BİL109U-DİJİTAL DÖNÜŞÜM
Ünite 4: Kültür, Sanat ve Eğlencenin Dönüşümü
Giriş
Dijital teknolojilerin değişen doğası, bağıntılı olmanın yükselen yapısı, dijital öğrenme olanaklarının gerekliliği ve dijital medyanın gelişen olanakları şeklinde dört dijital kültür bileşeninden söz edilebilir.
Dijital kültürün kapsayıcılığına bakıldığında en önemli bileşen dijital teknolojilerin doğasıdır. Her geçen gün yeni olanaklarla genişleyen dijital teknolojiler birçok alanda dönüşümü karşımıza çıkarmaktadır. Bu dönüşüm dijital ağlardan bilgi ve iletişim sürecine, iş birliğine dayalı sektörel yapılardan öğrenme ortamlarına kadar geniş bir alanı içerir.
Dijital kültüre ilişkin bir diğer bileşen ise bağlantıda kalmak ya da bağıntılı olmak olarak vurgulanabilecek bir boyuttur. Bağlantıda kalmak iletişimde kalmak olarak düşünülebilir. Ancak iletişim kavramının içerdikleri dijital dünyada daha farklı bir oluşum sunmaktadır. Örneğin dijital dönüşüm sürecinde gönderen ve alıcı arasındaki mesaj kurgusunu etkileyen dinamikler artık çeşitlenmiştir.
Dijital öğrenme olanakları dijital kültürün odakta olduğu bir dünyada var olmanın önemli koşulları arasındaki bir diğer yapıdır. Yani birey için dijital kültür yapısı içinde hem ortam hem de içerik bağlamında dinamik ve yaşam boyu öğrenen kavramları dijital dönüşüm sürecinde yükselen değerler olmuştur.
Dijital kültürün bir diğer bileşeni olarak dijital medya ve her geçen gün gelişen olanaklardan bahsetmek gerekir. Dijital medya dijital teknolojilerden ayrı olarak dijital ileti yapısının dinamizmini içermektedir. Bu dinamizm hızlı tüketimi, manipülatif süreçleri, bağlamları, metinler arası ilişkilerin dijital doğasını ve kurgusal dijital dünyayı anlamlandırmanın alt metinlerini içermektedir.
Kültür ve Dijital Dönüşüm Sürecinde Dijital Sanat
Dijital kültürün her geçen gün genişleyen yapısı bireyi bilinen ve daha önce zaten düşünülen ya da söylenenden farklı şekilde sorgulamaya teşvik etmektedir. Daha önce anlamlandırılmış, yorumlanmış ya da farkındalığı oluşmuş, anlatılmış ya da tüketilmiş her içerik dijital kültürün devingen yapısı içinde anlatılmayan, görülmeyen ya da fark edilmeyen başka yön ve ilişkilerle yeniden üretilmektedir. Bu noktada da yaratıcı keşif ve bakış açısı devreye girmektedir. Bu durum bireyler açısından derinlemesine öğrenme deneyim ve yaşantıları oluşturmaktadır. Dijital dünyanın sanallığı bu yeni keşiflerle bir nevi gerçek yaşam deneyimleriyle örtüşen beceriler geliştirmeye olanak tanımaktadır.
Dijital kültürde dijital sanatın yaratıcılıkla ilişkisel olarak sorgulanması süreci birçok bileşen içermektedir. Bu bileşenler içinde yeni gerçeklik algısından yapay zekâ algoritmalarına, sanatın dijital kimliğinden çağdaşlık bağlamına, görsellik ve dijitalliğe dayalı pedagojik yaklaşım ve kamusal alan açılımlarından dijital kültürün
manipülatif sürecine kadar birçok unsur yer almaktadır. Dijital teknoloji bağlamı yapay zekâ, makine öğrenmesi, algoritmik yapılar ve blok zincir teknolojileriyle birlikte gittikçe derinleşmektedir. Dijital sanat bu çerçevede kapsayıcılığı olan ve gelişmesi olası tüm teknolojik dönüşümleri içeren bir kavramsal tanımlamadır.
