AÖF Soru Bankası

Dijital DönüşümÜnite 3 Özeti

Devletin Dönüşümü

BİL109U-DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Ünite 3: Devletin Dönüşümü

Giriş

Bireysel işleri için teknolojiyi kullanma alışkanlığı edinen günümüz insanının devlet kurumlarıyla olan iletişiminde de benzer beklentiler içinde olması normaldir. Arz talep dengesiyle baktığımızda gündelik etkinliklerinin önemli bir bölümünde teknolojik ürün ve hizmetleri kullanan teknoloji okuryazarı bireylerin geleneksel süreçlerin işe koşulduğu devlet kurumlarıyla iletişiminin aksaması muhtemeldir. Birkaç tıklamayla çözümlenebilecek işlemler için günlerce uğraşmak bilgi toplumunun fertleri için kabul edilemeyecek uğraşılardır. Dolayısıyla artık devlet kurumları da dijital dönüşüm sürecini deneyimlemektedir. Devletteki dijital dönüşüm, vatandaşlık kavramına da önemli etkilerde bulunmaktadır. Geleneksel devlet otoritesinin ve devlet kurumlarının temel bürokrasi öncelikli yaklaşımı devletteki dijital dönüşüm sayesinde farklı yenilikler ve kolaylaştırıcı unsurları ön plana çıkarmıştır. Alışılagelen yapıda, yukarıdan aşağıya doğru olan yönetim modelinin dolaylı bir iletişimle gerçekleşmesi söz konusuyken dijital devlet ve dijital vatandaşlık modeli ise takım çalışması, çok yönlü ağlar, doğrudan iletişim, hızlı geri bildirim ve nitelikli hizmetlerin tümünü temel almaktadır (Ho, 2002). Bürokrasi boyutuyla değerlendirildiğinde değişim ve dönüşümün önünü açan yaklaşım ve çağı yakından takip eden yönetim modelinin devleti her zaman dinç tuttuğunu söylemek mümkündür. Vatandaş açısından bakıldığındaysa söz konusu değişime adaptasyon öne çıkmaktadır. Vatandaşın yeni modele uyumu için değişimi istemesi ve benimsemesi değişimin kendisi kadar önemlidir. Bilgiye erişimin kolaylaşması, bilgi güvenliğinin önem arz etmeye başlaması ile özdeşleşen günümüz dönüşüm sürecinde vatandaşların gerek teknoloji yeterlikleri gerekse teknoloji ile birlikte gelen kültürel adaptasyon süreci önem arz etmektedir.

Geleneksel Devletten Dijital Devlete Geçiş

Yeniliğe açık olma, değişim ve dönüşüm motivasyonu tıpkı bir insanda olduğu gibi devlet kurumları için de geçerlidir. Günümüzün küresel dünyasında teknolojik gelişim ve değişime bireysel adaptasyon kadar devletlerin bu süreçte ve geleceğe ilişkin yapacağı planlamalar ve alacakları pozisyonlar oldukça önemlidir. Teknolojiyi takip etmek kadar yakın gelecekteki teknolojiye yönelik önceden hazırlık yapmak bu sürecin önemli bir parçasıdır. Devletin dönüşümü yalnızca teknoloji odaklı bir dönüşümden çok dönüşüme temel oluşturan sorunların çözümüne de odaklanmalıdır. Geleneksel devlet, hiyerarşi ve bürokrasinin ön planda olduğu, yukarıdan aşağıya doğru bir yönetim modelinin benimsendiği, dikey yönlü ve sınırlı bir iletişimin söz konusu olduğu bir yaklaşıma sahipken dijital devlet geleneksel devletin tüm aksayan unsurlarına çözüm üretebilecek çok yönlü, etkileşimli, yatay iletişimin etkin olduğu, şeffaf, denetlenebilir ve sonuç odaklı bir yaklaşıma dayanmaktadır. Bu doğrultuda geleneksel devlet anlayışının neden olduğu birçok sorundan söz edilebilirken dijital dönüşüm sürecinin odağında ise temelde bu sorunların çözümünün yattığı söylenebilir.

Dijital Dönüşümün Bürokrasiye Etkileri

Devlet idaresinde yasama, yürütme ve yargı erklerinden oluşan bir üçlü yapı söz konusu olup çoğunlukla bürokrasinin yoğun görüldüğü erk yürütme olarak öne çıkmaktadır. Bu durum yasama ve yargıdaki sorunların görmezden gelindiği anlamına gelmemektedir ancak vatandaşın çoğunlukla doğrudan muhatap olacağı devlet erkinin gelenekselliği diğerlerine göre daha belirleyici bir boyut oluşturabilmektedir. Yürütmedeki birtakım sorunlar nedeniyle hizmetlerin zamanında yerine getirilmemesi ya da usule aykırı yapılan işlemlerin bürokrasi sorunları olarak halka sirayet etmesi söz konusudur. Bu bağlamda her ne kadar bürokrasi kelimesinin kökeninde olumsuz bir vurgu bulunmasa da kamuda bürokrasinin ele alınış biçiminin birçok sorunu doğurduğu da ortadadır.

Dijital dönüşüm sürecinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanımı temelinde yaşanacak potansiyel değişimin bürokrasi sorunları üzerindeki etkisi de oldukça büyüktür. Kamuda yerleşik bürokrasinin azaltılması için bilgi ve iletişim teknolojileri tıpkı özel sektörde olduğu gibi profesyonel amaçlar doğrultusunda kullanılabilir.

Çağın her alanda yakalanması ve dijital çağa ayak uydurma sürecinde kamunun da bilgi ve iletişim teknolojileri olanaklarına kavuşması oldukça önemlidir. Geleneksel devletin önemli bürokrasi sorunları arasında gösterilen kırtasiyeciliğin, dijital ortamın etkin kullanımıyla önemli ölçüde ortadan kaldırılması söz konusudur. Diğer yandan dijital ortamın olası risk ve tehditleri nedeniyle oluşan yerleşik güvenlik endişelerinin ortadan kaldırılması da elbette ilgili alandaki politika üreticilerinin ve teknik uzmanların sorumluluğundadır.

Dijital Dönüşümün Şeffaflık ve Hesap Verebilirliğe Etkileri

Kamuda şeffaflığın yaratacağı pozitif etki diğer alanlara göre çok daha fazladır. Özellikle devlet kurumları aracılığıyla vatandaşlara sağlanan hizmetlerde ve yatırımlarda sağlanacak şeffaflık, güven unsurunun oluşturulması ve potansiyel yatırım ikliminin oluşturulması önem taşımaktadır. Tıpkı bürokraside olduğu gibi kamunun gerek yönetişim anlayışını benimsemesi gerekse bilgi ve iletişim teknolojileri temelinde altyapıya kavuşması şeffaflığın artırılması, hesap verebilirliğin ve denetimin kolaylaşmasını sağlamaktadır. Vatandaşın devlet kurumlarına güveni bu sayede sağlanabilir. Bir vatandaşın devlet kurumlarındaki işlemlerde adaletin ön planda tutulduğuna yönelik inancının hiçbir koşulda zedelenmemesi gerekmektedir.

Devletin şeffaflaşması ve gerektiğinde hesap verebilirliğinin artırılması amacıyla zaman içinde çeşitli Kanunlar çerçevesinde gerekli adımlar atılmıştır. 6328 numaralı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) oluşturulmuştur. Diğer taraftan kamu denetçiliğinin en üst organı olan Cumhurbaşkanlığı makamına CİMER üzerinden doğrudan


ulaşılabiliyor ve vatandaşların bürokratik yollarla çözüme kavuşturamadıkları sorunlarını devletin en üst makamına iletebiliyor olmaları bu denetimin bir parçasıdır. Kamuda şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlanabilmesi adına ombudsmanlık dışında; Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kanunu, Kamu İhale Kanunu, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, Kamu Denetçiliği Kanunu ve Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunları yasalaşmıştır.

