politikaları, bölgedeki ülkeler arasında var olan uyum Gıda Politikaları ve Gıda Rejimleri derecesine dayalı olarak bölgesel düzeyde de
Gıda politikası, devlet, özel kurum ve kuruluş yönetimleri geliştirilebilir. Gıda üretimi, gıda güvenliği, gıda tarafından üretici, üretim ve üretimde kullanılan ürünlerinin tedarik sisteminin düzenlenmesi, gıda kaynaklar, ürün piyasası, dağıtım aşamaları gibi ürünlerinin etiketlenmesi gibi faaliyetleri kapsayacak süreçlerden tüketiciye ulaşmasına kadar gıda konusunda programlar düzenleyebilir. Bu programlar, sosyal/kamusal istikrarlı bir sürekliliğin sağlanması için gıda üretimi ve amaçlara ulaşmak için her aşamada kontrol altında tüketimi üzerine oluşturulan kararların, prensiplerin ve tutulmaya çalışılır. Sosyal/kamusal amaçlar genellikle tüm yönlendirici stratejilerin belirlenmesidir. Kısaca, gıda yoksulları krizlerden korumak, pazar alanlarını politikası, ürünün üretilmesinden sofraya geldiği ana genişletmek, üretimin gelirini artırmak ve bu ana amaçlar kadarki karmaşık bir süreci tanımlar. Bununla birlikte gıda etrafında toplanan yan amaçlardan oluşur. Tarihsel politikası içerisinde gıda üretimi, tarımsal pazar ve anlamda gıda politikaları ilk önce Sağlık Bakanlıkları ve tarımsal altyapıyı da barındırmaktadır. Gıda politikası tek bazen de Tarım Bakanlıkları tarafından düzenlenir ve boyutlu olan bir kavram değildir. İçeriği ve kapsamı her uygulanırken zamanla daha da önem kazanmış ve ticaret, an geliştirilebilen, karmaşık ilişkilerle iç içe geçmiş olan sanayi, çevre bakanlıkları gibi bakanlıklar tarafından da bir alandır ve bu ilişkiler nedeniyle ekonomik, sosyal ve üzerine çalışmalar yapılmış, gıda piyasasına hâkim olan sağlık gibi alanları kapsayan çok boyutu vardır. Bu firmalarca da benimsenmiştir. bağlamda, gıda politikası içerisinde birçok sosyoekonomik, tüketim kültürü ve gıda tercihi etkenleri Gıda Rejimleri ve Gıda Politikalarının Dönüşümü
barındırmaktadır. Bu konuda T. Lang ‘gıda politikası Gıda rejimi, gıda politikasına sahip olan bir hegemonik nedir?’ sorusuna, ‘ekonomi için ekonomi politikası neyse, kurum veya devletin geniş ölçekte bu politikayı dış ilişkiler için oluşturulan politika ve toplumu uygulayabilmesidir. Hegemonik yapının amaçlarına şekillendirmek için oluşturulan sosyal politika gibi gıda hizmet eden gıda rejiminin yürürlükte kalması yapının politikası da besin için oluşturulan politikadır’ der ve siyasi, politik, ekonomik ve sosyal dalgalanmalarından diğer politika alanlarının profilinden yoksun olsa da etkilenir. Gıda rejimi, küresel ölçekte tarımsal iş gıdanın bir politika çerçevesine sahip olduğuna işaret eder. bölümünün zamansal ve mekânsal değişimine ışık tutan, Diğer politika süreçlerinde olduğu gibi gıda politikasının hegemonya çevrimleriyle ilişkili tarihsel bir kavramdır da bağlı olduğu kurumlarca oluşturulan hedefleri ve (Çaşkurlu, 2012: 62). Gıda rejiminin gerçekleşebilmesi öncelik verdiği ihtiyaçları vardır. Örneğin İngiltere, gıda için gerekli olan etkenlerden biri rejimin küreselliğidir. arzı için küresel pazara ihtiyaç duyarken Avustralya, gıda Gıda ürünlerinin ticareti tarihin her döneminde mevcuttur fazlası için küresel pazara ihtiyaç duymakta ve buna göre ve gerek yerel ve ulusal gerekse uluslararası ticarette politika çerçevesi oluşturmaktadır. (Caraher ve Coveney, önemli bir paya sahiptir. Gıda rejimi kavramını tarihsel 2003: 594) Gıda ürünleri ticaretinin küresel boyutta olarak açıklayarak kavramsal hâle getirenler Harriet önemli bir yer tutmasının da etkisiyle gıda politikası Friedmann ve Philip McMichael’dır. Friedmann, zamanla yerel düzeyden uluslararası boyuta ulaşmıştır. Bu McMichael ve diğer uzmanlar gıda rejimini; küresel küreselleşme etkisinde gıda politikaları devletlerin birden anlamda gıda sistemindeki dönüşümler ve bu sistemden çok bakanlığının bir arada çalışmasına da neden olmuş ve bağımsız olarak ekonomi alanındaki dönüşümlerin gıda politikasının siyasal alanda daha önemli bir konu yaşanması, gıda üretim, tüketim ve tercih dinamiklerinin olarak var olmasına yol açmıştır. değişmesi ile ilişkili olarak 3 dönemde incelerler: Birinci, ikinci ve üçüncü gıda rejimleri. Gıda politikası, gıda üzerine açık ve hesap verilebilirlik sağlaması nedeniyle bir yanıyla demokratik bir araçtır. Birinci Gıda Rejimi Aynı zamanda, gıda politikaları, bir meta olan besin İlk gıda rejimi, 1870-1914 yılları arasında İngiltere’nin ürününün üretimden başlayarak tüketime kadarki tüm egemen gücü altında gerçekleşti ve genel anlamda sürecini belirleyen ve inceleyen sosyal alana da sahiptir. Avrupa’nın ithalat ürünlerine odaklandı. Rejimin etkisi Bundan dolayı gıda politikası, halk sağlığı ve politikası 1914 sonrasında İngiliz hegemonyasının zayıflamasıyla üzerinde de önemli bir etkiye sahiptir. (Lang, Barling ve düşse de İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar devam Caraher, 2009: 22). Gıda politikası, diğer politika alanları etti. Avrupa sömürge sisteminin ticaret tekellerinden gibi belirli meslekteki kişilerin ilgilendiği bir alan değildir. niteliksel olarak farklıydı, bu nedenle de Birinci Gıda Farklı disiplinlerin yaklaşımıyla bir inceleme gerektiren Rejimi, bağımsız devletler tarafından yönetilen ulusal bu politika alanı ve birçok meslek grubunu ilgilendiren bir ekonomiler sisteminin yaratılmasında bir anahtar oldu alandır. Gıda politikaları; ziraat, antropoloji, biyoloji ve (Friedmann ve McMichael, 1989: 96). Emperyal Gıda biyokimya, ekonomi, çevre bilimi, epidemiyoloji, Rejimi adı da verilen Birinci Gıda Rejimi, ikinci sanayi coğrafya, tarih, ev ekonomisi, gazetecilik, beslenme, devriminin yaşandığı, ulusal ekonomilerin ortaya çıktığı siyaset bilimi, felsefe, psikoloji, halk sağlığı uzmanlığı, ve serbest ticaret rejimi üzerinden emperyalizmin sürdüğü sosyoloji disiplinlerini içermektedir. yıllara denk gelir (Erbaş, 2017: 18). İngiltere
Gıda politikası, devlet kurumları veya işletmeler hegemonyasında geçen bu dönemde İngiltere işçi sınıfının tarafından yerel ve küresel boyutta oluşturulabilir. Gıda ve kent nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamak amaçlandı.
İngiltere, Avrupa’dan sömürgeleri üzerindeki topraklara Soğuk Savaş’ın 1989 yılında Sovyetler Birliği’nin göçmenler göndererek sömürgelerindeki üretimde yıkılmasıyla geride bırakılması tek kutuplu bir dünyanın İngiltere’ye bağımlılığı artırdı ve bu bağımlılık etrafında oluşmasına neden olmuştur. Tek kutuplu dünyanın serbest ticaret ağı oluşturdu. Britanya’nın tahıl ve et yönlendirici gücü çok uluslu şirketlerin sermayedarlarıdır. ihtiyacı karşılanırken sömürgelerden, yürürlüğe konulan Küçük işletmelerin küresel piyasada ayakta kalması pek monokültür tarım modeli aracılığıyla şeker ve kahve gibi mümkün değildir. Büyük şirket birleşmeleri ise küresel tropik ürünler sağlandı (Friedmann ve McMichael, 1989: ticarete teşvik eden profesyonel kurumlardır. Tüketicinin 97). söz hakkının yönlendirici olduğu üçüncü gıda rejiminde tarım-gıda politikaları ve uygulamaları da küreselleşmenin İkinci Gıda Rejimi egemen söylemi doğrultusunda yapılandırılmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle Kolonyal Gıda Rejimi de etkisini yitirdi, küçük çiftçileri vuran 1929 Krizi Bu dönem bir taraftan da sermayenin yükselen ekolojik ile İngiltere’nin bu alandaki yönlendirici gücü son buldu. hareketlerin taleplerini dikkate alarak yatırıma Birinci Gıda Rejimi’nin lideri İngiltere, İkinci Dünya yönelişinden dolayı Friedmann tarafından Şirket-Ekolojik Savaşı sonrası liderliği ABD’ye kaptırdı ve bu yeni gıda Gıda Rejimi olarak adlandırılan değişimi de rejimi ABD hegemonyası altında şekillendi. 1945 ile 1973 kapsamaktadır. Dünyada çevreci ve yerel hareketlerin yılları arasını kapsayan bu ikinci dönem ABD’nin etkisi ile tüketici taleplerinin değişmesine koşut olarak, Marshall Yardımı’yla başlayıp Sovyetler Birliği’nin yüklü özellikle Birleşmiş Milletler üzerinden organik gıdaya buğday ithalatı ile son buldu. Küresel etkisi tüm alanlarda yöneliş ve değişen beslenme alışkanlıkları sonucunda yine hissedilen her iki dünya savaşından sonra da gıda ülkeler arasındaki iş bölümüne bağlı olarak 2000’li yıllar politikası yeniden şekillendi. Özellikle Avrupa ve Asya’da tarım-gıda politikalarında yeni bir kırılma dönemindedir. daha baskın olarak yaşanmış olan yıkım, savaştan galip Ancak bu kırılma mevcut yapılanma süreçleri nedeni ile ayrılan iki büyük süper gücün desteğini zorunlu kılıyordu. tarım-gıda sorunlarını çözmekten uzaktır (Erbaş, 2017: 19- İki farklı ekonomik-politik görüşe sahip olan süper güçler 20). Dönemin temel özelliği teknolojinin de kolaylaştırdığı ABD ve Sovyetler Birliği, özellikle Avrupa’nın yeniden küreselleşme süreci ve ulusal ekonomilerin hiçbir dönem inşasında büyük mücadele gösterseler de küresel gıda olmadığı kadar birbirine bağlanmış olmaları ve dünya politikasına kesin ağırlığını koyan ABD oldu ve ülkelerin ölçeğinde uygulamaya konulan benzer ekonomi ihtiyacı olan gıda takviyesinde daha etkin bir rol oynadı. politikalarıdır. Dünyada ticari bankacılık ve şirket Gıda rejimini elinde şekillendirecek olan ABD, savaş sahipliği, yaklaşık 750 küresel kuruluş tarafından kontrol öncesinde taban fiyat, devlet alımları ve ticaret edilmektedir. Uluslararası ticaret ve piyasalar teknolojik kontrollerine dayalı bir sisteme geçti, bu sistem giderek gelişmeler aracılığı ile bütünleşmiş hızlı bilgisayar artan arz fazlalarının ortaya çıkmasına yol açtı (Çaşkurlu, bağlantıları aracılığıyla birbirleriyle sıkı ilişki içine 2012: 64). girmiştir.
İinci Gıda Rejiminde, çiftlikler, önemli araç ve kimya Türkiye’de Gıda Politikası ve Gıda Rejimleri
endüstrilerinden satın alınan teknolojiler sayesinde Birinci Gıda Rejimi yıllarında mevcut olan Osmanlı üretkenliği ve ölçeği artırdı. Giderek daha fazla Devleti’nde neredeyse kesintisiz devam eden savaş ve uzmanlaştılar. En önemli değişim, çiftlik hayvanlarının isyanlar silsilesi nedeniyle tarımsal üretimde istikrar tahıl üretiminden ayrıştırılması ve bununla birlikte ‘İkinci sağlanamamıştır. Balkan Savaşları’nın yaşanması ve Gıda Devrimi’nin en önemli iki mahsulü olan hibrit mısır Birinci Dünya Savaşı’na dahil olmakla beraber üretici ve soyanın gelişmesiydi (Friedmann, 1993: 34). Soya ve kesimin nüfusunda büyük düşüş yaşanmış, buna bağlı mısır önce hayvancılıkta çok büyük bir kullanım alanı olarak da tarımsal üretim kesintiye uğramıştır. Bir tarım oluştururken yardımlar aracılığıyla dünyaya yayılarak ülkesi olan Osmanlı Devleti’nin tarımsal ihtiyacı etkin kullanımı genişletildi. karşılayamaması politik durumun ağırlığını ifade Üçüncü Gıda Rejimi etmektedir.