NFT’ler ve Sanatsal Bağlamları
NFT ve sanatsal bağlamları temelinde günümüzde önemli bir kavram olarak karşımıza çıkan Metaverse süreçten bahsetmek gerekir. Metaverse günümüzde fiziki sanat topluluk ve oluşumlarını yeni gerçekliğe dayalı bir ortamda, dijital dünyada var etmektedir. Dijital dünyadaki yeni gerçeklik temelindeki topluluk içinde de gerçek dünya etkileşimi, sanal kimlikler, sanal sanat eylemselliği, ilişkiler, örtüşen ya da kesişen fikirler ya da zıt düşülen noktalar ışığında bir sanatsal iletişim süreci vardır. Bu sanat toplulukları biraz daha akışkan, çok yönlü, değişken, birbiriyle bağlantılı, karmaşık bir çokluk içinde bir süreç sunar.
Metaverse ortamda fiziksel ve sanal dünya etkileşimi, giyilebilir teknolojiler, dijital veri tabanı, avatarlar ve blok zincir teknolojisiyle birlikte postmodern internet kavramı karşımıza çıkmaktadır. Bu kavram uzun zamandır hayatımızda olan gözetim toplumu kavramıyla da iç içe geçmiş durumdadır. Çünkü bu çoklu dijital katılım ve değiştirilemez sanal kimlik dijital ayak izini daha görünür hâle getirmekte ve bireyler için Foucault’ın (2007) gözetim toplumu teorisi günümüzde önemli ölçüde yükselişe geçmektedir. Yani dijital dönüşüm sürecinde yaşamımıza dâhil olan üst düzey teknolojiler hayatımızı gözetlenebilir hâle getiren çoklu olasılıklar dünyası mı yoksa olanaklar dünyası mı? sorusu günümüzde yanıtlanması gereken önemli bir problem durumudur.
Günümüzde yaşanan dönüşümle ortaya çıkan sanal kimlikle farklı evrenlerde tek bir kimlik olarak dolaşmak olanaklı hâle gelmiştir. Bu durum yani gerçek yaşamda olduğu gibi sanal dünyada da tek bir kimliğe sahip olmak gerçek yaşam uzantılı sosyal değer ve etik odaklı çerçeveyi de olası hâle getirmiştir. Çünkü artık metaverse avatarı olarak sanal kimlik çoklu gerçeklik içinde gezinebilir, etkileşim kurabilir ve sürdürülebilir tek bir kişiye dönüşmüştür (Erişti, 2022). Bu tekil kimlik, sanal dünyayı doğal çevreye yaklaştırarak sosyal değer yaratabilen bir yapıyla karşımıza çıkmaktadır. İki dünyada birden var olan bireylerin sanal ve gerçek kimlikleri arasındaki uçurum ve değişken etkiler ortadan kalkmıştır. Bu noktada birey sanal ortamda varoluşunu tanımlayan ve gerçekliği sanal ögelerle sürdürme olanaklarına sahip olan bir kimlik ortaya koyabilir hâle gelmiştir.
NFT’ler sanatsal bağlamda çoğunlukla Ethereum blok zinciri üzerinde yapılanmaktadır. Ethereum bir anlamda akıllı sözleşme olarak ifade edilebilir. NFT’nin dijital varlık olduğu düşünüldüğünde, Ethereum gibi platformlar bu varlıkların hareket alanını belirleyen kuralları içeren sistemler olarak tanımlanabilir. Bu sistemin en önemli özelliği değiştirilemez kodlara dayalı güvenilir bir yapı
içerisinde bu süreci yapılandırmaya olanak vermesidir. NFT yapısı içinde değiştirilemez varlık oluşumuna dayalı akıllı teknolojiler ve tanımlanabilir kodlar, yerine geçememe ve değiştirilememe olanağı sunmaktadır. Bir anlamda NFT dijital görselliğe ilişkin dijital sahipliği garanti altına alan ve özgün üretimi besleyen bir süreçtir. NFT olarak üretilen bir görsel içeriğin tek bir karşılığı vardır ve bu karşılık defalarca kez çoğaltılıp değiştirilerek sunulan görsellikteki dijital kirliliği ve etik ihlalleri de sınırlandırmaktadır. NFT sanatsal değer içermenin yanında ticari olarak da alınıp satılmak anlamında sanal bir piyasa oluşturabilmektedir (Erişti, 2022). Sanal kimliğe dayalı değer yaratmak bu ortamda önemli bir güvenilirlik kriteri olup bu kriter sanal ortamı gerçek dünyaya yaklaştırmaktadır. NFT yapısı içinde dijital veri oluşturma, yapay zekâ, karma gerçeklikler gibi birçok olasılık ile sanat üretimi dijital sanat bağlamında bir evrim geçirmektedir. Bu yapı içinde teknoloji, toplumsal katılımın artmasıyla birlikte sosyal dönüşüm olasılıklarını yapılandırabilen bir biçime dönüşecektir.
NFT’ler Dijital Obezite, Dijital Kıtlık ve Dijital Sanat Bağlamında Nitelik
NFT’lerle yapılanan dijital sahiplik hakları dijital dünyanın görsel ileti dünyasını da değer yaratan bir yapıya dönüştürme gücüne sahiptir. Çünkü dijital dünya içerisindeki görsel çokluk ve kirlilik karşımıza görsel algısal ve bilişsel yük kavramlarını çıkarmaktadır. Yani çok fazla dijital içeriğe maruz kalmak ve bu maruz kalma durumuna dayalı manipülasyon dijital obezite olarak bilişsel, duyusal ve davranışsal süreçlerimize yansımaktadır.
Dijital obezite, manipülasyona dayalı olarak sürekli dijital odaklı görsel-işitsel-yazılı mesaj iletimine maruz kalma ve bunların tüketimi sonucunda ortaya çıkan bir sorundur. İçinde olduğumuz dijital ortamda bireylerin sürekli dijital içeriklere maruz kalması bireyi doyumsuz bir şekilde bağımlı hâle getirir ve bireyler gerçeklikten kopma eğilimi gösterirler. Manipülatif ve yanıltıcı içerikler, sosyal medya platformları veya diğer dijital kanallar aracılığıyla bireylerin dikkatini çekmeyi ve sürekli olarak içerik tüketmeyi teşvik etmektedir. Bu durum zamanla bağımlılık, kaygı, sosyal izolasyon, düşük öz güven gibi sorunlara da yol açabilmektedir. Dijital obezite, fiziksel obeziteyle benzerlik gösterir ancak aşırı yemek yerine aşırı dijital içerik tüketimiyle ilişkilidir. Dijital içeriklerin sürekli akışı, bireylerin zihinsel, duygusal ve sosyal sağlığını olumsuz etkileyebilir (Erişti, 2022).
Dijital kıtlık, bir görsel iletiyi diğer dijital içeriklerden ayıran ve tekrarının olası olmadığı bir duruma dayalı dijital iletilerin sınırlılığını ifade eden bir kavramdır. Bu, dijital varlıkların sahiplik hakları ve biricikliklerinin manipüle edilemez olduğu anlamına gelir. Dijital kıtlık, dijital sanat eserlerinin değerini sorgulatan bir olgudur. Çünkü dijital sanat eserlerinin çevrim içi olarak yayılması ve manipüle edilebilmesi, özgünlük kavramı için önemli bir tehdittir. Ancak NFT’ler sayesinde, dijital sanat eserlerinin sahiplik hakları ve biriciklikleri güvence altına alınmaktadır. Bu noktada dijital kıtlık, dijital görsel ileti dünyasında etik
ihlallerle mücadele etmek için bir çözüm sunmaktadır. Manipülasyon ağından çıkarılması ve benzersizliği sayesinde, dijital varlıkların orijinalliği ve bütünlüğü korunmaktadır.
Dijital diyet, dijital teknolojilerin sağlıklı ve dengeli kullanımına odaklanan bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital diyet, teknoloji kullanımında miktar, denge, öznellik, işlevsel erişim hakkı, içerik ve tasarım niteliği gibi faktörleri göz önünde bulundurur. Dijital diyet, günümüz teknoloji yoğun dönemde aşırı dijital içeriğe maruz kalmanın olumsuz etkilerinden kaçınmak için teknolojinin işlevsel bir şekilde kullanılmasını teşvik etmektedir.
Dijital Avatar Olarak Sanatçı
Dijital dönüşüm sürecinde vazgeçilmez ortam hâline gelen sanal ortamda, yeni gerçeklikle birlikte, insanlar artık sanal kimlikler veya avatarlara sahip olma sürecine girmiş durumdalar. Bu dijital avatarlar, sanatçılar dâhil olmak üzere kullanıcıları temsil eder ve farklı online platformlarda gezinme esnekliği sunar. Avatarlar gerçekliğin sanal bir temsilidir ama özneldir. Çünkü her kullanıcının kendine özgü bir sanal ve değiştirilemez kimliği bulunmaktadır. Dijital kültür içinde bu kimliklerimiz bizim gerçeklikteki temsilimiz hâline gelmekte, yapay zekâ ve çoklu gerçeklik teknolojileri sayesinde gerçek yaşamda temsil ettiğimiz özellikleri içerebilmektedir. Bu yeni dönemde sanatçılar, dijital avatarları aracılığıyla özelleştirilmiş doğrudan yani aracısız ve sezgisel bir şekilde var olmasına olanak tanıyan bir temsil gücüne sahiptirler.
Dijital avatar olarak sanatçı; temsil gücünde özelleştirilebilir alan yaratır; sanat çevreleriyle etkileşimi gerçek yaşama benzeşik bir biçimde kurgular; sınırsız sanal dünya erişimine tek bir avatar kimlik üzerinden sahip olabilir; estetik, sanatsal ve sezgisel duygu ve duyuları hissettirmeye dayalı sanat etki alanı oluşturabilir; öznel deneyime ve teknolojiyle simbiyoza dayalı varoluş ortaya koyabilir; tasarımsal ve sanatsal bağlamda yeni davranış biçimiyle var olabilir; teknolojik karar verici ve karar sunucu yapılarla etkileşim kurabilir.
Yapay Zekâ (AI) Sanatı ve Çağdaşlık
Yapay zekâ ile gerçekleştirilen sanatsal üretimlerde sanatın özgünlüğü tartışılıyorken yapay zekâ, olası gelecek teknoloji senaryolarında bu ortamı daha iyi anlamanın zeminini oluşturabilir. Günümüzde metin, kod, görsel ya da video oluşturma düzeyinde sınırlılıkları bulunan yapay zekâ teknolojilerinin yakın gelecekte bir profesyonelden daha iyi kitap yazma, yazılım oluşturma, sanat ve tasarım içeriği üretme film çekme gibi birçok boyutunun gerçekleşmesi durumu söz konusudur. Bu nedenle sanatçı ya da tasarımcı kimlik için yorumlama, ne istediğini bilme, dünyayı anlama ve ilişkilendirme, düşünme ve bunların organizasyonu söz konusu olmalıdır. Bu bir gerekliliktir çünkü gelecekte üretim ya da sanatsal üretim anlamak, istemek, denemek, deneyimlemek için var olacaktır. Bu nedenle reddetme ya da korku duyma yerine içerik üretmek, anlamak, kurcalamak, deneyimlemek, sezgilerini
dökebilmek, kendini tanıma ve anlama duygusunu yansıtmak, toplumu tanımak ve çözümlemek odağında topluluk temelli etkileşimler kurmak bir gerekliliktir.
Dijital Kültür ve Yaratıcı Pedagoji
Dijital kültürün dijital dünya içerisinde görsel odaklılığı göz önünde bulundurulduğunda yaratıcı pedagojiyle ilişkili yapısı öne çıkmaktadır. Yaratıcı pedagojinin eleştirel bağlamda sorgulama, analiz etme ya da dijital kültürel birtakım uzantıları değerlendirme boyutları dijital dünyada karşılık bulan birçok süreci içermektedir. Yaratıcı pedagojik yaklaşım görsel pedagojiyi, dijital pedagojiyi, yapay zekâ pedagojisini, hata düzeltme pedagojisini ve estetiğini karşımıza çıkarmaktadır.
Görsel Pedagoji
Görsel pedagoji temel olarak görsel odaklı ileti süreçlerinde görselliğin bağlamlarını ve yapısal özelliklerini sorgulamaya dayalı analiz ve yorumlama yeterliklerini içeren çok yönlü pedagojik bir yaklaşımdır. Görsel pedagoji dijital kültür içinde görselliğin çokluğu ve çeşitliliğine dayalı maruz kalmaya ilişkin farkındalık, bağlamsal yeterlikler ile analiz, estetik ve işlevsel bağlamda sorgulayıcı bakış açısı ve görselliğe dayalı dönüşümleri analiz etme yeterlikleri içermektedir. Dijital görsel kültür yapısı içinde görsel pedagojinin özellikleri; kültürel subjektiflik içerme, ortam değişkenlerine dayalı farklılık içerme, bireysel farklılıklara dayalı yüklenen anlam farklılıklarını içerme, toplumsal sistemin yansımasına dayalı unsurları içerme, pedagojik eylemlerin farklılığına göre dönüşebilir yapı içerme, görselliğin temsil gücüne dayalı etki alanı içerme, anlamların açık ve örtülü yapısına dayalı çözümlenme gereksinimi içerme şeklinde sıralanabilir.
Dijital Pedagoji
Dijital pedagoji, yalnızca teknolojik süreçlerin etkin kullanımını değil, dijital pedagoji bağlamlarının hedef kitlesiyle etkili olarak bir araya gelmesini de içermektedir. Dijital pedagoji teknolojinin etkin kullanımı bağlamında öğrenen ve öğreten yeterliklerini artırmayı ve olası engellerin aşılmasına ilişkin bakış açısını kazandırmayı hedefler. Dijital pedagojide önemli olan, çözüm odaklılıkta çok yönlü ve olasılıkları göz önünde bulunduran bakış açısını dijital teknolojiyle ilişkilendirebilmektir. Dijital pedagoji beceri, motivasyon, bilgi ve çevre faktörlerine dayalı şekillenir ve bu bağlamda bazı yeterlikler içerir. Bu yeterlikler temelinde dijital pedagoji kurgusunda dikkat edilmesi gereken noktalar vardır:
• Dijital ortama ilişkin belirli senaryoları keşfetmek ve değerlendirmek • Dijital pedagoji ve öğrenme süreci ilişkisini güçlendirmek için olasılıkları sorgulamak • Dijital pedagojik çerçeveye dayalı programı planlamak, tasarlamak ve uygulamak • Dijital pedagojik kaynakları, sürekliliği olacak şekilde dinamik bir yapıyla dönüştürmek
Yapay Zekâ Pedagojisi
Yapay zekâ pedagojisi ortam, süreç, etkileşim ve kurgusal düzenlemeler bağlamında yapay zekânın etki alanını sorgulamayı olanaklı hâle getirmektedir. Böylece birey açısından eleştirel bakış açısı geliştirmek olanaklı duruma gelmektedir. Dijital pedagojide pedagojik eylemlerin yapılanış biçimi problem durumlarının çözülmesi odağından çok, problem çözüm yolu ve zorluklarla başa çıkmada yapay zekâyı nasıl işe koşabileceğini keşfetmeyi amaçlar (Worsley vd., 2021). Önemli olan yapay zekâ odaklı pedagojik yaklaşımlarda paydaşların aktif bir yapı ortaya koymasıdır. Bu aktiflik yapay zekâ pedagojisi içindeki eylemleri tanımak yani teknolojiyi görebilir ve anlayabilir olmak, öğrenen ile iş birliği kurmak, rehberlik etmek, sistematik ve zenginleştirilmiş deneyim odaklı öğrenme yaşantısını yapay zekâ desteği ile oluşturmak gibi birçok bileşen içerir. Yapay zekâ pedagojisi içinde farkındalık geliştirmek, sorgulamak, kurcalamak, merak etmek, keşfetmek ve anlamak bağlamında olasılıkları sorgulamak öne çıkmaktadır. Ancak burada en önemli nokta etik kodlara karar verip hem öğrenen hem de öğreten açısından farkındalık oluşturmaktır.
Hata Düzeltme Pedagojisi ve Hata Estetiği
Hata düzeltme pedagojisi de yine dijital kültür içinde ulaşılmak istenen hedeften uzaklaşmalar olduğunda yanlışlamayı doğrulamaya yönelik bir pedagojik yaklaşım içermektedir. Birey değiştirmesi ve geliştirmesi gereken noktaları deneyimleri üzerinden görebildiği için hata yoluyla sorgulamak ve deneyimlemek zenginleştirilmiş bir pedagojik yaşantıyı olanaklı duruma getirmektedir. Dijital dönüşüm içerisinde hata düzeltme pedagojisi, iletişimin yüksek olduğu bir yapı içinde düzeltici geri bildirim sağlanması yoluyla işe koşulmaktadır (Bogdanova ve Snoeck, 2018). Bu durum mükemmel bir etkileşim stratejisi oluşturmaktadır. Hata düzeltme pedagojisinde düzeltmek eylemi nasıl, ne zaman ve neyin düzeltileceğine odaklanmaz tam tersine göstermenin, gerçekçi ve yararlı bir yol ile geri bildirimde bulunmaya dönüşmesini sağlar. Hata belirleme aynı zamanda öğrenen açısından sınırlılıkları belirlemenin de bir yoludur. Hata düzeltme pedagojisi temelde hata kurgusunu, bireyin hataları odağında öğrenmeye yönlendirmektedir. Ancak günümüz teknolojik dönüşümleri içinde hata düzeltme pedagojisi AI ya da teknoloji odaklı süreç hataları üzerine odaklanmayı ve eleştirel sorgulayıcı bakış açısı getirmeyi gerektirmektedir (Akbay, 2022a).
Dijital Kültürde Eleştirel Analiz
Bireylerin kendi yaşantı ve etkileşimleri çerçevesinde karşımıza çıkan görsel, sözel ya da eylemsel repertuarları bulunmakta ve dijital dünyada eleştirel analiz bu repertuarlar aracılığıyla yapılanmaktadır. Eleştirel analizin; açığa çıkarmak, anlamın konuşulmasını sağlamak, farkında olarak bağlamı yakalamak, gerçekliği keşfetmek boyutları öne çıkmaktadır. Dijital dünyada eleştirel analizin önemli noktalarından biri de değiştirip dönüştürme gücüne sahip olmasıdır. Dijital dünyanın değişken ve gelişen yapısı
eleştirel analiz sürecini de deneysel ve deneyimsel biçime dönüştürmektedir. Çünkü dijital temsil görünürlüğü örtülü hâle getiren kimi kalkanlar da oluşturmaktadır. Böylece dijital dünyada fark edilmeyen, bilinmeyen, algılanmayan bir yapı bireyde karşılık bulmadan tüketilir hâle gelmektedir.
Dijital Kültür ve Dijital Retorik
Dijital retorik dijital dünyada çoklu medya ve yapay zekâ teknolojileri temelinde var olan görsel, dijital, dinamik metin, ileti temelli etkileşim ve söylemlerin bütüncül etkisidir. Günümüz dijital kültür ortamında dijital retoriğin karşı karşıya olduğu durumlar şu şekilde sıralanabilir:
• Retorik ile hedef kitle arası ilişkiyi aşındırma • Dijital kültürün popülerliği için yüzeysel bağlam yaratma • Retorikte iç içe geçmiş söylem kurgusuna dayalı karmaşa yaratma • Retorik kaymalara dayalı retorik etkiyi amacından uzaklaştırma
Dijital Odaklı Görsel Retorik
Dijital dünyada dijital odaklı görsel retorik ise dijital yakınsama temelinde dijital medya eylemleri ve deneyimleri, hareket, metin, animasyon, müzik, sembolik, görsel, işitsel, uzamsal, zamansal ve fiziksel etkileşim ve iletişim yoluyla hayatımıza girmekte olan etkileşim ağının bizimle değişimini içermektedir. Görsel girdiler günümüzde görselliğe ilişkin renk, tür, tipografi, tasarımsal düzenle ortam bağlamında genişlemektedir. Dijital görsel verilerle birlikte, dijital kültür içerisinde ortamların retorik anlamlar doğrultusunda yeniden şekillenmesi söz konusudur.
Dijital Kültür, Oyun, Eğlence ve e-Spor
Dijital oyunların günümüz medya dünyasında görsel kültürel bağlamda giderek önem kazandığı ve bireyleri şekillendiren bir etkiye sahip olduğu söylenebilir. Dijital oyunların popülerliği dijital görsel kültürel süreç içinde görsel iletinin hızlı döngüsüne ve görsel anlatım dilinin çeşitlenmesine zemin hazırlamaktadır. Dijital oyunlar öznellikle kurgulanan bir görsel ileti dünyasını oluşturma yapısı içermektedir. Çünkü oyun, öncelikli olarak oyuncu kavramını ve dijital dünyada var olan sanal kimlikleri içermektedir. Oyun içindeki eylemsel her döngü, hareket, tavır ya da etki görsel ileti yapısı içindeki öznelliği kurgulayan bir süreci oluşturmaktadır. Oyun, oyuncu kimliği, oyun topluluklarına dayalı etkileşim, oyun dinamiği ve türüne dayalı deneyimler görsel kültürel olarak dijital dünyada görünür bir yapı kurgular. Oyunların en önemli noktası oyuncuların öznelliklerini sanal olarak deneyimledikleri bir platformu olanaklı kılmasıdır. Öznellikle tercih, paylaşım, yorumlama, keşif ve sorgulamalar; gerçekleştirme yoluyla bireyin kendi öznelliğinden temellenen görsel iletiler yapılandırılabilmektedir. Bu nedenle dijital oyunlar dijital dönüşüm sürecinde dijital görsel kültürün önemli bir parçası hâline gelmiştir.
Dijital Oyunlar, Popüler Kültür ve e-Eğlence
Yaşadığımız dijital dönüşüm sürecinde ortaya çıkan teknolojiler eğlence temelli birçok oluşumun sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir. Görünürde eğlencelik, anlık ve geçici olarak betimlenebilecek popüler kültür uzantılarının dijital dünyadaki daha karmaşık ve anlaşılması gereken yapısı dijital popüler kültür ve e-Eğlenceyi analiz edilmesi gereken bir yapıya dönüştürmüştür. Artık geldiğimiz noktada popüler kültür ve eğlence odaklı medyayı dijital dünyadan ayırmak söz konusu değildir.
Eleştirel dijital okuryazarlık dijital oyunların popüler kültür içindeki yapısını sorgulamanın temel ölçütüdür. Popüler kültür ve eğlence odaklı dijital oyunlar bireyin kendisini ve kendisi dışındakileri anlamanın ya da popülist sosyokültürel yapıyı okumanın bir yoludur. Eğlence odağındaki dijital oyunlar ve dijital dünya günümüzde popülerlik içinde egemen kültürü oluşturmaktadır. Bu egemen kültüre direnç göstermek yerine onu anlamanın ya da bu kültürde var olmanın yolu eleştirel dijital okuryazarlıktan geçmektedir. Bu anlamdaki yeterliklere sahip olmak bağlantıda kalmaya olanak verir. Aksi takdirde bu popüler dijital dünyanın kolaylıkla dışında kalınabilir.
Dijital dönüşümle ortaya çıkan e-Eğlence unsurları ve bu unsurlar arasındaki ilişkiler, bu ilişkilerin toplumsal normları yansıtma biçimi ya da bu normların dışına çıkma eğilimleri oldukça önemlidir. Bu nedenle bireyler açısından e-Eğlence unsurlarının keyif veren noktalarını görebilmek ve anlamak gerekmektedir.
Dijital Oyunlar ve e-Spor
Dijital oyunlar eğlenceli yapısı içinde dijital teknolojilerle dönüşüm de geçirmiştir. Bu dönüşümlerden biri de e-Spor bağlamıdır. Bu dönüşüme dayalı olarak kimi e-Spor turnuvaları, çoklu katılımcılı etkinlik ve yapılar içermektedir. e-Spor günümüzde eğlence kültürü içinde temel odaklardan birini oluşturmaktadır. Dijital olanaklar içinde sportif amaca hizmet eden, federasyonla temsil edilen ve yükselen bir sektörel yapı hâline gelmiştir. Bu yapıda gerçek dünyadaki spor etkinliklerinde olduğu gibi kimi kurallar, rekabet, takım ya da grup karşılaşmaları, profesyonel katılım, izleyici ve organizasyon gibi birçok paydaştan bahsetmek olasıdır. e-Spor yeni nesil dijital yerliler için önemli bir sosyal etkileşim platformu olarak değerlendirilmektedir. e-Spor platformlarında fiziksel performans olasılığı bulunmamaktadır. Ancak dijital oyun dünyası içerisinde özellikle bilişsel stratejileri etkin kullanma yönüyle öne çıkmaktadır. Aynı zamanda e-Sporcuların katılımcı bir yaklaşım benimsemesine dayalı olarak e-Spor platformlarının gelişmesi ve güncellenmesine katkısı oldukça yoğundur. İçerik üretimi e-Sporculuk kariyeri için de özellikle yapay zekâ teknolojileriyle birlikte birçok alternatif yaratmaktadır.