Dijital Dönüşümün İstihdam Üzerindeki Etkileri

Dijitalleşme sürecinde bilgi ve iletişim teknolojileri uygulamalarının etkin kullanımıyla yapılan işlerin hızı ve çeşitliliği olağanüstü boyutlara çıkarılmıştır. Artık elektronik ortamda kamu hizmetleri oldukça geniş bir yelpazede vatandaşlara ulaştırılabilmektedir. Bu hizmetlerin genel olarak kamu bürokrasi sorununu ortadan kaldırmasının yanı sıra teknoloji okuryazarlığına da önemli katkıları bulunmaktadır. Öte yandan dijital ortamlarda kolaylıkla yapılabilen işlemler için devlet kurumlarında nitelikli iş gücü istihdamı yaratmak insan kaynağı israfı olarak değerlendirilebilir. Ancak sanılanın aksine teknolojinin etkin kullanıldığı ülkeler bazında düşünüldüğünde dahi ülkemizdeki kamu istihdamı oranı ortalamanın altındadır (%16). Bu bağlamda dijital dönüşümün istihdam boyutu ele alınırken kamunun istihdam yükünün hafifletilmesi tezi yerine kamu hizmetlerinin nitelik ve niceliğinin artırılması, yeni uzmanlık alanlarının yaratılarak kamu istihdamının daha etkin olarak planlanması daha önemlidir.

Dijital Dönüşümün Vergi Denetimi Üzerindeki Etkileri

Şeffaflıktan uzak bir vergi politikası vergi kaybı yaratacak, kamu önemli finansal sorunlarla baş başa kalacaktır. Vatandaşın vergilerin adaletli toplanıp toplanmadığı ve ödediği vergilerin nasıl kullanıldığı konusunda hiçbir endişeye kapılmayacağı bir vergi sistemi oldukça elzemdir. Dijital dönüşüm sürecindeyse vergi sisteminin işleyiş ve denetimine yönelik önemli faydalar söz konusudur. Vatandaşın vergisini ödeme kolaylığı, vergi harcamalarının kontrolü, vergi denetimi gibi konularda bilgi sahibi olması verginin sürekliliği için oldukça önemlidir. Vergi sistemindeki dijital dönüşüm sürecinde 1998 yılından itibaren etkin olarak kullanılan Vergi Dairesi Otomasyon Projesi, İnternet Vergi Dairesi ve İnteraktif Vergi Dairesi önemli hizmetler olarak sayılabilir. Bu süreçte beyannamelerin dijital ortamda alınması (e-Beyanname), İnternet Tabanlı Vergi Dairesi Otomasyonu (e-VDO), tüm yurttaki vergi denetim birimlerinin tam otomasyonlu hâle getirilmesi, Veri İstihbarat Merkezi (VERİA), Vergi İletişim Merkezi (VİMER), İnsan Kaynakları Otomasyon Projesi (İNKA) sistemleriyle dijital ortamda vergi mükelleflerini daha iyi tanımlayabilen, vergi ödevlerini yerine getirmeyen mükelleflerin daha etkin izlenebildiği ve bu konuda yaptırım uygulanabildiği bir yapıya ulaşılmıştır (Tolkun ve Tekin, 2022).

Dijital Devlet ve Dijital Vatandaşlık

Devlet kurumlarının tümünde yaşanan dijital dönüşüm merkezî bir yapıyla gerçekleşirken sürecin işleyişinin belki de en önemli boyutu bu dönüşümün muhatabı olan vatandaşlardır. Dijital devletin vatandaşı da artık “dijital vatandaş” olacaktır. Bu kavrama ilişkin farklı kaynaklarda bilgi teknolojilerini düzenli olarak, etik ve evrensel kurallar çerçevesinde, güvenli ve verimli biçimde kullanabilmeye ilişkin tanımlarla karşılaşılabilmektedir.

Dijital Vatandaşlık Yeterlikleri

Bilgi toplumunun dijital vatandaşlarının sahip olmaları gereken yeterlikler dijital erişim, dijital ticaret, dijital iletişim, dijital okuryazarlık, dijital etik, dijital kanun, dijital haklar ve sorumluluklar, dijital sağlık ve dijital güvenlik başlıkları altında toplanmıştır (Ribble ve Bailey, 2007). Kim ve Choi (2018) bilgi toplumunun dijital vatandaşının sahip olması gereken yeterliklere dijital ortamdaki kamuoyu oluşturma ve bilgi paylaşımı süreçlerine katılım olarak açıklanabilecek Dijital Katılım yeterliğini de ekleyerek yeterlik sayısını 10’a çıkarmıştır.

Vatandaşlara Sağlanan Dijital Yenilikler

Dijital dönüşüm sürecinde vatandaşlık işlemlerinin önemli ölçüde dijital platformlara taşınmış olması önemli bir kolaylık ve yenilik sağlarken hâlihazırda yüz yüze gerçekleştirilen işlemlerde de dijital dönüşümün ayak izleri rahatlıkla görülebilmektedir. Bu süreçte öne çıkan yeniliklerin başını yongalı (çipli) kimlik kartları çekmektedir. Biyometrik veri güvenliği açısından kopyalanamaz ve yetkisiz kişiler tarafından yeniden üretilemez şekilde tasarlanan bu kartlar TÜBİTAK tarafından geliştirilen bir yerli işletim sistemiyle bütünleşmiş biçimde çalışmaktadır. Güvenli kimlik doğrulaması yapma, sahteciliğin önüne geçme, e-Devlet hizmetlerine erişme, ikili anlaşmalar ile seyahat belgesi olarak kullanma, yongaya bilgi yükleyebilme, elektronik imza olarak kullanabilme gibi birçok kolaylık vatandaşların hayatına girmektedir. Yeni nesil teknolojilerin kullanılarak vatandaşlara sunulduğu bir diğer belge ise daha güvenli seyahat olanakları sunan yongalı pasaportlardır.

21. Yüzyıl Becerileri ve Dijital Vatandaşlık Eğitimi

Geleceğin vatandaşlarının yeni teknolojik gelişmelerin yarattığı kültürel, psikolojik, toplumsal ve etik unsurlar temelinde yetiştirilmesi nitelikli bir dijital vatandaşlık eğitimi sayesinde olanaklıdır. Yaratıcılık ve yenilik, eleştirel düşünme, problem çözme ve karar verme, öğrenmeyi öğrenme, üstbiliş, iletişim, empati, iş birliği (ekip çalışması), bilgi okuryazarlığı, bilgi ve iletişim teknolojileri okuryazarlığı, vatandaşlık, yaşam ve kariyer becerileri ve kişisel ve sosyal sorumluluk (kültürel farkındalık ve yeterlik) kavramları, 21. Yüzyıl becerileri altında incelenebilir (GPE, 2020). Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 21. Yüzyıl Becerileri ve Değerlere Yönelik Araştırma Raporuna göre ise 21. yüzyıl becerileri, her bir beceriye ilişkin alt beceriler ve göstergeler


temelinde ele alınmıştır. Ana başlıkları şu şekildedir: Sosyal ve Duygusal Beceriler, Dil ve İletişim Becerileri, Üst Düzey Düşünme Becerileri, Benlik Becerileri, Öğrenme Becerileri, Çalışma Becerileri, Okuryazarlık Becerileri.

21. yüzyıl becerilerinin kazandırılması kapsamında değerlendirilebilecek dijital vatandaşlık ISTE standartları kapsamında da ele alınan önemli bir yetkinlik alanıdır. Belirlenen çerçeveye göre öğrenciler sürekli iletişim ve etkileşim hâlinde oldukları dijital dünyada yaşamanın, öğrenmenin ve çalışmanın hak, yükümlülük ve olanaklarını bilir ve güvenli, yasal ve etik biçimde davranır ve bu tür davranışa örnek olurlar. Bu bağlamda öğrencilerin kendi dijital kimlik ve itibarlarına sahip çıkarak dijital dünyadaki ayak izlerinin kalıcı olduğunun bilincinde olmaları; teknolojiyi kullanırken ve çevrim içi sosyal iletişim kurarken olumlu, güvenli, yasal ve etik davranış sergilemeleri; başkalarının fikir ürünlerini kullanırken ve paylaşırken fikri mülkiyet haklarına karşı yükümlülüklerinin bilincinde olmaları; kendi verilerini dijital mahremiyeti ve güvenliği koruyacak şekilde düzenleyerek çevrim içi işlemleri izlemek için kullanılan veri toplama teknolojilerinin bilincinde olmaları gibi yeterlikler söz konusudur.

Türkiye’de Dijital Vatandaşlık Eğitimi Pilot Projesi ile ortaokul kademesindeki öğrencilerin dijital ortamdaki mevcudiyetleri, Dijital Vatandaşlık Eğitimi aracılığıyla güçlendirilerek okullarda insan hakları, temel özgürlükler ve demokrasinin teşvik edilmesi amaçlanmıştır.

Dijital Teknolojiler ve Demokrasinin Dönüşümü

Demokrasinin oluşturulması, uygulanması, yaşatılması ve yüceltilmesinde halkın özgür iradeyle yönetim sürecine katılımı büyük önem taşımaktadır. Bir ülkede karar alma süreçlerine aktif olarak katılım sağlanması, yönetsel etkinliklerin sürdürülmesi ve uygulamaların denetlenmesi aşamalarının, halktan ve halk iradesinden bağımsız bir şekilde gerçekleştirilmesi, demokrasiyle bağdaşmamaktadır.

Doğrudan Demokrasi

Demokrasinin gerçek anlamda uygulanabilmesi ve halkın kendisiyle ilgili her türlü konuda karar alma süreçlerine aktif katılımının sağlanabilmesi, ütopik görünmesine karşın son dönemde ortaya çıkan popüler bir arayış değildir. Kısmen de olsa ilk örneklerine Antik Yunan şehir devletlerinde rastlanan doğrudan demokrasi (direct democracy), karar alma ve uygulama süreçlerinde büyük ölçüde halkın katılımını öngörerek demokrasinin gerçek anlamda uygulanmasını olanaklı kılan bir sistemi ifade etmektedir (Gözler, 2006). Doğrudan demokrasi, vatandaşların kendilerini ilgilendiren her türlü konuda karar alma süreçlerine aktif olarak katılımlarını, yasama, yürütme ve yargı denetimlerinde söz sahibi olmalarını öngören (Scarrow, 2001), başka bir deyişle vatandaşların yönetilmek yerine yöneten konumunda oldukları bir toplum biçimini ifade etmektedir.

Alanyazında temelde e-Demokrasi olarak değerlendirilen dijital demokrasi, demokrasinin gereği olan oy verme, karar alma gibi birçok uygulamaya bilgi ve iletişim teknolojileri ile halkın katılımını, yer, zaman ve diğer fiziksel sınırlamalardan etkilenmeksizin olanaklı kılan demokrasi türü olarak tanımlanmaktadır (Hacker ve Dijk, 2000). Bununla birlikte dijital demokrasinin; politik süreçlerin şeffaflaştırılması, vatandaşların bilinçlendirilmesi ve politik süreçlere doğrudan katılımlarının teşvik edilmesi gibi amaçları da bulunmaktadır (Moreira vd. 2009). Dolayısıyla doğrudan demokrasi ve dijital demokrasi kavramlarının benzer amaçlarla işe koşuldukları söylenebilir. Bu noktada dijital demokrasiyi, doğrudan demokrasiyi gerçekleştirmenin yolu olarak nitelendirmek doğru olacaktır.

Dijital Demokrasi

Dijital demokrasi, doğrudan demokrasiyi olanaklı kılma potansiyeline sahiptir. Günümüzde vatandaşların bir konunun, uygulamanın değiştirilmesi, bir hak arama talebi vb. durumlar etrafında çevrim içi ortamda güç birliği oluşturmasını olanaklı kılan teknolojiler de yaygın olarak kullanılmaktadır. Dijital demokrasinin önemli bir adımının kamuoyu oluşturmak ve katılım sağlamak olduğu düşünüldüğünde söz konusu dijital ortamlar bu görevi yerine getirebilmektedir.

Dijital demokrasinin bir diğer önemli ayağı ise dijital ortamları kullanarak oy verme, görüş belirtme vb. işlemlerin hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanmasıdır. Teknolojide yaşanan gelişmeler bu amaçla kullanılabilecek yazılım ve donanımları oldukça çeşitlendirmiştir.

Elektronik imza uygulamasının yasalaşmasıyla, özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen alışverişler, bankacılık işlemleri, sınav başvuruları, sosyal güvenlik uygulamaları, vergi ödemeleri ve cep telefonuyla elektronik oylama gibi teknoloji kullanımını öngören uygulamaların güvenli bir zemine kavuştuğu söylenebilir. Ayrıca son dönemde kişi tanıma sistemleri kapsamında yaygın olarak işe koşulan ses tanıma, yüz tanıma, retina tarama, parmak izi okuma, avuç içi okuma, damar izi okuma gibi biyometrik veriler ve blok zincir teknolojisi üzerine inşa edilen dijital kimlikler sayesinde dijital demokrasi uygulamalarının önündeki güvenlik tehditlerinin kolaylıkla ortadan kaldırılabilmesi de söz konusudur.

Dijital Dönüşüm Sürecine Uyum

Yenilik kavramı, sanılanın aksine benimsenmesi kimi zaman güç bir kavramdır. Beraberinde getirdiği değişimin yapısı kadar toplumun dinamikleri, hedef kitle özellikleri, kültürel hazır bulunuşluk, gereksinimle örtüşme gibi çok sayıda faktörden doğrudan etkilenir. Dolayısıyla her yeniliğin hemen benimsenmesi ve toplumun geniş bir kesimi tarafından kabul görmesi çoğu zaman beklenmez. Ancak yeniliğin kuramsal altyapısına hâkim olan kanı önderleri, teknoloji uzmanları ve kimi zaman da politika üreticilerinin yeniliklerin toplum tarafından


benimsenebilmesi için kapsamlı adımlar atmaları gerekebilir.

Türkiye’de dijital dönüşüm süreci azımsanamayacak bir geçmişe sahiptir. Özellikle bu süreçte e-Devlet ile başlatılan kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi projesinin, dijital dönüşüm sürecindeki en önemli adım olduğu söylenebilir.

Dijital dönüşümün hem kamu hem vatandaşlara sağladığı kolaylıklar kadar olası risk ve güvenlik açıklarının da sürekli ele alınması elzemdir. Bir teknolojinin benimsenmesi o teknoloji ve beraberindeki değişime duyulacak güvenle yakından ilişkilidir. Dijital dönüşüm sürecinde hizmetlerin güvenli bir ortamda sunulduğu ve kişisel verilerin en üst teknolojik olanaklarla korunduğu konusunda vatandaşların ikna edilmeleri, bu teknolojilerin benimsenmesi ve yeniliğe uyum sağlanması açılarından oldukça önemlidir.

Teknoloji Kabulü ve Benimsenmesi

Teknoloji odaklı yeniliklerin benimsenmesi konusunda 1970’li yılların ortalarında başlayıp günümüze kadar süregelen birçok araştırma, kuram, yöntem, model ortaya atılmış ve bu konuda oldukça kapsamlı bir alanyazın oluşturulmuştur. Dijital devletin sağladığı olanakların teknolojik bir değişim ve dönüşüm içeriyor olması ve bu dönüşümün odağında yer alan dijital hizmetlerin vatandaşlar tarafından benimsenip kullanılmasının hedeflenmesi, ilgili dönüşümün Teknoloji Kabul ve Kullanımı Birleştirilmiş Modeli (TKKBM-2) kapsamında değerlendirilmesini olanaklı kılmaktadır.

Teknoloji Kabul ve Kullanımı Birleştirilmiş Modeli, teknoloji kabul modelleri bağlamında alanyazında yer alan Sebepli Davranış Kuramı (Fishbein ve Ajzen, 1975), Teknoloji Kabul Modeli (Davis, 1989), Motivasyon Modeli (Davis, Bagozzi ve Warshaw, 1992), Planlı Davranış Kuramı (Ajzen, 1985; Taylor ve Todd, 1995a), Teknoloji Kabul ve Planlı Davranış Birleştirilmiş Modeli (Taylor ve Todd, 1995b), Kişisel Bilgisayar Kullanım Modeli (Thompson, Higgins ve Howell, 1991), Yeniliklerin Yayılımı Kuramı (Rogers, 1983) ve Sosyal Bilişsel Kuramın (Bandura, 1986) sentezi sonucunda ortaya çıkmış bir modeldir.

Dijital dönüşümü açıklamak üzere ele alınan bu modele göre kullanma davranışının oluşabilmesi için farklı aşamalarda farklı etmenler söz konusudur. Performans beklentisi, teknolojik dönüşümün kişinin gündelik performansına sağlayacağı katkı üzerinde durmaktadır. Çaba beklentisi, teknolojik yeniliği kullanma konusunda harcanacak çabayla ilişkilidir. Çok çaba harcayarak ulaşılacak büyük değişiklikten ziyade az çabayla ulaşılacak küçük değişiklikler kimi zaman daha cazip olabilmektedir. Sosyal etki, özellikle günümüz sosyal ağ toplumunda önemli unsurların başında gelmektedir. Önem atfedilen kişilerin davranışları, tercihleri önemsendiği için teknolojik dönüşümdeki adaptasyonda değer verilen sosyal çevredeki dönüşüm de önemli bir belirleyici olacaktır. Kolaylaştırıcı

unsurlar, bir yeniliğin odağındaki teknolojik değişime adaptasyonu kolaylaştıran unsurların tamamıdır. Dijital dönüşüm sürecinde sağlanan dijital hizmetlere erişimin kolay olması davranışsal niyeti ve beraberinde kullanma davranışını doğrudan etkilemektedir. Haz beklentisi (Hedonik motivasyon), bir teknolojiyi ya da bir yeniliği kullanmanın verdiği haz ve eğlence olarak tanımlanabilir. Dijital dönüşüm sürecinde kamu hizmetlerinin bir haz ve eğlence unsuru içermesi güç olmakla birlikte kullanıcıya sunulacak etkileşim unsurlarıyla bu haz duygusu oluşturulabilir. Fayda-Maliyet, teknolojik yeniliğin ederi olarak değerlendirilebilir. Dijital dönüşüm sürecinde kamusal hizmetlerin vatandaşlara ücretsiz sunulması bu etkiyi doğrudan oluşturmaktadır. Alışkanlıklar ise önceki deneyimlerin yarattığı duygusal tatminle ilişkili bir kavramdır. Bireyler karakteristik özellikleri temelinde değişiklikleri eşit oranda kabul etmezler. Dolayısıyla alışkanlıkların köklü olması değişimden sağlanacak fayda fazla olsa bile kimi zaman değişimin önünde engel oluşturabilecek güce sahiptir. Dijital dönüşümle vatandaşın birçok kamu hizmetine dijital ortamda erişebilmesine rağmen hâlen kamu kurumlarına giderek bu hizmetleri talep etmesi söz konusu alışkanlıkla yakından ilişkilidir.

Modelde yukarıda açıklanan etmenler kadar yaş, cinsiyet ve deneyim olarak sıralanan değişimin önemli yordayıcıları da bulunmaktadır.

İlgili alanyazın ve dijital dönüşümün benimsenmesinin önündeki en önemli engellerden biriyse algılanan risk olarak ifade edilebilir. Alanyazında bazı teknoloji kabul modellerinde bir teknolojiyi kullanma davranışı üzerinde algılanan riskin önemli bir belirleyici faktör olduğu vurgulanmaktadır (Natarajan vd.,2017) Algılanan risk genellikle bir ürün veya hizmetin olumsuz sonuçlarıyla yüzleşme ihtimalinin belirsizliği olarak tanımlanabilir (Durukal, 2020). Dijital dönüşüm sürecinde tüm hizmetlerin elektronik ortamlarda sunulması, fiziksel kanıtlara alışmış bir toplum için oldukça riskli olabilir.

Algılanan risk kadar gerçek riskin de ele alınması gerekmektedir. Verinin dijitalleşmesi güvenliğinin sağlanmasını da güçleştirmektedir. Her ne kadar birtakım güvenlik önlemleriyle hem kullanıcılar hem de dijital veri kaynaklarının güvenliği sağlansa da vatandaşların kişisel verilerinin zaman zaman yetkisiz kişiler tarafından ele geçirildiği ve internet ortamında paylaşıldığına ilişkin haberler de çıkmaktadır. Bu haberler algılanan riski oldukça artırmaktadır. Devlet yetkililerinin, politika yapıcıların temel hedefinin söz konusu dijital dönüşüm sürecindeki olası sistemsel riskler konusunda vatandaşa gerekli güveni vermeleri oldukça önemlidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında