir veri kayıt izi alınmış olur.

Dijital Veri

Dijital veri, en küçük bilgi parçasının sembolize edilmesinde rakamlar kullanılan veri türüdür. Dijital veri ifadesi genellikle birler ve sıfırlarla eşleştirilse de dijital verilerin gösterimi kullanılan sayı sistemine göre farklılaşır. Örneğin onluk sayı sistemindeki 15 sayısı (verisi), ikili sayı sisteminde 1111, onaltılık sayı sisteminde ise F ile ifade edilmektedir. Dijital verinin birler ve sıfırlar

ile eşleştirilmesinin nedeni günümüz bilgisayar sistemlerinin ikili sayı sistemi temel alınarak üretilmesidir.

Peki birler ve sıfırlarla resimler, sesler ya da metinler nasıl oluşturulur? Dijital resimler piksel (picture cell-resim hücresi) adı verilen tekil hücrelerden oluşur. Pikseller mozaik sanatındaki renkli taşlar gibi düşünülebilir. Yeterince uzaktan bakıldığında yan yana gelen pikseller akıcı ve anlamlı bir görüntü oluşturabilmektedir.

Dijital fotoğraflardaki çözünürlük kavramı, resmin gerçek izinin bir alt kümesini ifade etmektedir. Dijital bir fotoğrafın çözünürlüğü ne kadar yüksekse o kadar fazla piksel kullanılacak, dolayısıyla da resim o kadar kaliteli görünecektir. Bunun paralelinde resmi ifade etmek için kullanılacak veri miktarı da artacaktır. Dijital teknolojilerin yaygınlaşması sonucu tüm teknolojilerde yüksek çözünürlük neredeyse temel bir standart hâline gelmiştir.

Öte yandan bir fotoğrafın kalitesi (dolayısıyla kullanılan veri miktarı) kullanılan renk derinliğine de bağlıdır. Renk derinliği bir pikseli boyamak için kullanılan renk sayısıdır. Günümüz dijital sistemleri ikili sayı sistemiyle çalıştığından bir bit (rakam) 0 ve 1 olmak üzere ikki adet farklı değer üretilebilir. Yani bir bit renk derinliğin de bir pikseli boyamak için iki adet renk seçilebilir. Bit “b” ile ifade edilir.

Görüldüğü üzere kullanılan veri miktarı piksel sayısı ve renk derinliğiyle doğru orantılı olarak artmaktadır. Aynı durum ses dosyaları için de geçerlidir. Ses dalgalar şeklinde sembolize edilmektedir. Dijital ses dosyaları da bu dalgaları çeşitli çözünürlüklerde temsil eder. Dijital ses dosyalarının kalitesi bit hızı ve örnekleme hızı tarafından belirlenmektedir. Örnekleme hızı ses dalgasının bir saniyesinin kaç küçük parçaya bölündüğünü gösterir. Hertz cinsinden ifade edilen bu değer günümüz dijital ses dosyalarında genellikle 44,1 KHz (saniyede 44.100 örnek) civarındadır. Fakat 48 ya da 96 KHz gibi değerlere çıkan ses dosyaları da yaygın olarak kullanılmaktadır.

Günümüzde hem analog hem de dijital veriler kullanılmaktadır. Bu verilerin birbirlerine göre çeşitli üstünlükleri bulunmaktadır. Analog veriler fiziksel dünyaya çok yakın, sürekli verilerken dijital veriler belirli bir aralıkta bölümlenmiş süreksiz verilerdir. Bu nedenle analog veriler, dijital verilere oranla daha yüksek kalite sunabilmektedir. Bununla birlikte, ne kadar kaliteli kayıtlara gereksinim duyulduğu önemli bir tartışma konusudur. İnsan kulağı ya da gözünün algılayamayacağı kalitedeki verilerin saklanması gerekmekte midir?

“Bulut bilişim”, kullanıcıların dijital içeriklerinin (ör: metin, resim, video) internet üzerinden erişilebilen sunucularda saklanması ve istenen zamanda internet teknolojileri yoluyla bu içeriklere erişilmesine ya da bunların paylaşılmasına izin veren hizmetlerin genel adıdır. Bulut bilişim teknolojileri sayesinde dünya çapındaki uzak sunucularda tutulan dijital verilere saniyeler içinde ulaşılabilmektedir.