Üçüncü Gıda Rejimi, teknolojik ilerlemelerle birlikte gıda Büyük sömürü düzeni oluşturan Birinci Gıda Rejimi, üretim ve tüketiminin herhangi bir anındaki kontrol Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla etkisini yitirmiş ve edilebilirlik düzeyi artmıştır. Böylelikle, İkinci Gıda tüm dünya gibi Osmanlı Devleti de savaşın yıkıcı Rejiminin oluşturduğu markalaşmayı daha da ileri götüren etkisinden kaçamamıştır. Savaşın bitimini takip eden üçüncü gıda rejiminde yönlendirici unsur, kurumsallaşma yıllarda Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla onun ekonomik gerçekleştiren uluslararası şirketlerdir. Rejimin karar mirasını da devralan Türkiye Cumhuriyeti, İkinci Dünya vericileri ve uygulayıcıları dev uluslararası şirketlerdir. Savaşı sonrası oluşacak olan yeni gıda rejiminde yerini Üçüncü Gıda Rejiminin zımni kurallarının, 1995’te Dünya alarak küresel dünyanın düzenine entegre olacaktır.
Ticaret Örgütünün kurulması ve çok taraflı Tarım 1950’lerden itibaren pazar payı genişletilmeye çalışılan Anlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte, çok uluslu gıda ürünlerinden çiftçi köylüler, liberal ekonominin şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ekseninde zamanla oluşturduğu etkiyle giderek daha küçük paylar biçimlendiği düşünülmektedir (Çaşkurlu, 2012: 65). İkinci almaya başlamıştır. Planlı sistemle bu pay yükseltilmeye Dünya Savaşı sonrası mücadeleyi ABD’nin kazanması ve
çalışılsa da belirtilen bu kötü tablodan gıda sistemi de sağladığı duyusal keyif önemlidir. Gıda kalitesinin bir etkilenmiştir. faktörü de kişinin tercih ettiği gıdanın onu iyi hissettirmesi ve gıdanın kendisine duyusal keyif vermesidir. Gıda 1980 Sonrası Türkiye’de Gıda Politikaları kalitesinin kişiye göre değişkenlik gösteren keyfi tarafı 1980’lere gelindiğinde siyasi yapının istikrarsızlığı, budur ancak bir de objektif ölçütü vardır. Gıda kalitesi ve siyasal ve sosyal hayattaki kaotik mücadeleler ve güvenliği insan sağlığı açısından tüketicinin zarar ekonomik kötü gidişat Türkiye’de, belirli yönleriyle etkisi görmeyeceği şekilde güvenilir üretim yapmayı içerir. hâlâ devam eden bir askerî darbenin yaşanmasına neden olmuştur. Neoliberal anlayışın damga vurduğu döneme Gıda Güvenliğini Uygulama Programı Olarak HACCP
girildiğinde ABD’nin liderliğini yaptığı İkinci Gıda Gıda politikaları toplumsal, kültürel değişimleri ifade Rejimi son bulmuş olsa da yine bu rejimin etkisiyle eder. Bu değişimleri kontrol altında tutmak, denetime tabi uzmanlaşan şirketler, 80’lerin sonlarından itibaren şirket tutmak ve süreçleri izlemek için kurallar oluşturulur. Gıda birleşmeleriyle büyüyecek ve küresel anlamda belirgin güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla da kontrol unsurları güç olacaklardır. oluşturulur ve herkes için ortak hedefler belirlenir.
Birinci ve İkinci Gıda Rejimine tam olarak entegre Gıda düzenlerinin belirli bir sistematik çerçeve içerisinde olmayan Türkiye, 1980’lerde yavaş yavaş etkisini gösteren düzenlenmesi için Dünya Sağlık Örgütü, Gıda ve Tarım bu uluslararası şirketlerin dönüşüm geçirmesiyle Üçüncü Örgütü gibi uluslararası kurumlar belirli sistemler Gıda Rejimine girildiğinde küresel gıda rejimine tam geliştirmiş veya hazırlanan sistemleri kabul etmiştir. Gıda olarak entegre olacaktır. 1982 yılındaki 24 Ocak Kararları kalitesi, gıda erişilebilirliği, gıda güvenliği gibi konularda ile geçilen serbest piyasa ekonomisi uygulanan Türkiye’de hizmet veren bu sistemler uluslararası ölçekte kabul görür. özel teşebbüsün yaptığı yatırımlara teşvik verilerek Bu sistemlerden bir tanesi de en etkin, güvenilir ve yaygın ekonomiye yön vermeye çalışılmıştır. olan HACCP (‘Hazard Analysis and Critical Control Point’ tanımının baş harflerinden oluşur ve Türkçeye Türkiye 1980 sonrası dönemde hızla küresel tarım/gıda ‘Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları’ programı üretiminin uluslararası kompleksinin bir parçası hâline olarak çevrilmektedir) uygulamasıdır. gelmeye başlamıştır. Türkiye’deki mevcut küçük ölçekli ve dağınık gıda üretim yapısının üstüne çok uluslu HACCP, ilk kez 1959 yılında ABD’de Apollo uzay şirketlerin aniden oturması değişik bir sonuç doğurmuştur. uçuşları çalışmaları sürecinde NASA tarafından Türkiye’nin 1980 sonrasında hızla bozulan gelir geliştirilmiştir. NASA ve Amerikan Hava Kuvvetleri Uzay dağılımına paralel olarak, çok uluslu firmaların ve yerli Laboratuvarı, Pillsbury Gıda Firması Proje Grubuyla, uzay büyük sermayenin gıda sektöründeki üretim ve yatırım programındaki astronotların yer çekiminin olmadığı uzay stratejileri gıda piyasasını katmanlaştırmaktadır. kapsülü koşullarında sorunsuz beslenebilmeleri için mutlak güvenli gıda üretimini hedefleyen bir projede Gıda Güvenliği ve Sonuçları birlikte çalışmış, bugünkü HACCP sisteminin temel
Gıda politikası, 1980’lerden itibaren daha çok ‘Gıda ilkeleri de ilk olarak bu çalışma sonucu ortaya çıkmıştır. Güvenliği’ tabirine dönüşmüştür. Gıda güvenliği, günümüzde de daha sıkça kullanılır bir durumdadır. Gıda güvenliği amacıyla atılan somut adımlardan en Küreselleşmenin getirdiği etkilerle gıda güvenliği, sağlıklı belirgin, geçerli, sistematik ve yönlendirici olan HACCP, gıda ve bu gıdaya erişimde daha çok tercih firmaların ürün kalitesini artırmada da önemli rol oynar. edilen/kullanılan bir tabir hâline gelmiştir. Bu tabirle ilgili Üründe meydana gelebilecek bozulmaları ve hastalığa yol Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), “Gıda güvenliği, tüm açabilecek olumsuz durumları kontrol etmeyi ve tüketiciye insanlar her zaman aktif ve sağlıklı bir yaşam amacıyla ulaşmadan önceki süreçte bunları önlemeyi hedefleyen diyet ihtiyaçlarını ve gıda tercihlerini karşılamak için HACCP sistemi içerisinde 7 önemli aşama vardır. Bu yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik aşamalar; tehlike analizi, kritik kontrol noktalarını tespit, erişime sahip olduğunda mevcuttur” (FAO, 1996: 265) tehlike sınırları, gözlem, önleyici uygulamalar/düzeltici şeklinde görüş bildirmektedir. Gıda güvencesi, her insanın uygulamalar, kayıt, doğrulama sürecidir.
sağlıklı yaşayabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için Diğer bir önemli uluslararası standart, Uluslararası her zaman yeterli ve dengeli gıdaya erişme hakkı olarak Standardizasyon Örgütü (ISO) tarafından geliştirilen ve tanımlanabilir (Eştürk ve Ören, 2014:193). gıda güvenliğine özgü olan ancak ISO 9000 kalite yönetim
Gıda güvenliği, gıdanın üretimindeki sağlık konularından sistemleri standartları ailesine dayanan bir standart olan arz-talep miktarına, fiyatlandırmadan eşit dağıtıma kadar ISO 22000’dir.
birçok konuyu barındıran bir olgudur. Özellikle ISO 22000 standardı, Codex Alimentarius tarafından 1980’lerden sonra ‘gıda politikası’ yerine kullanılmaya belirtilen HACCP sistemini diğer üç unsurla birleştiren başlayan gıda güvenliği, gıdaya erişim ve sağlıklı gıda gıda güvenliğine özgü bir standarttır: Etkileşimli iletişim, konularında günümüzde sıklıkla kullanılmaktadır. ön koşul programları ve sistem yönetimi ISO 22000
Gıda kalitesi ve güvenliğin kendi içerisinde gıdanın tercih standardının önemli bileşenleridir (Weinroth, Belk ve edilebilirliğini barındırır. Tercih edilen gıdanın kişiye Belk, 2018: 12).
Gıda Politikaları, Halk Sağlığı ve Obezite İlişkisi kaldırmaya ve tarımın gıda üretimi ve dağıtımında Carolyn Mahoney (2015) “Sağlık, Gıda ve Sosyal sürdürülebilir hâle getirilmesi, herkes için iyi çalışma ve Eşitsizlik: Gıdanın Arzı ve Pazarlanması Üzerine Eleştirel sağlıklı yaşam koşullarının sağlanması, gıda üretimi ve Değerlendirmeler,” adlı eserinde, kişisel sorumluluk tüketimindeki eşitsizliğin azaltılması ve ekonomik söyleminin, sınıflarla ilgili beslenme kalıplarını ve büyümenin kapsayıcı hâle getirilmesi gibi diğer önemli bunların sağlık sonuçlarını açıklamaktan aciz olduğunu ve hedeflere ulaşılmasını taahhüt etmiştir.
bunun en azından kısmen gıda arzının çarpık doğasına ve Gıdaya erişilebilirlik temel olarak her insanın gıdaya fiziki tarım stratejilerine dikkat edilmemesinden ve ekonomik uygunluk düzeyinde sahip olabilmesidir. kaynaklandığını savunmaktadır. Aşırı kilo ve obezitenin -ve buna bağlı sağlık riskleri yayılmasının- altında yatan Gıdanın ülke içindeki arz miktarına ve bunun yeterliliğine neden olarak tüketimdeki bireysel sorumluluğa vurgu bağlı olan gıda bulunabilirliği, yerli üretim veya ithalatla yapmanın yetersiz olduğunu, bu sorunların bireysel tutum oluşturulan gıda arzının ülke nüfusuna yeterliliği ölçüsüne farklılıklarından daha çok, sağlık durumu ve sosyal sınıfla göre değişkenlik gösterir.
bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır. Gıda sistemlerinin yeniden düzenlenmesi veya daha da
Obezitenin günümüzde artışına ilişkin olarak mevcut kökten dönüştürülmesi için acil çağrılar vardır. açıklamalar kabaca üç önemli bakış açısıyla kategorize Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri de dahil olmak üzere edilebilir. Birinci bakış açısı obeziteyi, ABD ekonomisinin gıda etrafında oluşturulan uluslararası politika söylemi, yüksek kalorili, beslenme açısından zayıflatılmış ve genellikle teknokratik dil, güç ve siyaset ilişkileri de gıda sağlıksız gıdanın kullanılabilir, çok ucuz ve çok kârlı hâle konusundaki eşitsizliklerin önlenmesinde oldukça gelmiş olmasıyla açıklamaktadır. İkinci fikir, insanların yetersizdir. Gıda sisteminde yaşanan olumsuzlukların biyolojik olarak tat ve açlık duyumları ile yemeye yatkın dönüşümü uluslararası politikalarla da yakından ilgilidir.
olduğu ancak geçmişte gıda güvensizliği onları zayıf Eşitsizlikleri Dengelemek İçin Stratejiler tutmuştur ancak şimdi ucuz gıdanın erişilebilirliği arttıkça Gıda alanında değişim yaratmak ve müdahale etmenin obezitenin de arttığı üzerine kuruludur. Burada iddia tat, farklı yollarını bulmak için çoğul yaklaşımları birleştiren çeşitlilik, daha hareketsiz yaşam tarzlarının günümüzdeki bütüncül bir çerçeveye ihtiyaç olduğu açıktır. Gıdaya etkileri ve benzeri etkilerin doğal olarak insanlar için kilo yönelik müdahale yollarının çok çeşitli, kapsamlı ve çok yapıcı olmasıdır. Üçüncü açıklama, kültürel ve feminist katmanlı olduğunu göz önüne aldığımızda, gıdanın bir bakış açısıyla, daha büyük bir soruna işaret ederek paylaşımı ve dağıtımını da içerecek bir perspektifle gıda meseleye yaklaşır: Sınıf, ırk ve cinsiyet mücadeleleri hakkındaki kararlara ilgili aktörlerin demokratik katılımın belirli grupları marjinalleştirmek ve kontrol etmek için bir kapsamının genişletilmesi çok önemlidir. yol olarak şişmanlığı bir stigma biçimi olarak inşa etmektedir. Bu üçüncü açıklama farklı bir argüman olsa da Melissa Leach ve arkadaşları (2020), devlet ve devlet- altta yatan bir nedenden çok bir etkiyi dile getirmektedir. toplum ilişkilerinin farklı gıda rejimindeki rolünden yola Obeziteyi, ekonomi, aptallık, doğal eğilim ve dışlama çıkarak, tarım-gıda sistemlerinde kırsal geçim siyaseti gibi unsurlar üzerinden açıklayan bu üç yaklaşım kaynaklarına ve kapsayıcı yapısal dönüşüm siyasetinin sosyal bilimlerin yabancısı olmadığı açıklamalardır. etkilerinin yanı sıra, bilim ve teknolojinin (ve söylemlerinin) tarım ve gıda politikasındaki eğilimleri Avrupa Birliği (AB) halk sağlığı komiseri 2006 yılında şekillendirmedeki rolüne vurgu yapmaktadır. Leach ve şöyle demiştir: “İnsanların ne yediğini arkadaşlarına göre (2020), gıda aynı zamanda siyasi bir yasallaştıramazsınız. Kamu-özel ortaklıkları kurmalısınız. konudur; gıda sistemleri nasıl oluşturuldukları, nasıl Hepimiz... sorunun bir parçası ve çözümün bir parçasıyız.” değiştikleri (ya da değişmedikleri) ve farklı aktörler Eski First Lady Michelle Obama, obezite karşıtı girişimi arasında birçok türde güç ilişkilerindeki karmaşada ‘Let’s Move’u, ilk kez bir nesilde çocukluk obezitesine kazananı veya kaybedeni olan bir sonuca da yol son vermek için ulusal hedefler belirleyen bir ‘kamu-özel açmaktadır. ortaklığı’ olarak tanımlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2008-13 Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Eylem Planı, Charles Zalman Levkoe (2011) mevcut gıda sisteminin küresel düzeyde özel sektörün uluslararası ‘ortaklardan’ gıda politikalarının değiştirilmesinin dönüştürücü bir biri olarak yer almasını açıkça ön plana çıkarmaktadır. Bu yönelim gerektirdiği, bunun da sosyal adalet, ekolojik arada sektör liderleri, sadece yeni ve yenilikçi kamu-özel sürdürülebilirlik, toplum sağlığı ve demokratik yönetişim, sektör ortaklıkları yoluyla gerçekten bir fark katılım gibi birbiriyle bağlantılı perspektifleri içermesinin yaratılabileceğini öne sürmektedir. önemli olduğunun altını çizmektedir.
Gıda Politikaları, Toplumsal Tabakalaşma ve Ekonomik hassasiyetleri azaltmak ve “kimseyi geride Eşitsizlik bırakma”dan açlığı, gıda güvensizliğini ve her türlü kötü 2015 yılından bu yana, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir beslenmeyi sona erdirme amacına bağlı kalarak insan Kalkınma Hedefleri, politika söylemi ve eylemine hâkim odaklı ve toplumu merkeze alan, yoksulun yanında olan olmaya başlamıştır. Gündem 2030’un kabulüyle, kapsayıcı bir yapısal dönüşüm teşvik edilmelidir (FAO, uluslararası toplum açlık ve yoksulluğu ortadan 2019: 7).