Veriden Bilgi Üretmek

Verinin doğal amacı bilgi üretmek ve bu bilgiler çerçevesinde davranış geliştirmek olduğundan öncelikle veri ve bilgi arasındaki ilişkinin açıklanması gerekmektedir.

Veri Piramidinin Katmanları

Veri piramidinin tabanında uyaran ya da sinyalleri gösteren semboller yer almaktadır. Semboller uygun bir bağlam içine yerleştirilene kadar bir anlam ifade etmezler (know nothing-anlamsız). Bu nedenle ham veri olarak ele alınır. Veri bilgi üretiminin ham maddesidir. Bilgi arayışındaki birey öncelikle ortamda veri toplar. Kitabınızın 187’ci sayfasındaki “Veri Piramidi” isimli şekil 7.5’i inceleyiniz.

Enformasyon bir bağlam içine yerleştirilmiş, belirli amacı ve anlamı olan, işlenmiş ve organize edilmiş veri kümeleridir. Enformasyon kullanışlı olması boyutuyla veriden farklılaşır. Sorgulamalara (ör: know who-kim, know what-ne, know when-ne zaman) yanıt verme kapasitesine sahiptir. Enformasyon veriden yapısal boyutuyla değil, işlevsel boyutuyla ayrılmaktadır. Bu anlamda, organize edilmiş her veri kümesi en formasyon üretmeyebilir.

“Epistomoloji” (bilgi felsefesi), felsefenin bilgi ile ilgilenen dalıdır. Veri piramidindeki bilgi kavramı, epistomoloji alanındaki bilgi kavramından farklıdır. Bilgi, bilenlerin zihin ya da belleklerinde enformasyonun organize edilmesi ve işlenmesiyle ortaya çıkan, işlenen ve durumlara uygulanan öznel bir formdur. Bu nedenle tanımlanması oldukça güç bir kavramdır.

Bilgelik veri piramidinin en üst basamağında yer almaktadır. Bilgelik bütünleştirilmiş bilgi olarak ele alınır. Karşılaşılan durumlarda doğru karar verme, doğru yargılara ulaşmayla karakterize edilir. Bilgeliğe ulaşmak için durumu meydana getiren ilkelerin anlaşılması gerekir. Doğru karar verme, doğruları yapma, toplumsal fayda gibi amaçlar güttüğünden, bilgelik insana özgü bir kavram olarak ele alınır.

Veri Piramidinin Analizi

Veri piramidinde üst katmanlara ulaşıldıkça anlayış gelişir. Bu katmanlara ulaşmanın yolu ise alt katmanlarda başarılı veri toplama, derleme ve işlemenin gerçekleşmesidir. Bunun yanında veri piramidinin ilk üç katmanının (veri, en formasyon, bilgi) bilinen konular (geçmişle ilgili) olduğu varsayılır. Fakat bilgelik ileriye dönük bir kavram olarak ele alınmaktadır. Bilge bireylerin daha önce karşılaşmadıkları sorunlar karşısında doğru kararları verebilmesi beklenir.

Dijital Veriler ve Dijital Ayak İzi

Dijital veriler işlenerek değerli bilgilere ulaşıla bilmektedir. Bu bilgiler ekonomik değer üretmek ya da insanların yaşamlarını kolaylaştırmak için kullanılabilmektedir. Fakat bu kullanımlar her zaman iyi niyetli olmayabilir. Öncelikle dijital ayak izinin oluşma mekanizmalarına, ardından bunların olası kötü niyetli kullanımlarını incelenecektir.

Dijital Ayak İzi

Dijital araçlarla çevrili bir ortamda yaşadığımızdan gün içinde sürekli dijital veri üretiriz. Bu ortamlarla bilinçli ya da bilinçsiz tüm etkileşimlerimiz dijital veri üretimi ile sonuçlanmaktadır. Dijital teknolojileri ve özellikle de interneti kullanırken ardımızda bıraktığımız bu verilere dijital ayak izi adı verilir. Bazı durumlarda da farkında olmadan dijital ayak izi oluşturulabilmektedir. Örneğin ziyaret ettiğiniz internet siteleri tarayıcılar üzerinde çerez (cookie) adı verilen küçük veri parçaları bırakarak siz farkında olmadan dijital ayak izi üretebilir. Bu çerezler giriş formunda kullanıcı adınızın hatırlanması gibi pratik işlevler görebilmektedir. Benzer şekilde telefonunuzda kullandığınız uygulamalar verdiğiniz izinlere (ör: rehbere erişme, konum bilgisi) göre veri toplayabilir. Fakat bu tür veriler biriktirildiğinde büyük bir dijital ayak izine dönüşebilmektedir. Bu şekilde oluşturulan dijital ayak izine “pasif dijital ayak izi” adı verilir.

Pek çok internet sitesine ilk kez girdiğinizde size sunulan çerez politikası ve gizlilik bildiriminin amacı pasif dijital ayak izi oluşturmak için izin almaktır. Bu nedenle bir uygulama ya da internet sitesini kullanmaya başlarken vereceğiniz izinlerin sizi profillemek için kullanılabileceğini unutmayınız. Daha da kötüsü, bu profillerin üçüncü kişilerle paylaşılabileceği ya da firmanın yaşayabileceği güvenlik sorunlarında çalınabileceğini unutmayınız.

Bu uygulama oldukça pratik olsa da bu veriler üzerinden bizi rahatsız edebilecek tahminler de yapılabilir. Haritalar üzerinden toplanan veri desenleri incelenerek evimiz, ofisimiz ya da çocuklarımızın okulları ya da okul türlerine göre yaş aralıkları tahmin edilebilir. Bu verilerden derlenen “bilgilerle” kim olduğunuz, eğilimleriniz ve olası ihtiyaçlarınıza ilişkin “zeki” tahminler yapılabilir.

Dijital Ayak İzi Neden Korunmalıdır?

Peki dijital ayak izimiz konusunda neden dikkatli olmalıyız? Aktif olarak ürettiğimiz dijital ayak izi kalıcıdır. Oluşturduğunuz veriler (ör: fotoğraf, videolarınız) bir şekilde halka açıldığında bu verilerin sistemlerden kaldırılması oldukça zor olabilmektedir. Ayrıca pek çok sosyal ağ sitesi bu verilerin ikinci kez paylaşılmasına (ör: viral olma) izin vermektedir. Bu nedenle içerik oluşturulduktan sonra, yayılım ve kullanımı üzerindeki denetim oldukça düşüktür. Bu içerikler beklenmedik şekillerde düzenlenerek yayıldığında içerik üreticiler sosyal baskı ve hukuki yaptırımlarla karşılaşabilmektedir. Bunun yanında içerikler uzun yıllar boyunca saklandığından, bugün paylaşılan bir içeriğin 10 yıl sonraki itibarımıza zarar verme potansiyeli olduğu unutulmamalıdır. Dijital saygınlık kavramı iş dünyası için önem kazanmaktadır. İşverenler, organizasyonlar ve kurumların başvuruları değerlendirirken adayların sosyal medya hesaplarını incelediği bilinmektedir. Uygunsuz bir paylaşımın iş ya da burs başvurularını olumsuz etkileme potansiyeli bulunmaktadır.


Aktif ya da pasif dijital ayak izleri bireylerin çevrim içi etkinlikleri ve cihazlarını takip etmek için kullanılabilir. Dijital sistemler ve firmalar bireylerin dijital ayak izlerini toplayarak kişilik özellikleri, alışveriş eğilimleri ya da yaşam alanları hakkında yüksek doğrulukla tahminler yapabilmektedir. Örneğin sosyal medyada bırakılan dijital veriler üzerinden kişilik özelliklerinin tahmin edilebildiği gösterilmiştir.

Hedefli reklamcılık, dijital ayak izlerinin analizi yoluyla bireysel eğilimler ve tüketim alışkanlıklarına uyarlanmış reklamların kişilere gösterilmesidir. Bu konudaki önemli kavramlardan biri hedefli reklamcılıktır. Hedefli reklamcılık, dijital ayak izlerinin analizi yoluyla bireysel eğilimler ve tüketim alışkanlıklarına uyarlanmış reklamların kişilere gösterilmesidir. Başka bir deyişle hedefli reklamcılık, kişiselleştirilmiş reklam deneyimidir. 5 tür hedefli reklam stratejisi geliştirilmiştir:

1. Bağlamsal Hedefleme 2. Davranışsal Hedefleme 3. Coğrafi Hedefleme 4. Sosyal Medya Hedeflemesi 5. Yeniden Hedefleme

Bireysel dijital ayak izinin yönetmek için aşağıdaki öneriler listesini oluşturmuştur:

1. Kendinizi Arayın 2. Veri Paylaşımınızı Sınırlayın 3. Gizlilik Ayarlarınızı Kontrol Edin 4. Güvenli Bağlantıları Tercih Edin 5. Sitelere Sosyal Ağ Hesapları ile Giriş Yapmayın 6. Herkese Açık Ağları ve Bilgisayarları Kullanmayın 7. Mobil Cihazınızdaki Verileri Koruyun 8. İhlal Durumunda Hızlı Hareket Edin 9. Sanal Özel Ağ Kullanın

Görüldüğü üzere dijital ayak izi oluşturan ve derleyen sistemler oldukça karmaşıktır. Bu nedenle, bu sistemlere karşı sürekli tetikte olmanız ve dijital ayak izinizi yönetmeniz gerekmektedir.

Dijital Verinin Güvenliği

OECD (2023) dijital güvenlik riskini; herhangi bir etkinlik sırasında dijital verilerin kullanımı nedeniyle, verilerin ve bilgi işlem sistemlerinin erişim, bütünlük ve gizliliğini tehdit ederek fiziksel, sosyal ve ekonomik zararlarla sonuçlanabilecek risk sınıfı şeklinde tanımlamaktadır.

Dijital verilerin korunması, kişi, kurum ve ülkeler için önemli bir çalışma alanıdır. Bu konudaki önemli çalışmalardan biri Uluslararası Standartları Belirleme Kuruluşunun (ISO, 2018) bilgi güvenliği yapısıdır. Bilgi güvenliği bilginin; gizlilik, bütünlük ve erişilebilirliğinin koruma altına alınmasıdır. ISO, bilginin gizliliği, güvenliği ve erişilebilirliğini sağlamayla ilgili girişimleri yönlendirmek için güvenlik üçlüsünü önermiştir.

Gizlilik

Gizlilik, bilginin, yetkisiz kişi, cihaz ya da uygulamalar tarafından incelenememesi, saklanamaması, taşınamaması ve paylaşılamamasıdır (BTK, 2014). Gizliliği ihlal edilen sistemlerde saklanan bilgiler yetkisiz kişilerin eline geçmiş demektir. Bu durum bir şirket çalışanının görmemesi gereken bir kurum içi mesajlaşmayı ya da raporu görmesi gibi basit ihlallerden banka hesap bilgilerinin çalınmasına kadar ciddi ihlallere uzayabilir. Bilginin gizliliğinin sağlanması için kullanıcı tarafında şifreli giriş ve doğrulamalar kullanılır.

Saklama ve iletim teknolojilerindeki kolaylıklar bilginin üçüncü kişilerden korunmasını zorunluluğa dönüştürmüştür. Dijital paylaşım yapılan her ortam da veri gizliliği için ekstra önem verilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde özel yaşam alanları ifşa olabilmekte; maddi ve manevi kayıplar yaşanabilmektedir.

Bütünlük

Bütünlük, varlıkların doğruluğunu ve tamlığını koruma özelliğidir. Bilginin saklanma koşulları ya da transferi sürecinde yetkisiz kişilerde değiştirilmesi bilgi bütünlüğünün ihlalidir. Örneğin bilgisayar virüsleri kendilerini uygulamaların içine yerleştirdiklerinde bu uygulamaların bütünlüğü zarar görmüş olur. Yetkisiz kullanıcıların internet sayfalarına ulaşarak bu sayfaların içeriklerini güncellemeleri de bilgi bütünlüğü ihlali kapsamındadır. Bilgi bütünlüğünün ihlalinin önlenmesi için yetkilendirme mekanizmaları tanımlanmaktadır.

Bütünlük için yapılabilecek en kolay işlem bilişim sistemine (ör: bilgisayar, cep telefonu) erişimi şifre ya da biyometrik doğrulama yollarıyla sınırlamaktır. Bu yolla yetkisiz kullanıcıların sistemi kullanabilmeleri önemli ölçüde kısıtlanır. Kritik verilerin tutulduğu sosyal ağlar gibi alanlarda da güçlü ve tekil şifreler kullanmak (her ağ için fark lı bir şifre) ve bu şifreleri düzenli aralıklarla değiştirmek de kişisel verilerinizin bütünlüğünü sağlamanın önemli yollarından biridir. Güvenlik önlemleri konusunda güncel kalmak ve önerileri en kısa zamanda işletmek gerekmektedir.

Erişilebilirlik

Bilginin, “yetkili bir varlık tarafından talep edildiğinde erişilebilir ve kullanılabilir olma özelliğidir”. Erişilebilirliğin özünde sistemlerin çalışır durumda olması yer almaktadır. Bir bilgi işlem sistemi aldığı isteklere yanıt veremiyorsa erişilebilir değildir. Örneğin elektrik kesintisi ya da virüs bulaşmasından kaynaklanan sistem sorunları nedeniyle bir sunucunun çalışamaz hâle gelmesi erişilebilirlik kaybına işarettir. Bazı durumlarda hazırlanan altyapıların alınan isteklere yanıt verememesi de erişilebilirlik sorunu olarak ifade edilebilir.

Erişilebilirlik daha çok kurumsal bir konudur. Kurumlar felaket durumlarında dahi sistemlerinin erişilebilirliğini sağlamak için periyodik sistem yedekleri, hataya dayanıklı sistemler ve paralel sistemler oluşturabilir. Periyodik sistem yedekleri (ör: her gece 03.00’da alınan yedek)


sistemin erişilemez hâle gelmesi durumunda geri yüklenerek bilinen en son iyi duruma dönmeyi sağlayabilir. Tabii ki bu sistem yedekleri, sistemi alındıkları andaki son duruma döndürmektedir. Bu nedenle kritik veriler saklayan sistemlerde (ör: kurumsal web siteleri) daha sık yedekler alınmaktadır.

Dijital Veri Güvenliği Sağlamak İçin İpuçları

Bilgi güvenliği, hukuksal, teknolojik, ekonomik ve millî güvenlik gibi açılardan ele alınabilecek oldukça karmaşık bir konudur. Devletler, kamu kurumları, özel girişimler ve bireyler bilgi güvenliğinin paydaşlarıdır. Dijital yaşamda güvenlik ve güvenli bir bilgi ekonomisinin temelinde tüm paydaşların üzerine düşen görevi yerine getirmesi yatmaktadır. ISO/IEC 27000 standartlar ailesi bilgi güvenliği girişimlerini yönlendirmek amacıyla tanımlanmıştır. Bu tanımlamaların gereklilikleri genellikle altyapı sağlayıcılar için bağlayıcıdır. Fakat bilgi güvenliği için bireylerin alması gereken önemli önlemler de bulunmaktadır. Bilgi işlem sistemlerini tehdit eden en büyük unsur insan hatasıdır. Bu çerçevede bireysel olarak alınabilecek önlemler aşağıdaki gibi listelenebilir:

1. İşletim sistemi güncelleştirmeleri 2. Yazılım güncelleştirmeleri 3. Antivirüs kullanımı ve güncelleştirmeleri 4. Güçlü şifreler 5. Ekran kilitleri 6. Veri yedekleme ve bulut sistemler 7. Güvenli e-Ticaret 8. Kısıtlı kullanıcı hesapları 9. Güvenilir ortamlarda gezinim ve indirme 10. Gönderilen bağlantılar ve dosyalar.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında